حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ، وَابْنُ حُجْرٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - وَهُوَ ابْنُ جَعْفَرٍ - عَنْ أَبِي سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، - رضى الله عنه - أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا جَاءَ رَمَضَانُ فُتِّحَتْ أَبْوَابُ الْجَنَّةِ وَغُلِّقَتْ أَبْوَابُ النَّارِ وَصُفِّدَتِ الشَّيَاطِينُ " .
Bize Yahya b. Eyyûb ile Kuteybe ve İbni Hucr rivayet ettiler. Dediler ki: Bize İsmâîl, yani İbni Ca'fer, Ebû Süheyl'den, o da babasından, o da Ebû Hureyre (Radiyallahû anh)'dan naklen rivayet etti ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ramazan geldi mi cennet kapıları açılır; cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bukağılanır.» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 2495
وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي أَنَسٍ، أَنَّ أَبَاهُ، حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، - رضى الله عنه - يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا كَانَ رَمَضَانُ فُتِّحَتْ أَبْوَابُ الرَّحْمَةِ وَغُلِّقَتْ أَبْوَابُ جَهَنَّمَ وَسُلْسِلَتِ الشَّيَاطِينُ " .
Bana Harmeletü'bnü Yahya rivayet etti. (Dedi ki) Bize İbni Vehb haber verdi. (Dedi ki) Bana Yûnus, İbni Şihâb'dan, o da İbni Ebî Enes'den naklen haber verdi; İbni Ebî Enes'e de babası rivayet etmiş ki kendisi Ebû Hureyre (Radiyallahu anh)'ı şöyle derken işitmiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Ramazan geldi mi rahmet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincirle bağlanırlar.» buyurdular.
Sahih Muslim 2496
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، وَالْحُلْوَانِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، حَدَّثَنِي نَافِعُ بْنُ أَبِي أَنَسٍ، أَنَّ أَبَاهُ، حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، - رضى الله عنه - يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا دَخَلَ رَمَضَانُ " . بِمِثْلِهِ .
Bana Muhammed b. Hatim ile Hulvânî rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Ya'kûb rivayet etti. (Dedi ki) Bize babam, Sâlih'den, o da İbni Şihâb'dan naklen rivayet etti. (Demiş ki): Bana Nâfi b. Ebî Enes rivayet etti, ona da babası rivayet etmiş. Babası, Ebû Hureyre (Radiyallahu anh)'ı şöyle derken işitmiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ramazan girdi mi...» buyurdular. Râvi hadisi yukarıdaki hadis gibi nakletmiştir.
Sahih Muslim 2497
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ ذَكَرَ رَمَضَانَ فَقَالَ " لاَ تَصُومُوا حَتَّى تَرَوُا الْهِلاَلَ وَلاَ تُفْطِرُوا حَتَّى تَرَوْهُ فَإِنْ أُغْمِيَ عَلَيْكُمْ فَاقْدِرُوا لَهُ " .
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki) Mâlik'e, Nâfi'den dinlediğim, onun da İbni Ömer (Radiyallahu anhuma)'dan, onun da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet ettiği şu hadisi okudum: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ramazan'ı anarak şöyle buyurmuşlar: — «Hilâli görmedikçe oruç tutmayın; onu görmedikçe bayram da yapmayın. Şayet hava bulutlu olursa onun miktarını hesap edin.»
Sahih Muslim 2498
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، رضى الله عنهما أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَكَرَ رَمَضَانَ فَضَرَبَ بِيَدَيْهِ فَقَالَ " الشَّهْرُ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا - ثُمَّ عَقَدَ إِبْهَامَهُ فِي الثَّالِثَةِ - فَصُومُوا لِرُؤْيَتِهِ وَأَفْطِرُوا لِرُؤْيَتِهِ فَإِنْ أُغْمِيَ عَلَيْكُمْ فَاقْدِرُوا لَهُ ثَلاَثِينَ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki) Bize Ebû Üsâme rivayet etti. (Dedi ki) Bize Ubeydullah, Nâfi'den, o da İbni Ömer (r.a.)'dan naklen rivayet etti ki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ramazan'ı anmış da elleriyle işaret ederek: «Ay şöyle, şöyle ve şöyledir...» buyurmuşlar. Üçüncü defasında baş parmağını yummuşlar. Müteakiben: «Ay'ı görmek şartıyla oruç tutun; ay'ı görmek şartıyla bayram yapın. Eğer hava bulutlu olursa o ay için otuz gün takdir edin.» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 2499
وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَقَالَ " فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ فَاقْدِرُوا ثَلاَثِينَ " . نَحْوَ حَدِيثِ أَبِي أُسَامَةَ .
Bize İbni Numeyr rivayet etti. (Dedi ki) Bize babam rivayet etti. (Dedi ki) Bize Ubeydullah bu isnâdla rivayette bulundu ve: «Hava bulutlu olursa ay'ı otuz gün üzerinden takdir edin.» diyerek Ebû Üsâme hadîsi gibi rivayet etti.
Sahih Muslim 2500
وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَقَالَ ذَكَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَمَضَانَ فَقَالَ " الشَّهْرُ تِسْعٌ وَعِشْرُونَ الشَّهْرُ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا " . وَقَالَ " فَاقْدِرُوا لَهُ " . وَلَمْ يَقُلْ " ثَلاَثِينَ " .
Bize Ubeydullah b. Saîd rivayet etti. (Dedi ki) Bize Yahya b. Saîd, Ubeydullah'dan bu isnâdla rivayet etti. Bu rivayette İbni Ömer şunu da söyledi: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ramazan'ı anarak: “Ay yirmi dokuz gündür. Ay şöyle, şöyle ve şöyledir...” buyurdular.» İbni Ömer: «Ay'ı takdir edin.» dedi. «Otuz günü» söylemedi.
Sahih Muslim 2501
وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّمَا الشَّهْرُ تِسْعٌ وَعِشْرُونَ فَلاَ تَصُومُوا حَتَّى تَرَوْهُ وَلاَ تُفْطِرُوا حَتَّى تَرَوْهُ فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ فَاقْدِرُوا لَهُ " .
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dedi ki) Bize İsmail, Eyyûb'dan, o da Nâfi'den, o da İbni Ömer (Radiyallahu anhûma)'dan naklen rivayet etti. İbni Ömer şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Ay yirmi dokuz günden ibarettir. Binâenaleyh siz hilâli görmedikçe oruç tutmayın, onu görmedikçe bayram da yapmayın. Eğer hava bulutlu olursa ayın miktarını hesap edin.» buyurdular.
Sahih Muslim 2502
وَحَدَّثَنِي حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ الْبَاهِلِيُّ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، حَدَّثَنَا سَلَمَةُ، - وَهُوَ ابْنُ عَلْقَمَةَ - عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الشَّهْرُ تِسْعٌ وَعِشْرُونَ فَإِذَا رَأَيْتُمُ الْهِلاَلَ فَصُومُوا وَإِذَا رَأَيْتُمُوهُ فَأَفْطِرُوا فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ فَاقْدِرُوا لَهُ " .
Bana Humeyd b. Mes'adete'l-Bahili rivayet etti. (Dedi ki) Bize Bişr b. Mufaddâl rivayet etti. (Dedi ki) Bize Seleme, yani İbni Alkame, Nâfi'den, o da Abdullah b. Ömer (Radiyallahû anhûma)'dan naklen rivayet eyledi. İbni Ömer şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Ay, yirmi dokuz gündür. Hilâli gördünüz mü oruç tutun; onu gördünüz mü iftar edin. Eğer hava bulutlu olursa ayın miktarını hesap edin.» buyurdular.
Sahih Muslim 2503
حَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ حَدَّثَنِي سَالِمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِذَا رَأَيْتُمُوهُ فَصُومُوا وَإِذَا رَأَيْتُمُوهُ فَأَفْطِرُوا فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ فَاقْدِرُوا لَهُ " .
Bana Harmeletü'bnü Yahya rivayet etti. (Dedi ki) Bize İbni Vehb haber verdi. (Dedi ki) Bana Yûnus, İbni Şihâb'dan naklen haber verdi. (Demiş ki): Bana Salim b. Abdillâh rivayet etti ki, Abdullah b. Ömer (Radiyallahû anhûma) şunu söylemiş: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) — «Ayı gördünüz mü oruç tutun; onu gördünüz mü bayram yapın. Şayet hava bulutlu olursa ayın miktarını hesap edin!» buyururken işittim.
Sahih Muslim 2504
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَيَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَابْنُ حُجْرٍ قَالَ يَحْيَى بْنُ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرُونَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - وَهُوَ ابْنُ جَعْفَرٍ - عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ أَنَّهُ سَمِعَ ابْنَ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الشَّهْرُ تِسْعٌ وَعِشْرُونَ لَيْلَةً لاَ تَصُومُوا حَتَّى تَرَوْهُ وَلاَ تُفْطِرُوا حَتَّى تَرَوْهُ إِلاَّ أَنْ يُغَمَّ عَلَيْكُمْ فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ فَاقْدِرُوا لَهُ ".
Bize Yahya b. Yahya ile Yahya b. Eyyûb, Kuteybetü'bnü Saîd ve İbni Hucr rivayet ettiler. Yahya b. Yahya (Ahberenâ); ötekiler: (Haddesenâ) tâbirlerini kullandılar. (Dediler ki): Bize İsmâîl yâni İbni Ca'fer, Abdullah b. Dinar'dan rivayet etti. O da İbni Ömer (Radiyallahu anhûma)'yı şunları söylerken işitmiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ay yirmi dokuz gecedir. Onu görmedikçe oruç tutmayın, onu görmedikçe bayram da yapmayın. Ancak hava bulutlu olursa o başka. Hava bulutlu olursa siz ayın miktarını hesâb edin.» buyurdular.
Sahih Muslim 2505
حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ، حَدَّثَنَا زَكَرِيَّاءُ بْنُ إِسْحَاقَ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ دِينَارٍ، أَنَّهُ سَمِعَ ابْنَ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - يَقُولُ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " الشَّهْرُ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا " . وَقَبَضَ إِبْهَامَهُ فِي الثَّالِثَةِ .
Bize Harun b. Abdillâh rivayet etti. (Dedi ki) Bize Ravh b. Ubade rivayet etti. (Dedi ki) Bize Zekeriyyâ b. İshâk rivayet etti. (Dedi ki): Bize Amr b. Dinar rivayet eyledi. Kendisi İbni Ömer (Radiyallahû anhüma)'yı şunu söylerken dinlemiş: Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Ay şöyle, şöyle ve şöyledir...» buyururken işittim; üçüncü defasında baş parmağını yumdu.
Sahih Muslim 2506
وَحَدَّثَنِي حَجَّاجُ بْنُ الشَّاعِرِ، حَدَّثَنَا حَسَنٌ الأَشْيَبُ، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، عَنْ يَحْيَى، قَالَ وَأَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ ابْنَ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " الشَّهْرُ تِسْعٌ وَعِشْرُونَ " .
Bana Haccâc b. Şâir rivayet etti. (Dedi ki) Bize Hasenü'l-Eşyeb rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şeybân, Yahya'dan rivayet etti. Demiş ki: Bana Ebu Seleme dâhi haber verdi. Kendisi İbni Ömer (Radiyallahû anhûma)'yı şöyle derken dinlemiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Ay yirmi dokuz gündür.» buyururken işittim.
Sahih Muslim 2507
وَحَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ عُثْمَانَ، حَدَّثَنَا زِيَادُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْبَكَّائِيُّ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ مُوسَى بْنِ طَلْحَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الشَّهْرُ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا عَشْرًا وَعَشْرًا وَتِسْعًا " .
Bize Sehl b. Osman rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ziyâd b. Abdillâh el-Bekkâî, Abdülmelik b. Umeyr'den, o da Mûsâ b. Tâlha'dan, o da Abdullah b. Ömer (Radiyallahû anhûma)'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. Şöyle buyurmuşlar: «Ay şöyle, şöyle ve şöyledir. (Yâni) on, on ve dokuzdur.»
Sahih Muslim 2508
وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ جَبَلَةَ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الشَّهْرُ كَذَا وَكَذَا وَكَذَا " . وَصَفَّقَ بِيَدَيْهِ مَرَّتَيْنِ بِكُلِّ أَصَابِعِهِمَا وَنَقَصَ فِي الصَّفْقَةِ الثَّالِثَةِ إِبْهَامَ الْيُمْنَى أَوِ الْيُسْرَى .
Bize Ubeydullah b. Muâz rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Cebele'den naklen rivayet eyledi. Cebele şöyle demiş: Ben, İbni Ömer (Radiyallahû anhûma)'yı şunu söylerken dinledim: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ay şöyle, şöyle ve şöyledir.» buyurdu ve ellerini bütün parmakları ile iki defa birbirine vurdu, üçüncü defada sağ yahut sol baş parmağını kıstı.
Sahih Muslim 2509
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عُقْبَةَ، - وَهُوَ ابْنُ حُرَيْثٍ - قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الشَّهْرُ تِسْعٌ وَعِشْرُونَ " . وَطَبَّقَ شُعْبَةُ يَدَيْهِ ثَلاَثَ مِرَارٍ وَكَسَرَ الإِبْهَامَ فِي الثَّالِثَةِ . قَالَ عُقْبَةُ وَأَحْسِبُهُ قَالَ " الشَّهْرُ ثَلاَثُونَ " وَطَبَّقَ كَفَّيْهِ ثَلاَثَ مِرَارٍ .
Bize Muhammedü'bnü'l-Müsennâ rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Ukbe, yâni İbni Hureys'den naklen rivayet eyledi. (Demiş ki): Ben, İbni Ömer (Radiyallahû anhûma)'yı şunu söylerken işittim: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ay, yirmi dokuz gündür.» buyurdular. Şu'be (hadîsi rivayet ederken) üç defa ellerini birbirine kapamış, üçüncüde baş parmağını bükmüş. Ukbe: «Zannederim, “Ay otuz gündür.” dedi ve avuçlarını üç defa birbiri üzerine kapadı.» demiş.
Sahih Muslim 2510
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، عَنْ شُعْبَةَ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ بَشَّارٍ قَالَ ابْنُ الْمُثَنَّى حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ قَيْسٍ، قَالَ سَمِعْتُ سَعِيدَ بْنَ عَمْرِو بْنِ سَعِيدٍ، أَنَّهُ سَمِعَ ابْنَ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - يُحَدِّثُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّا أُمَّةٌ أُمِّيَّةٌ لاَ نَكْتُبُ وَلاَ نَحْسُبُ الشَّهْرُ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا - وَعَقَدَ الإِبْهَامَ فِي الثَّالِثَةِ - وَالشَّهْرُ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا " . يَعْنِي تَمَامَ ثَلاَثِينَ .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Gunder, Şu'be'den naklen rivayet eyledi. H. Bize Muhammedü'bnü'l-Müsennâ ile İbni Beşşâr da rivayet ettiler. İbnu'l-Müsennâ (dedi ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Esved b. Kays'dan naklen rivayet etti. Demiş ki: Ben, Said b. Amr b. Saîd'den dinledim, o da İbni Ömer (Radiyallahû anhûma)'yı Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet ederken işitmiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Biz ümmî bir ümmetiz. Yazıyı, hesabı bilmeyiz. Ay şöyle, şöyle ve şöyledir...» buyurmuş; üçüncüde baş parmağını yummuş: «Bazen de ay şöyle, şöyle ve şöyle olur.» buyurmuş; yani otuz çeker demek istemiş.
Sahih Muslim 2511
وَحَدَّثَنِيهِ مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ قَيْسٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَلَمْ يَذْكُرْ لِلشَّهْرِ الثَّانِي ثَلاَثِينَ .
Bana, bu hadisi Muhammed b. Hatim dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Mehdi, Süfyan'dan, o da Esved b. Kays'dan bu isnadla rivayette bulundu. Yalnız ikinci ay için «Otuz» tabirini söylemedi.
Sahih Muslim 2512
حَدَّثَنَا أَبُو كَامِلٍ الْجَحْدَرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ زِيَادٍ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَيْدَةَ، قَالَ سَمِعَ ابْنُ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - رَجُلاً يَقُولُ اللَّيْلَةَ لَيْلَةُ النِّصْفِ فَقَالَ لَهُ مَا يُدْرِيكَ أَنَّ اللَّيْلَةَ النِّصْفُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " الشَّهْرُ هَكَذَا وَهَكَذَا " . وَأَشَارَ بِأَصَابِعِهِ الْعَشْرِ مَرَّتَيْنِ " وَهَكَذَا " . فِي الثَّالِثَةِ وَأَشَارَ بِأَصَابِعِهِ كُلِّهَا وَحَبَسَ أَوْ خَنَسَ إِبْهَامَهُ " .
