HADİS KÜTÜPHANESİ

Sahih-i Müslim

57 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

Avlanma, Hayvan Kesimi ve Yenilebilen Hayvanlar Kitabı

92 hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أُرْسِلُ الْكِلاَبَ الْمُعَلَّمَةَ فَيُمْسِكْنَ عَلَىَّ وَأَذْكُرُ اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهِ فَقَالَ ‏"‏ إِذَا أَرْسَلْتَ كَلْبَكَ الْمُعَلَّمَ وَذَكَرْتَ اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهِ فَكُلْ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ وَإِنْ قَتَلْنَ قَالَ ‏"‏ وَإِنْ قَتَلْنَ مَا لَمْ يَشْرَكْهَا كَلْبٌ لَيْسَ مَعَهَا ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ لَهُ فَإِنِّي أَرْمِي بِالْمِعْرَاضِ الصَّيْدَ فَأُصِيبُ فَقَالَ ‏"‏ إِذَا رَمَيْتَ بِالْمِعْرَاضِ فَخَزَقَ فَكُلْهُ وَإِنْ أَصَابَهُ بِعَرْضِهِ فَلاَ تَأْكُلْهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize İshak b. İbrahim el-Hanzalî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Cerir, Mansur'dan, o da İbrahim'den, o da Hemmam b. Haris'ten, o da Adiyy b. Hâtim'den naklen haber verdi. Adiyy şöyle demiş: “Ya Resûlallah! Ben öğretilmiş köpekleri salıyorum da bana av tutuyorlar. Üzerine besmele de çekiyorum.” dedim. Bunun üzerine: “Öğretilmiş köpeğini saldığın ve üzerine besmele çektiğin vakit ye!” buyurdu. “Ya avı öldürürlerse?” dedim. “Öldürseler de ye; ama onlarla beraber olmayan başka bir köpeğin onlara iştirak etmemesi şartıyla.” buyurdu. Kendilerine: “Bir de ben ava mi'râz atıyor ve vuruyorum.” dedim. “Mi'râzı attığında hayvanı delerse onu ye! Genişliğine isabet ederse onu yeme!” buyurdular.

Sahih Muslim 4972

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ بَيَانٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قُلْتُ إِنَّا قَوْمٌ نَصِيدُ بِهَذِهِ الْكِلاَبِ فَقَالَ ‏"‏ إِذَا أَرْسَلْتَ كِلاَبَكَ الْمُعَلَّمَةَ وَذَكَرْتَ اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهَا فَكُلْ مِمَّا أَمْسَكْنَ عَلَيْكَ وَإِنْ قَتَلْنَ إِلاَّ أَنْ يَأْكُلَ الْكَلْبُ فَإِنْ أَكَلَ فَلاَ تَأْكُلْ فَإِنِّي أَخَافُ أَنْ يَكُونَ إِنَّمَا أَمْسَكَ عَلَى نَفْسِهِ وَإِنْ خَالَطَهَا كِلاَبٌ مِنْ غَيْرِهَا فَلاَ تَأْكُلْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Fudayl, Beyan'dan, o da Şa'bi'den, o da Adiyy b. Hâtim'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e sordum: — Biz bu köpeklerle av avlayan bir kavimiz, dedim. Bunun üzerine: «Öğretilmiş köpeklerini saldığın ve üzerlerine besmele çektiğin vakit, senin için tuttukları avdan ye! Velev ki öldürmüş olsunlar. Ancak köpek avdan yerse o başka! O yerse sen yeme. Çünkü avı sadece kendisi için tutmuş olmasından korkarım. Onlara başka köpekler karışırsa o avdan yeme!» buyurdular.

Sahih Muslim 4973

وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ الْعَنْبَرِيُّ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي السَّفَرِ عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْمِعْرَاضِ فَقَالَ ‏"‏ إِذَا أَصَابَ بِحَدِّهِ فَكُلْ وَإِذَا أَصَابَ بِعَرْضِهِ فَقَتَلَ فَإِنَّهُ وَقِيذٌ فَلاَ تَأْكُلْ ‏"‏ ‏.‏ وَسَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْكَلْبِ فَقَالَ ‏"‏ إِذَا أَرْسَلْتَ كَلْبَكَ وَذَكَرْتَ اسْمَ اللَّهِ فَكُلْ فَإِنْ أَكَلَ مِنْهُ فَلاَ تَأْكُلْ فَإِنَّهُ إِنَّمَا أَمْسَكَ عَلَى نَفْسِهِ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ فَإِنْ وَجَدْتُ مَعَ كَلْبِي كَلْبًا آخَرَ فَلاَ أَدْرِي أَيُّهُمَا أَخَذَهُ قَالَ ‏"‏ فَلاَ تَأْكُلْ فَإِنَّمَا سَمَّيْتَ عَلَى كَلْبِكَ وَلَمْ تُسَمِّ عَلَى غَيْرِهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Muâz el-Anberî de rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Abdullah b. Ebî's-Sefer'den, o da Şa'bi'den, o da Adiyy b. Hâtim'den naklen rivayet etti. Adiyy şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e mi'râz hakkında sordum. «Sivri tarafıyla isabet ederse ye; enli tarafıyla isabet edip öldürürse, o vurularak öldürülmüştür, onu yeme!» buyurdu. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e köpek hakkında da sordum. «Köpeğini salıp Allah'ın adını andığın vakit ye! Eğer köpek ondan yemişse sen yeme. Çünkü onu ancak kendisi için tutmuştur.» buyurdu. Ben: — Köpeğimin yanında başka bir köpek bulursam ve avı hangisinin tuttuğunu bilemezsem? dedim. «Yeme! Çünkü sen yalnız kendi köpeğinin üzerine besmele çektin, diğerinin üzerine çekmedin.» buyurdu.

Sahih Muslim 4974

وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، قَالَ وَأَخْبَرَنِي شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي السَّفَرِ قَالَ سَمِعْتُ الشَّعْبِيَّ، يَقُولُ سَمِعْتُ عَدِيَّ بْنَ حَاتِمٍ، يَقُولُ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْمِعْرَاضِ ‏.‏ فَذَكَرَ مِثْلَهُ ‏.‏

Bize Yahya b. Eyyûb da rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbnü Uleyye rivayet etti. (Dedi ki): Bana Şu'be de Abdullah b. Ebî's-Sefer'den naklen haber verdi. (Demiş ki): Şa'bi'yi şöyle derken işittim: Adiyy b. Hâtim'i şöyle derken işittim: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e mi'râz hakkında sordum. Ve yukarıdaki hadisin mislini nakletti.

Sahih Muslim 4975

وَحَدَّثَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ نَافِعٍ الْعَبْدِيُّ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي السَّفَرِ، وَعَنْ نَاسٍ ذَكَرَ شُعْبَةُ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ عَدِيَّ بْنَ حَاتِمٍ، قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْمِعْرَاضِ ‏.‏ بِمِثْلِ ذَلِكَ ‏.‏

Bana Ebû Bekr b. Nâfi' el-Abdî de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Gunder rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdullah b. Ebî's-Sefer rivayet etti. Şu'be'nin bir takım insanlardan da rivayet ettiğine göre Şa'bî'den rivayet olunmuş. (Demiş ki): Ben Adîyy b. Hâtim'i dinledim: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e okun hükmünü sordum.» dedi. Râvî yukarıdaki gibi rivayet etmiştir.

Sahih Muslim 4976

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا زَكَرِيَّاءُ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ صَيْدِ الْمِعْرَاضِ فَقَالَ ‏"‏ مَا أَصَابَ بِحَدِّهِ فَكُلْهُ وَمَا أَصَابَ بِعَرْضِهِ فَهُوَ وَقِيذٌ ‏"‏ ‏.‏ وَسَأَلْتُهُ عَنْ صَيْدِ الْكَلْبِ فَقَالَ ‏"‏ مَا أَمْسَكَ عَلَيْكَ وَلَمْ يَأْكُلْ مِنْهُ فَكُلْهُ فَإِنَّ ذَكَاتَهُ أَخْذُهُ فَإِنْ وَجَدْتَ عِنْدَهُ كَلْبًا آخَرَ فَخَشِيتَ أَنْ يَكُونَ أَخَذَهُ مَعَهُ وَقَدْ قَتَلَهُ فَلاَ تَأْكُلْ إِنَّمَا ذَكَرْتَ اسْمَ اللَّهِ عَلَى كَلْبِكَ وَلَمْ تَذْكُرْهُ عَلَى غَيْرِهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdullah b. Numeyr de rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Zekeriyya, Âmir'den, o da Adîyy b. Hâtim'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ok avının hükmünü sordum da: «Keskinliğiyle isabet ederse onu ye! Genişliğiyle isabet ederse o hayvan ezilerek ölmüştür.» buyurdu. Kendisine köpeğin avını sordum: «Senin için tutar da avdan yemezse onu ye! Çünkü o hayvanın kesilmesi tutulmasından ibarettir. Avın yanında başka bir köpek bulur da kendi köpeğinle beraber tutmuş olmasından korkarsan ve avı da öldürmüşse yeme! Çünkü sen yalnız kendi köpeğin üzerine besmele çektin, başkasının üzerine onu anmadın.» buyurdular.

Sahih Muslim 4977

وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زَكَرِيَّاءُ بْنُ أَبِي زَائِدَةَ بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏

Bize İshak b. İbrahim dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize İsa b. Yunus haber verdi. (Dedi ki): Bize Zekeriyya b. Ebî Zâide bu isnadla rivayette bulundu.

Sahih Muslim 4978

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْوَلِيدِ بْنِ عَبْدِ الْحَمِيدِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ، حَدَّثَنَا الشَّعْبِيُّ، قَالَ سَمِعْتُ عَدِيَّ بْنَ حَاتِمٍ، - وَكَانَ لَنَا جَارًا وَدَخِيلاً وَرَبِيطًا بِالنَّهْرَيْنِ - أَنَّهُ سَأَلَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ أُرْسِلُ كَلْبِي فَأَجِدُ مَعَ كَلْبِي كَلْبًا قَدْ أَخَذَ لاَ أَدْرِي أَيُّهُمَا أَخَذَ ‏.‏ قَالَ ‏ "‏ فَلاَ تَأْكُلْ فَإِنَّمَا سَمَّيْتَ عَلَى كَلْبِكَ وَلَمْ تُسَمِّ عَلَى غَيْرِهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Velid b. Abdilhamîd de rivayet etti. (Dedi ki): Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Saîd b. Mesruk'dan rivayet etti. (Demiş ki): Bize Şa'bî rivayet etti. (Dedi ki): Adiyy b. Hâtim'i dinledim. (Bu zat Nehreyn'de bizim gidip geldiğimiz ve düşüp kalktığımız bir komşumuzdu.) Adiyy, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e sormuş: — Ben köpeğimi salıyorum. Sonra köpeğimle beraber avı tutmuş bir köpek buluyorum. Hangisinin tuttuğunu bilmiyorum, demiş. Efendimiz: «O hâlde yeme. Çünkü sen ancak kendi köpeğin üzerine besmele çektin, başkası üzerine çekmedin.» buyurmuşlar.

Sahih Muslim 4979

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَ ذَلِكَ ‏.‏

Bize Muhammed b. Velid dahi rivayet etti. (Dedi ki): Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Hakem'den, o da Şa'bî'den, o da Adiyy b. Hâtim'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bunun mislini rivayet etti.

Sahih Muslim 4980

حَدَّثَنِي الْوَلِيدُ بْنُ شُجَاعٍ السَّكُونِيُّ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا أَرْسَلْتَ كَلْبَكَ فَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ فَإِنْ أَمْسَكَ عَلَيْكَ فَأَدْرَكْتَهُ حَيًّا فَاذْبَحْهُ وَإِنْ أَدْرَكْتَهُ قَدْ قَتَلَ وَلَمْ يَأْكُلْ مِنْهُ فَكُلْهُ وَإِنْ وَجَدْتَ مَعَ كَلْبِكَ كَلْبًا غَيْرَهُ وَقَدْ قَتَلَ فَلاَ تَأْكُلْ فَإِنَّكَ لاَ تَدْرِي أَيُّهُمَا قَتَلَهُ وَإِنْ رَمَيْتَ سَهْمَكَ فَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ فَإِنْ غَابَ عَنْكَ يَوْمًا فَلَمْ تَجِدْ فِيهِ إِلاَّ أَثَرَ سَهْمِكَ فَكُلْ إِنْ شِئْتَ وَإِنْ وَجَدْتَهُ غَرِيقًا فِي الْمَاءِ فَلاَ تَأْكُلْ ‏"‏ ‏.‏

Bana Velid b. Şücâ' es-Sekûnî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ali b. Müshir, Âsım'dan, o da Şa'bî'den, o da Adiyy b. Hâtim'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Bana Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), «Köpeğini saldığın vakit hemen üzerine besmele çek. Şayet senin için tutar da ava diri iken yetişirsen, onu kesiver. Öldürmüş de ondan yememiş olduğu hâlde yetişirsen onu ye! Köpeğinle beraber başka bir köpek bulursan, avı da öldürmüşse yeme. Çünkü onu hangisinin öldürdüğünü bilmezsin. Okunu atarsan besmeleyi çekiver. Eğer av senden bir gün kaybolur da onda senin okunun eserinden başka bir şey bulamazsan dilersen ye! Avı suda boğulmuş bulursan yeme!» buyurdular.

