HADİS KÜTÜPHANESİ

Sahih-i Müslim

57 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

Liân Kitabı

27 hadis

وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ سَهْلَ بْنَ سَعْدٍ، السَّاعِدِيَّ أَخْبَرَهُ أَنَّ عُوَيْمِرًا الْعَجْلاَنِيَّ جَاءَ إِلَى عَاصِمِ بْنِ عَدِيٍّ الأَنْصَارِيِّ فَقَالَ لَهُ أَرَأَيْتَ يَا عَاصِمُ لَوْ أَنَّ رَجُلاً وَجَدَ مَعَ امْرَأَتِهِ رَجُلاً أَيَقْتُلُهُ فَتَقْتُلُونَهُ أَمْ كَيْفَ يَفْعَلُ فَسَلْ لِي عَنْ ذَلِكَ يَا عَاصِمُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ فَسَأَلَ عَاصِمٌ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَكَرِهَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْمَسَائِلَ وَعَابَهَا حَتَّى كَبُرَ عَلَى عَاصِمٍ مَا سَمِعَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا رَجَعَ عَاصِمٌ إِلَى أَهْلِهِ جَاءَهُ عُوَيْمِرٌ فَقَالَ يَا عَاصِمُ مَاذَا قَالَ لَكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ عَاصِمٌ لِعُوَيْمِرٍ لَمْ تَأْتِنِي بِخَيْرٍ قَدْ كَرِهَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْمَسْأَلَةَ الَّتِي سَأَلْتُهُ عَنْهَا ‏.‏ قَالَ عُوَيْمِرٌ وَاللَّهِ لاَ أَنْتَهِي حَتَّى أَسْأَلَهُ عَنْهَا ‏.‏ فَأَقْبَلَ عُوَيْمِرٌ حَتَّى أَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَسَطَ النَّاسِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَرَأَيْتَ رَجُلاً وَجَدَ مَعَ امْرَأَتِهِ رَجُلاً أَيَقْتُلُهُ فَتَقْتُلُونَهُ أَمْ كَيْفَ يَفْعَلُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ قَدْ نَزَلَ فِيكَ وَفِي صَاحِبَتِكَ فَاذْهَبْ فَأْتِ بِهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ سَهْلٌ فَتَلاَعَنَا وَأَنَا مَعَ النَّاسِ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا فَرَغَا قَالَ عُوَيْمِرٌ كَذَبْتُ عَلَيْهَا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنْ أَمْسَكْتُهَا ‏.‏ فَطَلَّقَهَا ثَلاَثًا قَبْلَ أَنْ يَأْمُرَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ قَالَ ابْنُ شِهَابٍ فَكَانَتْ سُنَّةَ الْمُتَلاَعِنَيْنِ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Mâlik'e, İbni Şihâb'dan dinlediğim, ona da Sehl b. Sa'd es-Sâidî'nin haber verdiği şu hadîsi okudum: Uveymir-i Aclânî, Âsim b. Adiy el-Ensârî'ye gelerek: Ne dersin yâ Âsim! Bir adam karısının yanında birini bulursa onu öldürür; siz de kendisini öldürür müsünüz, yoksa ne yapar? Şunu benim için yâ Âsim, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e soruver! demiş. Âsim de Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e sormuş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu suallerden hoşlanmamış; onları ayıp görmüş. Hattâ bu bâbda Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittiği sözler Âsim'a girân gelmiş. Âsim evine dönünce Uveymir gelmiş ve: Yâ Âsim! Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sana ne dedi? diye sormuş. Âsim: Sen bana hayır getirmedin; Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine sorduğum sualden hoşlanmadı, demiş. Uveymir: Vallahi ben bu meseleyi ona sormaktan vazgeçmeyeceğim, diye mukabele etmiş. Derken Uveymir kalkarak halk arasında bulunan Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gelmiş ve: Yâ Resûlallah, ne buyurursun, bir adam karısının yanında birini bulursa onu öldürür; siz de kendisini öldürür müsünüz, yoksa ne yapar? demiş. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Seninle zevcen hakkında âyet indi. Haydi git de onu getir.» buyurmuşlar. Sehl şunu söylemiş: Müteakiben liân yaptılar. Ben de halkla beraber Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanında idim. Liânı bitirdikleri vakit Uveymir: Karımı nikâhım altında tutarsam onun hakkında yalan söylemiş olurum, yâ Resûlallah! dedi ve Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine emretmeden karısını üç defa boşadı. İbni Şihâb: «Artık bu, liân yapanların âdeti olmuştur.» demiş.

Sahih Muslim 3743

وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي سَهْلُ بْنُ سَعْدٍ الأَنْصَارِيُّ، أَنَّ عُوَيْمِرًا الأَنْصَارِيَّ، مِنْ بَنِي الْعَجْلاَنِ أَتَى عَاصِمَ بْنَ عَدِيٍّ ‏.‏ وَسَاقَ الْحَدِيثَ بِمِثْلِ حَدِيثِ مَالِكٍ وَأَدْرَجَ فِي الْحَدِيثِ قَوْلَهُ وَكَانَ فِرَاقُهُ إِيَّاهَا بَعْدُ سُنَّةً فِي الْمُتَلاَعِنَيْنِ ‏.‏ وَزَادَ فِيهِ قَالَ سَهْلٌ فَكَانَتْ حَامِلاً فَكَانَ ابْنُهَا يُدْعَى إِلَى أُمِّهِ ‏.‏ ثُمَّ جَرَتِ السُّنَّةُ أَنَّهُ يَرِثُهَا وَتَرِثُ مِنْهُ مَا فَرَضَ اللَّهُ لَهَا ‏.‏

Bana Harmele b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dedi ki): Bana Yûnus, İbni Şihâb'dan naklen haber verdi. (Demiş ki): Bana Sehl b. Sa'd el-Ensârî haber verdi ki: Benî Aclân kabilesinden Uveymir-i Ensârî, Âsim b. Adiy'ye gelmiş... Ve hadîsi Mâlik hadîsi gibi rivayet etmiş. İbni Şihâb bu hadîse: «Bundan sonra erkeğin karısından ayrılması, liân yapanların âdeti oldu.» cümlesini kendinden katmıştır. O, hadîse şu ifadeyi de ziyâde etmiştir: «Sehl dedi ki: Kadın hâmile idi. Artık çocuğu annesinin adı ile çağrılıyordu. Bundan sonra çocuğun annesine, annesinin de Allah'ın kendisine takdir buyurduğu hisse nispetinde çocuğa mirasçı olması âdet hâlini aldı.»

