حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ بْنِ قَعْنَبٍ، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا الْمُغِيرَةُ، - يَعْنِيَانِ الْحِزَامِيَّ ح وَحَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَعَمْرٌو النَّاقِدُ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، كِلاَهُمَا عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَفِي حَدِيثِ زُهَيْرٍ يَبْلُغُ بِهِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم . وَقَالَ عَمْرٌو رِوَايَةً " النَّاسُ تَبَعٌ لِقُرَيْشٍ فِي هَذَا الشَّأْنِ مُسْلِمُهُمْ لِمُسْلِمِهِمْ وَكَافِرُهُمْ لِكَافِرِهِمْ " .
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb ile Kuteybe b. Said rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Mugîra, yani Hizamî, rivayet etti. H. Bize Züheyr b. Harb ile Amru'n-Nâkıd da rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Süfyân b. Uyeyne rivayet etti. Her iki râvi Ebû'z-Zinâd'dan, o da A'rac'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etmişlerdir. Ebû Hureyre şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); Züheyr'in hadîsinde: «Onu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e vardırarak» ibaresi vardır. Amr ise «rivayet itibarı ile» dedi. «İnsanlar bu işde Kureyş'e tâbi'dir. Müslümanı müslümanına, kâfiri de kâfirine!» buyurdular.
Sahih Muslim 4701
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، قَالَ هَذَا مَا حَدَّثَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ أَحَادِيثَ مِنْهَا وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " النَّاسُ تَبَعٌ لِقُرَيْشٍ فِي هَذَا الشَّأْنِ مُسْلِمُهُمْ تَبَعٌ لِمُسْلِمِهِمْ وَكَافِرُهُمْ تَبَعٌ لِكَافِرِهِمْ " .
Bize Muhammed b. Râfi' de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdürrazzâk rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ma'mer, Hemmâm b. Münebbih'den rivayet etti. Hemmâm: Bize Ebû Hureyre'nin Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den rivayet ettiği budur... diyerek birtakım hadisler zikretti. Ez cümle Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «İnsanlar bu işde Kureyş'e tâbi'dir. Müslümanları onların müslümanlarına, kâfirleri de onların kâfirlerine tâbidir.» buyurdular.
Sahih Muslim 4702
وَحَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ حَبِيبٍ الْحَارِثِيُّ، حَدَّثَنَا رَوْحٌ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، حَدَّثَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " النَّاسُ تَبَعٌ لِقُرَيْشٍ فِي الْخَيْرِ وَالشَّرِّ " .
Bana Yahya b. Habîb el-Hârisî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ravh rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Cüreyc rivayet etti. (Dedi ki): Bana Ebû'z-Zübeyr rivayet etti ki, kendisi Câbir b. Abdillâh'ı şöyle derken işitmiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «İnsanlar hayırda ve şerde Kureyş'e tâbi'dirler.» buyurdu.
Sahih Muslim 4703
وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يُونُسَ، حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَزَالُ هَذَا الأَمْرُ فِي قُرَيْشٍ مَا بَقِيَ مِنَ النَّاسِ اثْنَانِ " .
Bize Ahmed b. Abdillâh b. Yûnus rivayet etti. (Dedi ki): Bize Âsim b. Muhammed b. Zeyd, babasından rivayet etti. (Demiş ki): Abdullah şunu söyledi: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «İnsanlardan iki kişi kaldığı müddetçe bu iş Kureyş'de devam edecektir.» buyurdular.
Sahih Muslim 4704
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ حُصَيْنٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ح وَحَدَّثَنَا رِفَاعَةُ بْنُ الْهَيْثَمِ الْوَاسِطِيُّ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا خَالِدٌ، - يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ اللَّهِ الطَّحَّانَ - عَنْ حُصَيْنٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ دَخَلْتُ مَعَ أَبِي عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَسَمِعْتُهُ يَقُولُ " إِنَّ هَذَا الأَمْرَ لاَ يَنْقَضِي حَتَّى يَمْضِيَ فِيهِمُ اثْنَا عَشَرَ خَلِيفَةً " . قَالَ ثُمَّ تَكَلَّمَ بِكَلاَمٍ خَفِيَ عَلَىَّ - قَالَ - فَقُلْتُ لأَبِي مَا قَالَ قَالَ " كُلُّهُمْ مِنْ قُرَيْشٍ " .
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Cerîr, Husayn'dan, o da Câbir b. Semûra'dan naklen rivayet etti. Ben Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i buyururken işittim, demiş. H. Bize Rıfâa b. Heysem El-Vâsıtî de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dedi ki): Bize Hâlid (yâni İbni Abdillâh Et-Tahhân) Husayn'dan, o da Câbir b. Semûra'dan naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: Babamla birlikte Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına girdim. Ve onu: «Gerçekten bu iş onların aralarında on iki halîfe geçinceye kadar bitmeyecektir!» buyururken işittim. Sonra bana gizli kalan bir söz konuştu. Hemen babama: — Ne söyledi? diye sordum. — «Hepsi Kureyş'ten» (buyurdu) dedi.
Sahih Muslim 4705
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ يَزَالُ أَمْرُ النَّاسِ مَاضِيًا مَا وَلِيَهُمُ اثْنَا عَشَرَ رَجُلاً " . ثُمَّ تَكَلَّمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِكَلِمَةٍ خَفِيَتْ عَلَىَّ فَسَأَلْتُ أَبِي مَاذَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " كُلُّهُمْ مِنْ قُرَيْشٍ " .
Bize İbni Ebî Ömer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süfyân, Abdülmelik b. Umeyr'den, o da Câbir b. Semûra'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «İnsanların (hilâfet) işi, kendilerine on iki zat hükmettiği müddetçe yürümekte devam edecektir.» buyururken işittim. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana gizli kalan bir söz konuştu. Hemen babama: — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ne söyledi? diye sordum. — «Hepsi Kureyş'ten» (buyurdu) dedi.
Sahih Muslim 4706
وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِهَذَا الْحَدِيثِ، وَلَمْ يَذْكُرْ: «لاَ يَزَالُ أَمْرُ النَّاسِ مَاضِيًا».
Bize Kuteybetü'bnü Saîd de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Avâne, Simâk'tan, o da Câbir b. Semûra'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsi rivayet etti. Ama: «İnsanların işi yürümekte devam edecektir.» cümlesini anmadı.
Sahih Muslim 4707
حَدَّثَنَا هَدَّابُ بْنُ خَالِدٍ الأَزْدِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ سَمُرَةَ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ «لاَ يَزَالُ الإِسْلاَمُ عَزِيزًا إِلَى اثْنَيْ عَشَرَ خَلِيفَةً». ثُمَّ قَالَ كَلِمَةً لَمْ أَفْهَمْهَا فَقُلْتُ لأَبِي مَا قَالَ فَقَالَ «كُلُّهُمْ مِنْ قُرَيْشٍ».
Bize Heddâb b. Hâlid El-Ezdî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hammâd b. Seleme, Simâk b. Harb'dan rivayet etti. Şöyle demiş: Câbir b. Semûra'yı şunu söylerken işittim: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «İslâm on iki halîfeye kadar azîz olmakta devam edecektir!» buyururken işittim. Sonra bir kelime söyledi ki, onu anlamadım. Ve babama: — Ne söyledi? diye sordum. — «Hepsi Kureyş'ten» (buyurdu) dedi.
Sahih Muslim 4708
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنْ دَاوُدَ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم «لاَ يَزَالُ هَذَا الأَمْرُ عَزِيزًا إِلَى اثْنَيْ عَشَرَ خَلِيفَةً». قَالَ ثُمَّ تَكَلَّمَ بِشَىْءٍ لَمْ أَفْهَمْهُ فَقُلْتُ لأَبِي مَا قَالَ فَقَالَ «كُلُّهُمْ مِنْ قُرَيْشٍ».
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Muâviye, Dâvûd'dan, o da Şa'bî'den, o da Câbir b. Semûra'dan naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bu iş (hilâfet) on iki halîfeye kadar azîz olarak devam edecektir!» buyurdu. Sonra bir şey konuştu ki, onu anlamadım. Ve babama: — Ne söyledi? diye sordum. — «Hepsi Kureyş'ten» (buyurdu) dedi.
Sahih Muslim 4709
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ عَوْنٍ، ح وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عُثْمَانَ النَّوْفَلِيُّ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا أَزْهَرُ، حَدَّثَنَا ابْنُ عَوْنٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ انْطَلَقْتُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَمَعِي أَبِي فَسَمِعْتُهُ يَقُولُ " لاَ يَزَالُ هَذَا الدِّينُ عَزِيزًا مَنِيعًا إِلَى اثْنَيْ عَشَرَ خَلِيفَةً " . فَقَالَ كَلِمَةً صَمَّنِيهَا النَّاسُ فَقُلْتُ لأَبِي مَا قَالَ قَالَ " كُلُّهُمْ مِنْ قُرَيْشٍ " .
Bize Nasr b. Alî El-Cehdamî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yezîd b. Zürey' rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Avn rivayet etti, H. Bize Ahmed b. Osman En-Nevfelî de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dedi ki): Bize Ezher rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Avn, Şa'bî'den, o da Câbir b. Semûra'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Beraberimde babam olduğu halde Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gittim. Ve onu: «Bu dîn on iki halîfeye kadar aziz, muhkem devam edecektir!» buyururken işittim. Arkasından bir kelime söyledi ki, halk onu işitmeme mâni oldu. Bunun üzerine babama: — Ne söyledi? diye sordum. — «Hepsi Kureyş'ten» (buyurdu) dedi.
Sahih Muslim 4710
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ قَالاَ حَدَّثَنَا حَاتِمٌ، - وَهُوَ ابْنُ إِسْمَاعِيلَ - عَنِ الْمُهَاجِرِ بْنِ مِسْمَارٍ، عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، قَالَ كَتَبْتُ إِلَى جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ مَعَ غُلاَمِي نَافِعٍ أَنْ أَخْبِرْنِي بِشَىْءٍ سَمِعْتَهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ فَكَتَبَ إِلَىَّ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ جُمُعَةٍ عَشِيَّةَ رُجِمَ الأَسْلَمِيُّ يَقُولُ " لاَ يَزَالُ الدِّينُ قَائِمًا حَتَّى تَقُومَ السَّاعَةُ أَوْ يَكُونَ عَلَيْكُمُ اثْنَا عَشَرَ خَلِيفَةً كُلُّهُمْ مِنْ قُرَيْشٍ " . وَسَمِعْتُهُ يَقُولُ " عُصَيْبَةٌ مِنَ الْمُسْلِمِينَ يَفْتَتِحُونَ الْبَيْتَ الأَبْيَضَ بَيْتَ كِسْرَى أَوْ آلِ كِسْرَى " . وَسَمِعْتُهُ يَقُولُ " إِنَّ بَيْنَ يَدَىِ السَّاعَةِ كَذَّابِينَ فَاحْذَرُوهُمْ " . وَسَمِعْتُهُ يَقُولُ " إِذَا أَعْطَى اللَّهُ أَحَدَكُمْ خَيْرًا فَلْيَبْدَأْ بِنَفْسِهِ وَأَهْلِ بَيْتِهِ " . وَسَمِعْتُهُ يَقُولُ " أَنَا الْفَرَطُ عَلَى الْحَوْضِ " .
Bize Kuteybetü'bnü Saîd ile Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Hâtim —ki İbni İsmail'dir— Muhacir b. Mismâr'dan, o da Âmir b. Sa'd b. Ebî Vakkaas'dan naklen rivayet etti. (Demiş ki): Kölem Nâfi' ile birlikte Câbir b. Semûra'ya: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittiğin bir şeyi bana haber ver! diye yazdım. O da bana şunu yazdı: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i cuma günü, Eslemî'nin recmolunduğunun akşamı: «Bu dîn kıyamet kopuncaya yahut sizin üzerinize, hepsi Kureyş'ten olmak üzere on iki halîfe gelinceye kadar durmakta devam edecektir!» buyururken işittim. Onu: «Müslümanlardan bir çetecik Beyaz evi, Kisrâ'nın evini yahut Âl-i Kisrâ'nın evini fethedecekler!» buyururken de işittim. Onu: «Şüphesiz ki kıyametten önce yalancılar çıkacaktır; onlardan korunuverin!» buyururken de işittim. Onu: «Allah birinize bir hayır verir (ise) kendinden ve ailesi efradından başlasın!» buyururken de işittim. Onu: «Havzın başına ilk varacak benim!» buyururken de işittim.
Sahih Muslim 4711
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ مُهَاجِرِ بْنِ مِسْمَارٍ، عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدٍ، أَنَّهُ أَرْسَلَ إِلَى ابْنِ سَمُرَةَ الْعَدَوِيِّ حَدِّثْنَا مَا سَمِعْتَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ . فَذَكَرَ نَحْوَ حَدِيثِ حَاتِمٍ .
Bize Muhammed b. Râfi' rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Ebî Füdeyk rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Ebî Zi'b, Muhacir b. Mismâr'dan, o da Âmir b. Sa'd'dan naklen rivayet etti ki, Âmir İbni Semûra El-Adevî'ye: Bize Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittiğini rivayet et! diye haber göndermiş. O da: — Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim... demiş. Ve râvi, Hâtim'in hadîsi gibi rivayette bulunmuştur.
Sahih Muslim 4712
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ حَضَرْتُ أَبِي حِينَ أُصِيبَ فَأَثْنَوْا عَلَيْهِ وَقَالُوا جَزَاكَ اللَّهُ خَيْرًا . فَقَالَ رَاغِبٌ وَرَاهِبٌ قَالُوا اسْتَخْلِفْ فَقَالَ أَتَحَمَّلُ أَمْرَكُمْ حَيًّا وَمَيِّتًا لَوَدِدْتُ أَنَّ حَظِّي مِنْهَا الْكَفَافُ لاَ عَلَىَّ وَلاَ لِي فَإِنْ أَسْتَخْلِفْ فَقَدِ اسْتَخْلَفَ مَنْ هُوَ خَيْرٌ مِنِّي - يَعْنِي أَبَا بَكْرٍ - وَإِنْ أَتْرُكْكُمْ فَقَدْ تَرَكَكُمْ مَنْ هُوَ خَيْرٌ مِنِّي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . قَالَ عَبْدُ اللَّهِ فَعَرَفْتُ أَنَّهُ حِينَ ذَكَرَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم غَيْرُ مُسْتَخْلِفٍ .
Bize Ebû Kureyb Muhammed b. Alâ' rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Usâme, Hişâm b. Urve'den, o da babasından, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Babam yaralandığı zaman yanına vardım. Ashâb kendisini sena ederek: — Allah seni hayırla mükâfatlandırsın! dediler. O da: — Uman ve korkan! dedi. Cemâat: — Kendine halîfe bırak! dediler. Bunun üzerine şunları söyledi: — Sizin işinizi diri iken de ölü iken de üzerime mi alayım? Hilâfetten nasibimin; lehime, aleyhime değil, (sadece) yetecek kadar olmasını dilerim! Halîfe bırakmış olsam, benden daha hayırlısı (yâni Ebû Bekir) kendine halîfe bırakmıştır. Sizi (halifesiz) bıraksam, benden daha hayırlı olan Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sizi (halifesiz) bıraktı! Abdullah şöyle demiş: Babam, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i anınca anladım ki kendine halîfe bırakmayacak.
Sahih Muslim 4713
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَابْنُ أَبِي عُمَرَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، وَأَلْفَاظُهُمْ، مُتَقَارِبَةٌ قَالَ إِسْحَاقُ وَعَبْدٌ أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، - أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي سَالِمٌ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ دَخَلْتُ عَلَى حَفْصَةَ فَقَالَتْ أَعَلِمْتَ أَنَّ أَبَاكَ غَيْرُ مُسْتَخْلِفٍ قَالَ قُلْتُ مَا كَانَ لِيَفْعَلَ . قَالَتْ إِنَّهُ فَاعِلٌ . قَالَ فَحَلَفْتُ أَنِّي أُكَلِّمُهُ فِي ذَلِكَ فَسَكَتُّ حَتَّى غَدَوْتُ وَلَمْ أُكَلِّمْهُ - قَالَ - فَكُنْتُ كَأَنَّمَا أَحْمِلُ بِيَمِينِي جَبَلاً حَتَّى رَجَعْتُ فَدَخَلْتُ عَلَيْهِ فَسَأَلَنِي عَنْ حَالِ النَّاسِ وَأَنَا أُخْبِرُهُ - قَالَ - ثُمَّ قُلْتُ لَهُ إِنِّي سَمِعْتُ النَّاسَ يَقُولُونَ مَقَالَةً فَآلَيْتُ أَنْ أَقُولَهَا لَكَ زَعَمُوا أَنَّكَ غَيْرُ مُسْتَخْلِفٍ وَإِنَّهُ لَوْ كَانَ لَكَ رَاعِي إِبِلٍ أَوْ رَاعِي غَنَمٍ ثُمَّ جَاءَكَ وَتَرَكَهَا رَأَيْتَ أَنْ قَدْ ضَيَّعَ فَرِعَايَةُ النَّاسِ أَشَدُّ قَالَ فَوَافَقَهُ قَوْلِي فَوَضَعَ رَأْسَهُ سَاعَةً ثُمَّ رَفَعَهُ إِلَىَّ فَقَالَ إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ يَحْفَظُ دِينَهُ وَإِنِّي لَئِنْ لاَ أَسْتَخْلِفْ فَإِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَمْ يَسْتَخْلِفْ وَإِنْ أَسْتَخْلِفْ فَإِنَّ أَبَا بَكْرٍ قَدِ اسْتَخْلَفَ . قَالَ فَوَاللَّهِ مَا هُوَ إِلاَّ أَنْ ذَكَرَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَبَا بَكْرٍ فَعَلِمْتُ أَنَّهُ لَمْ يَكُنْ لِيَعْدِلَ بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَحَدًا وَأَنَّهُ غَيْرُ مُسْتَخْلِفٍ .
Bize İshâk b. İbrahim ile İbni Ebî Ömer, Muhammed b. Râfi' ve Abd b. Humeyd rivayet ettiler. Lâfızları birbirlerine yakındır. (İshak ile Abd «ahberanâ» tâbirini kullandılar. Ötekiler: Bize Abdürrazzâk rivayet etti, dediler.) (Demiş ki): Bize Ma'mer, Zührî'den naklen haber verdi. (Demiş ki): Bana Salim, İbni Ömer'den naklen haber verdi. (Şöyle demiş): — Hafsa'nın yanına girdim de: — Biliyor musun, baban halîfe bırakmıyor, dedi. — O bunu yapacak değildir, dedim. — Muhakkak yapar! dedi. Bunun üzerine onunla bu hususta konuşmaya yemîn ettim ve sustum. Hattâ sabahleyin eve gittim; ama onunla konuşmadım. Sağ elimle bir dağ taşıyor gibi idim. Nihayet dönerek yanına girdim. Bana insanların hâlini sordu. Ben de kendisine haber verdim. Sonra ona: — Ben halkın bir söz söylediklerini işittim de onu sana söylemeye yemîn ettim! Diyorlar ki, sen kendine halîfe bırakmayacakmışsın. Gerçekten senin bir deve çobanın veya koyun çobanın olsa da onları bırakarak sana gelse, çobanın kaybettiğine kail olurdun. İnsanlara riâyet ise daha çetindir, dedim. Benim sözüm ona muvafık geldi. Ve bir müddet başını indirdi. Sonra onu bana kaldırarak şunları söyledi: — Muhakkak Allah (Azze ve Celle) dînini koruyacaktır. Ben kendime halîfe bırakmamış olsam, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de halîfe bırakmamıştır. Halîfe bırakmış olsam, Ebû Bekir halîfe bırakmıştır. İbni Ömer demiş ki: — Vallahi, babam, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le Ebû Bekr'i anmaktan başka bir şey yapmadı. Ve anladım ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i bir kimse ile değişecek değil ve kendine halîfe bırakacak değildir.
Sahih Muslim 4714
حَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ حَازِمٍ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، بْنُ سَمُرَةَ قَالَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَا عَبْدَ الرَّحْمَنِ لاَ تَسْأَلِ الإِمَارَةَ فَإِنَّكَ إِنْ أُعْطِيتَهَا عَنْ مَسْأَلَةٍ وُكِلْتَ إِلَيْهَا وَإِنْ أُعْطِيتَهَا عَنْ غَيْرِ مَسْأَلَةٍ أُعِنْتَ عَلَيْهَا " .