Sahih Muslim 4981

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، أَخْبَرَنَا عَاصِمٌ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الصَّيْدِ قَالَ ‏ "‏ إِذَا رَمَيْتَ سَهْمَكَ فَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ فَإِنْ وَجَدْتَهُ قَدْ قَتَلَ فَكُلْ إِلاَّ أَنْ تَجِدَهُ قَدْ وَقَعَ فِي مَاءٍ فَإِنَّكَ لاَ تَدْرِي الْمَاءُ قَتَلَهُ أَوْ سَهْمُكَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahya b. Eyyub rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdullah b. Mübarek rivayet etti. (Dedi ki): Bize Âsım, Şa'bi'den, o da Adiyy b. Hatim'den naklen haber verdi. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e avın hükmünü sordum. «Okunu attığın zaman Allah'ın adını an. Avı öldürmüş bulursan ye! Ancak onu suya düşmüş bulursan o başka! Çünkü onu su mu öldürdü, yoksa senin okun mu, bilemezsin.» buyurdu.

Sahih Muslim 4982

حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ حَيْوَةَ بْنِ شُرَيْحٍ، قَالَ سَمِعْتُ رَبِيعَةَ بْنَ يَزِيدَ الدِّمَشْقِيَّ، يَقُولُ أَخْبَرَنِي أَبُو إِدْرِيسَ، عَائِذُ اللَّهِ قَالَ سَمِعْتُ أَبَا ثَعْلَبَةَ الْخُشَنِيَّ، يَقُولُ أَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا بِأَرْضِ قَوْمٍ مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ نَأْكُلُ فِي آنِيَتِهِمْ وَأَرْضِ صَيْدٍ أَصِيدُ بِقَوْسِي وَأَصِيدُ بِكَلْبِيَ الْمُعَلَّمِ أَوْ بِكَلْبِيَ الَّذِي لَيْسَ بِمُعَلَّمٍ فَأَخْبِرْنِي مَا الَّذِي يَحِلُّ لَنَا مِنْ ذَلِكَ قَالَ ‏ "‏ أَمَّا مَا ذَكَرْتَ أَنَّكُمْ بِأَرْضِ قَوْمٍ مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ تَأْكُلُونَ فِي آنِيَتِهِمْ فَإِنْ وَجَدْتُمْ غَيْرَ آنِيَتِهِمْ فَلاَ تَأْكُلُوا فِيهَا وَإِنْ لَمْ تَجِدُوا فَاغْسِلُوهَا ثُمَّ كُلُوا فِيهَا وَأَمَّا مَا ذَكَرْتَ أَنَّكَ بِأَرْضِ صَيْدٍ فَمَا أَصَبْتَ بِقَوْسِكَ فَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ ثُمَّ كُلْ وَمَا أَصَبْتَ بِكَلْبِكَ الْمُعَلَّمِ فَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ ثُمَّ كُلْ وَمَا أَصَبْتَ بِكَلْبِكَ الَّذِي لَيْسَ بِمُعَلَّمٍ فَأَدْرَكْتَ ذَكَاتَهُ فَكُلْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Hennad b. Seriyy rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbnü Mübarek, Hayve b. Şüreyh'den rivayet etti. (Dedi ki): Ben Rebîa b. Yezîd ed-Dımaşkî'yi şunu söylerken işittim: Bana Ebû İdris Âizullah haber verdi. (Dedi ki): Ebû Sa'lebete'l-Huşenî'yi şöyle derken işittim: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: «Ya Resûlallah! Biz ehl-i kitap bir kavmin toprağındayız. Onların kaplarından yiyoruz. Bir de av yerindeyiz; yayımla, öğretilmiş köpeğimle veya öğretilmemiş köpeğimle avlanıyorum. Binaenaleyh bundan bize neyin helal olduğunu bana haber ver.» dedim. «Söylediğin ehl-i kitap bir kavmin toprağında bulunuşunuz ve kaplarından yemeniz meselesinin cevabı şudur: Başka kaplar bulursanız onların kaplarından yemeyin! Bulamazsanız o kapları yıkayın, sonra onlardan yiyin. Zikrettiğin av yerinde bulunman meselesine gelince: Yayınla elde ettiğin av üzerine Allah'ın adını an, sonra ye! Öğretilmiş köpeğinle elde ettiğin av üzerine de Allah'ın adını an, sonra ye! Öğretilmemiş köpeğinle elde ettiğin ve kesmeye yetiştiğin avı da ye!» buyurdular.

Sahih Muslim 4983

وَحَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، ح وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا الْمُقْرِئُ، كِلاَهُمَا عَنْ حَيْوَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏ نَحْوَ حَدِيثِ ابْنِ الْمُبَارَكِ غَيْرَ أَنَّ حَدِيثَ ابْنِ وَهْبٍ، لَمْ يَذْكُرْ فِيهِ صَيْدَ الْقَوْسِ ‏.‏

Bana Ebû't-Tâhir de rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbnü Vehb haber verdi. H. Bana Züheyr b. Harb dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize el-Mukri' rivayet etti. Her iki ravi Hayve'den bu isnadla İbnü Mübarek'in hadisi gibi rivayette bulunmuşlardır. Şu kadar var ki İbnü Vehb hadisinde yay avını zikretmemiştir.

Sahih Muslim 4984

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مِهْرَانَ الرَّازِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو عَبْدِ اللَّهِ، حَمَّادُ بْنُ خَالِدٍ الْخَيَّاطُ عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ صَالِحٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي ثَعْلَبَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا رَمَيْتَ بِسَهْمِكَ فَغَابَ عَنْكَ فَأَدْرَكْتَهُ فَكُلْهُ مَا لَمْ يُنْتِنْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Mihran er-Râzi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Abdullah Hammâd b. Hâlid el-Hayyât, Muaviye b. Salih'den, o da Abdurrahman b. Cübeyr'den, o da babasından, o da Ebû Sa'lebe'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. (Şöyle buyurmuşlar): «Okunu attığın zaman av senden gâib olur da arkasından yetişirsen, kokmadıkça onu ye!»

Sahih Muslim 4985

وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ أَحْمَدَ بْنِ أَبِي خَلَفٍ، حَدَّثَنَا مَعْنُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنِي مُعَاوِيَةُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ نُفَيْرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي ثَعْلَبَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي الَّذِي يُدْرِكُ صَيْدَهُ بَعْدَ ثَلاَثٍ ‏ "‏ فَكُلْهُ مَا لَمْ يُنْتِنْ ‏"‏ ‏.‏

Bana Muhammed b. Ahmed b. Ebî Halef de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ma'n b. Îsâ rivayet etti. (Dedi ki): Bana Muâviye, Abdurrahman b. Cübeyr b. Nüfeyr'den, o da babasından, o da Ebû Sa'lebe'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den üç günden sonra avına yetişen hakkında: «Öyle ise kokmadıkça onu ye!» buyurmuşlar.

Sahih Muslim 4986

وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ صَالِحٍ، عَنِ الْعَلاَءِ، عَنْ مَكْحُولٍ، عَنْ أَبِي ثَعْلَبَةَ الْخُشَنِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم حَدِيثَهُ فِي الصَّيْدِ ثُمَّ قَالَ ابْنُ حَاتِمٍ حَدَّثَنَا ابْنُ مَهْدِيٍّ عَنْ مُعَاوِيَةَ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ جُبَيْرٍ وَأَبِي الزَّاهِرِيَّةِ عَنْ جُبَيْرِ بْنِ نُفَيْرٍ عَنْ أَبِي ثَعْلَبَةَ الْخُشَنِيِّ ‏.‏ بِمِثْلِ حَدِيثِ الْعَلاَءِ غَيْرَ أَنَّهُ لَمْ يَذْكُرْ نُتُونَتَهُ وَقَالَ فِي الْكَلْبِ ‏ "‏ كُلْهُ بَعْدَ ثَلاَثٍ إِلاَّ أَنْ يُنْتِنَ فَدَعْهُ ‏"‏ ‏.‏

Bana Muhammed b. Hatim dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdurrahman b. Mehdî, Muaviye b. Salih'den, o da Alâ'dan, o da Mekhûl'den, o da Ebû Sa'lebe el-Huşenî'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen av hakkındaki hadisini rivayet etti. Sonra İbni Hatim şunu söyledi: Bize İbni Mehdî, Muâviye'den, o da Abdurrahman b. Cübeyr ile Ebû'z-Zâhiriyye'den, onlar da Cübeyr b. Nüfeyr'den, o da Ebû Sa'lebe el-Huşenî'den Alâ'nın hadisi gibi rivayette bulundu. Yalnız o, kokusunu zikretmedi ve köpek hakkında şöyle dedi: «Onu üç günden sonra ye; meğer ki kokmuş ola, o takdirde onu bırak!»

Sahih Muslim 4987

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَابْنُ أَبِي عُمَرَ، قَالَ إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ، عَنْ أَبِي ثَعْلَبَةَ قَالَ نَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنْ أَكْلِ كُلِّ ذِي نَابٍ مِنَ السَّبُعِ ‏.‏ زَادَ إِسْحَاقُ وَابْنُ أَبِي عُمَرَ فِي حَدِيثِهِمَا قَالَ الزُّهْرِيُّ وَلَمْ نَسْمَعْ بِهَذَا حَتَّى قَدِمْنَا الشَّامَ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile İshak b. İbrahim ve İbni Ebî Ömer rivayet ettiler. İshak «Ahberenâ» dedi. Ötekiler: «Bize rivayet etti» tabirini kullandılar. (Dediler ki): Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî'den, o da Ebû İdrîs'ten, o da Ebû Sa'lebe'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yırtıcı hayvanlardan her azı dişlinin yenmesini nehiy buyurdu. İshak ile İbni Ebî Ömer kendi hadislerinde şu cümleyi ziyade ettiler. Zührî dedi ki: «Ama biz bunu Şam'a gelinceye kadar işitmedik.»

Sahih Muslim 4988

وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيِّ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا ثَعْلَبَةَ الْخُشَنِيَّ، يَقُولُ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ أَكْلِ كُلِّ ذِي نَابٍ مِنَ السِّبَاعِ ‏.‏ قَالَ ابْنُ شِهَابٍ وَلَمْ أَسْمَعْ ذَلِكَ مِنْ عُلَمَائِنَا بِالْحِجَازِ حَتَّى حَدَّثَنِي أَبُو إِدْرِيسَ وَكَانَ مِنْ فُقَهَاءِ أَهْلِ الشَّامِ ‏.‏

Bana Harmele b. Yahya da rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dedi ki): Bana Yûnus, İbni Şihab'dan, o da Ebû İdris el-Havlânî'den naklen haber verdi ki Ebû İdris, Ebû Sa'lebe el-Huşenî'yi şunu söylerken işitmiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yırtıcı hayvanlardan her azı dişlinin yenmesini nehiy buyurdu. İbnü Şihab demiş ki: «Ben bunu Hicaz'daki ulemamızdan işitmedim. Nihayet bana Ebû İdris rivayet etti. Kendisi Şamlıların fukahasından idi.»

Sahih Muslim 4989

وَحَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ الأَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنَا عَمْرٌو، - يَعْنِي ابْنَ الْحَارِثِ - أَنَّ ابْنَ شِهَابٍ، حَدَّثَهُ عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيِّ، عَنْ أَبِي ثَعْلَبَةَ الْخُشَنِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ أَكْلِ كُلِّ ذِي نَابٍ مِنَ السِّبَاعِ ‏.‏

Bana Harun b. Saîd el-Eylî de rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dedi ki): Bize Amr, yani İbnü'l-Hâris, haber verdi. Ona da İbnü Şihab, Ebû İdris el-Havlânî'den, o da Ebû Sa'lebe el-Huşenî'den naklen rivayet etmiş ki Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yırtıcı hayvanlardan her azı dişlinin yenmesini yasak etmiş.

Sahih Muslim 4990

وَحَدَّثَنِيهِ أَبُو الطَّاهِرِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، وَابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، وَعَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ وَيُونُسُ بْنُ يَزِيدَ وَغَيْرُهُمْ ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّزَّاقِ، عَنْ مَعْمَرٍ، ح وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا يُوسُفُ بْنُ الْمَاجِشُونِ، ح وَحَدَّثَنَا الْحُلْوَانِيُّ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، عَنْ يَعْقُوبَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، كُلُّهُمْ عَنِ الزُّهْرِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏ مِثْلَ حَدِيثِ يُونُسَ وَعَمْرٍو كُلُّهُمْ ذَكَرَ الأَكْلَ إِلاَّ صَالِحًا وَيُوسُفَ فَإِنَّ حَدِيثَهُمَا نَهَى عَنْ كُلِّ ذِي نَابٍ مِنَ السَّبُعِ ‏.‏

Bana bu hadisi Ebû't-Tahir de rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbn Vehb haber verdi. (Dedi ki): Bana Malik b. Enes ile İbn Ebî Zi'b, Amr b. Haris, Yûnus b. Yezid ve başkaları haber verdi. H. Bana Muhammed b. Râfi' ile Abd b. Humeyd, Abdurrezzak'tan, o da Ma'mer'den naklen rivayet ettiler. H. Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yûsuf b. Mâcişûn haber verdi. H. Bize Hulvanî ile Abd b. Humeyd, Ya'kub b. İbrahim b. Sa'd'dan rivayet ettiler. (Dedi ki): Bize babam, Sâlih'ten rivayet etti. Bu râvîlerin hepsi bu isnadla Zührî'den Yûnus ve Amr'ın hadisleri gibi rivayette bulunmuş. Hepsi yemeyi zikretmiştir; yalnız Sâlih ile Yûsuf müstesna. Zira onların hadisi: «Yırtıcıların her azı dişlisinden nehiy buyurdu.» şeklindedir.