Sahih Muslim 3744

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي ابْنُ شِهَابٍ، عَنِ الْمُتَلاَعِنَيْنِ، وَعَنِ السُّنَّةِ، فِيهِمَا عَنْ حَدِيثِ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ أَخِي بَنِي سَاعِدَةَ أَنَّ رَجُلاً مِنَ الأَنْصَارِ جَاءَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَرَأَيْتَ رَجُلاً وَجَدَ مَعَ امْرَأَتِهِ رَجُلاً وَذَكَرَ الْحَدِيثَ بِقِصَّتِهِ ‏.‏ وَزَادَ فِيهِ فَتَلاَعَنَا فِي الْمَسْجِدِ وَأَنَا شَاهِدٌ ‏.‏ وَقَالَ فِي الْحَدِيثِ فَطَلَّقَهَا ثَلاَثًا قَبْلَ أَنْ يَأْمُرَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ فَفَارَقَهَا عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ ذَاكُمُ التَّفْرِيقُ بَيْنَ كُلِّ مُتَلاَعِنَيْنِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Râfi' rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdürrezzak rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Cüreyc haber verdi. (Dedi ki): Bana İbni Şihâb, liân yapanları ve onlar hakkındaki âdeti, Benî Sâide kabilesinden Sehl b. Sa'd hadîsinden naklen haber verdi. (Şöyle ki): Ensârdan bir zât Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: Yâ Resûlallah, ne buyurursun, bir adam karısının yanında birini bulursa; demiş. Râvi hadisi kıssası ile anlatmış; şunu da ziyâde etmiştir: «Bunun üzerine mescidde liân yaptılar; ben de orada idim.» Yine hadiste: «Müteakiben onu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) emretmeden üç defa boşadı ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanında ondan ayrıldı. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): ‘İşte her liân yapanlar arasında ayırma budur.’ buyurdular.» ifadesi vardır.

Sahih Muslim 3745

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي ح، وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ أَبِي سُلَيْمَانَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ قَالَ سُئِلْتُ عَنِ الْمُتَلاَعِنَيْنِ، فِي إِمْرَةِ مُصْعَبٍ أَيُفَرَّقُ بَيْنَهُمَا قَالَ فَمَا دَرَيْتُ مَا أَقُولُ فَمَضَيْتُ إِلَى مَنْزِلِ ابْنِ عُمَرَ بِمَكَّةَ فَقُلْتُ لِلْغُلاَمِ اسْتَأْذِنْ لِي ‏.‏ قَالَ إِنَّهُ قَائِلٌ فَسَمِعَ صَوْتِي ‏.‏ قَالَ ابْنُ جُبَيْرٍ قُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ادْخُلْ فَوَاللَّهِ مَا جَاءَ بِكَ هَذِهِ السَّاعَةَ إِلاَّ حَاجَةٌ فَدَخَلْتُ فَإِذَا هُوَ مُفْتَرِشٌ بَرْذَعَةً مُتَوَسِّدٌ وِسَادَةً حَشْوُهَا لِيفٌ قُلْتُ أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْمُتَلاَعِنَانِ أَيُفَرَّقُ بَيْنَهُمَا قَالَ سُبْحَانَ اللَّهِ نَعَمْ إِنَّ أَوَّلَ مَنْ سَأَلَ عَنْ ذَلِكَ فُلاَنُ بْنُ فُلاَنٍ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَرَأَيْتَ أَنْ لَوْ وَجَدَ أَحَدُنَا امْرَأَتَهُ عَلَى فَاحِشَةٍ كَيْفَ يَصْنَعُ إِنْ تَكَلَّمَ تَكَلَّمَ بِأَمْرٍ عَظِيمٍ ‏.‏ وَإِنْ سَكَتَ سَكَتَ عَلَى مِثْلِ ذَلِكَ قَالَ فَسَكَتَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَلَمْ يُجِبْهُ فَلَمَّا كَانَ بَعْدَ ذَلِكَ أَتَاهُ فَقَالَ إِنَّ الَّذِي سَأَلْتُكَ عَنْهُ قَدِ ابْتُلِيتُ بِهِ ‏.‏ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ هَؤُلاَءِ الآيَاتِ فِي سُورَةِ النُّورِ ‏{‏ وَالَّذِينَ يَرْمُونَ أَزْوَاجَهُمْ‏}‏ فَتَلاَهُنَّ عَلَيْهِ وَوَعَظَهُ وَذَكَّرَهُ وَأَخْبَرَهُ أَنَّ عَذَابَ الدُّنْيَا أَهْوَنُ مِنْ عَذَابِ الآخِرَةِ قَالَ لاَ وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ مَا كَذَبْتُ عَلَيْهَا ‏.‏ ثُمَّ دَعَاهَا فَوَعَظَهَا وَذَكَّرَهَا وَأَخْبَرَهَا أَنَّ عَذَابَ الدُّنْيَا أَهْوَنُ مِنْ عَذَابِ الآخِرَةِ ‏.‏ قَالَتْ لاَ وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ إِنَّهُ لَكَاذِبٌ فَبَدَأَ بِالرَّجُلِ فَشَهِدَ أَرْبَعَ شَهَادَاتٍ بِاللَّهِ إِنَّهُ لَمِنَ الصَّادِقِينَ وَالْخَامِسَةُ أَنَّ لَعْنَةَ اللَّهِ عَلَيْهِ إِنْ كَانَ مِنَ الْكَاذِبِينَ ثُمَّ ثَنَّى بِالْمَرْأَةِ فَشَهِدَتْ أَرْبَعَ شَهَادَاتٍ بِاللَّهِ إِنَّهُ لَمِنَ الْكَاذِبِينَ وَالْخَامِسَةُ أَنَّ غَضَبَ اللَّهِ عَلَيْهَا إِنْ كَانَ مِنَ الصَّادِقِينَ ثُمَّ فَرَّقَ بَيْنَهُمَا.‏

