حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، وَوَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ الْهَمْدَانِيُّ - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا أَبِي وَأَبُو مُعَاوِيَةَ وَوَكِيعٌ قَالُوا حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ زَيْدِ بْنِ وَهْبٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ الصَّادِقُ الْمَصْدُوقُ " إِنَّ أَحَدَكُمْ يُجْمَعُ خَلْقُهُ فِي بَطْنِ أُمِّهِ أَرْبَعِينَ يَوْمًا ثُمَّ يَكُونُ فِي ذَلِكَ عَلَقَةً مِثْلَ ذَلِكَ ثُمَّ يَكُونُ فِي ذَلِكَ مُضْغَةً مِثْلَ ذَلِكَ ثُمَّ يُرْسَلُ الْمَلَكُ فَيَنْفُخُ فِيهِ الرُّوحَ وَيُؤْمَرُ بِأَرْبَعِ كَلِمَاتٍ بِكَتْبِ رِزْقِهِ وَأَجَلِهِ وَعَمَلِهِ وَشَقِيٌّ أَوْ سَعِيدٌ فَوَالَّذِي لاَ إِلَهَ غَيْرُهُ إِنَّ أَحَدَكُمْ لَيَعْمَلُ بِعَمَلِ أَهْلِ الْجَنَّةِ حَتَّى مَا يَكُونَ بَيْنَهُ وَبَيْنَهَا إِلاَّ ذِرَاعٌ فَيَسْبِقُ عَلَيْهِ الْكِتَابُ فَيَعْمَلُ بِعَمَلِ أَهْلِ النَّارِ فَيَدْخُلُهَا وَإِنَّ أَحَدَكُمْ لَيَعْمَلُ بِعَمَلِ أَهْلِ النَّارِ حَتَّى مَا يَكُونَ بَيْنَهُ وَبَيْنَهَا إِلاَّ ذِرَاعٌ فَيَسْبِقُ عَلَيْهِ الْكِتَابُ فَيَعْمَلُ بِعَمَلِ أَهْلِ الْجَنَّةِ فَيَدْخُلُهَا " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Muâviye ile Vekî' rivayet ettiler. H. Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr El-Hemdânî de rivayet etti. Lafız onundur. (Dedi ki): Bize babam ile Ebû Muâviye ve Vekî' rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize A'meş, Zeyd b. Vehb'den, o da Abdullah'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Bize Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ki sâdık ve masduktur: «Şüphesiz sizden birinizin teşekkülâtı annesinin karnında kırk günde toplanır. Sonra orada o kadar bir müddet de bir pıhtı olur. Sonra o kadar müddet de orada bir parça et hâline gelir. Sonra melek gönderilir ve kendisine ruh üfürülür. Meleğe dört kelime emrolunur: Rızkını, ecelini, amelini ve şakî yahut saîd olacağını yazması. Kendinden başka ilâh olmayan Allah'a yemin ederim ki, sizden biriniz cennetliklerin yaptığını yapar, hatta cennetle kendisi arasında bir arşından başka mesafe kalmaz; fakat kitap onu geçmiş bulunur da cehennemliklerin yaptığını yapar ve cehenneme girer. Ve yine muhakkak ki sizden biriniz cehennemliklerin yaptığını yapar, hatta cehennemle kendisi arasında bir arşından başka mesafe kalmaz; fakat kitap onu geçmiş olur da cennetliklerin yaptığını yapar ve cennete girer.» buyurdular.
Sahih Muslim 6723
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، كِلاَهُمَا عَنْ جَرِيرِ بْنِ عَبْدِ الْحَمِيدِ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، ح وَحَدَّثَنِي أَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَاهُ عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ بْنُ الْحَجَّاجِ، كُلُّهُمْ عَنِ الأَعْمَشِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ . قَالَ فِي حَدِيثِ وَكِيعٍ " إِنَّ خَلْقَ أَحَدِكُمْ يُجْمَعُ فِي بَطْنِ أُمِّهِ أَرْبَعِينَ لَيْلَةً " . وَقَالَ فِي حَدِيثِ مُعَاذٍ عَنْ شُعْبَةَ " أَرْبَعِينَ لَيْلَةً أَرْبَعِينَ يَوْمًا " . وَأَمَّا فِي حَدِيثِ جَرِيرٍ وَعِيسَى " أَرْبَعِينَ يَوْمًا " .
Bize Osman b. Ebî Şeybe ile İshâk b. İbrahim, ikisi birden Cerîr b. Abdülhamid'den rivayet ettiler. H. Bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Îsâ b. Yûnus haber verdi. H. Bana Ebû Saîd El-Eşec dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Vekî' rivayet etti. H. Bize bu hadîsi Ubeydullah b. Muâz da rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be b. Haccâc rivayet etti. Bu râvilerin hepsi A'meş'ten bu isnadla rivayette bulunmuşlardır. Vekî'in hadîsinde: «Şüphesiz sizden birinizin teşekkülâtı annesinin karnında kırk gecede toplanır.» Muâz'ın Şu'be'den rivayet ettiği hadîsinde: «Kırk gece, kırk gün.» Cerîr ve Îsâ'nın hadîslerinde ise: «Kırk gün.» denilmiştir.
Sahih Muslim 6724
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ نُمَيْرٍ - قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ أَبِي الطُّفَيْلِ، عَنْ حُذَيْفَةَ بْنِ أَسِيدٍ، يَبْلُغُ بِهِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " يَدْخُلُ الْمَلَكُ عَلَى النُّطْفَةِ بَعْدَ مَا تَسْتَقِرُّ فِي الرَّحِمِ بِأَرْبَعِينَ أَوْ خَمْسَةٍ وَأَرْبَعِينَ لَيْلَةً فَيَقُولُ يَا رَبِّ أَشَقِيٌّ أَوْ سَعِيدٌ فَيُكْتَبَانِ فَيَقُولُ أَىْ رَبِّ أَذَكَرٌ أَوْ أُنْثَى فَيُكْتَبَانِ وَيُكْتَبُ عَمَلُهُ وَأَثَرُهُ وَأَجَلُهُ وَرِزْقُهُ ثُمَّ تُطْوَى الصُّحُفُ فَلاَ يُزَادُ فِيهَا وَلاَ يُنْقَصُ " .
Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Lâfız İbnü Numeyr'indir. (Dediler ki): Bize Süfyân b. Uyeyne, Amr b. Dinar'dan, o da Ebû't-Tufeyl'den, o da Huzeyfe b. Esîd'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e iblâğ etmiş olmak üzere rivayet etti. (Şöyle buyurmuşlar): «Melek, nutfe rahimde kırk yahut kırk beş gece kaldıktan sonra onun üzerine girer ve: — Yâ Rab! Bu şakî mi olacak, saîd mi? diye sorar. Bunlar yazılırlar. Müteakiben: — Ey Rabbim! Erkek mi olacak, yoksa dişi mi? diye sorar. Bunlar da yazılırlar. Ameli, eseri, eceli ve rızkı hep yazılır. Sonra sahifeler dürülür. Bir daha bu hususlarda ziyâde ve noksan yapılmaz.»
Sahih Muslim 6725
حَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ سَرْحٍ أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو، بْنُ الْحَارِثِ عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ الْمَكِّيِّ، أَنَّ عَامِرَ بْنَ وَاثِلَةَ، حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ مَسْعُودٍ، يَقُولُ الشَّقِيُّ مَنْ شَقِيَ فِي بَطْنِ أُمِّهِ وَالسَّعِيدُ مَنْ وُعِظَ بِغَيْرِهِ . فَأَتَى رَجُلاً مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُقَالُ لَهُ حُذَيْفَةُ بْنُ أَسِيدٍ الْغِفَارِيُّ فَحَدَّثَهُ بِذَلِكَ مِنْ قَوْلِ ابْنِ مَسْعُودٍ فَقَالَ وَكَيْفَ يَشْقَى رَجُلٌ بِغَيْرِ عَمَلٍ فَقَالَ لَهُ الرَّجُلُ أَتَعْجَبُ مِنْ ذَلِكَ فَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِذَا مَرَّ بِالنُّطْفَةِ ثِنْتَانِ وَأَرْبَعُونَ لَيْلَةً بَعَثَ اللَّهُ إِلَيْهَا مَلَكًا فَصَوَّرَهَا وَخَلَقَ سَمْعَهَا وَبَصَرَهَا وَجِلْدَهَا وَلَحْمَهَا وَعِظَامَهَا ثُمَّ . قَالَ يَا رَبِّ أَذَكَرٌ أَمْ أُنْثَى فَيَقْضِي رَبُّكَ مَا شَاءَ وَيَكْتُبُ الْمَلَكُ ثُمَّ يَقُولُ يَا رَبِّ أَجَلُهُ . فَيَقُولُ رَبُّكَ مَا شَاءَ وَيَكْتُبُ الْمَلَكُ ثُمَّ يَقُولُ يَا رَبِّ رِزْقُهُ . فَيَقْضِي رَبُّكَ مَا شَاءَ وَيَكْتُبُ الْمَلَكُ ثُمَّ يَخْرُجُ الْمَلَكُ بِالصَّحِيفَةِ فِي يَدِهِ فَلاَ يَزِيدُ عَلَى مَا أُمِرَ وَلاَ يَنْقُصُ " .
