أَصَبْتُ شَارِفًا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ﷺ فِي مَغْنَمٍ يَوْمَ بَدْرٍ وَأَعْطَانِي رَسُولُ اللَّهِ ﷺ شَارِفًا أُخْرَى فَأَنَخْتُهُمَا يَوْمًا عِنْدَ بَابِ رَجُلٍ مِنَ الأَنْصَارِ وَأَنَا أُرِيدُ أَنْ أَحْمِلَ عَلَيْهِمَا إِذْخِرًا لأَبِيعَهُ وَمَعِيَ صَائِغٌ مِنْ بَنِي قَيْنُقَاعَ فَأَسْتَعِينَ بِهِ عَلَى وَلِيمَةِ فَاطِمَةَ وَحَمْزَةُ بْنُ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ يَشْرَبُ فِي ذَلِكَ الْبَيْتِ مَعَهُ قَيْنَةٌ تُغَنِّيهِ فَقَالَتْ أَلاَ يَا حَمْزَ لِلشُّرُفِ النِّوَاءِ فَثَارَ إِلَيْهِمَا حَمْزَةُ بِالسَّيْفِ فَجَبَّ أَسْنِمَتَهُمَا وَبَقَرَ خَوَاصِرَهُمَا ثُمَّ أَخَذَ مِنْ أَكْبَادِهِمَا قُلْتُ لاِبْنِ شِهَابٍ وَمِنَ السَّنَامِ قَالَ قَدْ جَبَّ أَسْنِمَتَهُمَا فَذَهَبَ بِهَا قَالَ ابْنُ شِهَابٍ قَالَ عَلِيٌّ فَنَظَرْتُ إِلَى مَنْظَرٍ أَفْظَعَنِي فَأَتَيْتُ نَبِيَّ اللَّهِ ﷺ وَعِنْدَهُ زَيْدُ بْنُ حَارِثَةَ فَأَخْبَرْتُهُ الْخَبَرَ فَخَرَجَ وَمَعَهُ زَيْدٌ وَانْطَلَقْتُ مَعَهُ فَدَخَلَ عَلَى حَمْزَةَ فَتَغَيَّظَ عَلَيْهِ فَرَفَعَ حَمْزَةُ بَصَرَهُ فَقَالَ هَلْ أَنْتُمْ إِلاَّ عَبِيدٌ لآبَائِي فَرَجَعَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ يُقَهْقِرُ حَتَّى خَرَجَ عَنْهُمْ
Ali b. Ebî Tâlib şöyle demiştir: Bedir günü Resûlullah ﷺ ile birlikte ganimetten bana yaşlı bir dişi deve isabet etti. Resûlullah ﷺ bana başka bir yaşlı dişi deve daha verdi. Bir gün onları ensardan bir adamın kapısı yanında çöktürdüm. Satmak üzere üzerlerine izhir otu yüklemek istiyordum. Yanımda Benî Kaynukâ'dan bir kuyumcu vardı; Fâtıma'nın velîmesi için ondan yardım alacaktım. Hamza b. Abdülmuttalib de o evde içki içiyordu. Yanında kendisine şarkı söyleyen bir cariye vardı. Cariye: Ey Hamza, semiz yaşlı develere! dedi. Bunun üzerine Hamza kılıçla onların üzerine atıldı, hörgüçlerini kesti, böğürlerini yardı, sonra ciğerlerinden aldı. İbn Cüreyc dedi ki: İbn Şihâb'a: Hörgüçten de mi? dedim. O: Hörgüçlerini kesip götürdü, dedi. İbn Şihâb dedi ki: Ali şöyle dedi: Beni dehşete düşüren bir manzaraya baktım. Nebiyyullah ﷺ'e geldim. Yanında Zeyd b. Hârise vardı. Haberi kendisine bildirdim. O da yanında Zeyd olduğu halde çıktı; ben de onunla gittim. Hamza'nın yanına girdi ve ona öfkelendi. Hamza başını kaldırıp: Siz babalarımın kölelerinden başka nesiniz? dedi. Bunun üzerine Resûlullah ﷺ geri geri yürüyerek onların yanından çıktı.
Sahih Muslim 5114
أَخْبَرَنِي ابْنُ جُرَيْجٍ بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ
Abdürrezzâk dedi ki: İbn Cüreyc bu isnadla bunun benzerini bana haber verdi.
Sahih Muslim 5115
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى التَّمِيمِيُّ، أَخْبَرَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، حَدَّثَنِي ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ حُسَيْنِ بْنِ عَلِيٍّ، عَنْ أَبِيهِ، حُسَيْنِ بْنِ عَلِيٍّ عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، قَالَ أَصَبْتُ شَارِفًا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي مَغْنَمٍ يَوْمَ بَدْرٍ وَأَعْطَانِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم شَارِفًا أُخْرَى فَأَنَخْتُهُمَا يَوْمًا عِنْدَ بَابِ رَجُلٍ مِنَ الأَنْصَارِ وَأَنَا أُرِيدُ أَنْ أَحْمِلَ عَلَيْهِمَا إِذْخِرًا لأَبِيعَهُ وَمَعِيَ صَائِغٌ مِنْ بَنِي قَيْنُقَاعَ فَأَسْتَعِينَ بِهِ عَلَى وَلِيمَةِ فَاطِمَةَ وَحَمْزَةُ بْنُ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ يَشْرَبُ فِي ذَلِكَ الْبَيْتِ مَعَهُ قَيْنَةٌ تُغَنِّيهِ فَقَالَتْ أَلاَ يَا حَمْزَ لِلشُّرُفِ النِّوَاءِ فَثَارَ إِلَيْهِمَا حَمْزَةُ بِالسَّيْفِ فَجَبَّ أَسْنِمَتَهُمَا وَبَقَرَ خَوَاصِرَهُمَا ثُمَّ أَخَذَ مِنْ أَكْبَادِهِمَا. قُلْتُ لاِبْنِ شِهَابٍ وَمِنَ السَّنَامِ قَالَ قَدْ جَبَّ أَسْنِمَتَهُمَا فَذَهَبَ بِهَا. قَالَ ابْنُ شِهَابٍ قَالَ عَلِيٌّ فَنَظَرْتُ إِلَى مَنْظَرٍ أَفْظَعَنِي فَأَتَيْتُ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَعِنْدَهُ زَيْدُ بْنُ حَارِثَةَ فَأَخْبَرْتُهُ الْخَبَرَ فَخَرَجَ وَمَعَهُ زَيْدٌ وَانْطَلَقْتُ مَعَهُ فَدَخَلَ عَلَى حَمْزَةَ فَتَغَيَّظَ عَلَيْهِ فَرَفَعَ حَمْزَةُ بَصَرَهُ فَقَالَ هَلْ أَنْتُمْ إِلاَّ عَبِيدٌ لآبَائِي فَرَجَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُقَهْقِرُ حَتَّى خَرَجَ عَنْهُمْ.
Bize Yahya b. Yahya et-Temimî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Haccâc b. Muhammed, İbn Cüreyc'den naklen haber verdi. (Dedi ki): Bana İbn Şihâb, Ali b. Hüseyin b. Ali'den, o da babası Hüseyin b. Ali'den, o da Ali b. Ebî Tâlib'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Bedir (Harbi) günü Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte ganimetten bana yaşlı bir deve isabet etti. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana bir yaşlı deve daha verdi. Bir gün ben bunları ensardan bir zatın kapısı önünde çöktürdüm. Satmak için üzerlerine boya otu yüklemek istiyordum. Yanımda Benî Kaynukâ kabilesinden bir kuyumcu vardı. Ondan Fâtıma'nın düğün daveti hususunda yardım almak istiyordum. Hamza b. Abdülmuttalib de bu evde içki içiyordu. Yanında kendisine şarkı söyleyen bir cariye vardı. Cariye: Ey Hamza, semiz yaşlı develere dikkat! dedi. Hamza hemen kılıcıyla onların üzerine atılarak hörgüçlerini kesti, böğürlerini yardı. Sonra karaciğerlerinden birer parça aldı. (İbn Cüreyc diyor ki): Ben İbn Şihâb'a: Hörgüçten de mi? diye sordum. O: Her ikisinin hörgüçlerini kesti ve götürdü, dedi. İbn Şihâb demiş ki: Ali şunu söyledi: Beni dehşete düşüren bir manzara gördüm. Bunun üzerine Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldim. Yanında Zeyd b. Hârise vardı. Kendisine haberi ilettim. O da beraberinde Zeyd olduğu hâlde dışarı çıktı. Onunla ben de gittim. Hamza'nın yanına girerek ona öfkelendi. Hamza başını kaldırdı ve: Siz benim babalarımın kölelerinden başka nesiniz? dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de gerisin geriye giderek yanlarından çıktı.
Sahih Muslim 5127
وَحَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنِي عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنِي ابْنُ جُرَيْجٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ .
Bize Abd b. Humeyd rivayet etti. (Dedi ki): Bana Abdürrezzâk haber verdi. (Dedi ki): Bana İbn-i Cüreyc bu isnadla bu hadîsin mislini haber verdi.
Sahih Muslim 5128
وَحَدَّثَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ، أَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ كَثِيرِ بْنِ عُفَيْرٍ أَبُو عُثْمَانَ الْمِصْرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنِي يُونُسُ بْنُ يَزِيدَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي عَلِيُّ بْنُ حُسَيْنِ، بْنِ عَلِيٍّ أَنَّ حُسَيْنَ بْنَ عَلِيٍّ، أَخْبَرَهُ أَنَّ عَلِيًّا قَالَ كَانَتْ لِي شَارِفٌ مِنْ نَصِيبِي مِنَ الْمَغْنَمِ يَوْمَ بَدْرٍ وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَعْطَانِي شَارِفًا مِنَ الْخُمُسِ يَوْمَئِذٍ فَلَمَّا أَرَدْتُ أَنْ أَبْتَنِيَ بِفَاطِمَةَ بِنْتِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَاعَدْتُ رَجُلاً صَوَّاغًا مِنْ بَنِي قَيْنُقَاعَ يَرْتَحِلُ مَعِيَ فَنَأْتِي بِإِذْخِرٍ أَرَدْتُ أَنْ أَبِيعَهُ مِنَ الصَّوَّاغِينَ فَأَسْتَعِينَ بِهِ فِي وَلِيمَةِ عُرْسِي فَبَيْنَا أَنَا أَجْمَعُ لِشَارِفَىَّ مَتَاعًا مِنَ الأَقْتَابِ وَالْغَرَائِرِ وَالْحِبَالِ وَشَارِفَاىَ مُنَاخَانِ إِلَى جَنْبِ حُجْرَةِ رَجُلٍ مِنَ الأَنْصَارِ وَجَمَعْتُ حِينَ جَمَعْتُ مَا جَمَعْتُ فَإِذَا شَارِفَاىَ قَدِ اجْتُبَّتْ أَسْنِمَتُهُمَا وَبُقِرَتْ خَوَاصِرُهُمَا وَأُخِذَ مِنْ أَكْبَادِهِمَا فَلَمْ أَمْلِكْ عَيْنَىَّ حِينَ رَأَيْتُ ذَلِكَ الْمَنْظَرَ مِنْهُمَا قُلْتُ مَنْ فَعَلَ هَذَا قَالُوا فَعَلَهُ حَمْزَةُ بْنُ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ وَهُوَ فِي هَذَا الْبَيْتِ فِي شَرْبٍ مِنَ الأَنْصَارِ غَنَّتْهُ قَيْنَةٌ وَأَصْحَابَهُ فَقَالَتْ فِي غِنَائِهَا أَلاَ يَا حَمْزَ لِلشُّرُفِ النِّوَاءِ فَقَامَ حَمْزَةُ بِالسَّيْفِ فَاجْتَبَّ أَسْنِمَتَهُمَا وَبَقَرَ خَوَاصِرَهُمَا فَأَخَذَ مِنْ أَكْبَادِهِمَا قَالَ عَلِيٌّ فَانْطَلَقْتُ حَتَّى أَدْخُلَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَعِنْدَهُ زَيْدُ بْنُ حَارِثَةَ - قَالَ - فَعَرَفَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي وَجْهِيَ الَّذِي لَقِيتُ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا لَكَ " قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَاللَّهِ مَا رَأَيْتُ كَالْيَوْمِ قَطُّ عَدَا حَمْزَةُ عَلَى نَاقَتَىَّ فَاجْتَبَّ أَسْنِمَتَهُمَا وَبَقَرَ خَوَاصِرَهُمَا وَهَا هُوَ ذَا فِي بَيْتٍ مَعَهُ شَرْبٌ - قَالَ - فَدَعَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِرِدَائِهِ فَارْتَدَاهُ ثُمَّ انْطَلَقَ يَمْشِي وَاتَّبَعْتُهُ أَنَا وَزَيْدُ بْنُ حَارِثَةَ حَتَّى جَاءَ الْبَابَ الَّذِي فِيهِ حَمْزَةُ فَاسْتَأْذَنَ فَأَذِنُوا لَهُ فَإِذَا هُمْ شَرْبٌ فَطَفِقَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَلُومُ حَمْزَةَ فِيمَا فَعَلَ فَإِذَا حَمْزَةُ مُحْمَرَّةٌ عَيْنَاهُ فَنَظَرَ حَمْزَةُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ صَعَّدَ النَّظَرَ إِلَى رُكْبَتَيْهِ ثُمَّ صَعَّدَ النَّظَرَ فَنَظَرَ إِلَى سُرَّتِهِ ثُمَّ صَعَّدَ النَّظَرَ فَنَظَرَ إِلَى وَجْهِهِ فَقَالَ حَمْزَةُ وَهَلْ أَنْتُمْ إِلاَّ عَبِيدٌ لأَبِي فَعَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ ثَمِلٌ فَنَكَصَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى عَقِبَيْهِ الْقَهْقَرَى وَخَرَجَ وَخَرَجْنَا مَعَهُ .
Bana Ebû Bekr b. İshâk da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Said b. Kesir b. Ufeyr Ebû Osman el-Mısrî haber verdi. (Dedi ki): Bize Abdullah b. Vehb rivayet etti. (Dedi ki): Bana Yûnus b. Yezid, İbn-i Şihab'dan rivayet etti. (Dedi ki): Bana Ali b. Hüseyn b. Ali haber verdi. Ona Hüseyn b. Ali haber vermiş ki: Ali şöyle demiş: — Benim Bedir günü alınan ganimetten hisseme düşen yaşlı bir devem vardı. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o gün ganimetin beşte birinden bir yaşlı deve daha vermişti. Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kızı Fâtime ile evlenmek isteyince Benî Kaynukaâ kabilesinden kuyumcu bir adamdan benimle beraber geleceğine söz aldım. Boya otu getirecektik. Onu kuyumculara satarak zifaf davetimde menfaatlanmak istiyordum. Ben develerim için ip, çuval ve semerlerden müteşekkil eşyayı toplarken, develerim ensardan bir adamın evinin yanı başına çökmüşlerdi. Toplayacağımı topladım, bir de baktım develerimin hörgüçleri kesilmiş; böğürleri delinmiş ve ciğerlerinden bir şeyler alınmış. Onların bu manzarasını görünce gözyaşlarımı tutamadım. — Bunu kim yaptı? dedim. — Onu Hamza b. Abdilmuttalip yaptı. Hamza şu evde ensardan içkiciler arasında bulunmaktadır. Ona ve arkadaşlarına bir cariye şarkı okudu ve şarkısı esnasında: — Yâ Hamza, semiz yaşlı develere dikkat! dedi. Hamza hemen kılıçla kalkarak onların hörgüçlerini kesti ve böğürlerini delerek, ciğerlerinden birer parça aldı, dediler. Ali demiş ki: — Bunun üzerine ben gittim, hattâ Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına girdim. Yanında Zeyd b. Harise vardı. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yüzümden ne ile karşılaştığımı anladı. Ve Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sana ne oldu?» dedi. — Yâ Resûlallah! Vallahi bugünkü gibi şimdiye kadar hiç görmedim. Hamza benim iki deveme tecavüz ederek hörgüçlerini kesmiş, böğürlerini de delmiş. İşte kendisi bir evde bulunuyor. Yanında içkiciler var, dedim. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kaftanını isteyerek onu örtündü. Sonra yürümeye koyuldu. Kendisini Zeyd b. Harise ile ben takib ettik. Nihayet Hamza'nın bulunduğu evin kapısına geldi. Ve izin istedi. Kendisine izin verdiler. Bir de ne görsün, hep içkiciler. Derken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yaptığından dolayı Hamza'yı azarlamaya başladı. Birden Hamza'nın gözleri kızarmıştı. Hamza, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e baktı. Sonra gözünü onun dizlerine kaldırdı. Sonra gözünü daha kaldırarak göbeğine baktı. Sonra daha kaldırarak yüzüne baktı. Arkasından Hamza şunu söyledi: — Siz benim babamın kölelerinden başka bir şey misiniz? Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun sarhoş olduğunu anladı artık. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) döndü, gerisin geriye giderek dışarı çıktı. Biz de onunla beraber çıktık.