Bize Muhammed b. Abdullah b. Numeyr rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. H. Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. Lafız onundur. (Dedi ki): Bize Abdullah b. Numeyr rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdülmelik b. Ebî Süleyman, Saîd b. Cübeyr'den rivayet etti. (Demiş ki): Mus'ab'ın emirliği zamanında bana, liân yapanların araları ayrılır mı, diye soruldu. Ben ne diyeceğimi bilemedim. Bunun üzerine İbni Ömer'in Mekke'deki evine giderek hizmetçiye: Benim için izin iste, dedim. Hizmetçi: «O kaylûle uykusundadır.» cevabını verdi. Derken İbni Ömer sesimi işitti ve: «İbni Cübeyr mi?» dedi. Ben: «Evet.» dedim. «Gir! Vallahi seni bu saatte ancak bir hacet getirmiştir.» dedi. Ben de içeri girdim. Bir de baktım, kendisi altına bir hayvan keçesi sermiş, başının altına içi lif dolu bir yastık koymuş yatıyordu. «Ebâ Abdirrahmân! Liân yapanların araları ayrılır mı?» dedim. Şu cevabı verdi: «Sübhânallah! Evet! Bu meseleyi ilk soran filân oğlu filândır. (Dedi ki): ‘Yâ Resûlallah! Ne buyurursun, birimiz karısını kötülük yaparken bulsa ne yapmalıdır? Konuşmuş olsa pek büyük bir şey hakkında konuşacak; sussa yine böyle bir şey hakkında susacak!’» Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sükût buyurdu; ona cevap vermedi. Bir müddet geçince o adam tekrar gelerek: «Yâ Resûlallah! Sana sorduğum başıma geldi.» dedi. Bunun üzerine Allah (Azze ve Celle), Sûre-i Nûr'daki şu: «Karılarına iftira atanlar...» âyetlerini indirdi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunları o zâta okudu, kendisine vaaz ve nasihatte bulundu. Dünya azabının âhiret azabından ehven olduğunu ona haber verdi. Adam: «Hayır! Seni hak din ile gönderen Allah'a yemin olsun ki karıma iftira etmedim.» dedi. Sonra kadını çağırdı. Ona da vaaz ve nasihatte bulundu ve dünya azabının âhiret azabından ehven olduğunu haber verdi. Kadın: «Hayır! Seni hak din ile gönderen Allah'a yemin ederim ki bu adam hakikaten yalancıdır.» dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) liâna erkekten başladı. Adam, kendisinin gerçekten doğru söyleyenlerden olduğuna dört defa Allah'a şehâdet etti. Beşinci şehâdeti, eğer yalancılardansa Allah'ın lanetinin kendi üzerine olması idi. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadına geçti. O da adamın gerçekten yalancılardan olduğuna dört defa Allah'a şehâdet etti. Beşincisi, şayet kocası doğru söyleyenlerdense Allah'ın gazabının kendi üzerine olması idi. Müteakiben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onları birbirinden ayırdı.

Sahih Muslim 3746

وَحَدَّثَنِيهِ عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ السَّعْدِيُّ، حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ أَبِي سُلَيْمَانَ قَالَ سَمِعْتُ سَعِيدَ بْنَ جُبَيْرٍ، قَالَ سُئِلْتُ عَنِ الْمُتَلاَعِنَيْنِ، زَمَنَ مُصْعَبِ بْنِ الزُّبَيْرِ فَلَمْ أَدْرِ مَا أَقُولُ فَأَتَيْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ فَقُلْتُ أَرَأَيْتَ الْمُتَلاَعِنَيْنِ أَيُفَرَّقُ بَيْنَهُمَا ثُمَّ ذَكَرَ بِمِثْلِ حَدِيثِ ابْنِ نُمَيْرٍ ‏.‏

Bana bu hadîsi Ali b. Hucr es-Sa'dî de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Îsâ b. Yûnus rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdülmelik b. Ebî Süleyman rivayet etti. (Dedi ki): Ben Saîd b. Cübeyr'den dinledim. Şunları söyledi: Mus'ab b. Zübeyr zamanında bana liân yapanların hükmü soruldu. Ben ne diyeceğimi bilemedim. Bunun üzerine Abdullah b. Ömer'e gelerek: Ne dersin, liân yapanların araları ayrılır mı, diye sordum. Bundan sonra râvi, İbni Numeyr hadîsi gibi rivayette bulunmuştur.

Sahih Muslim 3747

وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ - وَاللَّفْظُ لِيَحْيَى - قَالَ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِلْمُتَلاَعِنَيْنِ ‏"‏ حِسَابُكُمَا عَلَى اللَّهِ أَحَدُكُمَا كَاذِبٌ لاَ سَبِيلَ لَكَ عَلَيْهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَالِي قَالَ ‏"‏ لاَ مَالَ لَكَ إِنْ كُنْتَ صَدَقْتَ عَلَيْهَا فَهْوَ بِمَا اسْتَحْلَلْتَ مِنْ فَرْجِهَا وَإِنْ كُنْتَ كَذَبْتَ عَلَيْهَا فَذَاكَ أَبْعَدُ لَكَ مِنْهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ زُهَيْرٌ فِي رِوَايَتِهِ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ عَنْ عَمْرٍو سَمِعَ سَعِيدَ بْنَ جُبَيْرٍ يَقُولُ سَمِعْتُ ابْنَ عُمَرَ يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya ile Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Lâfız Yahya'nındır. Yahya, «Bize haber verdi» tâbirini kullandı. Ötekiler, «Bize Süfyân b. Uyeyne rivayet etti.» dediler. Süfyân, Amr'dan, o da Saîd b. Cübeyr'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etmiş. İbni Ömer şunu söylemiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) liân yapanlara: «Hesabınız Allah'a kalmıştır. Biriniz yalancıdır. Artık senin o kadın üzerinde hiçbir hakkın yoktur.» buyurdu. Erkek: «Yâ Resûlallah! Malım ne olacak?» dedi. «Sana mal yoktur. Eğer kadın aleyhinde doğru söylediysen o mal, fercini kendine helâl kılmana karşılıktır. Eğer onun aleyhinde yalan söylediysen o malı istemen, senin için onu istemenden daha da uzaktır.» buyurdular. Züheyr kendi rivayetinde şöyle dedi: «Bize Süfyân, Amr'dan naklen rivayet etti. Amr, Saîd b. Cübeyr'i şunu söylerken işitmiş: Ben İbni Ömer'i, ‘Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu.’ derken işittim.»

