حَدَّثَنَا هَدَّابُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، ح وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ مُعَاذٍ الْعَنْبَرِيُّ، ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، بْنُ إِبْرَاهِيمَ أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، كُلُّهُمْ عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو كَامِلٍ، فُضَيْلُ بْنُ حُسَيْنٍ - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا التَّيْمِيُّ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " قُمْتُ عَلَى بَابِ الْجَنَّةِ فَإِذَا عَامَّةُ مَنْ دَخَلَهَا الْمَسَاكِينُ وَإِذَا أَصْحَابُ الْجَدِّ مَحْبُوسُونَ إِلاَّ أَصْحَابَ النَّارِ فَقَدْ أُمِرَ بِهِمْ إِلَى النَّارِ وَقُمْتُ عَلَى بَابِ النَّارِ فَإِذَا عَامَّةُ مَنْ دَخَلَهَا النِّسَاءُ " .
Bize Heddâb b. Hâlid rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hammâd b. Seleme rivayet etti. H. Bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muâz b. Muâz el-Anberî rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Abdi'l-A'lâ dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Mu'temir rivayet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Cerîr haber verdi. Bunların hepsi Süleyman et-Teymî'den rivayet etmişlerdir. H. Bize Ebû Kâmil Fudayl b. Hüseyn de rivayet etti. Lafız onundur. (Dedi ki): Bize Yezîd b. Zürey rivayet etti. (Dedi ki): Bize Teymî, Ebû Osman'dan, o da Üsâme b. Zeyd'den naklen rivayet etti. (Demiş ki): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdular: «Cennetin kapısında durdum. Bir de gördüm ki ona girenlerin çoğu fakirlerdir. Mevki sahipleri mahpusturlar. Yalnız cehennemlikler müstesna! Onların cehenneme götürülmeleri emrolunmuştur. Bir de cehennemin kapısında durdum. Gördüm ki umumiyetle oraya girenler kadınlardır!»
Sahih Muslim 6937
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي رَجَاءٍ، الْعُطَارِدِيِّ قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ، يَقُولُ قَالَ مُحَمَّدٌ صلى الله عليه وسلم " اطَّلَعْتُ فِي الْجَنَّةِ فَرَأَيْتُ أَكْثَرَ أَهْلِهَا الْفُقَرَاءَ وَاطَّلَعْتُ فِي النَّارِ فَرَأَيْتُ أَكْثَرَ أَهْلِهَا النِّسَاءَ " .
Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dedi ki): Bize İsmail b. İbrahim, Eyyub'dan, o da Ebû Recâ' el-Utâridî'den naklen rivayet etti. (Demiş ki): İbni Abbâs'ı şunu söylerken işittim: Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Cennete muttali oldum ve ekseri ehlinin fakirler olduğunu gördüm; cehenneme muttali oldum ve ekseri ehlinin kadınlar olduğunu gördüm!» buyurdular.
Sahih Muslim 6938
وَحَدَّثَنَاهُ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا الثَّقَفِيُّ، أَخْبَرَنَا أَيُّوبُ، بِهَذَا الإِسْنَادِ .
Bize bu hadîsi İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Sekafî haber verdi. (Dedi ki): Bize Eyyûb bu isnadla haber verdi.
Sahih Muslim 6939
وَحَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَشْهَبِ، حَدَّثَنَا أَبُو رَجَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم اطَّلَعَ فِي النَّارِ . فَذَكَرَ بِمِثْلِ حَدِيثِ أَيُّوبَ .
Bize Şeyban b. Ferrûh da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû'l-Eşheb rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Recâ', İbni Abbas'dan naklen rivayet etti ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cehenneme muttali olmuş... Ve râvi, Eyyub'un hadîsi gibi anlatmıştır.
Sahih Muslim 6940
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي عَرُوبَةَ، سَمِعَ أَبَا رَجَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ مِثْلَهُ .
{M-94-3} Bize Ebû Kureyb rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Usâme, Saîd b. Ebî Arûbe'den rivayet etti. O da Ebû Reca'yı İbni Abbas'dan naklen rivayet ederken dinlemiş. (Demiş ki): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdular... Ve râvi yukarıki hadîsin mislini anlatmıştır.