Bize Şeybân b. Ferrûh rivayet etti. (Dedi ki): Bize Cerîr b. Hâzim rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hasen rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdurrahmân b. Semûra rivayet etti. (Dedi ki): Bana Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdular: «Ya Abdurrahman! Emirliği isteme! Çünkü isteyerek sana verilirse onunla baş başa bırakılırsın! İstemeden sana verilirse onun uğrunda yardım görürsün.»
Sahih Muslim 4715
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ يُونُسَ، ح وَحَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ السَّعْدِيُّ حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ يُونُسَ، وَمَنْصُورٍ، وَحُمَيْدٍ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو كَامِلٍ الْجَحْدَرِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ عَطِيَّةَ، وَيُونُسَ بْنِ عُبَيْدٍ، وَهِشَامِ بْنِ حَسَّانَ، كُلُّهُمْ عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَمُرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِ حَدِيثِ جَرِيرٍ .
Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hâlid b. Abdillâh Yûnus'dan rivayet etti. H. Bana Alî b. Hucr Es-Sadî dahî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hüşeym Yûnus'la Mansûr'dan ve Humeyd'den rivayet etti. H. Bize Ebû Kâmil El-Cahderî de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hammâd b. Zeyd, Simâk b. Atiyye ile Yûnus b. Ubeyd'den ve Hişâm b. Hassan'dan naklen rivayet eyledi. Bu râvilerin hepsi Hasen'den, o da Abdurrahmân b. Semura'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen Cerîr'in hadîsi gibi rivayette bulunmuşlardır.
Sahih Muslim 4716
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ دَخَلْتُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَا وَرَجُلاَنِ مِنْ بَنِي عَمِّي فَقَالَ أَحَدُ الرَّجُلَيْنِ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَمِّرْنَا عَلَى بَعْضِ مَا وَلاَّكَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ . وَقَالَ الآخَرُ مِثْلَ ذَلِكَ فَقَالَ " إِنَّا وَاللَّهِ لاَ نُوَلِّي عَلَى هَذَا الْعَمَلِ أَحَدًا سَأَلَهُ وَلاَ أَحَدًا حَرَصَ عَلَيْهِ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe ile Muhammed b. El-Alâ' rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Ebû Usâme, Büreyd b. Abdillâh'dan, o da Ebû Bürde'den, o da Ebû Musa'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Ben ve amcam oğullarından iki zât, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına girdik. O iki zâtın biri: — Yâ Resûlallah! Bizi Allah (Azze ve Celle)'nin seni hâkim kıldığı yerlerden bazısına hâkim yap! dedi. Öteki de bunun gibi bir şey söyledi. Bunun üzerine Efendimiz: «Vallahi biz bu işe ne onu isteyen birini tayîn ederiz ne de ona hırs gösteren birini!» buyurdular.
Sahih Muslim 4717
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ حَاتِمٍ - قَالاَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ الْقَطَّانُ، حَدَّثَنَا قُرَّةُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ هِلاَلٍ، حَدَّثَنِي أَبُو بُرْدَةَ، قَالَ قَالَ أَبُو مُوسَى أَقْبَلْتُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَمَعِي رَجُلاَنِ مِنَ الأَشْعَرِيِّينَ أَحَدُهُمَا عَنْ يَمِينِي وَالآخَرُ عَنْ يَسَارِي فَكِلاَهُمَا سَأَلَ الْعَمَلَ وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَسْتَاكُ فَقَالَ " مَا تَقُولُ يَا أَبَا مُوسَى أَوْ يَا عَبْدَ اللَّهِ بْنَ قَيْسٍ " . قَالَ فَقُلْتُ وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ مَا أَطْلَعَانِي عَلَى مَا فِي أَنْفُسِهِمَا وَمَا شَعَرْتُ أَنَّهُمَا يَطْلُبَانِ الْعَمَلَ . قَالَ وَكَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَى سِوَاكِهِ تَحْتَ شَفَتِهِ وَقَدْ قَلَصَتْ فَقَالَ " لَنْ أَوْ لاَ نَسْتَعْمِلُ عَلَى عَمَلِنَا مَنْ أَرَادَهُ وَلَكِنِ اذْهَبْ أَنْتَ يَا أَبَا مُوسَى أَوْ يَا عَبْدَ اللَّهِ بْنَ قَيْسِ " . فَبَعَثَهُ عَلَى الْيَمَنِ ثُمَّ أَتْبَعَهُ مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ فَلَمَّا قَدِمَ عَلَيْهِ قَالَ انْزِلْ وَأَلْقَى لَهُ وِسَادَةً وَإِذَا رَجُلٌ عِنْدَهُ مُوثَقٌ قَالَ مَا هَذَا قَالَ هَذَا كَانَ يَهُودِيًّا فَأَسْلَمَ ثُمَّ رَاجَعَ دِينَهُ دِينَ السَّوْءِ فَتَهَوَّدَ قَالَ لاَ أَجْلِسُ حَتَّى يُقْتَلَ قَضَاءُ اللَّهِ وَرَسُولِهِ فَقَالَ اجْلِسْ نَعَمْ . قَالَ لاَ أَجْلِسُ حَتَّى يُقْتَلَ قَضَاءُ اللَّهِ وَرَسُولِهِ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ . فَأَمَرَ بِهِ فَقُتِلَ ثُمَّ تَذَاكَرَا الْقِيَامَ مِنَ اللَّيْلِ فَقَالَ أَحَدُهُمَا مُعَاذٌ أَمَّا أَنَا فَأَنَامُ وَأَقُومُ وَأَرْجُو فِي نَوْمَتِي مَا أَرْجُو فِي قَوْمَتِي .
Bize Ubeydullah b. Saîd ile Muhammed b. Hatim rivayet ettiler. Lâfız İbni Hâtim'indir. (Dediler ki): Bize Yahya b. Saîd El-Kattân rivayet etti. (Dedi ki): Bize Kurre b. Hâlid rivayet etti. (Dedi ki): Bize Humeyd b. Hilâl rivayet etti. (Dedi ki): Bana Ebû Bürde rivayet etti. (Dedi ki): Ebû Mûsâ şunu söyledi: — Yanımda Eş'arîlerden iki zât olduğu halde Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldim. Biri sağımda, diğeri solumda idi. Bunların ikisi de vazife istediler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) misvaklanıyordu. Bunun üzerine: «Ne diyorsun yâ Ebâ Mûsâ?» yahut «Yâ Abdallah b. Kays!» dedi. Ben de: — Seni hak (dîn) ile gönderen Allah'a yemîn ederim ki, bunlar kalplerinde olanı bana söylemediler. Ben bunların vazife isteyeceklerini bilemedim, dedim. Ama dudağının altında misvakının yükseldiğini (hâlâ) görür gibiyim. Ya «len» edatı ile yahut «lâ» ile (konuşarak): «Biz işimize, isteyeni tâyin etmeyiz! Lâkin sen git yâ Ebâ Mûsâ!» yahut «Yâ Abdallah b. Kays!» dedi. Ve onu Yemen'e gönderdi. Sonra onun peşinden Muâz b. Cebel'i yolladı. Muâz onun yanına varınca Ebû Mûsâ ona: — Buyur, otur! dedi ve ona bir yastık serdi. Bir de baktı ki, Ebû Musa'nın yanında bağlı bir adam var! — Bu kim? diye sordu. Ebû Mûsâ: — Bu bir yahudi idi; müslüman oldu. Sonra tekrar kendi dînine, kötülük dînine döndü ve yahudî oldu, dedi. Muâz: — Bu adam öldürülünceye kadar oturmam! Allah'ın ve Resulünün hükmü budur, dedi. Ebû Mûsâ: — Otur! Evet! dedi. Muâz: — O öldürülünceye kadar oturmam! Allah'ın ve Resulünün hükmü budur! dedi. Bu üç defa tekerrür etti. Nihayet onun öldürülmesini emretti ve öldürüldü. Sonra Muâz'la Ebû Mûsâ geceleyin namaz kılmayı müzâkere ettiler de biri, yani Muâz: — Bana gelince: Ben hem uyurum hem namaza kalkarım. Uykum esnasında da namazımda umduğumu umarım! dedi.
Sahih Muslim 4718
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ شُعَيْبِ بْنِ اللَّيْثِ، حَدَّثَنِي أَبِي شُعَيْبُ بْنُ اللَّيْثِ، حَدَّثَنِي اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، حَدَّثَنِي يَزِيدُ بْنُ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ بَكْرِ بْنِ عَمْرٍو، عَنِ الْحَارِثِ بْنِ يَزِيدَ الْحَضْرَمِيِّ، عَنِ ابْنِ حُجَيْرَةَ الأَكْبَرِ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَلاَ تَسْتَعْمِلُنِي قَالَ فَضَرَبَ بِيَدِهِ عَلَى مَنْكِبِي ثُمَّ قَالَ " يَا أَبَا ذَرٍّ إِنَّكَ ضَعِيفٌ وَإِنَّهَا أَمَانَةٌ وَإِنَّهَا يَوْمَ الْقِيَامَةِ خِزْىٌ وَنَدَامَةٌ إِلاَّ مَنْ أَخَذَهَا بِحَقِّهَا وَأَدَّى الَّذِي عَلَيْهِ فِيهَا " .
Bize Abdülmelik b. Şuayb b. Leys rivayet etti. (Dedi ki): Bana babam Şuayb b. Leys rivayet etti. (Dedi ki): Bana Leys b. Sa'd rivayet etti. (Dedi ki): Bana Yezîd b. Ebî Habîb, Bekir b. Amr'dan, o da Haris b. Yezîd El-Hadrami'den, o da İbni Huceyrate'l-Ekber'den, o da Ebû Zerr'den naklen rivayet etti. Ebû Zerr şöyle demiş: — Ya Resûlallah! Beni vâlî yapmıyor musun? dedim. Bunun üzerine eli ile omzuma vurdu. Sonra: «Yâ Ebâ Zerr! Sen zayıfsın. Bu vâlilik bir emânettir. Gerçekten kıyâmet gününde o kepazelik ve pişmanlıktır. Yalnız onu hakkı ile alarak o hususta üzerine düşeni yapan müstesna!» buyurdular.
Sahih Muslim 4719
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، كِلاَهُمَا عَنِ الْمُقْرِئِ، قَالَ زُهَيْرٌ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي أَيُّوبَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي جَعْفَرٍ الْقُرَشِيِّ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي سَالِمٍ الْجَيْشَانِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " يَا أَبَا ذَرٍّ إِنِّي أَرَاكَ ضَعِيفًا وَإِنِّي أُحِبُّ لَكَ مَا أُحِبُّ لِنَفْسِي لاَ تَأَمَّرَنَّ عَلَى اثْنَيْنِ وَلاَ تَوَلَّيَنَّ مَالَ يَتِيمٍ " .
Bize Züheyr b. Harb ile İshâk b. İbrahim, ikisi birden El-Mukrî'den rivayet ettiler. Züheyr (Dedi ki): Bize Abdullah b. Yezîd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Saîd b. Ebî Eyyûb, Ubeydullah b. Ebî Ca'fer El-Kuraşî'den, o da Salim b. Ebî Salim El-Ceyşânî'den, o da babasından, o da Ebû Zerr'den naklen rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Yâ Ebâ Zerr! Gerçekten ben seni zayıf görüyorum. Ben senin için kendime sevdiğim şeyi severim. Sakın iki kişi üzerine hâkim olma! Ve sakın yetîm malına velî olma!» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 4720
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَابْنُ نُمَيْرٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرٍو، - يَعْنِي ابْنَ دِينَارٍ - عَنْ عَمْرِو بْنِ أَوْسٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ ابْنُ نُمَيْرٍ وَأَبُو بَكْرٍ يَبْلُغُ بِهِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَفِي حَدِيثِ زُهَيْرٍ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ الْمُقْسِطِينَ عِنْدَ اللَّهِ عَلَى مَنَابِرَ مِنْ نُورٍ عَنْ يَمِينِ الرَّحْمَنِ عَزَّ وَجَلَّ وَكِلْتَا يَدَيْهِ يَمِينٌ الَّذِينَ يَعْدِلُونَ فِي حُكْمِهِمْ وَأَهْلِيهِمْ وَمَا وَلُوا " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb ve İbnü Numeyr rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Süfyân b. Uyeyne, Amr'dan (yâni İbni Dinar'dan), o da Amr b. Evs'den, o da Abdullah b. Amr'dan naklen rivayet etti. İbnü Numeyr ile Ebû Bekir: (Onu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ref' ederek) dediler. Züheyr'in hadîsinde ise şu ibare vardır: (Demiş ki): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şüphesiz ki, adaletle iş görenler, Allah katında nurdan minberler üzerinde Rahman (Azze ve Celle)'nin yemininde olacaklardır. Onun her iki yed'i sağdır. Bunlar, hükümlerinde ve aileleri ile mütevellisi oldukları kimseler hakkında adalet gösterenlerdir.» buyurdular.
Sahih Muslim 4721
حَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ الأَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ شِمَاسَةَ قَالَ أَتَيْتُ عَائِشَةَ أَسْأَلُهَا عَنْ شَىْءٍ، فَقَالَتْ مِمَّنْ أَنْتَ فَقُلْتُ رَجُلٌ مِنْ أَهْلِ مِصْرَ . فَقَالَتْ كَيْفَ كَانَ صَاحِبُكُمْ لَكُمْ فِي غَزَاتِكُمْ هَذِهِ فَقَالَ مَا نَقَمْنَا مِنْهُ شَيْئًا إِنْ كَانَ لَيَمُوتُ لِلرَّجُلِ مِنَّا الْبَعِيرُ فَيُعْطِيهِ الْبَعِيرَ وَالْعَبْدُ فَيُعْطِيهِ الْعَبْدَ وَيَحْتَاجُ إِلَى النَّفَقَةِ فَيُعْطِيهِ النَّفَقَةَ فَقَالَتْ أَمَا إِنَّهُ لاَ يَمْنَعُنِي الَّذِي فَعَلَ فِي مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ أَخِي أَنْ أُخْبِرَكَ مَا سَمِعْتُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ فِي بَيْتِي هَذَا " اللَّهُمَّ مَنْ وَلِيَ مِنْ أَمْرِ أُمَّتِي شَيْئًا فَشَقَّ عَلَيْهِمْ فَاشْقُقْ عَلَيْهِ وَمَنْ وَلِيَ مِنْ أَمْرِ أُمَّتِي شَيْئًا فَرَفَقَ بِهِمْ فَارْفُقْ بِهِ " .
Bana Hârûn b. Saîd El-Eylî rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dedi ki): Bana Harmele, Abdurrahmân b. Şümâse'den rivayet etti. (Şöyle demiş): Âişe'ye bir şey sormaya geldim. — Sen kimlerdensin? diye sordu. Ben de: — Mısırlılardan bir adamım! dedim. Müteakiben Âişe: — Bu gazanızda sizinkinin size karşı muamelesi nasıldı? diye sormuş. O da: — Kendisinden bir fenalık görmedik. Bizden birimizin devesi ölse hemen ona deve verir; kölesi ölse köle verir; yiyeceğe muhtaç olsa yiyecek verirdi, demiş. Bunun üzerine Âişe şunu söylemiş: — Beri bak! Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittiğim bir şeyi sana haber vermekten, onun kardeşim Muhammed b. Ebî Bekr'e yaptıkları beni menedemez! Şu evimde: «Allahım! Bir kimse ümmetimin umurundan bir vazife alır da onlara zorluk gösterirse sen de ona zorluk göster! Bir kimse ümmetimin umurundan bir vazife alır da onlara hoş muamele ederse, sen de ona hoş muamele eyle!» buyurdular.
Sahih Muslim 4722
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ حَازِمٍ، عَنْ حَرْمَلَةَ، الْمِصْرِيِّ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ شُمَاسَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ
Bana Muhammed b. Hatim de rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Mehdî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Cerîr b. Hâzim, Harmeletü'l-Mısrî'den, o da Abdurrahmân b. Şümâse'den, o da Âişe'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadisin mislini rivayet etti.
Sahih Muslim 4723
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " أَلاَ كُلُّكُمْ رَاعٍ وَكُلُّكُمْ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ فَالأَمِيرُ الَّذِي عَلَى النَّاسِ رَاعٍ وَهُوَ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ وَالرَّجُلُ رَاعٍ عَلَى أَهْلِ بَيْتِهِ وَهُوَ مَسْئُولٌ عَنْهُمْ وَالْمَرْأَةُ رَاعِيَةٌ عَلَى بَيْتِ بَعْلِهَا وَوَلَدِهِ وَهِيَ مَسْئُولَةٌ عَنْهُمْ وَالْعَبْدُ رَاعٍ عَلَى مَالِ سَيِّدِهِ وَهُوَ مَسْئُولٌ عَنْهُ أَلاَ فَكُلُّكُمْ رَاعٍ وَكُلُّكُمْ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ " .
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Leys rivayet etti. H, bize Muhammed b. Rumh da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Leys, Nâfi'den, o da İbni Ömer'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti ki, şöyle buyurmuşlar: «Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürüsünden mesuldür. İnsanlara hükmeden emir bir çobandır; o, sürüsünden mesuldür. Kişi, ailesi fertlerine çobandır. O da onlardan mesuldür. Kadın, kocasının evine ve çocuklarına çobandır; o da onlardan mesuldür. Köle, sahibinin malına çobandır; o da ondan mesuldür. Dikkat!.. İmdi hepiniz çobansınız ve hepiniz sürüsünden mesuldür.»
Sahih Muslim 4724
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَيَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَابْنُ حُجْرٍ كُلُّهُمْ عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ جَعْفَرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ح. وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ . بِمَعْنَى حَدِيثِ نَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ وَزَادَ فِي حَدِيثِ الزُّهْرِيِّ قَالَ وَحَسِبْتُ أَنَّهُ قَدْ قَالَ " الرَّجُلُ رَاعٍ فِي مَالِ أَبِيهِ وَمَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ " .
Bize Yahya b. Yahya ile Yahya b. Eyyûb, Kuteybe b. Saîd ve İbnü Hucr, hep birden İsmail b. Ca'fer'den, o da Abdullah b. Dinar'dan, o da İbni Ömer'den naklen rivayet ettiler. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki... H. Bana Harmeletü'bnü Yahya da rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dedi ki): Bana Yûnus, İbni Şihâb'dan, o da Salim b. Abdillâh'dan, o da babasından naklen haber verdi. Babası şöyle demiş: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim... Râvi hadisi, Nâfi'in İbni Ömer'den rivayet ettiği hadîs mânâsında rivayet etmiştir. Zührî'nin hadîsinde: Zannederim: «Kişi babasının malında çobandır ve sürüsünden mes'uldür.» buyurdu, dedi, ibaresini ziyade etmiştir.
Sahih Muslim 4727
وَحَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمِّي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي رَجُلٌ، سَمَّاهُ وَعَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ عَنْ بُكَيْرٍ، عَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، حَدَّثَهُ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِهَذَا الْمَعْنَى .
Bana Ahmed b. Abdirrahman b. Vehb de rivayet etti. (Dedi ki): Bana amcam Abdullah b. Vehb haber verdi. (Dedi ki): Bana bir adam (adını söyledi) ve Amr b. Haris, Bükeyr'den, o da Büsr b. Saîd'den naklen haber verdiler; ona da Abdullah b. Ömer, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bu mânâ ile rivayet etmiş.
Sahih Muslim 4728
وَحَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَشْهَبِ، عَنِ الْحَسَنِ، قَالَ عَادَ عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ زِيَادٍ مَعْقِلَ بْنَ يَسَارٍ الْمُزَنِيَّ فِي مَرَضِهِ الَّذِي مَاتَ فِيهِ فَقَالَ مَعْقِلٌ إِنِّي مُحَدِّثُكَ حَدِيثًا سَمِعْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَوْ عَلِمْتُ أَنَّ لِي حَيَاةً مَا حَدَّثْتُكَ إِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَا مِنْ عَبْدٍ يَسْتَرْعِيهِ اللَّهُ رَعِيَّةً يَمُوتُ يَوْمَ يَمُوتُ وَهُوَ غَاشٌّ لِرَعِيَّتِهِ إِلاَّ حَرَّمَ اللَّهُ عَلَيْهِ الْجَنَّةَ " .
