حَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ سَرْحٍ وَحَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى قَالاَ أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " قَالَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ يَسُبُّ ابْنُ آدَمَ الدَّهْرَ وَأَنَا الدَّهْرُ بِيَدِيَ اللَّيْلُ وَالنَّهَارُ " .
Bana Ebu't-Tâhir Ahmed b. Amr b. Serh ile Harmele b. Yahya rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dedi ki): Bana Yûnus, İbni Şihab'dan rivayet etti. (Demiş ki): Bana Ebû Seleme b. Abdirrahman haber verdi. (Dedi ki): Ebû Hureyre şunu söyledi: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: «Allah (Azze ve Celle): Âdem oğlu dehre sövüyor, halbuki dehr benim. Gece ve gündüz benim yed-i kudretimdedir.» buyurdu.
Sahih Muslim 5862
وَحَدَّثَنَاهُ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَابْنُ أَبِي عُمَرَ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ أَبِي عُمَرَ - قَالَ إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا وَقَالَ ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنِ ابْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " قَالَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ يُؤْذِينِي ابْنُ آدَمَ يَسُبُّ الدَّهْرَ وَأَنَا الدَّهْرُ أُقَلِّبُ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ " .
Bize bu hadîsi İshâk b. İbrahim ile İbni Ebî Ömer de rivayet ettiler. Lâfız İbni Ebî Ömer'indir. İshâk ahberanâ; İbni Ebî Ömer ise haddesenâ tâbirlerini kullandılar. (Dediler ki): Bize Süfyan Zührî'den, o da İbnü Müseyyeb'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlar: «Allah (Azze ve Celle): Âdem oğlu bana eza veriyor, dehre sövüyor. Halbuki dehr benim. Gece ile gündüzü döndürürüm.» buyurdu.
Sahih Muslim 5863
وَحَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنِ ابْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " قَالَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ يُؤْذِينِي ابْنُ آدَمَ يَقُولُ يَا خَيْبَةَ الدَّهْرِ . فَلاَ يَقُولَنَّ أَحَدُكُمْ يَا خَيْبَةَ الدَّهْرِ . فَإِنِّي أَنَا الدَّهْرُ أُقَلِّبُ لَيْلَهُ وَنَهَارَهُ فَإِذَا شِئْتُ قَبَضْتُهُمَا " .
Bize Abd b. Humeyd de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdürrezzâk haber verdi. (Dedi ki): Bize Ma'mer Zührî'den, o da İbni Müseyyeb'den, o da Ebû Hureyre'den naklen haber verdi. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki: «Allah (Azze ve Celle): Âdemoğlu bana ezâ ediyor. Vay dehrin musibetine! diyor. Sizden biriniz sakın: Vay dehrin musibetine! demesin. Çünkü dehr benim, gecesini gündüzünü döndürürüm, dilediğim zaman ikisini de tutarım.» buyurdu.
Sahih Muslim 5864
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا الْمُغِيرَةُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَقُولَنَّ أَحَدُكُمْ يَا خَيْبَةَ الدَّهْرِ . فَإِنَّ اللَّهَ هُوَ الدَّهْرُ " .
Bize Kuteybe rivayet etti. (Dedi ki); Bize Muğîre b. Abdirrahman, Ebu'z-Zinad'dan, o da A'rac'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sakın sizden biriniz: Vay dehrin musibetine! demesin. Çünkü dehr ancak Allah'dır.» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 5865
وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ هِشَامٍ، عَنِ ابْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ تَسُبُّوا الدَّهْرَ فَإِنَّ اللَّهَ هُوَ الدَّهْرُ " .
Bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Cerîr Hişâm'dan, o da İbni Sîrîn'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti: «Dehre söğmeyin! Çünkü dehr ancak Allah'dır.» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 5866
حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ الشَّاعِرِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنِ ابْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَسُبُّ أَحَدُكُمُ الدَّهْرَ فَإِنَّ اللَّهَ هُوَ الدَّهْرُ وَلاَ يَقُولَنَّ أَحَدُكُمْ لِلْعِنَبِ الْكَرْمَ . فَإِنَّ الْكَرْمَ الرَّجُلُ الْمُسْلِمُ " .
Bize Haccâc b. Şâir rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ma'mer, Eyyûb'dan, o da İbni Sîrîn'den, o da Ebû Hureyre'den naklen haber verdi. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sizden biriniz dehre söğmesin. Çünkü dehr ancak Allah'dır. Ve sizden biriniz üzüme kerm demesin. Çünkü kerm müslüman kişidir.» buyurdular.