Sahih Muslim 5129
وَحَدَّثَنِيهِ مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ قُهْزَاذَ، حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُثْمَانَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، بْنِ الْمُبَارَكِ عَنْ يُونُسَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ .
Bu hadîsi bana Muhammed b. Abdillah b. Kuhzâz da rivayet etti. (Dedi ki): Bana Abdullah b. Osman, Abdullah b. Mübârek'den, o da Yûnus'dan, o da Zührî'den naklen bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etti.
Sahih Muslim 5130
حَدَّثَنِي أَبُو الرَّبِيعِ، سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ الْعَتَكِيُّ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، - يَعْنِي ابْنَ زَيْدٍ - أَخْبَرَنَا ثَابِتٌ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كُنْتُ سَاقِيَ الْقَوْمِ يَوْمَ حُرِّمَتِ الْخَمْرُ فِي بَيْتِ أَبِي طَلْحَةَ وَمَا شَرَابُهُمْ إِلاَّ الْفَضِيخُ الْبُسْرُ وَالتَّمْرُ . فَإِذَا مُنَادٍ يُنَادِي فَقَالَ اخْرُجْ فَانْظُرْ فَخَرَجْتُ فَإِذَا مُنَادٍ يُنَادِي أَلاَ إِنَّ الْخَمْرَ قَدْ حُرِّمَتْ - قَالَ - فَجَرَتْ فِي سِكَكِ الْمَدِينَةِ فَقَالَ لِي أَبُو طَلْحَةَ اخْرُجْ فَاهْرِقْهَا . فَهَرَقْتُهَا فَقَالُوا أَوْ قَالَ بَعْضُهُمْ قُتِلَ فُلاَنٌ قُتِلَ فُلاَنٌ وَهِيَ فِي بُطُونِهِمْ - قَالَ فَلاَ أَدْرِي هُوَ مِنْ حَدِيثِ أَنَسٍ - فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ { لَيْسَ عَلَى الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جُنَاحٌ فِيمَا طَعِمُوا إِذَا مَا اتَّقَوْا وَآمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ}
Enes b. Mâlik şöyle rivayet etmiştir: "İçkinin haram kılındığı gün Ebû Talha'nın evindeki topluluğa içki sunuyordum. İçkileri yalnızca koruk hurma ile kuru hurmadan yapılmıştı. Bir münadinin seslendiği duyuldu. Ebû Talha, 'Çık da bak' dedi. Çıktım; bir münadi, 'Dikkat edin! İçki haram kılındı' diye ilan ediyordu. Bunun üzerine içki Medine sokaklarında aktı. Ebû Talha bana, 'Çık ve onu dök' dedi; ben de döktüm. Bazıları, 'Falan ve falan öldürüldü; içki karınlarındaydı' dediler." Râvi, bunun Enes'in sözlerinden olup olmadığını bilmediğini söyledi. Bunun üzerine Allah Teâlâ, "İman edip salih ameller işleyenlere, sakındıkları, iman ettikleri ve salih ameller işledikleri sürece daha önce yiyip içtiklerinden dolayı bir günah yoktur" ayetini indirdi.
Sahih Muslim 5131
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ صُهَيْبٍ، قَالَ سَأَلُوا أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ عَنِ الْفَضِيخِ، فَقَالَ مَا كَانَتْ لَنَا خَمْرٌ غَيْرَ فَضِيخِكُمْ هَذَا الَّذِي تُسَمُّونَهُ الْفَضِيخَ إِنِّي لَقَائِمٌ أَسْقِيهَا أَبَا طَلْحَةَ وَأَبَا أَيُّوبَ وَرِجَالاً مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي بَيْتِنَا إِذْ جَاءَ رَجُلٌ فَقَالَ هَلْ بَلَغَكُمُ الْخَبَرُ قُلْنَا لاَ قَالَ فَإِنَّ الْخَمْرَ قَدْ حُرِّمَتْ فَقَالَ يَا أَنَسُ أَرِقْ هَذِهِ الْقِلاَلَ قَالَ فَمَا رَاجَعُوهَا وَلاَ سَأَلُوا عَنْهَا بَعْدَ خَبَرِ الرَّجُلِ .
Bize Yahya b. Eyyûb da rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Uleyye rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdülaziz b. Suhayb haber verdi. (Dedi ki): Enes b. Mâlik'e fadîhi sordular da şu cevabı verdi: — Sizin fadîh ismini verdiğiniz şu fadîhinizden başka bizim bir şarabımız yoktu. Ben ayakta olduğum hâlde Ebû Talha ile Ebû Eyyûb'a ve evimizde Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabından birtakım adamlara onu sunuyordum. Aniden bir adam gelerek: — Haber size ulaştı mı? dedi. — Hayır! dedik. — Gerçekten şarap haram kılınmış, dedi. Bunun üzerine Ebû Talha: — Yâ Enes! Bu küpleri akıt, dedi. Bu adamın haberinden sonra artık ne ona döndüler ne de sordular.
Sahih Muslim 5132
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، قَالَ وَأَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ التَّيْمِيُّ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، قَالَ إِنِّي لَقَائِمٌ عَلَى الْحَىِّ عَلَى عُمُومَتِي أَسْقِيهِمْ مِنْ فَضِيخٍ لَهُمْ وَأَنَا أَصْغَرُهُمْ سِنًّا فَجَاءَ رَجُلٌ فَقَالَ إِنَّهَا قَدْ حُرِّمَتِ الْخَمْرُ فَقَالُوا اكْفَأْهَا يَا أَنَسُ . فَكَفَأْتُهَا . قَالَ قُلْتُ لأَنَسٍ مَا هُوَ قَالَ بُسْرٌ وَرُطَبٌ . قَالَ فَقَالَ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَنَسٍ كَانَتْ خَمْرَهُمْ يَوْمَئِذٍ . قَالَ سُلَيْمَانُ وَحَدَّثَنِي رَجُلٌ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ أَنَّهُ قَالَ ذَلِكَ أَيْضًا .
Bize yine Yahya b. Eyyûb rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Uleyye rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süleyman et-Teymî de haber verdi. (Dedi ki): Bize Enes b. Mâlik rivayet etti. (Dedi ki): — Ben cemaate, amcalarıma hizmet ediyordum. Kendilerinin fadîhinden onlara sunuyordum. Yaşça en küçükleriydim. Derken bir adam gelerek: — Hiç şüphesiz şarap haram kılınmıştır, dedi. Bunun üzerine cemaat: — Onu dök yâ Enes! dediler. Ben de onu döktüm. Süleyman demiş ki: Enes'e: — O nedir? dedim. — Koruk ve yaş hurmadır, dedi. Bunun üzerine Ebû Bekr b. Enes: — Bu, o gün onların şarabıydı, dedi. Süleyman demiş ki: — Bana bir adam dahi Enes b. Mâlik'ten rivayet etti ki Enes bunu da söylemiş.
Sahih Muslim 5133
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ أَنَسٌ كُنْتُ قَائِمًا عَلَى الْحَىِّ أَسْقِيهِمْ . بِمِثْلِ حَدِيثِ ابْنِ عُلَيَّةَ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ فَقَالَ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَنَسٍ كَانَ خَمْرَهُمْ يَوْمَئِذٍ . وَأَنَسٌ شَاهِدٌ فَلَمْ يُنْكِرْ أَنَسٌ ذَاكَ . وَقَالَ ابْنُ عَبْدِ الأَعْلَى حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ عَنْ أَبِيهِ قَالَ حَدَّثَنِي بَعْضُ مَنْ كَانَ مَعِي أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسًا يَقُولُ كَانَ خَمْرَهُمْ يَوْمَئِذٍ .
Bize Muhammed b. Abdi'l-a'lâ rivayet etti. (Dedi ki): Bize Mu'temir babasından rivayet etti. (Demiş ki): Enes şunu söyledi: Ben cemaatin hizmetinde idim, onlara sunuyordum... Râvi İbni Uleyye hadisi gibi rivayet etmiştir. Yalnız o şöyle demiştir: «Ebû Bekr b. Enes: Bu, o gün onların şarabıydı, dedi. Enes de mevcuttu. Ama Enes bunu inkâr etmedi.» İbni Abdi'l-a'lâ dedi ki: «Bize Mu'temir babasından rivayet etti. (Demiş ki): Bana benimle birlikte bulunanlardan biri anlattı ki, kendisi Enes'i: Bu, o gün onların şarabıydı, derken işitmiş.»
Sahih Muslim 5134
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، قَالَ وَأَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كُنْتُ أَسْقِي أَبَا طَلْحَةَ وَأَبَا دُجَانَةَ وَمُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ فِي رَهْطٍ مِنَ الأَنْصَارِ فَدَخَلَ عَلَيْنَا دَاخِلٌ فَقَالَ حَدَثَ خَبَرٌ نَزَلَ تَحْرِيمُ الْخَمْرِ . فَكَفَأْنَاهَا يَوْمَئِذٍ وَإِنَّهَا لَخَلِيطُ الْبُسْرِ وَالتَّمْرِ . قَالَ قَتَادَةُ وَقَالَ أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ لَقَدْ حُرِّمَتِ الْخَمْرُ وَكَانَتْ عَامَّةُ خُمُورِهِمْ يَوْمَئِذٍ خَلِيطَ الْبُسْرِ وَالتَّمْرِ .
Bize Yahya b. Eyyûb da rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Uleyye rivayet etti. (Dedi ki): Bize Saîd b. Ebi Arûbe dahi Katâde'den, o da Enes b. Mâlik'ten naklen haber verdi. (Şöyle demiş): Ben Ebû Talha ile Ebû Dücâne'ye ve Muâz b. Cebel'e ensardan birkaç kişi içinde bâde sunuyordum. Yanımıza biri girip: «Yeni bir haber çıktı; şarabın tahrimi indi.» dedi. Biz de o gün şarapları devirdik. Bunlar, koruk ile kuru hurmanın karışımı idiler. Katâde demiş ki: Enes b. Mâlik şunu söyledi: Gerçekten şarap haram kılındı. O gün ashabın umumiyetle şarapları koruk ve kuru hurma karışımı idi.
Sahih Muslim 5135
وَحَدَّثَنَا أَبُو غَسَّانَ الْمِسْمَعِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ بَشَّارٍ قَالُوا أَخْبَرَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ إِنِّي لأَسْقِي أَبَا طَلْحَةَ وَأَبَا دُجَانَةَ وَسُهَيْلَ ابْنَ بَيْضَاءَ مِنْ مَزَادَةٍ فِيهَا خَلِيطُ بُسْرٍ وَتَمْرٍ . بِنَحْوِ حَدِيثِ سَعِيدٍ .
Bize Ebû Gassân el-Mismaî ile Muhammed b. Müsennâ ve İbni Beşşâr da rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Muâz b. Hişâm haber verdi. (Dedi ki): Bana babam, Katâde'den, o da Enes b. Mâlik'ten naklen rivayet etti. Enes (şöyle demiş): Ben Ebû Talha ile Ebû Dücâne'ye ve Süheyl b. Beydâ'ya, içinde koruk ve kuru hurma karışımı bulunan bir kaptan bâde sunuyordum... Râvi, Saîd hadisi gibi rivayette bulunmuştur.
Sahih Muslim 5136
وَحَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ سَرْحٍ أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، أَنَّ قَتَادَةَ بْنَ دِعَامَةَ، حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى أَنْ يُخْلَطَ التَّمْرُ وَالزَّهْوُ ثُمَّ يُشْرَبَ وَإِنَّ ذَلِكَ كَانَ عَامَّةَ خُمُورِهِمْ يَوْمَ حُرِّمَتِ الْخَمْرُ .
Bana Ebû't-Tâhir Ahmed b. Amr b. Serh rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdullah b. Vehb haber verdi. (Dedi ki): Bana Amr b. Hâris haber verdi. Ona da Katâde b. Diâme rivayet etmiş ki, kendisi Enes b. Mâlik'i şöyle derken işitmiş: — Gerçekten Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kuru hurma ile renkli koruğu karıştırıp içmekten nehy buyurdu. Şarap haram kılındığı gün umumiyetle Arapların şarabı buydu.
Sahih Muslim 5137
وَحَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّهُ قَالَ كُنْتُ أَسْقِي أَبَا عُبَيْدَةَ بْنَ الْجَرَّاحِ وَأَبَا طَلْحَةَ وَأُبَىَّ بْنَ كَعْبٍ شَرَابًا مِنْ فَضِيخٍ وَتَمْرٍ فَأَتَاهُمْ آتٍ فَقَالَ إِنَّ الْخَمْرَ قَدْ حُرِّمَتْ . فَقَالَ أَبُو طَلْحَةَ يَا أَنَسُ قُمْ إِلَى هَذِهِ الْجَرَّةِ فَاكْسِرْهَا . فَقُمْتُ إِلَى مِهْرَاسٍ لَنَا فَضَرَبْتُهَا بِأَسْفَلِهِ حَتَّى تَكَسَّرَتْ .
Bana yine Ebû't-Tâhir rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dedi ki): Bana Mâlik b. Enes, İshâk b. Abdillah b. Ebî Talhâ'dan, o da Enes b. Mâlik'ten naklen haber verdi ki (şöyle demiş): — Ben Ebû Ubeyde b. Cerrah ile Ebû Talha'ya ve Übeyy b. Ka'b'a fadıh ile kuru hurmadan şerbet sunuyordum. Derken onlara biri gelerek: — Gerçekten şarap haram kılındı, dedi. Bunun üzerine Ebû Talha: — Yâ Enes! Kalk şu küpü kırıver, dedi. Ben de taştan oyma küpümüze vararak onu dibi ile yere vurdum. Nihayet kırıldı.
Sahih Muslim 5138
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، - يَعْنِي الْحَنَفِيَّ - حَدَّثَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ، بْنُ جَعْفَرٍ حَدَّثَنِي أَبِي أَنَّهُ، سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ لَقَدْ أَنْزَلَ اللَّهُ الآيَةَ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ فِيهَا الْخَمْرَ وَمَا بِالْمَدِينَةِ شَرَابٌ يُشْرَبُ إِلاَّ مِنْ تَمْرٍ .
Bize Muhammed b. Müsenna rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Bekr (yani Hanefî) rivayet etti. (Dedi ki): Abdülhamid b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bana babam rivayet etti ki, kendisi Enes b. Mâlik'i şunu söylerken işitmiş: — Allah, içerisinde şarabı haram kıldığı âyeti indirdi. Medine'de kuru hurmadan başka içilen bir içki yoktu.
Sahih Muslim 5139
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، ح وَحَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنِ السُّدِّيِّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ عَبَّادٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم سُئِلَ عَنِ الْخَمْرِ تُتَّخَذُ خَلاًّ فَقَالَ " لاَ " .
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdurrahman b. Mehdî haber verdi. H. Bize Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdurrahman, Süfyan'dan, o da Süddî'den, o da Yahya b. Abbâd'dan, o da Enes'ten naklen rivayet etti ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e şaraptan sirke yapılır mı? diye sorulmuş da: «Hayır!» diye cevap vermiş.
Sahih Muslim 5140
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ الْمُثَنَّى - قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ وَائِلٍ، عَنْ أَبِيهِ، وَائِلٍ الْحَضْرَمِيِّ، أَنَّ طَارِقَ بْنَ سُوَيْدٍ الْجُعْفِيَّ، سَأَلَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْخَمْرِ فَنَهَا أَوْ كَرِهَ أَنْ يَصْنَعَهَا فَقَالَ إِنَّمَا أَصْنَعُهَا لِلدَّوَاءِ فَقَالَ " إِنَّهُ لَيْسَ بِدَوَاءٍ وَلَكِنَّهُ دَاءٌ " .