Bize Ebû Kâmil El-Cahderî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdülvâhid b. Ziyâd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hasen b. Ubeydillâh, Sa'd b. Ubeyde'den naklen rivayette bulundu; şöyle demiş: İbni Ömer (Radiyallahû anhûma) bir adamı: «Bu gece ayın yarı gecesidir.» derken işitti de ona: «Sen, bu gecenin ayın yarısı olduğunu nereden biliyorsun? Ben, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: ‘Ay şöyle ve şöyledir.’» buyurdu ve on parmağı ile iki defa işaret etti; üçüncü defasında dahi bütün parmaklarıyla işarette bulundu. Yalnız baş parmağını tuttu yahut geri çekti, dedi.
Sahih Muslim 2513
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، - رضى الله عنه - قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا رَأَيْتُمُ الْهِلاَلَ فَصُومُوا وَإِذَا رَأَيْتُمُوهُ فَأَفْطِرُوا فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ فَصُومُوا ثَلاَثِينَ يَوْمًا " .
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbrahim b. Sa'd, İbni Şihâb'dan, o da Saîd b. El-Müseyyeb'den, o da Ebû Hureyre (Radiyallahu anh)'dan naklen haber verdi. Ebû Hureyre şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Hilâli gördünüz mü oruç tutun, onu gördünüz mü bayram yapın. Eğer hava bulutlu olursa otuz gün oruç tutun.» buyurdular.
Sahih Muslim 2514
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ سَلاَّمٍ الْجُمَحِيُّ، حَدَّثَنَا الرَّبِيعُ، - يَعْنِي ابْنَ مُسْلِمٍ - عَنْ مُحَمَّدٍ، - وَهُوَ ابْنُ زِيَادٍ - عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، - رضى الله عنه - أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " صُومُوا لِرُؤْيَتِهِ وَأَفْطِرُوا لِرُؤْيَتِهِ فَإِنْ غُمِّيَ عَلَيْكُمْ فَأَكْمِلُوا الْعَدَدَ " .
Bize Abdurrahmân b. Sellâm El-Cumahî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Rabî', yani İbni Müslim, Muhammed'den —ki İbni Ziyâd'dır—, o da Ebû Hureyre (Radiyallahu anh)'dan naklen rivayet etti ki, Nebi (S.A.V.): «Ayı görmek şartıyla oruç tutun ve onu görmek şartıyla bayram yapın. Şayet hava bulutlu olursa sayıyı tamamlayın.» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 2515
وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ زِيَادٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، - رضى الله عنه - يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " صُومُوا لِرُؤْيَتِهِ وَأَفْطِرُوا لِرُؤْيَتِهِ فَإِنْ غُمِّيَ عَلَيْكُمُ الشَّهْرُ فَعُدُّوا ثَلاَثِينَ " .
Bize Ubeydullah b. Muâz rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Muhammed b. Ziyâd'dan naklen rivayet etti. Demiş ki: Ben, Ebû Hureyre (Radiyallahu anh)'ı şunu söylerken işittim: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ayı görmek şartıyla oruç tutun ve onu görmek şartıyla bayram yapın. Eğer ayı görmenize havanın bulutlanması mâni oluyorsa otuz günü sayın.» buyurdular.
Sahih Muslim 2516
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ الْعَبْدِيُّ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، - رضى الله عنه - قَالَ ذَكَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْهِلاَلَ فَقَالَ " إِذَا رَأَيْتُمُوهُ فَصُومُوا وَإِذَا رَأَيْتُمُوهُ فَأَفْطِرُوا فَإِنْ أُغْمِيَ عَلَيْكُمْ فَعُدُّوا ثَلاَثِينَ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki) Bize Muhammed b. Bişr El-Abdî rivayet etti. (Dedi ki) Bize Ubeydullah b. Ömer, Ebu'z-Zînâd'dan, o da A'rac'dan, o da Ebû Hureyre (Radiyallahû anh)'dan naklen rivayet eyledi; Ebû Hureyre şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hilalden bahsederek: «Onu gördünüz mü oruç tutun ve (yine) onu gördünüz mü bayram yapın. Eğer hava bulutlu olursa otuz günü sayın.» buyurdular.
Sahih Muslim 2517
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالَ أَبُو بَكْرٍ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ مُبَارَكٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، - رضى الله عنه - قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَقَدَّمُوا رَمَضَانَ بِصَوْمِ يَوْمٍ وَلاَ يَوْمَيْنِ إِلاَّ رَجُلٌ كَانَ يَصُومُ صَوْمًا فَلْيَصُمْهُ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb rivayet ettiler. Ebû Bekir (Dedi ki) Bize Vekî', Aliyyu'bnü Mübârek'ten, o da Yahya b. Ebî Kesir'den, o da Ebû Seleme'den, o da Ebû Hureyre (Radiyallahû anh)'dan naklen rivayet etti. Ebû Hureyre şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bir veya iki gün oruçla Ramazan'ın önüne geçmeyin. Ancak bir adam (âdet edindiği) bir orucu tutuyorsa onu tutsun.» buyurdular.
Sahih Muslim 2518
وَحَدَّثَنَاهُ يَحْيَى بْنُ بِشْرٍ الْحَرِيرِيُّ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ، - يَعْنِي ابْنَ سَلاَّمٍ ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ أَبِي عُمَرَ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ بْنُ عَبْدِ الْمَجِيدِ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، ح وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، كُلُّهُمْ عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ .
Bu hadîsi bize Yahya b. Bişr El-Harîrî de rivayet etti. (Dedi ki) Bize Muâviye, yani İbni Sellâm rivayet etti. H. Bize İbni'l-Müsennâ dahi rivayet etti. (Dedi ki) Bize Ebû Âmir rivayet etti. (Dedi ki) Bize Hişâm rivayet eyledi. H. Bize İbnü'l-Müsennâ ile İbni Ebî Ömer de rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Abdülvahhâb b. Abdilmecîd rivayet etti. (Dedi ki) Bize Eyyûb rivayet etti. H. Bana Züheyr b. Harb dahi rivayet eyledi. (Dedi ki) Bize Hüseyin b. Muhammed rivayet etti. (Dedi ki) Bize Şeybân rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Yahya b. Ebî Kesir'den bu isnadla yukarıdaki hadîsin mislini rivayet etmişlerdir.
Sahih Muslim 2519
حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَقْسَمَ أَنْ لاَ يَدْخُلَ عَلَى أَزْوَاجِهِ شَهْرًا - قَالَ الزُّهْرِيُّ - فَأَخْبَرَنِي عُرْوَةُ عَنْ عَائِشَةَ - رضى الله عنها - قَالَتْ لَمَّا مَضَتْ تِسْعٌ وَعِشْرُونَ لَيْلَةً أَعُدُّهُنَّ دَخَلَ عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم - قَالَتْ بَدَأَ بِي - فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّكَ أَقْسَمْتَ أَنْ لاَ تَدْخُلَ عَلَيْنَا شَهْرًا وَإِنَّكَ دَخَلْتَ مِنْ تِسْعٍ وَعِشْرِينَ أَعُدُّهُنَّ فَقَالَ " إِنَّ الشَّهْرَ تِسْعٌ وَعِشْرُونَ " .
Bize Abd b. Humeyd rivayet etti. (Dedi ki) Bize Abdurrazzâk haber verdi. (Dedi ki) Bize Ma'mer, Zührî'den naklen haber verdi ki; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir ay zevcelerinin yanına girmemeye yemin etmiş. Zührî şöyle demiş: Bana Urve, Aişe (Radiyallahû anha)'dan naklen haber verdi ki, şunları söylemiş: «Saymakta olduğum yirmi dokuz gece geçince Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) evvelâ benden başlayarak yanıma girdi. Ben: — Yâ Resûlallah! Sen, bizim yanımıza bir ay girmemeye yemin etmiştin, hâlbuki yirmi dokuz günde girdin. Ben, bunları sayıyordum; dedim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — Ay yirmi dokuz gündür;» buyurdular.
Sahih Muslim 2520
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، ح وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، - رضى الله عنه - أَنَّهُ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم اعْتَزَلَ نِسَاءَهُ شَهْرًا فَخَرَجَ إِلَيْنَا فِي تِسْعٍ وَعِشْرِينَ فَقُلْنَا إِنَّمَا الْيَوْمُ تِسْعٌ وَعِشْرُونَ . فَقَالَ " إِنَّمَا الشَّهْرُ " . وَصَفَّقَ بِيَدَيْهِ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ وَحَبَسَ إِصْبَعًا وَاحِدَةً فِي الآخِرَةِ .
Bize Muhammed b. Rumh rivayet etti. (Dedi ki) Bize Leys haber verdi. H. Bize Kuteybetü'bnü Saîd dahi rivayet etti. Lafız onundur. (Dedi ki): Bize Leys, Ebû'z-Zübeyr'den, o da Câbir (Radiyallahû anh)'dan naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir ay müddetle kadınlarından ayrılmıştı. Ayın yirmi dokuzunda yanımıza çıktı. Kendisine: «Bugün yirmi dokuzdur.» dedik. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Ay ancak şöyledir.» diyerek ellerini üç defa birbirine çarptı. Son defasında parmaklardan birini kıstı.
Sahih Muslim 2521
حَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، وَحَجَّاجُ بْنُ الشَّاعِرِ، قَالاَ حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ أَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، - رضى الله عنهما - يَقُولُ اعْتَزَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم نِسَاءَهُ شَهْرًا فَخَرَجَ إِلَيْنَا صَبَاحَ تِسْعٍ وَعِشْرِينَ فَقَالَ بَعْضُ الْقَوْمِ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّمَا أَصْبَحْنَا لِتِسْعٍ وَعِشْرِينَ . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ الشَّهْرَ يَكُونُ تِسْعًا وَعِشْرِينَ " . ثُمَّ طَبَّقَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِيَدَيْهِ ثَلاَثًا مَرَّتَيْنِ بِأَصَابِعِ يَدَيْهِ كُلِّهَا وَالثَّالِثَةَ بِتِسْعٍ مِنْهَا .
Bana Hârûn b. Abdillâh ile Haccâc b. Şâir rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Haccâc b. Muhammed rivayet etti. Dedi ki: İbni Cüreyc şunları söyledi: Bana Ebû'z-Zübeyr haber verdi; o da Câbir b. Abdillâh (Radiyallahu anh)'ı şöyle derken işitmiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir ay kadınlarından ayrıldı. Nihayet yirmi dokuzuncu günün sabahı yanımıza çıktı. Cemaatten biri: — Yâ Resûlallah! Ancak yirmi dokuzuncu günün sabahındayız, dedi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Ay bazen yirmi dokuz gün olur.» buyurdu. Sonra üç defa ellerini birbiri üzerine kapadı. İki defasında ellerinin bütün parmakları ile, üçüncüsünde ise dokuz parmağı ile işaret etti.
Sahih Muslim 2522
حَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ أَخْبَرَنِي يَحْيَى بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ صَيْفِيٍّ، أَنَّ عِكْرِمَةَ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ، أَخْبَرَهُ أَنَّ أُمَّ سَلَمَةَ - رضى الله عنها - أَخْبَرَتْهُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم حَلَفَ أَنْ لاَ يَدْخُلَ عَلَى بَعْضِ أَهْلِهِ شَهْرًا فَلَمَّا مَضَى تِسْعَةٌ وَعِشْرُونَ يَوْمًا غَدَا عَلَيْهِمْ - أَوْ رَاحَ - فَقِيلَ لَهُ حَلَفْتَ يَا نَبِيَّ اللَّهِ أَنْ لاَ تَدْخُلَ عَلَيْنَا شَهْرًا . قَالَ " إِنَّ الشَّهْرَ يَكُونُ تِسْعَةً وَعِشْرِينَ يَوْمًا " .
Bana Hârûn b. Abdillâh rivayet etti. (Dedi ki) Bize Haccâcü'bnü Muhammed rivayet etti. (Dedi ki) İbni Cüreyc şunu söyledi: Bana Yahya b. Abdillâh b. Muhammed b. Sayfî haber verdi. Ona da İkrimetü'bnü Abdirrahmân b. Hâris haber vermiş; ona da Ümmü Seleme (Radiyallahu anha) haber vermiş ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir ay zevcelerinden bâzılarının yanına girmemeye yemin etmiş. Yirmi dokuz gün geçince sabahleyin, yahut akşam üzeri, yanlarına girmiş. Kendisine: «Yâ Nebiyyallah! Sen, bizim yanımıza bir ay girmemeye yemin etmiştin.» demişler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bir ay yirmi dokuz gün olur.» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 2523
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا رَوْحٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا الضَّحَّاكُ، - يَعْنِي أَبَا عَاصِمٍ - جَمِيعًا عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ .
Bize İshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dedi ki) Bize Ravh haber verdi. H. Bize Muhammedü'bnü'l-Müsennâ dahi rivayet etti. (Dedi ki) Bize Dahhâk, yâni Ebû Âsım rivayet etti. Ravh ile Dahhâk hep birden İbni Cüreyc'den bu isnâdla yukarıki hadîsin mislini rivayet etmişlerdir.
Sahih Muslim 2524
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي خَالِدٍ، حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، - رضى الله عنه - قَالَ ضَرَبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِيَدِهِ عَلَى الأُخْرَى فَقَالَ " الشَّهْرُ هَكَذَا وَهَكَذَا " . ثُمَّ نَقَصَ فِي الثَّالِثَةِ إِصْبَعًا .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki) Bize Muhammed b. Bişr rivayet etti. (Dedi ki) Bize İsmâîl b. Ebî Hâlid rivayet eyledi. (Dedi ki) Bana Muhammed b. Sa'd, Sa'd b. Ebî Vakkas (Radiyallahu anh)'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir elini diğerine çarparak: «Ay şöyle ve şöyle olur.» buyurdu. Sonra üçüncü çarpışta bir parmak noksan bıraktı.
Sahih Muslim 2525
وَحَدَّثَنِي الْقَاسِمُ بْنُ زَكَرِيَّاءَ، حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ عَلِيٍّ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، - رضى الله عنه - عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الشَّهْرُ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا " . عَشْرًا وَعَشْرًا وَتِسْعًا مَرَّةً .
Bana Kâsım b. Zekeriyyâ rivayet etti. (Dedi ki) Bize Hüseyin b. Alî, Zâide'den, o da İsmail'den, o da Muhammed b. Sa'd'dan, o da babası (Radiyallahu anh)'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet eyledi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (elleriyle) on, on ve bir defa da dokuzu işaret ederek: «Ay şöyle, şöyle ve şöyledir.» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 2526
وَحَدَّثَنِيهِ مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ قُهْزَاذَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْحَسَنِ بْنِ شَقِيقٍ، وَسَلَمَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ قَالاَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، - يَعْنِي ابْنَ الْمُبَارَكِ - أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي خَالِدٍ، فِي هَذَا الإِسْنَادِ بِمَعْنَى حَدِيثِهِمَا .
Bana, bu hadîsi Muhammedü'bnü Abdillâh b. Kuhzâz da rivayet etti. (Dedi ki) Bize Alîyyü'bnü Hasen b. Şakîk ile Selemetü'bnü Süleyman rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Abdullah, yani İbnü'l-Mübârek haber verdi. (Dedi ki) Bize İsmâil b. Ebî Hâlid bu isnâdla yukarıki iki râvinin hadîsleri mânâsında bir hadîs haber verdi.
Sahih Muslim 2527
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَيَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ، وَابْنُ حُجْرٍ قَالَ يَحْيَى بْنُ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرُونَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - وَهُوَ ابْنُ جَعْفَرٍ - عَنْ مُحَمَّدٍ، - وَهُوَ ابْنُ أَبِي حَرْمَلَةَ - عَنْ كُرَيْبٍ، أَنَّ أُمَّ الْفَضْلِ بِنْتَ الْحَارِثِ، بَعَثَتْهُ إِلَى مُعَاوِيَةَ بِالشَّامِ قَالَ فَقَدِمْتُ الشَّامَ فَقَضَيْتُ حَاجَتَهَا وَاسْتُهِلَّ عَلَىَّ رَمَضَانُ وَأَنَا بِالشَّامِ فَرَأَيْتُ الْهِلاَلَ لَيْلَةَ الْجُمُعَةِ ثُمَّ قَدِمْتُ الْمَدِينَةَ فِي آخِرِ الشَّهْرِ فَسَأَلَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبَّاسٍ - رضى الله عنهما - ثُمَّ ذَكَرَ الْهِلاَلَ فَقَالَ مَتَى رَأَيْتُمُ الْهِلاَلَ فَقُلْتُ رَأَيْنَاهُ لَيْلَةَ الْجُمُعَةِ . فَقَالَ أَنْتَ رَأَيْتَهُ فَقُلْتُ نَعَمْ وَرَآهُ النَّاسُ وَصَامُوا وَصَامَ مُعَاوِيَةُ . فَقَالَ لَكِنَّا رَأَيْنَاهُ لَيْلَةَ السَّبْتِ فَلاَ نَزَالُ نَصُومُ حَتَّى نُكْمِلَ ثَلاَثِينَ أَوْ نَرَاهُ . فَقُلْتُ أَوَلاَ تَكْتَفِي بِرُؤْيَةِ مُعَاوِيَةَ وَصِيَامِهِ فَقَالَ لاَ هَكَذَا أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . وَشَكَّ يَحْيَى بْنُ يَحْيَى فِي نَكْتَفِي أَوْ تَكْتَفِي .