Bize Şeybân b. Ferrûh rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû'l-Eşheb, Hasen'den rivayet etti. (Demiş ki): Ubeydullah b. Ziyâd, Ma'kıl b. Yesâr El-Müzenî'yi ölüm döşeğinde iken ziyaret etti de Ma'kıl şunu söyledi: Ben sana Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittiğim bir hadîsi söyleyeceğim. Benim için (daha) hayât olduğunu bilsem (onu) sana söylemezdim. Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Allah'ın bir sürüye çoban yaptığı hiçbir kul yoktur ki, öldüğü gün sürüsüne hıyanet etmiş olarak ölsün de Allah ona cenneti haram kılmasın!» buyururken işittim.
Sahih Muslim 4729
وَحَدَّثَنَاهُ يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الْحَسَنِ، قَالَ دَخَلَ ابْنُ زِيَادٍ عَلَى مَعْقِلِ بْنِ يَسَارٍ وَهُوَ وَجِعٌ . بِمِثْلِ حَدِيثِ أَبِي الأَشْهَبِ وَزَادَ قَالَ أَلاَّ كُنْتَ حَدَّثْتَنِي هَذَا، قَبْلَ الْيَوْمِ قَالَ مَا حَدَّثْتُكَ أَوْ، لَمْ أَكُنْ لأُحَدِّثَكَ .
Bize bu hadîsi Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yezîd b. Zürey', Yûnus'dan, o da Hasan'dan naklen haber verdi. Şöyle demiş: Ma'kıl b. Yesâr hasta iken İbni Ziyâd onun yanına girdi... Râvi, Ebû'l-Eşheb'in hadîsi gibi rivayette bulunmuş; şunu da ziyâde eylemiştir: «Bunu bana bugünden evvel söylemeli değil mi idin?» dedi. «Sana söylemedim; yahut sana söyleyecek değildim!» cevabını verdi.
Sahih Muslim 4730
وَحَدَّثَنَا أَبُو غَسَّانَ الْمِسْمَعِيُّ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي الْمَلِيحِ، أَنَّ عُبَيْدَ اللَّهِ بْنَ زِيَادٍ دَخَلَ عَلَى مَعْقِلِ بْنِ يَسَارٍ فِي مَرَضِهِ، فَقَالَ لَهُ مَعْقِلٌ إِنِّي مُحَدِّثُكَ بِحَدِيثٍ لَوْلاَ أَنِّي فِي الْمَوْتِ لَمْ أُحَدِّثْكَ بِهِ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَا مِنْ أَمِيرٍ يَلِي أَمْرَ الْمُسْلِمِينَ ثُمَّ لاَ يَجْهَدُ لَهُمْ وَيَنْصَحُ إِلاَّ لَمْ يَدْخُلْ مَعَهُمُ الْجَنَّةَ " .
Bize Ebû Gassân El-Mismaî ile İshâk b. İbrâhîm ve Muhammed b. El-Müsennâ da rivayet ettiler. (İshâk: Bize haber verdi, tâbirini kullandı. Ötekiler: Bize Muâz b. Hişâm rivayet etti, dediler.) (Demiş ki): Bana babam, Katâde'den, o da Ebû'l-Melîh'den naklen rivayet etti ki, hastalığında Ma'kıl b. Yesâr'ın yanına Ubeydullah b. Ziyâd girmiş. Ma'kıl ona: «Ben sana bir hadis söyleyeceğim! Ölüm hâlinde olmasam onu sana söylemezdim. Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: ‘Eğer bir âmir Müslümanların işini üzerine alır; sonra onlar için çalışıp samimiyet göstermezse onlarla birlikte cennete giremez!’ buyururken işittim.» demiş.
Sahih Muslim 4731
وَحَدَّثَنَا عُقْبَةُ بْنُ مُكْرَمٍ الْعَمِّيُّ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِسْحَاقَ، أَخْبَرَنِي سَوَادَةُ بْنُ أَبِي الأَسْوَدِ، حَدَّثَنِي أَبِي أَنَّ مَعْقِلَ بْنَ يَسَارٍ، مَرِضَ فَأَتَاهُ عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ زِيَادٍ يَعُودُهُ . نَحْوَ حَدِيثِ الْحَسَنِ عَنْ مَعْقِلٍ .
Bize Ukbe b. Mükrem El-Ammî de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yâkûb b. İshâk rivayet etti. (Dedi ki): Bana Sevâde b. Ebî'l-Esved haber verdi. (Dedi ki): Bana babam rivayet etti ki, Ma'kıl b. Yesâr hastalanmış da Ubeydullah b. Ziyâd onu dolaşmaya gelmiş... Râvi, Hasen'in Ma'kıl'den rivayet ettiği hadîs gibi rivayette bulundu.
Sahih Muslim 4732
حَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ حَازِمٍ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ، أَنَّ عَائِذَ بْنَ عَمْرٍو، - وَكَانَ مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم - دَخَلَ عَلَى عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ زِيَادٍ فَقَالَ أَىْ بُنَىَّ إِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِنَّ شَرَّ الرِّعَاءِ الْحُطَمَةُ فَإِيَّاكَ أَنْ تَكُونَ مِنْهُمْ " . فَقَالَ لَهُ اجْلِسْ فَإِنَّمَا أَنْتَ مِنْ نُخَالَةِ أَصْحَابِ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم . فَقَالَ وَهَلْ كَانَتْ لَهُمْ نُخَالَةٌ إِنَّمَا كَانَتِ النُّخَالَةُ بَعْدَهُمْ وَفِي غَيْرِهِمْ .
Bize Şeybân b. Ferrûh rivayet etti. (Dedi ki): Bize Cerîr b. Hâzim rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hasan rivayet etti ki: Âiz b. Amr, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashâbındandı. Ubeydullah b. Ziyâd'ın yanına girerek şunları söylemiş: — Ey oğulcuğum! Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Şüphesiz çobanların en kötüsü insafsız deve bakıcılarıdır. Sakın onlardan olma!» buyururken işittim. Bunun üzerine (Ubeydullah) ona: — Otur! Sen ancak Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashabının kepeğindensin! demiş. O da: — Onların kepeği var mı idi ki? Kepek ancak onlardan sonra, hem de onlardan başkalarında oldu! cevabını vermiş.
Sahih Muslim 4733
وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِي حَيَّانَ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَامَ فِينَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ يَوْمٍ فَذَكَرَ الْغُلُولَ فَعَظَّمَهُ وَعَظَّمَ أَمْرَهُ ثُمَّ قَالَ " لاَ أُلْفِيَنَّ أَحَدَكُمْ يَجِيءُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَلَى رَقَبَتِهِ بَعِيرٌ لَهُ رُغَاءٌ يَقُولُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَغِثْنِي . فَأَقُولُ لاَ أَمْلِكُ لَكَ شَيْئًا قَدْ أَبْلَغْتُكَ . لاَ أُلْفِيَنَّ أَحَدَكُمْ يَجِيءُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَلَى رَقَبَتِهِ فَرَسٌ لَهُ حَمْحَمَةٌ فَيَقُولُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَغِثْنِي . فَأَقُولُ لاَ أَمْلِكُ لَكَ شَيْئًا قَدْ أَبْلَغْتُكَ . لاَ أُلْفِيَنَّ أَحَدَكُمْ يَجِيءُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَلَى رَقَبَتِهِ شَاةٌ لَهَا ثُغَاءٌ يَقُولُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَغِثْنِي . فَأَقُولُ لاَ أَمْلِكُ لَكَ شَيْئًا قَدْ أَبْلَغْتُكَ . لاَ أُلْفِيَنَّ أَحَدَكُمْ يَجِيءُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَلَى رَقَبَتِهِ نَفْسٌ لَهَا صِيَاحٌ فَيَقُولُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَغِثْنِي . فَأَقُولُ لاَ أَمْلِكُ لَكَ شَيْئًا قَدْ أَبْلَغْتُكَ . لاَ أُلْفِيَنَّ أَحَدَكُمْ يَجِيءُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَلَى رَقَبَتِهِ رِقَاعٌ تَخْفِقُ فَيَقُولُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَغِثْنِي . فَأَقُولُ لاَ أَمْلِكُ لَكَ شَيْئًا قَدْ أَبْلَغْتُكَ . لاَ أُلْفِيَنَّ أَحَدَكُمْ يَجِيءُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَلَى رَقَبَتِهِ صَامِتٌ فَيَقُولُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَغِثْنِي فَأَقُولُ لاَ أَمْلِكُ لَكَ شَيْئًا قَدْ أَبْلَغْتُكَ " .
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dedi ki): Bize İsmâîl b. İbrahim, Ebû Hayyân'dan, o da Ebû Zür'a'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Bir gün Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) aramızda ayağa kalkarak hıyaneti andı. Onu büyüttü; onun hâlini de büyüttü. Sonra şöyle buyurdu: «Sakın sizden birinizi kıyamet günü, boynunda böğürmesi olan bir deve olduğu hâlde gelerek: Yâ Resûlallah! Beni kurtar! derken, kendimi de: Senin için bir şeye mâlik değilim; ben sana tebliğ ettim, diye cevap verirken bulmayayım! Sakın sizden birinizi kıyamet günü boynunda kişneyişi olan bir at olduğu hâlde gelerek: Yâ Resûlallah! Beni kurtar! derken, kendimi de: Senin için hiçbir şeye mâlik değilim; ben sana tebliğ ettim, diye cevap verirken bulmayayım! Sakın sizden birinizi kıyamet günü boynunda meleyişi olan bir koyun olduğu hâlde gelerek: Yâ Resûlallah! Beni kurtar! derken, kendimi de: Senin için hiçbir şeye mâlik değilim; ben sana tebliğ ettim, diye cevap verirken bulmayayım! Sakın sizden birinizi kıyamet günü boynunda çığlığı olan bir kimse olduğu hâlde gelerek: Yâ Resûlallah! Beni kurtar! derken, kendimi de: Senin için hiçbir şeye mâlik değilim; ben sana tebliğ ettim, diye cevap verirken bulmayayım! Sakın sizden birinizi kıyamet günü, boynunda dalgalanan giysiler olduğu hâlde gelerek: Yâ Resûlallah! Beni kurtar! derken, kendimi de: Senin için hiçbir şeye mâlik değilim; ben sana tebliğ ettim, diye cevap verirken bulmayayım! Sakın sizden birinizi kıyamet günü, boynunda altın gümüş olduğu hâlde gelerek: Yâ Resûlallah! Beni kurtar! derken, kendimi de: Senin için hiçbir şeye mâlik değilim; ben sana tebliğ ettim, diye cevap verirken bulmayayım!»
Sahih Muslim 4734
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحِيمِ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ أَبِي حَيَّانَ، ح وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ أَبِي حَيَّانَ، وَعُمَارَةَ بْنِ الْقَعْقَاعِ، جَمِيعًا عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، بِمِثْلِ حَدِيثِ إِسْمَاعِيلَ عَنْ أَبِي حَيَّانَ، .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdürrahîm b. Süleyman, Ebû Hayyân'dan rivayet etti. H. Bana Züheyr b. Harb dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Cerîr, Ebû Hayyân ile Umâre b. Ka'kaa'dan, bunların hepsi Ebû Zür'a'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen İsmâîl'in Ebû Hayyân'dan rivayet ettiği hadis gibi rivayette bulundu.
Sahih Muslim 4735
وَحَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ صَخْرٍ الدَّارِمِيُّ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، - يَعْنِي ابْنَ زَيْدٍ - عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ بْنِ عَمْرِو بْنِ جَرِيرٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ ذَكَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْغُلُولَ فَعَظَّمَهُ . وَاقْتَصَّ الْحَدِيثَ قَالَ حَمَّادٌ ثُمَّ سَمِعْتُ يَحْيَى بَعْدَ ذَلِكَ يُحَدِّثُهُ فَحَدَّثَنَا بِنَحْوِ مَا حَدَّثَنَا عَنْهُ أَيُّوبُ .
Bana Ahmed b. Saîd b. Sahr Ed-Dârimî de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süleyman b. Harb rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hammâd (yâni İbni Zeyd) Eyyûb'dan, o da Yahya b. Saîd'den, o da Ebû Zür'a b. Amr b. Cerîr'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hıyaneti anarak onu büyüttü. Ve râvi hadîsi kıssa eylemiştir. Hammâd: «Bilâhare Yahya'yı bu hadîsi rivayet ederken işittim. Bize Eyyûb'un kendisinden rivayet ettiği gibi rivayette bulundu.»
Sahih Muslim 4736
وَحَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ الْحَسَنِ بْنِ خِرَاشٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدِ بْنِ حَيَّانَ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . بِنَحْوِ حَدِيثِهِمْ .
Bana Ahmed b. Hasan b. Hırâş da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Ma'mer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdülvâris rivayet etti. (Dedi ki): Bize Eyyûb, Yahya b. Saîd b. Hayyân'dan, o da Ebû Zür'a'dan, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen yukarıdakilerin hadîsi gibi rivayette bulundu.
Sahih Muslim 4737
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَمْرٌو النَّاقِدُ، وَابْنُ أَبِي عُمَرَ، - وَاللَّفْظُ لأَبِي بَكْرٍ - قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِي حُمَيْدٍ السَّاعِدِيِّ، قَالَ اسْتَعْمَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَجُلاً مِنَ الأَسْدِ يُقَالُ لَهُ ابْنُ اللُّتْبِيَّةِ - قَالَ عَمْرٌو وَابْنُ أَبِي عُمَرَ عَلَى الصَّدَقَةِ - فَلَمَّا قَدِمَ قَالَ هَذَا لَكُمْ وَهَذَا لِي أُهْدِيَ لِي قَالَ فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى الْمِنْبَرِ فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ وَقَالَ " مَا بَالُ عَامِلٍ أَبْعَثُهُ فَيَقُولُ هَذَا لَكُمْ وَهَذَا أُهْدِيَ لِي . أَفَلاَ قَعَدَ فِي بَيْتِ أَبِيهِ أَوْ فِي بَيْتِ أُمِّهِ حَتَّى يَنْظُرَ أَيُهْدَى إِلَيْهِ أَمْ لاَ وَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ لاَ يَنَالُ أَحَدٌ مِنْكُمْ مِنْهَا شَيْئًا إِلاَّ جَاءَ بِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ يَحْمِلُهُ عَلَى عُنُقِهِ بَعِيرٌ لَهُ رُغَاءٌ أَوْ بَقَرَةٌ لَهَا خُوَارٌ أَوْ شَاةٌ تَيْعِرُ " . ثُمَّ رَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى رَأَيْنَا عُفْرَتَىْ إِبْطَيْهِ ثُمَّ قَالَ " اللَّهُمَّ هَلْ بَلَّغْتُ " . مَرَّتَيْنِ .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Amru'n-Nâkıd ve İbnü Ebî Ömer rivayet ettiler. Lâfız Ebû Bekir'indir. (Dediler ki): Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî'den, o da Urve'den, o da Ebû Humeyd Es-Sâidî'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Esd kabilesinden İbnü'l-Lutbiyye denilen bir adamı me'mur yaptı. (Amr'la İbnü Ebî Ömer: Sadaka üzerine me'mur dediler.) (Bu zât vazifeden) geldiği zaman: — Bu sizin; bu da benim; bana hediyye edildi, dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) minber üzerinde ayağa kalkarak Allah'a hamdü sena etti. Ve şunları söyledi: «Benim gönderdiğim bir me'mûra ne oluyor ki: Bu sizin; bu da bana hediyye edildi, diyor! Babasının yahut anasının evinde otursa da kendisine hediyye edilecek mi, edilmeyecek mi baksa idi ya! Muhammed'in nefsi yed-i kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki, sizden biriniz o sadakadan bir şey ele geçirirse kıyamet gününde onu boynunda taşıyarak getirecektir. Böğürmesi olan bir deve, yahut öğürmesi olan bir inek veya meleyen bir koyun!..» Sonra ellerini kaldırdı. Hattâ koltuklarının beyazını gördük. Sonra iki defa: «Allahım! Tebliğ ettim mi?» buyurdu.
Sahih Muslim 4738
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالاَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِي حُمَيْدٍ السَّاعِدِيِّ، قَالَ اسْتَعْمَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ابْنَ اللُّتْبِيَّةِ - رَجُلاً مِنَ الأَزْدِ - عَلَى الصَّدَقَةِ فَجَاءَ بِالْمَالِ فَدَفَعَهُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ هَذَا مَالُكُمْ وَهَذِهِ هَدِيَّةٌ أُهْدِيَتْ لِي . فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَفَلاَ قَعَدْتَ فِي بَيْتِ أَبِيكَ وَأُمِّكَ فَتَنْظُرَ أَيُهْدَى إِلَيْكَ أَمْ لاَ " . ثُمَّ قَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم خَطِيبًا . ثُمَّ ذَكَرَ نَحْوَ حَدِيثِ سُفْيَانَ .
Bize İshâk b. İbrahim ile Abd b. Humeyd rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Abdürrazzâk haber verdi. (Dedi ki): Bize Ma'mer, Zührî'den, o da Urve'den, o da Ebû Humeyd es-Sâidî'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Ezd kabilesinden bir adam olan İbnü'l-Lutbiyye'yi sadaka üzerine memur tayin etti. Sonra İbnü'l-Lutbiyye zekât malını getirerek Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e verdi ve: «Bu sizin malınız; şu da bana verilen bir hediyedir.» dedi. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de ona: «Babanın ve ananın evinde otursan da sana hediye edilecek mi, edilmeyecek mi baksaydın ya!» buyurdular. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hutbe okumak için ayağa kalktı. Bundan sonra râvi, Süfyan'ın hadisi gibi rivayette bulunmuştur.
Sahih Muslim 4739
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي حُمَيْدٍ السَّاعِدِيِّ، قَالَ اسْتَعْمَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَجُلاً مِنَ الأَزْدِ عَلَى صَدَقَاتِ بَنِي سُلَيْمٍ يُدْعَى ابْنَ الأُتْبِيَّةِ فَلَمَّا جَاءَ حَاسَبَهُ قَالَ هَذَا مَالُكُمْ وَهَذَا هَدِيَّةٌ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " فَهَلاَّ جَلَسْتَ فِي بَيْتِ أَبِيكَ وَأُمِّكَ حَتَّى تَأْتِيَكَ هَدِيَّتُكَ إِنْ كُنْتَ صَادِقًا " . ثُمَّ خَطَبَنَا فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ ثُمَّ قَالَ " أَمَّا بَعْدُ فَإِنِّي أَسْتَعْمِلُ الرَّجُلَ مِنْكُمْ عَلَى الْعَمَلِ مِمَّا وَلاَّنِي اللَّهُ فَيَأْتِي فَيَقُولُ هَذَا مَالُكُمْ وَهَذَا هَدِيَّةٌ أُهْدِيَتْ لِي . أَفَلاَ جَلَسَ فِي بَيْتِ أَبِيهِ وَأُمِّهِ حَتَّى تَأْتِيَهُ هَدِيَّتُهُ إِنْ كَانَ صَادِقًا وَاللَّهِ لاَ يَأْخُذُ أَحَدٌ مِنْكُمْ مِنْهَا شَيْئًا بِغَيْرِ حَقِّهِ إِلاَّ لَقِيَ اللَّهَ تَعَالَى يَحْمِلُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَلأَعْرِفَنَّ أَحَدًا مِنْكُمْ لَقِيَ اللَّهَ يَحْمِلُ بَعِيرًا لَهُ رُغَاءٌ أَوْ بَقَرَةً لَهَا خُوَارٌ أَوْ شَاةً تَيْعِرُ " . ثُمَّ رَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى رُئِيَ بَيَاضُ إِبْطَيْهِ ثُمَّ قَالَ " اللَّهُمَّ هَلْ بَلَّغْتُ " . بَصُرَ عَيْنِي وَسَمِعَ أُذُنِي .