Sahih Muslim 5867
حَدَّثَنَا عَمْرٌو النَّاقِدُ، وَابْنُ أَبِي عُمَرَ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ تَقُولُوا كَرْمٌ . فَإِنَّ الْكَرْمَ قَلْبُ الْمُؤْمِنِ " .
Bize Amru'n-Nâkid ile İbni Ebî Ömer rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Süfyân Zührî'den, o da Saîd'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti: «Kerm demeyin! Çünkü kerm mü'minin kalbidir.» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 5868
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ هِشَامٍ، عَنِ ابْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ تُسَمُّوا الْعِنَبَ الْكَرْمَ فَإِنَّ الْكَرْمَ الرَّجُلُ الْمُسْلِمُ " .
Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dedi ki): Bize Cerîr Hişam'dan, o da İbni Sîrin'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti: «Üzüme kerm adı vermeyin! Çünkü kerm müslüman kişidir.» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 5869
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا وَرْقَاءُ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَقُولَنَّ أَحَدُكُمُ الْكَرْمُ . فَإِنَّمَا الْكَرْمُ قَلْبُ الْمُؤْمِنِ " .
Bize (yine) Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ali b. Hafs rivayet etti. (Dedi ki): Bize Verkâ', Ebu'z-Zinâd'dan, o da A'rac'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sakın biriniz kerm demesin. Çünkü kerm ancak mü'minin kalbidir.» buyurdular.
Sahih Muslim 5870
وَحَدَّثَنَا ابْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، قَالَ هَذَا مَا حَدَّثَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . فَذَكَرَ أَحَادِيثَ مِنْهَا وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَقُولَنَّ أَحَدُكُمْ لِلْعِنَبِ الْكَرْمَ . إِنَّمَا الْكَرْمُ الرَّجُلُ الْمُسْلِمُ " .
Bize İbni Râfi' de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdü'r-Rezzâk rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ma'mer, Hemmâm b. Münebbih'den naklen haber verdi. Hemmâm: Bize Ebû Hureyre'nin, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den rivayet ettikleri şunlardır, diyerek birtakım hadîsler zikretmiştir ki onlardan biri de şudur: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sakın biriniz üzüme kerm demesin! Çünkü kerm ancak müslüman kişidir.» buyurdular.
Sahih Muslim 5871
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ خَشْرَمٍ، أَخْبَرَنَا عِيسَى، - يَعْنِي ابْنَ يُونُسَ - عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ وَائِلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ تَقُولُوا الْكَرْمُ . وَلَكِنْ قُولُوا الْحَبَلَةُ " . يَعْنِي الْعِنَبَ .
Bize Ali b. Haşrem rivayet etti. (Dedi ki): Bize Îsâ (yâni İbni Yûnus), Şu'be'den, o da Simâk b. Harb'den, o da Alkame b. Vâil'den, o da babasından, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi: «Kerm demeyin! Lâkin habele (yâni üzüm) deyin!» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 5872
وَحَدَّثَنِيهِ زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سِمَاكٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَلْقَمَةَ بْنَ وَائِلٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ تَقُولُوا الْكَرْمُ . وَلَكِنْ قُولُوا الْعِنَبُ وَالْحَبَلَةُ " .
Bu hadîsi bana Züheyr b. Harb de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Osman b. Ömer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Simâk'dan rivayet etti. (Demiş ki): Ben Alkame b. Vâil'i babasından rivayet ederken dinledim ki Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kerm demeyin! Lâkin ineb ve habele deyin!» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 5873
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ، وَابْنُ حُجْرٍ قَالُوا حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - وَهُوَ ابْنُ جَعْفَرٍ - عَنِ الْعَلاَءِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَقُولَنَّ أَحَدُكُمْ عَبْدِي وَأَمَتِي . كُلُّكُمْ عَبِيدُ اللَّهِ وَكُلُّ نِسَائِكُمْ إِمَاءُ اللَّهِ وَلَكِنْ لِيَقُلْ غُلاَمِي وَجَارِيَتِي وَفَتَاىَ وَفَتَاتِي " .
Bize Yahya b. Eyyûb ile Kuteybe ve İbni Hucr rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize İsmail, (bu zat İbni Ca'fer'dir.) Alâ'dan, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sakın biriniz abd'im ve emem demesin! Hepiniz Allah'ın abd'leri ve hepinizin kadınları Allah'ın eme'leridir. Lâkin benim ğulam'ım, benim cariyem, benim fetâm, benim fetâtım desin!» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 5874
وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَقُولَنَّ أَحَدُكُمْ عَبْدِي . فَكُلُّكُمْ عَبِيدُ اللَّهِ وَلَكِنْ لِيَقُلْ فَتَاىَ . وَلاَ يَقُلِ الْعَبْدُ رَبِّي . وَلَكِنْ لِيَقُلْ سَيِّدِي " .
Bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Cerîr A'meş'den, o da Ebû Sâlih'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sakın biriniz benim abd'im demesin! Zira hepiniz Allah'ın abd'lerisiniz. Velâkin fetam desin! Köle de Rabbim demesin, lâkin seyyidim desin!» buyurdular.
Sahih Muslim 5875
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، كِلاَهُمَا عَنِ الأَعْمَشِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَفِي حَدِيثِهِمَا " وَلاَ يَقُلِ الْعَبْدُ لِسَيِّدِهِ مَوْلاَىَ " . وَزَادَ فِي حَدِيثِ أَبِي مُعَاوِيَةَ " فَإِنَّ مَوْلاَكُمُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb de rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Ebû Muâviye rivayet etti. H. Bize Ebû Saîd El-Eşecc de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Veki' rivayet etti. Her iki râvi A'meş'den bu isnad ile rivayette bulunmuşlardır. İkisinin hadîsinde de: «Köle efendisine mevlâm demesin!» cümlesi vardır. Ebû Muâviye'nin hadîsinde: «Zira sizin mevlânız Allah (Azze ve Celle)'dir.» ziyâdesi vardır.
Sahih Muslim 5876
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، قَالَ هَذَا مَا حَدَّثَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . فَذَكَرَ أَحَادِيثَ مِنْهَا وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَقُلْ أَحَدُكُمُ اسْقِ رَبَّكَ أَطْعِمْ رَبَّكَ وَضِّئْ رَبَّكَ . وَلاَ يَقُلْ أَحَدُكُمْ رَبِّي . وَلْيَقُلْ سَيِّدِي مَوْلاَىَ وَلاَ يَقُلْ أَحَدُكُمْ عَبْدِي أَمَتِي . وَلْيَقُلْ فَتَاىَ فَتَاتِي غُلاَمِي " .
Bize Muhammed b. Râfi' de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ma'mer, Hemmâm b. Münebbih'den naklen haber verdi. Hemmâm şöyle dedi: Bu, Ebû Hüreyre'nin Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bize rivayet ettikleridir. Birçok hadis zikretti. Onlardan biri de şudur: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Biriniz: Rabbine su ver, Rabbini doyur, Rabbine abdest aldır, demesin. Yine sizden biriniz: Rabbim, demesin! Seyyidim, mevlâm desin! Ve biriniz: Abdim, emetim, demesin! Fetâm, fetâtım, gulâmım desin!» buyurdular.
Sahih Muslim 5877
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، كِلاَهُمَا عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَقُولَنَّ أَحَدُكُمْ خَبُثَتْ نَفْسِي . وَلَكِنْ لِيَقُلْ لَقِسَتْ نَفْسِي " . هَذَا حَدِيثُ أَبِي كُرَيْبٍ وَقَالَ أَبُو بَكْرٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . وَلَمْ يَذْكُرْ " لَكِنْ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süfyân b. Uyeyne rivayet etti. H. Bize Ebû Kureyb Muhammed b. Alâ' da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Usâme rivayet etti. Her iki râvi Hişâm'dan, o da babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etmişlerdir. Âişe şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sakın biriniz: Nefsim habis oldu, demesin! Lâkin: Nefsim lakis oldu, desin!» buyurdular. Bu, Ebû Kureyb'in hadîsidir. Ebû Bekr ise: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den» dedi. «Lâkin» kelimesini anmadı.
Sahih Muslim 5878
وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ .
Bize bu hadîsi Ebû Kureyb de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Muâviye bu isnadla rivayette bulundu.
Sahih Muslim 5879
وَحَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، وَحَرْمَلَةُ، قَالاَ أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ بْنِ سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَقُلْ أَحَدُكُمْ خَبُثَتْ نَفْسِي . وَلْيَقُلْ لَقِسَتْ نَفْسِي " .