Bize Muhammed b. Müsennâ ile Muhammed b. Beşşâr rivayet ettiler. Lâfız İbn-i Müsennâ'nındır. (Dediler ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Simak b. Harb'den, o da Alkame b. Vâil'den, o da babası Vâil El-Hadramî'den naklen rivayet etti ki, Târik b. Süveyd El-Cu'fî, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e şarabın hükmünü sormuş; o da kendisini men etmiş. Yahut onu yapmasını kerih görmüş. Bunun üzerine Târik: «Ben onu ancak ilâç için yapıyorum.» demiş. Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «O ilâç değildir; lâkin derttir.» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 5141
حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا الْحَجَّاجُ بْنُ أَبِي عُثْمَانَ، حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، أَنَّ أَبَا كَثِيرٍ، حَدَّثَهُ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الْخَمْرُ مِنْ هَاتَيْنِ الشَّجَرَتَيْنِ النَّخْلَةِ وَالْعِنَبَةِ " .
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dedi ki): Bize İsmail b. İbrahim rivayet etti. (Dedi ki): Bize Haccâc b. Ebî Osman haber verdi. (Dedi ki): Bana Yahya b. Ebî Kesir rivayet etti. Ona da Ebû Kesir, Ebû Hureyre'den naklen rivayet etmiş. Ebû Hureyre şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şarap şu iki ağaçtandır: Hurma ve üzüm!» buyurdular.
Sahih Muslim 5142
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو كَثِيرٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " الْخَمْرُ مِنْ هَاتَيْنِ الشَّجَرَتَيْنِ النَّخْلَةِ وَالْعِنَبَةِ " .
Bize Muhammed b. Abdullah b. Numeyr de rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Evzâî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Kesir rivayet etti. (Dedi ki): Ebû Hureyre'yi şunu söylerken işittim: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Şarap şu iki ağaçtandır: Hurma ve üzüm!» buyururken işittim.
Sahih Muslim 5143
وَحَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، وَعِكْرِمَةَ، بْنِ عَمَّارٍ وَعُقْبَةَ بْنِ التَّوْأَمِ عَنْ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الْخَمْرُ مِنْ هَاتَيْنِ الشَّجَرَتَيْنِ الْكَرْمَةِ وَالنَّخْلَةِ " . وَفِي رِوَايَةِ أَبِي كُرَيْبٍ " الْكَرْمِ وَالنَّخْلِ " .
Bize Züheyr b. Harb ile Ebû Kureyb de rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Veki', Evzâî ile İkrime b. Ammar ve Ukbe b. Tev'em'den, onlar da Ebû Kesir'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebû Hureyre şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şarap şu iki ağaçtandır: Bağ ve hurma!» buyurdular. Ebû Kureyb'in rivayetinde: «Bağdan ve hurmadan.» denilmiştir.
Sahih Muslim 5144
حَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ حَازِمٍ، سَمِعْتُ عَطَاءَ بْنَ أَبِي رَبَاحٍ، حَدَّثَنَا جَابِرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الأَنْصَارِيُّ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى أَنْ يُخْلَطَ الزَّبِيبُ وَالتَّمْرُ وَالْبُسْرُ وَالتَّمْرُ .
Bize Şeyban b. Ferrûh rivayet etti. (Dedi ki): Bize Cerir b. Hâzim rivayet etti. (Dedi ki): Ata' b. Ebî Rebah'dan dinledim. (Dedi ki): Bize Câbir b. Abdillah El-Ensârî rivayet etti ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kuru üzümle kuru hurmanın ve korukla kuru hurmanın karıştırılmasını yasak etmiştir.
Sahih Muslim 5145
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي رَبَاحٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الأَنْصَارِيِّ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ نَهَى أَنْ يُنْبَذَ التَّمْرُ وَالزَّبِيبُ جَمِيعًا وَنَهَى أَنْ يُنْبَذَ الرُّطَبُ وَالْبُسْرُ جَمِيعًا .
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys Ata' b. Ebî Rebah'tan, o da Câbir b. Abdillah El-Ensârî'den, o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti ki kuru hurma ile kuru üzümden beraberce nebiz yapılmasını ve olgun hurma ile koruk hurmanın beraberce nebiz yapılmasını yasak etmiştir.
Sahih Muslim 5146
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ وَمُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ رَافِعٍ - قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ قَالَ قَالَ لِي عَطَاءٌ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَجْمَعُوا بَيْنَ الرُّطَبِ وَالْبُسْرِ وَبَيْنَ الزَّبِيبِ وَالتَّمْرِ نَبِيذًا " .
Bana Muhammed b. Hatim de rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Saîd İbn-i Cüreyc'den rivayet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim ile Muhammed b. Râfi' dâhi rivayet ettiler. Lâfız İbn-i Râfi'indir. (Dedilerki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. (Dediki): Bize İbn-i Cüreyc haber verdi. (Dediki): Ata' bana şunu söyledi: Ben Câbir b. Abdillâh'ı şöyle derken işittim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Nebîz yapmak için olgun hurma ile koruk hurmayı ve kuru üzümle kuru hurmayı bir yere toplamayın.» buyurdular.
Sahih Muslim 5147
وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ الْمَكِّيِّ، مَوْلَى حَكِيمِ بْنِ حِزَامٍ عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الأَنْصَارِيِّ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ نَهَى أَنْ يُنْبَذَ الزَّبِيبُ وَالتَّمْرُ جَمِيعًا وَنَهَى أَنْ يُنْبَذَ الْبُسْرُ وَالرُّطَبُ جَمِيعًا .
Bize Kuteybe b. Saîd de rivayet etti. (Dediki): Bize Leys rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Rumh dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Hakim b. Hizâm'ın azatlısı Ebû'z-Zübeyr El-Mekkî'den, o da Câbir b. Abdillâh El-Ensârî'den, o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi ki kuru üzümle kuru hurmanın beraberce nebiz yapılmasını ve koruk hurma ile olgun hurmanın beraberce nebiz yapılmasını yasak etmiştir.
Sahih Muslim 5148
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، عَنِ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ التَّمْرِ وَالزَّبِيبِ أَنْ يُخْلَطَ بَيْنَهُمَا وَعَنِ التَّمْرِ وَالْبُسْرِ أَنْ يُخْلَطَ بَيْنَهُمَا .
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yezid b. Zürey', Teymî'den, o da Ebû Nadra'dan, o da Ebû Saîd'den naklen haber verdi ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kuru hurma ile kuru üzümün bir araya karıştırılmasını ve kuru hurma ile koruk hurmanın bir araya karıştırılmasını yasak etmiştir.
Sahih Muslim 5149
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ يَزِيدَ أَبُو مَسْلَمَةَ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ نَهَانَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ نَخْلِطَ بَيْنَ الزَّبِيبِ وَالتَّمْرِ وَأَنْ نَخْلِطَ الْبُسْرَ وَالتَّمْرَ .
Bize Yahya b. Eyyûb rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbn-i Uleyye rivayet etti. (Dedi ki): Bize Saîd b. Yezîd Ebû Mesleme, Ebû Nadra'dan, o da Ebû Saîd'den naklen rivayet etti. Ebû Saîd: “Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize kuru üzümle kuru hurmayı ve koruk hurma ile kuru hurmayı karıştırmamızı yasak etti.” demiştir.
Sahih Muslim 5150
وَحَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا بِشْرٌ، - يَعْنِي ابْنَ مُفَضَّلٍ - عَنْ أَبِي مَسْلَمَةَ بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ .
Bize Nasr b. Alî el-Cehdamî de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Bişr (yani İbn-i Mufaddal), Ebû Mesleme'den bu isnadla bu hadisin mislini rivayet etti.
Sahih Muslim 5151
وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ مُسْلِمٍ الْعَبْدِيِّ، عَنْ أَبِي الْمُتَوَكِّلِ النَّاجِيِّ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ شَرِبَ النَّبِيذَ مِنْكُمْ فَلْيَشْرَبْهُ زَبِيبًا فَرْدًا أَوْ تَمْرًا فَرْدًا أَوْ بُسْرًا فَرْدًا " .
Bize Kuteybe b. Saîd de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Veki', İsmail b. Müslim El-Abdî'den, o da Ebû'l-Mütevekkil En-Nâci'den, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sizden her kim nebîz içecekse, onu tek başına kuru üzüm olarak yahut tek başına kuru hurma veya tek başına koruk olarak içsin!» buyurdular.
Sahih Muslim 5152
وَحَدَّثَنِيهِ أَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ، حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مُسْلِمٍ، الْعَبْدِيُّ بِهَذَا الإِسْنَادِ قَالَ نَهَانَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ نَخْلِطَ بُسْرًا بِتَمْرٍ أَوْ زَبِيبًا بِتَمْرٍ أَوْ زَبِيبًا بِبُسْرٍ . وَقَالَ " مَنْ شَرِبَهُ مِنْكُمْ " . فَذَكَرَ بِمِثْلِ حَدِيثِ وَكِيعٍ .
Bu hadîsi bana Ebû Bekr b. İshak dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ravh b. Ubade rivayet etti. (Dedi ki): Bize İsmail b. Müslim El-Abdî, bu isnadla rivayet etti. (Dedi ki): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) korukla kuru hurmayı yahut kuru üzümle kuru hurmayı veya kuru üzümle koruk hurmayı karıştırmayı bize yasak etti. Bu hadîste: «Sizden onu kim içerse...» buyurmuş, râvi hadîsi Vekî'in hadisi gibi rivayet etmiştir.
Sahih Muslim 5153
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، أَخْبَرَنَا هِشَامٌ الدَّسْتَوَائِيُّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَنْتَبِذُوا الزَّهْوَ وَالرُّطَبَ جَمِيعًا وَلاَ تَنْتَبِذُوا الزَّبِيبَ وَالتَّمْرَ جَمِيعًا وَانْتَبِذُوا كُلَّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا عَلَى حِدَتِهِ " .
Bize Yahya b. Eyyûb rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbn-i Uleyye rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hişam-ı Destevâî, Yahya b. Ebî Kesir'den, o da Abdullah b. Ebî Katade'den, o da babasından naklen haber verdi. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Koruk ile olgun hurmadan beraberce nebiz yapmayın! Kuru üzümle kuru hurmadan da beraberce nebiz yapmayın! Bunların her birinden yalnız başına nebiz yapın!» buyurdular.
Sahih Muslim 5154
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ الْعَبْدِيُّ، عَنْ حَجَّاجِ بْنِ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Bişr El-Abdi, Haccâc b. Ebî Osman'dan, o da Yahya b. Ebî Kesîr'den bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etti.
Sahih Muslim 5155
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، أَخْبَرَنَا عَلِيٌّ، - وَهُوَ ابْنُ الْمُبَارَكِ - عَنْ يَحْيَى، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ تَنْتَبِذُوا الزَّهْوَ وَالرُّطَبَ جَمِيعًا وَلاَ تَنْتَبِذُوا الرُّطَبَ وَالزَّبِيبَ جَمِيعًا وَلَكِنِ انْتَبِذُوا كُلَّ وَاحِدٍ عَلَى حِدَتِهِ " . وَزَعَمَ يَحْيَى أَنَّهُ لَقِيَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَبِي قَتَادَةَ فَحَدَّثَهُ عَنْ أَبِيهِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِ هَذَا .
Bize Muhammed b. Müsennâ rivayet etti. (Dedi ki): Bize Osman b. Ömer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ali (Bu zat İbn-i Mübarek'tir.) Yahya'dan, o da Ebû Seleme'den, o da Ebû Katâde'den naklen haber verdi ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Koruk hurma ile olgun hurmadan beraberce nebiz yapmayın! Olgun hurma ile kuru üzümden de beraberce nebiz yapmayın! Lâkin bunların her birinden yalnız başına nebiz yapın!» buyurmuşlar. Yahya, Abdullah b. Ebî Katâde'ye rastladığını, onun da babasından, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bunun gibi rivayette bulunduğunu söylemiş.
Sahih Muslim 5156
وَحَدَّثَنِيهِ أَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ، حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ، حَدَّثَنَا حُسَيْنٌ الْمُعَلِّمُ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، بِهَذَيْنِ الإِسْنَادَيْنِ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ " الرُّطَبَ وَالزَّهْوَ وَالتَّمْرَ وَالزَّبِيبَ " .
Bu hadîsi bana Ebû Bekr b. İshâk da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ravh b. Ubade rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hüseyin El-Muallîm rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yahya b. Ebî Kesîr bu iki isnadla rivayette bulundu. Şu kadar var ki, o: «Olgun hurma ile koruk hurmadan ve kuru hurma ile kuru üzümden» dedi.
Sahih Muslim 5157
وَحَدَّثَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا أَبَانٌ الْعَطَّارُ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي قَتَادَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ خَلِيطِ التَّمْرِ وَالْبُسْرِ وَعَنْ خَلِيطِ الزَّبِيبِ وَالتَّمْرِ وَعَنْ خَلِيطِ الزَّهْوِ وَالرُّطَبِ وَقَالَ " انْتَبِذُوا كُلَّ وَاحِدٍ عَلَى حِدَتِهِ " .
Bana yine Ebû Bekr b. İshâk rivayet etti. (Dedi ki): Bize Affân b. Müslim rivayet etti. (Dedi ki): Bize Eban El-Attâr rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yahya b. Ebî Kesir rivayet etti. (Dedi ki): Bana Abdullah b. Ebî Katâde, babasından naklen rivayet etti ki, Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kuru hurma ile koruk hurma karışımı içkiden, kuru üzümle kuru hurma karışımından ve koruk hurma ile olgun hurma karışımı içkiden men etmiş ve: «Her birinden yalnız başına nebiz yapın.» buyurmuşlardır.
Sahih Muslim 5158
وَحَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِ هَذَا الْحَدِيثِ .
Bana Ebû Seleme b. Abdirrahman dahi Ebû Katâde'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet etti.
Sahih Muslim 5159
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَأَبُو كُرَيْبٍ - وَاللَّفْظُ لِزُهَيْرٍ - قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ عِكْرِمَةَ بْنِ عَمَّارٍ، عَنْ أَبِي كَثِيرٍ الْحَنَفِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الزَّبِيبِ وَالتَّمْرِ وَالْبُسْرِ وَالتَّمْرِ وَقَالَ " يُنْبَذُ كُلُّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا عَلَى حِدَتِهِ " .
Bize Züheyr b. Harb ile Ebû Kureyb rivayet ettiler. Lâfız Züheyr'indir. (Dediler ki): Bize Veki', İkrime b. Ammar'dan, o da Ebû Kesîr El-Hanefî'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kuru üzümle kuru hurmayı ve koruk hurma ile kuru hurmayı yasak etti de: «Bunların her birinden yalnız başına nebiz yapılır.» buyurdular.
Sahih Muslim 5160
وَحَدَّثَنِيهِ زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا هَاشِمُ بْنُ الْقَاسِمِ، حَدَّثَنَا عِكْرِمَةُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أُذَيْنَةَ، - وَهُوَ أَبُو كَثِيرٍ الْغُبَرِيُّ - حَدَّثَنِي أَبُو هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ .
Bu hadîsi bana yine Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dedi ki): Bize Haşim b. Kasım rivayet etti. (Dedi ki): Bize İkrime b. Ammâr rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yezid b. Abdirrahman b. Üzeyne —ki bu zât Ebû Kesir El-Guberî'dir— rivayet etti. (Dedi ki): Bana Ebû Hureyre rivayet etti. (Dedi ki): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yukarıki hadîsin mislini buyurdular.
Sahih Muslim 5161
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنِ الشَّيْبَانِيِّ، عَنْ حَبِيبٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ نَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُخْلَطَ التَّمْرُ وَالزَّبِيبُ جَمِيعًا وَأَنْ يُخْلَطَ الْبُسْرُ وَالتَّمْرُ جَمِيعًا وَكَتَبَ إِلَى أَهْلِ جُرَشَ يَنْهَاهُمْ عَنْ خَلِيطِ التَّمْرِ وَالزَّبِيبِ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe dahî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Alî b. Mushir, Şeybânî'den, o da Habîb'den, o da Saîd b. Cübeyr'den, o da İbn-i Abbâs'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kuru hurma ile kuru üzümün bir araya karıştırılmasını ve koruk hurma ile kuru hurmanın bir araya karıştırılmasını yasak etti. Ve Curaş ahâlisine mektup yazarak onları kuru hurma ile kuru üzümü karıştırmaktan men etti.