Bize Ebû Kureyb Muhammed b. Alâ rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Usâme rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hişâm, babasından, o da Ebû Humeyd es-Sâidî'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Ezd kabilesinden İbnü'l-Utbiyye denilen bir adamı Benî Süleym'in sadakalarına memur tayin etti. Geldiği zaman onu hesaba çekti. Adam: «Şu sizin malınız; bu da hediyedir.» dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Babanın ve ananın evinde otursaydın ya; doğrucu isen hediyen sana gelsin!» buyurdu. Sonra bize hutbe okudu ve Allah'a hamdüsenâ etti. Sonra şunları söyledi: «Bundan sonra malûm ola ki! Ben sizden bir adamı, Allah'ın benim idareme verdiği yerlerden bir vazifeye tayin ediyorum da gelerek: ‘Şu sizin malınız; bu da bana verilen bir hediyedir.’ diyor. Babasının ve anasının evinde otursaydı ya; doğrucu ise hediyesi kendisine gelsin! Vallahi, eğer sizden biriniz hakkı olmaksızın ondan bir şey alırsa kıyamet gününde Allah Teâlâ'ya onu taşır hâlde kavuşur. Sizden birinizin böğüren bir deve yahut böğürmesi olan bir inek veya meleyen bir koyun taşıyarak Allah'a kavuştuğunu ben mutlaka bileceğim!» Sonra ellerini kaldırdı. Hatta koltuklarının beyazı göründü ve: «Allah'ım! Tebliğ ettim mi?» dedi. Bunu gözüm gördü, kulağım işitti.
Sahih Muslim 4740
وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، وَابْنُ نُمَيْرٍ، وَأَبُو مُعَاوِيَةَ ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحِيمِ بْنُ سُلَيْمَانَ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، كُلُّهُمْ عَنْ هِشَامٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ . وَفِي حَدِيثِ عَبْدَةَ وَابْنِ نُمَيْرٍ فَلَمَّا جَاءَ حَاسَبَهُ . كَمَا قَالَ أَبُو أُسَامَةَ . وَفِي حَدِيثِ ابْنِ نُمَيْرٍ " تَعْلَمُنَّ وَاللَّهِ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لاَ يَأْخُذُ أَحَدُكُمْ مِنْهَا شَيْئًا " . وَزَادَ فِي حَدِيثِ سُفْيَانَ قَالَ بَصُرَ عَيْنِي وَسَمِعَ أُذُنَايَ . وَسَلُوا زَيْدَ بْنَ ثَابِتٍ فَإِنَّهُ كَانَ حَاضِرًا مَعِي .
Bize Ebû Kureyb de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abde ile İbnü Numeyr ve Ebû Muâviye rivayet ettiler. H. Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdürrahîm b. Süleyman rivayet etti. H. Bize İbni Ebî Ömer de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süfyân rivayet etti. Bunların hepsi Hişâm'dan bu isnadla rivayette bulunmuşlardır. Abde ile İbnü Numeyr'in hadislerinde, Ebû Usâme'nin dediği gibi: «Geldiği zaman onu hesaba çekti.» cümlesi vardır. İbni Numeyr hadisinde ise: «Vallahi iyi bilin! Nefsim yed-i kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki sizden biriniz o sadakadan bir şey alırsa...» ibaresi vardır. Süfyan'ın hadisinde: «Dedi ki: Gözüm gördü, iki kulağım işitti. Zeyd b. Sâbit'e de sorun! Çünkü benimle beraber orada idi.» ibaresini ziyade etmiştir.
Sahih Muslim 4741
وَحَدَّثَنَاهُ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الشَّيْبَانِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ ذَكْوَانَ، - وَهُوَ أَبُو الزِّنَادِ - عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم اسْتَعْمَلَ رَجُلاً عَلَى الصَّدَقَةِ فَجَاءَ بِسَوَادٍ كَثِيرٍ فَجَعَلَ يَقُولُ هَذَا لَكُمْ وَهَذَا أُهْدِيَ إِلَىَّ . فَذَكَرَ نَحْوَهُ قَالَ عُرْوَةُ فَقُلْتُ لأَبِي حُمَيْدٍ السَّاعِدِيِّ أَسَمِعْتَهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ مِنْ فِيهِ إِلَى أُذُنِي .
Bize bu hadîsi İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Cerîr, Şeybânî'den, o da Abdullah b. Zekvân'dan —ki bu zât Ebû'z-Zinâd'dır— o da Urve b. Zübeyr'den naklen haber verdi ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sadaka üzerine bir adamı me'mûr tâyîn etmiş. O da birçok şeyler getirmiş. Ve: Şu sizin! Bu da bana hediyye edildi... demeye başlamış... Râvi yukarıki hadîs gibi rivayet etmiştir. Urve demiş ki: «Ebû Humeyd es-Sâidî'ye: Bunu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den mi işittin? diye sordum. — Ağzından kulağıma! dedi.»
Sahih Muslim 4742
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعُ بْنُ الْجَرَّاحِ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي خَالِدٍ، عَنْ قَيْسِ بْنِ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ عَمِيرَةَ الْكِنْدِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَنِ اسْتَعْمَلْنَاهُ مِنْكُمْ عَلَى عَمَلٍ فَكَتَمَنَا مِخْيَطًا فَمَا فَوْقَهُ كَانَ غُلُولاً يَأْتِي بِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ " . قَالَ فَقَامَ إِلَيْهِ رَجُلٌ أَسْوَدُ مِنَ الأَنْصَارِ كَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَيْهِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ اقْبَلْ عَنِّي عَمَلَكَ قَالَ " وَمَا لَكَ " . قَالَ سَمِعْتُكَ تَقُولُ كَذَا وَكَذَا . قَالَ " وَأَنَا أَقُولُهُ الآنَ مَنِ اسْتَعْمَلْنَاهُ مِنْكُمْ عَلَى عَمَلٍ فَلْيَجِئْ بِقَلِيلِهِ وَكَثِيرِهِ فَمَا أُوتِيَ مِنْهُ أَخَذَ وَمَا نُهِيَ عَنْهُ انْتَهَى " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Veki' b. Cerrah rivayet etti. (Dedi ki): Bize İsmail b. Ebî Hâlid, Kays b. Ebî Hâzim'den, o da Adiy b. Amirate'l-Kindî'den naklen rivayet etti. (Demiş ki): Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: «Sizden herhangi bir kimseyi biz me'mur ta'yîn eder de bir iğneyi veya fazlasını bizden gizlerse bu hıyanet olur; kıyamet gününde onu getirir!» Bunun üzerine Ensâr'dan siyah bir zât kalkarak onun yanına gitti. Onu hâlâ görür gibiyim. Ve: — Yâ Resûlallah! Vazifeni benden kabul eyle! dedi. Efendimiz: «Sana ne oldu?» diye sordu. — Seni şöyle şöyle derken işittim! dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Halbuki ben onu şimdi söylüyorum: Sizden kimi bir işe memur tayin edersek onun azını çoğunu getirsin! Ondan kendisine ne verilirse alır; ne yasak edilirse vazgeçer!» buyurdular.
Sahih Muslim 4743
وَحَدَّثَنَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي وَمُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، قَالُوا حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، بِهَذَا الإِسْنَادِ بِمِثْلِهِ .
Bu hadîsi bize Muhammed b. Abdillâh b. Numeyr de rivayet etti. (Dedi ki): Bize babamla Muhammed b. Bişr rivayet ettiler. H. Bana Muhammed b. Râfi' dahî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Usâme rivayet etti. Bu râvilerin hepsi: Bize İsmail bu isnâdla bu hadîsin mislini rivayet etti, demişlerdir.
Sahih Muslim 4744
وَحَدَّثَنَاهُ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، أَخْبَرَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي خَالِدٍ، أَخْبَرَنَا قَيْسُ بْنُ أَبِي حَازِمٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَدِيَّ بْنَ عَمِيرَةَ الْكِنْدِيَّ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ بِمِثْلِ حَدِيثِهِمْ .
Bu hadîsi bize İshâk b. İbrahim El-Hanzalî de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Fadl b. Mûsâ haber verdi. (Dedi ki): Bize İsmâîl b. Ebî Hâlid rivayet etti. (Dedi ki): Bize Kays b. Ebî Hâzim haber verdi. (Dedi ki): Ben Adiy b. Amîrate'l-Kindî'yi şunu söylerken işittim: Ben Resûlullah'ı şöyle buyururken işittim... Râvi, yukarıdakilerin hadîsi gibi rivayette bulunmuştur.
Sahih Muslim 4745
حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَهَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالاَ حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ نَزَلَ { يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ وَأُولِي الأَمْرِ مِنْكُمْ} فِي عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حُذَافَةَ بْنِ قَيْسِ بْنِ عَدِيٍّ السَّهْمِيِّ بَعَثَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي سَرِيَّةٍ . أَخْبَرَنِيهِ يَعْلَى بْنُ مُسْلِمٍ عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ .
Bana Züheyr b. Harb ile Hârûn b. Abdillâh rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Haccâc b. Muhammed rivayet etti. (Dedi ki): İbnü Cüreyc şunu söyledi: «Ey îmân edenler! Allah'a itaat edin! Resulüne ve sizden olan emir sahiplerine de itaat edin!» [Nisâ 59] âyeti Abdullah b. Huzâfe b. Kays b. Adiy Es-Sehmî hakkında inmiş. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu bir seriyyeye göndermiş. Bana bunu Ya'lâ b. Müslim, Saîd b. Cübeyr'den, o da İbn Abbâs'tan naklen haber verdi.
Sahih Muslim 4746
وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَهُ قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " مَنْ أَطَاعَنِي فَقَدْ أَطَاعَ اللَّهَ وَمَنْ عَصَانِي فَقَدْ عَصَى اللَّهَ وَمَنْ أَطَاعَ أَمِيرِي فَقَدْ أَطَاعَنِي وَمَنْ عَصَى أَمِيرِي فَقَدْ عَصَانِي " .
Bana Harmele b. Yahya dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbnü Vehb haber verdi. (Dedi ki): Bana Yûnus, kendisine haber veren İbn Şihâb'dan naklen haber verdi. (Demiş ki): Bize Ebû Seleme b. Abdirrahmân, Ebû Hureyre'den, o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti ki: «Kim bana itaat ederse Allah'a itaat etmiş; her kim bana isyan ederse Allah'a isyan etmiş olur. Kim benim emîrime itaat ederse bana itaat etmiş; her kim benim emîrime isyan ederse bana isyan etmiş olur!» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 4749
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا مَكِّيُّ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ زِيَادٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ أَبَا سَلَمَةَ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ سَوَاءً
Bana Muhammed b. Hatim de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Mekkî b. İbrahim rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbnü Cüreyc, Ziyâd'dan, o da İbni Şihâb'dan naklen rivayet etti ki, ona da Ebû Seleme b. Abdirrahmân haber vermiş ki, kendisi Ebû Hureyre'yi, “Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular...” diyerek tamamıyla yukarıdaki hadisin mislini rivayet ederken dinlemiş.
Sahih Muslim 4750
وَحَدَّثَنِي أَبُو كَامِلٍ الْجَحْدَرِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ يَعْلَى بْنِ عَطَاءٍ، عَنْ أَبِي عَلْقَمَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو هُرَيْرَةَ، مِنْ فِيهِ إِلَى فِيَّ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ح. وَحَدَّثَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي ح، وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ، بْنُ جَعْفَرٍ قَالاَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ يَعْلَى بْنِ عَطَاءٍ، سَمِعَ أَبَا عَلْقَمَةَ، سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَ حَدِيثِهِمْ
Bana Ebû Kâmil El-Cahderî de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Avâne, Ya'lâ b. Atâ'dan, o da Ebû Alkame'den naklen rivayet etti. (Demiş ki): Bana Ebû Hureyre ağzından ağzıma rivayet etti. (Dedi ki): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den dinledim. H. Bana Ubeydullah b. Muâz dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Beşşâr da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. Her iki râvi demişler ki: Bize Şu'be, Ya'lâ b. Atâ'dan rivayet etti. O, Ebû Alkame'yi; Ebû Alkame de Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den nakleden Ebû Hureyre'yi yukarıdakilerin hadisi gibi rivayet ederken dinlemiş.
Sahih Muslim 4751
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِ حَدِيثِهِمْ .
Bize Muhammed b. Râfi' de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdürrazzâk rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ma'mer, Hemmâm b. Münebbih'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen yukarıdakilerin hadisi gibi rivayette bulundu.
Sahih Muslim 4752
وَحَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ حَيْوَةَ، أَنَّ أَبَا يُونُسَ، مَوْلَى أَبِي هُرَيْرَةَ حَدَّثَهُ قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِذَلِكَ وَقَالَ " مَنْ أَطَاعَ الأَمِيرَ " . وَلَمْ يَقُلْ أَمِيرِي وَكَذَلِكَ فِي حَدِيثِ هَمَّامٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ .
Bana Ebû't-Tahir dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Vehb, Hayve'den naklen haber verdi ki, ona da Ebû Hureyre'nin azatlısı Ebû Yûnus rivayet etmiş. (Demiş ki): Ebû Hureyre'yi, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bunu rivayet ederken işittim. Ama: «Kim emîre itaat ederse» dedi. «Benim emîrime» demedi. Hemmâm'ın Ebû Hureyre'den rivayet ettiği hadisinde de böyledir.
Sahih Muslim 4753
وَحَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مَنْصُورٍ، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، كِلاَهُمَا عَنْ يَعْقُوبَ، قَالَ سَعِيدٌ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ السَّمَّانِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " عَلَيْكَ السَّمْعَ وَالطَّاعَةَ فِي عُسْرِكَ وَيُسْرِكَ وَمَنْشَطِكَ وَمَكْرَهِكَ وَأَثَرَةٍ عَلَيْكَ " .
Bize Saîd b. Mansûr ile Kuteybe b. Saîd, ikisi birden Ya'kûb'dan rivayet ettiler. Saîd (Dedi ki): Bize Ya'kûb b. Abdirrahmân, Ebû Hâzim'den, o da Ebû Salih es-Semmân'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet eyledi. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Darlığında, varlığında; neşatlı zamanında, kederli zamanında ve dünya işlerinin sana tercih edildiğinde dinleyip itaat etmelisin!» buyurdular.
Sahih Muslim 4754
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ بَرَّادٍ الأَشْعَرِيُّ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالُوا حَدَّثَنَا ابْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ أَبِي عِمْرَانَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الصَّامِتِ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ إِنَّ خَلِيلِي أَوْصَانِي أَنْ أَسْمَعَ وَأُطِيعَ وَإِنْ كَانَ عَبْدًا مُجَدَّعَ الأَطْرَافِ .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Abdullah b. Berrâd el-Eş'arî ve Ebû Kureyb rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize İbni İdrîs, Şu'be'den, o da Ebû İmrân'dan, o da Abdullah b. Sâmit'ten, o da Ebû Zerr'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Dostum bana dinleyip itaat etmemi vasiyet etti. Velev ki (âmir) kolları, bacakları kesilmiş bir köle olsun.
Sahih Muslim 4755
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا النَّضْرُ، بْنُ شُمَيْلٍ جَمِيعًا عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ أَبِي عِمْرَانَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَقَالاَ فِي الْحَدِيثِ عَبْدًا حَبَشِيًّا مُجَدَّعَ الأَطْرَافِ .
Bize Muhammed b. Beşşâr da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. H. Bize İshâk dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Nadr b. Şumeyl haber verdi. Bu râviler hep birden Şu'be'den, o da Ebû İmrân'dan bu isnâdla rivayette bulunmuşlar. Ve ikisi de hadîste: «Velev kolları, bacakları kesilmiş Habeşli bir köle olsun!» demişlerdir.
Sahih Muslim 4756
وَحَدَّثَنَاهُ عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي عِمْرَانَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ كَمَا قَالَ ابْنُ إِدْرِيسَ عَبْدًا مُجَدَّعَ الأَطْرَافِ .
Bize bu hadîsi Ubeydullah b. Muâz da rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Ebû İmrân'dan bu isnâdla İbni İdrîs'in dediği gibi «Velev kolları, bacakları kesilmiş bir köle olsun!» şeklinde rivayet etti.
Sahih Muslim 4757
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ حُصَيْنٍ، قَالَ سَمِعْتُ جَدَّتِي، تُحَدِّثُ أَنَّهَا سَمِعَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ وَهُوَ يَقُولُ " وَلَوِ اسْتُعْمِلَ عَلَيْكُمْ عَبْدٌ يَقُودُكُمْ بِكِتَابِ اللَّهِ فَاسْمَعُوا لَهُ وَأَطِيعُوا " .
Bize Muhammed b. Müsennâ rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Yahya b. Husayn'dan rivayet etti. (Demiş ki): Ninemin, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i Veda Haccı'nda hutbe okurken dinlediğini ve onun şöyle buyurduğunu rivayet ettiğini işittim: «Üzerinize, sizi Allah'ın kitabı ile yöneten bir köle bile vali tayin edilse onu dinleyin ve itaat edin!»
Sahih Muslim 4758
وَحَدَّثَنَاهُ ابْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ شُعْبَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَقَالَ عَبْدًا حَبَشِيًّا .
Bu hadîsi bize İbni Beşşâr da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Ca'fer ile Abdurrahmân b. Mehdî, Şu'be'den bu isnâdla rivayet ettiler. O, «Habeşli bir köle olsa da!» demiş.
Sahih Muslim 4759
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعُ بْنُ الْجَرَّاحِ، عَنْ شُعْبَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَقَالَ عَبْدًا حَبَشِيًّا مُجَدَّعًا .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe dahî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Vekî' b. Cerrâh, Şu'be'den bu isnâdla rivayet etti. O, «Kolları, bacakları kesilmiş Habeşli bir köle bile olsa!» demiş.
Sahih Muslim 4760
وَحَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ بِشْرٍ، حَدَّثَنَا بَهْزٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَلَمْ يَذْكُرْ حَبَشِيًّا مُجَدَّعًا وَزَادَ أَنَّهَا سَمِعَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمِنًى أَوْ بِعَرَفَاتٍ
Bize Abdurrahmân b. Bişr de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Behz rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be bu isnâdla rivayette bulundu. Ama «Kolları, bacakları kesilmiş Habeşli» ibaresini anmadı da onun Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i Mina'da veya Arafât'ta dinlediğini ziyade etti.
Sahih Muslim 4761
وَحَدَّثَنِي سَلَمَةُ بْنُ شَبِيبٍ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ أَعْيَنَ، حَدَّثَنَا مَعْقِلٌ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَبِي أُنَيْسَةَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ حُصَيْنٍ، عَنْ جَدَّتِهِ أُمِّ الْحُصَيْنِ، قَالَ سَمِعْتُهَا تَقُولُ، حَجَجْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَجَّةَ الْوَدَاعِ - قَالَتْ - فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَوْلاً كَثِيرًا ثُمَّ سَمِعْتُهُ يَقُولُ " إِنْ أُمِّرَ عَلَيْكُمْ عَبْدٌ مُجَدَّعٌ - حَسِبْتُهَا قَالَتْ - أَسْوَدُ يَقُودُكُمْ بِكِتَابِ اللَّهِ فَاسْمَعُوا لَهُ وَأَطِيعُوا " .
Bana Seleme b. Şebîb de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hasen b. A'yen rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ma'kıl, Zeyd b. Ebî Üneyse'den, o da Yahya b. Husayn'dan, o da nenesi Ümmü'l-Husayn'dan naklen rivayet etti. (Demiş ki): Onu şunları söylerken işittim: Veda haccında Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le beraber haccettim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çok sözler söyledi. Sonra onu: «Üzerinize, sizi Allah'ın kitabı ile yönetecek, kolları bacakları kesilmiş, zannederim siyah dedi, bir köle vali tayin edilse, onu dinleyin ve itaat edin!» buyururken işittim.
Sahih Muslim 4762
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " عَلَى الْمَرْءِ الْمُسْلِمِ السَّمْعُ وَالطَّاعَةُ فِيمَا أَحَبَّ وَكَرِهَ إِلاَّ أَنْ يُؤْمَرَ بِمَعْصِيَةٍ فَإِنْ أُمِرَ بِمَعْصِيَةٍ فَلاَ سَمْعَ وَلاَ طَاعَةَ " .