Bana Ebû't-Tahir Ahmed b. Amr b. Serh rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dedi ki): Bana Amr b. Haris, Ebû'z-Zübeyr El-Mekkî'den naklen haber verdi. Ona da Âmir b. Vasile rivayet etmiş ki, kendisi Abdullah b. Mes'ud'u şöyle derken işitmiş: Şakî, annesinin karnında şakî olandır. Saîd ise başkasından ibret alandır. Müteakiben Âmir, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabından Huzeyfe b. Esîd El-Gıfârî denilen bir zata gelerek bunu İbni Mes'ud'un sözü olmak üzere ona rivayet etmiş. Huzeyfe: — Bir adam amelsiz nasıl şakî olabilir? demiş. Bu zat ona: — Sen buna şaşıyor musun? Gerçekten ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Nutfenin üzerinden kırk iki gece geçti mi, Allah ona bir melek gönderir. Melek ona sûret verir; kulağını, gözünü, cildini, etini ve kemiklerini yaratır. Sonra: — Yâ Rabbi! Erkek mi olacak, dişi mi? diye sorar. Rabbin dilediğini hüküm buyurur; melek de yazar. Sonra: — Yâ Rabbi! Eceli ne olacak? der. Rabbin dilediğini söyler. Melek yine yazar. Sonra: — Yâ Rabbi! Rızkı ne olacak? der. Rabbin dilediğini hükmeder. Melek yine yazar. Sonra melek, sahîfe elinde olduğu hâlde çıkar; emrolunduğunun üzerine ziyâde ve eksik yapmaz.» buyururken işittim, demiş.
Sahih Muslim 6726
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عُثْمَانَ النَّوْفَلِيُّ، أَخْبَرَنَا أَبُو عَاصِمٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، أَنَّ أَبَا الطُّفَيْلِ، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ مَسْعُودٍ، يَقُولُ . وَسَاقَ الْحَدِيثَ بِمِثْلِ حَدِيثِ عَمْرِو بْنِ الْحَارِثِ .
Bize Ahmed b. Osman En-Nevfelî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Âsım haber verdi. (Dedi ki): Bize İbnü Cüreyc rivayet etti. (Dedi ki): Bana Ebû'z-Zübeyr haber verdi. Ona da Ebû't-Tufeyl haber vermiş ki, kendisi Abdullah b. Mes'ud'u şöyle derken işitmiş... Ve râvi hadîsi Amr b. Hâris'in hadîsi gibi hikâye etmiştir.
Sahih Muslim 6727
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ أَحْمَدَ بْنِ أَبِي خَلَفٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ أَبُو خَيْثَمَةَ حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَطَاءٍ، أَنَّ عِكْرِمَةَ بْنَ خَالِدٍ، حَدَّثَهُ أَنَّ أَبَا الطُّفَيْلِ حَدَّثَهُ قَالَ دَخَلْتُ عَلَى أَبِي سَرِيحَةَ حُذَيْفَةَ بْنِ أَسِيدٍ الْغِفَارِيِّ فَقَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِأُذُنَىَّ هَاتَيْنِ يَقُولُ " إِنَّ النُّطْفَةَ تَقَعُ فِي الرَّحِمِ أَرْبَعِينَ لَيْلَةً ثُمَّ يَتَصَوَّرُ عَلَيْهَا الْمَلَكُ " . قَالَ زُهَيْرٌ حَسِبْتُهُ قَالَ الَّذِي يَخْلُقُهَا " فَيَقُولُ يَا رَبِّ أَذَكَرٌ أَوْ أُنْثَى فَيَجْعَلُهُ اللَّهُ ذَكَرًا أَوْ أُنْثَى ثُمَّ يَقُولُ يَا رَبِّ أَسَوِيٌّ أَوْ غَيْرُ سَوِيٍّ فَيَجْعَلُهُ اللَّهُ سَوِيًّا أَوْ غَيْرَ سَوِيٍّ ثُمَّ يَقُولُ يَا رَبِّ مَا رِزْقُهُ مَا أَجَلُهُ مَا خُلُقُهُ ثُمَّ يَجْعَلُهُ اللَّهُ شَقِيًّا أَوْ سَعِيدًا " .
Bana Muhammed b. Ahmed b. Ebî Halef rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yahya b. Ebî Bükeyr rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Hayseme Züheyr rivayet etti. (Dedi ki): Bana Abdullah b. Atâ' rivayet etti. Ona da İkrime b. Hâlid, ona da Ebû't-Tufeyl rivayet etmiş. (Demiş ki): Ebû Serîha Huzeyfe b. Esîd El-Gıfârî'nin yanına girdim de şunu söyledi: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şu iki kulağımla: «Gerçekten nutfe rahmin içine kırk gecede düşer. Sonra onun üzerine melek iner. —Züheyr: Zannederim onu yaratan melek dedi, demiş.— Ve: —Yâ Rabbim! Erkek mi olacak, yoksa dişi mi? diye sorar. Allah onu erkek yahut dişi olarak yaratır. Sonra: —Yâ Rabbim! Tam mı olacak, yoksa sakat mı? diye sorar. Allah onu ya tam yaratır yahut sakat. Sonra: —Yâ Rabbim! Bunun rızkı, eceli, ahlâkı ne olacak? diye sorar. Sonra Allah onu ya şakî yahut saîd yaratır.» buyururken işittim.
Sahih Muslim 6728
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ بْنُ عَبْدِ الصَّمَدِ، حَدَّثَنِي أَبِي، حَدَّثَنَا رَبِيعَةُ بْنُ كُلْثُومٍ، حَدَّثَنِي أَبِي كُلْثُومٌ، عَنْ أَبِي الطُّفَيْلِ، عَنْ حُذَيْفَةَ بْنِ أَسِيدٍ الْغِفَارِيِّ، صَاحِبِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَفَعَ الْحَدِيثَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَنَّ مَلَكًا مُوَكَّلاً بِالرَّحِمِ إِذَا أَرَادَ اللَّهُ أَنْ يَخْلُقَ شَيْئًا بِإِذْنِ اللَّهِ لِبِضْعٍ وَأَرْبَعِينَ لَيْلَةً " . ثُمَّ ذَكَرَ نَحْوَ حَدِيثِهِمْ .
Bize Abdü'l-Vâris b. Abdi's-Samed rivayet etti. (Dedi ki): Bana babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Rabîa b. Külsûm rivayet etti. (Dedi ki): Bana babam Külsûm, Ebû't-Tufeyl'den, o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sahâbîsi Huzeyfe b. Esîd El-Gıfârî'den, o da hadîsi Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ref etmiş olmak üzere naklen rivayet etti ki: «Allah, biiznillah bir şey halketmek dilediği vakit, rahime müvekkel bir meleği kırk küsur gecenin tamamında gönderir...» buyurmuşlar. Sonra râvi, yukarkilerin hadîsi gibi anlatmıştır.
Sahih Muslim 6729
حَدَّثَنِي أَبُو كَامِلٍ، فُضَيْلُ بْنُ حُسَيْنٍ الْجَحْدَرِيُّ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي بَكْرٍ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، وَرَفَعَ الْحَدِيثَ، أَنَّهُ قَالَ " إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ قَدْ وَكَّلَ بِالرَّحِمِ مَلَكًا فَيَقُولُ أَىْ رَبِّ نُطْفَةٌ أَىْ رَبِّ عَلَقَةٌ أَىْ رَبِّ مُضْغَةٌ . فَإِذَا أَرَادَ اللَّهُ أَنْ يَقْضِيَ خَلْقًا - قَالَ - قَالَ الْمَلَكُ أَىْ رَبِّ ذَكَرٌ أَوْ أُنْثَى شَقِيٌّ أَوْ سَعِيدٌ فَمَا الرِّزْقُ فَمَا الأَجَلُ فَيُكْتَبُ كَذَلِكَ فِي بَطْنِ أُمِّهِ " .
Bana Ebû Kâmil Fudayl b. Hüseyn El-Cahderî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hammâd b. Zeyd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ubeydullah b. Ebî Bekr, Enes b. Mâlik'ten naklen rivayet etti ve hadîsi ref etti. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlar: «Gerçekten Allah (Azze ve Celle) rahime bir melek vekîl kılmıştır. Bu melek: —Ey Rabbim! Nutfe. Ey Rabbim! Pıhtı. Ey Rabbim! Et parçası, der. Allah bir şeyi yaratmak murad ettiği vakit melek: —Ey Rabbim! Erkek mi, yoksa dişi mi? Şakî mi, yoksa saîd mi? Rızık ne olacak? Ecel ne olacak? diye sorar. Ve böylece annesinin karnında iken yazılır.»
Sahih Muslim 6730
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، - وَاللَّفْظُ لِزُهَيْرٍ - قَالَ إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَيْدَةَ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ كُنَّا فِي جَنَازَةٍ فِي بَقِيعِ الْغَرْقَدِ فَأَتَانَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَعَدَ وَقَعَدْنَا حَوْلَهُ وَمَعَهُ مِخْصَرَةٌ فَنَكَّسَ فَجَعَلَ يَنْكُتُ بِمِخْصَرَتِهِ ثُمَّ قَالَ " مَا مِنْكُمْ مِنْ أَحَدٍ مَا مِنْ نَفْسٍ مَنْفُوسَةٍ إِلاَّ وَقَدْ كَتَبَ اللَّهُ مَكَانَهَا مِنَ الْجَنَّةِ وَالنَّارِ وَإِلاَّ وَقَدْ كُتِبَتْ شَقِيَّةً أَوْ سَعِيدَةً " . قَالَ فَقَالَ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَفَلاَ نَمْكُثُ عَلَى كِتَابِنَا وَنَدَعُ الْعَمَلَ فَقَالَ " مَنْ كَانَ مِنْ أَهْلِ السَّعَادَةِ فَسَيَصِيرُ إِلَى عَمَلِ أَهْلِ السَّعَادَةِ وَمَنْ كَانَ مِنْ أَهْلِ الشَّقَاوَةِ فَسَيَصِيرُ إِلَى عَمَلِ أَهْلِ الشَّقَاوَةِ " . فَقَالَ " اعْمَلُوا فَكُلٌّ مُيَسَّرٌ أَمَّا أَهْلُ السَّعَادَةِ فَيُيَسَّرُونَ لِعَمَلِ أَهْلِ السَّعَادَةِ وَأَمَّا أَهْلُ الشَّقَاوَةِ فَيُيَسَّرُونَ لِعَمَلِ أَهْلِ الشَّقَاوَةِ " . ثُمَّ قَرَأَ { فَأَمَّا مَنْ أَعْطَى وَاتَّقَى * وَصَدَّقَ بِالْحُسْنَى * فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْيُسْرَى * وَأَمَّا مَنْ بَخِلَ وَاسْتَغْنَى * وَكَذَّبَ بِالْحُسْنَى * فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْعُسْرَى}
Bize Osman b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb ve İshâk b. İbrahim rivayet ettiler. Lâfız Züheyr'indir. İshâk: Ahberanâ; ötekiler: Haddesenâ tâbirini kullandılar. (Dediler ki): Bize Cerîr, Mansûr'dan, o da Sa'd b. Ubeyde'den, o da Ebû Abdirrahman'dan, o da Ali'den naklen rivayet etti. Ali şöyle demiş: Bakîu'l-Garkad'da bir cenazede idik. Derken yanımıza Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geldi ve oturdu. Biz de etrafına oturduk. Beraberinde bir âsâ vardı. Başını eğdi ve âsâsıyla yeri çizmeye başladı. Sonra şöyle buyurdu: «Sizden hiçbir kimse ve dünyaya gelen hiçbir nefis yoktur ki, Allah onun cennetten veya cehennemden yerini takdir etmemiş olsun ve şakî yahut saîd yazılmış olmasın!» Bunun üzerine bir adam: «Yâ Resûlallah! Biz kitabımız üzere durarak ameli bırakmayalım mı?» dedi. Bunun üzerine: «Her kim saadet ehlinden ise, saadet ehlinin ameline varacak ve her kim şekavet ehlinden ise, şekavet ehlinin ameline varacaktır.» buyurdu. Şunu da ilâve etti: «Amel edin! Herkese imkân verilmiştir. Saadet ehline, saadet ehlinin ameli müyesser olacaktır. Şekavet ehline ise, şekavet ehlinin ameli müyesser olacaktır.» Sonra şu âyeti okudu: «Bundan böyle her kim malını hayır için verir ve korunursa ve en güzel olanı doğrularsa, biz onu en kolay yola muvaffak kılacağız. Kim de cimrilik eder ve kendini hiçbir şeye ihtiyacı kalmamış görür ve en güzeli de yalanlarsa, onu da en zor yola hazırlarız.»