Sahih Muslim 5162
وَحَدَّثَنِيهِ وَهْبُ بْنُ بَقِيَّةَ، أَخْبَرَنَا خَالِدٌ، - يَعْنِي الطَّحَّانَ - عَنِ الشَّيْبَانِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ فِي التَّمْرِ وَالزَّبِيبِ وَلَمْ يَذْكُرِ الْبُسْرَ وَالتَّمْرَ .
Bana bu hadîsi Vehb b. Bakiyye de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Halid (yâni Tahhan), Şeybânî'den bu isnadla kuru hurma ile kuru üzüm hakkında haber verdi. Ama koruk hurma ile kuru hurmayı anmadı.
Sahih Muslim 5163
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ قَدْ نُهِيَ أَنْ يُنْبَذَ الْبُسْرُ وَالرُّطَبُ جَمِيعًا وَالتَّمْرُ وَالزَّبِيبُ جَمِيعًا .
Bana Muhammed b. Râfi' rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdurrezzâk rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbn-i Cüreyc haber verdi. (Dedi ki): Bana Musa b. Ukbe, Nâfi'den, o da İbn-i Ömer'den naklen haber verdi ki, şöyle diyormuş: Gerçekten koruk hurma ile olgun hurmanın beraberce ve kuru hurma ile kuru üzümün beraberce nebiz yapılması yasak edildi.
Sahih Muslim 5164
وَحَدَّثَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ، حَدَّثَنَا رَوْحٌ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ قَالَ قَدْ نُهِيَ أَنْ يُنْبَذَ الْبُسْرُ وَالرُّطَبُ جَمِيعًا وَالتَّمْرُ وَالزَّبِيبُ جَمِيعًا .
Bana Ebû Bekr b. İshak dahî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ravh rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbn-i Cüreyc rivayet etti. (Dedi ki): Bana Musa b. Ukbe, Nâfi'den, o da İbn-i Ömer'den naklen haber verdi ki, şöyle demiş: Gerçekten koruk hurma ile olgun hurmanın beraberce ve kuru hurma ile kuru üzümün beraberce nebiz yapılması yasak edildi.
Sahih Muslim 5165
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّهُ أَخْبَرَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الدُّبَّاءِ وَالْمُزَفَّتِ أَنْ يُنْبَذَ فِيهِ .
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Leys, İbn-i Şihâb'dan, o da Enes b. Mâlik'ten naklen rivayet etti. Enes ona haber verdi ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dübbâ' ve müzeffette nebiz yapılmasını yasak etti.
Sahih Muslim 5166
وَحَدَّثَنِي عَمْرٌو النَّاقِدُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الدُّبَّاءِ وَالْمُزَفَّتِ أَنْ يُنْتَبَذَ فِيهِ .
(Bana Amr en-Nâkıd da rivâyet etti. Dedi ki): Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî'den, o da Enes b. Mâlik'ten naklen rivâyet etti ki, Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) dübbâ' ve müzeffette nebiz yapılmasını yasak etmiş.
Sahih Muslim 5167
قَالَ وَأَخْبَرَهُ أَبُو سَلَمَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَنْتَبِذُوا فِي الدُّبَّاءِ وَلاَ فِي الْمُزَفَّتِ " . ثُمَّ يَقُولُ أَبُو هُرَيْرَةَ وَاجْتَنِبُوا الْحَنَاتِمَ .
Dedi ki: Ona Ebû Seleme de haber vermiş ki, Ebû Hüreyre'yi şunu söylerken işitmiş: Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): «Dübbâ' ile müzeffette nebiz yapmayın!» buyurdular. Sonra Ebû Hüreyre: «Hantemlerden de sakının!» demiş.
Sahih Muslim 5168
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا بَهْزٌ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ نَهَى عَنِ الْمُزَفَّتِ وَالْحَنْتَمِ وَالنَّقِيرِ . قَالَ قِيلَ لأَبِي هُرَيْرَةَ مَا الْحَنْتَمُ قَالَ الْجِرَارُ الْخُضْرُ .
(Bana Muhammed b. Hâtim rivâyet etti. Dedi ki): Bize Behz rivâyet etti. Dedi ki: Bize Vüheyb, Süheyl'den, o da babasından, o da Ebû Hüreyre'den, o da Peygamber'den (sallallahü aleyhi ve sellem) naklen rivâyet etti ki, Peygamber müzeffet, hantem ve nakîrde nebiz yapılmasını yasak etmiş. Râvi dedi ki: Ebû Hüreyre'ye: «Hantem nedir?» diye soruldu. O: «Yeşil testilerdir.» dedi.
Sahih Muslim 5169
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، أَخْبَرَنَا نُوحُ بْنُ قَيْسٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ عَوْنٍ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ لِوَفْدِ عَبْدِ الْقَيْسِ " أَنْهَاكُمْ عَنِ الدُّبَّاءِ وَالْحَنْتَمِ وَالنَّقِيرِ وَالْمُقَيَّرِ - وَالْحَنْتَمُ الْمَزَادَةُ الْمَجْبُوبَةُ - وَلَكِنِ اشْرَبْ فِي سِقَائِكَ وَأَوْكِهِ " .
Bize Nasr b. Alî El-Cehdamî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Nuh b. Kays haber verdi. (Dedi ki): Bize İbn-i Avn, Muhammed'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Abdul-Kays heyetine: «Sizi dubbâ', hantem, nekîr ve mukayyerden men ediyorum. Hantem ağzı kesilmiş küptür. Lâkin tulumundan iç ve ağzını bağla!» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 5170
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَمْرٍو الأَشْعَثِيُّ، أَخْبَرَنَا عَبْثَرٌ، ح وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، ح وَحَدَّثَنِي بِشْرُ بْنُ خَالِدٍ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدٌ، - يَعْنِي ابْنَ جَعْفَرٍ - عَنْ شُعْبَةَ، كُلُّهُمْ عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ التَّيْمِيِّ، عَنِ الْحَارِثِ بْنِ سُوَيْدٍ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُنْتَبَذَ فِي الدُّبَّاءِ وَالْمُزَفَّتِ . هَذَا حَدِيثُ جَرِيرٍ . وَفِي حَدِيثِ عَبْثَرٍ وَشُعْبَةَ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الدُّبَّاءِ وَالْمُزَفَّتِ .
Bize Said b. Amr El-Eş'asî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abser haber verdi. H. Bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Cerir rivayet etti. H. Bana Bişr b. Hâlid dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed (yani İbn-i Ca'fer), Şu'be'den naklen haber verdi. Bu râvilerin hepsi A'meş'den, o da İbrahim Et-Teymî'den, o da Haris b. Süveyd'den, o da Ali'den naklen rivayet etmişlerdir. Ali şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dubbâ' ile müzeffette nebiz yapılmasını yasak etti. Bu Cerir'in hadîsidir. Abser ile Şu'be'nin hadîslerinde ise: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dubbâ' ile müzeffetten nehiy buyurdu.» ifadesi vardır.
Sahih Muslim 5171
وَحَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، كِلاَهُمَا عَنْ جَرِيرٍ، قَالَ زُهَيْرٌ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ قُلْتُ لِلأَسْوَدِ هَلْ سَأَلْتَ أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ عَمَّا يُكْرَهُ أَنْ يُنْتَبَذَ فِيهِ قَالَ نَعَمْ . قُلْتُ يَا أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ أَخْبِرِينِي عَمَّا نَهَى عَنْهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُنْتَبَذَ فِيهِ . قَالَتْ نَهَانَا أَهْلَ الْبَيْتِ أَنْ نَنْتَبِذَ فِي الدُّبَّاءِ وَالْمُزَفَّتِ . قَالَ قُلْتُ لَهُ أَمَا ذَكَرَتِ الْحَنْتَمَ وَالْجَرَّ قَالَ إِنَّمَا أُحَدِّثُكَ بِمَا سَمِعْتُ أَأُحَدِّثُكَ مَا لَمْ أَسْمَعْ
Bize Züheyr b. Harb ile İshâk b. İbrahim, ikisi birden Cerir'den rivayet ettiler. Züheyr (dedi ki): Bize Cerir, Mansûr'dan, o da İbrahim'den naklen rivayet etti. İbrahim şöyle demiş: Esved'e: Sen Ümmü'l-Mü'minin'e hangi kap içinde nebiz yapmanın mekruh olacağını sordun mu? dedim. «Evet! Ey Mü'minlerin Annesi! Bana Resûlullah'ın (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hangi kabın içinde nebiz yapmaktan nehiy buyurduğunu haber ver, dedim.» dedi. «Biz ehl-i beyti dubbâ' ile müzeffette nebiz yapmaktan men etti.» dedi. İbrahim demiş ki: Esved'e: Hantem ile cerri anmadı mı? diye sordum. «Ben sana ancak işittiğimi söylüyorum. İşitmediğim şeyi de sana söyleyeyim mi?» dedi.
Sahih Muslim 5172
وَحَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَمْرٍو الأَشْعَثِيُّ، أَخْبَرَنَا عَبْثَرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الدُّبَّاءِ وَالْمُزَفَّتِ .
Bize Saîd b. Amr El-Eş'asî de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abser, A'meş'den, o da İbrahim'den, o da Esved'den, o da Âişe'den naklen haber verdi ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dubbâ' ile müzeffet'den nehiy buyurmuş.
Sahih Muslim 5173
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، - وَهُوَ الْقَطَّانُ - حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، وَشُعْبَةُ، قَالاَ حَدَّثَنَا مَنْصُورٌ، وَسُلَيْمَانُ، وَحَمَّادٌ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ .
Bana Muhammed b. Hatim dahî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yahya (Bu zât Kattân'dır) rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süfyân ile Şu'be rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Mansûr ile Süleyman ve Hammâd, İbrahim'den, o da Esved'den, o da Âişe'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet etti.
Sahih Muslim 5174
حَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا الْقَاسِمُ، - يَعْنِي ابْنَ الْفَضْلِ - حَدَّثَنَا ثُمَامَةُ بْنُ حَزْنٍ الْقُشَيْرِيُّ قَالَ لَقِيتُ عَائِشَةَ فَسَأَلْتُهَا عَنِ النَّبِيذِ، فَحَدَّثَتْنِي أَنَّ وَفْدَ عَبْدِ الْقَيْسِ قَدِمُوا عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَسَأَلُوا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَنِ النَّبِيذِ فَنَهَاهُمْ أَنْ يَنْتَبِذُوا فِي الدُّبَّاءِ وَالنَّقِيرِ وَالْمُزَفَّتِ وَالْحَنْتَمِ .
Bize Şeyban b. Ferrûh rivayet etti. (Dedi ki): Bize Kaasım (yâni İbn-i Fadl) rivayet etti. (Dedi ki): Bize Sümame b. Hazn El-Kuşeyrî rivayet etti. (Dedi ki): Âişe'ye rastladım da, ona nebizi sordum. O da bana rivayet etti ki, Abdu'l-Kays hey'eti Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek kendisine nebizin hükmünü sormuşlar da onlara dubbâ', nekîr, müzeffet ve hantemde nebiz yapmaktan nehiy buyurmuş.
Sahih Muslim 5175
وَحَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سُوَيْدٍ، عَنْ مُعَاذَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الدُّبَّاءِ وَالْحَنْتَمِ وَالنَّقِيرِ وَالْمُزَفَّتِ .
Bize Ya'kub b. İbrahim de rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbn-i Uleyye rivayet etti. (Dedi ki): Bize İshâk b. Süveyd, Muâze'den, o da Aişe'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dubbâ', hantem, nekîr ve müzeffet'den nehiy buyurdu.
Sahih Muslim 5176
وَحَدَّثَنَاهُ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ الثَّقَفِيُّ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سُوَيْدٍ بِهَذَا الإِسْنَادِ إِلاَّ أَنَّهُ جَعَلَ مَكَانَ الْمُزَفَّتِ الْمُقَيَّرَ .
Bize bu hadîsi İshâk b. İbrahim dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdülvehhab es-Sekafî haber verdi. (Dedi ki): Bize İshâk b. Süveyd bu isnadla rivayette bulundu. Yalnız o, müzeffet'in yerine mukayyer'i koydu.
Sahih Muslim 5177
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا عَبَّادُ بْنُ عَبَّادٍ، عَنْ أَبِي جَمْرَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، ح وَحَدَّثَنَا خَلَفُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَبِي جَمْرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ، يَقُولُ قَدِمَ وَفْدُ عَبْدِ الْقَيْسِ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَنْهَاكُمْ عَنِ الدُّبَّاءِ وَالْحَنْتَمِ وَالنَّقِيرِ وَالْمُقَيَّرِ " . وَفِي حَدِيثِ حَمَّادٍ جَعَلَ - مَكَانَ الْمُقَيَّرِ - الْمُزَفَّتِ .
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abbâd b. Abbâd, Ebû Cemre'den, o da İbn-i Abbâs'tan naklen haber verdi. H. Bize Halef b. Hişâm da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hammâd b. Zeyd, Ebû Cemre'den rivayet etti. (Demiş ki): İbn-i Abbâs'ı şunu söylerken işittim: Abdülkays heyeti Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına geldi de Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlara: «Sizi dübbâ', hantem, nekîr ve mukayyer'den nehyediyorum!» buyurdular. Hammâd'ın hadîsinde mukayyer'in yerine müzeffet'i koymuştur.
Sahih Muslim 5178
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنِ الشَّيْبَانِيِّ، عَنْ حَبِيبٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الدُّبَّاءِ وَالْحَنْتَمِ وَالْمُزَفَّتِ وَالنَّقِيرِ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Alî b. Müshir, Şeybânî'den, o da Habîb'den, o da Saîd b. Cübeyr'den, o da İbn-i Abbâs'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dubbâ' ile hantem, müzeffet ve nekîr'den nehiy buyurdular.
Sahih Muslim 5179
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي عَمْرَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الدُّبَّاءِ وَالْحَنْتَمِ وَالْمُزَفَّتِ وَالنَّقِيرِ وَأَنْ يُخْلَطَ الْبَلَحُ بِالزَّهْوِ .
Bize yine Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Fudayl, Habib b. Ebî Amra'dan, o da Saîd b. Cübeyr'den, o da İbn-i Abbâs'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dubbâ' ile hantem, müzeffet ve nekîr'den, bir de koruk hurma ile olgunlaşmaya başlamış hurmayı karıştırmaktan nehiy buyurdular.
Sahih Muslim 5180
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ يَحْيَى الْبَهْرَانِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي عُمَرَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الدُّبَّاءِ وَالنَّقِيرِ وَالْمُزَفَّتِ .
Bize Muhammed b. Müsennâ rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdurrahman b. Mehdî, Şu'be'den, o da Yahya el-Behrânî'den naklen rivayet etti. (Demiş ki): Ben İbn-i Abbâs'dan işittim. H. Bize Muhammed b. Beşşâr da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Cafer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Yahya b. Ebî Ömer'den, o da İbn-i Abbâs'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dubbâ', nekîr ve müzeffet'den nehiy buyurdu.
Sahih Muslim 5181
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، عَنِ التَّيْمِيِّ، ح وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ التَّيْمِيُّ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الْجَرِّ أَنْ يُنْبَذَ فِيهِ .
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yezid b. Zürey', Teymî'den naklen haber verdi. H. Bize Yahya b. Eyyûb da rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbn-i Uleyye rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süleyman et-Teymî, Ebû Nadra'dan, o da Ebû Saîd'den naklen haber verdi ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) küplerde nebîz yapılmasını yasak etmiştir.
Sahih Muslim 5182
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، أَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الدُّبَّاءِ وَالْحَنْتَمِ وَالنَّقِيرِ وَالْمُزَفَّتِ .
Bize Yahya b. Eyyûb rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbn-i Uleyye rivayet etti. (Dedi ki): Bize Saîd b. Ebî Arûbe, Katâde'den, o da Ebû Nadra'dan, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den naklen haber verdi ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dubbâ', hantem, nekîr ve müzeffetten nehiy buyurmuştur.
Sahih Muslim 5183
وَحَدَّثَنَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى أَنْ يُنْتَبَذَ . فَذَكَرَ مِثْلَهُ .