Bize Yahya b. Yahya ile Yahya b. Eyyûb, Kuteybe ve İbnü'l-Hucr rivayet ettiler. Yahya b. Yahya (Ahberenâ) dedi; diğerleri (Haddesenâ) tâbirlerini kullandılar. (Dediler ki): Bize İsmail, yani İbni Ca'fer, Muhammed, yani İbni Ebî Harmele'den, o da Kureyb'den naklen rivayet etti ki Ümmü'l-Fadl binti Hâris kendisini Muâviye nezdine Şam'a göndermiş. Kureyb şöyle demiş: Şam'a varıp Ümmü Fadl'ın hacetini gördüm. Ben Şam'da iken Ramazan hilâli göründü. Hilâli cuma gecesi gördüm. Sonra Medine'ye ayın nihâyetinde geldim. Abdullah İbni Abbâs (Radiyallahu anhuma) bana bâzı şeyler sordu, sonra hilâlden söz açarak: — «Hilâli ne zaman gördünüz?» dedi. Ben: — «Biz onu cuma gecesi gördük.» cevabını verdim. — «Onu sen mi gördün?» diye sordu. — «Evet. Halk da gördü ve oruç tuttu. Muâviye de oruç tuttu.» dedim. Bunun üzerine İbni Abbâs: — «Ama biz onu cumartesi akşamı gördük. Onun için de ya otuzu tamamlayıncaya yahut hilâli görünceye kadar oruca devam ediyoruz.» dedi. Ben: — «Muâviye'nin görmesi ve oruç tutmasıyla iktifa etmiyor musun?» dedim. İbni Abbâs: — «Hayır; bize Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) böyle emir buyurdu.» cevabını verdi. Râvi Yahya b. Yahya, Kureyb'in «İktifa etmeyelim mi?» yoksa «İktifa etmiyor musun?» dediğinde şekketmiştir.
Sahih Muslim 2528
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ حُصَيْنٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ أَبِي الْبَخْتَرِيِّ، قَالَ خَرَجْنَا لِلْعُمْرَةِ فَلَمَّا نَزَلْنَا بِبَطْنِ نَخْلَةَ - قَالَ - تَرَاءَيْنَا الْهِلاَلَ فَقَالَ بَعْضُ الْقَوْمِ هُوَ ابْنُ ثَلاَثٍ . وَقَالَ بَعْضُ الْقَوْمِ هُوَ ابْنُ لَيْلَتَيْنِ قَالَ فَلَقِينَا ابْنَ عَبَّاسٍ فَقُلْنَا إِنَّا رَأَيْنَا الْهِلاَلَ فَقَالَ بَعْضُ الْقَوْمِ هُوَ ابْنُ ثَلاَثٍ وَقَالَ بَعْضُ الْقَوْمِ هُوَ ابْنُ لَيْلَتَيْنِ . فَقَالَ أَىَّ لَيْلَةٍ رَأَيْتُمُوهُ قَالَ فَقُلْنَا لَيْلَةَ كَذَا وَكَذَا . فَقَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ اللَّهَ مَدَّهُ لِلرُّؤْيَةِ فَهُوَ لِلَيْلَةِ رَأَيْتُمُوهُ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dedi ki:) Bize Muhammed b. Fudayl, Husayn'dan, o da Amr b. Mürra'dan, o da Ebu'l-Bahteri'den naklen rivayet etti. Ebu'l-Bahteri şöyle demiş: Umre yapmak için yola çıktık. «Batn-ı Nahle» denilen yere indiğimiz vakit hilali görmeye çalıştık. Bunun üzerine cemaatten bazıları: «Bu ay üç günlüktür.»; diğer bazıları da: «İki günlüktür.» dediler. Derken İbni Abbas'a tesadüf ettik. Kendisine: «Biz hilali gördük. Cemaatten bazıları onun üç günlük olduğunu, diğer bazıları iki günlük olduğunu söylediler.» dedik. İbni Abbas: «Onu hangi akşam gördünüz?» diye sordu. «Filan ve filan akşam.» dedik. Bunun üzerine İbni Abbas: «Şüphesiz ki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): “Allah, onu görülmek için imdad etmiştir. O, sizin gördüğünüz geceye aittir.” buyurdular.» cevabını verdi.
Sahih Muslim 2529
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، عَنْ شُعْبَةَ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا الْبَخْتَرِيِّ، قَالَ أَهْلَلْنَا رَمَضَانَ وَنَحْنُ بِذَاتِ عِرْقٍ فَأَرْسَلْنَا رَجُلاً إِلَى ابْنِ عَبَّاسٍ - رضى الله عنهما - يَسْأَلُهُ فَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ - رضى الله عنهما - قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ اللَّهَ قَدْ أَمَدَّهُ لِرُؤْيَتِهِ فَإِنْ أُغْمِيَ عَلَيْكُمْ فَأَكْمِلُوا الْعِدَّةَ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki:) Bize Gunder, Şu'be'den naklen rivayet etti. H, bize İbnü'l-Müsenna ile İbni Beşşar da rivayet ettiler. (Dediler ki:) Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki:) Bize Şu'be, Amr b. Mürra'dan naklen haber verdi. Amr şöyle demiş: Ben, Ebu'l-Buhterî'yi şunu söylerken işittim: Biz «Zat-ı Irk» denilen yerde iken Ramazan hilalini gördük de İbni Abbas (Radiyallahu anhüma)'a sormak için bir adam gönderdik. İbni Abbas (Radiyallahu anhüma) şunları söylemiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şüphesiz ki Allah ayı görülmesi için imdad etmiştir. Eğer hava bulutlu olursa sayıyı tamamlayıverin.» buyurdular.
Sahih Muslim 2530
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرَةَ، عَنْ أَبِيهِ، - رضى الله عنه - عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " شَهْرَا عِيدٍ لاَ يَنْقُصَانِ رَمَضَانُ وَذُو الْحِجَّةِ " .
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki:) Bize Yezid b. Zürey', Halid'den, o da Abdurrahman b. Ebî Bekrâ'dan, o da babası (Radiyallahu anh)'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi: «İki bayram ayı noksan olmazlar; bunlar Ramazan ile Zilhicce'dir.» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 2531
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا مُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ سُوَيْدٍ، وَخَالِدٍ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرَةَ، عَنْ أَبِي بَكْرَةَ، أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " شَهْرَا عِيدٍ لاَ يَنْقُصَانِ " . فِي حَدِيثِ خَالِدٍ " شَهْرَا عِيدٍ رَمَضَانُ وَذُو الْحِجَّةِ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki) Bize Mu'temir b. Süleyman, İshak b. Süveyd ile Hâlid'den, onlar da Abdurrahman b. Ebî Bekre'den, o da Ebû Bekre'den naklen rivayet etti ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «İki bayram ayı noksan olmazlar.» buyurmuşlar. Hâlid'in hadisinde: «İki bayram ayı: Ramazan ile Zilhicce noksan olmazlar.» denilmiştir.
Sahih Muslim 2532
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ حُصَيْنٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، - رضى الله عنه - قَالَ لَمَّا نَزَلَتْ { حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الأَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الأَسْوَدِ مِنَ الْفَجْرِ} قَالَ لَهُ عَدِيُّ بْنُ حَاتِمٍ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أَجْعَلُ تَحْتَ وِسَادَتِي عِقَالَيْنِ عِقَالاً أَبْيَضَ وَعِقَالاً أَسْوَدَ أَعْرِفُ اللَّيْلَ مِنَ النَّهَارِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ وِسَادَتَكَ لَعَرِيضٌ إِنَّمَا هُوَ سَوَادُ اللَّيْلِ وَبَيَاضُ النَّهَارِ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki) Bize Abdullah b. İdrîs, Husayn'dan, o da Şa'bî'den, o da Adiyy b. Hâtim (Radıyallahu anh)'dan naklen rivayet etti. Adiyy şöyle demiş: «Sizin için fecrin beyaz ipliği siyah ipliğinden seçilinceye kadar...» [Bakara, 187] âyet-i kerimesi nâzil olunca Adiyy b. Hâtim Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e: «Yâ Resûlallah! Ben yastığımın altına biri beyaz, biri siyah iki ip koydum. Bununla geceyi gündüzden seçiyorum.» dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Senin yastığın pek genişmiş! Bu, gecenin karanlığı ile gündüzün aydınlığından ibarettir.» buyurdular.
Sahih Muslim 2533
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ الْقَوَارِيرِيُّ، حَدَّثَنَا فُضَيْلُ بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا أَبُو حَازِمٍ، حَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ سَعْدٍ، قَالَ لَمَّا نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ { وَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الأَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الأَسْوَدِ} قَالَ كَانَ الرَّجُلُ يَأْخُذُ خَيْطًا أَبْيَضَ وَخَيْطًا أَسْوَدَ فَيَأْكُلُ حَتَّى يَسْتَبِينَهُمَا حَتَّى أَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ { مِنَ الْفَجْرِ} فَبَيَّنَ ذَلِكَ .
Bize Ubeydullah b. Ömer el-Kavârîrî rivayet etti. (Dedi ki) Bize Fudayl b. Süleyman rivayet etti. (Dedi ki) Bize Ebû Hâzım rivayet etti. (Dedi ki) Bize Sehl b. Sa'd rivayet etti. (Dedi ki) Şu «Yiyin, için; size beyaz iplik siyah iplikten seçilinceye kadar...» [Bakara, 187] âyeti nâzil olunca bazı kimseler bir beyaz, bir de siyah iplik alarak bunları birbirinden seçinceye kadar yemeye devam ederdi. Nihayet Allah (Azze ve Celle) «fecirden» kavl-i kerimini indirerek bundan muradı beyan eyledi.
Sahih Muslim 2534
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ سَهْلٍ التَّمِيمِيُّ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي مَرْيَمَ، أَخْبَرَنَا أَبُو غَسَّانَ، حَدَّثَنِي أَبُو حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، - رضى الله عنه - قَالَ لَمَّا نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ { وَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الأَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الأَسْوَدِ} قَالَ فَكَانَ الرَّجُلُ إِذَا أَرَادَ الصَّوْمَ رَبَطَ أَحَدُهُمْ فِي رِجْلَيْهِ الْخَيْطَ الأَسْوَدَ وَالْخَيْطَ الأَبْيَضَ فَلاَ يَزَالُ يَأْكُلُ وَيَشْرَبُ حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَهُ رِئْيُهُمَا فَأَنْزَلَ اللَّهُ بَعْدَ ذَلِكَ { مِنَ الْفَجْرِ} فَعَلِمُوا أَنَّمَا يَعْنِي بِذَلِكَ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ .
Bana Muhammed b. Sehl Et-Temimi ile Ebû Bekir b. İshâk rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize İbni Ebî Meryem rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Gassân haber verdi. (Dedi ki): Bana Ebû Hâzim, Sehl b. Sa'd (Radiyallahu anh)'dan naklen rivayet etti. Sehl şöyle dedi: Şu ayet (yani): «Size ak iplik kara iplikten seçilinceye kadar yiyin, için.» kavl-i ilâhisi nazil olunca bazı kimseler oruç tutmak istedi mi, her biri ayaklarına bir siyah, bir de beyaz iplik bağlarlar da bu iplikleri birbirinden seçinceye kadar yiyip içmeye devam ederlerdi. Bundan sonra Allah «Fecirden» kavlini indirdi. Bu suretle Allah'ın bu âyetten gece ile gündüzü murad ettiğini anladılar.
Sahih Muslim 2535
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَمُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، قَالاَ أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، ح وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، - رضى الله عنه - عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " إِنَّ بِلاَلاً يُؤَذِّنُ بِلَيْلٍ فَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتَّى تَسْمَعُوا تَأْذِينَ ابْنِ أُمِّ مَكْتُومٍ " .
Bize Yahya b. Yahya ile Muhammed b. Rumh rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Leys haber verdi. H. Bize Kuteybetü'bnü Said de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Leys, İbni Şihâb'dan, o da Salim b. Abdillah'dan, o da Abdullah (Radiyallahu anh)'dan, o da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet eyledi. Şöyle buyurmuşlar: «Bilâl geceleyin ezan okur. İmdi siz İbni Ummü Mektûm'un ezanını işitinceye kadar yiyip için.»
Sahih Muslim 2536
حَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِنَّ بِلاَلاً يُؤَذِّنُ بِلَيْلٍ فَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتَّى تَسْمَعُوا أَذَانَ ابْنِ أُمِّ مَكْتُومٍ " .
Bana Harmeletü'bnü Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dedi ki): Bana Yûnus, İbni Şihâb'dan, o da Salim b. Abdillah'dan, o da Abdullah b. Ömer (Radiyallahu anhuma)'dan naklen haber verdi. Abdullah şöyle demiş: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Gerçekten Bilâl geceleyin ezan okuyor. Binaenaleyh siz İbni Ummü Mektûm'un ezanını işitinceye kadar yiyip için.» buyururken işittim.
Sahih Muslim 2537
حَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - قَالَ كَانَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُؤَذِّنَانِ بِلاَلٌ وَابْنُ أُمِّ مَكْتُومٍ الأَعْمَى فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ بِلاَلاً يُؤَذِّنُ بِلَيْلٍ فَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتَّى يُؤَذِّنَ ابْنُ أُمِّ مَكْتُومٍ " . قَالَ وَلَمْ يَكُنْ بَيْنَهُمَا إِلاَّ أَنْ يَنْزِلَ هَذَا وَيَرْقَى هَذَا .
Bize İbni Numeyr rivayet etti. (Dedi ki) Bize babam rivayet etti. (Dedi ki) Bize Ubeydullah, Nâfi'den, o da İbni Ömer (Radiyallahu anhüma)'dan naklen rivayet eyledi; şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in, biri Bilâl, diğeri âmâ İbni Ümmü Mektûm olmak üzere iki müezzini vardı. Bir defa Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şüphesiz ki Bilâl geceleyin ezan okur. Binaenaleyh siz İbni Ümmü Mektûm ezan okuyuncaya kadar yiyip için.» buyurdular. Halbuki ikisinin ezanı arasında ancak birinin inip diğerinin (minareye) çıkacağı kadar fasıla bulunurdu.
Sahih Muslim 2538
وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، حَدَّثَنَا الْقَاسِمُ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ .
Bize yine İbni Numeyr rivayet etti. (Dedi ki) Bize babam rivayet etti. (Dedi ki) Bize Ubeydullah rivayet etti. (Dedi ki) Bize Kāsım, Âişe (Radiyallahu anha)'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadisin mislini rivayet etti.
Sahih Muslim 2539
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا عَبْدَةُ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ مَسْعَدَةَ، كُلُّهُمْ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، بِالإِسْنَادَيْنِ كِلَيْهِمَا . نَحْوَ حَدِيثِ ابْنِ نُمَيْرٍ .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki) Bize Ebû Üsâme rivayet etti. H. Bize İshak rivayet etti. (Dedi ki) Bize Abde haber verdi. H. Bize İbni Müsennâ dahi rivayet etti. (Dedi ki) Bize Hammâd b. Mes'ade rivayet eyledi. Bu râvilerin hepsi Ubeydullah'tan, her iki isnadla İbni Numeyr hadisi gibi rivayette bulundular.
Sahih Muslim 2540
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ، - رضى الله عنه - قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَمْنَعَنَّ أَحَدًا مِنْكُمْ أَذَانُ بِلاَلٍ - أَوْ قَالَ نِدَاءُ بِلاَلٍ - مِنْ سَحُورِهِ فَإِنَّهُ يُؤَذِّنُ - أَوْ قَالَ يُنَادِي - بِلَيْلٍ لِيَرْجِعَ قَائِمَكُمْ وَيُوقِظَ نَائِمَكُمْ " . وَقَالَ " لَيْسَ أَنْ يَقُولَ هَكَذَا وَهَكَذَا - وَصَوَّبَ يَدَهُ وَرَفَعَهَا - حَتَّى يَقُولَ هَكَذَا " . وَفَرَّجَ بَيْنَ إِصْبَعَيْهِ .
Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dedi ki:) Bize İsmail b. İbrahim, Süleymân-ı Teymî'den, o da Ebû Osman'dan, o da İbni Mes'ûd (Radiyallahu anh)'dan naklen rivayet etti. İbni Mes'ûd şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sizden hiçbirinizi Bilâl'ın ezanı -yahut Bilâl'in nidası- sahurundan menetmesin. Çünkü o namaz kılanınıza namazı kestirmek ve uyuyanınızı uyandırmak için geceleyin ezan okur -yahut nida eder.» buyurdu. Ve elini doğrultarak kaldırdı da: «Fecir şöyle ve şöyle olmakla değil, şöyle oluncaya kadardır.» buyurdu ve iki parmağını araladı.
Sahih Muslim 2541
حَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ، - يَعْنِي الأَحْمَرَ - عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ " إِنَّ الْفَجْرَ لَيْسَ الَّذِي يَقُولُ هَكَذَا " . وَجَمَعَ أَصَابِعَهُ ثُمَّ نَكَسَهَا إِلَى الأَرْضِ " وَلَكِنِ الَّذِي يَقُولُ هَكَذَا " . وَوَضَعَ الْمُسَبِّحَةَ عَلَى الْمُسَبِّحَةِ وَمَدَّ يَدَيْهِ .
Bize İbni Numeyr rivayet etti. (Dedi ki:) Bize Ebû Hâlid, yani Ahmar, Süleymân-ı Teymî'den bu isnadla rivayette bulundu. Yalnız o şöyle dedi: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) parmaklarını topladı, sonra onları yere doğru çevirerek: «Şu şekilde olan aydınlık fecir değildir. Fecir şöyle olandır.» buyurdu ve iki şahadet parmağını birbiri üzerine koyarak ellerini uzattı.
Sahih Muslim 2542
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، وَالْمُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، كِلاَهُمَا عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ . وَانْتَهَى حَدِيثُ الْمُعْتَمِرِ عِنْدَ قَوْلِهِ " يُنَبِّهُ نَائِمَكُمْ وَيَرْجِعُ قَائِمَكُمْ " . وَقَالَ إِسْحَاقُ قَالَ جَرِيرٌ فِي حَدِيثِهِ " وَلَيْسَ أَنْ يَقُولَ هَكَذَا وَلَكِنْ يَقُولُ هَكَذَا " . يَعْنِي الْفَجْرَ هُوَ الْمُعْتَرِضُ وَلَيْسَ بِالْمُسْتَطِيلِ .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki:) Bize Mu'temir b. Süleyman rivayet etti. H. Bize İshak b. İbrahim de rivayet etti. (Dedi ki:) Bize Cerîr ile Mu'temir b. Süleyman, ikisi birden Süleymân-ı Teymî'den bu isnadla haber verdiler. Mu'temir'in hadisi: «Uyuyanınızı uyandırır, namaz kılanınızı da namazını kestirir.» cümlesinde sona erer. İshak dedi ki: Cerîr kendi rivayetinde, Resûlullah'ın (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) fecri kastederek: «Şöyle olmak değil, böyle olmaktır.» buyurduğunu söyledi. Yani fecir, genişliğine görünen aydınlıktır; uzunluğuna zuhur eden aydınlık değildir.
Sahih Muslim 2543
حَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَوَادَةَ الْقُشَيْرِيِّ، حَدَّثَنِي وَالِدِي، أَنَّهُ سَمِعَ سَمُرَةَ بْنَ جُنْدُبٍ، يَقُولُ: سَمِعْتُ مُحَمَّدًا صلى الله عليه وسلم يَقُولُ: «لَا يَغُرَّنَّ أَحَدَكُمْ نِدَاءُ بِلَالٍ مِنَ السَّحُورِ، وَلَا هَذَا الْبَيَاضُ حَتَّى يَسْتَطِيرَ».
Bize Şeybân b. Ferrûh rivayet etti. (Dedi ki) Bize Abdülvâris, Abdullah b. Süvâde el-Kuşeyrî'den naklen rivayet eyledi. (Demiş ki): Bana babam rivayet etti, o da Semûratü'bnü Cündeb'i şunu söylerken işitmiş: Ben, Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Sakın sizden birinizi ne Bilâl'in nidası ne de şu aydınlık, yayılmadıkça sahurdan menetmesin.» buyururken dinledim.
Sahih Muslim 2544
وَحَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَوَادَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدَبٍ، - رضى الله عنه - قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَغُرَّنَّكُمْ أَذَانُ بِلاَلٍ وَلاَ هَذَا الْبَيَاضُ - لِعَمُودِ الصُّبْحِ - حَتَّى يَسْتَطِيرَ هَكَذَا ".
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dedi ki) Bize İsmail b. Uleyye rivayet eyledi. (Dedi ki): Bana Abdullah b. Sevâde, babasından, o da Semûratü'bnü Cündeb (Radiyallahu anh)'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sakın sizi ne Bilâl'in ezanı ne de şu beyazlık -sabahın direk gibi görünen aydınlığına işaretle- şu şekilde dağılmadıkça aldatmasın.» buyurdular.
Sahih Muslim 2545
وَحَدَّثَنِي أَبُو الرَّبِيعِ الزَّهْرَانِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، - يَعْنِي ابْنَ زَيْدٍ - حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، بْنُ سَوَادَةَ الْقُشَيْرِيُّ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدَبٍ، - رضى الله عنه - قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَغُرَّنَّكُمْ مِنْ سَحُورِكُمْ أَذَانُ بِلاَلٍ وَلاَ بَيَاضُ الأُفُقِ الْمُسْتَطِيلُ هَكَذَا حَتَّى يَسْتَطِيرَ هَكَذَا " . وَحَكَاهُ حَمَّادٌ بِيَدَيْهِ قَالَ يَعْنِي مُعْتَرِضًا .
Bana Ebu'r-Rabi' ez-Zehrânî rivayet etti. (Dedi ki) Bize Hammâd, yani İbn Zeyd, rivayet etti. (Dedi ki) Bize Abdullah b. Sevâde el-Kuşeyrî, babasından, o da Semûratü'bnü Cündeb (Radiyallahu anh)'dan naklen rivayet eyledi. Şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sakın ne Bilâl'in ezanı ne de ufukta şöyle görünen uzun aydınlık, şu şekilde yayılıncaya kadar sahurunuz hususunda sizi aldatmasın.» buyurdular. Hammâd bunu iki eliyle göstererek genişliğine zuhur eden aydınlığı anlatmak istediğini hikâye etmiştir.
Sahih Muslim 2546
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَوَادَةَ، قَالَ سَمِعْتُ سَمُرَةَ، بْنَ جُنْدَبٍ - رضى الله عنه - وَهُوَ يَخْطُبُ يُحَدِّثُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " لاَ يَغُرَّنَّكُمْ نِدَاءُ بِلاَلٍ وَلاَ هَذَا الْبَيَاضُ حَتَّى يَبْدُوَ الْفَجْرُ - أَوْ قَالَ - حَتَّى يَنْفَجِرَ الْفَجْرُ " .
Bize Ubeydullah b. Muâz rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Sevâde'den naklen rivayet eyledi. (Demiş ki): Ben, Semüretü'bnü Cündeb (Radiyallahu anh)'ı hutbe okuyarak Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet ederken dinledim: «Sizi ne Bilâl'in nidası ne de fecir görününceye kadar, yahut fecir yarılıncaya kadar görülen şu aydınlık aldatmasın.»
Sahih Muslim 2547
وَحَدَّثَنَاهُ ابْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، أَخْبَرَنِي سَوَادَةُ بْنُ حَنْظَلَةَ، الْقُشَيْرِيُّ قَالَ سَمِعْتُ سَمُرَةَ بْنَ جُنْدَبٍ، - رضى الله عنه - يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . فَذَكَرَ هَذَا .
Bize bu hadisi İbnü'l-Müsennâ dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Dâvud rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be haber verdi. (Dedi ki): Bana Sevâdetü'bnü Hanzalete'l-Kuşeyrî haber verdi. Semüretü'bnü Cündeb (Radiyallahu anh)'ı, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, derken dinledim, diyerek bu hadisi anlattı.
Sahih Muslim 2548
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ أَخْبَرَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ صُهَيْبٍ، عَنْ أَنَسٍ، ح . وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، عَنِ ابْنِ عُلَيَّةَ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ أَنَسٍ، رضى الله عنه ح . وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، وَعَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ صُهَيْبٍ، عَنْ أَنَسٍ، - رضى الله عنه - قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " تَسَحَّرُوا فَإِنَّ فِي السُّحُورِ بَرَكَةً " .
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hüşeym, Abdülaziz b. Süheyb'den, o da Enes'ten naklen haber verdi. H. Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb, İbni Uleyye'den, o da Abdülaziz'den, o da Enes (Radiyallahu anh)'dan naklen rivayet ettiler. H. Bize Kuteybetü'bnü Said dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Avâne, Katâde ile Abdülaziz b. Süheyb'den, onlar da Enes (Radiyallahu anh)'dan naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sahur yiyin. Çünkü sahurda bereket vardır.» buyurdular.
Sahih Muslim 2549
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُلَىٍّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي قَيْسٍ، مَوْلَى عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ عَنْ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " فَصْلُ مَا بَيْنَ صِيَامِنَا وَصِيَامِ أَهْلِ الْكِتَابِ أَكْلَةُ السَّحَرِ " .
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dedi ki) Bize Leys, Musa b. Uley'den, o da babasından, o da Amrü'bnü'l-Âs'ın mevlâsı Ebû Kays'tan, o da Amrü'bnü'l-Âs'tan naklen rivayet etti ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bizim orucumuzla ehl-i kitabın orucu arasında hudut, sahur yemeğidir.» buyurmuşlardır.
Sahih Muslim 2550
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ جَمِيعًا عَنْ وَكِيعٍ، ح وَحَدَّثَنِيهِ أَبُو الطَّاهِرِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، كِلاَهُمَا عَنْ مُوسَى بْنِ عُلَىٍّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ .
Bize Yahya b. Yahya ile Ebû Bekir b. Ebî Şeybe hep birden Veki'den rivayet ettiler. H. Bana bu hadîsi Ebu't-Tahir dahi rivayet etti. (Dedi ki) Bize İbni Vehb haber verdi. Her iki râvi Musa b. Uley'den bu isnadla rivayette bulunmuşlardır.
Sahih Muslim 2551
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ، - رضى الله عنه - قَالَ تَسَحَّرْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قُمْنَا إِلَى الصَّلاَةِ . قُلْتُ كَمْ كَانَ قَدْرُ مَا بَيْنَهُمَا قَالَ خَمْسِينَ آيَةً .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki) Bize Veki', Hişam'dan, o da Katade'den, o da Enes'ten, o da Zeydü'bnü Sabit (Radiyallahu anh)'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte sahur yedik. Sonra namaza kalktık.» Râvi diyor ki: «Ben, sahur ile namazın arasında ne kadar müddet vardı, diye sordum. Zeyd: “Elli âyet.” cevabını verdi.»
Sahih Muslim 2552
وَحَدَّثَنَا عَمْرٌو النَّاقِدُ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا هَمَّامٌ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا سَالِمُ بْنُ نُوحٍ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ عَامِرٍ، كِلاَهُمَا عَنْ قَتَادَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ .
Bize Amru'n-Nâkıd rivayet etti. (Dediki) Bize Yezîdü'bnü Harun rivayet eyledi. (Dediki) Bize Hemmam haber verdi. H. Bize İbnu'l-Müsenna da rivayet etti. (Dediki) Bize Sâlim b. Nûh rivayet etti. (Dediki) Bize Ömerü'bnü Âmir rivayet etti. Her iki râvi Katade'den bu isnadla rivayette bulunmuşlardır.
Sahih Muslim 2553
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ - رضى الله عنه - أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَزَالُ النَّاسُ بِخَيْرٍ مَا عَجَّلُوا الْفِطْرَ " .
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki) Bize Abdülaziz b. Ebi Hâzim, babasından, o da Sehlü'bnü Sa'd (Radiyallahu anh)'dan naklen haber verdi ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «İnsanlar iftarı acele yapmaya devam ettikleri müddetçe hayırla yaşamakta dâimdirler.» buyurmuşlardır.
Sahih Muslim 2554
وَحَدَّثَنَاهُ قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، ح وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ عَنْ سُفْيَانَ، كِلاَهُمَا عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، - رضى الله عنه - عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ .
Bize bu hadîsi Kuteybe dahî rivayet etti. (Dediki) Bize Ya'kub rivayet eyledi. H. Bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dediki) Bize Abdurrahman b. Mehdi, Süfyan'dan naklen rivayet eyledi. Bu ravilerin ikisi de Ebû Hâzim'den, o da Sehlü'bnü Sa'd (Radiyallahu anh)'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den yukarıki hadîsin mislini rivayet etmişlerdir.
Sahih Muslim 2555
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَأَبُو كُرَيْبٍ مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ قَالاَ أَخْبَرَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ أَبِي عَطِيَّةَ، قَالَ دَخَلْتُ أَنَا وَمَسْرُوقٌ، عَلَى عَائِشَةَ فَقُلْنَا يَا أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ رَجُلاَنِ مِنْ أَصْحَابِ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم أَحَدُهُمَا يُعَجِّلُ الإِفْطَارَ وَيُعَجِّلُ الصَّلاَةَ وَالآخَرُ يُؤَخِّرُ الإِفْطَارَ وَيُؤَخِّرُ الصَّلاَةَ . قَالَتْ أَيُّهُمَا الَّذِي يُعَجِّلُ الإِفْطَارَ وَيُعَجِّلُ الصَّلاَةَ قَالَ قُلْنَا عَبْدُ اللَّهِ يَعْنِي ابْنَ مَسْعُودٍ . قَالَتْ كَذَلِكَ كَانَ يَصْنَعُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . زَادَ أَبُو كُرَيْبٍ وَالآخَرُ أَبُو مُوسَى .
Bize Yahya b. Yahya ile Ebû Kureyb Muhammed b. A'lâ rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Ebû Muâviye, A'meş'den, o da Umâre b. Umeyr'den, o da Ebû Atiyye'den naklen haber verdi. Ebû Atiyye şöyle demiş: Ben ve Mesrûk Âişe'nin yanına girdik de: — «Ey Mü'minlerin annesi, Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabından iki adam var ki, birisi hem iftarı acele ediyor hem de namazı acele kılıyor. Diğeri iftarı da namazı da tehir ediyor.» dedik. Âişe: — «Bunların hangisi hem iftarda hem namazda acele davranıyor?» diye sordu. Biz: — «Abdullah, yani İbni Mes'ud.» cevabını verdik. Âişe: — «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) işte böyle yapardı.» dedi. Ebû Kureyb: «Diğeri de Ebû Musa.» ifadesini ziyade etti.
Sahih Muslim 2556
وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ أَبِي زَائِدَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عُمَارَةَ، عَنْ أَبِي عَطِيَّةَ، قَالَ دَخَلْتُ أَنَا وَمَسْرُوقٌ، عَلَى عَائِشَةَ - رضى الله عنها - فَقَالَ لَهَا مَسْرُوقٌ رَجُلاَنِ مِنْ أَصْحَابِ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم كِلاَهُمَا لاَ يَأْلُو عَنِ الْخَيْرِ أَحَدُهُمَا يُعَجِّلُ الْمَغْرِبَ وَالإِفْطَارَ وَالآخَرُ يُؤَخِّرُ الْمَغْرِبَ وَالإِفْطَارَ . فَقَالَتْ مَنْ يُعَجِّلُ الْمَغْرِبَ وَالإِفْطَارَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ . فَقَالَتْ هَكَذَا كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَصْنَعُ .
Bize Ebû Kureyb rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Ebî Zâide, A'meş'den, o da Umâre'den, o da Ebû Atiyye'den naklen haber verdi. Ebû Atiyye şöyle demiş: Ben ve Mesrûk Âişe (Radıyallahu anha)'nın yanına girdik. Mesrûk ona şunu söyledi: — «Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabından iki adam var ki, bunların ikisi de hayırdan geri kalmıyorlar. Biri akşam namazı ile iftarda acele davranıyor, diğeri hem akşam namazını hem iftarı tehir ediyor.» Âişe: — «Akşam namazı ile iftarda acele davranan kimdir?» diye sordu. Mesrûk: — «Abdullah'dır.» cevabını verdi. Bunun üzerine Âişe: — «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) işte böyle yapardı.» dedi.
Sahih Muslim 2557
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَأَبُو كُرَيْبٍ وَابْنُ نُمَيْرٍ - وَاتَّفَقُوا فِي اللَّفْظِ - قَالَ يَحْيَى أَخْبَرَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، وَقَالَ ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي وَقَالَ أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، جَمِيعًا عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ عُمَرَ، - رضى الله عنه - قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا أَقْبَلَ اللَّيْلُ وَأَدْبَرَ النَّهَارُ وَغَابَتِ الشَّمْسُ فَقَدْ أَفْطَرَ الصَّائِمُ " . لَمْ يَذْكُرِ ابْنُ نُمَيْرٍ " فَقَدْ " .