Sahih Muslim 4991

وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، - يَعْنِي ابْنَ مَهْدِيٍّ - عَنْ مَالِكٍ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أَبِي حَكِيمٍ، عَنْ عَبِيدَةَ بْنِ سُفْيَانَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ كُلُّ ذِي نَابٍ مِنَ السِّبَاعِ فَأَكْلُهُ حَرَامٌ ‏"‏ ‏.‏

Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdurrahman, yani İbn Mehdi, Malik'ten, o da İsmail b. Ebî Hakîm'den, o da Ubeyde b. Süfyan'dan, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti: «Yırtıcılardan her azı dişlinin yenmesi haramdır.» buyurmuşlar.

Sahih Muslim 4992

وَحَدَّثَنِيهِ أَبُو الطَّاهِرِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ ‏.‏

Bana bu hadisi Ebû't-Tahir de rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbn Vehb haber verdi. (Dedi ki): Bana Malik b. Enes bu isnadla bu hadisin mislini haber verdi.

Sahih Muslim 4993

وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ الْعَنْبَرِيُّ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ مَيْمُونِ بْنِ مِهْرَانَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ كُلِّ ذِي نَابٍ مِنَ السِّبَاعِ وَعَنْ كُلِّ ذِي مِخْلَبٍ مِنَ الطَّيْرِ ‏.‏

Bize Übeydullah b. Muâz El-Anberî rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Hakem'den, o da Meymûn b. Mihrân'dan, o da İbnû Abbas'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yırtıcıların her azı dişlisinden ve kuşların her pençelisinden nehiy buyurdu.

Sahih Muslim 4994

وَحَدَّثَنِي حَجَّاجُ بْنُ الشَّاعِرِ، حَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ حَمَّادٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ ‏.‏

Bana Haccâc b. Şâir de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Sehl b. Hammad rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be bu isnadla bu hadisin mislini rivayet eyledi.

Sahih Muslim 4995

وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، حَدَّثَنَا الْحَكَمُ، وَأَبُو بِشْرٍ عَنْ مَيْمُونِ بْنِ مِهْرَانَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ كُلِّ ذِي نَابٍ مِنَ السِّبَاعِ وَعَنْ كُلِّ ذِي مِخْلَبٍ مِنَ الطَّيْرِ ‏.‏

Bize Ahmed b. Hanbel de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süleyman b. Davud rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Avâne rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hakem ile Ebû Bişr, Meymûn b. Mihrân'dan, o da İbnû Abbas'dan naklen rivâyet ettiler ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yırtıcıların her azı dişlisinden ve kuşların her pençelisinden nehiy buyurmuş.

Sahih Muslim 4996

وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، ح وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، قَالَ أَبُو بِشْرٍ أَخْبَرَنَا عَنْ مَيْمُونِ بْنِ مِهْرَانَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ نَهَى ح وَحَدَّثَنِي أَبُو كَامِلٍ الْجَحْدَرِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ مَيْمُونِ بْنِ مِهْرَانَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِ حَدِيثِ شُعْبَةَ عَنِ الْحَكَمِ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hüşeym, Ebû Bişr'den naklen haber verdi. H. Bize Ahmed b. Hanbel de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hüşeym rivayet etti. Ebû Bişr dedi ki: Bize Meymûn b. Mihrân, İbn Abbas'tan naklen haber verdi. İbn Abbas ise: «Nehiy buyurdu...» demiş. H. Bana Ebû Kâmil el-Cahderî dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Avâne, Ebû Bişr'den, o da Meymûn b. Mihrân'dan, o da İbn Abbas'tan naklen rivayet etti. İbn Abbas, Şu'be'nin Hakem'den rivayet ettiği hadis gibi: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nehiy buyurdu.» demiş.

Sahih Muslim 4997

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، ح وَحَدَّثَنَاهُ يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا أَبُو خَيْثَمَةَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ بَعَثَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَمَّرَ عَلَيْنَا أَبَا عُبَيْدَةَ نَتَلَقَّى عِيرًا لِقُرَيْشٍ وَزَوَّدَنَا جِرَابًا مِنْ تَمْرٍ لَمْ يَجِدْ لَنَا غَيْرَهُ فَكَانَ أَبُ عُبَيْدَةَ يُعْطِينَا تَمْرَةً تَمْرَةً - قَالَ - فَقُلْتُ كَيْفَ كُنْتُمْ تَصْنَعُونَ بِهَا قَالَ نَمَصُّهَا كَمَا يَمَصُّ الصَّبِيُّ ثُمَّ نَشْرَبُ عَلَيْهَا مِنَ الْمَاءِ فَتَكْفِينَا يَوْمَنَا إِلَى اللَّيْلِ وَكُنَّا نَضْرِبُ بِعِصِيِّنَا الْخَبَطَ ثُمَّ نَبُلُّهُ بِالْمَاءِ فَنَأْكُلُهُ قَالَ وَانْطَلَقْنَا عَلَى سَاحِلِ الْبَحْرِ فَرُفِعَ لَنَا عَلَى سَاحِلِ الْبَحْرِ كَهَيْئَةِ الْكَثِيبِ الضَّخْمِ فَأَتَيْنَاهُ فَإِذَا هِيَ دَابَّةٌ تُدْعَى الْعَنْبَرَ قَالَ قَالَ أَبُو عُبَيْدَةَ مَيْتَةٌ ثُمَّ قَالَ لاَ بَلْ نَحْنُ رُسُلُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَفِي سَبِيلِ اللَّهِ وَقَدِ اضْطُرِرْتُمْ فَكُلُوا قَالَ فَأَقَمْنَا عَلَيْهِ شَهْرًا وَنَحْنُ ثَلاَثُ مِائَةٍ حَتَّى سَمِنَّا قَالَ وَلَقَدْ رَأَيْتُنَا نَغْتَرِفُ مِنْ وَقْبِ عَيْنِهِ بِالْقِلاَلِ الدُّهْنَ وَنَقْتَطِعُ مِنْهُ الْفِدَرَ كَالثَّوْرِ - أَوْ كَقَدْرِ الثَّوْرِ - فَلَقَدْ أَخَذَ مِنَّا أَبُو عُبَيْدَةَ ثَلاَثَةَ عَشَرَ رَجُلاً فَأَقْعَدَهُمْ فِي وَقْبِ عَيْنِهِ وَأَخَذَ ضِلَعًا مِنْ أَضْلاَعِهِ فَأَقَامَهَا ثُمَّ رَحَلَ أَعْظَمَ بَعِيرٍ مَعَنَا فَمَرَّ مِنْ تَحْتِهَا وَتَزَوَّدْنَا مِنْ لَحْمِهِ وَشَائِقَ فَلَمَّا قَدِمْنَا الْمَدِينَةَ أَتَيْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرْنَا ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ ‏ "‏ هُوَ رِزْقٌ أَخْرَجَهُ اللَّهُ لَكُمْ فَهَلْ مَعَكُمْ مِنْ لَحْمِهِ شَىْءٌ فَتُطْعِمُونَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَأَرْسَلْنَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْهُ فَأَكَلَهُ ‏.‏

Bize Ahmed b. Yûnus rivayet etti. (Dedi ki): Bize Züheyr rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû'z-Zübeyr, Câbir'den rivayet etti. H. Bize bu hadisi Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Hayseme, Ebû'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den naklen haber verdi. Câbir şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizi gönderdi, üzerimize de Ebû Ubeyde'yi kumandan tayin etti. Kureyş'in bir kervanı ile karşılaşacaktık. Bize azık olarak bir dağarcık kuru hurma verdi; başkasını bulamadı. Ebû Ubeyde bize birer hurma veriyordu. Ebû'z-Zübeyr diyor ki: Ben: «Bununla ne yapıyordunuz?» diye sordum. «Onu çocuğun emdiği gibi emiyor, sonra üzerine su içiyorduk. Bu bize o gün geceye kadar yetiyordu. Bir de sopalarımızla selem ağacının yaprağını silkiyor, sonra onu su ile ıslatarak yiyorduk.» dedi ve devamla şunları söyledi: «Deniz boyuna gittik. Derken deniz kıyısında bize büyük bir kum tepesi şeklinde bir şey göründü. Ona vardık. Bir de ne görelim, Anber denilen bir hayvan! Ebû Ubeyde: 'Bu leştir.' dedi. Sonra: 'Hayır! Biz Resûlullah'ın (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) elçileriyiz ve Allah yolundayız. Siz de muztar kaldınız. Binaenaleyh yiyin!' dedi. Artık onun yanında bir ay kaldık. Üç yüz kişi idik. Hatta semizledik. Vallahi, onun göz çukurundan testilerle iç yağı aldığımızı görmüşümdür. Ondan öküz gibi yahut öküz kadar parçalar kesiyorduk. Gerçekten Ebû Ubeyde bizden on üç kişi alarak bu hayvanın göz çukuruna oturttu. Onun kaburgalarından birini alarak dikti. Sonra beraberimizdeki en büyük deveyi semerledi ve deve onun altından geçti. Onun etinden kurutulmuş parçaları azık edindik. Medine'ye geldiğimiz vakit Resûlullah'a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) giderek bunu kendisine anlattık da: 'O, Allah'ın sizin için çıkardığı bir rızıktır. Yanınızda onun etinden bir şey var mı? Bize de tattırın.' buyurdu. Bunun üzerine Resûlullah'a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ondan bir parça gönderdik; o da yedi.»

Sahih Muslim 4998

حَدَّثَنَا عَبْدُ الْجَبَّارِ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعَ عَمْرٌو، جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ يَقُولُ بَعَثَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَنَحْنُ ثَلاَثُمِائَةِ رَاكِبٍ وَأَمِيرُنَا أَبُو عُبَيْدَةَ بْنُ الْجَرَّاحِ نَرْصُدُ عِيرًا لِقُرَيْشٍ فَأَقَمْنَا بِالسَّاحِلِ نِصْفَ شَهْرٍ فَأَصَابَنَا جُوعٌ شَدِيدٌ حَتَّى أَكَلْنَا الْخَبَطَ فَسُمِّيَ جَيْشَ الْخَبَطِ فَأَلْقَى لَنَا الْبَحْرُ دَابَّةً يُقَالُ لَهَا الْعَنْبَرُ فَأَكَلْنَا مِنْهَا نِصْفَ شَهْرٍ وَادَّهَنَّا مِنْ وَدَكِهَا حَتَّى ثَابَتْ أَجْسَامُنَا - قَالَ - فَأَخَذَ أَبُو عُبَيْدَةَ ضِلَعًا مِنْ أَضْلاَعِهِ فَنَصَبَهُ ثُمَّ نَظَرَ إِلَى أَطْوَلِ رَجُلٍ فِي الْجَيْشِ وَأَطْوَلِ جَمَلٍ فَحَمَلَهُ عَلَيْهِ فَمَرَّ تَحْتَهُ قَالَ وَجَلَسَ فِي حَجَاجِ عَيْنِهِ نَفَرٌ قَالَ وَأَخْرَجْنَا مِنْ وَقْبِ عَيْنِهِ كَذَا وَكَذَا قُلَّةَ وَدَكٍ - قَالَ - وَكَانَ مَعَنَا جِرَابٌ مِنْ تَمْرٍ فَكَانَ أَبُو عُبَيْدَةَ يُعْطِي كُلَّ رَجُلٍ مِنَّا قَبْضَةً قَبْضَةً ثُمَّ أَعْطَانَا تَمْرَةً تَمْرَةً فَلَمَّا فَنِيَ وَجَدْنَا فَقْدَهُ ‏.‏

Bize Abdülcebbâr b. Alâ' rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süfyân rivayet etti. (Dedi ki): Amr, Câbir b. Abdillah'ı şöyle derken işitmiş: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizi üç yüz süvari olarak gönderdi. Kumandanımız da Ebû Ubeyde b. Cerrâh idi. Kureyş'in bir kervanını gözetiyorduk. Bu sebeple sahilde yarım ay kaldık. Şiddetli bir açlığa maruz kaldık. Hatta silkelenmiş yaprak yedik. Bundan dolayı ordumuza Yaprak Ordusu denildi. Derken deniz bize Anber denilen bir hayvan attı. Ondan yarım ay yedik. Yağı ile de yağlandık. Hatta vücutlarımız kendine geldi. Ebû Ubeyde onun kaburgalarından birini alarak dikti. Sonra ordudaki en uzun adama ve en uzun deveye baktı da adamı o deveye bindirdi ve altından geçti. Balinanın göz çukuruna birkaç kişi oturdu. Göz çukurundan şu kadar testi yağ çıkardık. Yanımızda bir dağarcık kuru hurma vardı. Ebû Ubeyde bundan her birimize birer avuç veriyordu. Sonra birer tane vermeye başladı. Hurma bitince onun yokluğunu hissettik.»

Sahih Muslim 4999

وَحَدَّثَنَا عَبْدُ الْجَبَّارِ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعَ عَمْرٌو، جَابِرًا يَقُولُ فِي جَيْشِ الْخَبَطِ إِنَّ رَجُلاً نَحَرَ ثَلاَثَ جَزَائِرَ ثُمَّ ثَلاَثًا ثُمَّ ثَلاَثًا ثُمَّ نَهَاهُ أَبُو عُبَيْدَةَ ‏.‏

Bize Abdulcebbar b. Alâ rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süfyân rivayet etti. (Dedi ki): Amr, Câbir'i yaprak ordusunda şöyle derken dinlemiş: — Gerçekten bir adam üç tane deve boğazladı, sonra üç daha, sonra üç daha... Sonra onu Ebû Ubeyde nehyetti.

Sahih Muslim 5000

وَحَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، - يَعْنِي ابْنَ سُلَيْمَانَ - عَنْ هِشَامِ، بْنِ عُرْوَةَ عَنْ وَهْبِ بْنِ كَيْسَانَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ بَعَثَنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَنَحْنُ ثَلاَثُمِائَةٍ نَحْمِلُ أَزْوَادَنَا عَلَى رِقَابِنَا ‏.‏

Bize Osman b. Ebi Şeybe de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abde (yani İbn Süleyman), Hişâm b. Urve'den, o da Vehb b. Keysân'dan, o da Câbir b. Abdillah'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizi üç yüz kişi olduğumuz hâlde gönderdi. Yiyeceklerimizi boyunlarımızda taşıyorduk.

