حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ بْنِ قَعْنَبٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ التُّسْتَرِيُّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ تَلاَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم { هُوَ الَّذِي أَنْزَلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ مِنْهُ آيَاتٌ مُحْكَمَاتٌ هُنَّ أُمُّ الْكِتَابِ وَأُخَرُ مُتَشَابِهَاتٌ فَأَمَّا الَّذِينَ فِي قُلُوبِهِمْ زَيْغٌ فَيَتَّبِعُونَ مَا تَشَابَهَ مِنْهُ ابْتِغَاءَ الْفِتْنَةِ وَابْتِغَاءَ تَأْوِيلِهِ وَمَا يَعْلَمُ تَأْوِيلَهُ إِلاَّ اللَّهُ وَالرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ يَقُولُونَ آمَنَّا بِهِ كُلٌّ مِنْ عِنْدِ رَبِّنَا وَمَا يَذَّكَّرُ إِلاَّ أُولُو الأَلْبَابِ} قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم «إِذَا رَأَيْتُمُ الَّذِينَ يَتَّبِعُونَ مَا تَشَابَهَ مِنْهُ فَأُولَئِكَ الَّذِينَ سَمَّى اللَّهُ فَاحْذَرُوهُمْ».
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb rivayet etti. Dedi ki: Bize Yezîd b. İbrahim Et-Tüsterî, Abdullah b. Ebi Müleyke'den, o da Kasım b. Muhammed'den, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sana bu kitabı indiren O'dur. Bunun ayetlerinden bir kısmı muhkemdir ki, bu ayetler kitabın anası (aslı) demektir. Diğer bir kısmı da müteşabih ayetlerdir. Kalblerinde kaypaklık olanlar, sırf fitne çıkarmak için, bir de kendi keyiflerine göre te'vil yapmak için onun müteşabih olanlarının peşine düşerler. Halbuki onun te'vilini Allah'tan başka kimse bilmez. İlimde uzman olanlar, 'Biz buna inandık, hepsi Rabbimiz katındandır.' derler. Üstün akıllılardan başkası da derin düşünmez.» [Âl-i İmrân 7] ayetini okudu. Âişe demiş ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kur'ân'ın müteşabihlerine tâbi olanları gördüğünüz vakit onlardan sakının. Onlar Allah'ın ad verdiği kimselerdir.» buyurdu.
Sahih Muslim 6775
حَدَّثَنَا أَبُو كَامِلٍ، فُضَيْلُ بْنُ حُسَيْنٍ الْجَحْدَرِيُّ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عِمْرَانَ الْجَوْنِيُّ قَالَ كَتَبَ إِلَىَّ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ رَبَاحٍ الأَنْصَارِيُّ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَمْرٍو قَالَ هَجَّرْتُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمًا - قَالَ - فَسَمِعَ أَصْوَاتَ رَجُلَيْنِ اخْتَلَفَا فِي آيَةٍ فَخَرَجَ عَلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُعْرَفُ فِي وَجْهِهِ الْغَضَبُ فَقَالَ " إِنَّمَا هَلَكَ مَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ بِاخْتِلاَفِهِمْ فِي الْكِتَابِ " .
Bize Ebû Kâmil Fudayl b. Hüseyn El-Cahderî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hammad b. Zeyd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû İmrân el-Cevnî rivayet etti. (Dedi ki): Bana Abdullah b. Ribâh El-Ensârî, Abdullah b. Amr'ın şöyle dediğini yazdı: Bir gün erkenden Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gittim. Derken bir âyet-i kerîme hususunda ihtilâf eden iki adamın seslerini işitti de Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanımıza çıktı. Yüzünde gazap belli oluyordu ve: «Sizden öncekiler ancak ve ancak Kitap hakkında ihtilâfları sebebiyle helâk oldular.» buyurdu.
Sahih Muslim 6776
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا أَبُو قُدَامَةَ الْحَارِثُ بْنُ عُبَيْدٍ، عَنْ أَبِي عِمْرَانَ، عَنْ جُنْدُبِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْبَجَلِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اقْرَءُوا الْقُرْآنَ مَا ائْتَلَفَتْ عَلَيْهِ قُلُوبُكُمْ فَإِذَا اخْتَلَفْتُمْ فِيهِ فَقُومُوا " .
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Kudâme Hâris b. Ubeyd, Ebû İmrân'dan, o da Cündeb b. Abdillah El-Becelî'den naklen haber verdi. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kur'ân'ı kalpleriniz onun üzerinde birleştiği müddetçe okuyun! Onun hakkında ihtilâfa düştünüz mü, hemen kalkın.» buyurdular.