Bize Yahya b. Yahya ile Ebû Kureyb ve İbni Numeyr rivayet ettiler. Hepsinin lafızları birdir. Yahya: «Bize Ebû Muâviye haber verdi.» dedi. İbni Numeyr: «Bize babam rivayet etti.» dedi. Ebû Kureyb ise: «Bize Ebû Usâme rivayet etti.» dedi. Bu râviler toptan Hişâm b. Urve'den, o da babasından, o da Âsım b. Ömer'den, o da Ömer (Radıyallahu anh)'dan naklen rivayette bulundular. Ömer (Radıyallahu anh) şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Gece geldi, gündüz gitti ve güneş kayboldu mu oruçlu iftar eder.» buyurdular. İbni Numeyr: «Fe-kad» kelimesini zikretmedi.
Sahih Muslim 2558
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ الشَّيْبَانِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي أَوْفَى - رضى الله عنه - قَالَ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي سَفَرٍ فِي شَهْرِ رَمَضَانَ فَلَمَّا غَابَتِ الشَّمْسُ قَالَ " يَا فُلاَنُ انْزِلْ فَاجْدَحْ لَنَا " . قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ عَلَيْكَ نَهَارًا . قَالَ " انْزِلْ فَاجْدَحْ لَنَا " . قَالَ فَنَزَلَ فَجَدَحَ فَأَتَاهُ بِهِ فَشَرِبَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قَالَ بِيَدِهِ " إِذَا غَابَتِ الشَّمْسُ مِنْ هَا هُنَا وَجَاءَ اللَّيْلُ مِنْ هَا هُنَا فَقَدْ أَفْطَرَ الصَّائِمُ " .
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki) Bize Hüşeym, Ebû İshâk-ı Şeybânî'den, o da Abdullah b. Ebî Evfâ (Radiyallahu anh)'dan naklen haber verdi. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte Ramazan ayında bir seferde bulunuyorduk. Güneş batınca Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Yâ fulân, hayvanından in de bize karıştırma yap.» buyurdu. O: — «Yâ Resûlallah, henüz üzerinde gündüz var.» dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tekrar: — «İn de bize karıştırma yap.» buyurdular. Bunun üzerine o zât hayvanından inerek karıştırmayı yaptı ve Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e getirdi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ondan içti. Sonra eliyle işaret ederek: — «Güneş şuradan battı, gece de şuradan geldi mi, oruçlu iftar eder.» buyurdular.
Sahih Muslim 2559
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، وَعَبَّادُ بْنُ الْعَوَّامِ، عَنِ الشَّيْبَانِيِّ، عَنِ ابْنِ أَبِي أَوْفَى، - رضى الله عنه - قَالَ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي سَفَرٍ فَلَمَّا غَابَتِ الشَّمْسُ قَالَ لِرَجُلٍ " انْزِلْ فَاجْدَحْ لَنَا " . فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ لَوْ أَمْسَيْتَ . قَالَ " انْزِلْ فَاجْدَحْ لَنَا " . قَالَ إِنَّ عَلَيْنَا نَهَارًا . فَنَزَلَ فَجَدَحَ لَهُ فَشَرِبَ ثُمَّ قَالَ " إِذَا رَأَيْتُمُ اللَّيْلَ قَدْ أَقْبَلَ مِنْ هَا هُنَا - وَأَشَارَ بِيَدِهِ نَحْوَ الْمَشْرِقِ - فَقَدْ أَفْطَرَ الصَّائِمُ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki) Bize Aliyyü'bnü Müshir ile Abbâd b. Avvâm, Şeybânî'den, o da İbni Ebî Evfâ (Radiyallahu anh)'dan naklen rivayet ettiler. İbni Ebî Evfâ şöyle demiş: Bir seferde Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber bulunuyorduk. Güneş batınca Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir zâta: — «İn de bize karıştırma yap.» buyurdu. O zât: — «Yâ Resûlallah, akşamlasaydın daha iyi olmaz mıydı?» dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tekrar: — «İn de bize karıştırma yap.» buyurdu. O zât yine: — «Üzerimizde henüz gündüz var.» dedi. Müteakiben hayvanından inerek karıştırmasını yaptı. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu içti, sonra eliyle şark tarafına doğru işaret ederek: — «Gecenin şuradan geldiğini gördüğünüz vakit oruçlu iftar eder.» buyurdular.
Sahih Muslim 2560
وَحَدَّثَنَا أَبُو كَامِلٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ الشَّيْبَانِيُّ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَبِي أَوْفَى - رضى الله عنه - يَقُولُ سِرْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ صَائِمٌ فَلَمَّا غَرَبَتِ الشَّمْسُ قَالَ " يَا فُلاَنُ انْزِلْ فَاجْدَحْ لَنَا " . مِثْلَ حَدِيثِ ابْنِ مُسْهِرٍ وَعَبَّادِ بْنِ الْعَوَّامِ .
Bize Ebû Kâmil rivayet etti. (Dedi ki) Bize Abdülvâhid rivayet etti. (Dedi ki) Bize Süleyman-ı Şeybânî rivayet eyledi. (Dedi ki) Ben Abdullah b. Ebî Evfâ (Radiyallahu anh)'ı şunu söylerken işittim: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte yolculuk ettik. Kendisi oruçluydu. Güneş batınca: ‘Yâ fulân, in de bize karıştırma yap.’ buyurdu.» Râvi, hadîsi İbni Müshir ile Abbâd b. Avvâm'ın rivayetleri gibi nakletmiştir.
Sahih Muslim 2561
وَحَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، كِلاَهُمَا عَنِ الشَّيْبَانِيِّ، عَنِ ابْنِ أَبِي أَوْفَى، ح . وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي ح، وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ، جَعْفَرٍ قَالاَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الشَّيْبَانِيِّ، عَنِ ابْنِ أَبِي أَوْفَى، - رضى الله عنه - عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمَعْنَى حَدِيثِ ابْنِ مُسْهِرٍ وَعَبَّادٍ وَعَبْدِ الْوَاحِدِ وَلَيْسَ فِي حَدِيثِ أَحَدٍ مِنْهُمْ فِي شَهْرِ رَمَضَانَ وَلاَ قَوْلُهُ " وَجَاءَ اللَّيْلُ مِنْ هَا هُنَا " . إِلاَّ فِي رِوَايَةِ هُشَيْمٍ وَحْدَهُ .
Bize İbni Ebi Ömer rivayet etti. (Dedi ki) Bize Süfyân haber verdi. H. Bize İshâk rivayet etti. (Dedi ki) Bize Cerîr haber verdi. Bu ravilerin ikisi de Şeybâni'den, o da İbni Ebi Evfâ'dan naklen rivayet etmişlerdir. H. Bize Ubeydullah b. Muâz dahî rivayet etti. (Dedi ki) Bize babam rivayet eyledi. H. Bize İbnü'l-Müsennâ da rivayet etti. (Dedi ki) Bize Muhammed b. Cafer rivayet eyledi. İkisi de dediler ki: Bize Şu'be, Şeybâni'den, o da İbni Ebî Evfâ (Radiyallahu anh)'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen İbni Müshir ile Abbâd ve Abdulvâhid hadîsleri mânâsında rivayette bulundu. Bu râvilerden hiçbirinin hadîsinde «Ramazan ayı» ve «Gece şuradan geldi» ifadeleri yoktur. Bunlar yalnız Hüşeym'in rivayetinde vardır.
Sahih Muslim 2562
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الْوِصَالِ قَالُوا إِنَّكَ تُوَاصِلُ . قَالَ " إِنِّي لَسْتُ كَهَيْئَتِكُمْ إِنِّي أُطْعَمُ وَأُسْقَى " .
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki) Malik'e, Nafi'den dinlediğim, onun da İbni Ömer (Radiyallahû anhümâ)'dan naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) visal orucunu yasak etti. Ashâb: «Ama sen visal yapıyorsun.» dediler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben sizin gibi değilim, çünkü ben (Rabbim tarafından) doyurulur ve sulanırım.» buyurdular.
Sahih Muslim 2563
وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَاصَلَ فِي رَمَضَانَ فَوَاصَلَ النَّاسُ فَنَهَاهُمْ . قِيلَ لَهُ أَنْتَ تُوَاصِلُ قَالَ " إِنِّي لَسْتُ مِثْلَكُمْ إِنِّي أُطْعَمُ وَأُسْقَى " .
Bize, bu hadîsi Ebû Bekir b. Ebi Şeybe de rivayet etti. (Dedi ki) Bize Abdullah b. Numeyr rivayet etti. H. Bize İbni Numeyr de rivayet etti. (Dedi ki) Bize babam rivayet etti. (Dedi ki) Bize Ubeydullah, Nâfi'den, o da İbni Ömer (Radiyallahû anhümâ)'dan naklen rivayet eyledi ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ramazanda visal yapmış, (onu görünce) halk da visal yapmışlar. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onları bundan menetmiş. Kendisine: «Ama sen visal yapıyorsun.» diyenler olmuş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben sizin gibi değilim. Çünkü ben doyurulur ve sulanırım.» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 2564
وَحَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ بْنُ عَبْدِ الصَّمَدِ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ جَدِّي، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ وَلَمْ يَقُلْ فِي رَمَضَانَ .
Bize Abdülvâris b. Abdissamed rivayet etti. (Dedi ki) Bana babam, dedemden, o da Eyyûb'dan, o da Nâfi'den, o da İbni Ömer'den (Radiyallahu anhümâ), o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadisin mislini rivayet etti. Yalnız, «Ramazan'da» kaydını söylemedi.
Sahih Muslim 2565
حَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، حَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، - رضى الله عنه - قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْوِصَالِ فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الْمُسْلِمِينَ فَإِنَّكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ تُوَاصِلُ . قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَأَيُّكُمْ مِثْلِي إِنِّي أَبِيتُ يُطْعِمُنِي رَبِّي وَيَسْقِينِي " . فَلَمَّا أَبَوْا أَنْ يَنْتَهُوا عَنِ الْوِصَالِ وَاصَلَ بِهِمْ يَوْمًا ثُمَّ يَوْمًا ثُمَّ رَأَوُا الْهِلاَلَ فَقَالَ " لَوْ تَأَخَّرَ الْهِلاَلُ لَزِدْتُكُمْ " . كَالْمُنَكِّلِ لَهُمْ حِينَ أَبَوْا أَنْ يَنْتَهُوا .
Bana Harmeletü'bnü Yahya rivayet etti. (Dedi ki) Bize İbni Vehb haber verdi. (Dedi ki) Bana Yûnus, İbni Şihâb'dan naklen haber verdi. (Demiş ki): Bana Ebû Selemetü'bnü Abdirrahman rivayet etti ki Ebû Hureyre (Radiyallahu anh) şunları söylemiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) visalden nehiy buyurdu. Bunun üzerine Müslümanlardan bir zât: — Ama sen visal yapıyorsun yâ Resûlallah, dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Benim gibi hanginiz olabilir? Ben, Rabbim beni doyurup sularken gecelerim.» buyurdular. Ashâb visalden vazgeçmekten imtina edince Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlara bir gün, sonra bir gün daha visal yaptırdı. Bilahare hilali gördüler. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), visalden vazgeçmeyi kabul etmediklerinden dolayı kendilerine bir ders-i ibret verircesine: «Şayet bu hilal gecikseydi size daha ziyade visal yaptıracaktım.» buyurdular.
Sahih Muslim 2566
وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَإِسْحَاقُ، قَالَ زُهَيْرٌ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ عُمَارَةَ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، - رضى الله عنه - قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِيَّاكُمْ وَالْوِصَالَ " . قَالُوا فَإِنَّكَ تُوَاصِلُ يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَ " إِنَّكُمْ لَسْتُمْ فِي ذَلِكَ مِثْلِي إِنِّي أَبِيتُ يُطْعِمُنِي رَبِّي وَيَسْقِينِي فَاكْلَفُوا مِنَ الأَعْمَالِ مَا تُطِيقُونَ " .
Bana Züheyr b. Harb ile İshâk rivayet ettiler. Züheyr (dedi ki): Bize Cerîr, Umâre'den, o da Ebû Zür'a'dan, o da Ebû Hureyre (r.a.)'dan naklen rivayet etti. Ebû Hureyre şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Visalden sakının.» buyurdu. Ashâb: — Ama sen visal yapıyorsun yâ Resûlallah, dediler. Resûlullah: — «Şüphesiz ki bu hususta siz benim gibi değilsiniz. Zira ben, Rabbim beni doyurup sularken geceliyorum. Siz gücünüzün yeteceği amelleri üzerinize alın.» buyurdular.
Sahih Muslim 2567
وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا الْمُغِيرَةُ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ " فَاكْلَفُوا مَا لَكُمْ بِهِ طَاقَةٌ " .
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dedi ki:) Bize Muğire, Ebu'z-Zinâd'dan, o da A'rec'den, o da Ebû Hureyre (Radiyallahu anh)'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet eyledi. Yalnız o: «Takat getirebileceğiniz şeyleri yüklenin.» dedi.
Sahih Muslim 2568
وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، - رضى الله عنه - عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ نَهَى عَنِ الْوِصَالِ . بِمِثْلِ حَدِيثِ عُمَارَةَ عَنْ أَبِي زُرْعَةَ .
Bize İbni Numeyr rivayet etti. (Dedi ki:) Bize babam rivayet etti. (Dedi ki:) Bize A'meş, Ebû Sâlih'den, o da Ebû Hureyre (Radiyallahu anh)'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet eyledi ki, visalden nehiy buyurmuşlar. Râvi, Umâre'nin Ebû Zür'a'dan rivayet ettiği hadîs gibi rivayette bulunmuştur.
Sahih Muslim 2569
حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو النَّضْرِ، هَاشِمُ بْنُ الْقَاسِمِ حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، - رضى الله عنه - قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي فِي رَمَضَانَ فَجِئْتُ فَقُمْتُ إِلَى جَنْبِهِ وَجَاءَ رَجُلٌ آخَرُ فَقَامَ أَيْضًا حَتَّى كُنَّا رَهْطًا فَلَمَّا حَسَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنَّا خَلْفَهُ جَعَلَ يَتَجَوَّزُ فِي الصَّلاَةِ ثُمَّ دَخَلَ رَحْلَهُ فَصَلَّى صَلاَةً لاَ يُصَلِّيهَا عِنْدَنَا . قَالَ قُلْنَا لَهُ حِينَ أَصْبَحْنَا أَفَطِنْتَ لَنَا اللَّيْلَةَ قَالَ فَقَالَ " نَعَمْ ذَاكَ الَّذِي حَمَلَنِي عَلَى الَّذِي صَنَعْتُ " . قَالَ فَأَخَذَ يُوَاصِلُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَذَاكَ فِي آخِرِ الشَّهْرِ فَأَخَذَ رِجَالٌ مِنْ أَصْحَابِهِ يُوَاصِلُونَ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " مَا بَالُ رِجَالٍ يُواصِلُونَ إِنَّكُمْ لَسْتُمْ مِثْلِي أَمَا وَاللَّهِ لَوْ تَمَادَّ لِيَ الشَّهْرُ لَوَاصَلْتُ وِصَالاً يَدَعُ الْمُتَعَمِّقُونَ تَعَمُّقَهُمْ " .
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dedi ki:) Bize Ebu'n-Nadr Hâşim b. Kāsım rivayet etti. (Dedi ki:) Bize Süleyman, Sâbit'den, o da Enes (Radiyallahu anh)'dan naklen rivayet eyledi. Enes şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ramazanda namaz kılıyordu. Ben de gelerek yanı başına namaza durdum. Başka bir adam gelerek o da durdu. Neticede bir cemâat olduk. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizim arkasında olduğumuzu hissedince namazda kısaltma yapmaya başladı. Sonra evine girdi; orada öyle bir namaz kıldı ki onu bizim yanımızda kılmadı. Sabahladığımız vakit kendisine: «Akşam arkanda olduğumuzu anladın mı?» diye sorduk. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Evet, yaptığım tahfife beni sevk eden budur.» buyurdular. Müteakiben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) visal orucu tutmaya başladı. Bu iş ayın sonuna tesadüf etmişti. Derken ashabından birtakım adamlar da visal orucuna başladılar. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bazı adamlara ne oluyor ki visal yapıyorlar? Şüphesiz siz benim gibi değilsiniz. Bana bakın, vallahi eğer ay uzamış olsaydı öyle bir visal orucu tutardım ki bu işin derinliğine dalanlar derinliğe dalmaktan vazgeçerlerdi.» buyurdular.