Sahih Muslim 6731
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَهَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ مَنْصُورٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ فِي مَعْنَاهُ وَقَالَ فَأَخَذَ عُودًا . وَلَمْ يَقُلْ مِخْصَرَةً . وَقَالَ ابْنُ أَبِي شَيْبَةَ فِي حَدِيثِهِ عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ ثُمَّ قَرَأَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Hennâd b. Seriy rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Ebu'l-Ahvas, Mansûr'dan bu isnadla bu hadîsin mânâsında rivayette bulundu ve: «Bir sopa aldı...» dedi. Âsâ demedi. İbnü Ebî Şeybe, Ebu'l-Ahvas'tan rivayet ettiği kendi hadîsinde: «Sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) okudu.» dedi.
Sahih Muslim 6732
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَأَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ قَالُوا حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَيْدَةَ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ السُّلَمِيِّ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ يَوْمٍ جَالِسًا وَفِي يَدِهِ عُودٌ يَنْكُتُ بِهِ فَرَفَعَ رَأْسَهُ فَقَالَ " مَا مِنْكُمْ مِنْ نَفْسٍ إِلاَّ وَقَدْ عُلِمَ مَنْزِلُهَا مِنَ الْجَنَّةِ وَالنَّارِ " . قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ فَلِمَ نَعْمَلُ أَفَلاَ نَتَّكِلُ قَالَ " لاَ . اعْمَلُوا فَكُلٌّ مُيَسَّرٌ لِمَا خُلِقَ لَهُ " . ثُمَّ قَرَأَ { فَأَمَّا مَنْ أَعْطَى وَاتَّقَى * وَصَدَّقَ بِالْحُسْنَى} إِلَى قَوْلِهِ { فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْعُسْرَى}
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb ve Ebû Saîd el-Eşec rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Vekî' rivayet etti. H. Bize İbni Numeyr de rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize A'meş rivayet etti. H. Bize Ebû Kureyb dahi rivayet etti. Lâfız onundur. (Dedi ki): Bize Ebû Muâviye rivayet etti. (Dedi ki): Bize A'meş, Sa'd b. Ubeyde'den, o da Ebû Abdirrahman es-Sülemî'den, o da Ali'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Bir gün Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) oturuyordu. Elinde bir sopa olup onunla yeri çiziyordu. Derken başını kaldırarak şöyle buyurdu: «Sizden hiçbir kimse yoktur ki, cennetten veya cehennemden yeri mâlûm olmasın!» Ashab: «Yâ Resûlallah! O hâlde niçin çalışıyoruz? Tevekkül etmeyelim mi?» dediler. «Hayır! Çalışın, zira herkese ne maksatla yaratıldıysa onun için imkân verilmiştir.» buyurdu. Sonra «Her kim atiyye verir, korunur ve hüsnâyı tasdik ederse...» âyetlerini, «Biz ona güçlüğü müyesser kılarız...» kavline kadar okudu.
Sahih Muslim 6733
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَنْصُورٍ، وَالأَعْمَشِ، أَنَّهُمَا سَمِعَا سَعْدَ بْنَ عُبَيْدَةَ، يُحَدِّثُهُ عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ السُّلَمِيِّ، عَنْ عَلِيٍّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِنَحْوِهِ .
Bize Muhammed b. Müsennâ ile İbn Beşşâr rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Mansûr ile A'meş'ten rivayet etti. Onlar da Sa'd b. Ubeyde'yi Ebû Abdirrahman es-Sülemî'den, o da Ali'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadisin benzerini rivayet ederken işitmişler.
Sahih Muslim 6734
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الزُّبَيْرِ، ح وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا أَبُو خَيْثَمَةَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ جَاءَ سُرَاقَةُ بْنُ مَالِكِ بْنِ جُعْشُمٍ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ بَيِّنْ لَنَا دِينَنَا كَأَنَّا خُلِقْنَا الآنَ فِيمَا الْعَمَلُ الْيَوْمَ أَفِيمَا جَفَّتْ بِهِ الأَقْلاَمُ وَجَرَتْ بِهِ الْمَقَادِيرُ أَمْ فِيمَا نَسْتَقْبِلُ قَالَ " لاَ . بَلْ فِيمَا جَفَّتْ بِهِ الأَقْلاَمُ وَجَرَتْ بِهِ الْمَقَادِيرُ " . قَالَ فَفِيمَ الْعَمَلُ قَالَ زُهَيْرٌ ثُمَّ تَكَلَّمَ أَبُو الزُّبَيْرِ بِشَىْءٍ لَمْ أَفْهَمْهُ فَسَأَلْتُ مَا قَالَ فَقَالَ " اعْمَلُوا فَكُلٌّ مُيَسَّرٌ " .
Bize Ahmed b. Yûnus rivayet etti. (Dedi ki): Bize Züheyr rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû'z-Zübeyr rivayet etti. H. Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Hayseme, Ebû'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den naklen haber verdi. Câbir şöyle demiş: Sürâka b. Mâlik b. Cu'şum geldi ve: — Yâ Resûlallah! Bize sanki şimdi yaratılmışız gibi dinimizi beyan et! Bugün amel ne hususta olacak? Hakkında kalemlerin kuruduğu ve kaderlerin cereyan ettiği hususta mı, yoksa istikbalde karşılaşacağımız şeylerde mi? dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Hayır! Bilakis hakkında kalemlerin kuruduğu ve kaderlerin cereyan ettiği hususta!» buyurdu. Sürâka: — O hâlde amel ne için? dedi. Züheyr şöyle demiş: Sonra Ebû'z-Zübeyr bir şey söyledi, fakat ben onu anlayamadım. Ne söylediğini sordum. O da: «Amel edin! Çünkü herkese kolaylaştırılmıştır.» dedi.
Sahih Muslim 6735
حَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِهَذَا الْمَعْنَى وَفِيهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " كُلُّ عَامِلٍ مُيَسَّرٌ لِعَمَلِهِ " .
Bana Ebû't-Tâhir rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbn Vehb haber verdi. (Dedi ki): Bana Amr b. Hâris, Ebû'z-Zübeyr'den, o da Câbir b. Abdullah'tan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bu manada haber verdi. Bu rivayette Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her amel eden, kendi ameline kolaylaştırılmıştır.» buyurdu.
Sahih Muslim 6736
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ يَزِيدَ الضُّبَعِيِّ، حَدَّثَنَا مُطَرِّفٌ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، قَالَ قِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَعُلِمَ أَهْلُ الْجَنَّةِ مِنْ أَهْلِ النَّارِ قَالَ فَقَالَ " نَعَمْ " . قَالَ قِيلَ فَفِيمَ يَعْمَلُ الْعَامِلُونَ قَالَ " كُلٌّ مُيَسَّرٌ لِمَا خُلِقَ لَهُ " .
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hammad b. Zeyd, Yezid ed-Dubai'den naklen haber verdi. (Demiş ki): Bize Mutarrif, İmran b. Husayn'dan rivayet etti. (Şöyle demiş): --Ya Resulullah! Cennetliklerin cehennemliklerden ayrıldığı malum oldu mu? denildi. "Evet!" buyurdu. --O hâlde amel edenler ne hususta amel edecekler? denildi. "Herkese yaratıldığı şey için imkân verilmiştir." buyurdular.
Sahih Muslim 6737
حَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ وَابْنُ نُمَيْرٍ عَنِ ابْنِ عُلَيَّةَ، ح وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا جَعْفَرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، كُلُّهُمْ عَنْ يَزِيدَ الرِّشْكِ، فِي هَذَا الإِسْنَادِ . بِمَعْنَى حَدِيثِ حَمَّادٍ وَفِي حَدِيثِ عَبْدِ الْوَارِثِ قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ .
Bize Şeyban b. Ferruh rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdu'l-Varis rivayet etti. H. Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe ile Züheyr b. Harb, İshak b. İbrahim ve İbni Numeyr, İbni Aliyye'den rivayet ettiler. H. Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ca'fer b. Süleyman haber verdi. H. Bize İbni Müsenna dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be rivayet etti. Bu ravilerin hepsi Yezid er-Rişk'den bu isnadda Hammad'ın hadisi manasında rivayette bulunmuşlardır. Abdu'l-Varis'in hadisinde: "(Dedi ki): Ya Resulullah! dedim." ibaresi vardır.
Sahih Muslim 6738
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا عَزْرَةُ بْنُ ثَابِتٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ عُقَيْلٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ يَعْمُرَ، عَنْ أَبِي الأَسْوَدِ الدِّئَلِيِّ، قَالَ قَالَ لِي عِمْرَانُ بْنُ الْحُصَيْنِ أَرَأَيْتَ مَا يَعْمَلُ النَّاسُ الْيَوْمَ وَيَكْدَحُونَ فِيهِ أَشَىْءٌ قُضِيَ عَلَيْهِمْ وَمَضَى عَلَيْهِمْ مِنْ قَدَرِ مَا سَبَقَ أَوْ فِيمَا يُسْتَقْبَلُونَ بِهِ مِمَّا أَتَاهُمْ بِهِ نَبِيُّهُمْ وَثَبَتَتِ الْحُجَّةُ عَلَيْهِمْ فَقُلْتُ بَلْ شَىْءٌ قُضِيَ عَلَيْهِمْ وَمَضَى عَلَيْهِمْ قَالَ فَقَالَ أَفَلاَ يَكُونُ ظُلْمًا قَالَ فَفَزِعْتُ مِنْ ذَلِكَ فَزَعًا شَدِيدًا وَقُلْتُ كُلُّ شَىْءٍ خَلْقُ اللَّهِ وَمِلْكُ يَدِهِ فَلاَ يُسْأَلُ عَمَّا يَفْعَلُ وَهُمْ يُسْأَلُونَ . فَقَالَ لِي يَرْحَمُكَ اللَّهُ إِنِّي لَمْ أُرِدْ بِمَا سَأَلْتُكَ إِلاَّ لأَحْزُرَ عَقْلَكَ إِنَّ رَجُلَيْنِ مِنْ مُزَيْنَةَ أَتَيَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالاَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَرَأَيْتَ مَا يَعْمَلُ النَّاسُ الْيَوْمَ وَيَكْدَحُونَ فِيهِ أَشَىْءٌ قُضِيَ عَلَيْهِمْ وَمَضَى فِيهِمْ مِنْ قَدَرٍ قَدْ سَبَقَ أَوْ فِيمَا يُسْتَقْبَلُونَ بِهِ مِمَّا أَتَاهُمْ بِهِ نَبِيُّهُمْ وَثَبَتَتِ الْحُجَّةُ عَلَيْهِمْ فَقَالَ " لاَ بَلْ شَىْءٌ قُضِيَ عَلَيْهِمْ وَمَضَى فِيهِمْ وَتَصْدِيقُ ذَلِكَ فِي كِتَابِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ { وَنَفْسٍ وَمَا سَوَّاهَا * فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَاهَا} " .
Bize İshak b. İbrahim el-Hanzali rivayet etti. (Dedi ki): Bize Osman b. Ömer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Azra b. Sabit, Yahya b. Ukayl'dan, o da Yahya b. Ya'mur'dan, o da Ebu'l-Esved ed-Dieli'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): İmran b. Husayn bana şunu söyledi: --Ne dersin, insanların bugün yapmakta olduğu ve hakkında çaba gösterdikleri şey, onlara takdir edilmiş ve geçmişte haklarında kaza buyurulmuş bir kader midir? Yoksa geleceklerine ait, nebilerinin kendilerine getirdiği ve haklarında hüccet sabit olan bir şey midir? Ben: --Bilakis onlar hakkında kaza buyurulmuş ve geçmiş bir şeydir, dedim. İmran: --O hâlde zulüm olmaz mı? dedi. Ben bundan fena hâlde korktum ve: --Her şey Allah'ın mahluku ve mülküdür. O, yaptığından sorulmaz! Ama mahluklar sorulurlar, dedim. İmran bana: --Allah sana rahmet eylesin! Ben sana sorduğumla ancak senin aklını denemek istedim. Müzeyne'den iki adam Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldiler de: --Ya Resulullah! Ne buyurursun? Bugün insanlar ne amel edecek, neye çaba gösterecekler? Haklarında hükmolunmuş ve bitmiş, geçmiş bir kader hakkında mı, yoksa istikballerine ait, nebilerinin kendilerine getirdiği ve haklarında hüccet sabit olan bir hususta mı? dediler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): "Hayır! Bilakis haklarında hüküm verilmiş ve geçmiş bir şey hususunda amel edecekler. Allah (Azze ve Celle)'nin kitabında bunun tasdiki: 'Nefse ve o nefsi kusursuz yaratıp kendisine sapıklığını, takvasını ilham eden Allah'a yemin olsun!' [Şems 7 ve 8] ayetidir." buyurdu, dedi.
Sahih Muslim 6739
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، - يَعْنِي ابْنَ مُحَمَّدٍ - عَنِ الْعَلاَءِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ الرَّجُلَ لَيَعْمَلُ الزَّمَنَ الطَّوِيلَ بِعَمَلِ أَهْلِ الْجَنَّةِ ثُمَّ يُخْتَمُ لَهُ عَمَلُهُ بِعَمَلِ أَهْلِ النَّارِ وَإِنَّ الرَّجُلَ لَيَعْمَلُ الزَّمَنَ الطَّوِيلَ بِعَمَلِ أَهْلِ النَّارِ ثُمَّ يُخْتَمُ لَهُ عَمَلُهُ بِعَمَلِ أَهْلِ الْجَنَّةِ " .
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdü'l-Aziz (yani İbni Muhammed), Alâ'dan, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlar: «Gerçekten bir kimse uzun zaman cennetliklerin amelini işler, sonra ameli cehennemliklerin ameliyle hitama erdirilir. Bir kimse de uzun zaman cehennemliklerin amelini işler. Sonra ameli cennetliklerin ameliyle hitama erdirilir.»
Sahih Muslim 6740
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، - يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْقَارِيَّ - عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ الرَّجُلَ لَيَعْمَلُ عَمَلَ أَهْلِ الْجَنَّةِ فِيمَا يَبْدُو لِلنَّاسِ وَهُوَ مِنْ أَهْلِ النَّارِ . وَإِنَّ الرَّجُلَ لَيَعْمَلُ عَمَلَ أَهْلِ النَّارِ فِيمَا يَبْدُو لِلنَّاسِ وَهُوَ مِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ " .
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ya'kûb (yani İbni Abdirrahman el-Kârî), Ebû Hâzim'den, o da Sehl b. Sa'd es-Sâidî'den naklen rivayet etti ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Gerçekten bir kimse, kendisi cehennemliklerden olduğu hâlde, insanlara zahir olan hususta cennetliklerin amelini işler. Ve gerçekten bir kimse, kendisi cennetliklerden olduğu hâlde, insanlara zahir olan hususta cehennemliklerin amelini işler.» buyurdular.
Sahih Muslim 6741
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، وَإِبْرَاهِيمُ بْنُ دِينَارِ، وَابْنُ أَبِي عُمَرَ الْمَكِّيُّ، وَأَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، الضَّبِّيُّ جَمِيعًا عَنِ ابْنِ عُيَيْنَةَ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ حَاتِمٍ وَابْنِ دِينَارٍ - قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ عَنْ عَمْرٍو، عَنْ طَاوُسٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " احْتَجَّ آدَمُ وَمُوسَى فَقَالَ مُوسَى يَا آدَمُ أَنْتَ أَبُونَا خَيَّبْتَنَا وَأَخْرَجْتَنَا مِنَ الْجَنَّةِ فَقَالَ لَهُ آدَمُ أَنْتَ مُوسَى اصْطَفَاكَ اللَّهُ بِكَلاَمِهِ وَخَطَّ لَكَ بِيَدِهِ أَتَلُومُنِي عَلَى أَمْرٍ قَدَّرَهُ اللَّهُ عَلَىَّ قَبْلَ أَنْ يَخْلُقَنِي بِأَرْبَعِينَ سَنَةً " . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " فَحَجَّ آدَمُ مُوسَى فَحَجَّ آدَمُ مُوسَى " . وَفِي حَدِيثِ ابْنِ أَبِي عُمَرَ وَابْنِ عَبْدَةَ قَالَ أَحَدُهُمَا خَطَّ . وَقَالَ الآخَرُ كَتَبَ لَكَ التَّوْرَاةَ بِيَدِهِ .
Bana Muhammed b. Hâtim, İbrahim b. Dinar, İbni Ebî Ömer el-Mekkî ve Ahmed b. Abde ed-Dabbî, hepsi İbni Uyeyne'den rivayet ettiler. Lafız İbni Hâtim ile İbni Dinar'ındır. (Dediler ki): Bize Süfyân b. Uyeyne, Amr'dan, o da Tâvus'tan naklen rivayet etti. (Demiş ki): Ben Ebû Hureyre'yi şunu söylerken işittim: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Âdem'le Musa münakaşa ettiler. Musa: — Ya Âdem, sen bizim babamızsın! Bizi mahrumiyete düşürdün ve bizi cennetten çıkardın! dedi. Âdem de ona: — Sen Musa'sın! Allah seni kelâmıyla seçkin kıldı ve senin için yed-i kudretiyle yazdı. Beni yaratmazdan kırk yıl önce Allah'ın bana takdir ettiği bir şeyden dolayı muaheze mi ediyorsun? dedi.» Müteakiben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Böylece Âdem, Musa'ya galebe çaldı! Böylece Âdem, Musa'ya galebe çaldı!» buyurdular. İbni Ebî Ömer ile İbni Abde hadislerinde: «Biri ‘yazdı’, diğeri ‘Senin için Tevrat'ı kendi yed-i kudretiyle yazdı’ demişlerdir.»