Sahih Muslim 6941
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي التَّيَّاحِ، قَالَ كَانَ لِمُطَرِّفِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ امْرَأَتَانِ فَجَاءَ مِنْ عِنْدِ إِحْدَاهُمَا فَقَالَتِ الأُخْرَى جِئْتَ مِنْ عِنْدِ فُلاَنَةَ فَقَالَ جِئْتُ مِنْ عِنْدِ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ فَحَدَّثَنَا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ أَقَلَّ سَاكِنِي الْجَنَّةِ النِّسَاءُ " .
Bize Ubeydullah b. Muâz rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Ebû Teyyah'dan rivayet etti. (Demiş ki): Mutarrif b. Abdullah'ın iki karısı vardı. Onların birinin yanından geldi de, öteki: — Sen filân hanımın yanından mı geldin? diye sordu. O da: — Ben İmran b. Husayn'ın yanından geldim. Bize rivayet etti ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Muhakkak cennet sâkinlerinin en azı kadınlardır.» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 6942
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْوَلِيدِ بْنِ عَبْدِ الْحَمِيدِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي التَّيَّاحِ، قَالَ سَمِعْتُ مُطَرِّفًا، يُحَدِّثُ أَنَّهُ كَانَتْ لَهُ امْرَأَتَانِ بِمَعْنَى حَدِيثِ مُعَاذٍ .
{M-95} Bize Muhammed b. Velîd b. Abdi'l-Hamid de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Ebû Teyyah'dan rivayet etti. (Demiş ki): Mutarrıf'ı, kendisinin iki karısı olduğunu rivayet ederken dinledim. Râvî, Muaz'ın hadîsi mânâsında rivayette bulunmuştur.
Sahih Muslim 6943
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْكَرِيمِ أَبُو زُرْعَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنِي يَعْقُوبُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ كَانَ مِنْ دُعَاءِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ زَوَالِ نِعْمَتِكَ وَتَحَوُّلِ عَافِيَتِكَ وَفُجَاءَةِ نِقْمَتِكَ وَجَمِيعِ سَخَطِكَ " .
Bize Ebû Zür'a Ubeydullah b. Abdi'l-Kerim rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Bükeyr rivayet etti. (Dedi ki): Bana Ya'kub b. Abdirrahman, Musa b. Ukbe'den, o da Abdullah b. Dinar'dan, o da Abdullah b. Ömer'den naklen rivayet etti. (Demiş ki): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bir duası da şuydu: «Allahım! Ben nimetinin zevalinden, afiyetinin değişmesinden, intikamının ansızın gelmesinden ve bütün gazabından sana sığınırım.»
Sahih Muslim 6944
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، وَمُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ النَّهْدِيِّ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا تَرَكْتُ بَعْدِي فِتْنَةً هِيَ أَضَرُّ عَلَى الرِّجَالِ مِنَ النِّسَاءِ " .
Bize Saîd b. Mansûr rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süfyân ile Mu'temir b. Süleyman, Süleyman Et-Teymî'den, o da Ebû Osman En-Nehdî'den, o da Usâme b. Zeyd'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kendimden sonra erkeklere kadınlardan daha zararlı bir fitne bırakmadım.» buyurdular.
Sahih Muslim 6945
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ الْعَنْبَرِيُّ، وَسُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، جَمِيعًا عَنِ الْمُعْتَمِرِ، قَالَ ابْنُ مُعَاذٍ حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ قَالَ أَبِي حَدَّثَنَا أَبُو عُثْمَانَ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدِ بْنِ حَارِثَةَ، وَسَعِيدِ بْنِ زَيْدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ نُفَيْلٍ، أَنَّهُمَا حَدَّثَا عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " مَا تَرَكْتُ بَعْدِي فِي النَّاسِ فِتْنَةً أَضَرَّ عَلَى الرِّجَالِ مِنَ النِّسَاءِ " .