Sahih Muslim 2570
حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ النَّضْرِ التَّيْمِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، - يَعْنِي ابْنَ الْحَارِثِ - حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، - رضى الله عنه - قَالَ وَاصَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي أَوَّلِ شَهْرِ رَمَضَانَ فَوَاصَلَ نَاسٌ مِنَ الْمُسْلِمِينَ فَبَلَغَهُ ذَلِكَ فَقَالَ " لَوْ مُدَّ لَنَا الشَّهْرُ لَوَاصَلْنَا وِصَالاً يَدَعُ الْمُتَعَمِّقُونَ تَعَمُّقَهُمْ إِنَّكُمْ لَسْتُمْ مِثْلِي - أَوْ قَالَ - إِنِّي لَسْتُ مِثْلَكُمْ إِنِّي أَظَلُّ يُطْعِمُنِي رَبِّي وَيَسْقِينِي " .
Bize Asım b. Nadr Et-Teymî rivayet etti. (Dedi ki) Bize Hâlid, yani İbni'l-Hâris rivayet eyledi. (Dedi ki) Bize Humeyd, Sâbit'den, o da Enes (Radiyallahu anh)'dan naklen rivayet etti, şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ramazan ayının başında visal orucu tuttu. (Onu görünce) Müslümanlardan bazı kimseler de visal yaptılar. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu duyunca: «Bu ay bize uzamış olsa öyle bir visal yapardık ki bu işin derinliğine dalanlar ondan vazgeçerlerdi. Şüphesiz ki siz benim gibi değilsiniz; yahut şüphesiz ki ben sizin gibi değilim. Çünkü ben, Rabbim beni doyurup suladığı hâlde yaşarım.» buyurdular.
Sahih Muslim 2571
وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَعُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، جَمِيعًا عَنْ عَبْدَةَ، - قَالَ إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، - عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - قَالَتْ نَهَاهُمُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْوِصَالِ رَحْمَةً لَهُمْ . فَقَالُوا إِنَّكَ تُوَاصِلُ . قَالَ " إِنِّي لَسْتُ كَهَيْئَتِكُمْ إِنِّي يُطْعِمُنِي رَبِّي وَيَسْقِينِي " .
Bize İshâk b. İbrahim ile Osman b. Ebî Şeybe hep birden Abde'den rivayet ettiler. İshâk: (Dedi ki) Bize Abdetü'bnü Süleyman, Hişam b. Urve'den, o da babasından, o da Âişe (Radiyallahu anha)'dan naklen haber verdi. Âişe şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ümmetine acıdığı için kendilerini visal orucundan nehiy buyurdu. Ashâb: «Ama sen de visal yapıyorsun.» dediler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben sizin gibi değilim. Çünkü beni Rabbim doyurur ve sular.» buyurdu.
Sahih Muslim 2572
حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُقَبِّلُ إِحْدَى نِسَائِهِ وَهُوَ صَائِمٌ . ثُمَّ تَضْحَكُ .
Bana Aliyyü'bnü Hucr rivayet etti. (Dedi ki) Bize Süfyan, Hişam b. Urve'den, o da babasından, o da Âişe (Radiyallahu anha)'dan naklen rivayet eyledi. Âişe: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) oruçlu iken kadınlarından birini öperdi.» demiş, sonra gülmüş.
Sahih Muslim 2573
حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ السَّعْدِيُّ، وَابْنُ أَبِي عُمَرَ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ قُلْتُ لِعَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ أَسَمِعْتَ أَبَاكَ يُحَدِّثُ عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُقَبِّلُهَا وَهُوَ صَائِمٌ فَسَكَتَ سَاعَةً ثُمَّ قَالَ نَعَمْ .
Bana Alîyyü'bnü Hucr Es-Sa'di ile İbni Ebî Ömer rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Süfyan rivayet etti. (Dedi ki) Abdurrahman b. Kaasim'e: — Sen, babanı Âişe (Radiyallahû anha)'dan naklen Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in oruçlu olduğu halde onu öperdiğini rivayet ederken işittin mi? dedim. Abdurrahman biraz sustu, sonra: — «Evet» cevâbını verdi.
Sahih Muslim 2574
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُقَبِّلُنِي وَهُوَ صَائِمٌ وَأَيُّكُمْ يَمْلِكُ إِرْبَهُ كَمَا كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَمْلِكُ إِرْبَهُ
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki) Bize Aliyyü'bnü Müshir, Ubeydullah b. Ömer'den, o da Kaasim'den, o da Âişe (Radiyallahû anha)'dan naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) oruçlu olduğu halde beni öperdi. Acaba sizin hanginiz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in nefsine hâkim olduğu gibi kendine mâlik olabilir?»
Sahih Muslim 2575
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالَ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، وَعَلْقَمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها ح . وَحَدَّثَنَا شُجَاعُ بْنُ مَخْلَدٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي زَائِدَةَ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ مُسْلِمٍ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُقَبِّلُ وَهُوَ صَائِمٌ وَيُبَاشِرُ وَهُوَ صَائِمٌ وَلَكِنَّهُ أَمْلَكُكُمْ لإِرْبِهِ .
Bize Yahya b. Yahya ile Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Ebû Kureyb rivayet ettiler. Yahya (Ahberanâ), ötekiler (Haddesenâ) tâbirlerini kullandılar. (Dediler ki): Bize Ebû Muâviye, A'meş'den, o da İbrahim'den, o da Esved ile Alkame'den, onlar da Âişe (Radiyallahû anha)'dan naklen rivayet ettiler. H. Bize Şuca' b. Mahled dahî rivayet etti. (Dedi ki) Bize Yahya b. Ebî Zaide rivayet etti. (Dedi ki) Bize A'meş, Müslim'den, o da Mesrûk'dan, o da Âişe (Radiyallahû anha)'dan naklen rivayet eyledi. Âişe şöyle demiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) oruçlu olduğu halde öper, oruçlu iken mübaşerette bulunurdu. Lakin içinizde nefsine en ziyade hâkim olan o idi.»
Sahih Muslim 2576
حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُقَبِّلُ وَهُوَ صَائِمٌ وَكَانَ أَمْلَكَكُمْ لإِرْبِهِ .
Bana Aliyyu'bnü Hucr ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Sufyân, Mansûr'dan, o da İbrahim'den, o da Alkame'den, o da Âişe (Radiyallahû anha)'dan rivayet etti ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhî ve Sellem) oruçlu iken öpermiş. (Âişe): «O, içinizde nefsine en ziyâde hâkim olanınızdı.» demiş.
Sahih Muslim 2577
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُبَاشِرُ وَهُوَ صَائِمٌ .
Bize Muhammedü'bnü'l-Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet eyledi. (Dedi ki): Bize Şube, Mansur'dan, o da İbrahim'den, o da Alkame'den, o da Âişe (Radiyallahû anha)'dan naklen rivayet etti ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) oruçlu iken mübaşerette bulunurmuş.
Sahih Muslim 2578
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عَوْنٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، قَالَ انْطَلَقْتُ أَنَا وَمَسْرُوقٌ، إِلَى عَائِشَةَ - رضى الله عنها - فَقُلْنَا لَهَا أَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُبَاشِرُ وَهُوَ صَائِمٌ قَالَتْ نَعَمْ وَلَكِنَّهُ كَانَ أَمْلَكَكُمْ لإِرْبِهِ أَوْ مِنْ أَمْلَكِكُمْ لإِرْبِهِ . شَكَّ أَبُو عَاصِمٍ .
Bize Muhammed b. el-Müsenna rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Asım rivayet etti. (Dedi ki): İbni Avn'ı, İbrahim'den, o da Esved'den hadisi rivayet ederken dinledim. Esved şöyle demiş: Ben ve Mesrûk, Âişe (r.a.)'ya giderek ona: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) oruçlu iken mübaşerette bulunur muydu?» diye sorduk. Âişe: «Evet, lâkin o sizin içinizde nefsine en ziyâde hâkim olanınız, yahut nefsine en ziyâde hâkim olanlarınızdan idi.» cevabını verdi. Râvi Ebû Asım burada şekketmiştir.
Sahih Muslim 2579
وَحَدَّثَنِيهِ يَعْقُوبُ الدَّوْرَقِيُّ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، وَمَسْرُوقٍ أَنَّهُمَا دَخَلاَ عَلَى أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ يَسْأَلاَنِهَا . فَذَكَرَ نَحْوَهُ .
Bana, bu hadîsi Ya'kub-u Devrakî de rivayet etti. (Dedi ki) Bize İsmail, İbni Avn'dan, o da İbrâhim'den, o da Esved ile Mesrûk'tan naklen onların Ümmü'l-Müminin Hazretlerine sormak için yanına girdiklerini rivayet etti ve hadîsi yukarıki hadîs gibi anlattı.
Sahih Muslim 2580
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، عَنْ يَحْيَى، بْنِ أَبِي كَثِيرٍ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ عَبْدِ الْعَزِيزِ، أَخْبَرَهُ أَنَّ عُرْوَةَ بْنَ الزُّبَيْرِ أَخْبَرَهُ أَنَّ عَائِشَةَ أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ - رضى الله عنها - أَخْبَرَتْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُقَبِّلُهَا وَهُوَ صَائِمٌ .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki) Bize Hasenü'bnü Musa rivayet etti. (Dedi ki) Bize Şeybân, Yahya b. Ebî Kesîr'den, o da Ebû Seleme'den naklen rivayet eyledi. Ebû Seleme'ye Ömerü'bnü Abdilaziz, ona da Urvetü'bnü Zübeyr, ona da Ümmü'l-Müminin Âişe (Radıyallahu anha) haber vermiş ki Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) oruçlu olduğu hâlde kendisini öpermiş.
Sahih Muslim 2581
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بِشْرٍ الْحَرِيرِيُّ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ، - يَعْنِي ابْنَ سَلاَّمٍ - عَنْ يَحْيَى، بْنِ أَبِي كَثِيرٍ بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ .
Bize Yahya b. Bişr el-Harîrî rivayet etti. (Dedi ki) Bize Muâviye, yani İbni Sellâm, Yahya b. Ebî Kesîr'den bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etti.
Sahih Muslim 2582
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ قَالَ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ زِيَادِ بْنِ عِلاَقَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مَيْمُونٍ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُقَبِّلُ فِي شَهْرِ الصَّوْمِ .
Bize Yahyâ b. Yahya ile Kuteybetü'bnü Said ve Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet ettiler. Yahya (Ahberana), ötekiler (Haddesena) tabirlerini kullandılar. (Dediler ki): Bize Ebu'l-Ahvâs, Ziyad b. İlâka'dan, o da Amr b. Meymûn'dan, o da Âişe (Radiyallahû anha)'dan naklen rivayet eyledi. Âişe: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) oruç ayında öperdi.» demiş.
Sahih Muslim 2583
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا بَهْزُ بْنُ أَسَدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ النَّهْشَلِيُّ، حَدَّثَنَا زِيَادُ بْنُ عِلاَقَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مَيْمُونٍ، عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُقَبِّلُ فِي رَمَضَانَ وَهُوَ صَائِمٌ .
Bana Muhammedü'bnü Hatim rivayet etti. (Dedi ki): Bize Behz b. Esed rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Bekr-i Nehşeli rivayet eyledi. (Dedi ki): Bize Ziyad b. İlâka, Amr b. Meymûn'dan, o da Âişe (Radiyallahû anha)'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ramazanda oruçlu iken öperdi.»
Sahih Muslim 2584
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ الْحُسَيْنِ، عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُقَبِّلُ وَهُوَ صَائِمٌ .
Bize Muhammed b. Beşşar rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdurrahman rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süfyan, Ebu'z-Zinad'dan, o da Aliyyü'bnü Hüseyin'den, o da Âişe (r.a.)'dan naklen rivayet eyledi ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) oruçlu iken öpermiş.
Sahih Muslim 2585
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالَ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ مُسْلِمٍ، عَنْ شُتَيْرِ بْنِ شَكَلٍ، عَنْ حَفْصَةَ، - رضى الله عنها - قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُقَبِّلُ وَهُوَ صَائِمٌ .
Bize Yahya b. Yahyâ ile Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Ebû Kureyb rivayet ettiler. Yahya (Ahberanâ), ötekiler (Haddesenâ) tabirlerini kullandılar. (Dediler ki): Bize Ebû Muâviye, A'meş'den, o da Müslim'den, o da Şüteyr b. Şekel'den, o da Hafsa (Radiyallahu anha)'dan naklen rivayet etti. Hafsa: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) oruçlu iken öperdi.» demiştir.
Sahih Muslim 2586
وَحَدَّثَنَا أَبُو الرَّبِيعِ الزَّهْرَانِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ عَنْ جَرِيرٍ، كِلاَهُمَا عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ مُسْلِمٍ، عَنْ شُتَيْرِ بْنِ شَكَلٍ، عَنْ حَفْصَةَ، - رضى الله عنها - عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ .
Bize Ebu'r-Rabi' ez-Zehrânî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Avâne rivayet eyledi. H. Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile İshâk b. İbrahim de Cerîr'den; bunların ikisi de Mansûr'dan, o da Müslim'den, o da Şüteyr b. Şekel'den, o da Hafsa (Radiyallahu anha)'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadisin mislini rivayet etmişlerdir.
Sahih Muslim 2587
حَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ الأَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرٌو، - وَهُوَ ابْنُ الْحَارِثِ - عَنْ عَبْدِ رَبِّهِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ كَعْبٍ الْحِمْيَرِيِّ، عَنْ عُمَرَ بْنِ أَبِي سَلَمَةَ، أَنَّهُ سَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَيُقَبِّلُ الصَّائِمُ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " سَلْ هَذِهِ " . لأُمِّ سَلَمَةَ فَأَخْبَرَتْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَصْنَعُ ذَلِكَ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَدْ غَفَرَ اللَّهُ لَكَ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِكَ وَمَا تَأَخَّرَ . فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَمَا وَاللَّهِ إِنِّي لأَتْقَاكُمْ لِلَّهِ وَأَخْشَاكُمْ لَهُ " .
Bana Harun b. Said el-Eylî rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dedi ki): Bana Amr, yani İbni Haris, Abdürabbih b. Saîd'den, o da Abdullah b. Ka'b el-Himyerî'den, o da Ömer b. Ebî Seleme'den naklen haber verdi. Ömer, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e: «Oruçlu bir kimse öpebilir mi?» diye sormuş, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona Ümmü Seleme'yi işaret ederek: «Buna sor.» cevabını vermiş. Ümmü Seleme de Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bu işi yaptığını ona haber vermiş. Bunun üzerine Ömer (Radiyallahu anh): «Ya Resûlallah, Allah senin gelmiş geçmiş bütün günahlarını affetmiştir.» demiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona: «Dikkat et, vallahi Allah'a karşı en ziyade ehl-i takva olanınız ve O'ndan en ziyade korkanınız şüphesiz ki benim.» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 2588
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ، بْنُ رَافِعٍ - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ بْنُ هَمَّامٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي عَبْدُ الْمَلِكِ، بْنُ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ أَبِي بَكْرٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، - رضى الله عنه - يَقُصُّ يَقُولُ فِي قَصَصِهِ مَنْ أَدْرَكَهُ الْفَجْرُ جُنُبًا فَلاَ يَصُمْ . فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لِعَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ - لأَبِيهِ - فَأَنْكَرَ ذَلِكَ . فَانْطَلَقَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ وَانْطَلَقْتُ مَعَهُ حَتَّى دَخَلْنَا عَلَى عَائِشَةَ وَأُمِّ سَلَمَةَ - رضى الله عنهما - فَسَأَلَهُمَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ عَنْ ذَلِكَ - قَالَ - فَكِلْتَاهُمَا قَالَتْ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُصْبِحُ جُنُبًا مِنْ غَيْرِ حُلُمٍ ثُمَّ يَصُومُ - قَالَ - فَانْطَلَقْنَا حَتَّى دَخَلْنَا عَلَى مَرْوَانَ فَذَكَرَ ذَلِكَ لَهُ عَبْدُ الرَّحْمَنِ . فَقَالَ مَرْوَانُ عَزَمْتُ عَلَيْكَ إِلاَّ مَا ذَهَبْتَ إِلَى أَبِي هُرَيْرَةَ فَرَدَدْتَ عَلَيْهِ مَا يَقُولُ - قَالَ - فَجِئْنَا أَبَا هُرَيْرَةَ وَأَبُو بَكْرٍ حَاضِرُ ذَلِكَ كُلِّهِ - قَالَ - فَذَكَرَ لَهُ عَبْدُ الرَّحْمَنِ فَقَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ أَهُمَا قَالَتَاهُ لَكَ قَالَ نَعَمْ . قَالَ هُمَا أَعْلَمُ . ثُمَّ رَدَّ أَبُو هُرَيْرَةَ مَا كَانَ يَقُولُ فِي ذَلِكَ إِلَى الْفَضْلِ بْنِ الْعَبَّاسِ فَقَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ سَمِعْتُ ذَلِكَ مِنَ الْفَضْلِ وَلَمْ أَسْمَعْهُ مِنَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . قَالَ فَرَجَعَ أَبُو هُرَيْرَةَ عَمَّا كَانَ يَقُولُ فِي ذَلِكَ . قُلْتُ لِعَبْدِ الْمَلِكِ أَقَالَتَا فِي رَمَضَانَ قَالَ كَذَلِكَ كَانَ يُصْبِحُ جُنُبًا مِنْ غَيْرِ حُلُمٍ ثُمَّ يَصُومُ .