Sahih Muslim 6742
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، فِيمَا قُرِئَ عَلَيْهِ عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " تَحَاجَّ آدَمُ وَمُوسَى فَحَجَّ آدَمُ مُوسَى فَقَالَ لَهُ مُوسَى أَنْتَ آدَمُ الَّذِي أَغْوَيْتَ النَّاسَ وَأَخْرَجْتَهُمْ مِنَ الْجَنَّةِ فَقَالَ آدَمُ أَنْتَ الَّذِي أَعْطَاهُ اللَّهُ عِلْمَ كُلِّ شَىْءٍ وَاصْطَفَاهُ عَلَى النَّاسِ بِرِسَالَتِهِ قَالَ نَعَمْ . قَالَ فَتَلُومُنِي عَلَى أَمْرٍ قُدِّرَ عَلَىَّ قَبْلَ أَنْ أُخْلَقَ " .
Bize Kuteybe b. Saîd, Mâlik b. Enes'den —ona okunanlar meyanında—, o da Ebû'z-Zinad'dan, o da A'rac'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlar: «Âdem ile Musa münakaşa ettiler de Âdem, Musa'ya galebe çaldı. Musa ona: — Sen insanları azdıran ve onları cennetten çıkaran Âdem'sin! dedi. Âdem de: — Sen Allah'ın her şeyin ilmini verdiği ve risâletiyle insanlar üzerine seçkin kıldığı kimsesin! dedi. Musa: — Evet! cevabını verdi. Âdem: — O hâlde ben yaratılmazdan önce bana takdir buyurulan bir şey üzerine beni muaheze mi ediyorsun? dedi.»
Sahih Muslim 6743
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مُوسَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُوسَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ عِيَاضٍ، حَدَّثَنِي الْحَارِثُ بْنُ أَبِي ذُبَابٍ، عَنْ يَزِيدَ، - وَهُوَ ابْنُ هُرْمُزَ - وَعَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجِ قَالاَ سَمِعْنَا أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " احْتَجَّ آدَمُ وَمُوسَى عَلَيْهِمَا السَّلاَمُ عِنْدَ رَبِّهِمَا فَحَجَّ آدَمُ مُوسَى قَالَ مُوسَى أَنْتَ آدَمُ الَّذِي خَلَقَكَ اللَّهُ بِيَدِهِ وَنَفَخَ فِيكَ مِنْ رُوحِهِ وَأَسْجَدَ لَكَ مَلاَئِكَتَهُ وَأَسْكَنَكَ فِي جَنَّتِهِ ثُمَّ أَهْبَطْتَ النَّاسَ بِخَطِيئَتِكَ إِلَى الأَرْضِ فَقَالَ آدَمُ أَنْتَ مُوسَى الَّذِي اصْطَفَاكَ اللَّهُ بِرِسَالَتِهِ وَبِكَلاَمِهِ وَأَعْطَاكَ الأَلْوَاحَ فِيهَا تِبْيَانُ كُلِّ شَىْءٍ وَقَرَّبَكَ نَجِيًّا فَبِكَمْ وَجَدْتَ اللَّهَ كَتَبَ التَّوْرَاةَ قَبْلَ أَنْ أُخْلَقَ قَالَ مُوسَى بِأَرْبَعِينَ عَامًا . قَالَ آدَمُ فَهَلْ وَجَدْتَ فِيهَا { وَعَصَى آدَمُ رَبَّهُ فَغَوَى} قَالَ نَعَمْ . قَالَ أَفَتَلُومُنِي عَلَى أَنْ عَمِلْتُ عَمَلاً كَتَبَهُ اللَّهُ عَلَىَّ أَنْ أَعْمَلَهُ قَبْلَ أَنْ يَخْلُقَنِي بِأَرْبَعِينَ سَنَةً قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " فَحَجَّ آدَمُ مُوسَى " .
Bize İshâk b. Musa b. Abdillah b. Musa b. Abdillah b. Yezid El-Ensârî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Enes b. Iyâz rivayet etti. (Dedi ki): Bana Haris b. Ebî Zübab, Yezîd (bu zât İbni Hürmüz'dür) ile Abdurrahman El-A'rac'dan rivayet etti. (Demişler ki): Biz Ebû Hureyre'nin şunu söylediğini dinledik. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki: «Âdem ile Musa (Aleyhisselâm) Rableri nezdinde münakaşa ettiler de Âdem, Musa'ya galebe çaldı. Musa: — Sen o Âdem'sin ki, Allah seni kendi yed-i kudretiyle yaratmış, sana kendi ruhundan üfürmüş, sana melekleri secde ettirmiş ve seni cennetine iskân buyurmuştur. Sonra işlediğin günah sebebiyle insanları yeryüzüne indirdin, dedi. Âdem de: — Sen o Musa'sın ki Allah seni risâleti ve kelâmıyla seçkin kılmış, sana içinde her şeyin beyânı bulunan levhaları vermiş ve seni sırdaş olarak kendine yaklaştırmıştır. Acaba Tevrat'ı Allah'ın ben yaratılmazdan kaç sene önce yazdığını buldun? dedi. Musa: — Kırk yıl önce! cevabını verdi. Âdem: — Onda: Âdem Rabbine isyan etti de azdı, âyetini buldun mu? dedi. Musa: — Evet! cevabını verdi. Âdem: — O hâlde işlememi, beni yaratmazdan kırk yıl önce Allah'ın bana takdir ettiği bir ameli işledim diye beni muaheze mi ediyorsun? dedi.» Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Böylece Âdem, Musa'ya galebe çaldı.» buyurdular.
Sahih Muslim 6744
حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَابْنُ حَاتِمٍ قَالاَ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " احْتَجَّ آدَمُ وَمُوسَى فَقَالَ لَهُ مُوسَى أَنْتَ آدَمُ الَّذِي أَخْرَجَتْكَ خَطِيئَتُكَ مِنَ الْجَنَّةِ فَقَالَ لَهُ آدَمُ أَنْتَ مُوسَى الَّذِي اصْطَفَاكَ اللَّهُ بِرِسَالَتِهِ وَبِكَلاَمِهِ ثُمَّ تَلُومُنِي عَلَى أَمْرٍ قَدْ قُدِّرَ عَلَىَّ قَبْلَ أَنْ أُخْلَقَ فَحَجَّ آدَمُ مُوسَى " .
Bana Züheyr b. Harb ile İbni Hatim rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Ya'kub b. İbrahim rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam İbni Şihab'dan, o da Humeyd b. Abdirrahman'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Âdem ile Musa münakaşa ettiler. Musa ona: — Sen o Âdem'sin ki günahın seni cennetten çıkarmıştır, dedi. Âdem de ona: — Sen o Musa'sın ki Allah seni risâleti ve kelâmıyla seçkin kılmıştır. Sonra bir de beni yaratılmamdan önce takdir buyurulan bir şey üzerine muaheze ediyorsun! dedi. Böylece Âdem, Musa'ya galebe çaldı.» buyurdular.
Sahih Muslim 6745
حَدَّثَنِي عَمْرٌو النَّاقِدُ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ بْنُ النَّجَّارِ الْيَمَامِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ح
{M-15-2} Bana Amru'n-Nâkid rivayet etti. (Dedi ki): Bize Eyyûb b. Neccâr el-Yemâmî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yahya b. Ebî Kesîr, Ebû Seleme'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. H.
Sahih Muslim 6746
وَحَدَّثَنَا ابْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمَعْنَى حَدِيثِهِمْ .
Bize İbni Râfi' de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdürrezzak rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ma'mer, Hemmâm b. Münebbih'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen onların hadisi mânâsında rivayette bulundu.
Sahih Muslim 6747
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مِنْهَالٍ الضَّرِيرُ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ حَسَّانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَحْوَ حَدِيثِهِمْ .
{M-15-3} Bize Muhammed b. Minhâl ed-Darîr de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yezîd b. Zürey' rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hişâm b. Hassân, Muhammed b. Sîrîn'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen onların hadisi gibi rivayette bulundu.
Sahih Muslim 6748
حَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ سَرْحٍ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ أَخْبَرَنِي أَبُو هَانِئٍ الْخَوْلاَنِيُّ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْحُبُلِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " كَتَبَ اللَّهُ مَقَادِيرَ الْخَلاَئِقِ قَبْلَ أَنْ يَخْلُقَ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضَ بِخَمْسِينَ أَلْفَ سَنَةٍ - قَالَ - وَعَرْشُهُ عَلَى الْمَاءِ " .
Bana Ebû't-Tâhir Ahmed b. Amr b. Abdillah b. Amr b. Serh rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dedi ki): Bana Ebû Hâni' El-Havlânî, Ebû Abdirrahman El-Hubulî'den, o da Abdullah b. Amr b. Âs'dan naklen haber verdi. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Allah mahlukatın miktarlarını göklerle yeri yaratmazdan elli bin sene önce yazdı. Arşı da su üzerinde idi.» buyururken işittim.
Sahih Muslim 6749
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا الْمُقْرِئُ، حَدَّثَنَا حَيْوَةُ، ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ سَهْلٍ التَّمِيمِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي مَرْيَمَ، أَخْبَرَنَا نَافِعٌ، - يَعْنِي ابْنَ يَزِيدَ - كِلاَهُمَا عَنْ أَبِي هَانِئٍ، . بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ غَيْرَ أَنَّهُمَا لَمْ يَذْكُرَا وَعَرْشُهُ عَلَى الْمَاءِ .
Bize İbni Ebî Ömer rivayet etti. (Dedi ki): Bize El-Mukri' rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hayve rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Sehl Et-Temîmî de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Nâfi' (yani İbni Yezîd) haber verdi. Her iki râvi Ebû Hâni'den naklen bu isnadla bu hadîsin mislini haber vermişlerdir. Yalnız onlar: «Arşı da su üzerindeydi.» cümlesini anmamışlardır.