Bize Ubeydullah b. Muaz El-Anberî ile Süveyd b. Saîd ve Muhammed b. Abdi'l-A'la toptan Mu'temir'den rivayet ettiler. İbni Muâz (Dedi ki): Bize Mu'temir b. Süleyman rivayet etti. (Dedi ki): Babam şunu söyledi: Bize Ebû Osman, Usâme b. Zeyd b. Harise ile Saîd b. Zeyd b. Amr b. Nüfeyl'den rivayet etti. Onlar da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etmişler ki, şöyle buyurmuş: «Kendimden sonra insanlar içinde erkeklere kadınlardan daha zararlı bir fitne bırakmadım.»
Sahih Muslim 6946
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَابْنُ نُمَيْرٍ قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، ح وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا هُشَيْمٌ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، كُلُّهُمْ عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile İbni Numeyr de rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Ebû Hâlid El-Ahmer rivayet etti. H. Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hüşeym haber verdi. H. Bize İshâk b. İbrahim dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Cerir haber verdi. Bu râvilerin hepsi Süleyman Et-Teymî'den bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir.
Sahih Muslim 6947
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي مَسْلَمَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا نَضْرَةَ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ الدُّنْيَا حُلْوَةٌ خَضِرَةٌ وَإِنَّ اللَّهَ مُسْتَخْلِفُكُمْ فِيهَا فَيَنْظُرُ كَيْفَ تَعْمَلُونَ فَاتَّقُوا الدُّنْيَا وَاتَّقُوا النِّسَاءَ فَإِنَّ أَوَّلَ فِتْنَةِ بَنِي إِسْرَائِيلَ كَانَتْ فِي النِّسَاءِ " . وَفِي حَدِيثِ ابْنِ بَشَّارٍ " لِيَنْظُرَ كَيْفَ تَعْمَلُونَ " .
Bize Muhammed b. Müsennâ ile Muhammed b. Beşşâr rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Ebû Mesleme'den rivayet etti. (Demiş ki): Ebû Nadra'yı, Ebû Saîd-i Hudrî'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet ederken dinledim. Şöyle buyurmuşlar: «Şüphesiz dünya tatlı, yeşildir. Ve şüphesiz Allah sizi dünyaya halife kılmıştır. Ama ne yapacaksınız diye bakar. İmdi dünyadan korunun, kadınlardan da korunun! Çünkü Benî İsrail'in ilk fitnesi kadınlarda idi.» İbnû Beşşâr'ın hadîsinde: «Ne yapacağınıza bakmak için...» ibaresi vardır.
Sahih Muslim 6948