Sahih Muslim 5001

وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ أَبِي نُعَيْمٍ، وَهْبِ بْنِ كَيْسَانَ أَنَّ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، أَخْبَرَهُ قَالَ بَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَرِيَّةً ثَلاَثَمِائَةٍ وَأَمَّرَ عَلَيْهِمْ أَبَا عُبَيْدَةَ بْنَ الْجَرَّاحِ فَفَنِيَ زَادُهُمْ فَجَمَعَ أَبُو عُبَيْدَةَ زَادَهُمْ فِي مِزْوَدٍ فَكَانَ يُقَوِّتُنَا حَتَّى كَانَ يُصِيبُنَا كُلَّ يَوْمٍ تَمْرَةٌ ‏.‏

Bana Muhammed b. Hatim de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdurrahman b. Mehdi, Mâlik b. Enes'den, o da Ebû Nuaym Vehb b. Keysân'dan naklen rivayet etti; ona da Câbir b. Abdillah haber vermiş. (Dedi ki): — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) üç yüz kişilik bir müfreze gönderdi. Üzerlerine de Ebû Ubeyde b. Cerrâh'ı kumandan tayin etti. Derken yiyecekleri bitti ve Ebû Ubeyde yiyeceklerini bir kaba topladı. Bize yiyeceğimizi veriyordu. Hattâ her birimize günde bir hurma düşüyordu.

Sahih Muslim 5002

وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، - يَعْنِي ابْنَ كَثِيرٍ - قَالَ سَمِعْتُ وَهْبَ بْنَ كَيْسَانَ، يَقُولُ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ بَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَرِيَّةً أَنَا فِيهِمْ إِلَى سِيفِ الْبَحْرِ ‏.‏ وَسَاقُوا جَمِيعًا بَقِيَّةَ الْحَدِيثِ كَنَحْوِ حَدِيثِ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ وَأَبِي الزُّبَيْرِ غَيْرَ أَنَّ فِي حَدِيثِ وَهْبِ بْنِ كَيْسَانَ فَأَكَلَ مِنْهَا الْجَيْشُ ثَمَانِيَ عَشْرَةَ لَيْلَةً ‏.‏

Bize Ebû Kureyb dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Usâme rivayet etti. (Dedi ki): Bize Velîd (yani İbn Kesîr) rivayet etti. (Dedi ki): Vehb b. Keysân'ı şunu söylerken işittim: Câbir b. Abdillah'ı dinledim. Şunları söylüyordu: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) deniz sahiline, içlerinde benim de bulunduğum bir müfreze gönderdi. Hadisin geri kalan kısmını bütün raviler Amr b. Dînâr ile Ebû'z-Zübeyr hadisi gibi rivayet etmişlerdir. Yalnız Vehb b. Keysân'ın hadisinde: «Ordu ondan on sekiz gece yedi.» cümlesi vardır.

Sahih Muslim 5003

وَحَدَّثَنِي حَجَّاجُ بْنُ الشَّاعِرِ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا أَبُو الْمُنْذِرِ الْقَزَّازُ، كِلاَهُمَا عَنْ دَاوُدَ بْنِ قَيْسٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ مِقْسَمٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ بَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعْثًا إِلَى أَرْضِ جُهَيْنَةَ وَاسْتَعْمَلَ عَلَيْهِمْ رَجُلاً وَسَاقَ الْحَدِيثَ بِنَحْوِ حَدِيثِهِمْ ‏.‏

Bana Haccâc b. Şâir de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Osman b. Ömer rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Râfi' dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû'l-Münzir el-Kazzâz rivayet etti. Her iki râvi Dâvud b. Kays'dan, o da Ubeydullah b. Miksem'den, o da Câbir b. Abdillah'dan naklen rivayet etmişlerdir. Câbir şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Cüheyne toprağına bir müfreze gönderdi. Üzerlerine de bir zatı kumandan tayin etti. Râvi, hadisi yukarıdakilerin hadisi gibi rivayet etmiştir.

Sahih Muslim 5004

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ وَالْحَسَنِ ابْنَىْ مُحَمَّدِ بْنِ عَلِيٍّ عَنْ أَبِيهِمَا، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ مُتْعَةِ النِّسَاءِ يَوْمَ خَيْبَرَ وَعَنْ لُحُومِ الْحُمُرِ الإِنْسِيَّةِ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Mâlik b. Enes'e, İbn Şihâb'dan, onun da Muhammed b. Ali'nin iki oğlu Abdullah ile Hasan'dan, onların da babalarından, onun da Ali b. Ebî Tâlib'den naklen rivayet ettiği şu hadisi okudum: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hayber günü kadınlarla müt'a yapmaktan ve evcil eşeklerin etlerinden yemekten nehiy buyurdu.»

Sahih Muslim 5005

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَابْنُ نُمَيْرٍ وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، ح وَحَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، وَحَرْمَلَةُ، قَالاَ أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالاَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، كُلُّهُمْ عَنِ الزُّهْرِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَفِي حَدِيثِ يُونُسَ وَعَنْ أَكْلِ لُحُومِ الْحُمُرِ الإِنْسِيَّةِ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile İbnü Numeyr ve Züheyr b. Harb rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Süfyân rivayet etti. Bize İbnü Numeyr de rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ubeydullah rivayet etti. H. Bana Ebû't-Tâhir ile Harmele dahi rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize İbn Vehb haber verdi. (Dedi ki): Bana Yûnus haber verdi. H. Bize İshak ile Abd b. Humeyd de rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Abdürrezzâk haber verdi. (Dedi ki): Bize Ma'mer haber verdi. Râvilerin hepsi Zührî'den bu isnadla rivayette bulunmuşlardır. Yûnus'un hadisinde: «Ehli eşek etlerini yemekten de» cümlesi vardır.

Sahih Muslim 5006

وَحَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيِّ الْحُلْوَانِيُّ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، كِلاَهُمَا عَنْ يَعْقُوبَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ أَبَا إِدْرِيسَ، أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَا ثَعْلَبَةَ قَالَ حَرَّمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لُحُومَ الْحُمُرِ الأَهْلِيَّةِ ‏.‏

Bize Hasen b. Ali el-Hulvânî ile Abd b. Humeyd, ikisi birden Ya'kûb b. İbrahim b. Sa'd'dan rivayet ettiler. (Demiş ki): Bize babam, Sâlih'ten, o da İbn Şihâb'dan naklen rivayet etti. Ona da Ebû İdris haber vermiş ki Ebû Sa'lebe: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ehli eşeklerin etlerini haram kıldı.» demiş.

Sahih Muslim 5007

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، حَدَّثَنِي نَافِعٌ، وَسَالِمٌ عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ أَكْلِ لُحُومِ الْحُمُرِ الأَهْلِيَّةِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ubeydullah rivayet etti. (Dedi ki): Bana Nâfi' ile Sâlim, İbn Ömer'den naklen rivayet ettiler ki Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ehli eşek etlerinin yenmesini yasak etmiştir.

Sahih Muslim 5008

وَحَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي نَافِعٌ، قَالَ قَالَ ابْنُ عُمَرَ ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا أَبِي وَمَعْنُ بْنُ عِيسَى، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ أَكْلِ الْحِمَارِ الأَهْلِيِّ يَوْمَ خَيْبَرَ وَكَانَ النَّاسُ احْتَاجُوا إِلَيْهَا ‏.‏

Bana Harun b. Abdillah da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Bekr rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Cüreyc haber verdi. (Dedi ki): Bana Nafi' haber verdi. (Dedi ki): İbni Ömer şunu söyledi... H. Bize İbni Ebi Ömer dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize babamla Ma'n b. İsa, Malik b. Enes'den, o da Nafi'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet ettiler. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hayber (harbi) günü ehli eşeklerin yenmesini yasak etti. İnsanlar onlara muhtaç olmuşlardı.

Sahih Muslim 5009

وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنِ الشَّيْبَانِيِّ، قَالَ سَأَلْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَبِي أَوْفَى عَنْ لُحُومِ الْحُمُرِ الأَهْلِيَّةِ، فَقَالَ أَصَابَتْنَا مَجَاعَةٌ يَوْمَ خَيْبَرَ وَنَحْنُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَدْ أَصَبْنَا لِلْقَوْمِ حُمُرًا خَارِجَةً مِنَ الْمَدِينَةِ فَنَحَرْنَاهَا فَإِنَّ قُدُورَنَا لَتَغْلِي إِذْ نَادَى مُنَادِي رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنِ اكْفَئُوا الْقُدُورَ وَلاَ تَطْعَمُوا مِنْ لُحُومِ الْحُمُرِ شَيْئًا فَقُلْتُ حَرَّمَهَا تَحْرِيمَ مَاذَا قَالَ تَحَدَّثْنَا بَيْنَنَا فَقُلْنَا حَرَّمَهَا أَلْبَتَّةَ وَحَرَّمَهَا مِنْ أَجْلِ أَنَّهَا لَمْ تُخَمَّسْ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ali b. Müshir, Şeybânî'den rivayet etti. (Demiş ki): Abdullah b. Ebî Evfâ'ya ehli eşeklerin etlerini sordum da şunları söyledi: Hayber günü Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le beraber olduğumuz hâlde bize açlık isabet etti. Düşmanın şehirden çıkan eşeklerini ele geçirerek onları boğazladık. Gerçekten çömleklerimiz de kaynıyordu. Birden Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in dellâlı: «Çömlekleri devirin! Eşek etlerinden hiçbir şey yemeyin!» diye nida etti. Ben: Onları neden haram etti acaba? dedim. Abdullah: Biz aramızda konuştuk ve onları kati surette haram etti yahut beşte biri alınmadığı için haram etti, dedik.

Sahih Muslim 5010

وَحَدَّثَنَا أَبُو كَامِلٍ، فُضَيْلُ بْنُ حُسَيْنٍ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، - يَعْنِي ابْنَ زِيَادٍ - حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ الشَّيْبَانِيُّ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَبِي أَوْفَى، يَقُولُ أَصَابَتْنَا مَجَاعَةٌ لَيَالِيَ خَيْبَرَ فَلَمَّا كَانَ يَوْمُ خَيْبَرَ وَقَعْنَا فِي الْحُمُرِ الأَهْلِيَّةِ فَانْتَحَرْنَاهَا فَلَمَّا غَلَتْ بِهَا الْقُدُورُ نَادَى مُنَادِي رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنِ اكْفَئُوا الْقُدُورَ وَلاَ تَأْكُلُوا مِنْ لُحُومِ الْحُمُرِ شَيْئًا - قَالَ - فَقَالَ نَاسٌ إِنَّمَا نَهَى عَنْهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لأَنَّهَا لَمْ تُخَمَّسْ ‏.‏ وَقَالَ آخَرُونَ نَهَى عَنْهَا أَلْبَتَّةَ ‏.‏

Bize Ebû Kâmil Fudayl b. Hüseyin de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdülvâhid, yani İbni Ziyad, rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süleyman eş-Şeybânî rivayet etti. (Dedi ki): Abdullah b. Ebî Evfâ'yı şunu söylerken işittim: Hayber gecelerinde bize açlık isabet etti. Hayber (vak'ası) günü gelince ehli eşeklere tesadüf ederek onları boğazladık. Çömlekler onlarla kaynarken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in dellâlı: «Çömlekleri devirin ve eşeklerin etlerinden hiçbir şey yemeyin!» diye nida etti. Bunun üzerine bazı kimseler: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bunu yasak etmesi ancak beşte biri alınmadığı içindir, dediler. Diğerleri de: Onları kati olarak yasak etti, dediler.

Sahih Muslim 5011

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَدِيٍّ، - وَهُوَ ابْنُ ثَابِتٍ - قَالَ سَمِعْتُ الْبَرَاءَ، وَعَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَبِي أَوْفَى، يَقُولاَنِ أَصَبْنَا حُمُرًا فَطَبَخْنَاهَا فَنَادَى مُنَادِي رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم اكْفَئُوا الْقُدُورَ ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Muâz rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Adiy'den rivayet etti. (Bu zat İbn Sabit'tir.) Demiş ki: Berâ' ile Abdullah b. Ebî Evfâ'yı şunu söylerken işittim: Bir takım eşekler ele geçirdik ve onları pişirdik. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in dellâlı nida etti: «Çömlekleri devirin!»

Sahih Muslim 5012

وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، قَالَ قَالَ الْبَرَاءُ أَصَبْنَا يَوْمَ خَيْبَرَ حُمُرًا فَنَادَى مُنَادِي رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنِ اكْفَئُوا الْقُدُورَ ‏.‏

Bize İbn Müsenna ile İbn Beşşâr da rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Ebû İshâk'tan rivayet etti. (Demiş ki): Berâ' şunu söyledi: Hayber günü bir takım eşekler ele geçirdik. Onun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in dellâlı: «Çömlekleri devirin!» diye nida etti.

Sahih Muslim 5013

وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَبُو كُرَيْبٍ حَدَّثَنَا ابْنُ بِشْرٍ، عَنْ مِسْعَرٍ، عَنْ ثَابِتِ بْنِ عُبَيْدٍ، قَالَ سَمِعْتُ الْبَرَاءَ، يَقُولُ نُهِينَا عَنْ لُحُومِ الْحُمُرِ الأَهْلِيَّةِ، ‏.‏

Bize Ebû Kureyb ile İshâk b. İbrahim de rivayet ettiler. Ebû Kureyb dedi ki: Bize İbn Bişr, Mis'ar'dan, o da Sâbit b. Ubeyd'den naklen rivayet etti. (Demiş ki): Berâ'ı dinledim: «Biz ehlî eşeklerin etlerinden nehyolunduk.» diyordu.