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Leys, Ubeydullah'dan, o da Nâfi'den, o da İbni Ömer'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti ki: «Müslüman bir kimseye sevdiği, sevmediği (her) hususta (âmirini) dinleyip itaat etmek gerekir. Meğer ki kendisine ma'siyet emredile! Eğer ma'siyet emredilirse ne dinlemek vardır ne de itaat!» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 4763
وَحَدَّثَنَاهُ زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالاَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، وَهُوَ الْقَطَّانُ ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي كِلاَهُمَا، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ .
Bu hadisi bize Züheyr b. Harb ile Muhammed b. Müsennâ da rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Yahya, ki el-Kattân'dır, rivayet etti. H. Bize İbnü Numeyr dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. Her iki râvi Ubeydullah'dan bu isnadla bu hadisin mislini rivayet etmişlerdir.
Sahih Muslim 4764
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ بَشَّارٍ - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ الْمُثَنَّى - قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ زُبَيْدٍ، عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَيْدَةَ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَلِيٍّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعَثَ جَيْشًا وَأَمَّرَ عَلَيْهِمْ رَجُلاً فَأَوْقَدَ نَارًا وَقَالَ ادْخُلُوهَا . فَأَرَادَ نَاسٌ أَنْ يَدْخُلُوهَا وَقَالَ الآخَرُونَ إِنَّا قَدْ فَرَرْنَا مِنْهَا . فَذُكِرَ ذَلِكَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لِلَّذِينَ أَرَادُوا أَنْ يَدْخُلُوهَا " لَوْ دَخَلْتُمُوهَا لَمْ تَزَالُوا فِيهَا إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ " . وَقَالَ لِلآخَرِينَ قَوْلاً حَسَنًا وَقَالَ " لاَ طَاعَةَ فِي مَعْصِيَةِ اللَّهِ إِنَّمَا الطَّاعَةُ فِي الْمَعْرُوفِ " .
Bize Muhammed b. Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. Lâfız İbni Müsennâ'nındır. (Dediler ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Zübeyd'den, o da Sa'd b. Ubeyde'den, o da Ebû Abdirrahmân'dan, o da Alî'den naklen rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir ordu göndermiş ve üzerlerine bir zâtı kumandan tâyin etmiş. Bunlar bir ateş yakmışlar. Kumandan: — Bu ateşe girin! demiş. Bunun üzerine bir takım kimseler ateşe girmek istemiş; diğerleri: — Biz bundan kaçtık! demişler. Bu iş Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e söylenince, ateşe girmek isteyenlere: «Ona girseydiniz kıyamet gününe kadar onun içinde kalırdınız!» buyurmuş, ötekilere de güzel sözler söylemiş. Ve: «Allah'a isyan hususunda itaat yoktur. İtaat ancak meşru' olan bir şey hususundadır.» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 4765
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَأَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ - وَتَقَارَبُوا فِي اللَّفْظِ - قَالُوا حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَيْدَةَ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ بَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَرِيَّةً وَاسْتَعْمَلَ عَلَيْهِمْ رَجُلاً مِنَ الأَنْصَارِ وَأَمَرَهُمْ أَنْ يَسْمَعُوا لَهُ وَيُطِيعُوا فَأَغْضَبُوهُ فِي شَىْءٍ فَقَالَ اجْمَعُوا لِي حَطَبًا . فَجَمَعُوا لَهُ ثُمَّ قَالَ أَوْقِدُوا نَارًا . فَأَوْقَدُوا ثُمَّ قَالَ أَلَمْ يَأْمُرْكُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ تَسْمَعُوا لِي وَتُطِيعُوا قَالُوا بَلَى . قَالَ فَادْخُلُوهَا . قَالَ فَنَظَرَ بَعْضُهُمْ إِلَى بَعْضٍ فَقَالُوا إِنَّمَا فَرَرْنَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ النَّارِ . فَكَانُوا كَذَلِكَ وَسَكَنَ غَضَبُهُ وَطُفِئَتِ النَّارُ فَلَمَّا رَجَعُوا ذَكَرُوا ذَلِكَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " لَوْ دَخَلُوهَا مَا خَرَجُوا مِنْهَا إِنَّمَا الطَّاعَةُ فِي الْمَعْرُوفِ " .
Bize Muhammed b. Abdillâh b. Numeyr ile Züheyr b. Harb ve Ebû Saîd El-Eşecc de rivayet ettiler. Lâfızda birbirlerine yakındırlar. (Dediler ki): Bize Vekî' rivayet etti. (Dedi ki): Bize A'meş, Sa'd b. Ubeyde'den, o da Ebû Abdirrahmân'dan, o da Alî'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir seriyye gönderdi. Üzerlerine de Ensâr'dan bir zâtı kumandan tâyin etti. Ve onlara bu zâtı dinleyip kendisine itaat etmelerini emir buyurdu. Derken bu zâtı kızdırdılar. O da: — Bana odun toplayın! dedi. Hemen topladılar. Sonra: — Bir ateş yakın! dedi. Yaktılar. Sonra: — Size Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beni dinleyip itaat etmenizi emir buyurmadı mı? dedi. — Evet, buyurdu! cevâbını verdiler. — Öyle ise bu ateşe girin! dedi. Bunun üzerine askerler birbirlerine bakıştılar. Ve: — Biz Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ancak ateşten kaçtık! dediler. Hakîkaten öyle yapmışlardı. Kumandanın öfkesi de yatıştı ve ateş söndürüldü. Döndükleri vakit bunu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e söylediler de: «Ona girseler bir daha çıkamazlardı. Tâat ancak meşru' olan bir şey hususundadır!» buyurdular.
Sahih Muslim 4766
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، وَأَبُو مُعَاوِيَةَ عَنِ الأَعْمَشِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Vekî' ile Ebû Muâviye, A'meş'den bu isnâdla bu hadîsin benzerini rivayet etti.
Sahih Muslim 4767
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، وَعُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الْوَلِيدِ بْنِ عُبَادَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ بَايَعْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ فِي الْعُسْرِ وَالْيُسْرِ وَالْمَنْشَطِ وَالْمَكْرَهِ وَعَلَى أَثَرَةٍ عَلَيْنَا وَعَلَى أَنْ لاَ نُنَازِعَ الأَمْرَ أَهْلَهُ وَعَلَى أَنْ نَقُولَ بِالْحَقِّ أَيْنَمَا كُنَّا لاَ نَخَافُ فِي اللَّهِ لَوْمَةَ لاَئِمٍ .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Abdullah b. İdrîs, Yahya b. Saîd ile Ubeydullah b. Ömer'den, onlar da Ubâde b. Velîd b. Ubâde'den, o da babasından, o da dedesinden naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Biz Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e darlıkta, varlıkta, neşatlı ve kederli zamanlarımızda, bize tercih yapıldığında dinleyip itaat etmeye, emirlik hususunda ehil olanla kavga etmemeye ve nerede olsak hakkı söyleyeceğimize, Allah hakkında hiçbir kınayıcının zemminden korkmayacağımıza bey'at ettik.
Sahih Muslim 4768
وَحَدَّثَنَاهُ ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، - يَعْنِي ابْنَ إِدْرِيسَ - حَدَّثَنَا ابْنُ عَجْلاَنَ، وَعُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ وَيَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الْوَلِيدِ، فِي هَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ .
Bu hadîsi bize İbni Numeyr de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdullah (yâni İbni İdrîs) rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Aclân ile Ubeydullah b. Ömer ve Yahya b. Saîd, Ubâde b. Velîd'den bu isnâdda bu hadîsin mislini rivayet ettiler.
Sahih Muslim 4769
وَحَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، - يَعْنِي الدَّرَاوَرْدِيَّ - عَنْ يَزِيدَ، - وَهُوَ ابْنُ الْهَادِ - عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الْوَلِيدِ بْنِ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، عَنْ أَبِيهِ، حَدَّثَنِي أَبِي قَالَ، بَايَعْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِ حَدِيثِ ابْنِ إِدْرِيسَ .
Bize İbnü Ebî Ömer de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdülâzîz (yâni Derâverdî), Yezîd'den —ki İbnü'l-Hâd'dır—, o da Ubâde b. Velîd b. Ubâde b. Sâmit'den, o da babasından naklen rivayet etti. (Demiş ki): Bana babam rivayet etti. (Dedi ki): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bey'at ettik... Râvi, İbni İdrîs'in hadîsi gibi rivayette bulunmuştur.
Sahih Muslim 4770
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ وَهْبِ بْنِ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا عَمِّي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، حَدَّثَنِي بُكَيْرٌ، عَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ جُنَادَةَ بْنِ أَبِي أُمَيَّةَ، قَالَ دَخَلْنَا عَلَى عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ وَهُوَ مَرِيضٌ فَقُلْنَا حَدِّثْنَا أَصْلَحَكَ اللَّهُ، بِحَدِيثٍ يَنْفَعُ اللَّهُ بِهِ سَمِعْتَهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . فَقَالَ دَعَانَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَبَايَعْنَاهُ فَكَانَ فِيمَا أَخَذَ عَلَيْنَا أَنْ بَايَعَنَا عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ فِي مَنْشَطِنَا وَمَكْرَهِنَا وَعُسْرِنَا وَيُسْرِنَا وَأَثَرَةٍ عَلَيْنَا وَأَنْ لاَ نُنَازِعَ الأَمْرَ أَهْلَهُ قَالَ " إِلاَّ أَنْ تَرَوْا كُفْرًا بَوَاحًا عِنْدَكُمْ مِنَ اللَّهِ فِيهِ بُرْهَانٌ " .
Bize Ahmed b. Abdirrahmân b. Vehb b. Müslim rivayet etti. (Dedi ki): Bize amcam Abdullah b. Vehb rivayet etti. (Dedi ki): Bize Amr b. Hâris rivayet etti. (Dedi ki): Bana Bükeyr, Büsr b. Saîd'den, o da Cünâde b. Ebî Ümeyye'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Ubâde b. Sâmit hasta iken yanına girdik ve: Allah iyiliğini versin! Bize Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittiğin bir hadis rivayet et ki Allah onunla fayda versin! dedik. Bunun üzerine şunu söyledi: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizi davet etti. Biz de kendisine bey'at ettik. Bizden aldığı sözler arasında neşatlı zamanımızda, kederli zamanımızda, darlığımızda, varlığımızda, üzerimize tercih yapıldığında dinleyip itaat etmeye ve emirlik hususunda ehil olanla kavga etmeyeceğimize dair aldığı bey'at da vardı. Ubâde: «Ancak hakkında elinizde Allah'tan bir hüccet bulunan aşikâr bir küfür görürseniz o başka!» dedi.
Sahih Muslim 4771
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ، عَنْ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شَبَابَةُ، حَدَّثَنِي وَرْقَاءُ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّمَا الإِمَامُ جُنَّةٌ يُقَاتَلُ مِنْ وَرَائِهِ وَيُتَّقَى بِهِ فَإِنْ أَمَرَ بِتَقْوَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ وَعَدَلَ كَانَ لَهُ بِذَلِكَ أَجْرٌ وَإِنْ يَأْمُرْ بِغَيْرِهِ كَانَ عَلَيْهِ مِنْهُ " .
Bize İbrâhim, Müslim'den rivayet etti. (Demiş ki): Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şebâbe rivayet etti. (Dedi ki): Bana Verkâ, Ebu'z-Zinâd'dan, o da A'rec'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebî (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. «Kumandan ancak bir kalkandır. Arkasında harp edilir ve onunla korunulur. Eğer Allah Azze ve Celle'den sakınmayı emreder ve adalet gösterirse bununla kendisine ecir verilir; bundan başka bir şey emrederse ondan gelen aleyhine olur.» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 4772
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ فُرَاتٍ الْقَزَّازِ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، قَالَ قَاعَدْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ خَمْسَ سِنِينَ فَسَمِعْتُهُ يُحَدِّثُ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " كَانَتْ بَنُو إِسْرَائِيلَ تَسُوسُهُمُ الأَنْبِيَاءُ كُلَّمَا هَلَكَ نَبِيٌّ خَلَفَهُ نَبِيٌّ وَإِنَّهُ لاَ نَبِيَّ بَعْدِي وَسَتَكُونُ خُلَفَاءُ فَتَكْثُرُ " . قَالُوا فَمَا تَأْمُرُنَا قَالَ " فُوا بِبَيْعَةِ الأَوَّلِ فَالأَوَّلِ وَأَعْطُوهُمْ حَقَّهُمْ فَإِنَّ اللَّهَ سَائِلُهُمْ عَمَّا اسْتَرْعَاهُمْ " .
Bize Muhammed b. Beşşâr rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Furât el-Kazzâz'dan, o da Ebû Hâzim'den naklen rivayet etti. (Demiş ki): Ebû Hureyre ile beş sene düşüp kalktım ve onu Nebî (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den hadis rivayet ederken dinledim. Şöyle buyurmuşlar: «Benî İsrail'i nebiler idare ederdi. Bir nebî vefat etti mi yerine başka bir nebî geçerdi. Şu muhakkaktır ki benden sonra nebî yoktur. Ama halifeler gelecek, hem de çok olacaklardır.» Ashab: «O hâlde bize ne emredersin?» demişler. «Birinciye ve ondan sonra gelene sıra ile yaptığınız bey'atı tutun! Onlara haklarını verin! Çünkü Allah, raiyye yaptığı kimselerden dolayı onlara sual soracaktır!» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 4773
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ بَرَّادٍ الأَشْعَرِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ فُرَاتٍ، عَنْ أَبِيهِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Abdullah b. Berrâd El-Eş'arî rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Abdullah b. İdrîs, Hasen b. Furât'tan, o da babasından bu isnadla bu hadisin mislini rivayet etti.
Sahih Muslim 4774
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، وَوَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنِي أَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، وَابْنُ نُمَيْرٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَعَلِيُّ بْنُ خَشْرَمٍ، قَالاَ أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، كُلُّهُمْ عَنِ الأَعْمَشِ، ح وَحَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ زَيْدِ بْنِ وَهْبٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّهَا سَتَكُونُ بَعْدِي أَثَرَةٌ وَأُمُورٌ تُنْكِرُونَهَا " . قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ تَأْمُرُ مَنْ أَدْرَكَ مِنَّا ذَلِكَ قَالَ " تُؤَدُّونَ الْحَقَّ الَّذِي عَلَيْكُمْ وَتَسْأَلُونَ اللَّهَ الَّذِي لَكُمْ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû'l-Ahvas ile Vekî' rivayet ettiler. H. Bana Ebû Saîd El-Eşecc de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Vekî' rivayet etti. H. Bize Ebû Kureyb ile İbni Numeyr dahi rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Ebû Muâviye rivayet etti. H. Bize İshak b. İbrahim ile Aliy b. Haşrem de rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Îsâ b. Yûnus haber verdi. Bunların hepsi A'meş'ten rivayet etmişlerdir. H. Bize Osman b. Ebî Şeybe de rivayet etti. Lafız onundur. (Dedi ki): Bize Cerîr, A'meş'ten, o da Zeyd b. Vehb'den, o da Abdullah'tan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Mesele şu ki: Benden sonra kayırma ve kabul edemeyeceğiniz işler olacaktır.» buyurdu. Ashâb: «Yâ Resûlallah! Bizden buna yetişene ne emredersin?» dediler. «Borcunuz olan hakkı eda edersiniz; lehinize olanı da Allah'tan istersiniz.» buyurdular.
Sahih Muslim 4775
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا وَقَالَ زُهَيْرٌ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ زَيْدِ بْنِ وَهْبٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ رَبِّ الْكَعْبَةِ، قَالَ دَخَلْتُ الْمَسْجِدَ فَإِذَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ جَالِسٌ فِي ظِلِّ الْكَعْبَةِ وَالنَّاسُ مُجْتَمِعُونَ عَلَيْهِ فَأَتَيْتُهُمْ فَجَلَسْتُ إِلَيْهِ فَقَالَ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي سَفَرٍ فَنَزَلْنَا مَنْزِلاً فَمِنَّا مَنْ يُصْلِحُ خِبَاءَهُ وَمِنَّا مَنْ يَنْتَضِلُ وَمِنَّا مَنْ هُوَ فِي جَشَرِهِ إِذْ نَادَى مُنَادِي رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الصَّلاَةَ جَامِعَةً . فَاجْتَمَعْنَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " إِنَّهُ لَمْ يَكُنْ نَبِيٌّ قَبْلِي إِلاَّ كَانَ حَقًّا عَلَيْهِ أَنْ يَدُلَّ أُمَّتَهُ عَلَى خَيْرِ مَا يَعْلَمُهُ لَهُمْ وَيُنْذِرَهُمْ شَرَّ مَا يَعْلَمُهُ لَهُمْ وَإِنَّ أُمَّتَكُمْ هَذِهِ جُعِلَ عَافِيَتُهَا فِي أَوَّلِهَا وَسَيُصِيبُ آخِرَهَا بَلاَءٌ وَأُمُورٌ تُنْكِرُونَهَا وَتَجِيءُ فِتْنَةٌ فَيُرَقِّقُ بَعْضُهَا بَعْضًا وَتَجِيءُ الْفِتْنَةُ فَيَقُولُ الْمُؤْمِنُ هَذِهِ مُهْلِكَتِي . ثُمَّ تَنْكَشِفُ وَتَجِيءُ الْفِتْنَةُ فَيَقُولُ الْمُؤْمِنُ هَذِهِ هَذِهِ . فَمَنْ أَحَبَّ أَنْ يُزَحْزَحَ عَنِ النَّارِ وَيَدْخُلَ الْجَنَّةَ فَلْتَأْتِهِ مَنِيَّتُهُ وَهُوَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ وَلْيَأْتِ إِلَى النَّاسِ الَّذِي يُحِبُّ أَنْ يُؤْتَى إِلَيْهِ وَمَنْ بَايَعَ إِمَامًا فَأَعْطَاهُ صَفْقَةَ يَدِهِ وَثَمَرَةَ قَلْبِهِ فَلْيُطِعْهُ إِنِ اسْتَطَاعَ فَإِنْ جَاءَ آخَرُ يُنَازِعُهُ فَاضْرِبُوا عُنُقَ الآخَرِ " . فَدَنَوْتُ مِنْهُ فَقُلْتُ لَهُ أَنْشُدُكَ اللَّهَ أَنْتَ سَمِعْتَ هَذَا مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَهْوَى إِلَى أُذُنَيْهِ وَقَلْبِهِ بِيَدَيْهِ وَقَالَ سَمِعَتْهُ أُذُنَايَ وَوَعَاهُ قَلْبِي . فَقُلْتُ لَهُ هَذَا ابْنُ عَمِّكَ مُعَاوِيَةُ يَأْمُرُنَا أَنْ نَأْكُلَ أَمْوَالَنَا بَيْنَنَا بِالْبَاطِلِ وَنَقْتُلَ أَنْفُسَنَا وَاللَّهُ يَقُولُ { يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تَأْكُلُوا أَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ إِلاَّ أَنْ تَكُونَ تِجَارَةً عَنْ تَرَاضٍ مِنْكُمْ وَلاَ تَقْتُلُوا أَنْفُسَكُمْ إِنَّ اللَّهَ كَانَ بِكُمْ رَحِيمًا} قَالَ فَسَكَتَ سَاعَةً ثُمَّ قَالَ أَطِعْهُ فِي طَاعَةِ اللَّهِ وَاعْصِهِ فِي مَعْصِيَةِ اللَّهِ .