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ الْمُسَيَّبِيُّ، حَدَّثَنِي أَنَسٌ، - يَعْنِي ابْنَ عِيَاضٍ أَبَا ضَمْرَةَ - عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " بَيْنَمَا ثَلاَثَةُ نَفَرٍ يَتَمَشَّوْنَ أَخَذَهُمُ الْمَطَرُ فَأَوَوْا إِلَى غَارٍ فِي جَبَلٍ فَانْحَطَّتْ عَلَى فَمِ غَارِهِمْ صَخْرَةٌ مِنَ الْجَبَلِ فَانْطَبَقَتْ عَلَيْهِمْ فَقَالَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ انْظُرُوا أَعْمَالاً عَمِلْتُمُوهَا صَالِحَةً لِلَّهِ فَادْعُوا اللَّهَ تَعَالَى بِهَا لَعَلَّ اللَّهَ يَفْرُجُهَا عَنْكُمْ . فَقَالَ أَحَدُهُمُ اللَّهُمَّ إِنَّهُ كَانَ لِي وَالِدَانِ شَيْخَانِ كَبِيرَانِ وَامْرَأَتِي وَلِيَ صِبْيَةٌ صِغَارٌ أَرْعَى عَلَيْهِمْ فَإِذَا أَرَحْتُ عَلَيْهِمْ حَلَبْتُ فَبَدَأْتُ بِوَالِدَىَّ فَسَقَيْتُهُمَا قَبْلَ بَنِيَّ وَأَنَّهُ نَأَى بِي ذَاتَ يَوْمٍ الشَّجَرُ فَلَمْ آتِ حَتَّى أَمْسَيْتُ فَوَجَدْتُهُمَا قَدْ نَامَا فَحَلَبْتُ كَمَا كُنْتُ أَحْلُبُ فَجِئْتُ بِالْحِلاَبِ فَقُمْتُ عِنْدَ رُءُوسِهِمَا أَكْرَهُ أَنْ أُوقِظَهُمَا مِنْ نَوْمِهِمَا وَأَكْرَهُ أَنْ أَسْقِيَ الصِّبْيَةَ قَبْلَهُمَا وَالصِّبْيَةُ يَتَضَاغَوْنَ عِنْدَ قَدَمَىَّ فَلَمْ يَزَلْ ذَلِكَ دَأْبِي وَدَأْبَهُمْ حَتَّى طَلَعَ الْفَجْرُ فَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنِّي فَعَلْتُ ذَلِكَ ابْتِغَاءَ وَجْهِكَ فَافْرُجْ لَنَا مِنْهَا فُرْجَةً نَرَى مِنْهَا السَّمَاءَ . فَفَرَجَ اللَّهُ مِنْهَا فُرْجَةً فَرَأَوْا مِنْهَا السَّمَاءَ . وَقَالَ الآخَرُ اللَّهُمَّ إِنَّهُ كَانَتْ لِيَ ابْنَةُ عَمٍّ أَحْبَبْتُهَا كَأَشَدِّ مَا يُحِبُّ الرِّجَالُ النِّسَاءَ وَطَلَبْتُ إِلَيْهَا نَفْسَهَا فَأَبَتْ حَتَّى آتِيَهَا بِمِائَةِ دِينَارٍ فَتَعِبْتُ حَتَّى جَمَعْتُ مِائَةَ دِينَارٍ فَجِئْتُهَا بِهَا فَلَمَّا وَقَعْتُ بَيْنَ رِجْلَيْهَا قَالَتْ يَا عَبْدَ اللَّهِ اتَّقِ اللَّهَ وَلاَ تَفْتَحِ الْخَاتَمَ إِلاَّ بِحَقِّهِ . فَقُمْتُ عَنْهَا فَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنِّي فَعَلْتُ ذَلِكَ ابْتِغَاءَ وَجْهِكَ فَافْرُجْ لَنَا مِنْهَا فُرْجَةً . فَفَرَجَ لَهُمْ . وَقَالَ الآخَرُ اللَّهُمَّ إِنِّي كُنْتُ اسْتَأْجَرْتُ أَجِيرًا بِفَرَقِ أَرُزٍّ فَلَمَّا قَضَى عَمَلَهُ قَالَ أَعْطِنِي حَقِّي . فَعَرَضْتُ عَلَيْهِ فَرَقَهُ فَرَغِبَ عَنْهُ فَلَمْ أَزَلْ أَزْرَعُهُ حَتَّى جَمَعْتُ مِنْهُ بَقَرًا وَرِعَاءَهَا فَجَاءَنِي فَقَالَ اتَّقِ اللَّهَ وَلاَ تَظْلِمْنِي حَقِّي . قُلْتُ اذْهَبْ إِلَى تِلْكَ الْبَقَرِ وَرِعَائِهَا فَخُذْهَا . فَقَالَ اتَّقِ اللَّهَ وَلاَ تَسْتَهْزِئْ بِي . فَقُلْتُ إِنِّي لاَ أَسْتَهْزِئُ بِكَ خُذْ ذَلِكَ الْبَقَرَ وَرِعَاءَهَا . فَأَخَذَهُ فَذَهَبَ بِهِ فَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنِّي فَعَلْتُ ذَلِكَ ابْتِغَاءَ وَجْهِكَ فَافْرُجْ لَنَا مَا بَقِيَ . فَفَرَجَ اللَّهُ مَا بَقِيَ .