Sahih Muslim 3748

وَحَدَّثَنِي أَبُو الرَّبِيعِ الزَّهْرَانِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ فَرَّقَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَيْنَ أَخَوَىْ بَنِي الْعَجْلاَنِ وَقَالَ ‏ "‏ اللَّهُ يَعْلَمُ أَنَّ أَحَدَكُمَا كَاذِبٌ فَهَلْ مِنْكُمَا تَائِبٌ ‏"‏ ‏.‏

Bana Ebû'r-Rabî' ez-Zehrânî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hammâd, Eyyûb'dan, o da Saîd b. Cübeyr'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti. İbni Ömer şunu söylemiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Benî Aclân'dan iki kişinin arasını ayırdı ve: «Allah biliyor ki ikinizden biri yalancıdır; tevbe edeniniz var mı?» buyurdular.

Sahih Muslim 3749

وَحَدَّثَنَاهُ ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَيُّوبَ، سَمِعَ سَعِيدَ بْنَ جُبَيْرٍ، قَالَ سَأَلْتُ ابْنَ عُمَرَ عَنِ اللِّعَانِ، فَذَكَرَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ ‏.‏

Bize bu hadîsi İbni Ebî Ömer de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süfyân, Eyyûb'dan rivayet etti. Eyyûb, Saîd b. Cübeyr'den dinlemiş. Saîd: «Ben İbni Ömer'e liânı sordum.» diyerek Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen yukarıdaki hadîsin mislini söylemiş.

Sahih Muslim 3750

وَحَدَّثَنَا أَبُو غَسَّانَ الْمِسْمَعِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ بَشَّارٍ - وَاللَّفْظُ لِلْمِسْمَعِيِّ وَابْنِ الْمُثَنَّى - قَالُوا حَدَّثَنَا مُعَاذٌ، - وَهُوَ ابْنُ هِشَامٍ - قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ عَزْرَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، قَالَ لَمْ يُفَرِّقِ الْمُصْعَبُ بَيْنَ الْمُتَلاَعِنَيْنِ ‏.‏ قَالَ سَعِيدٌ فَذُكِرَ ذَلِكَ لِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ‏.‏ فَقَالَ فَرَّقَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَيْنَ أَخَوَىْ بَنِي الْعَجْلاَنِ ‏.‏

Bize Ebû Gassân El-Mismaî ile Muhammed b. Müsennâ ve İbni Beşşâr rivayet ettiler. Lâfız Mismaî ile İbni Müsennâ'nındır. (Dediler ki): Bize Muâz, yani İbni Hişâm rivayet etti. (Dedi ki): Bana babam, Katâde'den, o da Azra'dan, o da Saîd b. Cübeyr'den naklen rivayet etti. Saîd şunu söylemiş: Mus'ab liâncıların aralarını ayırmadı. Bilâhare bu mesele Abdullah b. Ömer'e söylendi de: — Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Benî Aclân'a mensup karı kocanın arasını ayırdı, dedi.

Sahih Muslim 3751

وَحَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مَنْصُورٍ، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا مَالِكٌ، ح وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى - وَاللَّفْظُ لَهُ - قَالَ قُلْتُ لِمَالِكٍ حَدَّثَكَ نَافِعٌ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَجُلاً، لاَعَنَ امْرَأَتَهُ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَفَرَّقَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَيْنَهُمَا وَأَلْحَقَ الْوَلَدَ بِأُمِّهِ قَالَ نَعَمْ ‏.‏

Bize Saîd b. Mansûr ile Kuteybe b. Saîd rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Mâlik rivayet etti. H. Yahya b. Yahya da rivayet etti. Lâfız onundur. (Dedi ki): Mâlik'e hitaben: Sana Nâfi, İbni Ömer'den naklen, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) devrinde bir adamın karısı ile liân yaptığını; bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in onları birbirinden ayırarak çocuğu annesine ilhak ettiğini rivayet etti mi? diye sordum. Mâlik: — Evet, cevabını verdi.

Sahih Muslim 3752

وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، قَالاَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ لاَعَنَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَيْنَ رَجُلٍ مِنَ الأَنْصَارِ وَامْرَأَتِهِ وَفَرَّقَ بَيْنَهُمَا ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Usâme rivayet etti. H. Bize İbni Numeyr de rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. Her iki râvi demişler ki: Bize Ubeydullah, Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayette bulundu. İbni Ömer şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ensâr'dan bir zâtla karısının arasında liân yaptı ve aralarını ayırdı.

Sahih Muslim 3753

وَحَدَّثَنَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَعُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، - وَهُوَ الْقَطَّانُ - عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏

Bize bu hadîsi Muhammed b. Müsennâ ile Ubeydullah b. Saîd de rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Yahya, yani el-Kattân, Ubeydullah'tan bu isnadla rivayette bulundu.

Sahih Muslim 3754

حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَعُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، - وَاللَّفْظُ لِزُهَيْرٍ - قَالَ إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ إِنَّا لَيْلَةَ الْجُمُعَةِ فِي الْمَسْجِدِ إِذْ جَاءَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ فَقَالَ لَوْ أَنَّ رَجُلاً وَجَدَ مَعَ امْرَأَتِهِ رَجُلاً فَتَكَلَّمَ جَلَدْتُمُوهُ أَوْ قَتَلَ قَتَلْتُمُوهُ وَإِنْ سَكَتَ سَكَتَ عَلَى غَيْظٍ وَاللَّهِ لأَسْأَلَنَّ عَنْهُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ فَلَمَّا كَانَ مِنَ الْغَدِ أَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَأَلَهُ فَقَالَ لَوْ أَنَّ رَجُلاً وَجَدَ مَعَ امْرَأَتِهِ رَجُلاً فَتَكَلَّمَ جَلَدْتُمُوهُ أَوْ قَتَلَ قَتَلْتُمُوهُ أَوْ سَكَتَ سَكَتَ عَلَى غَيْظٍ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ افْتَحْ ‏"‏ ‏.‏ وَجَعَلَ يَدْعُو فَنَزَلَتْ آيَةُ اللِّعَانِ ‏{‏ وَالَّذِينَ يَرْمُونَ أَزْوَاجَهُمْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُمْ شُهَدَاءُ إِلاَّ أَنْفُسُهُمْ‏}‏ هَذِهِ الآيَاتُ فَابْتُلِيَ بِهِ ذَلِكَ الرَّجُلُ مِنْ بَيْنِ النَّاسِ فَجَاءَ هُوَ وَامْرَأَتُهُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَتَلاَعَنَا فَشَهِدَ الرَّجُلُ أَرْبَعَ شَهَادَاتٍ بِاللَّهِ إِنَّهُ لَمِنَ الصَّادِقِينَ ثُمَّ لَعَنَ الْخَامِسَةَ أَنَّ لَعْنَةَ اللَّهِ عَلَيْهِ إِنْ كَانَ مِنَ الْكَاذِبِينَ فَذَهَبَتْ لِتَلْعَنَ فَقَالَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَهْ ‏"‏ ‏.‏ فَأَبَتْ فَلَعَنَتْ فَلَمَّا أَدْبَرَا قَالَ ‏"‏ لَعَلَّهَا أَنْ تَجِيءَ بِهِ أَسْوَدَ جَعْدًا ‏"‏ ‏.‏ فَجَاءَتْ بِهِ أَسْوَدَ جَعْدًا‏.‏