Sahih Muslim 6750
حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَابْنُ نُمَيْرٍ كِلاَهُمَا عَنِ الْمُقْرِئِ، قَالَ زُهَيْرٌ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ الْمُقْرِئُ قَالَ حَدَّثَنَا حَيْوَةُ، أَخْبَرَنِي أَبُو هَانِئٍ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْحُبُلِيَّ، أَنَّهُ سَمِعَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ، يَقُولُ أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِنَّ قُلُوبَ بَنِي آدَمَ كُلَّهَا بَيْنَ إِصْبَعَيْنِ مِنْ أَصَابِعِ الرَّحْمَنِ كَقَلْبٍ وَاحِدٍ يُصَرِّفُهُ حَيْثُ يَشَاءُ " . ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اللَّهُمَّ مُصَرِّفَ الْقُلُوبِ صَرِّفْ قُلُوبَنَا عَلَى طَاعَتِكَ " .
Bana Züheyr b. Harb ile İbni Numeyr ikisi birden El-Mukrî'den rivayet ettiler. Züheyr dedi ki: Bize Abdullah b. Yezîd El-Mukrî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hayve rivayet etti. (Dedi ki): Bana Ebû Hâni' haber verdi. Kendisi Ebû Abdirrahman El-Hubulî'den, o da Abdullah b. Amr b. Âs'dan dinlemiş. O da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şöyle buyururken dinlediğini söylemiş: «Şüphesiz ki, bütün Âdemoğullarının kalpleri bir kalp gibi Rahmanın parmaklarından iki parmak arasındadır. Onu dilediği yere çevirir.» Bundan sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah'ım! Ey kalpleri çeviren! Bizim kalplerimizi taatına çevir!» diye dua etmiş.
Sahih Muslim 6751
حَدَّثَنِي عَبْدُ الأَعْلَى بْنُ حَمَّادٍ، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ ح وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ مَالِكٍ، فِيمَا قُرِئَ عَلَيْهِ عَنْ زِيَادِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ طَاوُسٍ، أَنَّهُ قَالَ أَدْرَكْتُ نَاسًا مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُونَ كُلُّ شَىْءٍ بِقَدَرٍ . قَالَ وَسَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " كُلُّ شَىْءٍ بِقَدَرٍ حَتَّى الْعَجْزُ وَالْكَيْسُ أَوِ الْكَيْسُ وَالْعَجْزُ " .
Bana Abdü'l-A'lâ b. Hammad rivayet etti. (Dedi ki): Mâlik b. Enes'e okudum. H. Bize Kuteybe b. Saîd dahi Mâlik'ten —ona okunanlar meyanında—, o da Ziyâd b. Sa'd'dan, o da Amr b. Müslim'den, o da Tâvus'tan naklen rivayet etti ki: (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabından birtakım insanlara yetiştim ki: «Her şey kaderledir.» diyorlardı. Abdullah b. Ömer'i de şunu söylerken dinledim: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her şey kaderledir. Acz ve keys yahut keys ve acz bile!» buyurdular.
Sahih Muslim 6752
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ زِيَادِ بْنِ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبَّادِ بْنِ جَعْفَرٍ الْمَخْزُومِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ جَاءَ مُشْرِكُو قُرَيْشٍ يُخَاصِمُونَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْقَدَرِ فَنَزَلَتْ { يَوْمَ يُسْحَبُونَ فِي النَّارِ عَلَى وُجُوهِهِمْ ذُوقُوا مَسَّ سَقَرَ* إِنَّا كُلَّ شَىْءٍ خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍ}
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Vekî', Süfyân'dan, o da Ziyâd b. İsmail'den, o da Muhammed b. Abbâd b. Ca'fer el-Mahzûmî'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Kureyş müşrikleri Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile kader hakkında münakaşaya geldiler. Bunun üzerine şu âyet-i kerîme nazil oldu: «O gün onlar yüzleri üstü cehenneme sürüklenecekler. Sekar'ın çarpmasını tadın! Biz her şeyi kaderle halketmişizdir.»
Sahih Muslim 6753
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، - وَاللَّفْظُ لإِسْحَاقَ - قَالاَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ ابْنِ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ مَا رَأَيْتُ شَيْئًا أَشْبَهَ بِاللَّمَمِ مِمَّا قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ اللَّهَ كَتَبَ عَلَى ابْنِ آدَمَ حَظَّهُ مِنَ الزِّنَى أَدْرَكَ ذَلِكَ لاَ مَحَالَةَ فَزِنَى الْعَيْنَيْنِ النَّظَرُ وَزِنَى اللِّسَانِ النُّطْقُ وَالنَّفْسُ تَمَنَّى وَتَشْتَهِي وَالْفَرْجُ يُصَدِّقُ ذَلِكَ أَوْ يُكَذِّبُهُ " . قَالَ عَبْدٌ فِي رِوَايَتِهِ ابْنِ طَاوُسٍ عَنْ أَبِيهِ سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ .
Bize İshâk b. İbrahim ile Abd b. Humeyd rivayet ettiler. Lafız İshâk'ındır. (Dediler ki): Bize Abdürrezzâk haber verdi. (Dedi ki): Bize Ma'mer, İbni Tâvus'tan, o da babasından, o da İbni Abbâs'tan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Ebû Hureyre'nin söylediği şu sözden daha ziyade lememe benzeyen bir şey görmedim. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Hiç şüphe yok ki Allah, Âdemoğluna zinadan nasibini yazmıştır. Buna behemehal erişecektir. İmdi gözlerin zinası bakmak, dilin zinası da konuşmaktır. Nefis temenni eder ve şehvetlenir. Ferc de bunu ya tasdik eder yahut tekzip eder!» buyurdular. Abd kendi rivayetinde: «İbni Tâvus'tan, o da babasından: İbni Abbâs'ı dinledim.» demiştir.
Sahih Muslim 6754
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا أَبُو هِشَامٍ الْمَخْزُومِيُّ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا سُهَيْلُ بْنُ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " كُتِبَ عَلَى ابْنِ آدَمَ نَصِيبُهُ مِنَ الزِّنَى مُدْرِكٌ ذَلِكَ لاَ مَحَالَةَ فَالْعَيْنَانِ زِنَاهُمَا النَّظَرُ وَالأُذُنَانِ زِنَاهُمَا الاِسْتِمَاعُ وَاللِّسَانُ زِنَاهُ الْكَلاَمُ وَالْيَدُ زِنَاهَا الْبَطْشُ وَالرِّجْلُ زِنَاهَا الْخُطَا وَالْقَلْبُ يَهْوَى وَيَتَمَنَّى وَيُصَدِّقُ ذَلِكَ الْفَرْجُ وَيُكَذِّبُهُ " .
Bize İshâk b. Mansûr rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Hişâm El-Mahzûmî haber verdi. (Dedi ki): Bize Vüheyb rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süheyl b. Ebî Salih, babasından, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebî (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. (Şöyle buyurmuşlar): «Âdemoğluna zinadan nasibi yazılmıştır. Buna behemehâl erişecektir. Gözlerin zinası bakmak, kulakların zinası dinlemek, dilin zinası konuşmak, elin zinası tutmak, ayağın zinası da yürümektir. Kalp ise heves eder, diler. Ferc bunu ya tasdik eder ya tekzip eder!»
Sahih Muslim 6755
حَدَّثَنَا حَاجِبُ بْنُ الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَرْبٍ، عَنِ الزُّبَيْدِيِّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا مِنْ مَوْلُودٍ إِلاَّ يُولَدُ عَلَى الْفِطْرَةِ فَأَبَوَاهُ يُهَوِّدَانِهِ وَيُنَصِّرَانِهِ وَيُمَجِّسَانِهِ كَمَا تُنْتَجُ الْبَهِيمَةُ بَهِيمَةً جَمْعَاءَ هَلْ تُحِسُّونَ فِيهَا مِنْ جَدْعَاءَ " . ثُمَّ يَقُولُ أَبُو هُرَيْرَةَ وَاقْرَءُوا إِنْ شِئْتُمْ { فِطْرَةَ اللَّهِ الَّتِي فَطَرَ النَّاسَ عَلَيْهَا لاَ تَبْدِيلَ لِخَلْقِ اللَّهِ} الآيَةَ .
Bize Hâcib b. Velid rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Harb, Zübeydî'den, o da Zührî'den naklen rivayet etti. (Dedi ki): Bana Saîd b. Müseyyeb, Ebû Hureyre'den naklen haber verdi ki, şöyle diyormuş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Hiçbir doğan çocuk yoktur ki, fıtrat üzere doğmuş olmasın. Sonra onu annesi, babası Yahudileştirir, Hristiyanlaştırır ve Mecusileştirirler. Tıpkı bir hayvanın dertop bir hayvan doğurduğu gibi. Bu hayvanda hiçbir kesik aza hissediyor musunuz?» buyurdular. Sonra Ebû Hureyre: İsterseniz şu âyeti okuyun, dedi: «O fıtrata ki, Allah insanları onun üzerine yaratmıştır. Allah'ın halkettiğini değiştirmek yoktur.»
Sahih Muslim 6756
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، كِلاَهُمَا عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَقَالَ " كَمَا تُنْتَجُ الْبَهِيمَةُ بَهِيمَةً " . وَلَمْ يَذْكُرْ جَمْعَاءَ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdü'l-A'lâ rivayet etti. H. Bize Abd b. Humeyd de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdürrezzâk haber verdi. Her iki râvi Ma'mer'den, o da Zührî'den naklen bu isnadla rivayet etmişlerdir. O: «Hayvan hayvan doğurduğu gibi...» demiş; «dertop» kelimesini anmamıştır.
