حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتِ اسْتَأْذَنَتْ هَالَةُ بِنْتُ خُوَيْلِدٍ أُخْتُ خَدِيجَةَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَعَرَفَ اسْتِئْذَانَ خَدِيجَةَ فَارْتَاحَ لِذَلِكَ فَقَالَ " اللَّهُمَّ هَالَةُ بِنْتُ خُوَيْلِدٍ " . فَغِرْتُ فَقُلْتُ وَمَا تَذْكُرُ مِنْ عَجُوزٍ مِنْ عَجَائِزِ قُرَيْشٍ حَمْرَاءِ الشِّدْقَيْنِ هَلَكَتْ فِي الدَّهْرِ فَأَبْدَلَكَ اللَّهُ خَيْرًا مِنْهَا .
Bize Süveyd b. Said rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ali b. Müshir, Hişâm'dan, o da babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Hatice'nin kız kardeşi Hâle binti Huveylid, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına girmek için izin istedi de, Hatice'nin izin istemesini hatırladı ve bundan memnuniyet duyarak: «Allah'ım! Huveylid'in kızı Hâle!» dedi. Ben derhal kıskandım ve: «Allah sana yerine daha hayırlısını vermişken, çok zaman önce ölmüş Kureyş'in kocakarılarından, çenelerinin içi kırmızı bir kocakarıyı niye anıp duruyorsun!» dedim.