Bize Züheyr b. Harb ile Osman b. Ebî Şeybe ve İshâk b. İbrahim rivayet ettiler. Lafız Züheyr'indir. İshâk, «Bize haber verdi.» ifadesini kullandı. Ötekiler: «Bize Cerîr, A'meş'ten, o da İbrahim'den, o da Alkame'den, o da Abdullah'tan naklen rivayet etti.» dediler. Abdullah şöyle demiş: Bir cuma gecesi mescitte idik. Ansızın Ensar'dan bir adam çıkageldi ve: «Şayet bir adam karısının yanında birini bulur da laf söylerse siz ona dayak vurur; öldürürse siz de kendisini kısasen öldürür müsünüz? Yoksa susarsa öfke içinde mi susar? Vallahi ben bunu mutlaka Resûlullah'a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) soracağım!» dedi. Ertesi gün Resûlullah'a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gelerek sordu ve: «Şayet bir adam karısının yanında birini bulur da laf söylerse siz ona dayak vurur; öldürürse siz de kendisini kısasen öldürür müsünüz? Yoksa susarsa öfke içinde mi susar?» dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah'ım, beyan buyur!» dedi ve dua etmeye başladı. Nihayet liân ayeti, yani «Karılarına iftira atıp da kendilerinden başka şahitleri olmayanlar...» ayetleri indi. Müteakiben halk arasında bu iş o adamın başına geldi. Kendisi ile karısı Resûlullah'a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geldiler ve lânetleştiler. Önce erkek, kendisinin gerçekten doğru söyleyenlerden olduğuna Allah adına dört defa şehadette bulundu. Sonra beşincide, eğer yalancılardansa Allah'ın lanetinin kendi üzerine olmasını diledi. Arkasından kadın liân yapmaya kalktı. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona: «Vazgeç!» buyurdu. Fakat kadın razı olmadı ve liân yaptı. Onlar dönüp gittikten sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Umulur ki bu kadın kara, kıvırcık saçlı bir çocuk doğurur.» buyurdu. Müteakiben kadın kara, kıvırcık saçlı bir çocuk doğurdu.

Sahih Muslim 3755

وَحَدَّثَنَاهُ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، جَمِيعًا عَنِ الأَعْمَشِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ ‏.‏

Bize bu hadîsi İshâk b. İbrâhîm de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Îsâ b. Yûnus haber verdi. H. Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abde b. Süleyman rivayet etti. Bu râvilerin hepsi A'meş'ten bu isnadla bu hadîsin benzerini rivayet etmişlerdir.

Sahih Muslim 3756

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ مُحَمَّدٍ، قَالَ سَأَلْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ وَأَنَا أُرَى، أَنَّ عِنْدَهُ، مِنْهُ عِلْمًا ‏.‏ فَقَالَ إِنَّ هِلاَلَ بْنَ أُمَيَّةَ قَذَفَ امْرَأَتَهُ بِشَرِيكِ ابْنِ سَحْمَاءَ وَكَانَ أَخَا الْبَرَاءِ بْنِ مَالِكٍ لأُمِّهِ وَكَانَ أَوَّلَ رَجُلٍ لاَعَنَ فِي الإِسْلاَمِ - قَالَ - فَلاَعَنَهَا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَبْصِرُوهَا فَإِنْ جَاءَتْ بِهِ أَبْيَضَ سَبِطًا قَضِيءَ الْعَيْنَيْنِ فَهُوَ لِهِلاَلِ بْنِ أُمَيَّةَ وَإِنْ جَاءَتْ بِهِ أَكْحَلَ جَعْدًا حَمْشَ السَّاقَيْنِ فَهُوَ لِشَرِيكِ ابْنِ سَحْمَاءَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَأُنْبِئْتُ أَنَّهَا جَاءَتْ بِهِ أَكْحَلَ جَعْدًا حَمْشَ السَّاقَيْنِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Müsennâ rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdülâ'lâ rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hişâm, Muhammed'den naklen rivayette bulundu. (Demiş ki): Bu işten malûmatı olduğunu zannederek Enes b. Mâlik'e sordum da şunu söyledi: Hilâl b. Ümeyye karısına Şerik b. Sehmâ ile zinâ isnadında bulundu. Şerik, Berâ' b. Mâlik'in anne bir kardeşi olup İslâm'da ilk liân yapan adamdı. Hilâl karısı ile lânetleşti. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kadını gözetleyin! Eğer beyaz tenli, düz saçlı, bozuk gözlü bir çocuk doğurursa çocuk Hilâl b. Ümeyye'ye; sürmeli gözlü, kıvırcık saçlı, ince baldırlı doğurursa Şerik b. Sehmâ'ya aittir.» buyurdu. Bilâhare haber aldım ki kadın, sürmeli gözlü, kıvırcık saçlı, ince baldırlı bir çocuk doğurmuş.