Sahih Muslim 6757
حَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، وَأَحْمَدُ بْنُ عِيسَى، قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ بْنُ يَزِيدَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ أَبَا سَلَمَةَ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا مِنْ مَوْلُودٍ إِلاَّ يُولَدُ عَلَى الْفِطْرَةِ " . ثُمَّ يَقُولُ اقْرَءُوا { فِطْرَةَ اللَّهِ الَّتِي فَطَرَ النَّاسَ عَلَيْهَا لاَ تَبْدِيلَ لِخَلْقِ اللَّهِ ذَلِكَ الدِّينُ الْقَيِّمُ}
Bana Ebû't-Tâhir ile Ahmed b. Îsâ rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dedi ki): Bana Yûnus b. Yezîd, İbni Şihâb'dan naklen haber verdi. Ona da Ebû Seleme b. Abdirrahman haber vermiş ki, Ebû Hureyre (şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Hiçbir doğan çocuk yoktur ki fıtrat üzere doğmuş olmasın.» buyurdular. Sonra Ebû Hureyre (şöyle demiş): İsterseniz: «O fıtrat ki Allah insanları onun üzerine yaratmıştır. Allah'ın halkettiğini değiştirmek yoktur. İşte dosdoğru din budur.» âyetini okuyun! demiş.
Sahih Muslim 6758
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا مِنْ مَوْلُودٍ إِلاَّ يُولَدُ عَلَى الْفِطْرَةِ فَأَبَوَاهُ يُهَوِّدَانِهِ وَيُنَصِّرَانِهِ وَيُشَرِّكَانِهِ " . فَقَالَ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَرَأَيْتَ لَوْ مَاتَ قَبْلَ ذَلِكَ قَالَ " اللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا كَانُوا عَامِلِينَ " .
Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dedi ki): Bize Cerîr, A'meş'den, o da Ebû Sâlih'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Hiçbir doğan çocuk yoktur ki fıtrat üzere doğmuş olmasın! Sonra annesi babası onu Yahudileştirir, Hıristiyanlaştırır ve müşrikleştirirler.» buyurdular. Bunun üzerine bir adam: «Yâ Resûlallah! Bundan evvel ölürse ne buyurursun?» dedi. «Allah onların ne yapacak olduklarını bilir.» buyurdular.
Sahih Muslim 6759
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ حَدَّثَنَا أَبِي كِلاَهُمَا، عَنِ الأَعْمَشِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ . فِي حَدِيثِ ابْنِ نُمَيْرٍ " مَا مِنْ مَوْلُودٍ يُولَدُ إِلاَّ وَهُوَ عَلَى الْمِلَّةِ " . وَفِي رِوَايَةِ أَبِي بَكْرٍ عَنْ أَبِي مُعَاوِيَةَ " إِلاَّ عَلَى هَذِهِ الْمِلَّةِ حَتَّى يُبَيِّنَ عَنْهُ لِسَانُهُ " . وَفِي رِوَايَةِ أَبِي كُرَيْبٍ عَنْ أَبِي مُعَاوِيَةَ " لَيْسَ مِنْ مَوْلُودٍ يُولَدُ إِلاَّ عَلَى هَذِهِ الْفِطْرَةِ حَتَّى يُعَبِّرَ عَنْهُ لِسَانُهُ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Ebû Muâviye rivayet etti. H. Bize İbni Numeyr de rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. Her iki râvi A'meş'den bu isnadla rivayet etmişlerdir. İbni Numeyr'in hadîsinde: «Hiçbir doğan çocuk yoktur ki millet üzere doğmuş olmasın.» Ebû Bekr'in, Ebû Muâviye'den rivayetinde: «Bu millet üzere doğmuş olmasın. Tâ dili söyleyinceye kadar.» Ebû Kureyb'in, Ebû Muâviye'den rivayetinde ise: «Doğan hiçbir çocuk yoktur ki şu fıtrat üzere olmasın. Tâ dili söyleyinceye kadar.» cümleleri vardır.
Sahih Muslim 6760
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، قَالَ هَذَا مَا حَدَّثَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . فَذَكَرَ أَحَادِيثَ مِنْهَا وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ يُولَدُ يُولَدُ عَلَى هَذِهِ الْفِطْرَةِ فَأَبَوَاهُ يُهَوِّدَانِهِ وَيُنَصِّرَانِهِ كَمَا تَنْتِجُونَ الإِبِلَ فَهَلْ تَجِدُونَ فِيهَا جَدْعَاءَ حَتَّى تَكُونُوا أَنْتُمْ تَجْدَعُونَهَا " . قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ أَفَرَأَيْتَ مَنْ يَمُوتُ صَغِيرًا قَالَ " اللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا كَانُوا عَامِلِينَ " .
Bize Muhammed b. Râfi' rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ma'mer, Hemmâm b. Münebbih'den rivayet etti. Hemmâm: Ebû Hureyre'nin, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bize rivayet ettikleri şunlardır, diyerek bir takım hadîsler zikretmişlerdir. Onlardan biri de şudur: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Doğan bir kimse bu fıtrat üzere doğar. Sonra annesi, babası onu yahûdileştirir ve hıristiyanlaştırırlar. Sizin develeri ürettiğiniz gibi. Onlarda hiç azası kesik buluyor musunuz? Sonra onların azasını siz kesiyorsunuz.» buyurdular. Ashâb: — Yâ Resûlallah! Küçükken ölene ne buyurursun? dediler. «Allah onların ne yapacak olduklarını bilir.» buyurdular.
Sahih Muslim 6761
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، - يَعْنِي الدَّرَاوَرْدِيَّ - عَنِ الْعَلاَءِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " كُلُّ إِنْسَانٍ تَلِدُهُ أُمُّهُ عَلَى الْفِطْرَةِ وَأَبَوَاهُ بَعْدُ يُهَوِّدَانِهِ وَيُنَصِّرَانِهِ وَيُمَجِّسَانِهِ فَإِنْ كَانَا مُسْلِمَيْنِ فَمُسْلِمٌ كُلُّ إِنْسَانٍ تَلِدُهُ أُمُّهُ يَلْكُزُهُ الشَّيْطَانُ فِي حِضْنَيْهِ إِلاَّ مَرْيَمَ وَابْنَهَا " .
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdü'l-Aziz (yâni Ed-Derâverdî), Alâ'dan, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her insanı annesi fıtrat üzere doğurur. Sonra annesi, babası onu yahudileştirir, hristiyanlaştırır ve mecûsîleştirir. Eğer annesi, babası müslüman iseler çocuk da müslüman olur. Annesinin doğurduğu her insanı şeytan iki yanından çarpar. Yalnız Meryem'le oğlu müstesna!» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 6762
حَدَّثَنَا أَبُو الطَّاهِرِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، وَيُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سُئِلَ عَنْ أَوْلاَدِ الْمُشْرِكِينَ فَقَالَ " اللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا كَانُوا عَامِلِينَ " .
Bize Ebu't-Tâhir rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dedi ki): Bana İbni Ebi Zi'b ile Yûnus, İbni Şîhab'dan, o da Atâ' b. Yezîd'den, o da Ebû Hureyre'den naklen haber verdi ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e müşriklerin çocukları sorulmuş da: «Onların ne yapacak olduklarını Allah bilir.» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 6763
حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ بَهْرَامَ، أَخْبَرَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، ح وَحَدَّثَنَا سَلَمَةُ بْنُ شَبِيبٍ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ أَعْيَنَ، حَدَّثَنَا مَعْقِلٌ، - وَهُوَ ابْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ - كُلُّهُمْ عَنِ الزُّهْرِيِّ، بِإِسْنَادِ يُونُسَ وَابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، مِثْلَ حَدِيثِهِمَا غَيْرَ أَنَّ فِي حَدِيثِ شُعَيْبٍ وَمَعْقِلٍ سُئِلَ عَنْ ذَرَارِيِّ الْمُشْرِكِينَ .
Bize Abd b. Humeyd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdürrezzâk haber verdi. (Dedi ki): Bize Ma'mer haber verdi. H. Bize Abdullah b. Abdurrahman İbni Behram da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû'l-Yeman haber verdi. (Dedi ki): Bize Şuayb haber verdi. H. Bize Seleme b. Şebib de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hasen b. A'yen rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ma'kıl (bu zât İbni Ubeydillah'tır) rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Zührî'den, Yûnus ve İbnü Ebî Zi'b'in isnadıyla onların hadisleri gibi rivayet etmişlerdir. Yalnız Şuayb ile Ma'kıl'in hadislerinde: «Müşriklerin zürriyetleri soruldu...» cümlesi vardır.
Sahih Muslim 6764
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ أَطْفَالِ الْمُشْرِكِينَ مَنْ يَمُوتُ مِنْهُمْ صَغِيرًا فَقَالَ " اللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا كَانُوا عَامِلِينَ " .
Bize İbni Ebî Ömer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süfyân, Ebû'z-Zinâd'dan, o da A'rac'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e müşriklerin çocuklarından küçükken ölenler soruldu da: «Allah onların ne yapacak olduklarını bilir.» buyurdular.
Sahih Muslim 6765
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ أَطْفَالِ الْمُشْرِكِينَ قَالَ " اللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا كَانُوا عَامِلِينَ إِذْ خَلَقَهُمْ " .
Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Avâne, Ebû Bişr'den, o da Saîd b. Cübeyr'den, o da İbni Abbas'tan naklen haber verdi. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e müşriklerin çocukları soruldu. «Allah onları yarattığı vakit ne yapacak olduklarını bilir.» buyurdular.
Sahih Muslim 6766
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ بْنِ قَعْنَبٍ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ رَقَبَةَ بْنِ مَصْقَلَةَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ الْغُلاَمَ الَّذِي قَتَلَهُ الْخَضِرُ طُبِعَ كَافِرًا وَلَوْ عَاشَ لأَرْهَقَ أَبَوَيْهِ طُغْيَانًا وَكُفْرًا " .
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb rivayet etti. (Dedi ki): Bize Mu'temir b. Süleyman babasından, o da Rakabe b. Meskale'den, o da Ebû İshâk'tan, o da Saîd b. Cübeyr'den, o da İbni Abbâs'tan, o da Ubey b. Ka'b'dan naklen rivayet etti. Ubey şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Hızır'ın öldürdüğü çocuk kâfir olarak mühürlenmişti. Yaşasaydı annesine, babasına azgınlık ve küfürle zulmederdi.» buyurdular.