Bana Muhammed b. İshak El-Müseyyebî rivayet etti. (Dedi ki): Bana Enes (yâni Ebû Damra İbni İyâd) Musa b. Ukbe'den, o da Nâfi'den, o da Abdullah b. Ömer'den, o da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti ki, şöyle buyurmuşlar: «Bir zamanlar üç kişi yolda giderlerken kendilerini yağmur tutmuş ve dağda bir mağaraya sığınmışlar. Arkacığından mağaranın ağzına dağdan bir kaya düşmüş ve onları kapamış. Bunun üzerine yolcular birbirlerine: — Bakın, Allah için sâlih amel işledinizse, o ameller vasıtasıyla Allah'a duâ edin. Ola ki Allah bu kayayı sizden açar, demişler. İçlerinden biri: — Allahım! Benim iki ihtiyar, geçkin ana-babam, bir karım ve küçük çocuklarım vardı. Onlara iyi bakardım. Hayvanlarımı yanlarına getirdiğim vakit süt sağar, evvelâ annemle babamdan başlayarak çocuklarımdan önce onlara içirirdim. Şu var ki: Bir gün ağaçlık beni uzaklara götürdü de akşamlayıncaya kadar gelemedim. Ve onları uyumuş buldum. Hemen evvelce yaptığım gibi süt sağdım. Ve kabı getirerek başları ucuna dikildim. Onları uykularından uyandırmaya kıyamıyor; çocuklara da onlardan evvel süt vermekten çekiniyordum. Çocuklar ayaklarımın dibinde çağrışıyorlardı. Benim ve çocukların hâli bu minval üzere fecir doğuncaya kadar devam etti. Eğer benim bunu senin rızanı dileyerek yaptığımı biliyorsan, bu kayadan bize bir miktarını arala da ondan gökyüzünü görelim, demiş. Bunun üzerine Allah kayanın bir miktarını aralamış ve ondan gökyüzünü görmüşler. Diğeri: — Allahım! Benim bir amcam kızı vardı. Onu erkeklerin kadınları sevmesinin en son derecesiyle sevmiştim. Ondan kendisiyle evlenmek talep ettim. Ama o, kendisine yüz altın getirmedikçe bunu kabul etmedi. (Çalışıp) yoruldum. Nihayet yüz altını topladım ve ona götürdüm. Ayaklarının önüne oturduğumda: — Ey Allah'ın kulu! Allah'dan kork ve bu mührü nahak yere açma! dedi. Ben de yanından kalktım. Eğer bunu senin rızânı dileyerek yaptığımı biliyorsan, bu kayanın bir kısmını bize aç, demiş. Allah Teâlâ da onlara bir miktar daha açmış. Öteki: — Allahım! Ben bir ölçek pirince bir çırak tutmuştum. İşini bitirdiği vakit: — Bana hakkımı ver! dedi. Ben de kendisine ölçeğini arz ettim. Fakat o kabul etmedi. Onu ekmeye devam ettim. Nihayet o pirinçten çobanlarıyla birlikte bir sürü sığır elde ettim. Derken bana geldi ve: — Allah'dan kork da benim hakkıma zulmetme! dedi. Ben: — Çobanlarıyla beraber şu sığırlara git de onları al! dedim. Bu sefer: — Allah'dan kork! Benimle alay etme! dedi. — Ben seninle alay etmiyorum. Bu sığırları çobanlarıyla birlikte al! dedim. O da aldı, götürdü. Eğer bunu senin rızanı talep için yaptığımı biliyorsan, bize kayanın kalan kısmını da aç! demiş. Bunun üzerine Allah kalan kısmı da açmış.»
Sahih Muslim 6949
وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالاَ أَخْبَرَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ أَخْبَرَنِي مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، ح وَحَدَّثَنِي سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، ح وَحَدَّثَنِي أَبُو كُرَيْبٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ طَرِيفٍ الْبَجَلِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ فُضَيْلٍ، حَدَّثَنَا أَبِي وَرَقَبَةُ بْنُ مَسْقَلَةَ، ح وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَحَسَنٌ الْحُلْوَانِيُّ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، - يَعْنُونَ ابْنَ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ - حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحِ بْنِ كَيْسَانَ، كُلُّهُمْ عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمَعْنَى حَدِيثِ أَبِي ضَمْرَةَ عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ وَزَادُوا فِي حَدِيثِهِمْ " وَخَرَجُوا يَمْشُونَ " . وَفِي حَدِيثِ صَالِحٍ " يَتَمَاشَوْنَ " . إِلاَّ عُبَيْدَ اللَّهِ فَإِنَّ فِي حَدِيثِهِ " وَخَرَجُوا " . وَلَمْ يَذْكُرْ بَعْدَهَا شَيْئًا .