Sahih Muslim 3757

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحِ بْنِ الْمُهَاجِرِ، وَعِيسَى بْنُ حَمَّادٍ الْمِصْرِيَّانِ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ رُمْحٍ - قَالاَ أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ، عَنِ الْقَاسِمِ، بْنِ مُحَمَّدٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّهُ قَالَ ذُكِرَ التَّلاَعُنُ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ عَاصِمُ بْنُ عَدِيٍّ فِي ذَلِكَ قَوْلاً ثُمَّ انْصَرَفَ فَأَتَاهُ رَجُلٌ مِنْ قَوْمِهِ يَشْكُو إِلَيْهِ أَنَّهُ وَجَدَ مَعَ أَهْلِهِ رَجُلاً ‏.‏ فَقَالَ عَاصِمٌ مَا ابْتُلِيتُ بِهَذَا إِلاَّ لِقَوْلِي فَذَهَبَ بِهِ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرَهُ بِالَّذِي وَجَدَ عَلَيْهِ امْرَأَتَهُ وَكَانَ ذَلِكَ الرَّجُلُ مُصْفَرًّا قَلِيلَ اللَّحْمِ سَبِطَ الشَّعَرِ وَكَانَ الَّذِي ادَّعَى عَلَيْهِ أَنَّهُ وَجَدَ عِنْدَ أَهْلِهِ خَدْلاً آدَمَ كَثِيرَ اللَّحْمِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اللَّهُمَّ بَيِّنْ ‏"‏ ‏.‏ فَوَضَعَتْ شَبِيهًا بِالرَّجُلِ الَّذِي ذَكَرَ زَوْجُهَا أَنَّهُ وَجَدَهُ عِنْدَهَا فَلاَعَنَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَيْنَهُمَا فَقَالَ رَجُلٌ لاِبْنِ عَبَّاسٍ فِي الْمَجْلِسِ أَهِيَ الَّتِي قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لَوْ رَجَمْتُ أَحَدًا بِغَيْرِ بَيِّنَةٍ رَجَمْتُ هَذِهِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ لاَ تِلْكَ امْرَأَةٌ كَانَتْ تُظْهِرُ فِي الإِسْلاَمِ السُّوءَ ‏.‏

Bize ikisi de Mısırlı olan Muhammed b. Rumh b. Muhacir ile Îsâ b. Hammâd rivayet ettiler. Lâfız İbni Rumh'undur. (Dediler ki): Bize Leys, Yahya b. Saîd'den, o da Abdurrahmân b. Kasım'dan, o da Kasım b. Muhammed'den, o da İbni Abbâs'tan naklen onun şöyle dediğini haber verdi: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanında lânetleşmenin lâfı oldu da Âsım b. Adiy bu hususta bir söz söyledi. Sonra kalkıp gitti. Derken ona kavminden bir adam gelerek karısıyla bir adam yakaladığını şikâyet etmiş. Bunun üzerine Âsım: «Ben buna ancak kendi sözümden dolayı mübtelâ oldum.» diyerek o zâtı Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e götürmüş. Gelen zât, karısını ne vaziyette bulduğunu ona da haber vermiş. Bu zât sapsarı, etsiz, düz saçlı imiş. Karısının yanında bulduğunu iddia ettiği şahıs ise dolgun bacaklı, esmer ve etli bir adammış. Bu haber üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allahım, beyân buyur!» diye dua etmiş. Binnetice kadın, kocasının onun yanında bulduğunu söylediği adama benzeyen bir çocuk doğurmuş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de aralarında liân yapmış. Mecliste bulunan bir adam İbni Abbâs'a: «Hakkında Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in: ‘Bir kimseyi şahitsiz recmetseydim, bu kadını recmederdim!’ buyurduğu kadın bu mudur?» diye sordu. İbni Abbâs: «Hayır, o İslâm'da aşikâr kötülük işleyen bir kadındı.» cevabını verdi.

Sahih Muslim 3758

وَحَدَّثَنِيهِ أَحْمَدُ بْنُ يُوسُفَ الأَزْدِيُّ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي أُوَيْسٍ، حَدَّثَنِي سُلَيْمَانُ، - يَعْنِي ابْنَ بِلاَلٍ - عَنْ يَحْيَى، حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ الْقَاسِمِ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّهُ قَالَ ذُكِرَ الْمُتَلاَعِنَانِ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ بِمِثْلِ حَدِيثِ اللَّيْثِ وَزَادَ فِيهِ بَعْدَ قَوْلِهِ كَثِيرَ اللَّحْمِ قَالَ جَعْدًا قَطَطًا ‏.‏

Bu hadîsi bana Ahmed b. Yusuf el-Ezdî de rivayet etti. (Dedi ki): Bize İsmail b. Ebî Üveys rivayet etti. (Dedi ki): Bana Süleyman, yani İbni Bilâl, Yahya'dan naklen rivayet etti. (Demiş ki): Bana Abdurrahmân b. Kasım, Kasım b. Muhammed'den, o da İbni Abbâs'tan naklen rivayette bulundu ki İbni Abbâs: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanında liân yapanların lâfı geçti.» demiş. Râvi, Leys hadîsi gibi rivayette bulunmuş; bu hadîste «etli» tâbirinden sonra «kıvırcık, çok kıvırcık saçlı» ifadesini ziyâde etmiştir.

Sahih Muslim 3759

وَحَدَّثَنَا عَمْرٌو النَّاقِدُ، وَابْنُ أَبِي عُمَرَ، - وَاللَّفْظُ لِعَمْرٍو - قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ شَدَّادٍ وَذُكِرَ الْمُتَلاَعِنَانِ عِنْدَ ابْنِ عَبَّاسٍ فَقَالَ ابْنُ شَدَّادٍ أَهُمَا اللَّذَانِ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لَوْ كُنْتُ رَاجِمًا أَحَدًا بِغَيْرِ بَيِّنَةٍ لَرَجَمْتُهَا ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ لاَ تِلْكَ امْرَأَةٌ أَعْلَنَتْ ‏.‏ قَالَ ابْنُ أَبِي عُمَرَ فِي رِوَايَتِهِ عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ ‏.‏

Bize Amru'n-Nâkid ile İbni Ebî Ömer rivayet ettiler. Lâfız Amr'ındır. (Dediler ki): Bize Süfyân b. Uyeyne, Ebû'z-Zinâd'dan, o da Kaasim b. Muhammed'den naklen rivayette bulundu. (Demiş ki): Abdullah b. Şeddâd şunu söyledi: İbni Abbâs'ın yanında, liân yapanların lâfı geçti de İbni Şeddâd: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in haklarında: «Bir kimseyi şâhidsiz recmetseydim mutlaka bu kadını recmederdim!» buyurduğu kimseler bunlar mı? diye sordu. İbni Abbâs: — Hayır, o aşikâr yapardı; cevâbını verdi. İbni Ebî Ömer, Kaasim b. Muhammed'den rivayetinde: «Dedi ki: Ben İbni Abbâs'dan dinledim.» ifadesini kullandı.