Bize Züheyr b. Harb ile İshâk b. İbrahim rivayet ettiler. (İshâk: Bize haber verdi, tabirini kullandı.) Züheyr: Bize Cerîr, A'meş'ten, o da Zeyd b. Vehb'den, o da Abdurrahman b. Abdi Rabbil-Kâbe'den naklen rivayet etti, dedi. Abdurrahman şöyle demiş: Mescide girdim. Bir de baktım, Abdullah b. Amr b. Âs Kâbe'nin gölgesinde oturuyor. İnsanlar başına toplanmışlar. Ben de yanlarına gelerek onu dinlemeye oturdum. Şunları söyledi: Bir seferde Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraberdik. Bir menzile indik. Kimimiz çadırını düzeltiyor, kimimiz ok atma yarışı yapıyor, bazılarımız da meradaki hayvanlarının başında bulunuyordu. Derken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in münadisi: «Namaza toplanın!» diye seslendi. Biz de Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına toplandık. Şunları söyledi: «Gerçekten benden önce hiçbir Nebi geçmemiştir ki bildiklerinin hayırlısını ümmetine göstermesi ve bildiklerinin kötüsünden onları sakındırması boynuna borç olmasın! Şüphesiz sizin şu ümmetinizin afiyeti evveline verilmiştir. Ahirine bela ve yadırgadıkları birtakım şeyler isabet edecektir. Bir fitne gelecek ki bazısı bazısını hafifletecek! Öyle bir fitne gelecek, mümin: Bu benim helakimdir, diyecek! Sonra açılacak. Bir fitne gelecek, mümin: Bu, budur, diyecek! İmdi kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulmak isterse eceli, Allah'a ve ahiret gününe iman ettiği hâlde gelsin. Ve insanlara kendine yapılmasını dilediği şeyi yapsın! Bir kimse bir hükümdara biat eder de ona elinin safkasını ve kalbinin semeresini verirse elinden geldiği takdirde hemen ona itaat etsin! Başka biri gelir de onunla çekişirse o gelenin boynunu vuruverin!» Ben Abdullah'a yaklaşarak: «Allah aşkına! Bunu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den sen mi işittin?» dedim. Bunun üzerine iki eli ile kulaklarına ve kalbine uzandı ve: «Onu iki kulağım işitti; kalbim de belledi.» dedi. Ben kendisine: «İşte amcan oğlu Muâviye! Bize mallarımızı aramızda batılla yememizi ve kendimizi öldürmemizi emrediyor; hâlbuki Allah: “Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin. Ancak kendi rızanızla yaptığınız ticaretle yemeniz helaldir. Birbirinizin canına kıymayın. Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidir.” [Nisâ 29] buyuruyor.» dedim. Biraz sustu. Sonra: «Sen ona Allah'a itaat hususunda itaat et; Allah'a isyan hususunda da isyan et!» dedi.
Sahih Muslim 4776
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَابْنُ نُمَيْرٍ وَأَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ قَالُوا حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، كِلاَهُمَا عَنِ الأَعْمَشِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile İbnü Numeyr ve Ebû Saîd el-Eşecc de rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Vekî' rivayet etti. H. Bize Ebû Kureyb dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Muâviye rivayet etti. Her iki râvî A'meş'ten bu isnadla bu hadisin mislini rivayet etmişlerdir.
Sahih Muslim 4777
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا أَبُو الْمُنْذِرِ إِسْمَاعِيلُ بْنُ عُمَرَ حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ أَبِي إِسْحَاقَ الْهَمْدَانِيُّ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي السَّفَرِ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ رَبِّ الْكَعْبَةِ الصَّائِدِيِّ قَالَ رَأَيْتُ جَمَاعَةً عِنْدَ الْكَعْبَةِ . فَذَكَرَ نَحْوَ حَدِيثِ الأَعْمَشِ .
Bana Muhammed b. Râfi' dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebu'l-Münzir İsmail b. Ömer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yûnus b. Ebî İshâk el-Hemdânî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdullah b. Ebî's-Sefer, Âmir'den, o da Abdurrahman b. Abdi Rabbi'l-Kâ'be es-Sâidî'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Ben Kâbe'nin yanında bir cemaat gördüm... Ve râvî hadisi A'meş'in hadisi gibi rivayet etmiştir.
Sahih Muslim 4778
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ سَمِعْتُ قَتَادَةَ، يُحَدِّثُ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ أُسَيْدِ بْنِ حُضَيْرٍ، أَنَّ رَجُلاً، مِنَ الأَنْصَارِ خَلاَ بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ أَلاَ تَسْتَعْمِلُنِي كَمَا اسْتَعْمَلْتَ فُلاَنًا فَقَالَ " إِنَّكُمْ سَتَلْقَوْنَ بَعْدِي أَثَرَةً فَاصْبِرُوا حَتَّى تَلْقَوْنِي عَلَى الْحَوْضِ " .
Bize Muhammed b. Müsennâ ile Muhammed b. Beşşâr rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dedi ki): Katâde'yi, Enes b. Mâlik'ten, o da Useyd b. Hudayr'dan naklen rivayet ederken dinledim ki Ensâr'dan bir zât Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile baş başa kalarak: «Filânı vâli tayin ettiğin gibi beni de tayin etmez misin?» demiş. Bunun üzerine: «Gerçekten siz benden sonra bir kayırmaya rastlayacaksınız. Ama Havz üzerinde bana kavuşuncaya kadar sabredin!» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 4779
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ وَائِلٍ الْحَضْرَمِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَأَلَ سَلَمَةُ بْنُ يَزِيدَ الْجُعْفِيُّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا نَبِيَّ اللَّهِ أَرَأَيْتَ إِنْ قَامَتْ عَلَيْنَا أُمَرَاءُ يَسْأَلُونَا حَقَّهُمْ وَيَمْنَعُونَا حَقَّنَا فَمَا تَأْمُرُنَا فَأَعْرَضَ عَنْهُ ثُمَّ سَأَلَهُ فَأَعْرَضَ عَنْهُ ثُمَّ سَأَلَهُ فِي الثَّانِيَةِ أَوْ فِي الثَّالِثَةِ فَجَذَبَهُ الأَشْعَثُ بْنُ قَيْسٍ وَقَالَ " اسْمَعُوا وَأَطِيعُوا فَإِنَّمَا عَلَيْهِمْ مَا حُمِّلُوا وَعَلَيْكُمْ مَا حُمِّلْتُمْ " .
Bize Muhammed b. Müsennâ ile Muhammed b. Beşşâr rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Simâk b. Harb'dan, o da Alkame b. Vâil el-Hadramî'den, o da babasından naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Seleme b. Yezid el-Cu'fî Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e suâl sorarak: — Yâ Nebiyyallah! Lütfen söyle! Başımıza kendi haklarını bizden isteyen fakat bizim hakkımızı bize vermeyen âmirler gelirse bize ne emir buyurursun? dedi. O, kendisinden yüzünü çevirdi. Sonra tekrar sordu. Yine ondan yüzünü çevirdi. Sonra ikincide veya üçüncüde ona tekrar sordu da Eş'as b. Kays onu çekti. Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de: «Dinleyin ve itaat edin! Onlara ancak yüklendikleri, size de yüklendiğiniz vardır.»
Sahih Muslim 4782
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا شَبَابَةُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سِمَاكٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ وَقَالَ فَجَذَبَهُ الأَشْعَثُ بْنُ قَيْسٍ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اسْمَعُوا وَأَطِيعُوا فَإِنَّمَا عَلَيْهِمْ مَا حُمِّلُوا وَعَلَيْكُمْ مَا حُمِّلْتُمْ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şebabe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Simâk'den bu isnâdla bu hadîsin mislini rivayet etti. Ve şöyle dedi: «Onu hemen Eş'as b. Kays çekti. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de: Dinleyin ve itaat edin! Onlara ancak yüklendikleri, size de yüklendiğiniz vardır! buyurdu.»
Sahih Muslim 4783
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ يَزِيدَ بْنِ جَابِرٍ، حَدَّثَنِي بُسْرُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ الْحَضْرَمِيُّ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيَّ، يَقُولُ سَمِعْتُ حُذَيْفَةَ بْنَ الْيَمَانِ، يَقُولُ كَانَ النَّاسُ يَسْأَلُونَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْخَيْرِ وَكُنْتُ أَسْأَلُهُ عَنِ الشَّرِّ مَخَافَةَ أَنْ يُدْرِكَنِي فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا كُنَّا فِي جَاهِلِيَّةٍ وَشَرٍّ فَجَاءَنَا اللَّهُ بِهَذَا الْخَيْرِ فَهَلْ بَعْدَ هَذَا الْخَيْرِ شَرٌّ قَالَ " نَعَمْ " فَقُلْتُ هَلْ بَعْدَ ذَلِكَ الشَّرِّ مِنْ خَيْرٍ قَالَ " نَعَمْ وَفِيهِ دَخَنٌ " . قُلْتُ وَمَا دَخَنُهُ قَالَ " قَوْمٌ يَسْتَنُّونَ بِغَيْرِ سُنَّتِي وَيَهْدُونَ بِغَيْرِ هَدْيِي تَعْرِفُ مِنْهُمْ وَتُنْكِرُ " . فَقُلْتُ هَلْ بَعْدَ ذَلِكَ الْخَيْرِ مِنْ شَرٍّ قَالَ " نَعَمْ دُعَاةٌ عَلَى أَبْوَابِ جَهَنَّمَ مَنْ أَجَابَهُمْ إِلَيْهَا قَذَفُوهُ فِيهَا " . فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ صِفْهُمْ لَنَا . قَالَ " نَعَمْ قَوْمٌ مِنْ جِلْدَتِنَا وَيَتَكَلَّمُونَ بِأَلْسِنَتِنَا " . قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَمَا تَرَى إِنْ أَدْرَكَنِي ذَلِكَ قَالَ " تَلْزَمُ جَمَاعَةَ الْمُسْلِمِينَ وَإِمَامَهُمْ " . فَقُلْتُ فَإِنْ لَمْ تَكُنْ لَهُمْ جَمَاعَةٌ وَلاَ إِمَامٌ قَالَ " فَاعْتَزِلْ تِلْكَ الْفِرَقَ كُلَّهَا وَلَوْ أَنْ تَعَضَّ عَلَى أَصْلِ شَجَرَةٍ حَتَّى يُدْرِكَكَ الْمَوْتُ وَأَنْتَ عَلَى ذَلِكَ " .
Bana Muhammed b. Müsennâ rivayet etti. (Dedi ki): Bize Velîd b. Müslim rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdurrahmân b. Yezîd b. Câbir rivayet etti. (Dedi ki): Bana Büsr b. Ubeydullah el-Hadramî rivayet etti ki, kendisi Ebû İdrîs el-Havlânî'yi şunu söylerken işitmiş: Ben Huzeyfe b. Yemân'ı şöyle derken dinledim: İnsanlar Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e hayrı soruyor; ben de başıma gelir korkusu ile ona şerri soruyordum. Ve: — Yâ Resûlallah! Biz câhiliyyet ve kötülük içinde idik. Sonra Allah bize bu hayrı getirdi. Acaba bu hayırdan sonra şer var mı? dedim. «Evet!» cevabını verdi. — Ya bu şerden sonra bir hayır olacak mı? dedim. «Evet! Ama onda duman olacaktır!» buyurdu. Ben: — Onun dumanı nedir? dedim. «Benim sünnetimden başka yol tutan; benim yolumdan başka yolda giden bir kavim! Onların kimini tanıyacak; kimini yadırgayacaksın!» buyurdu. Ben: — Bu hayırdan sonra bir şer olacak mı? diye sordum. «Evet! Cehennemin kapılarında birtakım dellâllar!.. Cehenneme gitmek üzere bunlara kim icabet ederse onu oraya atarlar.» buyurdu. Ben: — Yâ Resûlallah! Onları bize tavsif eyle! dedim. «Evet! Bizim aşiretimizden bir kavim! Bizim dilimizle de konuşurlar!» buyurdu. — Yâ Resûlallah! Bu başıma gelirse ne buyurursun? dedim. «Müslümanların cemaati ile imamından ayrılmazsın!» buyurdu. Ben tekrar: — Şayet cemaatleri ve imamları yoksa? dedim. «Bu fırkaların hepsinden uzaklaş! Velev bir ağacın kütüğünü ısırıp bu hâlde iken ecel sana yetişsin!» buyurdular.
Sahih Muslim 4784
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ سَهْلِ بْنِ عَسْكَرٍ التَّمِيمِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَسَّانَ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الدَّارِمِيُّ، أَخْبَرَنَا يَحْيَى، - وَهُوَ ابْنُ حَسَّانَ - حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ، - يَعْنِي ابْنَ سَلاَّمٍ - حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ سَلاَّمٍ، عَنْ أَبِي سَلاَّمٍ، قَالَ قَالَ حُذَيْفَةُ بْنُ الْيَمَانِ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا كُنَّا بِشَرٍّ فَجَاءَ اللَّهُ بِخَيْرٍ فَنَحْنُ فِيهِ فَهَلْ مِنْ وَرَاءِ هَذَا الْخَيْرِ شَرٌّ قَالَ نَعَمْ . قُلْتُ هَلْ وَرَاءَ ذَلِكَ الشَّرِّ خَيْرٌ قَالَ " نَعَمْ " . قُلْتُ فَهَلْ وَرَاءَ ذَلِكَ الْخَيْرِ شَرٌّ قَالَ " نَعَمْ " . قُلْتُ كَيْفَ قَالَ " يَكُونُ بَعْدِي أَئِمَّةٌ لاَ يَهْتَدُونَ بِهُدَاىَ وَلاَ يَسْتَنُّونَ بِسُنَّتِي وَسَيَقُومُ فِيهِمْ رِجَالٌ قُلُوبُهُمْ قُلُوبُ الشَّيَاطِينِ فِي جُثْمَانِ إِنْسٍ " . قَالَ قُلْتُ كَيْفَ أَصْنَعُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنْ أَدْرَكْتُ ذَلِكَ قَالَ " تَسْمَعُ وَتُطِيعُ لِلأَمِيرِ وَإِنْ ضُرِبَ ظَهْرُكَ وَأُخِذَ مَالُكَ فَاسْمَعْ وَأَطِعْ " .
Bana Muhammed b. Sehl b. Asker Et-Temimî de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yahya b. Hassan rivayet etti. H. Bize Abdullah b. Abdirrahmân Ed-Dârimî dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yahya —ki İbni Hassân'dır— haber verdi. (Dedi ki): Bize Muâviye (yani İbni Sellâm) rivayet etti. (Dedi ki): Bize Zeyd b. Sellâm, Ebû Sellâm'dan rivayet etti. (Demiş ki): Huzeyfe b. Yemân şunları söyledi: — Yâ Resûlallah! Biz fenalıkta idik. Allah hayır getirdi. Şimdi biz onun içindeyiz. Acaba bu hayrın ardında bir şer var mıdır? dedim. «Evet!» cevabını verdi. — Bu şerrin arkasında bir hayır var mıdır? dedim. «Evet!» buyurdular. — Ya bu hayrın arkasında bir şer var mıdır? dedim. «Evet!» cevabını verdi. — Nasıl? dedim. «Benden sonra benim doğru yolumdan gitmeyen ve benim sünnetimle amel etmeyen hükümdarlar olacak. İçlerinde bir takım adamlar türeyecek ki, kalpleri insan cisminde şeytan kalbi olacak!» buyurdu. — Ben buna yetişirsem ne yapayım yâ Resûlallah? dedim. «Dinler ve emîre itaat edersin. Sırtın dövülse ve malın alınsa bile yine dinle ve itaat eyle!» buyurdular.
Sahih Muslim 4785
حَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، - يَعْنِي ابْنَ حَازِمٍ - حَدَّثَنَا غَيْلاَنُ بْنُ جَرِيرٍ، عَنْ أَبِي قَيْسِ بْنِ رِيَاحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " مَنْ خَرَجَ مِنَ الطَّاعَةِ وَفَارَقَ الْجَمَاعَةَ فَمَاتَ مَاتَ مِيتَةً جَاهِلِيَّةً وَمَنْ قَاتَلَ تَحْتَ رَايَةٍ عُمِّيَّةٍ يَغْضَبُ لِعَصَبَةٍ أَوْ يَدْعُو إِلَى عَصَبَةٍ أَوْ يَنْصُرُ عَصَبَةً فَقُتِلَ فَقِتْلَةٌ جَاهِلِيَّةٌ وَمَنْ خَرَجَ عَلَى أُمَّتِي يَضْرِبُ بَرَّهَا وَفَاجِرَهَا وَلاَ يَتَحَاشَ مِنْ مُؤْمِنِهَا وَلاَ يَفِي لِذِي عَهْدٍ عَهْدَهُ فَلَيْسَ مِنِّي وَلَسْتُ مِنْهُ " .
Bize Şeybân b. Ferrûh rivayet etti. (Dedi ki): Bize Cerîr (yani İbni Hâzim) rivayet etti. (Dedi ki): Bize Gaylân b. Cerîr, Ebû Kays b. Riyâh'tan, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti ki: «Her kim tâattan çıkar ve cemaatten ayrılırsa câhiliyet ölümü ile ölür. Her kim körü körüne çekilmiş bir sancağın altında harbeder, bir asabe namına kızar yahut bir asabeye davet eder veya bir asabeye yardımda bulunur da öldürülürse bu da bir câhiliyet ölümüdür. Ve her kim benim ümmetime karşı çıkar, iyisini kötüsünü vurur; mümininden çekinmez; ahit sahibine verdiği sözü de yerine getirmezse o benden değildir; ben de ondan değilim!» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 4786
وَحَدَّثَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ الْقَوَارِيرِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ غَيْلاَنَ بْنِ جَرِيرٍ، عَنْ زِيَادِ بْنِ رِيَاحٍ الْقَيْسِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِنَحْوِ حَدِيثِ جَرِيرٍ وَقَالَ " لاَ يَتَحَاشَى مِنْ مُؤْمِنِهَا " .
Bana Ubeydullah b. Ömer El-Kavârîrî de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hammâd b. Zeyd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Eyyûb, Gaylân b. Cerîr'den, o da Ziyâd b. Riyâh El-Kaysî'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. Demiş ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Cerîr'in hadisi gibi buyurdular ve «Ümmetimin mümininden çekinmez.» dediler.
Sahih Muslim 4787
وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا مَهْدِيُّ بْنُ مَيْمُونٍ، عَنْ غَيْلاَنَ بْنِ جَرِيرٍ، عَنْ زِيَادِ بْنِ رِيَاحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ خَرَجَ مِنَ الطَّاعَةِ وَفَارَقَ الْجَمَاعَةَ ثُمَّ مَاتَ مَاتَ مِيتَةً جَاهِلِيَّةً وَمَنْ قُتِلَ تَحْتَ رَايَةٍ عُمِّيَّةٍ يَغْضَبُ لِلْعَصَبَةِ وَيُقَاتِلُ لِلْعَصَبَةِ فَلَيْسَ مِنْ أُمَّتِي وَمَنْ خَرَجَ مِنْ أُمَّتِي عَلَى أُمَّتِي يَضْرِبُ بَرَّهَا وَفَاجِرَهَا لاَ يَتَحَاشَ مِنْ مُؤْمِنِهَا وَلاَ يَفِي بِذِي عَهْدِهَا فَلَيْسَ مِنِّي " .
Bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdurrahmân b. Mehdi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Mehdi b. Meymûn, Gaylân b. Cerîr'den, o da Ziyâd b. Riyâh'tan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her kim tâattan çıkar; cemaatten ayrılır da sonra ölürse, cahiliyyet ölümü ile ölür. Her kim körü körüne (çekilmiş) bir sancağın altında ölür; asabe namına kızar ve asabe için çarpışırsa benim ümmetimden değildir. Ve benim ümmetimden her kim ümmetime karşı çıkar; iyisini kötüsünü vurur; mü'mininden korunmaz; ahid sahibi olanına da verdiği sözü yerine getirmezse benden değildir.» buyurdular.
Sahih Muslim 4788
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ غَيْلاَنَ بْنِ جَرِيرٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ . أَمَّا ابْنُ الْمُثَنَّى فَلَمْ يَذْكُرِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فِي الْحَدِيثِ وَأَمَّا ابْنُ بَشَّارٍ فَقَالَ فِي رِوَايَتِهِ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِنَحْوِ حَدِيثِهِمْ .
Bize Muhammed b. Müsennâ ile İbnü Beşşar da rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Muhammed b. Cafer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Gaylân b. Cerîr'den bu isnadla rivayet etti. Ama İbnü'l-Müsennâ bu hadiste Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i anmadı. İbnü Beşşar'a gelince, o kendi rivayetinde yukarıdakilerin hadisinde olduğu gibi «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu.» dedi.
Sahih Muslim 4789
حَدَّثَنَا حَسَنُ بْنُ الرَّبِيعِ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنِ الْجَعْدِ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ أَبِي رَجَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، يَرْوِيهِ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ رَأَى مِنْ أَمِيرِهِ شَيْئًا يَكْرَهُهُ فَلْيَصْبِرْ فَإِنَّهُ مَنْ فَارَقَ الْجَمَاعَةَ شِبْرًا فَمَاتَ فَمِيتَةٌ جَاهِلِيَّةٌ " .