Bize bu hadîsi Muhammed b. Müsennâ da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muâz b. Hişâm rivayet etti. (Dedi ki): Bana babam, Katâde'den bu isnadla rivayet etti ki, Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nebîz yapılmasından nehiy buyurmuş. Râvi yukarıki hadîsin mislini söylemiştir.
Sahih Muslim 5184
وَحَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنِي أَبِي، حَدَّثَنَا الْمُثَنَّى، - يَعْنِي ابْنَ سَعِيدٍ - عَنْ أَبِي الْمُتَوَكِّلِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الشُّرْبِ فِي الْحَنْتَمَةِ وَالدُّبَّاءِ وَالنَّقِيرِ .
Bize Nasr b. Ali El-Cehdami dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bana babam rivayet etti. (Dedi ki): Bana El-Müsennâ (yâni İbn-i Saîd) Ebû'l-Mütevekkil'den, o da Ebû Saîd'den naklen rivayet etti. Ebû Saîd şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hantemle, dübbâ' ve nekîrden içmeyi yasak etti.
Sahih Muslim 5185
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَسُرَيْجُ بْنُ يُونُسَ، - وَاللَّفْظُ لأَبِي بَكْرٍ - قَالاَ حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُعَاوِيَةَ، عَنْ مَنْصُورِ بْنِ حَيَّانَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، قَالَ أَشْهَدُ عَلَى ابْنِ عُمَرَ وَابْنِ عَبَّاسٍ أَنَّهُمَا شَهِدَا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الدُّبَّاءِ وَالْحَنْتَمِ وَالْمُزَفَّتِ وَالنَّقِيرِ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Süreyc b. Yûnus rivayet ettiler. Lâfız Ebû Bekr'indir. (Dediler ki): Bize Mervan b. Muaviye, Mansur b. Hayyan'dan, o da Saîd b. Cübeyr'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): İbn-i Ömer'le İbn-i Abbâs'a şehadet ederim ki, bunlar Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in dübbâ', hantem, müzeffet ve nekîrden nehiy buyurduğuna şahit olmuşlardır.
Sahih Muslim 5186
حَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، - يَعْنِي ابْنَ حَازِمٍ - حَدَّثَنَا يَعْلَى بْنُ حَكِيمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، قَالَ سَأَلْتُ ابْنَ عُمَرَ عَنْ نَبِيذِ الْجَرِّ، فَقَالَ حَرَّمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَبِيذَ الْجَرِّ . فَأَتَيْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ فَقُلْتُ أَلاَ تَسْمَعُ مَا يَقُولُ ابْنُ عُمَرَ قَالَ وَمَا يَقُولُ قُلْتُ قَالَ حَرَّمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَبِيذَ الْجَرِّ . فَقَالَ صَدَقَ ابْنُ عُمَرَ حَرَّمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَبِيذَ الْجَرِّ . فَقُلْتُ وَأَىُّ شَىْءٍ نَبِيذُ الْجَرِّ فَقَالَ كُلُّ شَىْءٍ يُصْنَعُ مِنَ الْمَدَرِ .
Bize Şeyban b. Ferrûh rivayet etti. (Dedi ki): Bize Cerir (yâni İbn-i Hazim) rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ya'la b. Hakim, Saîd b. Cübeyr'den rivayet etti. Saîd şöyle demiş: İbn-i Ömer'e küp nebizini sordum da: — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) küp nebizini haram kıldı, dedi. Bunun üzerine İbn-i Abbâs'a geldim. Ve İbn-i Ömer'in ne dediğini işitmiyor musun? dedim. — Ne diyor? dedi. — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in küp nebizini haram kıldığını söyledi, dedim. O da: — İbn-i Ömer doğru söylemiş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) küp nebizini haram kıldı, dedi. Ben: — Bu küp nebizi nedir? diye sordum. — Çamurdan yapılan her şeydir, cevabını verdi.
Sahih Muslim 5187
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَطَبَ النَّاسَ فِي بَعْضِ مَغَازِيهِ قَالَ ابْنُ عُمَرَ فَأَقْبَلْتُ نَحْوَهُ فَانْصَرَفَ قَبْلَ أَنْ أَبْلُغَهُ فَسَأَلْتُ مَاذَا قَالَ قَالُوا نَهَى أَنْ يُنْتَبَذَ فِي الدُّبَّاءِ وَالْمُزَفَّتِ .
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Mâlik'e, Nâfi'den, onun da İbn-i Ömer'den rivayet ettiği şu hadîsi okudum: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gazalarının birinde cemaate hutbe okumuş... İbn-i Ömer (demiş ki): Ben ona doğru geldim. Fakat ben yanına varmadan oradan ayrıldı. (Oradakilere): — Ne söyledi? diye sordum. — Dubba' ile müzeffette nebiz yapılmasını yasak etti, dediler.
Sahih Muslim 5188
وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، وَابْنُ رُمْحٍ عَنِ اللَّيْثِ بْنِ سَعْدٍ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو الرَّبِيعِ، وَأَبُو كَامِلٍ قَالاَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، ح وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، جَمِيعًا عَنْ أَيُّوبَ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ أَبِي عُمَرَ، عَنِ الثَّقَفِيِّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، أَخْبَرَنَا الضَّحَّاكُ يَعْنِي ابْنَ عُثْمَانَ، ح وَحَدَّثَنِي هَارُونُ الأَيْلِيُّ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي أُسَامَةُ، كُلُّ هَؤُلاَءِ عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، بِمِثْلِ حَدِيثِ مَالِكٍ وَلَمْ يَذْكُرُوا فِي بَعْضِ مَغَازِيهِ إِلاَّ مَالِكٌ وَأُسَامَةُ .
Bize Kuteybe ile İbn-i Rumh, Leys b. Sa'd'dan rivayet ettiler. H. Bize Ebû'r-Rabî ile Ebû Kâmil de rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Hammad rivayet etti. H. Bana Züheyr b. Harb dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize İsmail rivayet etti. Bunların hepsi Eyyûb'dan rivayet etmişlerdir. H. Bize İbn-i Numeyr de rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ubeydullah rivayet etti. H. Bize İbn-i Müsennâ ile İbn-i Ebî Ömer dahi Sekafî'den, o da Yahya b. Saîd'den naklen rivayet ettiler. H. Bize Muhammed b. Râfi' dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbn-i Ebî Füdeyk rivayet etti. (Dedi ki): Bize Dahhâk (yani İbn-i Osman) haber verdi. H. Bana Harun El-Eyli de rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbn-i Vehb haber verdi. (Dedi ki): Bana Usâme haber verdi. Bu râvilerin hepsi Nâfi'den, o da İbn-i Ömer'den naklen Mâlik'in hadîsi gibi rivayette bulunmuşlardır. Ama «gazalarının birinde» ifadesini Mâlik ile Usâme'den başkaları anmamıştır.
Sahih Muslim 5189
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ ثَابِتٍ، قَالَ قُلْتُ لاِبْنِ عُمَرَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ نَبِيذِ الْجَرِّ قَالَ فَقَالَ قَدْ زَعَمُوا ذَاكَ . قُلْتُ أَنَهَى عَنْهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ قَدْ زَعَمُوا ذَاكَ .
Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hammâd b. Zeyd, Sâbit'den naklen haber verdi. (Şöyle demiş): İbn-i Ömer'e: — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) küp nebizini yasak etti mi? diye sordum. — Öyle söylerler, dedi. — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu yasak etti mi? dedim. — Öyle söylerler, dedi.
Sahih Muslim 5190
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ التَّيْمِيُّ، عَنْ طَاوُسٍ، قَالَ قَالَ رَجُلٌ لاِبْنِ عُمَرَ أَنَهَى نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ نَبِيذِ الْجَرِّ قَالَ نَعَمْ . ثُمَّ قَالَ طَاوُسٌ وَاللَّهِ إِنِّي سَمِعْتُهُ مِنْهُ .
Bize Yahya b. Eyyûb rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbn-i Uleyye rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süleyman Et-Teymi, Tâvüs'tan rivayet etti. (Demiş ki): Bir adam İbn-i Ömer'e, Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) küp nebizini yasak etti mi? diye sordu. İbn-i Ömer: — Evet! cevabını verdi. Bundan sonra Tâvüs: Vallahi ben bunu ondan işittim, demiş.
Sahih Muslim 5191
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي ابْنُ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَجُلاً، جَاءَهُ فَقَالَ أَنَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُنْبَذَ فِي الْجَرِّ وَالدُّبَّاءِ قَالَ نَعَمْ .
Bana Muhammed b. Râfi de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdürrezzak rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbn-i Cüreyc haber verdi. (Dedi ki): Bana İbn-i Tâvüs, babasından, o da İbn-i Ömer'den naklen haber verdi ki: İbn-i Ömer'e bir adam gelerek: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) küp ile dubbâ'da nebiz yapılmasını yasak etti mi? diye sormuş. İbn-i Ömer: — Evet! cevabını vermiş.
Sahih Muslim 5192
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا بَهْزٌ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الْجَرِّ وَالدُّبَّاءِ .
Bana Muhammed b. Hâtim de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Behz rivayet etti. (Dedi ki): Bize Vüheyb rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdullah b. Tâvüs, babasından, o da İbn-i Ömer'den naklen rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) küp ve dubbâ'dan nehiy buyurmuş.
Sahih Muslim 5193
حَدَّثَنَا عَمْرٌو النَّاقِدُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ مَيْسَرَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ طَاوُسًا، يَقُولُ كُنْتُ جَالِسًا عِنْدَ ابْنِ عُمَرَ فَجَاءَهُ رَجُلٌ فَقَالَ أَنَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ نَبِيذِ الْجَرِّ وَالدُّبَّاءِ وَالْمُزَفَّتِ قَالَ نَعَمْ
Bize Amru'n-Nâkid rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süfyân b. Uyeyne, İbrahim b. Meysera'dan naklen rivayet etti ki: Kendisi Tâvus'u şöyle derken işitmiş: İbn-i Ömer'in yanında oturuyordum. Derken ona bir adam gelerek: — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) küp, dubbâ' ve müzeffet nebizini yasak etti mi? diye sordu. İbn-i Ömer: — Evet! cevabını verdi.
Sahih Muslim 5194
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مُحَارِبِ بْنِ دِثَارٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عُمَرَ، يَقُولُ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْحَنْتَمِ وَالدُّبَّاءِ وَالْمُزَفَّتِ . قَالَ سَمِعْتُهُ غَيْرَ مَرَّةٍ .
Bize Muhammed b. Müsennâ ile İbn-i Beşşâr rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Muharib b. Disar'dan rivayet etti. (Demiş ki): Ben İbn-i Ömer'i şunu söylerken işittim: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hantem, dubbâ' ve müzeffetten nehiy buyurdu. Ben onu birkaç defa dinledim.
Sahih Muslim 5195
وَحَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَمْرٍو الأَشْعَثِيُّ، أَخْبَرَنَا عَبْثَرٌ، عَنِ الشَّيْبَانِيِّ، عَنْ مُحَارِبِ بْنِ دِثَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . بِمِثْلِهِ . قَالَ وَأُرَاهُ قَالَ وَالنَّقِيرِ .
Bize Said b. Amr el-Eş'asî de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abser, Şeybânî'den, o da Muharib b. Disar'dan, o da İbn-i Ömer'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadisin mislini haber verdi. Muharib: «Zannederim nekîri de söyledi.» demiş.
Sahih Muslim 5196
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ حُرَيْثٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عُمَرَ، يَقُولُ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْجَرِّ وَالدُّبَّاءِ وَالْمُزَفَّتِ وَقَالَ " انْتَبِذُوا فِي الأَسْقِيَةِ " .
Bize Muhammed b. Müsennâ ile İbn-i Beşşar rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Ukbe b. Hureys'den rivayet etti. (Demiş ki): Ben İbn-i Ömer'i şunu söylerken işittim: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) küp, dubbâ' ve müzeffet'den nehiy buyurdu da: «Tulumlarda nebiz yapın!» buyurdular.
Sahih Muslim 5197
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ جَبَلَةَ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عُمَرَ، يُحَدِّثُ قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْحَنْتَمَةِ . فَقُلْتُ مَا الْحَنْتَمَةُ قَالَ الْجَرَّةُ .
Bize yine Muhammed b. Müsennâ rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Cebele'den rivayet etti. (Demiş ki): Ben İbn-i Ömer'i şunu rivayet ederken dinledim. (Dedi ki): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hanteme'den nehiy buyurdu. Ben: — Bu hanteme nedir? dedim. — Küptür, cevabını verdi.
Sahih Muslim 5198
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، حَدَّثَنِي زَاذَانُ، قَالَ قُلْتُ لاِبْنِ عُمَرَ حَدِّثْنِي بِمَا، نَهَى عَنْهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مِنَ الأَشْرِبَةِ بِلُغَتِكَ وَفَسِّرْهُ لِي بِلُغَتِنَا فَإِنَّ لَكُمْ لُغَةً سِوَى لُغَتِنَا . فَقَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْحَنْتَمِ وَهِيَ الْجَرَّةُ وَعَنِ الدُّبَّاءِ وَهِيَ الْقَرْعَةُ وَعَنِ الْمُزَفَّتِ وَهُوَ الْمُقَيَّرُ وَعَنِ النَّقِيرِ وَهِيَ النَّخْلَةُ تُنْسَحُ نَسْحًا وَتُنْقَرُ نَقْرًا وَأَمَرَ أَنْ يُنْتَبَذَ فِي الأَسْقِيَةِ .
Bize Ubeydullah b. Muâz rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Amr b. Mürre'den rivayet etti. (Demiş ki): Bana Zâzân rivayet etti. (Dedi ki): İbn-i Ömer'e: Bana Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in meşrubattan senin dilinle neyi yasak ettiğini söyle! Ve bunu bana bizim dilimizle açıkla! Çünkü sizin bizim dilimizden başka bir diliniz var, dedim. Bunun üzerine şunu söyledi: — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hantem'den nehiy buyurdu. Bu küptür. Dubbâ'dan da nehiy buyurdu. Bu kabaktır. Müzeffet'den de nehiy buyurdu. Bu ziftli kaptır. Nekîr'den de nehiy buyurdu. Bu da iyice kabuğu soyulan ve güzelce içi oyulan hurma ağacıdır. Ve tulumlarda nebiz yapmayı emir buyurdu, dedi.
Sahih Muslim 5199
وَحَدَّثَنَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، فِي هَذَا الإِسْنَادِ .
Bize bu hadîsi Muhammed b. Müsennâ ile İbn-i Beşşâr da rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Ebû Dâvud rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be bu isnâdla rivayet etti.
Sahih Muslim 5200
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْخَالِقِ بْنُ سَلَمَةَ قَالَ سَمِعْتُ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ، يَقُولُ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، يَقُولُ عِنْدَ هَذَا الْمِنْبَرِ - وَأَشَارَ إِلَى مِنْبَرِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم - قَدِمَ وَفْدُ عَبْدِ الْقَيْسِ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَأَلُوهُ عَنِ الأَشْرِبَةِ فَنَهَاهُمْ عَنِ الدُّبَّاءِ وَالنَّقِيرِ وَالْحَنْتَمِ . فَقُلْتُ لَهُ يَا أَبَا مُحَمَّدٍ وَالْمُزَفَّتِ وَظَنَنَا أَنَّهُ نَسِيَهُ فَقَالَ لَمْ أَسْمَعْهُ يَوْمَئِذٍ مِنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ وَقَدْ كَانَ يَكْرَهُ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yezid b. Harun rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdülhâlık b. Seleme haber verdi. (Dedi ki): Saîd b. Müseyyeb'i şunu söylerken işittim: Ben Abdullah b. Ömer'i şu minberin yanında, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in minberine işaret ederek, şöyle derken işittim: Abdü'l-Kays'ın heyeti Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek ona meşrubatı sordular. O da kendilerini dübbâ', nekîr ve hantemden nehiy buyurdu. (Râvi Abdülhâlık diyor ki): Bunun üzerine ben Saîd'e: Yâ Ebâ Muhammed, müzeffetten nehiy buyurmadı mı? dedim. Biz onun bunu unuttuğunu zannettik. Saîd: O gün bunu ben Abdullah b. Ömer'den işitmedim, dedi. Gerçekten Abdullah da müzeffette nebiz yapmaktan hoşlanmıyordu.