Sahih Muslim 6767
حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ فُضَيْلِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ عَائِشَةَ بِنْتِ طَلْحَةَ، عَنْ عَائِشَةَ أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ، قَالَتْ تُوُفِّيَ صَبِيٌّ فَقُلْتُ طُوبَى لَهُ عُصْفُورٌ مِنْ عَصَافِيرِ الْجَنَّةِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَوَلاَ تَدْرِينَ أَنَّ اللَّهَ خَلَقَ الْجَنَّةَ وَخَلَقَ النَّارَ فَخَلَقَ لِهَذِهِ أَهْلاً وَلِهَذِهِ أَهْلاً " .
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dedi ki): Bize Cerîr, Alâ' b. Müseyyeb'den, o da Fudayl b. Amr'dan, o da Âişe binti Talha'dan, o da Ümmü'l-Mü'minîn Âişe'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Bir çocuk öldü de ben: Ne mutlu ona, cennet serçelerinden bir serçe! dedim. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bilmez misin ki Allah cenneti ve cehennemi yaratmış, bunun için de ehil, şunun için de ehil yaratmıştır.» buyurdular.
Sahih Muslim 6768
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ يَحْيَى، عَنْ عَمَّتِهِ، عَائِشَةَ بِنْتِ طَلْحَةَ عَنْ عَائِشَةَ أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ، قَالَتْ دُعِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى جَنَازَةِ صَبِيٍّ مِنَ الأَنْصَارِ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ طُوبَى لِهَذَا عُصْفُورٌ مِنْ عَصَافِيرِ الْجَنَّةِ لَمْ يَعْمَلِ السُّوءَ وَلَمْ يُدْرِكْهُ قَالَ " أَوَغَيْرَ ذَلِكَ يَا عَائِشَةُ إِنَّ اللَّهَ خَلَقَ لِلْجَنَّةِ أَهْلاً خَلَقَهُمْ لَهَا وَهُمْ فِي أَصْلاَبِ آبَائِهِمْ وَخَلَقَ لِلنَّارِ أَهْلاً خَلَقَهُمْ لَهَا وَهُمْ فِي أَصْلاَبِ آبَائِهِمْ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Veki', Talha b. Yahya'dan, o da halası Âişe binti Talha'dan, o da Ümmü'l-Mü'minîn Âişe'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ensardan bir sabinin cenazesine çağrıldı da ben: «Yâ Resûlallah! Buna ne mutlu, cennet serçelerinden bir serçe! Kötülük işlemedi, kötülük de ona erişmedi.» dedim. «Bundan başka da olabilir, yâ Âişe! Çünkü Allah cennet için ehil yaratmış; onları daha babalarının sulblerinde iken cennet için yaratmıştır. Cehennem için de ehil yaratmış; onları daha babalarının sulblerinde iken cehennem için yaratmıştır.» buyurdular.
Sahih Muslim 6769
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ زَكَرِيَّاءَ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ يَحْيَى، ح وَحَدَّثَنِي سُلَيْمَانُ بْنُ مَعْبَدٍ، حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ حَفْصٍ، ح وَحَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، كِلاَهُمَا عَنْ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ يَحْيَى، بِإِسْنَادِ وَكِيعٍ نَحْوَ حَدِيثِهِ .
Bize Muhammed b. Sabbah rivayet etti. (Dedi ki): Bize İsmail b. Zekeriyya, Talha b. Yahya'dan rivayet etti. H. Bana Süleyman b. Ma'bed de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hüseyn b. Hafs rivayet etti. H. Bana İshâk b. Mansûr dahî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Yûsuf haber verdi. Her iki râvi Süfyân-ı Sevrî'den, o da Talha b. Yahya'dan naklen Vekî'nin isnâdıyle onun hadîsi gibi rivayette bulunmuşlardır.
Sahih Muslim 6770
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ - وَاللَّفْظُ لأَبِي بَكْرٍ - قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ مِسْعَرٍ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ مَرْثَدٍ، عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْيَشْكُرِيِّ، عَنِ الْمَعْرُورِ بْنِ سُوَيْدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَتْ أُمُّ حَبِيبَةَ زَوْجُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم " اللَّهُمَّ أَمْتِعْنِي بِزَوْجِي رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَبِأَبِي أَبِي سُفْيَانَ وَبِأَخِي مُعَاوِيَةَ . قَالَ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " قَدْ سَأَلْتِ اللَّهَ لآجَالٍ مَضْرُوبَةٍ وَأَيَّامٍ مَعْدُودَةٍ وَأَرْزَاقٍ مَقْسُومَةٍ لَنْ يُعَجِّلَ شَيْئًا قَبْلَ حِلِّهِ أَوْ يُؤَخِّرَ شَيْئًا عَنْ حِلِّهِ وَلَوْ كُنْتِ سَأَلْتِ اللَّهَ أَنْ يُعِيذَكِ مِنْ عَذَابٍ فِي النَّارِ أَوْ عَذَابٍ فِي الْقَبْرِ كَانَ خَيْرًا وَأَفْضَلَ " . قَالَ وَذُكِرَتْ عِنْدَهُ الْقِرَدَةُ قَالَ مِسْعَرٌ وَأُرَاهُ قَالَ وَالْخَنَازِيرُ مِنْ مَسْخٍ فَقَالَ " إِنَّ اللَّهَ لَمْ يَجْعَلْ لِمَسْخٍ نَسْلاً وَلاَ عَقِبًا وَقَدْ كَانَتِ الْقِرَدَةُ وَالْخَنَازِيرُ قَبْلَ ذَلِكَ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb rivayet ettiler. Lâfız Ebû Bekr'indir. (Dediler ki): Bize Vekî', Mis'ar'dan, o da Alkame b. Mersed'den, o da Muğîra b. Abdillah el-Yeşkürî'den, o da Ma'rur b. Süveyd'den, o da Abdullah'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Ümmü Habîbe: — Allahım! Bana zevcim Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), babam Ebû Süfyân ve kardeşim Muâviye ile fayda ver! dedi. Bunun üzerine Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sen Allah'dan muayyen ecellere, ma'dud günlere ve taksim edilmiş rızıklara ait bir şey istedin. O hiçbir şeyi vakti gelmeden yaratacak, yahut bir şeyi vaktinden sonraya bırakacak değildir. Şayet Allah'tan seni cehennemdeki bir azabdan veya kabirdeki azabdan korumasını isteseydin daha hayırlı ve daha faziletli olurdu.» buyurdular. Abdullah demiş ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanında maymunların da zikri geçti. — Mis'ar şöyle demiş: Zannederim domuzlar da mesh'ten meydana gelmişlerdir, dedi. — Bunun üzerine: «Şüphesiz ki Allah, mesh edilenler için nesil ve çoluk çocuk halketmemiştir. Maymunlarla domuzlar bundan önce de vardı.» buyurdular.
Sahih Muslim 6771
حَدَّثَنَاهُ أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ بِشْرٍ، عَنْ مِسْعَرٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ غَيْرَ أَنَّ فِي حَدِيثِهِ عَنِ ابْنِ بِشْرٍ وَوَكِيعٍ جَمِيعًا " مِنْ عَذَابٍ فِي النَّارِ وَعَذَابٍ فِي الْقَبْرِ " .
Bize bu hadîsi Ebû Kureyb rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbnü'l-Bişr, Mis'ar'dan bu isnadla rivayet etti. Şu kadar var ki, onun İbni Bişr ile Vekî'den beraberce rivayet ettiği hadîsinde: «Cehennemdeki bir azabdan ve kabirdeki azabdan...» cümlesi vardır.
Sahih Muslim 6772
حَدَّثَنِيهِ أَبُو دَاوُدَ سُلَيْمَانُ بْنُ مَعْبَدٍ حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ حَفْصٍ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بِهَذَا الإِسْنَادِ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ «وَآثَارٍ مَبْلُوغَةٍ». قَالَ ابْنُ مَعْبَدٍ وَرَوَى بَعْضُهُمْ «قَبْلَ حِلِّهِ» أَيْ نُزُولِهِ.
Bana bu hadîsi Ebû Dâvud Süleyman b. Ma'bed rivâyet etti. Bize Hüseyin b. Hafs rivâyet etti. Bize Süfyân bu isnadla rivâyette bulundu. Yalnız o: «Ve varılmış eserler...» demiştir. İbn Ma'bed: «Bazıları bu hadîsi 'hillinden önce', yani 'vukuundan önce' diye rivâyet etti.» dedi.
Sahih Muslim 6773
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَابْنُ نُمَيْرٍ قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ عُثْمَانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم «الْمُؤْمِنُ الْقَوِيُّ خَيْرٌ وَأَحَبُّ إِلَى اللَّهِ مِنَ الْمُؤْمِنِ الضَّعِيفِ وَفِي كُلٍّ خَيْرٌ احْرِصْ عَلَى مَا يَنْفَعُكَ وَاسْتَعِنْ بِاللَّهِ وَلاَ تَعْجِزْ وَإِنْ أَصَابَكَ شَىْءٌ فَلاَ تَقُلْ لَوْ أَنِّي فَعَلْتُ كَانَ كَذَا وَكَذَا. وَلَكِنْ قُلْ قَدَرُ اللَّهِ وَمَا شَاءَ فَعَلَ فَإِنَّ لَوْ تَفْتَحُ عَمَلَ الشَّيْطَانِ».
Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe ile İbn Nümeyr rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Abdullah b. İdris, Rabia b. Osman'dan, o da Muhammed b. Yahya b. Habbân'dan, o da A'rac'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kuvvetli mü'min Allah'a zayıf mü'minden daha hayırlı ve daha makbuldür. Ama her birinde hayır vardır. Sana fayda veren şeye çaba göster; Allah'tan yardım dile ve âciz olma! Başına bir şey gelirse, şöyle yapsam şöyle olurdu deme! Velâkin, 'Bu Allah'ın kaderidir; O ne dilerse yapar.' de! Çünkü 'eğer' kelimesi şeytanın amelini açar.» buyurdular.
Sahih Muslim 6774