Bize Hasen b. Rabî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hammâd b. Zeyd, Ca'd Ebû Osman'dan, o da Ebû Recâ'dan, o da İbn Abbas'tan rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bir kimse emîrinden hoşlanmadığı bir şey görürse sabretsin! Zira her kim cemaatten bir karış ayrılır da ölürse, bu bir cahiliyyet ölümüdür.» buyurdular.
Sahih Muslim 4790
وَحَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا الْجَعْدُ، حَدَّثَنَا أَبُو رَجَاءٍ الْعُطَارِدِيُّ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ كَرِهَ مِنْ أَمِيرِهِ شَيْئًا فَلْيَصْبِرْ عَلَيْهِ فَإِنَّهُ لَيْسَ أَحَدٌ مِنَ النَّاسِ خَرَجَ مِنَ السُّلْطَانِ شِبْرًا فَمَاتَ عَلَيْهِ إِلاَّ مَاتَ مِيتَةً جَاهِلِيَّةً " .
Bize Şeybân b. Ferrûh da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdülvâris rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ca'd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Recâ el-Utâridî, İbni Abbâs'dan, o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. «Bir kimse emirinin bir şeyinden hoşlanmazsa buna sabretsin! Zira insanlardan hiçbir kimse yoktur ki sultana bir karış karşı çıksın ve bu hâlde ölsün de câhiliyyet ölümü ile ölmüş olmasın!» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 4791
حَدَّثَنَا هُرَيْمُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي يُحَدِّثُ، عَنْ أَبِي مِجْلَزٍ، عَنْ جُنْدَبِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْبَجَلِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ قُتِلَ تَحْتَ رَايَةٍ عُمِّيَّةٍ يَدْعُو عَصَبِيَّةً أَوْ يَنْصُرُ عَصَبِيَّةً فَقِتْلَةٌ جَاهِلِيَّةٌ " .
Bize Hüreym b. Abdila'lâ rivayet etti. (Dedi ki): Bize Mu'temir rivayet etti. (Dedi ki): Babamı, Ebû Miclez'den, o da Cündeb b. Abdillâh el-Becelî'den naklen rivayet ederken işittim. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her kim körü körüne dikilmiş bir sancağın altında, asabiyyete davet veya bir asabiyyete yardım ederken öldürülürse, bu bir câhiliyyet ölümüdür!» buyurdular.
Sahih Muslim 4792
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ الْعَنْبَرِيُّ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا عَاصِمٌ، - وَهُوَ ابْنُ مُحَمَّدِ بْنِ زَيْدٍ - عَنْ زَيْدِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ نَافِعٍ، قَالَ جَاءَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ إِلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُطِيعٍ حِينَ كَانَ مِنْ أَمْرِ الْحَرَّةِ مَا كَانَ زَمَنَ يَزِيدَ بْنِ مُعَاوِيَةَ فَقَالَ اطْرَحُوا لأَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ وِسَادَةً فَقَالَ إِنِّي لَمْ آتِكَ لأَجْلِسَ أَتَيْتُكَ لأُحَدِّثَكَ حَدِيثًا سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُهُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَنْ خَلَعَ يَدًا مِنْ طَاعَةٍ لَقِيَ اللَّهَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ لاَ حُجَّةَ لَهُ وَمَنْ مَاتَ وَلَيْسَ فِي عُنُقِهِ بَيْعَةٌ مَاتَ مِيتَةً جَاهِلِيَّةً " .
Bize Ubeydullah b. Muâz el-Anberî rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Âsim —ki İbni Muhammed b. Zeyd'dir— Zeyd b. Muhammed'den, o da Nâfi'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Abdullah b. Ömer, Yezid b. Muâviye zamanında Harra vak'ası olup bittikten sonra Abdullah b. Muti'ın yanına geldi. İbni Muti': «Ebû Abdirrahman'a bir yastık atın!» dedi. İbni Ömer: «Ben sana oturmak için gelmedim. Sana bir hadîs söylemeye geldim. Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: “Her kim bir eli taattan çıkarırsa kıyamet gününde Allah'a hiçbir hücceti olmadığı hâlde kavuşur. Ve her kim boynunda bir bey'at olmadığı hâlde ölürse, câhiliyyet ölümü gibi bir ölümle ölür.” buyururken işittim.» dedi.
Sahih Muslim 4793
وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، بْنِ أَبِي جَعْفَرٍ عَنْ بُكَيْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الأَشَجِّ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ أَتَى ابْنَ مُطِيعٍ . فَذَكَرَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ .
Bize İbnü Numeyr de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yahya b. Abdillâh b. Bükeyr rivayet etti. (Dedi ki): Bize Leys, Ubeydullah b. Ebî Ca'fer'den, o da Bükeyr b. Abdillâh b. Eşecc'den, o da Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti ki, kendisi İbni Mutî'a gelmiş... Ve İbni Ömer Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den yukarıki hadis gibi rivayette bulunmuştur.
Sahih Muslim 4794
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا ابْنُ مَهْدِيٍّ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ جَبَلَةَ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ عُمَرَ، قَالاَ جَمِيعًا حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمَعْنَى حَدِيثِ نَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ .
Bize Amr b. Alî rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Mehdi rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Amr b. Cebele de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Bişr b. Ömer rivayet etti. Bunlar toptan Hişâm b. Sa'd'dan, o da Zeyd b. Eslem'den, o da babasından, o da İbni Ömer'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen Nâfi'in İbni Ömer'den naklettiği hadis mânasında rivayette bulunmuşlardır.
Sahih Muslim 4795
حَدَّثَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ نَافِعٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ ابْنُ نَافِعٍ: حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، وَقَالَ ابْنُ بَشَّارٍ: حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ زِيَادِ بْنِ عِلَاقَةَ، قَالَ: سَمِعْتُ عَرْفَجَةَ، قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَقُولُ: «إِنَّهُ سَتَكُونُ هَنَاتٌ وَهَنَاتٌ، فَمَنْ أَرَادَ أَنْ يُفَرِّقَ أَمْرَ هَذِهِ الْأُمَّةِ وَهِيَ جَمِيعٌ، فَاضْرِبُوهُ بِالسَّيْفِ كَائِنًا مَنْ كَانَ».
Bana Ebû Bekir b. Nâfi' ile Muhammed b. Beşşâr rivayet ettiler. (İbni Nâfi': Bize Gunder rivayet etti, dedi. İbni Beşşâr ise: Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti, dedi.) (Dedi ki): Bize Şu'be, Ziyâd b. İlâka'dan rivayet etti. (Dedi ki): Ben Arfece'den dinledim. (Dedi ki): Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: «Hiç şüphesiz bir şeyler olacaktır! İmdi her kim bu ümmet derli toplu iken onun işini dağıtmak isterse, kim olursa olsun hemen kılıçla onun boynunu vurun!»
Sahih Muslim 4796
وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ خِرَاشٍ، حَدَّثَنَا حَبَّانُ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، ح وَحَدَّثَنِي الْقَاسِمُ بْنُ زَكَرِيَّاءَ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ شَيْبَانَ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا الْمُصْعَبُ بْنُ الْمِقْدَامِ الْخَثْعَمِيُّ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، ح وَحَدَّثَنِي حَجَّاجٌ، حَدَّثَنَا عَارِمُ بْنُ الْفَضْلِ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُخْتَارِ، وَرَجُلٌ سَمَّاهُ، كُلُّهُمْ عَنْ زِيَادِ بْنِ عِلَاقَةَ، عَنْ عَرْفَجَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ غَيْرَ أَنَّ فِي حَدِيثِهِمْ جَمِيعًا " فَاقْتُلُوهُ "
Bize Ahmed b. Hırâş da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Habbân rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Avâne rivayet etti. H. Bana Kāsım b. Zekeriyyâ dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ubeydullah b. Musa, Şeyban'dan rivayet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Mus'ab b. Mikdâm el-Has'amî haber verdi. (Dedi ki): Bize İsrail rivayet etti. H. Bana Haccâc dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ârim b. Fadl rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hammâd b. Zeyd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdullah b. Muhtar ile adını verdiği bir adam rivayet etti. Bu râvîlerin hepsi Ziyâd b. İlâka'dan, o da Arfece'den, o da Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadisin mislini rivayet etmişlerdir. Şu kadar var ki hepsinin hadisinde: «Onu hemen öldürün!» denilmiştir.
Sahih Muslim 4797
وَحَدَّثَنِي عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ أَبِي يَعْفُورٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَرْفَجَةَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَنْ أَتَاكُمْ وَأَمْرُكُمْ جَمِيعٌ عَلَى رَجُلٍ وَاحِدٍ يُرِيدُ أَنْ يَشُقَّ عَصَاكُمْ أَوْ يُفَرِّقَ جَمَاعَتَكُمْ فَاقْتُلُوهُ " .
Bana Osman b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yûnus b. Ebî Ya'fûr, babasından, o da Arfece'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «İşiniz bir adam üzerinde toplu iken kim sizin sopanızı yarmak veya cemaatinizi dağıtmak isterse onu hemen öldürün!» buyururken işittim.
Sahih Muslim 4798
وَحَدَّثَنِي وَهْبُ بْنُ بَقِيَّةَ الْوَاسِطِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ الْجُرَيْرِيِّ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا بُويِعَ لِخَلِيفَتَيْنِ فَاقْتُلُوا الآخَرَ مِنْهُمَا " .
Bana Vehb b. Bakıyye el-Vâsıtî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hâlid b. Abdillâh, Cüreyri'den, o da Ebû Nadra'dan, o da Ebû Saîd el-Hudrî'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «İki halifeye birden bey'at edilirse onlardan ikincisini öldürüverin!» buyurmuştur.
Sahih Muslim 4799
حَدَّثَنَا هَدَّابُ بْنُ خَالِدٍ الأَزْدِيُّ، حَدَّثَنَا هَمَّامُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ ضَبَّةَ بْنِ مِحْصَنٍ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " سَتَكُونُ أُمَرَاءُ فَتَعْرِفُونَ وَتُنْكِرُونَ فَمَنْ عَرَفَ بَرِئَ وَمَنْ أَنْكَرَ سَلِمَ وَلَكِنْ مَنْ رَضِيَ وَتَابَعَ " . قَالُوا أَفَلاَ نُقَاتِلُهُمْ قَالَ " لاَ مَا صَلَّوْا " .
Bize Heddâb b. Hâlid El-Ezdî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hemmâm b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Bize Katâde Hasan'dan, o da Dabbe b. Mihsan'dan, o da Ümmü Seleme'den naklen rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuş: «Bir takım emirler gelecek! Siz bilip i'tirâz edeceksiniz. İmdi kim bilirse beraet eder; kim i'tirazda bulunursa kurtulur. Lâkin kim rıza gösterir de tâbi' olursa!..» Ashâb: «Onlarla harb etmeyelim mi?» demişler. «Hayır! Namaz kıldıkları müddetçe!» buyurmuş.
Sahih Muslim 4800
وَحَدَّثَنِي أَبُو غَسَّانَ الْمِسْمَعِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، جَمِيعًا عَنْ مُعَاذٍ، - وَاللَّفْظُ لأَبِي غَسَّانَ - حَدَّثَنَا مُعَاذٌ، - وَهُوَ ابْنُ هِشَامٍ الدَّسْتَوَائِيُّ - حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ، عَنْ ضَبَّةَ بْنِ مِحْصَنٍ الْعَنَزِيِّ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " إِنَّهُ يُسْتَعْمَلُ عَلَيْكُمْ أُمَرَاءُ فَتَعْرِفُونَ وَتُنْكِرُونَ فَمَنْ كَرِهَ فَقَدْ بَرِئَ وَمَنْ أَنْكَرَ فَقَدْ سَلِمَ وَلَكِنْ مَنْ رَضِيَ وَتَابَعَ " . قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ أَلاَ نُقَاتِلُهُمْ قَالَ " لاَ مَا صَلَّوْا " . أَىْ مَنْ كَرِهَ بِقَلْبِهِ وَأَنْكَرَ بِقَلْبِهِ .
Bana Ebû Gassân El-Mismaî ile Muhammed b. Beşşâr da hep birden Muâz'dan rivayet ettiler. Lâfız Ebû Gassân'ındır. (Dedi ki): Bize Muâz —ki İbni Hişâm Ed-Destavâî'dir— rivayet etti. (Dedi ki): Bana babam, Katâde'den rivayet etti. (Demiş ki): Bize Hasan, Dabbe b. Mihsan el-Anezî'den; o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Ümmü Seleme'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti: «Sizin üzerinize bir takım emirler tayin edilecektir. Siz onları bilip itiraz edeceksiniz. İmdi her kim kerih görürse berâet etti; her kim itirazda bulunursa kurtuldu demektir. Lâkin kim rızâ gösterir de tâbi' olursa!..» buyurmuştur. Ashâb: «Yâ Resûlullah, onlarla harbetmeyelim mi?» demişler. «Hayır! Namaz kıldıkları müddetçe!» buyurmuş. (Yâni her kim kalbi ile kerih görür ve kalbi ile reddederse demektir.)
Sahih Muslim 4801
وَحَدَّثَنِي أَبُو الرَّبِيعِ الْعَتَكِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، - يَعْنِي ابْنَ زَيْدٍ - حَدَّثَنَا الْمُعَلَّى بْنُ زِيَادٍ وَهِشَامٌ عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ ضَبَّةَ بْنِ مِحْصَنٍ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . بِنَحْوِ ذَلِكَ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ " فَمَنْ أَنْكَرَ فَقَدْ بَرِئَ وَمَنْ كَرِهَ فَقَدْ سَلِمَ " .
Bana Ebu'r-Rabi' El-Atekî de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hammâd (yâni İbni Zeyd) rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muallâ b. Ziyâd ile Hişâm, Hasan'dan, o da Dabbe b. Mihsan'dan, o da Ümmü Seleme'den naklen rivayet ettiler. Ümmü Seleme: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu...» demiş. Râvî yukarıki hadîs gibi rivayette bulunmuş; yalnız: «Her kim reddederse muhakkak beri olur ve her kim kerîh görürse muhakkak kurtulur.» demiştir.
Sahih Muslim 4802
وَحَدَّثَنَاهُ حَسَنُ بْنُ الرَّبِيعِ الْبَجَلِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ هِشَامٍ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ ضَبَّةَ بْنِ مِحْصَنٍ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . فَذَكَرَ مِثْلَهُ إِلاَّ قَوْلَهُ " وَلَكِنْ مَنْ رَضِيَ وَتَابَعَ " . لَمْ يَذْكُرْهُ .
Bize bu hadîsi Hasan b. Rabî' El-Becelî de rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbnü'l-Mübârek, Hişâm'dan, o da Hasan'dan, o da Dabbe b. Mihsan'dan, o da Ümmü Seleme'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular... Râvî yukarıdaki hadîsin mislini söylemiş; yalnız «Lâkin rızâ gösterip tâbi olan...» cümlesi müstesna! Onu anmamıştır.
Sahih Muslim 4803
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ يَزِيدَ بْنِ جَابِرٍ، عَنْ رُزَيْقِ بْنِ حَيَّانَ، عَنْ مُسْلِمِ بْنِ قَرَظَةَ، عَنْ عَوْفِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " خِيَارُ أَئِمَّتِكُمُ الَّذِينَ تُحِبُّونَهُمْ وَيُحِبُّونَكُمْ وَيُصَلُّونَ عَلَيْكُمْ وَتُصَلُّونَ عَلَيْهِمْ وَشِرَارُ أَئِمَّتِكُمُ الَّذِينَ تُبْغِضُونَهُمْ وَيُبْغِضُونَكُمْ وَتَلْعَنُونَهُمْ وَيَلْعَنُونَكُمْ " . قِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَفَلاَ نُنَابِذُهُمْ بِالسَّيْفِ فَقَالَ " لاَ مَا أَقَامُوا فِيكُمُ الصَّلاَةَ وَإِذَا رَأَيْتُمْ مِنْ وُلاَتِكُمْ شَيْئًا تَكْرَهُونَهُ فَاكْرَهُوا عَمَلَهُ وَلاَ تَنْزِعُوا يَدًا مِنْ طَاعَةٍ " .
Bize İshâk b. İbrahim El-Hanzalî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Îsâ b. Yûnus haber verdi. (Dedi ki): Bize Evzâî, Yezîd b. Yezîd b. Câbir'den, o da Ruzeyk b. Hayyân'dan, o da Müslim b. Karaza'dan, o da Avf b. Mâlik'ten, o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti: «Hükümdarlarınızın en hayırlıları, sizin kendilerini sevdiğiniz, onların da sizi sevdikleri ve sizin onlara, onların da size dua ettikleridir. Hükümdarlarınızın en kötüleri ise sizin kendilerine buğzettiğiniz, onların da size buğzettikleri ve sizin kendilerine lânet ettiğiniz, onların da size lânet ettikleridir.» buyurmuşlar. «Yâ Resûlallah! Onlarla kılıçla çatışmayalım mı?» denilmiş. «Hayır! Aranızda namazı ikame ettikleri müddetçe... Şayet valilerinizden hoşlanmadığınız bir şey görürseniz onun yaptığı işi kerih görün; fakat itaatten el çekmeyin!» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 4804
حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ رُشَيْدٍ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، - يَعْنِي ابْنَ مُسْلِمٍ - حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ يَزِيدَ بْنِ جَابِرٍ، أَخْبَرَنِي مَوْلَى بَنِي فَزَارَةَ، - وَهُوَ رُزَيْقُ بْنُ حَيَّانَ - أَنَّهُ سَمِعَ مُسْلِمَ بْنَ قَرَظَةَ ابْنَ عَمِّ عَوْفِ بْنِ مَالِكٍ الأَشْجَعِيِّ يَقُولُ سَمِعْتُ عَوْفَ بْنَ مَالِكٍ الأَشْجَعِيَّ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " خِيَارُ أَئِمَّتِكُمُ الَّذِينَ تُحِبُّونَهُمْ وَيُحِبُّونَكُمْ وَتُصَلُّونَ عَلَيْهِمْ وَيُصَلُّونَ عَلَيْكُمْ وَشِرَارُ أَئِمَّتِكُمُ الَّذِينَ تُبْغِضُونَهُمْ وَيُبْغِضُونَكُمْ وَتَلْعَنُونَهُمْ وَيَلْعَنُونَكُمْ " . قَالُوا قُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ أَفَلاَ نُنَابِذُهُمْ عِنْدَ ذَلِكَ قَالَ " لاَ مَا أَقَامُوا فِيكُمُ الصَّلاَةَ لاَ مَا أَقَامُوا فِيكُمُ الصَّلاَةَ أَلاَ مَنْ وَلِيَ عَلَيْهِ وَالٍ فَرَآهُ يَأْتِي شَيْئًا مِنْ مَعْصِيَةِ اللَّهِ فَلْيَكْرَهْ مَا يَأْتِي مِنْ مَعْصِيَةِ اللَّهِ وَلاَ يَنْزِعَنَّ يَدًا مِنْ طَاعَةٍ " . قَالَ ابْنُ جَابِرٍ فَقُلْتُ - يَعْنِي لِرُزَيْقٍ - حِينَ حَدَّثَنِي بِهَذَا الْحَدِيثِ آللَّهِ يَا أَبَا الْمِقْدَامِ لَحَدَّثَكَ بِهَذَا أَوْ سَمِعْتَ هَذَا مِنْ مُسْلِمِ بْنِ قَرَظَةَ يَقُولُ سَمِعْتُ عَوْفًا يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ فَجَثَا عَلَى رُكْبَتَيْهِ وَاسْتَقْبَلَ الْقِبْلَةَ فَقَالَ إِي وَاللَّهِ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ لَسَمِعْتُهُ مِنْ مُسْلِمِ بْنِ قَرَظَةَ يَقُولُ سَمِعْتُ عَوْفَ بْنَ مَالِكٍ يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Dâvûd b. Ruşeyd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Velîd, yani İbn Müslim, rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdurrahmân b. Yezîd b. Câbir rivayet etti. (Dedi ki): Bana Benî Fezâre'nin âzatlısı, ki bu zat Ruzeyk b. Hayyân'dır, haber verdi. Kendisi Avf b. Mâlik El-Eşcaî'nin amcası oğlu Müslim b. Karaza'yı şöyle derken işitmiş: Ben Avf b. Mâlik El-Eşcaî'yi şöyle derken işittim: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: «Hükümdarlarınızın en hayırlıları, sizin kendilerini sevdiğiniz, onların da sizi sevdikleri ve sizin onlara, onların da size dua ettikleridir. Hükümdarlarınızın en kötüleri ise sizin kendilerine buğzettiğiniz, onların da size buğzettikleri ve sizin kendilerine lânet ettiğiniz, onların da size lânet ettikleridir.» Ashâb demişler ki: «Yâ Resûlallah! O zaman onlarla çatışmayalım mı?» dedik. «Hayır! Aranızda namazı ikame ettikleri müddetçe! Hayır, aranızda namazı ikame ettikleri müddetçe! Dikkat edin! Bir kimseye biri vali olur da onu Allah'a mâsiyet olan bir şey yaparken görürse, onun Allah'a mâsiyet olan bu işini kerih görsün; fakat itaatten el çekmesin!» buyurdular. İbn Câbir demiş ki: Bana bu hadîsi rivayet ettiği zaman, yani Ruzeyk'e: «Allah aşkına söyle, yâ Ebü'l-Mikdâm! Bunu sana gerçekten o mu rivayet etti, yoksa Müslim b. Karaza'yı: ‘Ben Avf'ı, “Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i işittim.” derken işittim.’ derken mi dinledin?» dedim. Bunun üzerine dizlerinin üstüne çöktü, kıbleye yöneldi ve: «Kendisinden başka ilâh olmayan Allah'a yemin ederim ki, ben bunu Müslim b. Karaza'dan işittim. O: ‘Ben Avf b. Mâlik'i, “Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i işittim.” derken işittim.’ diyordu.» dedi.