Sahih Muslim 6777
حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا أَبُو عِمْرَانَ، الْجَوْنِيُّ عَنْ جُنْدَبٍ، - يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ اللَّهِ - أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " اقْرَءُوا الْقُرْآنَ مَا ائْتَلَفَتْ عَلَيْهِ قُلُوبُكُمْ فَإِذَا اخْتَلَفْتُمْ فَقُومُوا " .
Bana İshâk b. Mansûr rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdü's-Samed haber verdi. (Dedi ki): Bize Hemmâm rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû İmrân El-Cevnî, Cündeb'den, yani İbni Abdillah'dan rivayet etti ki Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kur'ân'ı kalpleriniz onun üzerinde birleştiği müddetçe okuyun. İhtilâfa düştünüz mü, hemen kalkın!» buyurdular.
Sahih Muslim 6778
حَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ صَخْرٍ الدَّارِمِيُّ، حَدَّثَنَا حَبَّانُ، حَدَّثَنَا أَبَانُ، حَدَّثَنَا أَبُو عِمْرَانَ قَالَ قَالَ لَنَا جُنْدَبٌ وَنَحْنُ غِلْمَانٌ بِالْكُوفَةِ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اقْرَءُوا الْقُرْآنَ " . بِمِثْلِ حَدِيثِهِمَا .
Bana Ahmed b. Said b. Sahr ed-Dârimî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Habban rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebân rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû İmrân rivayet etti. (Dedi ki): Biz Kûfe'de çocukken Cündeb bize şunu söyledi: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kur'ân'ı okuyun...» buyurdular. Râvi, yukarıdakilerin hadisi gibi rivayet etmiştir.
Sahih Muslim 6779
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ أَبْغَضَ الرِّجَالِ إِلَى اللَّهِ الأَلَدُّ الْخَصِمُ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Vekî', İbn Cüreyc'den, o da İbn Ebî Müleyke'den, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şüphesiz ki, erkeklerin Allah'a en sevimsiz olanı, şiddetle düşmanlık yapan kâmil hasımdır.» buyurdular.
Sahih Muslim 6780
حَدَّثَنِي سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ مَيْسَرَةَ، حَدَّثَنِي زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَتَتَّبِعُنَّ سَنَنَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ شِبْرًا بِشِبْرٍ وَذِرَاعًا بِذِرَاعٍ حَتَّى لَوْ دَخَلُوا فِي جُحْرِ ضَبٍّ لاَتَّبَعْتُمُوهُمْ " . قُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ آلْيَهُودَ وَالنَّصَارَى قَالَ " فَمَنْ " .
Bana Süveyd b. Said rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hafs b. Meysera rivayet etti. (Dedi ki): Bana Zeyd b. Eslem, Atâ b. Yesâr'dan, o da Ebû Saîd el-Hudrî'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sizden öncekilerin yollarına karış karış ve arşın arşın mutlaka tâbi olacaksınız. Hatta bir keler deliğine girseler, onların arkasından gideceksiniz.» buyurdular. Biz: «Yâ Resûlallah! Yahudilerle Hıristiyanlara mı?» dedik. «Ya kime?» buyurdular.
Sahih Muslim 6781
وَحَدَّثَنَا عِدَّةٌ، مِنْ أَصْحَابِنَا عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي مَرْيَمَ، أَخْبَرَنَا أَبُو غَسَّانَ، - وَهُوَ مُحَمَّدُ بْنُ مُطَرِّفٍ - عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ .
Bize arkadaşlarımızdan bir cemaat Said b. Ebi Meryem'den rivayet ettiler. Demiş ki: Bize Ebu Gassan (bu zat Muhammed b. Mutarrif'tir), Zeyd b. Eslem'den naklen bu isnadla bu hadisin mislini haber verdi.
Sahih Muslim 6782
قَالَ أَبُو إِسْحَاقَ إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُحَمَّدٍ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي مَرْيَمَ، حَدَّثَنَا أَبُو غَسَّانَ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، . وَذَكَرَ الْحَدِيثَ نَحْوَهُ .
Bize Ebu İshak İbrahim b. Muhammed (dedi ki): Bize Muhammed b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Ebi Meryem rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebu Gassan rivayet etti. (Dedi ki): Bize Zeyd b. Eslem, Ata b. Yesar'dan rivayet etti. Ve hadisi yukarıdaki gibi nakletmiştir.
