حَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا الْقَاسِمُ، - يَعْنِي ابْنَ الْفَضْلِ الْحُدَّانِيَّ - حَدَّثَنَا ثُمَامَةُ، - يَعْنِي ابْنَ حَزْنٍ الْقُشَيْرِيَّ - قَالَ لَقِيتُ عَائِشَةَ فَسَأَلْتُهَا عَنِ النَّبِيذِ، فَدَعَتْ عَائِشَةُ جَارِيَةً حَبَشِيَّةً فَقَالَتْ سَلْ هَذِهِ فَإِنَّهَا كَانَتْ تَنْبِذُ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتِ الْحَبَشِيَّةُ كُنْتُ أَنْبِذُ لَهُ فِي سِقَاءٍ مِنَ اللَّيْلِ وَأُوكِيهِ وَأُعَلِّقُهُ فَإِذَا أَصْبَحَ شَرِبَ مِنْهُ .
Bize Şeyban b. Ferrûh rivayet etti. (Dedi ki): Bize Kâsim (yâni İbn-i Fadl El-Huddânî) rivayet etti. (Dedi ki): Bize Sümâme (yâni İbn-i Hazn El-Kuşeyrî) rivayet etti. (Dedi ki): Âişe'ye rastladım da kendisine nebizin hükmünü sordum. Âişe hemen Habeşli bir câriye çağırarak: — Buna sor! Çünkü Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e nebizi o yapıyordu, dedi. Bunun üzerine Habeşli câriye: — Ben ona geceden bir tulum içinde nebiz yapar, ağzını bağlar ve onu asardım. Sabahladığı vakit ondan içerdi, dedi.