Sahih Muslim 5014

وَحَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ نُلْقِيَ لُحُومَ الْحُمُرِ الأَهْلِيَّةِ نِيئَةً وَنَضِيجَةً ثُمَّ لَمْ يَأْمُرْنَا بِأَكْلِهِ ‏.‏

Bize Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Cerir, Âsım'dan, o da Şa'bî'den, o da Bera' b. Âzib'den naklen rivayet etti. Bera şöyle demiş: Bize Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gerek çiğ, gerek pişmiş bütün ehli eşek etlerini atmamızı emir buyurdu. Sonra (bir daha) eşek yemeyi bize emretmedi.

Sahih Muslim 5015

وَحَدَّثَنِيهِ أَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ، حَدَّثَنَا حَفْصٌ، - يَعْنِي ابْنَ غِيَاثٍ - عَنْ عَاصِمٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ ‏.‏

Bana bu hadisi Ebû Saîd El-Eşecc dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hafs (yani İbni Gıyâs), Âsım'dan bu isnadla bu hadisin benzerini rivayet etti.

Sahih Muslim 5016

وَحَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ يُوسُفَ الأَزْدِيُّ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصِ بْنِ غِيَاثٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ عَامِرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ لاَ أَدْرِي إِنَّمَا نَهَى عَنْهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ أَجْلِ أَنَّهُ كَانَ حَمُولَةَ النَّاسِ فَكَرِهَ أَنْ تَذْهَبَ حَمُولَتُهُمْ أَوْ حَرَّمَهُ فِي يَوْمِ خَيْبَرَ لُحُومَ الْحُمُرِ الأَهْلِيَّةِ ‏.‏

Bana Ahmed b. Yûsuf El-Ezdî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ömer b. Hafs b. Gıyâs rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam Âsım'dan, o da Âmir'den, o da İbni Abbas'dan naklen rivayet etti. İbni Abbâs şöyle demiş: Bilmiyorum, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in eşek etlerini yasak etmesi ancak ve ancak insanların taşıma vasıtası olduğundandır. O hâlde yük taşıma vasıtalarının elden gideceğinden çekinmiştir. Yahut onu, yani ehli eşek etlerini Hayber gününde haram kılmıştır.

Sahih Muslim 5017

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبَّادٍ، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا حَاتِمٌ، - وَهُوَ ابْنُ إِسْمَاعِيلَ - عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي عُبَيْدٍ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ، قَالَ خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى خَيْبَرَ ثُمَّ إِنَّ اللَّهَ فَتَحَهَا عَلَيْهِمْ فَلَمَّا أَمْسَى النَّاسُ الْيَوْمَ الَّذِي فُتِحَتْ عَلَيْهِمْ أَوْقَدُوا نِيرَانًا كَثِيرَةً فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَا هَذِهِ النِّيرَانُ عَلَى أَىِّ شَىْءٍ تُوقِدُونَ ‏"‏ قَالُوا عَلَى لَحْمٍ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ عَلَى أَىِّ لَحْمٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا عَلَى لَحْمِ حُمُرٍ إِنْسِيَّةٍ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَهْرِيقُوهَا وَاكْسِرُوهَا ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَوْ نُهَرِيقُهَا وَنَغْسِلُهَا قَالَ ‏"‏ أَوْ ذَاكَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abbâd ile Kuteybe b. Saîd rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Hâtim -bu zât İbni İsmail'dir- Yezîd b. Ebî Ubeyd'den, o da Seleme b. Ekva'dan naklen rivayet etti. Seleme şöyle demiş: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte Hayber'e çıktık. Sonra gerçekten Allah onu Müslümanlara açtı. Onun fethedildiği gün cemaat akşamlayınca birçok ateş yaktılar. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bu ateşler ne? (Onları) ne üzerine yakıyorsunuz?» diye sordu. Ashâb: — Et üzerine, dediler. «Ne eti üzerine?» buyurdu. — Ehlî eşek etleri üzerine, cevabını verdiler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Onları dökün ve kırın!» buyurdu. Bir adam: — Yâ Resûlullah, yahut onları dökelim ve yıkayalım, dedi. «Yahut öyle olsun.» buyurdular.

Sahih Muslim 5018

وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا حَمَّادُ بْنُ مَسْعَدَةَ، وَصَفْوَانُ بْنُ عِيسَى، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ النَّضْرِ، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ النَّبِيلُ، كُلُّهُمْ عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي عُبَيْدٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hammâd b. Mes'ade ile Safvân b. Îsâ haber verdiler. H. Bize Ebû Bekr b. Nadr da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Âsım en-Nebîl rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Yezîd b. Ebî Ubeyd'den bu isnadla rivayette bulunmuşlardır.

Sahih Muslim 5019

وَحَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ لَمَّا فَتَحَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَيْبَرَ أَصَبْنَا حُمُرًا خَارِجًا مِنَ الْقَرْيَةِ فَطَبَخْنَا مِنْهَا فَنَادَى مُنَادِي رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَلاَ إِنَّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ يَنْهَيَانِكُمْ عَنْهَا فَإِنَّهَا رِجْسٌ مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ ‏.‏ فَأُكْفِئَتِ الْقُدُورُ بِمَا فِيهَا وَإِنَّهَا لَتَفُورُ بِمَا فِيهَا ‏.‏

Bize İbni Ebî Ömer de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süfyân, Eyyûb'dan, o da Muhammed'den, o da Enes'ten naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hayber'i fethedince şehrin dışında birtakım eşekler ele geçirdik ve onlardan yemek yaptık. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in tellalı: «Dikkat! Allah ve Resulü sizi bunlardan nehyediyorlar. Çünkü bunlar şeytan işinden bir pisliktir!» diye nidâ etti. Hemen çömlekler içindekilerle birlikte devrildi. Onlar, içlerinde olan etlerle kaynıyorlardı.

Sahih Muslim 5020

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مِنْهَالٍ الضَّرِيرُ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ حَسَّانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ لَمَّا كَانَ يَوْمُ خَيْبَرَ جَاءَ جَاءٍ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أُكِلَتِ الْحُمُرُ ‏.‏ ثُمَّ جَاءَ آخَرُ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أُفْنِيَتِ الْحُمُرُ فَأَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَبَا طَلْحَةَ فَنَادَى إِنَّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ يَنْهَيَانِكُمْ عَنْ لُحُومِ الْحُمُرِ فَإِنَّهَا رِجْسٌ أَوْ نَجِسٌ ‏.‏ قَالَ فَأُكْفِئَتِ الْقُدُورُ بِمَا فِيهَا ‏.‏

Bize Muhammed b. Minhal Ed-Darîr rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yezid b. Zürey' rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hişam b. Hassan, Muhammed b. Sîrîn'den, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Hayber gazası olunca bir zât gelerek: — Yâ Resûlullah, eşekler yenildi, dedi. Sonra bir başkası gelerek: — Yâ Resûlullah, eşekler ifna edildi, dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ebû Talha'ya emir buyurdu. O da: — Gerçekten Allah ve Resulü sizi eşek etleri yemekten nehyediyorlar. Çünkü onlar ricsdir yahut necistir! diye nida etti ve hemen çömlekler içlerinde olanlarla birlikte devrildiler.

Sahih Muslim 5021

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَأَبُو الرَّبِيعِ الْعَتَكِيُّ، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، - وَاللَّفْظُ لِيَحْيَى - قَالَ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَلِيٍّ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى يَوْمَ خَيْبَرَ عَنْ لُحُومِ الْحُمُرِ الأَهْلِيَّةِ وَأَذِنَ فِي لُحُومِ الْخَيْلِ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya ile Ebû'r-Rabi El-Ateki ve Kuteybe b. Saîd rivayet ettiler. Lafız Yahya'nındır. (Yahya, «Bize haber verdi» tabirini kullandı. Ötekiler, «Bize Hammâd b. Zeyd rivayet etti» dediler.) Hammâd, Amr b. Dinar'dan, o da Muhammed b. Ali'den, o da Câbir b. Abdillah'dan naklen rivayet etmiş ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hayber günü ehlî eşeklerin etlerini yasak etmiş, at etlerine izin vermiştir.

Sahih Muslim 5022

وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ أَكَلْنَا زَمَنَ خَيْبَرَ الْخَيْلَ وَحُمُرَ الْوَحْشِ وَنَهَانَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْحِمَارِ الأَهْلِيِّ ‏.‏

Bana Muhammed b. Hatim de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Bekr rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbnü Cüreyc haber verdi. (Dedi ki): Bana Ebû'z-Zübeyr haber verdi ki kendisi Câbir b. Abdillah'ı şunu söylerken işitmiş: — Biz Hayber zamanı at ve yaban eşeklerini yedik ama bizi Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ehlî eşekten nehy buyurdu.

Sahih Muslim 5023

وَحَدَّثَنِيهِ أَبُو الطَّاهِرِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، ح وَحَدَّثَنِي يَعْقُوبُ الدَّوْرَقِيُّ، وَأَحْمَدُ بْنُ عُثْمَانَ النَّوْفَلِيُّ قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، كِلاَهُمَا عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏

Bana bu hadisi Ebû't-Tahir dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbn Vehb haber verdi. H. Bana Ya'kub Ed-Devraki ile Ahmed b. Osman En-Nevfelî de rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Ebû Âsim rivayet etti. Her iki râvi İbn Cüreyc'den bu isnadla rivayette bulunmuşlardır.

Sahih Muslim 5024

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي وَحَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، وَوَكِيعٌ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ فَاطِمَةَ، عَنْ أَسْمَاءَ، قَالَتْ نَحَرْنَا فَرَسًا عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَكَلْنَاهُ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr rivayet etti. (Dedi ki): Bize babamla Hafs b. Giyâs ve Veki', Hişam'dan, o da Fatıma'dan, o da Esmâ'dan naklen rivayet ettiler. Esmâ şöyle demiş: — Biz Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında bir at keserek yedik.

Sahih Muslim 5025

وَحَدَّثَنَاهُ يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ كِلاَهُمَا عَنْ هِشَامٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏

Bize bu hadisi Yahya b. Yahya dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Muaviye haber verdi. H. Bize Ebû Kureyb de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Usame rivayet etti. Her iki râvî Hişâm'dan bu isnadla rivayette bulunmuşlardır.

Sahih Muslim 5026

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَيَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ، وَابْنُ حُجْرٍ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ يَحْيَى بْنُ يَحْيَى أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، أَنَّهُ سَمِعَ ابْنَ عُمَرَ، يَقُولُ سُئِلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنِ الضَّبِّ فَقَالَ ‏ "‏ لَسْتُ بِآكِلِهِ وَلاَ مُحَرِّمِهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya ile Yahya b. Eyyûb, Kuteybe ve İbni Hucr, İsmail'den rivayet ettiler. Yahya b. Yahya dedi ki: Bize İsmail b. Ca'fer, Abdullah b. Dinar'dan naklen haber verdi ki Abdullah, İbnü Ömer'i şunu söylerken işitmiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e kelerin hükmü soruldu da: «Ben onu ne yerim ne de haram kılarım» buyurdular.

Sahih Muslim 5027

وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ سَأَلَ رَجُلٌ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ أَكْلِ الضَّبِّ فَقَالَ ‏ "‏ لاَ آكُلُهُ وَلاَ أُحَرِّمُهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Said de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Leys rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Rumh da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Leys, Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen haber verdi. İbnü Ömer şöyle demiş: Bir adam Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e kelerin yenilip yenilmeyeceğini sordu da: «Onu ben ne yerim ne de haram kılarım» buyurdular.

Sahih Muslim 5028

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ سَأَلَ رَجُلٌ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ عَلَى الْمِنْبَرِ عَنْ أَكْلِ الضَّبِّ فَقَالَ ‏ "‏ لاَ آكُلُهُ وَلاَ أُحَرِّمُهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ubeydullah, Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Bir adam Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e minberi üzerindeyken kelerin yenilip yenilmeyeceğini sordu da: «Onu ben ne yerim ne de haram kılarım» buyurdular.

Sahih Muslim 5029

وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، بِمِثْلِهِ فِي هَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Saîd de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yahya, Ubeydullah'dan bu hadisin mislini bu isnadla rivayet etti.

Sahih Muslim 5030

وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو الرَّبِيعِ، وَقُتَيْبَةُ، قَالاَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، ح وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، كِلاَهُمَا عَنْ أَيُّوبَ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ مِغْوَلٍ، ح وَحَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، ح وَحَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا شُجَاعُ بْنُ الْوَلِيدِ، قَالَ سَمِعْتُ مُوسَى بْنَ عُقْبَةَ، ح وَحَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ الأَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي أُسَامَةُ، كُلُّهُمْ عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي الضَّبِّ بِمَعْنَى حَدِيثِ اللَّيْثِ عَنْ نَافِعٍ غَيْرَ أَنَّ حَدِيثَ أَيُّوبَ أُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِضَبٍّ فَلَمْ يَأْكُلْهُ وَلَمْ يُحَرِّمْهُ وَفِي حَدِيثِ أُسَامَةَ قَالَ قَامَ رَجُلٌ فِي الْمَسْجِدِ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى الْمِنْبَرِ ‏.‏

Bize bu hadisi Ebu'r-Rabî' ile Kuteybe de rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Hammâd rivayet etti. H. Bana Züheyr b. Harb dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize İsmail rivayet etti. Her iki râvi Eyyûb'dan rivayet etmişlerdir. H. Bize İbni Numeyr de rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Mâlik b. Miğvel rivayet etti. H. Bana Hârûn b. Abdullah dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Bekr haber verdi. (Dedi ki): Bize İbni Cüreyc haber verdi. H. Bize yine Hârûn b. Abdullah rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şücâ' b. Velid rivayet etti. (Dedi ki): Musa b. Ukbe'den dinledim. H. Bize Hârûn b. Saîd el-Eylî de rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dedi ki): Bana Usâme haber verdi. Bu râvilerin hepsi Nâfi'den, o da İbni Ömer'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den keler hakkında Leys'in Nâfi'den naklettiği hadis manasında rivayette bulunmuşlardır. Yalnız Eyyûb'un hadisi: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bir keler getirdiler de onu yemedi. Ama haram da kılmadı.» tarzındadır. Usâme'nin hadisinde ise: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) minberde iken mescidde bir adam ayağa kalktı.» cümlesi vardır.