Sahih Muslim 5201
وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الزُّبَيْرِ، ح وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى أَخْبَرَنَا أَبُو خَيْثَمَةَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، وَابْنِ عُمَرَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ النَّقِيرِ وَالْمُزَفَّتِ وَالدُّبَّاءِ .
Bize Ahmed b. Yûnus rivayet etti. (Dedi ki): Bize Züheyr rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû'z-Zübeyr rivayet etti. H. Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Hayseme, Ebû'z-Zübeyr'den, o da Câbir ile İbn-i Ömer'den naklen haber verdi ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nekîr, müzeffet ve dübbâ'dan nehiy buyurmuştur.
Sahih Muslim 5202
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، أَنَّهُ سَمِعَ ابْنَ عُمَرَ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَنْهَى عَنِ الْجَرِّ وَالدُّبَّاءِ وَالْمُزَفَّتِ .
Bana Muhammed b. Râfi' de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdurrezzâk rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbn-i Cüreyc haber verdi. (Dedi ki): Bana Ebû'z-Zübeyr haber verdi ki, İbn-i Ömer'i şunu söylerken işitmiş: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i küp, dubbâ' ve müzeffetten nehiy buyururken işittim.
Sahih Muslim 5203
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُنْبَذُ لَهُ فِي تَوْرٍ مِنْ حِجَارَةٍ .
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Avâne, Ebû'z-Zübeyr'den, o da Câbir b. Abdillah'dan naklen haber verdi ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e taştan bir çanak içinde nebiz yapılırmış.
Sahih Muslim 5205
وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الزُّبَيْرِ، ح وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا أَبُو خَيْثَمَةَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ كَانَ يُنْتَبَذُ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي سِقَاءٍ فَإِذَا لَمْ يَجِدُوا سِقَاءً نُبِذَ لَهُ فِي تَوْرٍ مِنْ حِجَارَةٍ فَقَالَ بَعْضُ الْقَوْمِ وَأَنَا أَسْمَعُ لأَبِي الزُّبَيْرِ مِنْ بِرَامٍ قَالَ مِنْ بِرَامٍ .
Bize Ahmed b. Yûnus da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Züheyr rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû'z-Zübeyr rivayet etti. H. Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Hayseme, Ebû'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den naklen haber verdi. Câbir şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) için tulumda nebiz yapılırdı. Tulum bulamazlarsa kendisine taştan bir çanak içinde nebiz yapılırdı. Cemaatten biri Ebû'z-Zübeyr'e, ben de işittiğim hâlde: «Taştan mı?» dedi. Ebû'z-Zübeyr: «Taştan!» cevabını verdi.
Sahih Muslim 5206
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ مُعَرِّفِ بْنِ وَاصِلٍ، عَنْ مُحَارِبِ بْنِ دِثَارٍ، عَنِ ابْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " كُنْتُ نَهَيْتُكُمْ عَنِ الأَشْرِبَةِ فِي ظُرُوفِ الأَدَمِ فَاشْرَبُوا فِي كُلِّ وِعَاءٍ غَيْرَ أَنْ لاَ تَشْرَبُوا مُسْكِرًا " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Veki', Muarrif b. Vâsıl'dan, o da Muharib b. Dîsâr'dan, o da İbn-i Büreyde'den, o da babasından naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben sizi deri kaplardan meşrubat içmekten nehyetmiştim. Artık her kaptan için! Elverir ki sarhoşluk veren bir şey içmeyin!» buyurdular.
Sahih Muslim 5209
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَابْنُ أَبِي عُمَرَ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ أَبِي عُمَرَ - قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ سُلَيْمَانَ الأَحْوَلِ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ أَبِي عِيَاضٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ لَمَّا نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ النَّبِيذِ فِي الأَوْعِيَةِ قَالُوا لَيْسَ كُلُّ النَّاسِ يَجِدُ فَأَرْخَصَ لَهُمْ فِي الْجَرِّ غَيْرِ الْمُزَفَّتِ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile İbn-i Ebî Ömer de rivayet ettiler. Lafız İbn-i Ebî Ömer'indir. (Dediler ki): Bize Süfyân, Süleyman Ahvel'den, o da Mücahid'den, o da Ebû İyâz'dan, o da Abdullah b. Amr'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kaplarda nebizi yasak edince ashab: «(Deriden tulumu) herkes bulamaz ki!» dediler. Bunun üzerine müzeffetten gayri küpler hakkında kendilerine ruhsat verdi.
Sahih Muslim 5210
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْبِتْعِ فَقَالَ " كُلُّ شَرَابٍ أَسْكَرَ فَهُوَ حَرَامٌ " .
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Mâlik'e, İbn-i Şihâb'dan, onun da Ebû Seleme b. Abdirrahman'dan, onun da Âişe'den naklen rivayet ettiği şu hadisi okudum: Âişe demiş ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bal şerbetinin hükmü soruldu da: «Sarhoşluk veren her içki haramdır.» buyurdular.
Sahih Muslim 5211
وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى التُّجِيبِيُّ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّهُ سَمِعَ عَائِشَةَ، تَقُولُ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْبِتْعِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " كُلُّ شَرَابٍ أَسْكَرَ فَهُوَ حَرَامٌ " .
Bana Harmele b. Yahya Et-Tücîbî de rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbn-i Vehb haber verdi. (Dedi ki): Bana Yûnus, İbn-i Şihâb'dan, o da Ebû Seleme b. Abdirrahman'dan naklen haber verdi ki: Ebû Seleme Âişe'yi şunu söylerken işitmiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bal şerbetinin hükmü soruldu da, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sarhoşluk veren her içki haramdır.» buyurdular.
Sahih Muslim 5212
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَسَعِيدُ بْنُ مَنْصُورٍ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ وَعَمْرٌو النَّاقِدُ وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ كُلُّهُمْ عَنِ ابْنِ عُيَيْنَةَ، ح وَحَدَّثَنَا حَسَنٌ الْحُلْوَانِيُّ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، عَنْ يَعْقُوبَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالاَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، كُلُّهُمْ عَنِ الزُّهْرِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَلَيْسَ فِي حَدِيثِ سُفْيَانَ وَصَالِحٍ سُئِلَ عَنِ الْبِتْعِ وَهُوَ فِي حَدِيثِ مَعْمَرٍ وَفِي حَدِيثِ صَالِحٍ أَنَّهَا سَمِعَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " كُلُّ شَرَابٍ مُسْكِرٍ حَرَامٌ " .
Bize Yahya b. Yahya ile Saîd b. Mansûr, Ebû Bekr b. Ebî Şeybe, Amr'un-Nâkıd ve Züheyr b. Harb hep birden İbn-i Uyeyne'den rivayet ettiler. H. Bize Hasan El-Hulvânî ile Abd b. Humeyd de Yakub b. İbrahim b. Sa'd'dan rivayet ettiler. (Dedi ki): Bize babam Sâlih'den rivayet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim ile Abd b. Humeyd dahi rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Abdürezzâk haber verdi. (Dedi ki): Bize Ma'mer haber verdi. Bu râvilerin hepsi Zührî'den bu isnadla rivayette bulunmuşlardır. Süfyân'la Sâlih'in hadîslerinde «Bal şerbeti soruldu» cümlesi yoktur. Bu cümle Ma'mer'in hadîsinde vardır. Sâlih'in hadîsinde Âişe'nin Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Sarhoşluk veren her içki haramdır.» buyururken işitmesi vardır.
Sahih Muslim 5213
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبَّادٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، سَمِعَهُ مِنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بَعَثَهُ وَمُعَاذًا إِلَى الْيَمَنِ فَقَالَ لَهُمَا " بَشِّرَا وَيَسِّرَا وَعَلِّمَا وَلاَ تُنَفِّرَا " . وَأُرَاهُ قَالَ " وَتَطَاوَعَا " . قَالَ فَلَمَّا وَلَّى رَجَعَ أَبُو مُوسَى فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ لَهُمْ شَرَابًا مِنَ الْعَسَلِ يُطْبَخُ حَتَّى يَعْقِدَ وَالْمِزْرُ يُصْنَعُ مِنَ الشَّعِيرِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " كُلُّ مَا أَسْكَرَ عَنِ الصَّلاَةِ فَهُوَ حَرَامٌ " .
Bize Muhammed b. Abbad rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süfyân, Amr'dan rivayet etti. Amr bunu Saîd b. Ebî Bürde'den, o da babasından, o da dedesinden dinlemiş ki, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) dedesi ile Muâz'ı Yemen'e göndermiş ve kendilerine: «Müjdeleyin ve kolaylaştırın; öğretin, nefret ettirmeyin!» buyurmuşlar. Zannederim «Uyuşun.» da buyurmuş. Râvi diyor ki: O gittiği zaman Ebû Mûsâ dönerek: Yâ Resûlallah! Onların baldan yapma bir içkisi var ki, koyulaşıncaya kadar pişirilir. Bir de mizr vardır ki, arpadan yapılır, dedi. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): «Namazdan alıkoyacak derecede sarhoş eden her şey haramdır.» buyurdular.
Sahih Muslim 5215
وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ أَحْمَدَ بْنِ أَبِي خَلَفٍ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ أَبِي خَلَفٍ - قَالاَ حَدَّثَنَا زَكَرِيَّاءُ بْنُ عَدِيٍّ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، - وَهُوَ ابْنُ عَمْرٍو - عَنْ زَيْدِ بْنِ أَبِي أُنَيْسَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي بُرْدَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو بُرْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ بَعَثَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَمُعَاذًا إِلَى الْيَمَنِ فَقَالَ " ادْعُوَا النَّاسَ وَبَشِّرَا وَلاَ تُنَفِّرَا وَيَسِّرَا وَلاَ تُعَسِّرَا " . قَالَ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَفْتِنَا فِي شَرَابَيْنِ كُنَّا نَصْنَعُهُمَا بِالْيَمَنِ الْبِتْعُ وَهُوَ مِنَ الْعَسَلِ يُنْبَذُ حَتَّى يَشْتَدَّ وَالْمِزْرُ وَهُوَ مِنَ الذُّرَةِ وَالشَّعِيرِ يُنْبَذُ حَتَّى يَشْتَدَّ قَالَ وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدْ أُعْطِيَ جَوَامِعَ الْكَلِمِ بِخَوَاتِمِهِ فَقَالَ " أَنْهَى عَنْ كُلِّ مُسْكِرٍ أَسْكَرَ عَنِ الصَّلاَةِ " .
Bize İshâk b. İbrahim ile Muhammed b. Ahmed b. Ebî Halef de rivayet ettiler. Lâfız İbn-i Ebî Halef'indir. (Dediler ki): Bize Zekeriyya b. Adiyy rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ubeydullah —Bu zât İbn-i Amr'dır.— Zeyd b. Ebî Üneyse'den, o da Saîd b. Ebî Bürde'den naklen rivayet etti. (Demiş ki): Bize Ebû Bürde babasından rivayet etti. Babası şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beni Muaz'la birlikte Yemen'e gönderdi de: «İnsanları davet edin ama tebşir edin, nefret ettirmeyin! Kolaylaştırın, güçleştirmeyin!» buyurdular. Ben: — Yâ Resûlallah! Bize iki içki hakkında fetva ver. Biz bunları Yemen'de yapıyorduk. Biri bit'dir. Bu baldandır. Şiddetleninceye kadar nebiz yapılır. Diğeri biradır. Bu darıdan ve arpadandır. Şiddetleninceye kadar nebiz yapılır, dedim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e Cevâmiu'l-Kelim mühürleriyle verilmişti. «Ben namazdan sarhoş eden her müskiri yasak ediyorum.» buyurdular.
Sahih Muslim 5216
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، - يَعْنِي الدَّرَاوَرْدِيَّ - عَنْ عُمَارَةَ بْنِ غَزِيَّةَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، أَنَّ رَجُلاً قَدِمَ مِنْ جَيْشَانَ - وَجَيْشَانُ مِنَ الْيَمَنِ - فَسَأَلَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَنْ شَرَابٍ يَشْرَبُونَهُ بِأَرْضِهِمْ مِنَ الذُّرَةِ يُقَالُ لَهُ الْمِزْرُ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَوَمُسْكِرٌ هُوَ " . قَالَ نَعَمْ . قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " كُلُّ مُسْكِرٍ حَرَامٌ إِنَّ عَلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ عَهْدًا لِمَنْ يَشْرَبُ الْمُسْكِرَ أَنْ يَسْقِيَهُ مِنْ طِينَةِ الْخَبَالِ " . قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ وَمَا طِينَةُ الْخَبَالِ قَالَ " عَرَقُ أَهْلِ النَّارِ أَوْ عُصَارَةُ أَهْلِ النَّارِ " .
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdülaziz (yâni Derâverdî) Umâre b. Gaziyye'den, o da Ebû'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den naklen rivayet etti ki, bir adam Ceyşan'dan gelmiş. (Ceyşan Yemen'dedir.) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e, memleketlerinde içtikleri, darıdan yapılan ve bira denilen bir içkinin hükmünü sormuş. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de: «Sarhoşluk verir mi o?» diye sormuş. Adam: — Evet! cevabını vermiş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her sarhoşluk veren şey haramdır. Müskirat içene Tıynetü'l-Habâl sunacağına Allah (Azze ve Celle)'nin ahdi vardır.» buyurmuşlar. Ashâb: — Yâ Resûlallah! Bu Tıynetü'l-Habâl nedir? diye sormuşlar. «Cehennemliklerin teridir. Yahut cehennemliklerin usaresidir.» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 5217
حَدَّثَنَا أَبُو الرَّبِيعِ الْعَتَكِيُّ، وَأَبُو كَامِلٍ قَالاَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " كُلُّ مُسْكِرٍ خَمْرٌ وَكُلُّ مُسْكِرٍ حَرَامٌ وَمَنْ شَرِبَ الْخَمْرَ فِي الدُّنْيَا فَمَاتَ وَهُوَ يُدْمِنُهَا لَمْ يَتُبْ لَمْ يَشْرَبْهَا فِي الآخِرَةِ " .
Bize Ebû'r-Rabî' el-Atekî ile Ebû'l-Kâmil rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Hammad b. Zeyd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Eyyûb, Nâfi'den, o da İbn-i Ömer'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her sarhoşluk veren şey şaraptır. Ve her sarhoşluk veren şey haramdır. Bir kimse şarabı dünyada içer de ona devam ederek tevbe etmeden ölürse, âhirette onu içmez.» buyurdular.
Sahih Muslim 5218
وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ كِلاَهُمَا عَنْ رَوْحِ بْنِ عُبَادَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " كُلُّ مُسْكِرٍ خَمْرٌ وَكُلُّ مُسْكِرٍ حَرَامٌ " .
Bize İshâk b. İbrahim ile Ebû Bekr b. İshâk ikisi birden Ravh b. Ubade'den rivayet ettiler. (Demiş ki): Bize İbn-i Cüreyc rivayet etti. (Dedi ki): Bana Musa b. Ukbe Nâfi'den, o da İbn-i Ömer'den naklen haber verdi ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her sarhoşluk veren şey şarabdır ve her sarhoşluk veren şey haramdır.» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 5219
وَحَدَّثَنَا صَالِحُ بْنُ مِسْمَارٍ السُّلَمِيُّ، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ الْمُطَّلِبِ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ .
Bize Salih b. Mismar Es-Sülemî de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ma'n rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdü'l-Aziz b. Muttalib, Musa b. Ukbe'den bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etti.
Sahih Muslim 5220
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، - وَهُوَ الْقَطَّانُ - عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا نَافِعٌ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ وَلاَ أَعْلَمُهُ إِلاَّ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " كُلُّ مُسْكِرٍ خَمْرٌ وَكُلُّ خَمْرٍ حَرَامٌ " .
Bize Muhammed b. Müsennâ ile Muhammed b. Hatim dahi rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Yahya —Bu zât Kattan'dır— Ubeydullah'dan rivayet etti. (Demiş ki): Bize Nâfi', İbn-i Ömer'den naklen haber verdi. İbn-i Ömer: Bunu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den başkasından bilmiyorum. «Her sarhoşluk veren şey şarabdır ve her şarab haramdır.» buyurdular, demiş.
Sahih Muslim 5221
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ شَرِبَ الْخَمْرَ فِي الدُّنْيَا حُرِمَهَا فِي الآخِرَةِ " .