Sahih Muslim 3760

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، - يَعْنِي الدَّرَاوَرْدِيَّ - عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ سَعْدَ بْنَ عُبَادَةَ الأَنْصَارِيَّ، قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَرَأَيْتَ الرَّجُلَ يَجِدُ مَعَ امْرَأَتِهِ رَجُلاً أَيَقْتُلُهُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ سَعْدٌ بَلَى وَالَّذِي أَكْرَمَكَ بِالْحَقِّ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اسْمَعُوا إِلَى مَا يَقُولُ سَيِّدُكُمْ ‏"‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdülazîz, yani Derâverdî, Süheyl'den, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti ki, Sa'd b. Ubâdetü'l-Ensârî: — Yâ Resûlallah! Ne buyurursun, karısının yanında bir adam bulan kimse onu öldürebilir mi? diye sormuş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Hayır!» cevâbını vermiş. Sa'd: — Sana hak ile ikram eyleyen Allah'a yemin ederim ki, bilâkis evet! demiş. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Efendinizin söylediğine kulak verin!» buyurmuşlar.

Sahih Muslim 3761

وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ سَعْدَ بْنَ عُبَادَةَ، قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنْ وَجَدْتُ مَعَ امْرَأَتِي رَجُلاً أَأُمْهِلُهُ حَتَّى آتِيَ بِأَرْبَعَةِ شُهَدَاءَ قَالَ ‏ "‏ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏

Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dedi ki): Bana İshâk b. Îsâ rivayet etti. (Dedi ki): Bize Mâlik, Süheyl'den, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti ki, Sa'd b. Ubâde: — Yâ Resûlallah! Refikamın yanında bir adam bulursam dört şâhid getirinceye kadar ona mühlet verecek miyim? diye sormuş. O da: «Evet!» cevâbını vermiş.

Sahih Muslim 3762

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ بِلاَلٍ، حَدَّثَنِي سُهَيْلٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ سَعْدُ بْنُ عُبَادَةَ يَا رَسُولَ اللَّهِ لَوْ وَجَدْتُ مَعَ أَهْلِي رَجُلاً لَمْ أَمَسَّهُ حَتَّى آتِيَ بِأَرْبَعَةِ شُهَدَاءَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ كَلاَّ وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ إِنْ كُنْتُ لأُعَاجِلُهُ بِالسَّيْفِ قَبْلَ ذَلِكَ ‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اسْمَعُوا إِلَى مَا يَقُولُ سَيِّدُكُمْ إِنَّهُ لَغَيُورٌ وَأَنَا أَغْيَرُ مِنْهُ وَاللَّهُ أَغْيَرُ مِنِّي ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hâlid b. Mahled, Süleyman b. Bilâl'den naklen rivayet etti. (Demiş ki): Bana Süheyl, babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayette bulundu. Ebû Hureyre şöyle demiş: Sa'd b. Ubâde: — Yâ Resûlallah! Refikamın yanında bir adam bulsam, dört şâhid getirinceye kadar ona dokunmayacak mıyım? diye sordu. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Evet!» cevabını verdi. Sa'd: — Asla olamaz! Seni hak (din) ile gönderen Allah'a yemin ederim ki, ben onu bundan önce mutlaka kılıçla tepeleyiveririm! dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Efendinizin söylediğine kulak verin! O hakikaten gayurdur; ama ben ondan daha gayurum; Allah da benden daha gayurdur.» buyurdular.

Sahih Muslim 3763

حَدَّثَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ الْقَوَارِيرِيُّ، وَأَبُو كَامِلٍ فُضَيْلُ بْنُ حُسَيْنٍ الْجَحْدَرِيُّ - وَاللَّفْظُ لأَبِي كَامِلٍ - قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ وَرَّادٍ، - كَاتِبِ الْمُغِيرَةِ - عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ، قَالَ قَالَ سَعْدُ بْنُ عُبَادَةَ لَوْ رَأَيْتُ رَجُلاً مَعَ امْرَأَتِي لَضَرَبْتُهُ بِالسَّيْفِ غَيْرَ مُصْفِحٍ عَنْهُ ‏.‏ فَبَلَغَ ذَلِكَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ أَتَعْجَبُونَ مِنْ غَيْرَةِ سَعْدٍ فَوَاللَّهِ لأَنَا أَغْيَرُ مِنْهُ وَاللَّهُ أَغْيَرُ مِنِّي مِنْ أَجْلِ غَيْرَةِ اللَّهِ حَرَّمَ الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ وَلاَ شَخْصَ أَغْيَرُ مِنَ اللَّهِ وَلاَ شَخْصَ أَحَبُّ إِلَيْهِ الْعُذْرُ مِنَ اللَّهِ مِنْ أَجْلِ ذَلِكَ بَعَثَ اللَّهُ الْمُرْسَلِينَ مُبَشِّرِينَ وَمُنْذِرِينَ وَلاَ شَخْصَ أَحَبُّ إِلَيْهِ الْمِدْحَةُ مِنَ اللَّهِ مِنْ أَجْلِ ذَلِكَ وَعَدَ اللَّهُ الْجَنَّةَ ‏"‏ ‏.‏

Bana Ubeydullah b. Ömer el-Kavârîrî ile Ebû Kâmil Fudayl b. Hüseyn el-Cahderî rivayet ettiler. Lafız Ebû Kâmil'indir. (Dediler ki): Bize Ebû Avâne, Abdülmelik b. Umeyr'den, o da Muğîre'nin kâtibi Verrâd'dan, o da Muğîre b. Şu'be'den naklen rivayet etti. (Demiş ki): Sa'd b. Ubâde: Ben refikamın yanında bir adam görürsem onu mutlaka ters tarafını çevirmeden kılıçla vururum, dedi. Bu söz Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kulağına vardı. Bunun üzerine: «Siz Sa'd'ın gayretine şaşıyor musunuz? Vallahi ben ondan daha gayurum; Allah da benden daha gayurdur. Gayretinden dolayıdır ki Allah, kötülüklerin aşikârını ve gizlisini haram kılmıştır. Allah'tan daha gayur hiçbir şahıs yoktur. Özür, Allah'a olduğundan fazla hiçbir kimseye makbul olamaz. Bundan dolayıdır ki Allah, nebileri müjdeci ve korkutucu olarak göndermiştir. Allah'tan başka hiçbir kimseye medih daha makbul değildir. Bundan dolayıdır ki Allah cenneti vadetmiştir.» buyurdular.