Sahih Muslim 5031

وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ تَوْبَةَ الْعَنْبَرِيِّ، سَمِعَ الشَّعْبِيَّ، سَمِعَ ابْنَ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ مَعَهُ نَاسٌ مِنْ أَصْحَابِهِ فِيهِمْ سَعْدٌ وَأُتُوا بِلَحْمِ ضَبٍّ فَنَادَتِ امْرَأَةٌ مِنْ نِسَاءِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِنَّهُ لَحْمُ ضَبٍّ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ كُلُوا فَإِنَّهُ حَلاَلٌ وَلَكِنَّهُ لَيْسَ مِنْ طَعَامِي ‏"‏ ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Muâz rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Tevbetü'l-Anberî'den naklen rivayet etti. O da Şa'bî'den, o da İbni Ömer'den dinlemiş ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanında, içlerinde Sa'd da olduğu hâlde, ashabından bazı kimseler bulunuyormuş. Kendilerine keler eti getirmişler de Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kadınlarından biri: «Bu keler etidir!» diye seslenmiş. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Yeyin! Çünkü o helaldir. Lâkin benim yiyeceğim değildir.» buyurmuşlar.

Sahih Muslim 5032

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ تَوْبَةَ الْعَنْبَرِيِّ، قَالَ قَالَ لِي الشَّعْبِيُّ أَرَأَيْتَ حَدِيثَ الْحَسَنِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَقَاعَدْتُ ابْنَ عُمَرَ قَرِيبًا مِنْ سَنَتَيْنِ أَوْ سَنَةٍ وَنِصْفٍ فَلَمْ أَسْمَعْهُ رَوَى عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم غَيْرَ هَذَا قَالَ كَانَ نَاسٌ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِيهِمْ سَعْدٌ بِمِثْلِ حَدِيثِ مُعَاذٍ ‏.‏

Bize Muhammed b. Müsenna da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Tevbetü'l-Anberî'den rivayet etti. (Demiş ki): Bana Şa'bî şunu söyledi: Hasen'in Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den rivayet ettiği hadise ne dersin? Ben İbn Ömer'le iki yahut bir buçuk seneye yakın beraber oturdum da onun Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bu hadisten başka bir rivayetini duymadım. (Şöyle dedi): İçlerinde Sa'd da bulunan Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabından bazı kimseler Muâz hadisinin benzerini rivayet etmişlerdir.

Sahih Muslim 5033

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ، بْنِ سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ دَخَلْتُ أَنَا وَخَالِدُ بْنُ الْوَلِيدِ، مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَيْتَ مَيْمُونَةَ فَأُتِيَ بِضَبٍّ مَحْنُوذٍ فَأَهْوَى إِلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِيَدِهِ فَقَالَ بَعْضُ النِّسْوَةِ اللاَّتِي فِي بَيْتِ مَيْمُونَةَ أَخْبِرُوا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمَا يُرِيدُ أَنْ يَأْكُلَ ‏.‏ فَرَفَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَدَهُ فَقُلْتُ أَحَرَامٌ هُوَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏ "‏ لاَ وَلَكِنَّهُ لَمْ يَكُنْ بِأَرْضِ قَوْمِي فَأَجِدُنِي أَعَافُهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ خَالِدٌ فَاجْتَرَرْتُهُ فَأَكَلْتُهُ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَنْظُرُ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Mâlik'e İbn Şihâb'dan dinlediğim, onun da Ebû Ümâme b. Sehl b. Huneyf'ten, onun da Abdullah b. Abbas'tan naklen rivayet ettiği şu hadisi okudum. İbn Abbas şöyle demiş: Ben ve Hâlid b. Velîd, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le birlikte Meymûne'nin evine girdik. Az sonra kızartılmış keler getirildi ve Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) eliyle ona uzandı. Bunun üzerine Meymûne'nin evinde bulunan kadınlardan biri: “Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e yemek istediği şeyin ne olduğunu haber verin!” dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de elini kaldırdı. Ben: “Bu haram mıdır yâ Resûlallah?” dedim. “Hayır, lâkin bu hayvan benim kavmimin toprağında yoktu. Bundan dolayı kendimi ondan tiksinir buluyorum.” buyurdular. Hâlid demiş ki: Ben onu çekerek bir güzel yedim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de bakıyordu.

Sahih Muslim 5034

وَحَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، وَحَرْمَلَةُ، جَمِيعًا عَنِ ابْنِ وَهْبٍ، قَالَ حَرْمَلَةُ أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ بْنِ سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ الأَنْصَارِيِّ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ، بْنَ عَبَّاسٍ أَخْبَرَهُ أَنَّ خَالِدَ بْنَ الْوَلِيدِ الَّذِي يُقَالُ لَهُ سَيْفُ اللَّهِ أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، دَخَلَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى مَيْمُونَةَ زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهِيَ خَالَتُهُ وَخَالَةُ ابْنِ عَبَّاسٍ فَوَجَدَ عِنْدَهَا ضَبًّا مَحْنُوذًا قَدِمَتْ بِهِ أُخْتُهَا حُفَيْدَةُ بِنْتُ الْحَارِثِ مِنْ نَجْدٍ فَقَدَّمَتِ الضَّبَّ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَكَانَ قَلَّمَا يُقَدَّمُ إِلَيْهِ طَعَامٌ حَتَّى يُحَدَّثَ بِهِ وَيُسَمَّى لَهُ فَأَهْوَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَدَهُ إِلَى الضَّبِّ فَقَالَتِ امْرَأَةٌ مِنَ النِّسْوَةِ الْحُضُورِ أَخْبِرْنَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمَا قَدَّمْتُنَّ لَهُ ‏.‏ قُلْنَ هُوَ الضَّبُّ يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ فَرَفَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَدَهُ فَقَالَ خَالِدُ بْنُ الْوَلِيدِ أَحَرَامٌ الضَّبُّ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏ "‏ لاَ وَلَكِنَّهُ لَمْ يَكُنْ بِأَرْضِ قَوْمِي فَأَجِدُنِي أَعَافُهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ خَالِدٌ فَاجْتَرَرْتُهُ فَأَكَلْتُهُ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَنْظُرُ فَلَمْ يَنْهَنِي ‏.‏

Bana Ebû't-Tâhir ile Harmele hep birden İbn Vehb'den rivayet ettiler. Harmele dedi ki: Bize İbn Vehb haber verdi. (Dedi ki): Bana Yûnus, İbn Şihâb'dan, o da Ebû Ümâme b. Sehl b. Huneyf el-Ensârî'den naklen haber verdi. Ona da Abdullah b. Abbas haber vermiş. Ona da kendisine Seyfullah denilen Hâlid b. Velîd haber vermiş ki kendisi Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le birlikte Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Meymûne'nin yanına girmiş. Meymûne hem Hâlid'in hem İbn Abbas'ın teyzesidir. Onun yanında kızartılmış keler bulmuş. Bunu Meymûne'nin kız kardeşi Hufeyde binti Hâris, Necid'den getirmiş. Meymûne keleri Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e sunmuş. Pek az olurdu ki ona bir yiyecek sunulsun da o yiyecekten bahsedilmesin ve ismi kendisine söylenmesin. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de elini kelere uzatmış. Bunun üzerine mevcut kadınlardan biri: “Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e sunduğunuz şeyin ne olduğunu haber verin!” demiş. Kadınlar: “Bu kelerdir yâ Resûlallah!” demişler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hemen elini kaldırmış. Bunun üzerine Hâlid b. Velîd: “Keler haram mıdır yâ Resûlallah?” diye sormuş. “Hayır, lâkin o benim kavmimin toprağında yoktur. Bundan dolayı kendimi ondan tiksinir buluyorum.” buyurmuşlar. Hâlid şöyle demiş: Ben keleri çekerek bir güzel yedim. Resûlullah da bakıyordu. Ama beni menetmedi.

Sahih Muslim 5035

وَحَدَّثَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ النَّضْرِ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالَ عَبْدٌ أَخْبَرَنِي وَقَالَ أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحِ بْنِ كَيْسَانَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ بْنِ سَهْلٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّهُ أَخْبَرَهُ أَنَّ خَالِدَ بْنَ الْوَلِيدِ أَخْبَرَهُ أَنَّهُ دَخَلَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى مَيْمُونَةَ بِنْتِ الْحَارِثِ وَهْىَ خَالَتُهُ فَقُدِّمَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَحْمُ ضَبٍّ جَاءَتْ بِهِ أُمُّ حُفَيْدٍ بِنْتُ الْحَارِثِ مِنْ نَجْدٍ وَكَانَتْ تَحْتَ رَجُلٍ مِنْ بَنِي جَعْفَرٍ وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لاَ يَأْكُلُ شَيْئًا حَتَّى يَعْلَمَ مَا هُوَ ‏.‏ ثُمَّ ذَكَرَ بِمِثْلِ حَدِيثِ يُونُسَ وَزَادَ فِي آخِرِ الْحَدِيثِ وَحَدَّثَهُ ابْنُ الأَصَمِّ عَنْ مَيْمُونَةَ وَكَانَ فِي حَجْرِهَا ‏.‏

Bana Ebû Bekr b. Nadr ile Abd b. Humeyd de rivayet ettiler. Abd: Bana haber verdi tabirini kullandı. Ebû Bekir ise: Bize Ya'kub b. İbrahim b. Sa'd rivayet etti, dedi. (Demiş ki): Bize babam, Salih b. Keysân'dan, o da İbn Şihâb'dan, o da Ebû Ümame b. Sehl'den, ona da İbn Abbâs haber vermiş olarak rivayet etti. Ona da Hâlid b. Velîd haber vermiş ki kendisi Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte, teyzesi Meymûne binti Hâris'in yanına girmiş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e keler eti sunulmuş. Bunu Ümmü Hufeyd binti Hâris Necid'den getirmişmiş. Bu kadın Benî Ca'fer'den bir adamın nikâhı altında idi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ne olduğunu bilmedikçe bir şey yemezdi... Sonra râvi Yûnus'un hadisi gibi anlatmış ve hadisin sonuna şunu ziyâde etmiştir: «Ona İbn Esamm da Meymûne'den naklen rivayet etmiş. Bu zât Meymûne'nin terbiyesi altında idi.»

Sahih Muslim 5036

وَحَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ بْنِ سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ أُتِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَنَحْنُ فِي بَيْتِ مَيْمُونَةَ بِضَبَّيْنِ مَشْوِيَّيْنِ ‏.‏ بِمِثْلِ حَدِيثِهِمْ وَلَمْ يَذْكُرْ يَزِيدَ بْنَ الأَصَمِّ عَنْ مَيْمُونَةَ ‏.‏

Bize Abd b. Humeyd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdurrezzâk haber verdi. (Dedi ki): Bize Ma'mer, Zührî'den, o da Ebû Ümame b. Sehl b. Huneyf'den, o da İbn Abbâs'dan naklen haber verdi. (Şöyle demiş): Biz Meymûne'nin evinde iken Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e kızartılmış iki keler getirildi... Hadis yukarıdakilerin hadisi gibi rivayet olunmuştur. Râvi, Yezîd b. Esamm'ın Meymûne'den rivayetini anmamıştır.

Sahih Muslim 5037

وَحَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ شُعَيْبِ بْنِ اللَّيْثِ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ جَدِّي، حَدَّثَنِي خَالِدُ بْنُ يَزِيدَ، حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ أَبِي هِلاَلٍ، عَنِ ابْنِ الْمُنْكَدِرِ، أَنَّ أَبَا أُمَامَةَ بْنَ سَهْلٍ، أَخْبَرَهُ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ أُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ فِي بَيْتِ مَيْمُونَةَ وَعِنْدَهُ خَالِدُ بْنُ الْوَلِيدِ بِلَحْمِ ضَبٍّ ‏.‏ فَذَكَرَ بِمَعْنَى حَدِيثِ الزُّهْرِيِّ ‏.‏

Bize Abdülmelik b. Şuayb b. Leys de rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam, dedemden rivayet etti. (Demiş ki): Bana Hâlid b. Yezid rivayet etti. (Dedi ki): Bana Saîd b. Ebî Hilâl, İbn Münkedir'den rivayet etti. Ona da Ebû Ümame b. Sehl, İbn Abbâs'dan naklen haber vermiş. İbn Abbâs (şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e, Meymûne'nin evinde ve yanında Hâlid b. Velîd bulunduğu hâlde keler eti getirildi... Ve Zührî'nin hadisi mânasında rivayette bulunmuştur.