Sahih Muslim 4805
وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مُوسَى الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ جَابِرٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَقَالَ رُزَيْقٌ مَوْلَى بَنِي فَزَارَةَ . قَالَ مُسْلِمٌ وَرَوَاهُ مُعَاوِيَةُ بْنُ صَالِحٍ عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ مُسْلِمِ بْنِ قَرَظَةَ، عَنْ عَوْفِ بْنِ مَالِكٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ .
Bize İshâk b. Mûsâ El-Ensârî de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Velîd b. Müslim rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Câbir bu isnâdla rivayet etti ve: Beni Fezâre'nin âzatlısı Ruzeyk, dedi. Müslim dedi ki: Bu hadisi Muâviye b. Sâlih de Rabîa b. Yezîd'den, o Müslim b. Karaza'dan, o Avf b. Mâlik'ten, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bunun misliyle rivayet etti.
Sahih Muslim 4806
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثُ بْنُ سَعْدٍ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ كُنَّا يَوْمَ الْحُدَيْبِيَةِ أَلْفًا وَأَرْبَعَمِائَةٍ فَبَايَعْنَاهُ وَعُمَرُ آخِذٌ بِيَدِهِ تَحْتَ الشَّجَرَةِ وَهِيَ سَمُرَةٌ . وَقَالَ بَايَعْنَاهُ عَلَى أَلاَ نَفِرَّ . وَلَمْ نُبَايِعْهُ عَلَى الْمَوْتِ
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Leys b. Sa'd rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Rumh da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Leys, Ebu'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den naklen haber verdi. Şöyle demiş: Biz Hudeybiye günü bin dört yüz kişi idik. Ömer elinden tutmuş olduğu hâlde ağacın altında ona bey'at ettik. Bu ağaç büyük bir diken ağacı idi. Câbir: «Ona biz, kaçmayacağımıza dair bey'at ettik; ölüm üzerine bey'at etmedik.» demiş.
Sahih Muslim 4807
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ لَمْ نُبَايِعْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى الْمَوْتِ إِنَّمَا بَايَعْنَاهُ عَلَى أَنْ لاَ نَفِرَّ .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Uyeyne rivayet eyledi. H. Bize İbni Numeyr dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süfyân, Ebu'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den naklen rivayet etti. Câbir: «Biz Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ölüm üzerine bey'at etmedik. Biz ona ancak kaçmayacağımıza bey'at ettik.» demiş.
Sahih Muslim 4808
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي أَبُ الزُّبَيْرِ، سَمِعَ جَابِرًا، يُسْأَلُ كَمْ كَانُوا يَوْمَ الْحُدَيْبِيَةِ قَالَ كُنَّا أَرْبَعَ عَشْرَةَ مِائَةً فَبَايَعْنَاهُ وَعُمَرُ آخِذٌ بِيَدِهِ تَحْتَ الشَّجَرَةِ وَهِيَ سَمُرَةٌ فَبَايَعْنَاهُ غَيْرَ جَدِّ ابْنِ قَيْسٍ الأَنْصَارِيِّ اخْتَبَأَ تَحْتَ بَطْنِ بَعِيرِهِ
Bize Muhammed b. Hâtim dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Haccâc, İbnü Cüreyc'den rivayet etti. (Demiş ki): Bana Ebu'z-Zübeyr haber verdi. Câbir'e Hudeybiye günü kaç kişi oldukları sorulurken işitmiş. Câbir şöyle demiş: Bin dört yüz kişi idik. Ona, Ömer ağacın altında, ki bu ağaç büyük bir diken ağacı idi, elinden tutmuş olduğu hâlde bey'at ettik. Cedd b. Kays el-Ensârî'den başka hepimiz ona bey'at ettik. O, devesinin karnı altına gizlendi.
Sahih Muslim 4809
وَحَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ دِينَارٍ، حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ الأَعْوَرُ، مَوْلَى سُلَيْمَانَ بْنِ مُجَالِدٍ قَالَ قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ وَأَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرًا، يُسْأَلُ هَلْ بَايَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِذِي الْحُلَيْفَةِ فَقَالَ لاَ وَلَكِنْ صَلَّى بِهَا وَلَمْ يُبَايِعْ عِنْدَ شَجَرَةٍ إِلاَّ الشَّجَرَةَ الَّتِي بِالْحُدَيْبِيَةِ . قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ وَأَخْبَرَنِي أَبُ الزُّبَيْرِ أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ يَقُولُ دَعَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَلَى بِئْرِ الْحُدَيْبِيَةِ .
Bana İbrahim b. Dînâr da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süleyman b. Mücâlid'in âzatlısı Haccâc b. Muhammed el-A'ver rivayet etti. (Dedi ki): İbnü Cüreyc şöyle dedi: Bana Ebu'z-Zübeyr de haber verdi ki, kendisi Câbir'e: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Zülhuleyfe'de bey'at etti mi? diye sorulurken işitmiş. Câbir: Hayır! Lâkin orada namaz kıldı. Hudeybiye'deki ağaçtan başka hiçbir ağacın yanında bey'at etmedi, demiş. İbnü Cüreyc dedi ki: Bana Ebu'z-Zübeyr de haber verdi ki, Câbir b. Abdullah'ı: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hudeybiye kuyusuna dua etti, derken işitmiş.
Sahih Muslim 4810
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَمْرٍو الأَشْعَثِيُّ، وَسُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَأَحْمَدُ، بْنُ عَبْدَةَ - وَاللَّفْظُ لِسَعِيدٍ قَالَ سَعِيدٌ وَإِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ كُنَّا يَوْمَ الْحُدَيْبِيَةِ أَلْفًا وَأَرْبَعَمِائَةٍ فَقَالَ لَنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَنْتُمُ الْيَوْمَ خَيْرُ أَهْلِ الأَرْضِ " . وَقَالَ جَابِرٌ لَوْ كُنْتُ أُبْصِرُ لأَرَيْتُكُمْ مَوْضِعَ الشَّجَرَةِ
Bize Saîd b. Amr el-Eş'asî ile Süveyd b. Saîd, İshâk b. İbrahim ve Ahmed b. Abde rivayet ettiler. Lâfız Saîd'indir. Saîd ile İshâk: Bize haber verdi, tabirini kullandılar. Ötekiler: Bize Süfyân, Amr'dan, o da Câbir'den naklen rivayet etti, dediler. Câbir şöyle demiş: Biz Hudeybiye günü bin dört yüz kişi idik. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize: «Bugün siz yeryüzü halkının en hayırlısısınız!» buyurdular. Câbir şunu da söylemiş: Gözüm görse size o ağacın yerini gösterirdim.
Sahih Muslim 4811
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ بَشَّارٍ قَالَا حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، قَالَ سَأَلْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ عَنْ أَصْحَابِ الشَّجَرَةِ فَقَالَ لَوْ كُنَّا مِائَةَ أَلْفٍ لَكَفَانَا كُنَّا أَلْفًا وَخَمْسَمِائَةٍ .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ ile İbni Beşşâr da rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Amr b. Murra'dan, o da Sâlim b. Ebi'l-Ca'd'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Câbir b. Abdillâh'a ağaç ashabını sordum da: Yüz bin kişi olsak yine bize yeterdi. Biz bin beş yüz kişi idik; cevabını verdi.
Sahih Muslim 4812
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَابْنُ نُمَيْرٍ قَالَا حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، ح وَحَدَّثَنَا رِفَاعَةُ بْنُ الْهَيْثَمِ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، - يَعْنِي الطَّحَّانَ - كِلاَهُمَا يَقُولُ عَنْ حُصَيْنٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ لَوْ كُنَّا مِائَةَ أَلْفٍ لَكَفَانَا كُنَّا خَمْسَ عَشْرَةَ مِائَةً .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile İbnü Numeyr dahi rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Abdullah b. İdrîs rivayet etti. H. Bize Rifâ'a b. Heysem de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hâlid (yani Tahhân) rivayet etti. Her iki râvî Husayn'dan, o da Sâlim b. Ebi'l-Ca'd'dan, o da Câbir'den naklen demişlerdir. Câbir: — Yüz bin kişi olsaydık yine bize yeterdi. Biz bin beş yüz kişi idik! demiş.
Sahih Muslim 4813
وَحَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا وَقَالَ عُثْمَانُ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، حَدَّثَنِي سَالِمُ بْنُ أَبِي الْجَعْدِ، قَالَ قُلْتُ لِجَابِرٍ كَمْ كُنْتُمْ يَوْمَئِذٍ قَالَ أَلْفًا وَأَرْبَعَمِائَةٍ .
Bize Osman b. Ebî Şeybe ile İshâk b. İbrahim de rivayet ettiler. (İshâk: Bize haber verdi, tabirini kullandı. Osman ise: Bize Cerîr, A'meş'den rivayet etti; dedi.) (Demiş ki): Bana Sâlim b. Ebi'l-Ca'd rivayet etti. (Dedi ki): Câbir'e: — O gün kaç kişi idiniz? diye sordum. — Bin dört yüz! cevabını verdi.
Sahih Muslim 4814
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرٍو، - يَعْنِي ابْنَ مُرَّةَ - حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي أَوْفَى، قَالَ كَانَ أَصْحَابُ الشَّجَرَةِ أَلْفًا وَثَلاَثَمِائَةٍ وَكَانَتْ أَسْلَمُ ثُمُنَ الْمُهَاجِرِينَ .
Bize Ubeydullah b. Muâz rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Amr'dan (yâni İbni Mürra'dan) rivayet etti. (Demiş ki): Bana Abdullah b. Ebî Evfâ rivayet etti. (Dedi ki): Şecere ashabı bin üç yüz kişi idi. Eslem Kabilesi, muhacirlerin sekizde biri idi.
Sahih Muslim 4815
وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، ح وَحَدَّثَنَاهُ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا النَّضْرُ بْنُ شُمَيْلٍ، جَمِيعًا عَنْ شُعْبَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ .
Bize İbnü'l-Müsennâ da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Dâvûd rivayet etti. H. Bize bu hadîsi İshâk b. İbrahim dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Nadr b. Şümeyl haber verdi. Bunlar hep birden Şu'be'den bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir.
Sahih Muslim 4816
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، عَنْ خَالِدٍ، عَنِ الْحَكَمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الأَعْرَجِ، عَنْ مَعْقِلِ بْنِ يَسَارٍ، قَالَ لَقَدْ رَأَيْتُنِي يَوْمَ الشَّجَرَةِ وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُبَايِعُ النَّاسَ وَأَنَا رَافِعٌ غُصْنًا مِنْ أَغْصَانِهَا عَنْ رَأْسِهِ وَنَحْنُ أَرْبَعَ عَشْرَةَ مِائَةً قَالَ لَمْ نُبَايِعْهُ عَلَى الْمَوْتِ وَلَكِنْ بَايَعْنَاهُ عَلَى أَنْ لاَ نَفِرَّ .
Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yezîd b. Zürey' Hâlid'den, o da Hakem b. Abdillâh b. A'rac'dan, o da Ma'kıl b. Yesâr'dan naklen haber verdi. Şöyle demiş: Gerçekten kendimi ağaç gününde görmüşümdür. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) insanlardan bey'at alıyor; ben de ağacın dallarından bir dalı başından kaldırıyordum. Biz bin dört yüz kişi idik. Ona ölüm üzerine bey'at etmedik. Lâkin kaçmayacağımıza dair bey'at ettik.
Sahih Muslim 4817
وَحَدَّثَنَاهُ يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا خَالِدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ يُونُسَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ
Bize bu hadîsi yine Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hâlid b. Abdillah, Yûnus'tan bu isnâdla haber verdi.
Sahih Muslim 4818
وَحَدَّثَنِي حَجَّاجُ بْنُ الشَّاعِرِ، وَمُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا شَبَابَةُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ لَقَدْ رَأَيْتُ الشَّجَرَةَ ثُمَّ أَتَيْتُهَا بَعْدُ فَلَمْ أَعْرِفْهَا
Bana Haccâc b. Şâir ile Muhammed b. Râfi' de rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Şebâbe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Katâde'den, o da Saîd b. el-Müseyyeb'den, o da babasından naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Gerçekten o ağacı gördüm. Sonra ona geldim; ama onu bilemedim.
Sahih Muslim 4821
وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا حَاتِمٌ، - يَعْنِي ابْنَ إِسْمَاعِيلَ - عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي، عُبَيْدٍ مَوْلَى سَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ قَالَ قُلْتُ لِسَلَمَةَ عَلَى أَىِّ شَىْءٍ بَايَعْتُمْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ الْحُدَيْبِيَةِ قَالَ عَلَى الْمَوْتِ .
Bize Kuteybe b. Saîd de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hâtim (yani İbni İsmail), Seleme b. Ekva'ın âzâdlısı Yezîd b. Ebî Ubeyd'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Seleme'ye: Hudeybiye günü Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e hangi şey üzerine bey'at ettiniz? diye sordum. — Ölüm üzerine! dedi.
Sahih Muslim 4822
وَحَدَّثَنَاهُ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ مَسْعَدَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ، عَنْ سَلَمَةَ، بِمِثْلِهِ .
Bu hadîsi bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hammâd b. Mes'ade rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yezîd, Seleme'den bu hadîsin mislini rivayet etti.
Sahih Muslim 4823
وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا الْمَخْزُومِيُّ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ يَحْيَى، عَنْ عَبَّادِ بْنِ تَمِيمٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ زَيْدٍ، قَالَ أَتَاهُ آتٍ فَقَالَ هَذَاكَ ابْنُ حَنْظَلَةَ يُبَايِعُ النَّاسَ فَقَالَ عَلَى مَاذَا قَالَ عَلَى الْمَوْتِ قَالَ لاَ أُبَايِعُ عَلَى هَذَا أَحَدًا بَعْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize yine İshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dedi ki): Bize Mahzûmî haber verdi. (Dedi ki): Bize Vüheyb rivayet etti. (Dedi ki): Bize Amr b. Yahya, Abbâd b. Temîm'den, o da Abdullah b. Zeyd'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Ona biri gelerek: İşte bu İbni Hanzale'dir; insanlardan bey'at alıyor! demiş. O da: Ne üzerine? diye sormuş. — Ölüm üzerine! cevabını vermiş. — Hayır! Ben bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den sonra hiçbir kimseye bey'at etmem! demiş.
Sahih Muslim 4824
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا حَاتِمٌ، - يَعْنِي ابْنَ إِسْمَاعِيلَ - عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي عُبَيْدٍ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ، أَنَّهُ دَخَلَ عَلَى الْحَجَّاجِ فَقَالَ يَا ابْنَ الأَكْوَعِ ارْتَدَدْتَ عَلَى عَقِبَيْكَ تَعَرَّبْتَ قَالَ لاَ وَلَكِنْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَذِنَ لِي فِي الْبَدْوِ .
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hâtim (yani İbni İsmail), Yezîd b. Ebî Ubeyd'den, o da Seleme b. Ekva'dan naklen rivayet etti. Kendisi Haccâc'ın yanına girmiş de Haccâc: — Ey Ekva' oğlu! Gerisin geriye döndün mü? Bedevîleşdin mi? diye sormuş. Seleme: — Hayır! Ve lâkin Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana çöle gitmeye izin verdi, demiş.
Sahih Muslim 4825
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ أَبُو جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ زَكَرِيَّاءَ، عَنْ عَاصِمٍ الأَحْوَلِ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ النَّهْدِيِّ، حَدَّثَنِي مُجَاشِعُ بْنُ مَسْعُودٍ السُّلَمِيُّ، قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أُبَايِعُهُ عَلَى الْهِجْرَةِ فَقَالَ " إِنَّ الْهِجْرَةَ قَدْ مَضَتْ لأَهْلِهَا وَلَكِنْ عَلَى الإِسْلاَمِ وَالْجِهَادِ وَالْخَيْرِ " .
Bize Ebû Ca'fer Muhammed b. Sabbâh rivayet etti. (Dedi ki): Bize İsmâîl b. Zekeriyyâ, Âsım El-Ahvel'den, o da Ebû Osman En-Nehdî'den naklen rivayet etti. (Demiş ki): Bana Mücâşi' b. Mes'ûd Es-Sülemî rivayet etti. (Dedi ki): Hicret üzerine bey'at etmek için Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldim de: «Hicret, ehli için geçmiştir. Velâkin İslâm, cihâd ve hayır üzerine bey'at bâkîdir.» buyurdu.
Sahih Muslim 4826
وَحَدَّثَنِي سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، قَالَ أَخْبَرَنِي مُجَاشِعُ بْنُ مَسْعُودٍ السُّلَمِيُّ، قَالَ جِئْتُ بِأَخِي أَبِي مَعْبَدٍ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعْدَ الْفَتْحِ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ بَايِعْهُ عَلَى الْهِجْرَةِ . قَالَ " قَدْ مَضَتِ الْهِجْرَةُ بِأَهْلِهَا " . قُلْتُ فَبِأَىِّ شَىْءٍ تُبَايِعُهُ قَالَ " عَلَى الإِسْلاَمِ وَالْجِهَادِ وَالْخَيْرِ " . قَالَ أَبُو عُثْمَانَ فَلَقِيتُ أَبَا مَعْبَدٍ فَأَخْبَرْتُهُ بِقَوْلِ مُجَاشِعٍ فَقَالَ صَدَقَ .
Bana Süveyd b. Saîd de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Alî b. Müshir, Âsım'dan, o da Ebû Osman'dan naklen rivayet etti. (Demiş ki): Bana Mücâşi' b. Mes'ûd Es-Sülemî haber verdi. (Dedi ki): Kardeşim Ebû Ma'bed'i fetihten sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e getirdim ve: «Yâ Resûlallah! Bununla hicret üzerine bey'at et!» dedim. «Hicret, ehli ile birlikte geçmiştir!» buyurdu. Ben: «Öyleyse onunla ne üzerine bey'at edersin?» dedim. «İslâm, cihâd ve hayır üzerine!» buyurdu. Ebû Osman demiş ki: Sonra Ebû Ma'bed'e rastladım ve kendisine Mücâşi'in sözünü haber verdim. «Doğru söylemiş!» dedi.
Sahih Muslim 4827
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ عَاصِمٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ قَالَ فَلَقِيتُ أَخَاهُ فَقَالَ صَدَقَ مُجَاشِعٌ . وَلَمْ يَذْكُرْ أَبَا مَعْبَدٍ .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Fudayl, Âsım'dan bu isnâdla rivayet etti. (Dedi ki): Bunun üzerine kardeşine rastladım. «Mücâşi' doğru söylemiş.» dedi. Ama Ebû Ma'bed'i anmadı.
Sahih Muslim 4828