Bize İshâk b. Mansûr ile Abd b. Humeyd de rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Ebû Âsım, İbni Cüreyc'den naklen haber verdi. (Demiş ki): Bana Musa b. Ukbe haber verdi. H. Bana Süveyd b. Saîd de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ali b. Mûshir, Ubeydullah'dan rivayet etti. H. Bana Ebû Kureyb ile Muhammed b. Tarif El-Becelî dahi rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize İbni Fudayl rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam ile Rakabe b. Maskale rivayet ettiler. H. Bana Züheyr b. Harb ile Hasan El-Hulvânî ve Abd b. Humeyd de rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Ya'kub (yani İbni İbrahim b. Sa'd) rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam, Salih b. Keysan'dan rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Nâfi'den, o da İbni Ömer'den, o da Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen Ebû Damre'nin Musa b. Ukbe'den rivayet ettiği hadis mânâsında rivayette bulunmuşlardır. Onlar hadislerinde: «Yürümeye çıkmışlardı...» cümlesini de ziyade etmişlerdir. Salih'in hadisinde: «Gezinti yapıyorlardı...» cümlesi vardır. Yalnız Ubeydullah müstesna! Çünkü onun hadisinde: «Çıkmışlardı...» cümlesi vardır. Ondan sonra bir şey anmamıştır.
Sahih Muslim 6950
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ سَهْلٍ التَّمِيمِيُّ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ بَهْرَامَ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ قَالَ ابْنُ سَهْلٍ حَدَّثَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، أَخْبَرَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي سَالِمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " انْطَلَقَ ثَلاَثَةُ رَهْطٍ مِمَّنْ كَانَ قَبْلَكُمْ حَتَّى آوَاهُمُ الْمَبِيتُ إِلَى غَارٍ " . وَاقْتَصَّ الْحَدِيثَ بِمَعْنَى حَدِيثِ نَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ قَالَ رَجُلٌ مِنْهُمُ " اللَّهُمَّ كَانَ لِي أَبَوَانِ شَيْخَانِ كَبِيرَانِ فَكُنْتُ لاَ أَغْبُقُ قَبْلَهُمَا أَهْلاً وَلاَ مَالاً " . وَقَالَ " فَامْتَنَعَتْ مِنِّي حَتَّى أَلَمَّتْ بِهَا سَنَةٌ مِنَ السِّنِينَ فَجَاءَتْنِي فَأَعْطَيْتُهَا عِشْرِينَ وَمِائَةَ دِينَارٍ " . وَقَالَ " فَثَمَّرْتُ أَجْرَهُ حَتَّى كَثُرَتْ مِنْهُ الأَمْوَالُ فَارْتَعَجَتْ " . وَقَالَ " فَخَرَجُوا مِنَ الْغَارِ يَمْشُونَ " .
Bana Muhammed b. Sehl Et-Temîmî ile Abdullah b. Abdirrahman b. Behram ve Ebû Bekr b. İshâk rivayet ettiler. (İbni Sehl: Haddesena, dedi. Ötekiler: Ahberana tâbirini kullandılar. Dediler ki): Bize Ebû'l-Yeman haber verdi. (Dedi ki): Bize Şuayb, Zührî'den naklen haber verdi. (Demiş ki): Bana Salim b. Abdillah haber verdi ki, Abdullah b. Ömer şöyle demiş: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken dinledim: «Sizden öncekilerden üç kişi yola koyuldular. Nihayet onları geceleme ihtiyacı bir mağaraya sığındırdı...» Ve râvi hadisi Nâfi'in, İbni Ömer'den rivayet ettiği hadis mânâsında anlatmıştır. Şu kadar var ki o: «Onlardan bir adam: Allahım! Benim ihtiyar, yaşlı anne-babam vardı. Ben onlardan önce ne aileye içecek bir şey verirdim ne de mala...» demiştir. Bir de şöyle demiştir: «Kız bana gelmekten imtina etti. Hattâ kıtlığa duçar oldu. Bunun üzerine bana geldi. Ben de ona yüz yirmi altın verdim.» Şunu da söylemiştir: «Ben onun ücretini ürettim. Hattâ ondan dalga dalga birçok mallar meydana geldi.» Şunu da söylemiştir: «Müteakiben mağaradan yürüyerek çıktılar.»
Sahih Muslim 6951