Sahih Muslim 5038

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ نَافِعٍ قَالَ ابْنُ نَافِعٍ أَخْبَرَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ، يَقُولُ أَهْدَتْ خَالَتِي أُمُّ حُفَيْدٍ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَمْنًا وَأَقِطًا وَأَضُبًّا فَأَكَلَ مِنَ السَّمْنِ وَالأَقِطِ وَتَرَكَ الضَّبَّ تَقَذُّرًا وَأُكِلَ عَلَى مَائِدَةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلَوْ كَانَ حَرَامًا مَا أُكِلَ عَلَى مَائِدَةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşar ile Ebû Bekir b. Nâfi rivayet ettiler. İbnü Nâfi (dedi ki): Bize Gunder haber verdi. (Dedi ki): Bize Şu'be Ebû Bişr'den, o da Saîd b. Cübeyr'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Ben İbn Abbâs'ı şunları söylerken işittim: Teyzem Ümmü Hufeyd Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e yağ, keş ve birkaç keler hediye etti. O, yağ ile keşten yedi ama keleri iğrendiği için bıraktı. Bu hayvan Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sofrasında yenmiştir. Haram olsaydı Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sofrasında yenmezdi.

Sahih Muslim 5039

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنِ الشَّيْبَانِيِّ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ الأَصَمِّ قَالَ دَعَانَا عَرُوسٌ بِالْمَدِينَةِ فَقَرَّبَ إِلَيْنَا ثَلاَثَةَ عَشَرَ ضَبًّا فَآكِلٌ وَتَارِكٌ فَلَقِيتُ ابْنَ عَبَّاسٍ مِنَ الْغَدِ فَأَخْبَرْتُهُ فَأَكْثَرَ الْقَوْمُ حَوْلَهُ حَتَّى قَالَ بَعْضُهُمْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ آكُلُهُ وَلاَ أَنْهَى عَنْهُ وَلاَ أُحَرِّمُهُ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ بِئْسَ مَا قُلْتُمْ مَا بُعِثَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلاَّ مُحِلاًّ وَمُحَرِّمًا إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَيْنَمَا هُوَ عِنْدَ مَيْمُونَةَ وَعِنْدَهُ الْفَضْلُ بْنُ عَبَّاسٍ وَخَالِدُ بْنُ الْوَلِيدِ وَامْرَأَةٌ أُخْرَى إِذْ قُرِّبَ إِلَيْهِمْ خِوَانٌ عَلَيْهِ لَحْمٌ فَلَمَّا أَرَادَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَأْكُلَ قَالَتْ لَهُ مَيْمُونَةُ إِنَّهُ لَحْمُ ضَبٍّ ‏.‏ فَكَفَّ يَدَهُ وَقَالَ ‏"‏ هَذَا لَحْمٌ لَمْ آكُلْهُ قَطُّ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ لَهُمْ ‏"‏ كُلُوا ‏"‏ ‏.‏ فَأَكَلَ مِنْهُ الْفَضْلُ وَخَالِدُ بْنُ الْوَلِيدِ وَالْمَرْأَةُ ‏.‏ وَقَالَتْ مَيْمُونَةُ لاَ آكُلُ مِنْ شَىْءٍ إِلاَّ شَىْءٌ يَأْكُلُ مِنْهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ali b. Müshir, Şeybânî'den, o da Yezid b. Esamm'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Medine'de bizi bir güvey davet etti de bize on üç tane keler sundu. Kimimiz yedi, kimimiz (yemeyip) bıraktı. Ertesi gün ben İbn Abbâs'a rastlayarak ona haber verdim. Etrafındaki cemaat sözü uzattı, hatta bazıları: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): Ben onu ne yerim, ne men ederim, ne de haram kılarım, buyurdu.» dediler. Bunun üzerine İbn Abbâs: Ne fena söylediniz! Nebiyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ancak helal ve haram kılmak için gönderilmiştir. Şüphesiz ki bir defa Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Meymûne'nin yanında iken, beraberinde de Fadl b. Abbâs ile Hâlid b. Velid ve bir başka kadın bulunduğu hâlde, kendilerine üzerinde et bulunan bir sofra sunuluverdi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yemek isteyince Meymûne ona: Bu keler etidir, dedi. O da elini çekti ve: «Bu benim hiç yememiş olduğum bir ettir.» buyurdu. Cemaate: «Siz yiyin.» dedi. Ondan Fadl, Hâlid b. Velid ve kadın yediler. Meymûne demiş ki: «Ben hiçbir şeyden yemem. Meğer ki Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yediklerinden bir şey ola.»

Sahih Muslim 5040

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالاَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ أَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ أُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِضَبٍّ فَأَبَى أَنْ يَأْكُلَ مِنْهُ وَقَالَ ‏ "‏ لاَ أَدْرِي لَعَلَّهُ مِنَ الْقُرُونِ الَّتِي مُسِخَتْ ‏"‏ ‏.‏

Bize İshak b. İbrahim ile Abd b. Humeyd rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Abdurrezzak, İbnü Cüreyc'den naklen haber verdi. (Demiş ki): Bana Ebû'z-Zübeyr haber verdi. Kendisi Câbir b. Abdullah'ı şunu söylerken işitmiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bir keler getirdiler de ondan yemek istemedi ve: «Bilmiyorum, belki bu sureti değiştirilen kavimlerdendir.» buyurdular.

Sahih Muslim 5041

وَحَدَّثَنِي سَلَمَةُ بْنُ شَبِيبٍ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ أَعْيَنَ، حَدَّثَنَا مَعْقِلٌ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، قَالَ سَأَلْتُ جَابِرًا عَنِ الضَّبِّ، فَقَالَ لاَ تَطْعَمُوهُ ‏.‏ وَقَذِرَهُ وَقَالَ قَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ إِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم لَمْ يُحَرِّمْهُ ‏.‏ إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ يَنْفَعُ بِهِ غَيْرَ وَاحِدٍ فَإِنَّمَا طَعَامُ عَامَّةِ الرِّعَاءِ مِنْهُ وَلَوْ كَانَ عِنْدِي طَعِمْتُهُ ‏.‏

Bana Seleme b. Şebîb rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hasen b. A'yen rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ma'kıl, Ebû'z-Zübeyr'den rivayet etti. Ebû'z-Zübeyr şöyle demiş: Câbir'e kelerin hükmünü sordum da: Onu yemeyin, dedi; onu iğrenç buldu ve şöyle dedi: Ömer b. Hattâb dedi ki: Şüphesiz Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu haram kılmadı. Allah azze ve celle onunla birçok kimseleri menfaatlendirir. Umumiyetle çobanların yiyeceği ondandır. Yanımda olsa idi onu ben de yerdim.

Sahih Muslim 5042

وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ دَاوُدَ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ قَالَ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا بِأَرْضٍ مَضَبَّةٍ فَمَا تَأْمُرُنَا أَوْ فَمَا تُفْتِينَا قَالَ ‏ "‏ ذُكِرَ لِي أَنَّ أُمَّةً مِنْ بَنِي إِسْرَائِيلَ مُسِخَتْ ‏"‏ ‏.‏ فَلَمْ يَأْمُرْ وَلَمْ يَنْهَ ‏.‏ قَالَ أَبُو سَعِيدٍ فَلَمَّا كَانَ بَعْدَ ذَلِكَ قَالَ عُمَرُ إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ لَيَنْفَعُ بِهِ غَيْرَ وَاحِدٍ وَإِنَّهُ لَطَعَامُ عَامَّةِ هَذِهِ الرِّعَاءِ وَلَوْ كَانَ عِنْدِي لَطَعِمْتُهُ إِنَّمَا عَافَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bana Muhammed b. Müsennâ rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Ebî Adiyy, Dâvud'dan, o da Ebû Nadra'dan, o da Ebû Saîd'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Bir adam: Ya Resûlallah! Biz keleri çok bir yerdeyiz, şimdi bize ne emir buyurursun, yahut bize ne fetva verirsin? dedi. «Bana anlatıldığına göre Benî İsrâil'den bir ümmetin suretleri değiştirilmiştir.» buyurdu. Fakat ne emretti ne de yasak etti. Ebû Saîd demiş ki: Bundan birkaç zaman sonra Ömer şunu söyledi: «Şüphesiz ki Allah azze ve celle onunla birçok insanları fâidelendirir; o, umumiyetle şu çobanların yiyeceğidir. Yanımda olsaydı ondan mutlaka yerdim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sadece ondan iğrenmiştir.»

Sahih Muslim 5043

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا بَهْزٌ، حَدَّثَنَا أَبُو عَقِيلٍ الدَّوْرَقِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، أَنَّ أَعْرَابِيًّا، أَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنِّي فِي غَائِطٍ مَضَبَّةٍ وَإِنَّهُ عَامَّةُ طَعَامِ أَهْلِي - قَالَ - فَلَمْ يُجِبْهُ فَقُلْنَا عَاوِدْهُ ‏.‏ فَعَاوَدَهُ فَلَمْ يُجِبْهُ ثَلاَثًا ثُمَّ نَادَاهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الثَّالِثَةِ فَقَالَ ‏ "‏ يَا أَعْرَابِيُّ إِنَّ اللَّهَ لَعَنَ أَوْ غَضِبَ عَلَى سِبْطٍ مِنْ بَنِي إِسْرَائِيلَ فَمَسَخَهُمْ دَوَابَّ يَدِبُّونَ فِي الأَرْضِ فَلاَ أَدْرِي لَعَلَّ هَذَا مِنْهَا فَلَسْتُ آكُلُهَا وَلاَ أَنْهَى عَنْهَا ‏"‏ ‏.‏

Bana Muhammed b. Hâtim rivayet etti. (Dedi ki): Bize Behz rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Akîl ed-Devrakî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Nadra, Ebû Saîd'den naklen rivayet etti ki: Bedevî'nin biri Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: «Ben keleri çok olan alçak bir yerde bulunuyorum. Bu hayvan umumiyetle ailemin yiyeceğidir.» dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona cevap vermedi. Biz: «Bu sözü tekrarla.» dedik. O da tekrarladı. Fakat yine cevap vermedi. Bu, üç defa tekerrür etti. Sonra üçüncüde Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona seslenerek: «Ey bedevî! Şüphesiz Allah, Benî İsrâil'den bir kuşağa lanet buyurmuş yahut gazap etmiş ve onları yeryüzünde debelenen hayvanlar kılığına sokmuştur. Bilmiyorum, belki bu onlardandır. Binaenaleyh ben onu yemem ama ondan nehiy de etmem.» buyurdular.

Sahih Muslim 5044

حَدَّثَنَا أَبُو كَامِلٍ الْجَحْدَرِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ أَبِي يَعْفُورٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي أَوْفَى، قَالَ غَزَوْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَبْعَ غَزَوَاتٍ نَأْكُلُ الْجَرَادَ ‏.‏

Bize Ebû Kâmil el-Cahderî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Avâne, Ebû Ya'fûr'dan, o da Abdullah b. Ebî Evfâ'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte yedi gazâ yaptık. Çekirge yiyorduk.

Sahih Muslim 5045

وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَابْنُ أَبِي عُمَرَ، جَمِيعًا عَنِ ابْنِ عُيَيْنَةَ، عَنْ أَبِي يَعْفُورٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏ قَالَ أَبُو بَكْرٍ فِي رِوَايَتِهِ سَبْعَ غَزَوَاتٍ وَقَالَ إِسْحَاقُ سِتَّ وَقَالَ ابْنُ أَبِي عُمَرَ سِتَّ أَوْ سَبْعَ ‏.‏

Bize bu hadisi Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile İshak b. İbrahim ve İbn Ebî Ömer, hepsi İbn Uyeyne'den, o da Ebû Ya'fûr'dan naklen bu isnadla rivayet ettiler. Ebû Bekr kendi rivayetinde «Yedi gazâ» dedi. İshak «Altı» dedi. İbn Ebî Ömer ise «Altı veya yedi» dedi.

Sahih Muslim 5046

وَحَدَّثَنَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ بَشَّارٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جَعْفَرٍ، كِلاَهُمَا عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ أَبِي يَعْفُورٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَقَالَ سَبْعَ غَزَوَاتٍ ‏.‏

Bize bu hadisi Muhammed b. Müsennâ da rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbn Ebî Adiyy rivayet etti. H. Bize İbn Beşşâr da Muhammed b. Ca'fer'den rivayet etti. Her ikisi Şu'be'den, o da Ebû Ya'fûr'dan bu isnadla rivayette bulunmuş ve «Yedi gazâ» demiştir.

Sahih Muslim 5047

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ هِشَامِ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ مَرَرْنَا فَاسْتَنْفَجْنَا أَرْنَبًا بِمَرِّ الظَّهْرَانِ فَسَعَوْا عَلَيْهِ فَلَغَبُوا ‏.‏ قَالَ فَسَعَيْتُ حَتَّى أَدْرَكْتُهَا فَأَتَيْتُ بِهَا أَبَا طَلْحَةَ فَذَبَحَهَا فَبَعَثَ بِوَرِكِهَا وَفَخِذَيْهَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَتَيْتُ بِهَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَبِلَهُ ‏.‏

Bize Muhammed b. Müsennâ rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Hişam b. Zeyd'den, o da Enes b. Malik'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: — Yürüdük ve Merrü'z-Zahran'dan bir tavşan kaldırdık. Ashab üzerine koştular. Fakat âciz kaldılar. Ben de koştum. Ve ona yetiştim. Tavşanı Ebû Talha'ya getirdim. O hayvanı kesti ve buduyla iki uyluğunu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gönderdi. Bunları Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ben götürdüm. O da kabul etti.

Sahih Muslim 5048

وَحَدَّثَنِيهِ زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، ح وَحَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ حَبِيبٍ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، - يَعْنِي ابْنَ الْحَارِثِ - كِلاَهُمَا عَنْ شُعْبَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَفِي حَدِيثِ يَحْيَى بِوَرِكِهَا أَوْ فَخِذَيْهَا ‏.‏

Bu hadîsi bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yahya b. Saîd rivayet etti. H. Bana Yahya b. Habib de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hâlid (Yâni İbnü'l-Hâris) rivayet etti. Her iki râvi Şu'be'den bu isnadla rivayette bulunmuşlardır. Yahya'nın hadîsinde: «Budunu yahut iki uyluğunu gönderdi.» ifadesi vardır.