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Mâlik'e, Nâfi'den dinlediğim, onun da İbn-i Ömer'den rivayet ettiği şu hadîsi okudum. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her kim şarabı dünyada içerse, âhirette ondan mahrum bırakılır.» buyurdular.
Sahih Muslim 5222
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ بْنِ قَعْنَبٍ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ " مَنْ شَرِبَ الْخَمْرَ فِي الدُّنْيَا فَلَمْ يَتُبْ مِنْهَا حُرِمَهَا فِي الآخِرَةِ فَلَمْ يُسْقَهَا " . قِيلَ لِمَالِكٍ رَفَعَهُ قَالَ نَعَمْ .
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb rivayet etti. (Dedi ki): Bize Mâlik, Nâfi'den, o da İbn-i Ömer'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): «Her kim şarabı dünyada içer de ondan tevbe etmezse, âhirette ondan mahrum bırakılır ve kendisine sunulmaz.» Mâlik'e: Bunu ref' etti mi? diye sordular. — Evet! cevabını verdi.
Sahih Muslim 5223
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ شَرِبَ الْخَمْرَ فِي الدُّنْيَا لَمْ يَشْرَبْهَا فِي الآخِرَةِ إِلاَّ أَنْ يَتُوبَ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdullah b. Numeyr rivayet etti. H. Bize İbn-i Numeyr de rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ubeydullah, Nâfi'den, o da İbn-i Ömer'den naklen rivayet etti ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her kim şarabı dünyada içerse, âhirette onu içmez. Meğer ki tevbe ede!» buyurmuşlar.
Sahih Muslim 5224
وَحَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، - يَعْنِي ابْنَ سُلَيْمَانَ الْمَخْزُومِيَّ - عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِ حَدِيثِ عُبَيْدِ اللَّهِ .
Bize İbn-i Ebî Ömer dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hişâm (yani İbn-i Süleyman el-Mahzumî), İbn-i Cüreyc'den rivayet etti. (Demiş ki): Bana Musa b. Ukbe, Nâfi'den, o da İbn-i Ömer'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den Ubeydullah hadisi gibi rivayette bulunmuştur.
Sahih Muslim 5225
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ الْعَنْبَرِيُّ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ عُبَيْدٍ، أَبِي عُمَرَ الْبَهْرَانِيِّ قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ، يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُنْتَبَذُ لَهُ أَوَّلَ اللَّيْلِ فَيَشْرَبُهُ إِذَا أَصْبَحَ يَوْمَهُ ذَلِكَ وَاللَّيْلَةَ الَّتِي تَجِيءُ وَالْغَدَ وَاللَّيْلَةَ الأُخْرَى وَالْغَدَ إِلَى الْعَصْرِ فَإِنْ بَقِيَ شَىْءٌ سَقَاهُ الْخَادِمَ أَوْ أَمَرَ بِهِ فَصُبَّ .
Bize Ubeydullah b. Muaz el-Anberî rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Yahya b. Ubeyd Ebî Ömer el-Behrânî'den rivayet etti. (Demiş ki): Ben İbn-i Abbâs'ı şunu söylerken işittim: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) için akşamın evvelinde nebiz (hoşaf) yapılırdı. Sabahladığı zaman o günü, gelecek geceyi, ertesi günü, öteki geceyi ve daha ertesi gün ikindiye kadar onu içerdi. Bir şey kalırsa onu hizmetçiye içirir yahut emir buyurur da dökülürdü.
Sahih Muslim 5226
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ يَحْيَى الْبَهْرَانِيِّ، قَالَ ذَكَرُوا النَّبِيذَ عِنْدَ ابْنِ عَبَّاسٍ فَقَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُنْتَبَذُ لَهُ فِي سِقَاءٍ - قَالَ شُعْبَةُ مِنْ لَيْلَةِ الاِثْنَيْنِ - فَيَشْرَبُهُ يَوْمَ الاِثْنَيْنِ وَالثَّلاَثَاءِ إِلَى الْعَصْرِ فَإِنْ فَضَلَ مِنْهُ شَىْءٌ سَقَاهُ الْخَادِمَ أَوْ صَبَّهُ .
Bize Muhammed b. Beşşâr rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Yahya el-Behrânî'den rivayet etti. (Demiş ki): İbn-i Abbâs'ın yanında nebizin lafını ettiler de şunu söyledi: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) için bir tuluma nebiz yapılırdı. Şu'be şöyle demiş: Pazartesi gecesinde yapılır, artık onu pazartesi ve salı günü ikindiye kadar içerdi. Şayet ondan bir şey artarsa onu hizmetçiye içirir yahut dökerdi.
Sahih Muslim 5227
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ - وَاللَّفْظُ لأَبِي بَكْرٍ وَأَبِي كُرَيْبٍ - قَالَ إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي عُمَرَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُنْقَعُ لَهُ الزَّبِيبُ فَيَشْرَبُهُ الْيَوْمَ وَالْغَدَ وَبَعْدَ الْغَدِ إِلَى مَسَاءِ الثَّالِثَةِ ثُمَّ يَأْمُرُ بِهِ فَيُسْقَى أَوْ يُهَرَاقُ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb ve İshâk b. İbrahim de rivayet ettiler. Lâfız Ebû Bekir'le Ebû Kureyb'indir. (İshâk «Ahberenâ» tâbirini kullandı. Ötekiler «haddesenâ» dediler.) (Dediler ki): Bize Ebû Muaviye A'meş'den, o da Ebû Ömer'den, o da İbn-i Abbâs'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) için kuru üzüm ıslatılır. Onu o gün, ertesi gün, daha ertesi gün (yâni) üçüncü günün akşamına kadar içerdi. Sonra emir buyurur da başkasına içirilir yahut dökülürdü.
Sahih Muslim 5228
وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ يَحْيَى أَبِي عُمَرَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُنْبَذُ لَهُ الزَّبِيبُ فِي السِّقَاءِ فَيَشْرَبُهُ يَوْمَهُ وَالْغَدَ وَبَعْدَ الْغَدِ فَإِذَا كَانَ مِسَاءُ الثَّالِثَةِ شَرِبَهُ وَسَقَاهُ فَإِنْ فَضَلَ شَىْءٌ أَهْرَاقَهُ .
Bize İshâk b. İbrahim dahî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Cerir, A'meş'den, o da Yahya Ebû Ömer'den, o da İbn-i Abbâs'dan naklen haber verdi. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) için tulumda kuru üzüm ıslatılır. Artık onu o gün, ertesi gün ve daha ertesi gün içerdi. Üçüncü günün akşamı oldu mu onu içer ve içirirdi. Şayet bir şey kalırsa onu dökerdi.
Sahih Muslim 5229
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ أَحْمَدَ بْنِ أَبِي خَلَفٍ، حَدَّثَنَا زَكَرِيَّاءُ بْنُ عَدِيٍّ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ زَيْدٍ، عَنْ يَحْيَى أَبِي عُمَرَ النَّخَعِيِّ، قَالَ سَأَلَ قَوْمٌ ابْنَ عَبَّاسٍ عَنْ بَيْعِ الْخَمْرِ، وَشِرَائِهَا، وَالتِّجَارَةِ فِيهَا فَقَالَ أَمُسْلِمُونَ أَنْتُمْ قَالُوا نَعَمْ . قَالَ فَإِنَّهُ لاَ يَصْلُحُ بَيْعُهَا وَلاَ شِرَاؤُهَا وَلاَ التِّجَارَةُ فِيهَا . قَالَ فَسَأَلُوهُ عَنِ النَّبِيذِ فَقَالَ خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي سَفَرٍ ثُمَّ رَجَعَ وَقَدْ نَبَذَ نَاسٌ مِنْ أَصْحَابِهِ فِي حَنَاتِمَ وَنَقِيرٍ وَدُبَّاءٍ فَأَمَرَ بِهِ فَأُهْرِيقَ ثُمَّ أَمَرَ بِسِقَاءٍ فَجُعِلَ فِيهِ زَبِيبٌ وَمَاءٌ فَجُعِلَ مِنَ اللَّيْلِ فَأَصْبَحَ فَشَرِبَ مِنْهُ يَوْمَهُ ذَلِكَ وَلَيْلَتَهُ الْمُسْتَقْبِلَةَ وَمِنَ الْغَدِ حَتَّى أَمْسَى فَشَرِبَ وَسَقَى فَلَمَّا أَصْبَحَ أَمَرَ بِمَا بَقِيَ مِنْهُ فَأُهَرِيقَ .
Bana Muhammed b. Ahmed b. Ebî Halef de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Zekeriyya b. Adiyy rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ubeydullah, Zeyd'den, o da Yahyâ Ebû Ömer Nehâî'den naklen rivayet etti. Yahya şöyle demiş: Bir cemâat İbn-i Abbas'a şarap alıp satmanın ve o hususta ticaret yapmanın hükmünü sordular. İbn-i Abbâs: — Müslüman mısınız siz? diye sordu. — Evet! dediler. — Öyle ise o alıp satmaya ve ticaret yapmaya yaramaz, dedi. Bu sefer kendisine nebizi sordular. O da şunu söyledi: — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir sefere çıktı. Sonra döndü. Ashabından bâzı kimseler küplere, hurma oymalarına ve kabaklara nebiz kurmuşlardı. O emir vererek bunları döktürdü. Sonra bir tulum hazırlanarak içine kuru üzüm ve su konmasını emir buyurdu. Ve geceden konularak sabahladı. Artık ondan o günü ve gelecek akşam, ertesi günü de ta akşama kadar içti. (Kalanı da) içti ve içirdi. Sabahlayınca emir verdi ve kalanı döküldü.
Sahih Muslim 5230
حَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا الْقَاسِمُ، - يَعْنِي ابْنَ الْفَضْلِ الْحُدَّانِيَّ - حَدَّثَنَا ثُمَامَةُ، - يَعْنِي ابْنَ حَزْنٍ الْقُشَيْرِيَّ - قَالَ لَقِيتُ عَائِشَةَ فَسَأَلْتُهَا عَنِ النَّبِيذِ، فَدَعَتْ عَائِشَةُ جَارِيَةً حَبَشِيَّةً فَقَالَتْ سَلْ هَذِهِ فَإِنَّهَا كَانَتْ تَنْبِذُ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتِ الْحَبَشِيَّةُ كُنْتُ أَنْبِذُ لَهُ فِي سِقَاءٍ مِنَ اللَّيْلِ وَأُوكِيهِ وَأُعَلِّقُهُ فَإِذَا أَصْبَحَ شَرِبَ مِنْهُ .
Bize Şeyban b. Ferrûh rivayet etti. (Dedi ki): Bize Kâsim (yâni İbn-i Fadl El-Huddânî) rivayet etti. (Dedi ki): Bize Sümâme (yâni İbn-i Hazn El-Kuşeyrî) rivayet etti. (Dedi ki): Âişe'ye rastladım da kendisine nebizin hükmünü sordum. Âişe hemen Habeşli bir câriye çağırarak: — Buna sor! Çünkü Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e nebizi o yapıyordu, dedi. Bunun üzerine Habeşli câriye: — Ben ona geceden bir tulum içinde nebiz yapar, ağzını bağlar ve onu asardım. Sabahladığı vakit ondan içerdi, dedi.
Sahih Muslim 5231
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى الْعَنَزِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ الثَّقَفِيُّ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ أُمِّهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كُنَّا نَنْبِذُ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي سِقَاءٍ يُوكَى أَعْلاَهُ وَلَهُ عَزْلاَءُ نَنْبِذُهُ غُدْوَةً فَيَشْرَبُهُ عِشَاءً وَنَنْبِذُهُ عِشَاءً فَيَشْرَبُهُ غُدْوَةً .
Bize Muhammed b. Müsennâ El-Anezî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdülvehhâb Es-Sekafî, Yûnus'dan, o da Hasan'dan, o da annesinden, o da Âişe'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Biz Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bir tulum içinde nebiz yapardık. Yukarısı bağlanırdı. Tulumun alt deliği vardı. Biz sabahleyin nebiz yapar, onu akşamleyin içerdi; akşamleyin nebiz yapar, onu sabahleyin içerdi.
Sahih Muslim 5232
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، - يَعْنِي ابْنَ أَبِي حَازِمٍ - عَنْ أَبِي حَازِمٍ عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ دَعَا أَبُو أُسَيْدٍ السَّاعِدِيُّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي عُرْسِهِ فَكَانَتِ امْرَأَتُهُ يَوْمَئِذٍ خَادِمَهُمْ وَهِيَ الْعَرُوسُ قَالَ سَهْلٌ تَدْرُونَ مَا سَقَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْقَعَتْ لَهُ تَمَرَاتٍ مِنَ اللَّيْلِ فِي تَوْرٍ فَلَمَّا أَكَلَ سَقَتْهُ إِيَّاهُ .
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdülazîz (yâni İbn-i Ebî Hâzim), Ebû Hâzim'den, o da Sehl b. Sa'd'dan naklen rivayet etti. Sehl şöyle demiş: Ebû Üseyd Es-Sâidî, zifafında Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i davet etti. Karısı o gün hizmetçileri idi. Gelin de kendisi idi. Sehl şöyle demiş: — Biliyor musunuz, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ne sundu? Onun için geceden bir çanağın içine birkaç hurma ıslattı. Yemeği yiyince kendisine bunu sundu.
Sahih Muslim 5233
وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، - يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ - عَنْ أَبِي حَازِمٍ، قَالَ سَمِعْتُ سَهْلاً، يَقُولُ أَتَى أَبُو أُسَيْدٍ السَّاعِدِيُّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَدَعَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . بِمِثْلِهِ وَلَمْ يَقُلْ فَلَمَّا أَكَلَ سَقَتْهُ إِيَّاهُ .
Bize Kuteybe b. Saîd de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ya'kub (yâni İbn-i Abdurrahman) Ebû Hazim'den rivayet etti. (Demiş ki): Sehl'i dinledim. (Şöyle diyordu): Ebû Useyd-i Sâidî, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek onu davet etti... Râvi yukarıki hadîs gibi rivayette bulunmuş. Ama «Yemek yedikten sonra onu kendisine sundu» dememiştir.
Sahih Muslim 5234
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ سَهْلٍ التَّمِيمِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي مَرْيَمَ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدٌ، - يَعْنِي أَبَا غَسَّانَ - حَدَّثَنِي أَبُو حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، بِهَذَا الْحَدِيثِ وَقَالَ فِي تَوْرٍ مِنْ حِجَارَةٍ فَلَمَّا فَرَغَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ الطَّعَامِ أَمَاثَتْهُ فَسَقَتْهُ تَخُصُّهُ بِذَلِكَ .
Bana Muhammed b. Sehl Et-Temîmî dahî rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbn-i Ebî Meryem rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed (yâni Ebû Gassan) haber verdi. (Dedi ki): Bana Ebû Hazim, Sehl b. Sa'd'dan bu hadîsi rivayet etti. (Ve şöyle dedi): «Taştan bir çanak içinde (nebiz yaptı). Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yemekten kalkınca onu çalkaladı ve kendisine sundu. Bu ona has idi.»
Sahih Muslim 5235
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ سَهْلٍ التَّمِيمِيُّ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ - قَالَ أَبُو بَكْرٍ أَخْبَرَنَا وَقَالَ ابْنُ سَهْلٍ، حَدَّثَنَا - ابْنُ أَبِي مَرْيَمَ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدٌ، - وَهُوَ ابْنُ مُطَرِّفٍ أَبُو غَسَّانَ - أَخْبَرَنِي أَبُو حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ ذُكِرَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم امْرَأَةٌ مِنَ الْعَرَبِ فَأَمَرَ أَبَا أُسَيْدٍ أَنْ يُرْسِلَ إِلَيْهَا فَأَرْسَلَ إِلَيْهَا فَقَدِمَتْ فَنَزَلَتْ فِي أُجُمِ بَنِي سَاعِدَةَ فَخَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى جَاءَهَا فَدَخَلَ عَلَيْهَا فَإِذَا امْرَأَةٌ مُنَكِّسَةٌ رَأْسَهَا فَلَمَّا كَلَّمَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنْكَ قَالَ " قَدْ أَعَذْتُكِ مِنِّي " . فَقَالُوا لَهَا أَتَدْرِينَ مَنْ هَذَا فَقَالَتْ لاَ . فَقَالُوا هَذَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَاءَكِ لِيَخْطُبَكِ قَالَتْ أَنَا كُنْتُ أَشْقَى مِنْ ذَلِكَ . قَالَ سَهْلٌ فَأَقْبَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَئِذٍ حَتَّى جَلَسَ فِي سَقِيفَةِ بَنِي سَاعِدَةَ هُوَ وَأَصْحَابُهُ ثُمَّ قَالَ " اسْقِنَا " . لِسَهْلٍ قَالَ فَأَخْرَجْتُ لَهُمْ هَذَا الْقَدَحَ فَأَسْقَيْتُهُمْ فِيهِ . قَالَ أَبُو حَازِمٍ فَأَخْرَجَ لَنَا سَهْلٌ ذَلِكَ الْقَدَحَ فَشَرِبْنَا فِيهِ قَالَ ثُمَّ اسْتَوْهَبَهُ بَعْدَ ذَلِكَ عُمَرُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ فَوَهَبَهُ لَهُ . وَفِي رِوَايَةِ أَبِي بَكْرِ بْنِ إِسْحَاقَ قَالَ " اسْقِنَا يَا سَهْلُ " .