Bana Ebu't-Tahir ile Harmele rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dedi ki): Bana Yunus, İbni Şihab'dan, o da Ebu Umame b. Sehl b. Huneyf'den, o da babasından naklen haber verdi ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Biriniz: Nefsim habis oldu, demesin! Nefsim lakis, desin!» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 5880
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ شُعْبَةَ، حَدَّثَنِي خُلَيْدُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " كَانَتِ امْرَأَةٌ مِنْ بَنِي إِسْرَائِيلَ قَصِيرَةٌ تَمْشِي مَعَ امْرَأَتَيْنِ طَوِيلَتَيْنِ فَاتَّخَذَتْ رِجْلَيْنِ مِنْ خَشَبٍ وَخَاتَمًا مِنْ ذَهَبٍ مُغْلَقٍ مُطْبَقٍ ثُمَّ حَشَتْهُ مِسْكًا وَهُوَ أَطْيَبُ الطِّيبِ فَمَرَّتْ بَيْنَ الْمَرْأَتَيْنِ فَلَمْ يَعْرِفُوهَا فَقَالَتْ بِيَدِهَا هَكَذَا " . وَنَفَضَ شُعْبَةُ يَدَهُ .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Usâme, Şu'be'den rivayet etti. (Demiş ki): Bana Huleyd b. Cafer, Ebû Nadra'dan, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. Şöyle buyurmuşlar: «Benî İsrail'den kısa bir kadın iki uzun kadınla birlikte yürüyormuş. Bu sebeple odundan iki ayak ve altından kapalı, kilitli bir yüzük edinmiş. Sonra içine misk doldurmuş. Misk kokuların en güzelidir. Ve bu iki kadının arasından geçmiş, onu tanıyamamışlar. Eliyle de şöyle yapmış.» Şu'be elini silkmiş.
Sahih Muslim 5881
حَدَّثَنَا عَمْرٌو النَّاقِدُ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ خُلَيْدِ بْنِ جَعْفَرٍ، وَالْمُسْتَمِرِّ، قَالاَ سَمِعْنَا أَبَا نَضْرَةَ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَكَرَ امْرَأَةً مِنْ بَنِي إِسْرَائِيلَ حَشَتْ خَاتَمَهَا مِسْكًا وَالْمِسْكُ أَطْيَبُ الطِّيبِ .
Bize Amru'n-Nakid rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yezîd b. Hârûn, Şu'be'den, o da Huleyd b. Cafer ile Müstemir'den rivayet etti. (Demişler ki): Ebû Nadrâ'yı, Ebû Saîd-i Hudrî'den rivayet ederken dinledik ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Benî İsrail'den yüzüğüne misk dolduran bir kadından bahsetmiş. Misk kokuların en güzelidir.
Sahih Muslim 5882
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، كِلاَهُمَا عَنِ الْمُقْرِئِ، قَالَ أَبُو بَكْرٍ حَدَّثَنَا أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْمُقْرِئُ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي أَيُّوبَ، حَدَّثَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي جَعْفَرٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ عُرِضَ عَلَيْهِ رَيْحَانٌ فَلاَ يَرُدُّهُ فَإِنَّهُ خَفِيفُ الْمَحْمِلِ طَيِّبُ الرِّيحِ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb, ikisi birden El-Mukrî'den rivayet ettiler. Ebû Bekr dedi ki: Bize Ebû Abdirrahman El-Mukrî, Saîd b. Ebî Eyyûb'dan rivayet etti. Dedi ki: Bana Ubeydullah b. Ebî Cafer, Abdurrahman El-A'rac'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebû Hureyre şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bir kimseye reyhan takdim edilirse onu reddetmesin. Zira onun taşınması hafif, kokusu güzeldir.» buyurdular.
Sahih Muslim 5883
حَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ الأَيْلِيُّ، وَأَبُو طَاهِرٍ وَأَحْمَدُ بْنُ عِيسَى قَالَ أَحْمَدُ حَدَّثَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي مَخْرَمَةُ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ نَافِعٍ، قَالَ كَانَ ابْنُ عُمَرَ إِذَا اسْتَجْمَرَ اسْتَجْمَرَ بِالأَلُوَّةِ غَيْرِ مُطَرَّاةٍ وَبِكَافُورٍ يَطْرَحُهُ مَعَ الأَلُوَّةِ ثُمَّ قَالَ هَكَذَا كَانَ يَسْتَجْمِرُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bana Harun b. Saîd El-Eylî ile Ebu't-Tâhir ve Ahmed b. Îsâ rivayet ettiler. Ahmed «haddesenâ», ötekiler «ahberanâ» tâbirlerini kullandılar. Dediler ki: Bize İbni Vehb haber verdi. Dedi ki: Bana Mahrame, babasından, o da Nâfi'den naklen haber verdi. Nâfi şöyle demiş: İbni Ömer koku süründüğü vakit karışıksız öd, bir de ödle karıştırılmış kâfur sürünür, sonra: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) işte böyle kokulanırdı.» derdi.
Sahih Muslim 5884