Sahih Muslim 6783
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، وَيَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ عَتِيقٍ، عَنْ طَلْقِ بْنِ حَبِيبٍ، عَنِ الأَحْنَفِ بْنِ قَيْسٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " هَلَكَ الْمُتَنَطِّعُونَ " . قَالَهَا ثَلاَثًا .
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hafs b. Gıyas ile Yahya b. Said, İbni Cüreyc'den, o da Süleyman b. Atik'ten, o da Talk b. Habib'den, o da Ahnef b. Kays'tan, o da Abdullah'tan naklen rivayet ettiler. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): "Taşkınlar helak olmuştur." buyurdu. Bunu üç defa söyledi.
Sahih Muslim 6784
حَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا أَبُو التَّيَّاحِ، حَدَّثَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مِنْ أَشْرَاطِ السَّاعَةِ أَنْ يُرْفَعَ الْعِلْمُ وَيَثْبُتَ الْجَهْلُ وَيُشْرَبَ الْخَمْرُ وَيَظْهَرَ الزِّنَا " .
Bize Şeyban b. Ferrûh rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdü'l-Vâris rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebu't-Teyyah rivayet etti. (Dedi ki): Bana Enes b. Mâlik rivayet etti. (Dedi ki): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kıyamet alâmetlerinden bâzıları ilm'in kaldırılması, cehlin sübut bulması, şarab'ın içilmesi ve zina'nın açığa çıkmasıdır.» buyurdular.
Sahih Muslim 6785
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، سَمِعْتُ قَتَادَةَ، يُحَدِّثُ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ أَلاَ أُحَدِّثُكُمْ حَدِيثًا سَمِعْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لاَ يُحَدِّثُكُمْ أَحَدٌ بَعْدِي سَمِعَهُ مِنْهُ " إِنَّ مِنْ أَشْرَاطِ السَّاعَةِ أَنْ يُرْفَعَ الْعِلْمُ وَيَظْهَرَ الْجَهْلُ وَيَفْشُوَ الزِّنَا وَيُشْرَبَ الْخَمْرُ وَيَذْهَبَ الرِّجَالُ وَتَبْقَى النِّسَاءُ حَتَّى يَكُونَ لِخَمْسِينَ امْرَأَةً قَيِّمٌ وَاحِدٌ " .
Bize Muhammed b. Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dedi ki): Katâde'yi, Enes b. Mâlik'den naklen rivayet ederken dinledim. Enes şöyle demiş: Size Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den dinlediğim bir hadîsi rivayet edeyim mi? Onu kendisinden işitmiş olarak benden sonra size hiçbir kimse rivayet etmez: «Şüphesiz ki, kıyâmet alâmetlerinden bâzıları ilm'in kaldırılması, cehlin zuhur etmesi, zinanın alıp yürümesi, şarabın içilmesi ve erkekler giderek kadınların kalmasıdır. Hattâ elli kadına bakacak bir kayyım olacaktır.» buyurdular.
Sahih Muslim 6786
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، وَأَبُو أُسَامَةَ كُلُّهُمْ عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . وَفِي حَدِيثِ ابْنِ بِشْرٍ وَعَبْدَةَ لاَ يُحَدِّثُكُمُوهُ أَحَدٌ بَعْدِي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ فَذَكَرَ بِمِثْلِهِ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Bişr rivayet etti. H. Bize Ebû Kureyb de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abde ile Ebû Usâme rivayet ettiler. Bu râvilerin hepsi Saîd b. Ebî Arûbe'den, o da Katâde'den, o da Enes b. Mâlik'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etmişlerdir. İbnü Bişr ile Abde'nin hadîslerinde: «Onu size benden sonra kimse rivayet etmez. Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim...» ibaresi vardır. Ve râvi hadîsi yukarıdaki gibi anlatmıştır.
Sahih Muslim 6787
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، وَأَبِي، قَالاَ حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، ح وَحَدَّثَنِي أَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، قَالَ كُنْتُ جَالِسًا مَعَ عَبْدِ اللَّهِ وَأَبِي مُوسَى فَقَالاَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ بَيْنَ يَدَيِ السَّاعَةِ أَيَّامًا يُرْفَعُ فِيهَا الْعِلْمُ وَيَنْزِلُ فِيهَا الْجَهْلُ وَيَكْثُرُ فِيهَا الْهَرْجُ وَالْهَرْجُ الْقَتْلُ " .
Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr rivayet etti. (Dedi ki): Bize Veki' ile babam rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize A'meş rivayet etti. H. Bana Ebû Saîd El-Eşec de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dedi ki): Bize Veki' rivayet etti. (Dedi ki): Bize A'meş, Ebû Vâil'den rivayet etti. (Demiş ki): Abdullah ve Ebû Musa ile birlikte oturuyordum. Şunu söylediler: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şüphesiz kıyametin önünde öyle günler vardır ki, o günlerde ilim kaldırılacak, cehil inecek, o günlerde herc çoğalacaktır. Herc katildir.» buyurdular.
Sahih Muslim 6788
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ النَّضْرِ بْنِ أَبِي النَّضْرِ، حَدَّثَنَا أَبُو النَّضْرِ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ الأَشْجَعِيُّ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، وَأَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ قَالاَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ح وَحَدَّثَنِي الْقَاسِمُ بْنُ زَكَرِيَّاءَ، حَدَّثَنَا حُسَيْنٌ الْجُعْفِيُّ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ، عَنْ شَقِيقٍ، قَالَ كُنْتُ جَالِسًا مَعَ عَبْدِ اللَّهِ وَأَبِي مُوسَى وَهُمَا يَتَحَدَّثَانِ فَقَالاَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِ حَدِيثِ وَكِيعٍ وَابْنِ نُمَيْرٍ .
Bize Ebû Bekr b. Nadr b. Ebî'n-Nadr rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebu'n-Nadr rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ubeydullah El-Eşcaî, Süfyân'dan, o da A'meş'den, o da Ebû Vâil'den, o da Abdullah ile Ebû Musa'l-Eş'arî'den naklen rivayet etti. Şöyle demişler: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki... H. Bana Kasım b. Zekeriyya da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Huseyn El-Cu'fi, Zâide'den, o da Süleyman'dan, o da Şakîk'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Abdullah ve Ebû Musa ile birlikte oturuyordum. Onlar konuşuyorlardı. Ve: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, dediler. Râvi, Veki' ile İbni Numeyr'in hadîsi gibi rivayette bulunmuştur.
Sahih Muslim 6789
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ وَابْنُ نُمَيْرٍ وَإِسْحَاقُ الْحَنْظَلِيُّ جَمِيعًا عَنْ أَبِي مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ شَقِيقٍ، عَنْ أَبِي مُوسَى، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb, İbni Numeyr ve İshâk El-Hanzalî toptan Ebû Muâviye'den, o da A'meş'den, o da Şakîk'dan, o da Ebû Musa'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet ettiler.
Sahih Muslim 6790
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، قَالَ إِنِّي لَجَالِسٌ مَعَ عَبْدِ اللَّهِ وَأَبِي مُوسَى وَهُمَا يَتَحَدَّثَانِ فَقَالَ أَبُو مُوسَى قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ .
Bize İshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dedi ki): Bize Cerir, A'meş'den, o da Ebû Vâil'den naklen haber verdi. (Şöyle demiş): Ben Abdullah ve Ebû Musa ile birlikte oturuyordum. Onlar konuşuyorlardı. Ebû Musa şöyle dedi: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki... Râvi yukarıki hadîsin mislini anlatmıştır.
Sahih Muslim 6791
حَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، حَدَّثَنِي حُمَيْدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَتَقَارَبُ الزَّمَانُ وَيُقْبَضُ الْعِلْمُ وَتَظْهَرُ الْفِتَنُ وَيُلْقَى الشُّحُّ وَيَكْثُرُ الْهَرْجُ " . قَالُوا وَمَا الْهَرْجُ قَالَ " الْقَتْلُ " .
Bana Harmele b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dedi ki): Bana Yûnus, İbni Şihab'dan naklen haber verdi. (Demiş ki): Bana Humeyd b. Abdirrahman b. Avf rivayet etti ki, Ebû Hureyre şunu söylemiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Zaman yaklaşacak, ilim alınacak, fitneler zuhur edecek, cimrilik yerleşecek ve herc çoğalacaktır.» buyurdu. Ashâb: «Herc nedir?» diye sordular. «Katildir.» buyurdu.
Sahih Muslim 6793
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الدَّارِمِيُّ، أَخْبَرَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، حَدَّثَنِي حُمَيْدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الزُّهْرِيُّ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَتَقَارَبُ الزَّمَانُ وَيُقْبَضُ الْعِلْمُ " . ثُمَّ ذَكَرَ مِثْلَهُ .