Bana yine Muhammed b. Sehl Et-Temîmî ve Ebû Bekr b. İshâk rivayet ettiler. (Ebû Bekr: Bize haber verdi tâbirini kullandı. İbn-i Sehl ise: Bize İbn-i Ebî Meryem rivayet etti, dedi.) (Demiş ki): Bize Muhammed —Bu zat Ebû Gassân İbn-i Mutarrif'dir.— haber verdi. (Dedi ki): Bana Ebû Hazım, Sehl b. Sa'd'dan naklen haber verdi. Sehl (şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e Arablardan bir kadının lâfını ettiler. O da Ebû Useyd'e kadına haber göndermesini emir buyurdu. Ebû Useyd kadına haber gönderdi. Ve kadın gelerek Benî Sâide'nin kal'asına misafir indi. Derken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çıktı ve kadının yanına gelerek içeri girdi. Bir de ne görsün, kadın boynunu eğmiş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisi ile konuşunca kadın: — Ben senden Allah'a sığınırım, dedi. O da: — «Ben seni kendimden sığındırdım.» dedi. Bunun üzerine ashab kadına: — Bu kim, biliyor musun? dediler. Kadın: — Hayır! cevâbını verdi. — Bu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'dir. Seni istemeye geldi, dediler. Kadın: — Ben bu işe yaramaz çıktım, cevâbını verdi. Sehl demiş ki: O gün Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geldi. Hattâ kendisi ve ashabı Benî Sâide'nin çatısı altında oturdular. Sonra Sehl'e: «Bizi sula!» buyurdular. Sehl: Ben de kendilerine su tası çıkararak ondan sundum. Ebû Hâzim şöyle demiş: «Onun üzerine Sehl o tası bize çıkardı ve ondan su içtik. Bundan sonra Ömer b. Abdülaziz onu hediyye olarak istedi. O da kendisine onu hediyye etti.» Ebû Bekr b. İshak'ın rivayetinde: «Bize su ver yâ Sehl!» cümlesi vardır.
Sahih Muslim 5236
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَفَّانُ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ لَقَدْ سَقَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِقَدَحِي هَذَا الشَّرَابَ كُلَّهُ الْعَسَلَ وَالنَّبِيذَ وَالْمَاءَ وَاللَّبَنَ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Affân rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hammad b. Seleme, Sabit'den, o da Enes'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e şu tasımla bütün meşrubatı, balı, nebizi, suyu ve sütü sundum.
Sahih Muslim 5237
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ الْعَنْبَرِيُّ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ، قَالَ قَالَ أَبُو بَكْرٍ الصِّدِّيقُ لَمَّا خَرَجْنَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْ مَكَّةَ إِلَى الْمَدِينَةِ مَرَرْنَا بِرَاعٍ وَقَدْ عَطِشَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ فَحَلَبْتُ لَهُ كُثْبَةً مِنْ لَبَنٍ فَأَتَيْتُهُ بِهَا فَشَرِبَ حَتَّى رَضِيتُ .
Bize Ubeydullah b. Muâz El-Anberî rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Ebû İshâk'dan, o da Berâ'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş ki): Ebû Bekr-i Sıddîk şunu söyledi: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte Mekke'den Medine'ye müteveccihen çıktığımız vakit bir çobanın yanına uğradık. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) susamıştı. Ben kendisine biraz süt sağarak getirdim. Onu içti, ben de razı oldum.
Sahih Muslim 5238
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ بَشَّارٍ - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ الْمُثَنَّى - قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا إِسْحَاقَ الْهَمْدَانِيَّ، يَقُولُ سَمِعْتُ الْبَرَاءَ، يَقُولُ لَمَّا أَقْبَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ مَكَّةَ إِلَى الْمَدِينَةِ فَأَتْبَعَهُ سُرَاقَةُ بْنُ مَالِكِ بْنِ جُعْشُمٍ - قَالَ - فَدَعَا عَلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَاخَتْ فَرَسُهُ فَقَالَ ادْعُ اللَّهَ لِي وَلاَ أَضُرُّكَ . قَالَ فَدَعَا اللَّهَ - قَالَ - فَعَطِشَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَمَرُّوا بِرَاعِي غَنَمٍ . قَالَ أَبُو بَكْرٍ الصِّدِّيقُ فَأَخَذْتُ قَدَحًا فَحَلَبْتُ فِيهِ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كُثْبَةً مِنْ لَبَنٍ فَأَتَيْتُهُ بِهِ فَشَرِبَ حَتَّى رَضِيتُ .
Bize Muhammed b. Müsennâ ile İbn-i Beşşâr rivayet ettiler. Lâfız İbn-i Müsennâ'nındır. (Dediler ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dedi ki): Ebû İshâk El-Hemdânî'yi şöyle derken işittim: Berâ'ı dinledim. Şunları söylüyordu: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mekke'den Medine'ye yöneldiği ve kendisini Sürâka b. Mâlik b. Cu'şum takip ettiği vakit Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona beddua etti. Bu sebeple atının ayakları yere battı. Bunun üzerine Sürâka: «Allah'a benim için dua et! Sana zarar vermiyeceğim.» dedi. O da Allah'a dua etti. Derken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) susadı. Bir koyun çobanının yanına uğradılar. Ebû Bekr Sıddîk diyor ki: Ben bir tas alarak ona Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) için biraz süt sağdım da kendisine getirdim. O içti, ben de rahat oldum.
Sahih Muslim 5239
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبَّادٍ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ عَبَّادٍ - قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو صَفْوَانَ أَخْبَرَنَا يُونُسُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ قَالَ ابْنُ الْمُسَيَّبِ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ إِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أُتِيَ لَيْلَةَ أُسْرِيَ بِهِ بِإِيلِيَاءَ بِقَدَحَيْنِ مِنْ خَمْرٍ وَلَبَنٍ فَنَظَرَ إِلَيْهِمَا فَأَخَذَ اللَّبَنَ . فَقَالَ لَهُ جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي هَدَاكَ لِلْفِطْرَةِ لَوْ أَخَذْتَ الْخَمْرَ غَوَتْ أُمَّتُكَ .
Bize Muhammed b. Abbâd ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Lafız İbn-i Abbâd'ındır. (Dediler ki): Bize Ebû Safvân rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yûnus, Zührî'den naklen haber verdi. (Demiş ki): İbn-i Müseyyeb şunu söyledi. Ebû Hureyre (dedi ki): İsrâ gecesi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e İlya'da şarapla sütten iki kadeh getirildi. O, bunlara bakarak sütü aldı. Bunun üzerine Cibril (Aleyhisselâm) kendisine şunu söyledi: Seni fıtrata hidayet buyuran Allah'a hamdolsun. Şarabı almış olsaydın ümmetin sapardı.
Sahih Muslim 5240
وَحَدَّثَنِي سَلَمَةُ بْنُ شَبِيبٍ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ أَعْيَنَ، حَدَّثَنَا مَعْقِلٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ أُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . بِمِثْلِهِ وَلَمْ يَذْكُرْ بِإِيلِيَاءَ .
Bana Seleme b. Şebîb de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hasen b. A'yen rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ma'kıl, Zührî'den, o da Saîd b. Müseyyeb'den naklen rivayet etti ki, Ebû Hureyre'yi şöyle derken işitmiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e getirildi. Râvi, yukarıki hadisin mislini rivayet etmiş, yalnız İlya'yı anmamıştır.
Sahih Muslim 5241
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، كُلُّهُمْ عَنْ أَبِي عَاصِمٍ، قَالَ ابْنُ الْمُثَنَّى حَدَّثَنَا الضَّحَّاكُ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرَ، بْنَ عَبْدِ اللَّهِ يَقُولُ أَخْبَرَنِي أَبُو حُمَيْدٍ السَّاعِدِيُّ، قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بِقَدَحِ لَبَنٍ مِنَ النَّقِيعِ لَيْسَ مُخَمَّرًا فَقَالَ " أَلاَّ خَمَّرْتَهُ وَلَوْ تَعْرُضُ عَلَيْهِ عُودًا " . قَالَ أَبُو حُمَيْدٍ إِنَّمَا أُمِرَ بِالأَسْقِيَةِ أَنْ تُوكَأَ لَيْلاً وَبِالأَبْوَابِ أَنْ تُغْلَقَ لَيْلاً .
Bize Züheyr b. Harb ile Muhammed b. Müsennâ ve Abd b. Humeyd, hep birden Ebû Âsım'dan rivayet ettiler. İbn-i Müsennâ dedi ki: Bize Dahhâk rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbn-i Cüreyc haber verdi. (Dedi ki): Bana Ebû'z-Zübeyr haber verdi ki, kendisi Câbir b. Abdillah'ı şunu söylerken işitmiş: Bana Ebû Humeyd es-Sâidî haber verdi. (Dedi ki): Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e Nakî'den, örtülmemiş olduğu hâlde bir bardak süt getirdim. Bunun üzerine: «Onu, velev üzerine enine bir çırpı koymak suretiyle olsun, örtseydin ya!» buyurdular. Ebû Humeyd: «Tulumların bağlanması ancak geceye mahsus emredilmiş; kapıların kapatılması da geceye mahsus emir buyurulmuştur.» demiş.
Sahih Muslim 5242
وَحَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ دِينَارٍ، حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، وَزَكَرِيَّاءُ بْنُ إِسْحَاقَ قَالاَ أَخْبَرَنَا أَبُو الزُّبَيْرِ، أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ أَخْبَرَنِي أَبُو حُمَيْدٍ السَّاعِدِيُّ أَنَّهُ أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بِقَدَحِ لَبَنٍ . بِمِثْلِهِ . قَالَ وَلَمْ يَذْكُرْ زَكَرِيَّاءُ قَوْلَ أَبِي حُمَيْدٍ بِاللَّيْلِ .
Bana İbrahim b. Dinar da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ravh b. Ubade rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbn-i Cüreyc ile Zekeriyya b. İshâk rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Ebû'z-Zübeyr haber verdi. Kendisi Câbir b. Abdillah'ı şunu söylerken işitmiş: Bana Ebû Humeyd-i Sâidî haber verdi ki Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bir tas süt getirmiş... Râvi yukarıki hadîsin mislini zikretmiştir. Yalnız Zekeriyya, Ebû Humeyd'in «Geceleyin» dediğini anmamıştır.
Sahih Muslim 5243
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ - وَاللَّفْظُ لأَبِي كُرَيْبٍ - قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَاسْتَسْقَى فَقَالَ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَلاَ نَسْقِيكَ نَبِيذًا فَقَالَ " بَلَى " . قَالَ فَخَرَجَ الرَّجُلُ يَسْعَى فَجَاءَ بِقَدَحٍ فِيهِ نَبِيذٌ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَلاَّ خَمَّرْتَهُ وَلَوْ تَعْرُضُ عَلَيْهِ عُودًا " . قَالَ فَشَرِبَ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb rivayet ettiler. Lâfız Ebû Kureyb'indir. (Dediler ki): Bize Ebû Muâviye, A'meş'den, o da Ebû Salih'den, o da Câbir b. Abdillah'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le birlikte idik. Su istedi ve bir adam: — Yâ Resûlallah! Sana nebiz sunmayalım mı? dedi. Bunun üzerine: «Hay hay!» buyurdular. Adam hemen koşarak çıktı ve içinde nebiz bulunan bir tas getirdi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Onu velev üzerine aykırı bir çırpı koymak suretiyle olsun örtseydin ya!» buyurdu ve içti.
Sahih Muslim 5244
وَحَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ وَأَبِي صَالِحٍ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ يُقَالُ لَهُ أَبُو حُمَيْدٍ بِقَدَحٍ مِنْ لَبَنٍ مِنَ النَّقِيعِ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَلاَّ خَمَّرْتَهُ وَلَوْ تَعْرُضُ عَلَيْهِ عُودًا " .
Bize Osman b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Cerir, A'meş'den, o da Ebû Süfyân ile Ebû Salih'den, onlar da Câbir'den naklen rivayet etti. Câbir (şöyle demiş): Ebû Humeyd denilen bir adam Nakî'den bir tas süt getirdi de Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine: «Onu velev üzerine aykırı bir çırpı koymak suretiyle olsun örtseydin ya!» buyurdular.
Sahih Muslim 5245
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " غَطُّوا الإِنَاءَ وَأَوْكُوا السِّقَاءَ وَأَغْلِقُوا الْبَابَ وَأَطْفِئُوا السِّرَاجَ فَإِنَّ الشَّيْطَانَ لاَ يَحُلُّ سِقَاءً وَلاَ يَفْتَحُ بَابًا وَلاَ يَكْشِفُ إِنَاءً فَإِنْ لَمْ يَجِدْ أَحَدُكُمْ إِلاَّ أَنْ يَعْرُضَ عَلَى إِنَائِهِ عُودًا وَيَذْكُرَ اسْمَ اللَّهِ فَلْيَفْعَلْ فَإِنَّ الْفُوَيْسِقَةَ تُضْرِمُ عَلَى أَهْلِ الْبَيْتِ بَيْتَهُمْ " . وَلَمْ يَذْكُرْ قُتَيْبَةُ فِي حَدِيثِهِ " وَأَغْلِقُوا الْبَابَ " .
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Leys rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Rumh da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Leys, Ebû'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den, o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi ki, şöyle buyurmuşlar: «Kapları örtün! Tulumları bağlayın! Kapıları kapayın! Ve kandilleri söndürün! Çünkü şeytan bağ çözemez, kapı açamaz, kap da aralayamaz. Eğer biriniz kabının üzerine aykırı bir çırpı koymaktan ve Allah'ın adını anmaktan başka bir çare bulamazsa bunları yapsın. Çünkü küçük fâsık, ev sâkinlerinin üzerine evlerini yakar.» Kuteybe kendi hadîsinde «Kapıları kapayın!» cümlesini anmamıştır.
Sahih Muslim 5246
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِهَذَا الْحَدِيثِ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ " وَاكْفِئُوا الإِنَاءَ أَوْ خَمِّرُوا الإِنَاءَ " . وَلَمْ يَذْكُرْ تَعْرِيضَ الْعُودِ عَلَى الإِنَاءِ .
Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dedi ki): Mâlik'e, Ebû'z-Zübeyr'in Câbir'den, onun da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet ettiği bu hadîsi okudum. Yalnız o: «Kapları devirin! Yahut kapları örtün!» demiş; kapların üzerine aykırı çırpı koymayı anmamıştır.
Sahih Muslim 5247
وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَغْلِقُوا الْبَابَ " . فَذَكَرَ بِمِثْلِ حَدِيثِ اللَّيْثِ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ " وَخَمِّرُوا الآنِيَةَ " . وَقَالَ " تُضْرِمُ عَلَى أَهْلِ الْبَيْتِ ثِيَابَهُمْ " .
Bize Ahmed b. Yûnus dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Züheyr rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû'z-Zübeyr, Câbir'den rivayet etti. (Demiş ki): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kapıyı kapayın!..» buyurdular. Râvi, Leys'in hadîsi gibi nakletmiştir. Yalnız o: «Kapları örtün!» demiş. Bir de: «Ev halkının üzerine elbiselerini yakar!» demiştir.
Sahih Muslim 5248