Sahih Muslim 3764

وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ عَلِيٍّ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ، بْنِ عُمَيْرٍ بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ ‏.‏ وَقَالَ غَيْرَ مُصْفِحٍ ‏.‏ وَلَمْ يَقُلْ عَنْهُ ‏.‏

Bize bu hadisi Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hüseyn b. Ali, Zâide'den, o da Abdülmelik b. Umeyr'den bu isnadla bu hadisin mislini rivayet etti. «Ters tarafını çevirmeden» demiş, «onu» dememiştir.

Sahih Muslim 3765

وَحَدَّثَنَاهُ قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ وَعَمْرٌو النَّاقِدُ وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ - وَاللَّفْظُ لِقُتَيْبَةَ - قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ مِنْ بَنِي فَزَارَةَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنَّ امْرَأَتِي وَلَدَتْ غُلاَمًا أَسْوَدَ ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ هَلْ لَكَ مِنْ إِبِلٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَمَا أَلْوَانُهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ حُمْرٌ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ هَلْ فِيهَا مِنْ أَوْرَقَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ إِنَّ فِيهَا لَوُرْقًا ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَأَنَّى أَتَاهَا ذَلِكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ عَسَى أَنْ يَكُونَ نَزَعَهُ عِرْقٌ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ وَهَذَا عَسَى أَنْ يَكُونَ نَزَعَهُ عِرْقٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize bu hadîsi Kuteybe b. Saîd ile Ebu Bekr b. Ebî Şeybe, Amru'n-Nakıd ve Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Lafız Kuteybe'nindir. (Dediler ki): Bize Süfyan b. Uyeyne, Zührî'den, o da Saîd b. Müseyyeb'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayette bulundu. (Şöyle demiş): Benî Fezare kabilesinden bir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: Karım siyah bir oğlan doğurdu; dedi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Senin develerin var mı?» diye sordu. Adam: — Evet, cevabını verdi. «Renkleri nedir?» dedi. Adam: — Kırmızı! cevabını verdi. «İçlerinde boz renklileri var mı?» diye sordu. Adam: — Hakîkaten içlerinde boz olanları var; dedi. «Peki, bu onlara nereden geldi?» buyurdu. Adam: — Belki damar çekmiştir; dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bunu da belki damar çekmiştir.» buyurdular.

Sahih Muslim 3766

وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالَ ابْنُ رَافِعٍ حَدَّثَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ، أَبِي فُدَيْكٍ أَخْبَرَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، جَمِيعًا عَنِ الزُّهْرِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏ نَحْوَ حَدِيثِ ابْنِ عُيَيْنَةَ ‏.‏ غَيْرَ أَنَّ فِي، حَدِيثِ مَعْمَرٍ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَلَدَتِ امْرَأَتِي غُلاَمًا أَسْوَدَ وَهُوَ حِينَئِذٍ يُعَرِّضُ بِأَنْ يَنْفِيَهُ ‏.‏ وَزَادَ فِي آخِرِ الْحَدِيثِ وَلَمْ يُرَخِّصْ لَهُ فِي الاِنْتِفَاءِ مِنْهُ ‏.‏

Bize İshak b. İbrahim ile Muhammed b. Rafi' ve Abd b. Humeyd rivayet ettiler. İbni Rafi': (Bize rivayet etti.) tabirini kullandı. Ötekiler: Bize Abdürrezzak haber verdi; dediler. Abdürrezzak: Bize Ma'mer haber verdi; demiş. H. Bize İbni Rafi' de rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Ebî Füdeyk rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Ebî Zi'b haber verdi. Bu raviler hep birden Zührî'den bu isnadla, İbni Uyeyne hadîsi gibi rivayette bulunmuşlardır. Şu kadar var ki, Ma'mer'in hadîsinde: «Ya Resulallah, karım siyah bir oğlan doğurdu; dedi. Halbuki o anda kendisi çocuğu nefyetmeye çalışıyordu.» ifadesi bulunmaktadır. Hadîsin sonuna da: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona çocuğu kendinden nefiy için ruhsat vermedi.» cümlesini ziyade etmiştir.

Sahih Muslim 3767

وَحَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، وَحَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، - وَاللَّفْظُ لِحَرْمَلَةَ - قَالاَ أَخْبَرَنَا ابْنُ، وَهْبٍ أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ أَعْرَابِيًّا أَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ امْرَأَتِي وَلَدَتْ غُلاَمًا أَسْوَدَ وَإِنِّي أَنْكَرْتُهُ ‏.‏ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ هَلْ لَكَ مِنْ إِبِلٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ مَا أَلْوَانُهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ حُمْرٌ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَهَلْ فِيهَا مِنْ أَوْرَقَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فَأَنَّى هُوَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ لَعَلَّهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ يَكُونُ نَزَعَهُ عِرْقٌ لَهُ ‏.‏ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ وَهَذَا لَعَلَّهُ يَكُونُ نَزَعَهُ عِرْقٌ لَهُ ‏"‏ ‏.‏

Bana Ebu't-Tahîr ile Harmele b. Yahya rivayet ettiler. Lafız Harmele'nindir. (Dediler ki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dedi ki): Bana Yunus, İbni Şihab'dan, o da Ebu Seleme b. Abdirrahman'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen haber verdi ki: Bedevinin biri Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: — Ya Resulallah! Karım siyah bir oğlan doğurdu; ben bunu kabul etmedim, demiş. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona: «Senin develerin var mı?» diye sormuş. Bedevi: — Evet! cevabını vermiş. «Renkleri nedir?» buyurmuş. Bedevi: — Kırmızıdır; demiş. «İçlerinde boz renklileri var mı?» diye sormuş. Bedevi: — Evet, demiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ya bu nereden geldi?» buyurmuş. Bedevi: — Ya Resulallah, belki onu bir damarı çekmiştir; cevabını vermiş. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «İhtimal bunu da bir damarı çekmiştir.» buyurmuşlar.

Sahih Muslim 3768

وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا حُجَيْنٌ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّهُ قَالَ بَلَغَنَا أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، كَانَ يُحَدِّثُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِنَحْوِ حَدِيثِهِمْ‏.‏

Bana Muhammed b. Rafi' rivayet etti. (Dedi ki): Bize Huceyn rivayet etti. (Dedi ki): Bize Leys, Ukayl'den, o da İbni Şihab'dan naklen rivayet etti ki, İbni Şihab: Ebu Hureyre'nin Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen yukarıdakilerin hadîsi gibi rivayette bulunduğunu duyduk; demiş.

Sahih Muslim 3769