Bize Abdullah b. Abdirrahman ed-Dârimî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû'l-Yemân haber verdi. (Dedi ki): Bize Şuayb, Zührî'den naklen haber verdi. (Demiş ki): Bana Humeyd b. Abdirrahman ez-Zührî rivayet etti ki, Ebû Hureyre şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Zaman yaklaşacak ve ilim alınacaktır.» buyurdu. Sonra hadîsin mislini zikretti.
Sahih Muslim 6794
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ، وَابْنُ، حُجْرٍ قَالُوا حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - يَعْنُونَ ابْنَ جَعْفَرٍ - عَنِ الْعَلاَءِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، وَأَبُو كُرَيْبٍ وَعَمْرٌو النَّاقِدُ قَالُوا حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ حَنْظَلَةَ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، ح وَحَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ أَبِي يُونُسَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، كُلُّهُمْ قَالَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . بِمِثْلِ حَدِيثِ الزُّهْرِيِّ عَنْ حُمَيْدٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ غَيْرَ أَنَّهُمْ لَمْ يَذْكُرُوا " وَيُلْقَى الشُّحُّ " .
{M-12} Bize Yahya b. Eyyûb ile Kuteybe ve İbni Hucur rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İsmail (yâni İbni Ca'fer) Alâ'dan, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. H. Bize İbni Numeyr ile Ebû Kureyb ve Amru'n-Nâkid da rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İshâk b. Süleyman, Hanzele'den, o da Sâlim'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Râfi' dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzak rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'mer, Hemmam b. Münebbih'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. H. Bana Ebu't-Tahir dahi rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb Amr b. Hâris'den, o da Ebû Yûnus'tan, o da Ebû Hureyre'den naklen haber verdi. Bu râvilerin hepsi Zührî'nin Humeyd'den, onun da Ebû Hureyre'den rivayet ettiği hadîs gibi: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den» dediler. Yalnız onlar: «Cimrilik yerleştirilir...» cümlesini anmadılar.
Sahih Muslim 6795
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، سَمِعْتُ عَبْدَ، اللَّهِ بْنَ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِنَّ اللَّهَ لاَ يَقْبِضُ الْعِلْمَ انْتِزَاعًا يَنْتَزِعُهُ مِنَ النَّاسِ وَلَكِنْ يَقْبِضُ الْعِلْمَ بِقَبْضِ الْعُلَمَاءِ حَتَّى إِذَا لَمْ يَتْرُكْ عَالِمًا اتَّخَذَ النَّاسُ رُءُوسًا جُهَّالاً فَسُئِلُوا فَأَفْتَوْا بِغَيْرِ عِلْمٍ فَضَلُّوا وَأَضَلُّوا " .
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr, Hişam b. Urve'den, o da babasından naklen rivayet etti. (Demişki): Ben Abdullah b. Amr b. Âs'ı şöyle derken işittim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i «Şüphesiz Allah ilmi insanlardan çekip alıvermez. Lâkin ilmi, ulemâyı almakla kaldırır. Nihayet hiç bir âlim bırakmadığı vakit, insanlar bir takım cahilleri baş edinirler. Onlara sual sorulur, ilimsiz fetva verirler; bu suretle hem saparlar, hem saptırırlar.» buyururken işittim.
Sahih Muslim 6796
حَدَّثَنَا أَبُو الرَّبِيعِ الْعَتَكِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ يَعْنِي ابْنَ زَيْدٍ، ح وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا عَبَّادُ بْنُ عَبَّادٍ، وَأَبُو مُعَاوِيَةَ ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ إِدْرِيسَ، وَأَبُو أُسَامَةَ وَابْنُ نُمَيْرٍ وَعَبْدَةُ ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، ح وَحَدَّثَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ نَافِعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ عَلِيٍّ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ بْنُ الْحَجَّاجِ، كُلُّهُمْ عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ، اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . بِمِثْلِ حَدِيثِ جَرِيرٍ وَزَادَ فِي حَدِيثِ عُمَرَ بْنِ عَلِيٍّ ثُمَّ لَقِيتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَمْرٍو عَلَى رَأْسِ الْحَوْلِ فَسَأَلْتُهُ فَرَدَّ عَلَيْنَا الْحَدِيثَ كَمَا حَدَّثَ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ .
{M-13} Bize Ebu'r-Rabi' El-Atekî rivayet etti. (Dediki): Bize Hammad (yâni İbni Zeyd) rivayet etti. H. Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dediki): Bize Abbad b. Abbâd ile Ebû Muâviye haber verdiler. H. Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb da rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Veki' rivayet etti. H. Bize Ebû Kureyb dahi rivayet etti. (Dediki): Bize İbni İdris ile Ebû Usâme, İbni Numeyr ve Abde rivayet ettiler. H. Bize İbni Ebî Ömer de rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Hatim de rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Saîd de rivayet etti. H. Bana Ebû Bekr b. Nâfi' dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Ömer b. Ali rivayet etti. H. Bize Abd b. Humeyd dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Yezid b. Harun rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be b. Haccâc haber verdi. Bu râvilerin hepsi Hişâm b. Urve'den, o da babasından, o da Abdullah b. Amr'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen Cerîr'in hadîsi gibi rivayet ettiler. Ömer b. Ali'nin hadîsinde şu ziyade de vardır: «Sonra Abdullah b. Amr'a bir yıl sonra rastlayarak kendisine sordum da, bize hadîsi daha önce rivayet ettiği gibi iade etti. Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i buyururken işittim, dedi.»
Sahih Muslim 6797
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ حُمْرَانَ، عَنْ عَبْدِ الْحَمِيدِ بْنِ جَعْفَرٍ، أَخْبَرَنِي أَبِي جَعْفَرٌ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْحَكَمِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِ حَدِيثِ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ .
Bize Muhammed b. Müsennâ rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdullah b. Humran, Abdu'l-Hamid b. Ca'fer'den rivayet etti. (Dedi ki): Bana babam Ca'fer, Ömer b. Hakem'den, o da Abdullah b. Amr b. Âs'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi. Ravi, Hişâm b. Urve'nin hadisi gibi rivayet etmiştir.
Sahih Muslim 6798
حَدَّثَنَا حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى التُّجِيبِيُّ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنِي أَبُو شُرَيْحٍ، أَنَّ أَبَا الأَسْوَدِ، حَدَّثَهُ عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، قَالَ قَالَتْ لِي عَائِشَةُ يَا ابْنَ أُخْتِي بَلَغَنِي أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَمْرٍو مَارٌّ بِنَا إِلَى الْحَجِّ فَالْقَهُ فَسَائِلْهُ فَإِنَّهُ قَدْ حَمَلَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عِلْمًا كَثِيرًا - قَالَ - فَلَقِيتُهُ فَسَاءَلْتُهُ عَنْ أَشْيَاءَ يَذْكُرُهَا عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . قَالَ عُرْوَةُ فَكَانَ فِيمَا ذَكَرَ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ اللَّهَ لاَ يَنْتَزِعُ الْعِلْمَ مِنَ النَّاسِ انْتِزَاعًا وَلَكِنْ يَقْبِضُ الْعُلَمَاءَ فَيَرْفَعُ الْعِلْمَ مَعَهُمْ وَيُبْقِي فِي النَّاسِ رُءُوسًا جُهَّالاً يُفْتُونَهُمْ بِغَيْرِ عِلْمٍ فَيَضِلُّونَ وَيُضِلُّونَ " . قَالَ عُرْوَةُ فَلَمَّا حَدَّثْتُ عَائِشَةَ بِذَلِكَ أَعْظَمَتْ ذَلِكَ وَأَنْكَرَتْهُ قَالَتْ أَحَدَّثَكَ أَنَّهُ سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ هَذَا قَالَ عُرْوَةُ حَتَّى إِذَا كَانَ قَابِلٌ قَالَتْ لَهُ إِنَّ ابْنَ عَمْرٍو قَدْ قَدِمَ فَالْقَهُ ثُمَّ فَاتِحْهُ حَتَّى تَسْأَلَهُ عَنِ الْحَدِيثِ الَّذِي ذَكَرَهُ لَكَ فِي الْعِلْمِ - قَالَ - فَلَقِيتُهُ فَسَاءَلْتُهُ فَذَكَرَهُ لِي نَحْوَ مَا حَدَّثَنِي بِهِ فِي مَرَّتِهِ الأُولَى . قَالَ عُرْوَةُ فَلَمَّا أَخْبَرْتُهَا بِذَلِكَ قَالَتْ مَا أَحْسِبُهُ إِلاَّ قَدْ صَدَقَ أَرَاهُ لَمْ يَزِدْ فِيهِ شَيْئًا وَلَمْ يَنْقُصْ .