Bana Muhammed b. Hatim rivayet etti. (Dedi ki) Bize Yahya b. Saîd, İbni Cüreyc'den naklen rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Rafi' de rivayet etti. Lafız onundur. (Dedi ki) Bize Abdurrazzak b. Hemmam rivayet etti. (Dedi ki) Bize İbni Cüreyc haber verdi. (Dedi ki) Bana Abdülmelik b. Ebi Bekir b. Abdirrahman, Ebu Bekir'den naklen haber verdi. Ebu Bekir şöyle demiş: Ebu Hureyre (Radiyallahu anh)'ı kıssa ederken dinledim, kıssasında şunları söylüyordu: «Bir kimse cünüb olarak sabahlarsa oruç tutmasın.» Ben bunu babam Abdurrahman b. Haris'e anlattım. Babam bunu kabul etmedi. Bunun üzerine babam Abdurrahman kalktı gitti. Onunla beraber ben de gittim. Nihayet Aişe ile Ümmü Seleme (Radiyallahu anhuma)'nın yanlarına girdik. Babam Abdurrahman bu meseleyi onlara sordu. İkisi birden: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bazen ihtilamdan başka bir sebeple cünüb olarak sabahlar, sonra oruç tutardı.» dediler. Oradan giderek Mervan'ın yanına girdik. Babam bu meseleyi ona da andı. Mervan: «Ben sana, Ebu Hureyre'ye giderek söylediklerini kendisine iade etmeni kat'iyyetle emrediyorum.» dedi. Bunun üzerine Ebu Hureyre'ye geldik. Ebu Bekir, yani ben, bütün bunlara şahit olmuştur. Babam Abdurrahman konuşulanları kendisine anlattı. Ebu Hureyre: «Bunları sana onlar mı söyledi?» diye sordu. Babam: «Evet.» cevabını verdi. Ebu Hureyre: «Onlar bunu daha iyi bilirler.» dedi. Bundan sonra Ebu Hureyre bu hususta söylediklerini Fadl b. Abbas'a nispet etti. Artık: «Ben bunu Fadl'dan işittim. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den duymadım.» demeye başladı. Böylece Ebu Hureyre bu hususta söylemekte olduğu sözlerden dönmüş oldu. Ravi diyor ki: «Abdülmelik'e: ‘Aişe ile Ümmü Seleme, ramazanda dediler mi?’ diye sordum. ‘Öylece, yani Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ihtilamdan gayrı bir sebeple cünüb olarak sabahlar, sonra oruç tutardı.’ dedi.»
Sahih Muslim 2589
وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، وَأَبِي، بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ أَنَّ عَائِشَةَ، زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ قَدْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُدْرِكُهُ الْفَجْرُ فِي رَمَضَانَ وَهُوَ جُنُبٌ مِنْ غَيْرِ حُلُمٍ فَيَغْتَسِلُ وَيَصُومُ .
Bana Harmeletü'bnü Yahya rivayet etti. (Dedi ki) Bize İbni Vehb haber verdi. (Dedi ki) Bana Yunus, İbni Şihab'dan, o da Urvetü'bnü'z-Zübeyr ile Ebu Bekir b. Abdirrahman'dan naklen haber verdi ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Aişe: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ramazanda ihtilamdan gayrı bir sebeple cünüb olarak sabahlar da yıkanır, oruç tutardı.» demiş.
Sahih Muslim 2590
حَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ الأَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرٌو، - وَهُوَ ابْنُ الْحَارِثِ - عَنْ عَبْدِ رَبِّهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ كَعْبٍ الْحِمْيَرِيِّ، أَنَّ أَبَا بَكْرٍ، حَدَّثَهُ أَنَّ مَرْوَانَ أَرْسَلَهُ إِلَى أُمِّ سَلَمَةَ - رضى الله عنها - يَسْأَلُ عَنِ الرَّجُلِ يُصْبِحُ جُنُبًا أَيَصُومُ فَقَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصْبِحُ جُنُبًا مِنْ جِمَاعٍ لاَ مِنْ حُلُمٍ ثُمَّ لاَ يُفْطِرُ وَلاَ يَقْضِي .
Bana Harun b. Saîd El-Eylî rivayet etti. (Dedi ki) Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dedi ki) Bana Amr, yani İbni'l-Haris, Abdürabbih'den, o da Abdullah b. Ka'b El-Himyerî'den naklen haber verdi. Ona da Ebu Bekir rivayet etmiş ki kendisini Mervan, cünüb olarak sabahlayan bir adam oruç tutacak mı diye sormak için Ümmü Seleme (Radiyallahu anha)'ya göndermiş. Ümmü Seleme: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), cima sebebiyle, ihtilam olarak değil, cünüb olduğu hâlde sabahlar; sonra orucunu bozmaz, kaza da etmezdi.» demiş.
Sahih Muslim 2591
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ عَبْدِ رَبِّهِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ هِشَامٍ، عَنْ عَائِشَةَ، وَأُمِّ سَلَمَةَ زَوْجَيِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُمَا قَالَتَا إِنْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيُصْبِحُ جُنُبًا مِنْ جِمَاعٍ غَيْرِ احْتِلَامٍ فِي رَمَضَانَ ثُمَّ يَصُومُ.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki) Malik'e, Abdürabbih b. Saîd'den dinlediğim, onun da Ebu Bekir b. Abdirrahman b. Haris b. Hişam'dan, onun da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevceleri Aişe ile Ümmü Seleme'den naklen rivayet ettiği şu hadisi okudum: Aişe ile Ümmü Seleme: «Şüphesiz ki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ramazanda ihtilam sebebiyle değil, cimadan dolayı cünüp olduğu halde sabahlar, sonra oruç tutardı.» demişler.
Sahih Muslim 2592
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ، وَابْنُ حُجْرٍ، قَالَ ابْنُ أَيُّوبَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، - وَهُوَ ابْنُ مَعْمَرِ بْنِ حَزْمٍ الأَنْصَارِيُّ أَبُو طُوَالَةَ - أَنَّ أَبَا يُونُسَ، مَوْلَى عَائِشَةَ، أَخْبَرَهُ عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - أَنَّ رَجُلاً جَاءَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم يَسْتَفْتِيهِ وَهِيَ تَسْمَعُ مِنْ وَرَاءِ الْبَابِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ تُدْرِكُنِي الصَّلاَةُ وَأَنَا جُنُبٌ أَفَأَصُومُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم «وَأَنَا تُدْرِكُنِي الصَّلاَةُ وَأَنَا جُنُبٌ فَأَصُومُ». فَقَالَ لَسْتَ مِثْلَنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ قَدْ غَفَرَ اللَّهُ لَكَ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِكَ وَمَا تَأَخَّرَ. فَقَالَ «وَاللَّهِ إِنِّي لأَرْجُو أَنْ أَكُونَ أَخْشَاكُمْ لِلَّهِ وَأَعْلَمَكُمْ بِمَا أَتَّقِي».
Bize Yahya b. Eyyûb ile Kuteybe ve İbni Hucr rivayet ettiler. İbni Eyyûb (Dedi ki): Bize İsmail b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bana Abdullah b. Abdirrahman, yani Ebu Tuvale künyesini taşıyan İbni Ma'mer b. Hazm El-Ensâri'den naklen haber verdi. Ona da Aişe'nin azatlısı Ebû Yûnus, Aişe (Radıyallahu anha)'dan naklen haber vermiş ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e fetva sormak için bir adam gelmiş. Konuşulanları Aişe kapının arkasından işitiyormuş. Gelen zât: «Yâ Resûlallah, bazen ben cünüp iken namaz vakti geliyor, o gün oruç tutayım mı?» diye sormuş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben cünüp iken de namaz vakti geliyor. Ama ben oruç tutuyorum.» cevabını vermiş. O zât: «Sen bizim gibi değilsin yâ Resûlallah. Allah senin gelmiş geçmiş bütün günahlarını affetmiştir.» demiş. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Vallahi ben Allah'tan en ziyade korkanınız ve neden sakınacağımı en iyi bileniniz olmayı cidden ümit ederim.» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 2593
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عُثْمَانَ النَّوْفَلِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، أَنَّهُ سَأَلَ أُمَّ سَلَمَةَ - رضى الله عنها - عَنِ الرَّجُلِ يُصْبِحُ جُنُبًا أَيَصُومُ قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصْبِحُ جُنُبًا مِنْ غَيْرِ احْتِلَامٍ ثُمَّ يَصُومُ.
Bize Ahmed b. Osman En-Nevfelî rivayet etti. (Dedi ki) Bize Ebû Asım rivayet etti. (Dedi ki) Bize İbni Cüreyc rivayet etti. (Dedi ki) Bana Muhammed b. Yûsuf, Süleyman b. Yesâr'dan naklen haber verdi ki, Süleyman, Ümmü Seleme (Radıyallahu anha)'ya: «Cünüp olarak sabahlayan bir adam oruç tutacak mı?» diye sormuş. Ümmü Seleme (Radıyallahu anha): «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ihtilamdan başka bir sebeple cünüp olarak sabahlar, sonra oruç tutardı.» demiş.
Sahih Muslim 2594
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ وَابْنُ نُمَيْرٍ كُلُّهُمْ عَنِ ابْنِ عُيَيْنَةَ، - قَالَ يَحْيَى أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، - عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، - رضى الله عنه - قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ هَلَكْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَ " وَمَا أَهْلَكَكَ " . قَالَ وَقَعْتُ عَلَى امْرَأَتِي فِي رَمَضَانَ . قَالَ " هَلْ تَجِدُ مَا تُعْتِقُ رَقَبَةً " . قَالَ لاَ . قَالَ " فَهَلْ تَسْتَطِيعُ أَنْ تَصُومَ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ " . قَالَ لاَ . قَالَ " فَهَلْ تَجِدُ مَا تُطْعِمُ سِتِّينَ مِسْكِينًا " . قَالَ لاَ - قَالَ - ثُمَّ جَلَسَ فَأُتِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِعَرَقٍ فِيهِ تَمْرٌ . فَقَالَ " تَصَدَّقْ بِهَذَا " . قَالَ أَفْقَرَ مِنَّا فَمَا بَيْنَ لاَبَتَيْهَا أَهْلُ بَيْتٍ أَحْوَجُ إِلَيْهِ مِنَّا . فَضَحِكَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم حَتَّى بَدَتْ أَنْيَابُهُ ثُمَّ قَالَ " اذْهَبْ فَأَطْعِمْهُ أَهْلَكَ " .
Bize Yahya b. Yahya ile Ebû Bekir b. Ebî Şeybe, Züheyr b. Harb ve İbni Numeyr hep birden İbni Uyeyne'den rivayet ettiler. Yahya: (Dedi ki) Bize Süfyan b. Uyeyne, Zühri'den, o da Humeyd b. Abdirrahman'dan, o da Ebû Hureyre (Radiyallahu anh)'dan naklen haber verdi. Ebû Hureyre şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bir adam gelerek: — «Helak oldum ya Resûlallah,» dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Seni helak eden nedir?» diye sordu. O zât: — «Ramazan gününde zevcemle cima ettim.» cevâbını verdi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Bir köle azat edecek bir şey bulabilecek misin?» buyurdu. Adam: — «Hayır.» cevâbını verdi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «İki ay birbiri arkasına oruç tutabilecek misin?» diye sordu. Adam yine: — «Hayır.» cevâbını verdi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Öyle ise altmış fakiri doyuracak bir şey bulabilecek misin?» dedi. Adam yine: — «Hayır.» cevâbını verdi. Sonra oturdu. Derken Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e içinde hurma dolu bir zembil getirdiler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o adama: — «Bunu (al da) tesadduk et.» buyurdu. O zât: — «Bizden daha fakirine mi? Medine'nin iki taşlığı arasında buna bizden daha muhtaç bir aile yoktur.» dedi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) güldü, hatta yan dişleri göründü. Sonra (o zâta): — «Haydi git, bu hurmayı ailene yedir.» buyurdular.
Sahih Muslim 2595
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ مُسْلِمٍ الزُّهْرِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ . مِثْلَ رِوَايَةِ ابْنِ عُيَيْنَةَ وَقَالَ بِعَرَقٍ فِيهِ تَمْرٌ - وَهُوَ الزِّنْبِيلُ - وَلَمْ يَذْكُرْ فَضَحِكَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم حَتَّى بَدَتْ أَنْيَابُهُ .
Bize İshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dedi ki) Bize Cerîr, Mansûr'dan, o da Muhammed b. Müslim Ez-Zühri'den bu isnâdla İbni Uyeyne'nin rivayeti gibi haber verdi. Ve: «İçinde hurma dolu bir arak...» dedi. Arak, «zembil»dir. «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) güldü, hattâ yan dişleri göründü.» cümlesini söylemedi.
Sahih Muslim 2596
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَمُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، قَالاَ أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، ح وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، - رضى الله عنه - أَنَّ رَجُلاً، وَقَعَ بِامْرَأَتِهِ فِي رَمَضَانَ فَاسْتَفْتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ ذَلِكَ فَقَالَ " هَلْ تَجِدُ رَقَبَةً " . قَالَ لاَ . قَالَ " وَهَلْ تَسْتَطِيعُ صِيَامَ شَهْرَيْنِ " . قَالَ لاَ . قَالَ " فَأَطْعِمْ سِتِّينَ مِسْكِينًا " .
Bize Yahya b. Yahya ile Muhammed b. Rumh rivayet ettiler. (Dedi ki) Bize Leys haber verdi. H. Bize Kuteybe de rivayet etti. (Dedi ki) Bize Leys, İbni Şihab'dan, o da Humeyd b. Abdirrahman b. Avf'dan, o da Ebû Hureyre (Radiyallahu anh)'dan naklen rivayet eyledi ki, bir adam Ramazan gününde karısı ile cima etmiş de bunu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e danışmış. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Bir köle bulabilecek misin?» diye sormuş. Adam: — «Hayır.» cevâbını vermiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «İki ay oruç tutabilir misin?» demiş. O zât yine: — «Hayır.» cevâbını vermiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Öyle ise altmış fakir doyur.» buyurdular.
Sahih Muslim 2597
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ عِيسَى، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ أَنَّ رَجُلاً، أَفْطَرَ فِي رَمَضَانَ فَأَمَرَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُكَفِّرَ بِعِتْقِ رَقَبَةٍ . ثُمَّ ذَكَرَ بِمِثْلِ حَدِيثِ ابْنِ عُيَيْنَةَ .
Bize Muhammed b. Rafi' rivayet etti. (Dedi ki) Bize İshak b. İsa rivayet etti. (Dedi ki) Bize Mâlik, Zührî'den naklen bu isnâdla haber verdi ki, bir adam Ramazanda orucunu bozmuş da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona bir köle azat etmek suretiyle keffâret vermesini emir buyurmuş. Sonra Zührî, İbni Uyeyne hadîsi gibi rivayette bulunmuş.
Sahih Muslim 2598
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، حَدَّثَنِي ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، حَدَّثَهُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَمَرَ رَجُلاً أَفْطَرَ فِي رَمَضَانَ أَنْ يُعْتِقَ رَقَبَةً أَوْ يَصُومَ شَهْرَيْنِ أَوْ يُطْعِمَ سِتِّينَ مِسْكِينًا .
Bana Muhammed b. Râfi' rivayet etti. (Dedi ki) Bize Abdurrazzâk rivayet eyledi. (Dedi ki) Bize İbni Cüreyc haber verdi. (Dedi ki) Bana İbni Şihâb, Humeyd b. Abdirrahman'dan naklen rivayet etti. Ona da Ebû Hureyre anlatmış ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ramazanda orucunu bozan bir adama bir köle âzad etmesini yahut iki ay oruç tutmasını yahut da altmış fakiri doyurmasını emir buyurmuş.
Sahih Muslim 2599
حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَ حَدِيثِ ابْنِ عُيَيْنَةَ .
Bize Abd b. Humeyd rivayet etti. (Dedi ki) Bize Abdurrazzâk haber verdi. (Dedi ki) Bize Ma'mer, Zührî'den naklen bu isnâdla İbni Uyeyne hadîsinin mislini haber verdi.
