حَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ الأَيْلِيُّ، وَأَبُو طَاهِرٍ وَأَحْمَدُ بْنُ عِيسَى قَالَ أَحْمَدُ حَدَّثَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي مَخْرَمَةُ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ نَافِعٍ، قَالَ كَانَ ابْنُ عُمَرَ إِذَا اسْتَجْمَرَ اسْتَجْمَرَ بِالأَلُوَّةِ غَيْرِ مُطَرَّاةٍ وَبِكَافُورٍ يَطْرَحُهُ مَعَ الأَلُوَّةِ ثُمَّ قَالَ هَكَذَا كَانَ يَسْتَجْمِرُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bana Harun b. Saîd El-Eylî ile Ebu't-Tâhir ve Ahmed b. Îsâ rivayet ettiler. Ahmed «haddesenâ», ötekiler «ahberanâ» tâbirlerini kullandılar. Dediler ki: Bize İbni Vehb haber verdi. Dedi ki: Bana Mahrame, babasından, o da Nâfi'den naklen haber verdi. Nâfi şöyle demiş: İbni Ömer koku süründüğü vakit karışıksız öd, bir de ödle karıştırılmış kâfur sürünür, sonra: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) işte böyle kokulanırdı.» derdi.