Bize Harmele b. Yahya Et-Tücîbî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdullah b. Vehb haber verdi. (Dedi ki): Bana Ebû Şüreyh rivayet etti. Ona da Ebu'l-Esved, Urve b. Zübeyr'den naklen rivayet etmiş. Urve (dedi ki): Bana Âişe şunu söyledi: — Ey kız kardeşimin oğlu! Duydum ki, Abdullah b. Amr hacca giderken bize uğrayacakmış. Onunla görüş de kendisine bir şeyler sor! Çünkü o, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den çok ilim nakletmiştir. Urve demiş ki: Bunun üzerine ben kendisiyle görüşerek ona birçok şey sordum. Onları Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen söylüyordu. Urve şöyle demiş: Anlattıkları meyanında şu da vardı. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şüphesiz Allah ilmi insanlardan çekip alıvermez. Lâkin ulemâyı kabzeder, onlarla birlikte ilmi de kaldırır. Ve insanlar arasında bir takım câhil başlar bırakır. Bunlar insanlara ilimsiz fetva verirler; bu suretle hem saparlar, hem saptırırlar.» buyurdular. Urve şöyle demiş: Ben bu hadisi Âişe'ye rivayet ettiğim vakit onu pek büyük gördü ve yadırgadı. — Sana kendisinin Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i bunu söylerken işittiğini anlattı mı? dedi. Urve demiş ki: Ertesi sene olunca Âişe bana: — İbni Amr gelmiş; onunla görüş, sonra ona söz aç, tâ ki ilim hakkında sana anlattığı hadisi kendisine sor! dedi. Ben de kendisiyle görüşerek ona bir şeyler sordum. Ve bu hadisi bana ilk defada anlattığı gibi anlattı. Urve şöyle demiş: Âişe'ye bunu haber verdiğim vakit: — Onun doğru söylemekten başka bir şey yapmadığını zannederim. Sanırım ki, bu hadise hiçbir şey ziyâde etmemiş ve ondan hiçbir şey noksan bırakmamıştır, dedi.
Sahih Muslim 6799
حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ عَبْدِ الْحَمِيدِ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ مُوسَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ وَأَبِي الضُّحَى، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ هِلاَلٍ الْعَبْسِيِّ، عَنْ جَرِيرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ جَاءَ نَاسٌ مِنَ الأَعْرَابِ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَيْهِمُ الصُّوفُ فَرَأَى سُوءَ حَالِهِمْ قَدْ أَصَابَتْهُمْ حَاجَةٌ فَحَثَّ النَّاسَ عَلَى الصَّدَقَةِ فَأَبْطَئُوا عَنْهُ حَتَّى رُئِيَ ذَلِكَ فِي وَجْهِهِ - قَالَ - ثُمَّ إِنَّ رَجُلاً مِنَ الأَنْصَارِ جَاءَ بِصُرَّةٍ مِنْ وَرِقٍ ثُمَّ جَاءَ آخَرُ ثُمَّ تَتَابَعُوا حَتَّى عُرِفَ السُّرُورُ فِي وَجْهِهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ سَنَّ فِي الإِسْلاَمِ سُنَّةً حَسَنَةً فَعُمِلَ بِهَا بَعْدَهُ كُتِبَ لَهُ مِثْلُ أَجْرِ مَنْ عَمِلَ بِهَا وَلاَ يَنْقُصُ مِنْ أُجُورِهِمْ شَىْءٌ وَمَنْ سَنَّ فِي الإِسْلاَمِ سُنَّةً سَيِّئَةً فَعُمِلَ بِهَا بَعْدَهُ كُتِبَ عَلَيْهِ مِثْلُ وِزْرِ مَنْ عَمِلَ بِهَا وَلاَ يَنْقُصُ مِنْ أَوْزَارِهِمْ شَىْءٌ " .
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dedi ki): Bize Cerîr b. Abdi'l-Hamid, A'meş'den, o da Musa b. Abdillah b. Yezid ile Ebu'd-Duha'dan, onlar da Abdurrahman b. Hilâl El-Absî'den, o da Cerîr b. Abdillah'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Bedevilerden bir takım insanlar Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldiler. Üzerlerinde yün elbiseler vardı. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hallerinin kötülüğünü, muhtaç kaldıklarını gördü de halkı onlara sadaka vermeye teşvik etti. Fakat halk sadaka vermekte gecikti. Hattâ bu yüzden yüzündeki üzüntü belli oldu. Sonra ensardan bir zat bir kese gümüş getirdi. Sonra bir başkası geldi. Sonra ashab birbirinin peşinden geldiler. Nihayet yüzündeki sevinç anlaşıldı. Ve Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bir kimse İslâm'da güzel bir çığır açar da kendisinden sonra onunla amel edilirse, o kimseye bu çığırla amel edenlerin ecri kadar sevap yazılır. Amel edenlerin ecirlerinden de bir şey eksilmez. Ve her kim İslâm'da kötü bir çığır açar da kendisinden sonra onunla amel olunursa, o kimsenin aleyhine bu çığırla amel edenlerin günahı kadar günah yazılır. Amel edenlerin günahlarından da bir şey eksilmez.» buyurdular.