Sahih Muslim 2600
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحِ بْنِ الْمُهَاجِرِ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جَعْفَرِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَبَّادِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - أَنَّهَا قَالَتْ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ احْتَرَقْتُ . قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لِمَ " . قَالَ وَطِئْتُ امْرَأَتِي فِي رَمَضَانَ نَهَارًا . قَالَ " تَصَدَّقْ تَصَدَّقْ " . قَالَ مَا عِنْدِي شَىْءٌ . فَأَمَرَهُ أَنْ يَجْلِسَ فَجَاءَهُ عَرَقَانِ فِيهِمَا طَعَامٌ فَأَمَرَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَتَصَدَّقَ بِهِ .
Bize Muhammed b. Rumh b. Muhacir rivayet etti. (Dedi ki) Bize Leys, Yahya b. Saîd'den, o da Abdurrahman b. Kaasim'den, o da Muhammed b. Ca'fer b. Zübeyr'den, o da Abbâd b. Abdillah b. Zübeyr'den, o da Âişe (Radiyallahû anha)'dan naklen haber verdi ki, şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bir adam gelerek: — «Yandım.» dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Niçin?» diye sordu. Adam: — «Ramazanda güpegündüz zevcemle cima ettim.» dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Sadaka ver, sadaka ver.» buyurdular. O zât: — «Bende hiçbir şey yoktur.» dedi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona oturmasını emir buyurdu. Derken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e içlerinde yiyecek bulunan iki zenbil geldi de o zâta bunları tasadduk etmesini emir buyurdu.
Sahih Muslim 2601
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ الثَّقَفِيُّ، قَالَ سَمِعْتُ يَحْيَى بْنَ سَعِيدٍ، يَقُولُ أَخْبَرَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ الْقَاسِمِ، أَنَّ مُحَمَّدَ بْنَ جَعْفَرِ بْنِ الزُّبَيْرِ، أَخْبَرَهُ أَنَّ عَبَّادَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - تَقُولُ أَتَى رَجُلٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ الْحَدِيثَ وَلَيْسَ فِي أَوَّلِ الْحَدِيثِ " تَصَدَّقْ تَصَدَّقْ " . وَلاَ قَوْلُهُ نَهَارًا .
Bize Muhammedü'bnü'l-Müsennâ rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdülvahhâb Es-Sekafî haber verdi. (Dedi ki) Yahya b. Saîd'i şöyle derken işittim: Bana Abdurrahman b. Kaasim haber verdi, ona da Muhammed b. Ca'fer b. Zübeyr haber vermiş. Ona da Abbâd b. Abdillah b. Zübeyr rivayet etmiş ki, kendisi Âişe (Radiyallahû anha)'yi: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bir adam geldi...» derken işitmiş. Müteakiben râvi hadisi rivayet etmiş. Bu hadîsin başında «Sadaka ver, sadaka ver.» ibaresiyle «güpegündüz» kaydı yoktur.
Sahih Muslim 2602
حَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، أَنَّ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ الْقَاسِمِ حَدَّثَهُ أَنَّ مُحَمَّدَ بْنَ جَعْفَرِ بْنِ الزُّبَيْرِ حَدَّثَهُ أَنَّ عَبَّادَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ عَائِشَةَ، زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم تَقُولُ أَتَى رَجُلٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْمَسْجِدِ فِي رَمَضَانَ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ احْتَرَقْتُ احْتَرَقْتُ . فَسَأَلَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا شَأْنُهُ " . فَقَالَ أَصَبْتُ أَهْلِي . قَالَ " تَصَدَّقْ " . فَقَالَ وَاللَّهِ يَا نَبِيَّ اللَّهِ مَا لِي شَىْءٌ وَمَا أَقْدِرُ عَلَيْهِ . قَالَ " اجْلِسْ " . فَجَلَسَ فَبَيْنَا هُوَ عَلَى ذَلِكَ أَقْبَلَ رَجُلٌ يَسُوقُ حِمَارًا عَلَيْهِ طَعَامٌ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَيْنَ الْمُحْتَرِقُ آنِفًا " . فَقَامَ الرَّجُلُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " تَصَدَّقْ بِهَذَا " . فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَغَيْرَنَا فَوَاللَّهِ إِنَّا لَجِيَاعٌ مَا لَنَا شَىْءٌ . قَالَ " فَكُلُوهُ " .
Bana Ebu't-Tâhir rivayet etti. (Dedi ki) Bize İbni Vehb haber verdi. (Dedi ki) Bana Amr b. Hâris haber verdi, ona da Abdurrahman b. Kaasim rivayet etmiş, ona da Muhammed b. Ca'fer b. Zübeyr rivayet etmiş, ona da Abbâd b. Abdillah b. Zübeyr rivayet etmiş ki, kendisi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Âişe'yi şunu söylerken işitmiş: «Bir adam Ramazanda mescidde iken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gelerek: — Ya Resûlallah, yandım, yandım, dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona başına geleni sordu. Adam: — Ehlimle cima ettim, dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — Sadaka ver, buyurdular. Adam: — Vallahi ya Nebiyyallah, hiçbir şeyim yoktur. Ben buna kaadir değilim, dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Otur.» emrini verdi. O da oturdu. O, bu hâlde iken bir adam, üzerinde yiyecek yüklü bir eşeği sürerek çıkageldi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Nerede o demin yanan zât?» diye sordu. Adam hemen ayağa kalktı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — Al, bunu tasadduk et, buyurdular. O zât: — Ya Resûlallah, bizden başkasına mı tasadduk edeceğim? Vallahi bizler cidden açız, hiçbir şeyimiz yok, dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Öyle ise onu siz yiyin.» buyurdular.
Sahih Muslim 2603
حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَمُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، قَالاَ أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، ح وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، - رضى الله عنهما - أَنَّهُ أَخْبَرَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَرَجَ عَامَ الْفَتْحِ فِي رَمَضَانَ فَصَامَ حَتَّى بَلَغَ الْكَدِيدَ ثُمَّ أَفْطَرَ وَكَانَ صَحَابَةُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَتَّبِعُونَ الأَحْدَثَ فَالأَحْدَثَ مِنْ أَمْرِهِ .
Bana Yahya b. Yahya ile Muhammed b. Rumh rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Leys haber verdi. H. Bize Kuteybetü'bnü Saîd de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Leys, İbni Şihab'den, o da Ubeydullah b. Abdillah b. Utbe'den, o da İbni Abbâs (Radiyallahu anhûma)'dan naklen rivayet eyledi ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) fetih yılında Ramazanda yola çıkmış. Kedid denilen yere varıncaya kadar oruç tutmuş, sonra orucu bırakmış. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabı onun bu yeni yeni fiillerine tâbi olurlarmış.
Sahih Muslim 2604
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ وَعَمْرٌو النَّاقِدُ وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ عَنْ سُفْيَانَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ . مِثْلَهُ . قَالَ يَحْيَى قَالَ سُفْيَانُ لاَ أَدْرِي مِنْ قَوْلِ مَنْ هُوَ يَعْنِي وَكَانَ يُؤْخَذُ بِالآخِرِ مِنْ قَوْلِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Yahya b. Yahya ile Ebû Bekir b. Ebî Şeybe, Amru'n-Nâkıd ve İshâk b. İbrahim, Süfyân'dan, o da Zührî'den naklen bu isnâdla bu hadîsin mislini rivayet ettiler. Yahya şunları söyledi: «Süfyan, (Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in son kavli ile amel edilirdi.) sözünü kastederek: — Bu sözün kimin olduğunu bilmiyorum, dedi.»
Sahih Muslim 2605
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ قَالَ الزُّهْرِيُّ وَكَانَ الْفِطْرُ آخِرَ الأَمْرَيْنِ وَإِنَّمَا يُؤْخَذُ مِنْ أَمْرِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالآخِرِ فَالآخِرِ . قَالَ الزُّهْرِيُّ فَصَبَّحَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَكَّةَ لِثَلاَثَ عَشْرَةَ لَيْلَةً خَلَتْ مِنْ رَمَضَانَ .
Bana Muhammed b. Râfi' rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdürrazzâk rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ma'mer, Zührî'den bu isnâdla haber verdi. Zührî şöyle demiş: «İki şıkkın sonuncusu oruç tutmamak olmuştu. Zaten Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in daima son fiili ile amel olunur.» Yine Zührî demiş ki: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Ramazandan on üç gece geçtikten sonra Mekke'ye sabahleyin vardı.»
Sahih Muslim 2606
وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَ حَدِيثِ اللَّيْثِ . قَالَ ابْنُ شِهَابٍ فَكَانُوا يَتَّبِعُونَ الأَحْدَثَ فَالأَحْدَثَ مِنْ أَمْرِهِ وَيَرَوْنَهُ النَّاسِخَ الْمُحْكَمَ .
Bana Harmeletü'bni Yahya rivayet etti. (Dedi ki) Bize İbni Vehb haber verdi. (Dedi ki) Bana Yûnus, İbni Şihâb'dan naklen bu isnâdla Leys hadisinin mislini haber verdi. İbni Şihâb: «Ashâb, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in en yeni fiiline tâbi olurlar, onu muhkem bir nâsih kabul ederlerdi.» demiş.
Sahih Muslim 2607
وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، - رضى الله عنهما - قَالَ سَافَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي رَمَضَانَ فَصَامَ حَتَّى بَلَغَ عُسْفَانَ ثُمَّ دَعَا بِإِنَاءٍ فِيهِ شَرَابٌ فَشَرِبَهُ نَهَارًا لِيَرَاهُ النَّاسُ ثُمَّ أَفْطَرَ حَتَّى دَخَلَ مَكَّةَ . قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ - رضى الله عنهما - فَصَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَفْطَرَ فَمَنْ شَاءَ صَامَ وَمَنْ شَاءَ أَفْطَرَ .
Bize İshak b. İbrahim rivayet etti. (Dedi ki) Bize Cerir, Mansûr'dan, o da Mücahid'den, o da Tâvus'dan, o da İbni Abbâs (Radiyallahu anhüma)'dan naklen haber verdi. İbni Abbâs şöyle demiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ramazanda sefer etti ve Usfan'a varıncaya kadar oruç tuttu. Sonra içinde su bulunan bir kap istedi. Ve cemâat kendisini görsün diye güpegündüz suyu içti. Ondan sonra Mekke'ye girinceye kadar oruç tutmadı.» İbni Abbâs (Radiyallahu anhüma): «İşte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hem oruç tuttu hem de tutmadı. Binaenaleyh isteyen oruç tutar, isteyen tutmaz.» demiş.
Sahih Muslim 2608
وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَبْدِ الْكَرِيمِ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، - رضى الله عنهما - قَالَ لاَ تَعِبْ عَلَى مَنْ صَامَ وَلاَ عَلَى مَنْ أَفْطَرَ قَدْ صَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي السَّفَرِ وَأَفْطَرَ .
Bize Ebû Kureyb rivayet etti. (Dedi ki) Bize Veki', Süfyân'dan, o da Abdülkerim'den, o da Tâvus'dan, o da İbni Abbâs'dan naklen rivayet eyledi; şöyle demiş: «Oruç tutanı da tutmayanı da ayıplama. Çünkü Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) seferde hem oruç tutmuş hem tutmamıştır.»
Sahih Muslim 2609
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، - يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ الْمَجِيدِ - حَدَّثَنَا جَعْفَرٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، - رضى الله عنهما - أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَرَجَ عَامَ الْفَتْحِ إِلَى مَكَّةَ فِي رَمَضَانَ فَصَامَ حَتَّى بَلَغَ كُرَاعَ الْغَمِيمِ فَصَامَ النَّاسُ ثُمَّ دَعَا بِقَدَحٍ مِنْ مَاءٍ فَرَفَعَهُ حَتَّى نَظَرَ النَّاسُ إِلَيْهِ ثُمَّ شَرِبَ فَقِيلَ لَهُ بَعْدَ ذَلِكَ إِنَّ بَعْضَ النَّاسِ قَدْ صَامَ فَقَالَ " أُولَئِكَ الْعُصَاةُ أُولَئِكَ الْعُصَاةُ " .
Bana Muhammedü'bnü'l-Müsennâ rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdülvahhâb yani İbni Abdilmecid rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ca'fer, babasından, o da Câbir b. Abdillah (Radiyallahu anh)'dan naklen rivayet etti ki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) fetih yılında Mekke'ye (sefer için) Ramazanda yola çıkmış ve Kürâu'l-Gamım denilen yere varıncaya kadar oruç tutmuş. Cemâat da oruç tutmuşlar. Sonra bir kadeh su istemiş, kadehi herkesin göreceği şekilde kaldırdıktan sonra suyu içmiş, bundan (biraz) sonra kendisine: — «Bâzı kimseler oruç tutuyorlar.» demişler. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Onlar âsilerdir, onlar âsilerdir.» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 2610
وَحَدَّثَنَاهُ قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، - يَعْنِي الدَّرَاوَرْدِيَّ - عَنْ جَعْفَرٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَزَادَ فَقِيلَ لَهُ إِنَّ النَّاسَ قَدْ شَقَّ عَلَيْهِمُ الصِّيَامُ وَإِنَّمَا يَنْظُرُونَ فِيمَا فَعَلْتَ . فَدَعَا بِقَدَحٍ مِنْ مَاءٍ بَعْدَ الْعَصْرِ .
Bize, bu hadîsi Kuteybetü'bnü Saîd dahî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdülazîz yâni Derâverdî, Ca'fer'den bu isnadla rivayet etti. Şunu da ziyâde eyledi: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e: — «Cemâata oruç meşakkat vermektedir. Onlar senin ne yapacağına bakıyorlar.» dediler. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ikindiden sonra bir kadeh su istedi.
Sahih Muslim 2611
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ بَشَّارٍ جَمِيعًا عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جَعْفَرٍ - قَالَ أَبُو بَكْرٍ حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ - عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْحَسَنِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، - رضى الله عنهما - قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي سَفَرٍ فَرَأَى رَجُلاً قَدِ اجْتَمَعَ النَّاسُ عَلَيْهِ وَقَدْ ظُلِّلَ عَلَيْهِ فَقَالَ " مَا لَهُ " . قَالُوا رَجُلٌ صَائِمٌ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَيْسَ مِنَ الْبِرِّ أَنْ تَصُومُوا فِي السَّفَرِ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Muhammedü'bnü'l-Müsennâ ve İbni Beşşâr toptan Muhammed b. Ca'fer'den rivayet ettiler. Ebû Bekir (Dedi ki): Bize Gunder, Şu'be'den, o da Muhammed b. Abdirrahman b. Sa'd'dan, o da Muhammed b. Amr b. Hasen'den, o da Câbir b. Abdillah (Radiyallahu anhüma)'dan naklen rivayet eyledi. Câbir şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir seferde idi. (Bir ara) etrafına insanlar toplanmış, gölgelendirilmekte olan bir adam gördü de: — «Ona ne olmuş?» diye sordu. Ashâb: — «Oruç tutan bir adam.» cevabını verdiler. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Seferde oruç tutmanız tâattan ma'dut değildir.» buyurdular.
Sahih Muslim 2612
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ سَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ عَمْرِو بْنِ الْحَسَنِ، يُحَدِّثُ أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، - رضى الله عنهما - يَقُولُ رَأَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَجُلاً بِمِثْلِهِ .
Bize Ubeydullah b. Muâz rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şube, Muhammed b. Abdirrahmân'dan rivayet etti. (Demiş ki): Ben Muhammed b. Amr b. Hasen'i rivayet ederken dinledim. O da Câbir b. Abdillah'ı (Radiyallahu anhümâ) şunu söylerken işitmiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir adam gördü...» Râvi hadisi yukarıdaki gibi rivayet etmiştir.
Sahih Muslim 2613
وَحَدَّثَنَاهُ أَحْمَدُ بْنُ عُثْمَانَ النَّوْفَلِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، بِهَذَا الإِسْنَادِ . نَحْوَهُ وَزَادَ قَالَ شُعْبَةُ وَكَانَ يَبْلُغُنِي عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ أَنَّهُ كَانَ يَزِيدُ فِي هَذَا الْحَدِيثِ وَفِي هَذَا الإِسْنَادِ أَنَّهُ قَالَ " عَلَيْكُمْ بِرُخْصَةِ اللَّهِ الَّذِي رَخَّصَ لَكُمْ " . قَالَ فَلَمَّا سَأَلْتُهُ لَمْ يَحْفَظْهُ .
Bize bu hadisi Ahmed b. Osman en-Nevfelî dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Dâvud rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şube bu isnadla yukarıdaki hadisin benzerini rivayet etti ve şunu da ilâve etti: Şube dedi ki: Yahya b. Ebî Kesîr'in bu hadiste ve bu isnadda şu sözü ziyade ettiği bana ulaşırdı: «Allah'ın size verdiği ruhsata sarılın.» Şube dedi ki: Kendisine bunu sorduğum zaman hatırlayamadı.
Sahih Muslim 2614