Sahih Muslim 5049

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ الْعَنْبَرِيُّ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا كَهْمَسٌ، عَنِ ابْنِ بُرَيْدَةَ، قَالَ رَأَى عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُغَفَّلِ رَجُلاً مِنْ أَصْحَابِهِ يَخْذِفُ فَقَالَ لَهُ لاَ تَخْذِفْ فَإِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَكْرَهُ - أَوْ قَالَ - يَنْهَى عَنِ الْخَذْفِ فَإِنَّهُ لاَ يُصْطَادُ بِهِ الصَّيْدُ وَلاَ يُنْكَأُ بِهِ الْعَدُوُّ وَلَكِنَّهُ يَكْسِرُ السِّنَّ وَيَفْقَأُ الْعَيْنَ ‏.‏ ثُمَّ رَآهُ بَعْدَ ذَلِكَ يَخْذِفُ فَقَالَ لَهُ أُخْبِرُكَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَكْرَهُ أَوْ يَنْهَى عَنِ الْخَذْفِ ثُمَّ أَرَاكَ تَخْذِفُ لاَ أُكَلِّمُكَ كَلِمَةً كَذَا وَكَذَا ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Muâz El-Anberî rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Kehmes, İbnü Büreyde'den rivayet etti. Şöyle demiş: Abdullah b. Mugaffel arkadaşlarından bir adamın ufak taş attığını görmüş de ona: — Taş atma! Çünkü Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) taş atmaktan hoşlanmazdı —yahut taş atmayı men ederdi—. Zîra bununla av avlanmaz, düşman da bozulmaz. Lâkin bu taş dişi kırar ve gözü çıkarır, dedi. Bundan bir müddet sonra o zatın taş attığını gördü ve ona şunu söyledi: — Ben sana Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in taş atmaktan hoşlanmadığını —yahut taş atmaktan nehyettiğini— haber veriyorum, sonra senin taş attığını görüyorum. Seninle şu ve şu müddet zarfında bir tek kelime konuşmam.

Sahih Muslim 5050

حَدَّثَنِي أَبُو دَاوُدَ، سُلَيْمَانُ بْنُ مَعْبَدٍ حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، أَخْبَرَنَا كَهْمَسٌ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ ‏.‏

Bana Ebû Dâvud, Süleyman b. Ma'bed rivayet etti. (Dedi ki): Bize Osman b. Ömer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Kehmes bu isnadla bu hadîsin benzerini haber verdi.

Sahih Muslim 5051

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، قَالاَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ صُهْبَانَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُغَفَّلٍ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْخَذْفِ ‏.‏ قَالَ ابْنُ جَعْفَرٍ فِي حَدِيثِهِ وَقَالَ إِنَّهُ لاَ يَنْكَأُ الْعَدُوَّ وَلاَ يَقْتُلُ الصَّيْدَ وَلَكِنَّهُ يَكْسِرُ السِّنَّ وَيَفْقَأُ الْعَيْنَ ‏.‏ وَقَالَ ابْنُ مَهْدِيٍّ إِنَّهَا لاَ تَنْكَأُ الْعَدُوَّ ‏.‏ وَلَمْ يَذْكُرْ تَفْقَأُ الْعَيْنَ ‏.‏

Bize Muhammed b. Müsennâ da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Ca'fer ile Abdurrahman b. Mehdî rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Şu'be Katade'den, o da Ukbe b. Suhban'dan, o da Abdullah b. Mugaffel'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ufak taş atmaktan nehiy buyurdu. İbnü Ca'fer kendi hadîsinde şöyle demiştir: «Dedi ki: Çünkü bu taş ne düşmanı bozguna uğratır, ne de avı öldürür; lâkin o dişi kırar ve gözü çıkarır.» İbni Mehdî ise: «Bu taşlar düşmanı bozguna uğratamaz» demiş, «Gözü çıkarır» kaydını anmamıştır.

Sahih Muslim 5052

وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، أَنَّ قَرِيبًا لِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُغَفَّلٍ خَذَفَ - قَالَ - فَنَهَاهُ وَقَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الْخَذْفِ وَقَالَ ‏ "‏ إِنَّهَا لاَ تَصِيدُ صَيْدًا وَلاَ تَنْكَأُ عَدُوًّا وَلَكِنَّهَا تَكْسِرُ السِّنَّ وَتَفْقَأُ الْعَيْنَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَعَادَ ‏.‏ فَقَالَ أُحَدِّثُكَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْهُ ثُمَّ تَخْذِفُ لاَ أُكَلِّمُكَ أَبَدًا ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dedi ki): Bize İsmail b. Uleyye, Eyyub'dan, o da Said b. Cübeyr'den naklen rivayet etti ki; Abdullah b. Mugaffel'in bir yakını taş atmış, o da kendisini menetmiş ve: — Şüphesiz Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) taş atmaktan menetmiş ve: «Bu taşlar ne bir av avlar, ne düşman bozar, lâkin bunlar dişi kırar ve gözü çıkarır.» buyurmuştur, demiş. Fakat yakını taş atmayı tekrarlamış, o da: — Ben sana Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bundan nehiy buyurduğunu anlatıyorum; sonra sen yine taş atıyorsun! Seninle ebediyyen konuşmam! demiş.

Sahih Muslim 5053

وَحَدَّثَنَاهُ ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا الثَّقَفِيُّ، عَنْ أَيُّوبَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ ‏.‏

Bize bu hadisi İbni Ebî Ömer de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Sekafî, Eyyûb'dan bu isnad ile bu hadîsin benzerini rivayet etti.

Sahih Muslim 5054

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنْ خَالِدٍ الْحَذَّاءِ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَبِي الأَشْعَثِ، عَنْ شَدَّادِ بْنِ أَوْسٍ، قَالَ ثِنْتَانِ حَفِظْتُهُمَا عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّ اللَّهَ كَتَبَ الإِحْسَانَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ فَإِذَا قَتَلْتُمْ فَأَحْسِنُوا الْقِتْلَةَ وَإِذَا ذَبَحْتُمْ فَأَحْسِنُوا الذَّبْحَ وَلْيُحِدَّ أَحَدُكُمْ شَفْرَتَهُ فَلْيُرِحْ ذَبِيحَتَهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize İsmail b. Uleyye, Hâlid El-Hazzâ'dan, o da Ebû Kılâbe'den, o da Ebû'l-Eş'as'tan, o da Şeddâd b. Evs'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): İki şey var ki, bunları Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den belledim. Buyurdular ki: «Şüphesiz Allah her şeyde iyiliği farz kılmıştır. O hâlde siz öldürdüğünüz vakit, öldürmeyi iyi yapın. Kestiğiniz zaman da kesmeyi iyi becerin. Her biriniz bıçağını bilesin ve kestiği hayvana rahat versin!»

Sahih Muslim 5055

وَحَدَّثَنَاهُ يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ الثَّقَفِيُّ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ نَافِعٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الدَّارِمِيُّ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، عَنْ سُفْيَانَ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، كُلُّ هَؤُلاَءِ عَنْ خَالِدٍ الْحَذَّاءِ، بِإِسْنَادِ حَدِيثِ ابْنِ عُلَيَّةَ وَمَعْنَى حَدِيثِهِ ‏.‏

Bu hadîsi bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hüşeym rivayet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdülvehhâb Es-Sekafî haber verdi. H. Bize Ebû Bekir b. Nâfi' de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Gunder rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be rivayet etti. H. Bize Abdullah b. Abdurrahman Ed-Dârimî de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Yûsuf, Süfyân'dan naklen haber verdi. H. Bize İshâk b. İbrahim dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Cerîr, Mansûr'dan naklen haber verdi. Bu râvilerin hepsi Hâlid El-Hazzâ'dan, İbni Uleyye hadîsinin isnadı ve mânasıyla rivayette bulunmuşlardır.

Sahih Muslim 5056

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ سَمِعْتُ هِشَامَ، بْنَ زَيْدِ بْنِ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ قَالَ دَخَلْتُ مَعَ جَدِّي أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ دَارَ الْحَكَمِ بْنِ أَيُّوبَ فَإِذَا قَوْمٌ قَدْ نَصَبُوا دَجَاجَةً يَرْمُونَهَا قَالَ فَقَالَ أَنَسٌ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ تُصْبَرَ الْبَهَائِمُ ‏.‏

Bize Muhammed b. Müsennâ rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dedi ki): Hişâm b. Zeyd b. Enes b. Mâlik'i dinledim. Şunları söyledi: — Dedem Enes b. Mâlik ile birlikte Hakem b. Eyyub'un evine girdim. Bir de ne göreyim, bir takım adamlar bir tavuğu (hedef) dikmiş, ona ok atıyorlar. Bunun üzerine Enes: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayvanların hapsedilerek öldürülmesini yasak etti.» dedi.

Sahih Muslim 5057

وَحَدَّثَنِيهِ زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، ح وَحَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ حَبِيبٍ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، كُلُّهُمْ عَنْ شُعْبَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏

Bu hadîsi bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yahya b. Saîd ile Abdurrahman b. Mehdî rivayet ettiler. H. Bana Yahya b. Habîb dahî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hâlid b. Haris rivayet etti. H. Bize Ebû Kureyb de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Usâme rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Şu'be'den bu isnadla rivayette bulunmuşlardır.

Sahih Muslim 5058

وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَدِيٍّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ تَتَّخِذُوا شَيْئًا فِيهِ الرُّوحُ غَرَضًا ‏"‏ ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Muâz rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Adiyy'den, o da Saîd b. Cübeyr'den, o da İbni Abbâs'dan naklen rivayet etti ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «İçinde canı bulunan bir şeyi hedef ittihaz etmeyin!» buyurmuştur.

Sahih Muslim 5059

وَحَدَّثَنَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ شُعْبَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ ‏.‏

Bize bu hadîsi Muhammed b. Beşşâr da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Ca'fer ile Abdurrahman b. Mehdî, Şu'be'den bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet ettiler.

Sahih Muslim 5060

وَحَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، وَأَبُو كَامِلٍ - وَاللَّفْظُ لأَبِي كَامِلٍ - قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، قَالَ مَرَّ ابْنُ عُمَرَ بِنَفَرٍ قَدْ نَصَبُوا دَجَاجَةً يَتَرَامَوْنَهَا فَلَمَّا رَأَوُا ابْنَ عُمَرَ تَفَرَّقُوا عَنْهَا ‏.‏ فَقَالَ ابْنُ عُمَرَ مَنْ فَعَلَ هَذَا إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَعَنَ مَنْ فَعَلَ هَذَا ‏.‏

Bize Şeyban b. Ferrûh ile Ebû Kâmil rivayet ettiler. Lâfız Ebû Kâmil'indir. (Dediler ki): Bize Ebû Avâne, Ebû Bişr'den, o da Saîd b. Cübeyr'den naklen rivayet etti. Saîd şöyle demiş: — İbni Ömer bir tavuğu (hedef) dikerek ona ok atan birkaç kişinin yanına uğradı. Bunlar İbni Ömer'i görünce tavuğun semtinden dağıldılar. İbni Ömer: — Bunu kim yaptı? Şüphesiz Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu yapana la'net buyurmuştur, dedi.

Sahih Muslim 5061

وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، أَخْبَرَنَا أَبُو بِشْرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، قَالَ مَرَّ ابْنُ عُمَرَ بِفِتْيَانٍ مِنْ قُرَيْشٍ قَدْ نَصَبُوا طَيْرًا وَهُمْ يَرْمُونَهُ وَقَدْ جَعَلُوا لِصَاحِبِ الطَّيْرِ كُلَّ خَاطِئَةٍ مِنْ نَبْلِهِمْ فَلَمَّا رَأَوُا ابْنَ عُمَرَ تَفَرَّقُوا فَقَالَ ابْنُ عُمَرَ مَنْ فَعَلَ هَذَا لَعَنَ اللَّهُ مَنْ فَعَلَ هَذَا إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَعَنَ مَنِ اتَّخَذَ شَيْئًا فِيهِ الرُّوحُ غَرَضًا ‏.‏

Bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Huşeym rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Bişr, Saîd b. Cübeyr'den naklen haber verdi. (Şöyle demiş): — İbni Ömer Kureyş'ten birkaç gencin yanına uğradı. Bunlar bir kuşu hedef dikmiş, ona ok atıyorlardı. Oklarından her isabet etmeyeni kuşun sahibine veriyorlardı. İbni Ömer'i görünce dağıldılar. Bunun üzerine İbni Ömer: — Bunu kim yaptı? Bunu yapana Allah lanet eylesin. Şüphesiz Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «İçinde canı olan bir şeyi hedef ittihaz eden kimseyi lanet buyurmuştur.» dedi.

Sahih Muslim 5062

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، ح وَحَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ أَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُقْتَلَ شَىْءٌ مِنَ الدَّوَابِّ صَبْرًا ‏.‏

Bana Muhammed b. Hatim rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yahya b. Saîd, İbnü Cüreyc'den rivayet etti. H. Bize Abd b. Humeyd de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Bekr haber verdi. (Dedi ki): Bize İbni Cüreyc haber verdi. H. Bana Harun b. Abdillah dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Haccâc b. Muhammed rivayet etti. (Dedi ki): İbni Cüreyc şunu söyledi: Bana Ebû'z-Zübeyr haber verdi ki kendisi Câbir b. Abdillah'ı şunu söylerken işitmiş: — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayvanlardan birinin kapalı olarak öldürülmesini yasak etti.

Sahih Muslim 5063