Sahih Muslim 6800
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ وَأَبُو كُرَيْبٍ جَمِيعًا عَنْ أَبِي مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ مُسْلِمٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ هِلاَلٍ، عَنْ جَرِيرٍ، قَالَ خَطَبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَحَثَّ عَلَى الصَّدَقَةِ . بِمَعْنَى حَدِيثِ جَرِيرٍ .
Bize Yahya b. Yahya ile Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Ebû Kureyb, toptan Ebî Muâviye'den, o da A'meş'den, o da Müslim'den, o da Abdurrahman b. Hilâl'den, o da Cerîr'den naklen rivayet ettiler. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hutbe okuyarak sadakaya teşvik etti. Râvi, Cerîr'in hadîsi mânâsında rivayette bulunmuştur.
Sahih Muslim 6801
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، - يَعْنِي ابْنَ سَعِيدٍ - حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ هِلاَلٍ الْعَبْسِيُّ، قَالَ قَالَ جَرِيرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَسُنُّ عَبْدٌ سُنَّةً صَالِحَةً يُعْمَلُ بِهَا بَعْدَهُ " . ثُمَّ ذَكَرَ تَمَامَ الْحَدِيثِ .
Bize Muhammed b. Beşşâr rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yahya (İbni Saîd) rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Ebî İsmail rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdurrahman b. Hilâl El-Absî rivayet etti. (Dedi ki): Cerîr b. Abdillah şunu söyledi: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bir kul elverişli bir çığır açar da, kendinden sonra onunla amel olunursa...» buyurdular. Sonra râvi hadîsin tamamını zikretmiştir.
Sahih Muslim 6802
حَدَّثَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ الْقَوَارِيرِيُّ، وَأَبُو كَامِلٍ وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ الأُمَوِيُّ قَالُوا حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنِ الْمُنْذِرِ بْنِ جَرِيرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، ح وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي قَالُوا، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَوْنِ بْنِ أَبِي جُحَيْفَةَ عَنِ الْمُنْذِرِ بْنِ جَرِيرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِهَذَا الْحَدِيثِ .
Bana Ubeydullah b. Ömer El-Kavârîrî ile Ebû Kâmil ve Muhammed b. Abdi'l-Melik El-Ümevî rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Ebû Avâne, Abdü'l-Melik b. Umeyr'den, o da Münzir b. Cerîr'den, o da babasından, o da Nebî (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Müsennâ da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. H. Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Usâme rivayet etti. H. Bize Ubeydullah b. Muâz da rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. Bu râviler (Dediler ki): Bize Şu'be, Avn b. Ebî Cuhayfe'den, o da Münzir b. Cerîr'den, o da babasından, o da Nebî (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsi rivayet etti.
Sahih Muslim 6803
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَابْنُ حُجْرٍ قَالُوا حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - يَعْنُونَ ابْنَ جَعْفَرٍ - عَنِ الْعَلاَءِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ دَعَا إِلَى هُدًى كَانَ لَهُ مِنَ الأَجْرِ مِثْلُ أُجُورِ مَنْ تَبِعَهُ لاَ يَنْقُصُ ذَلِكَ مِنْ أُجُورِهِمْ شَيْئًا وَمَنْ دَعَا إِلَى ضَلاَلَةٍ كَانَ عَلَيْهِ مِنَ الإِثْمِ مِثْلُ آثَامِ مَنْ تَبِعَهُ لاَ يَنْقُصُ ذَلِكَ مِنْ آثَامِهِمْ شَيْئًا " .
Bize Yahya b. Eyyûb ile Kuteybe b. Saîd ve İbni Hucr rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize İsmail, yani İbni Ca'fer, Alâ'dan, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bir kimse doğru bir yola davet ederse, ona tâbi olanların ecirleri kadar kendisi için ecir olur. Bu, tâbi olanların ecrinden bir şey eksiltmez. Ve her kim bir dalâlete davet ederse, ona tâbi olanların günahları kadar kendine günah olur. Bu, tâbi olanların günahlarından hiçbir şey eksiltmez.» buyurdular.
Sahih Muslim 6804