Sahih-i Müslim

7281 numaralı hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، كِلاَهُمَا عَنِ ابْنِ عُلَيَّةَ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ حُجْرٍ - حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ هِلاَلٍ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ الْعَدَوِيِّ، عَنْ يُسَيْرِ بْنِ جَابِرٍ، قَالَ هَاجَتْ رِيحٌ حَمْرَاءُ بِالْكُوفَةِ فَجَاءَ رَجُلٌ لَيْسَ لَهُ هِجِّيرَى إِلاَّ يَا عَبْدَ اللَّهِ بْنَ مَسْعُودٍ جَاءَتِ السَّاعَةُ ‏.‏ قَالَ فَقَعَدَ وَكَانَ مُتَّكِئًا فَقَالَ إِنَّ السَّاعَةَ لاَ تَقُومُ حَتَّى لاَ يُقْسَمَ مِيرَاثٌ وَلاَ يُفْرَحَ بِغَنِيمَةٍ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ بِيَدِهِ هَكَذَا - وَنَحَّاهَا نَحْوَ الشَّأْمِ - فَقَالَ عَدُوٌّ يَجْمَعُونَ لأَهْلِ الإِسْلاَمِ وَيَجْمَعُ لَهُمْ أَهْلُ الإِسْلاَمِ ‏.‏ قُلْتُ الرُّومَ تَعْنِي قَالَ نَعَمْ وَتَكُونُ عِنْدَ ذَاكُمُ الْقِتَالِ رَدَّةٌ شَدِيدَةٌ فَيَشْتَرِطُ الْمُسْلِمُونَ شُرْطَةً لِلْمَوْتِ لاَ تَرْجِعُ إِلاَّ غَالِبَةً فَيَقْتَتِلُونَ حَتَّى يَحْجُزَ بَيْنَهُمُ اللَّيْلُ فَيَفِيءُ هَؤُلاَءِ وَهَؤُلاَءِ كُلٌّ غَيْرُ غَالِبٍ وَتَفْنَى الشُّرْطَةُ ثُمَّ يَشْتَرِطُ الْمُسْلِمُونَ شُرْطَةً لِلْمَوْتِ لاَ تَرْجِعُ إِلاَّ غَالِبَةً فَيَقْتَتِلُونَ حَتَّى يَحْجُزَ بَيْنَهُمُ اللَّيْلُ فَيَفِيءُ هَؤُلاَءِ وَهَؤُلاَءِ كُلٌّ غَيْرُ غَالِبٍ وَتَفْنَى الشُّرْطَةُ ثُمَّ يَشْتَرِطُ الْمُسْلِمُونَ شُرْطَةً لِلْمَوْتِ لاَ تَرْجِعُ إِلاَّ غَالِبَةً فَيَقْتَتِلُونَ حَتَّى يُمْسُوا فَيَفِيءُ هَؤُلاَءِ وَهَؤُلاَءِ كُلٌّ غَيْرُ غَالِبٍ وَتَفْنَى الشُّرْطَةُ فَإِذَا كَانَ يَوْمُ الرَّابِعِ نَهَدَ إِلَيْهِمْ بَقِيَّةُ أَهْلِ الإِسْلاَمِ فَيَجْعَلُ اللَّهُ الدَّبْرَةَ عَلَيْهِمْ فَيَقْتُلُونَ مَقْتَلَةً - إِمَّا قَالَ لاَ يُرَى مِثْلُهَا وَإِمَّا قَالَ لَمْ يُرَ مِثْلُهَا - حَتَّى إِنَّ الطَّائِرَ لَيَمُرُّ بِجَنَبَاتِهِمْ فَمَا يُخَلِّفُهُمْ حَتَّى يَخِرَّ مَيْتًا فَيَتَعَادُّ بَنُو الأَبِ كَانُوا مِائَةً فَلاَ يَجِدُونَهُ بَقِيَ مِنْهُمْ إِلاَّ الرَّجُلُ الْوَاحِدُ فَبِأَىِّ غَنِيمَةٍ يُفْرَحُ أَوْ أَىُّ مِيرَاثٍ يُقَاسَمُ فَبَيْنَمَا هُمْ كَذَلِكَ إِذْ سَمِعُوا بِبَأْسٍ هُوَ أَكْبَرُ مِنْ ذَلِكَ فَجَاءَهُمُ الصَّرِيخُ إِنَّ الدَّجَّالَ قَدْ خَلَفَهُمْ فِي ذَرَارِيِّهِمْ فَيَرْفُضُونَ مَا فِي أَيْدِيهِمْ وَيُقْبِلُونَ فَيَبْعَثُونَ عَشَرَةَ فَوَارِسَ طَلِيعَةً ‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنِّي لأَعْرِفُ أَسْمَاءَهُمْ وَأَسْمَاءَ آبَائِهِمْ وَأَلْوَانَ خُيُولِهِمْ هُمْ خَيْرُ فَوَارِسَ عَلَى ظَهْرِ الأَرْضِ يَوْمَئِذٍ أَوْ مِنْ خَيْرِ فَوَارِسَ عَلَى ظَهْرِ الأَرْضِ يَوْمَئِذٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ابْنُ أَبِي شَيْبَةَ فِي رِوَايَتِهِ عَنْ أُسَيْرِ بْنِ جَابِرٍ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ali b. Hucur, ikisi birden İbni Uleyye'den rivayet ettiler. Lâfız İbni Hucur'undur. (Dediler ki): Bize İsmail b. İbrahim, Eyyûb'dan, o da Humeyd b. Hilâl'den, o da Ebû Katâde el-Adevî'den, o da Yuseyr b. Câbir'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Kûfe'de kızıl bir rüzgâr esti. Derken işi gücü sadece: «Ya Abdullah b. Mes'ud, kıyamet geldi!» demek olan bir adam geldi. Bunun üzerine Abdullah oturdu; dayanmıştı ve şunu söyledi: «Miras taksim edilmez olmadıkça ve ganimetle ferahlanma bulunmadıkça kıyamet kopmaz.» Sonra eliyle şöyle yaptı, eliyle Şam tarafına doğru işaret etti ve dedi ki: «Düşman, ehl-i İslâm için ordu topluyor; ehl-i İslâm da onlara karşı toplanıyor.» Ben: «Romalıları mı kastediyorsun?» dedim. «Evet! İşte o harbinizde şiddetli bir hücum olacak. Müslümanlar ölüm için bir öncü fırka kuracak. Öyle ki galip olmadıkça geri dönmeyecek; tâ gece aralarına girinceye kadar çarpışacaklar. Nihayet onlar da, bunlar da dönecek; hiçbir taraf galip gelmeyecek ve öncü fırka bitecektir. Sonra Müslümanlar tekrar ölüm için bir öncü fırka kuracak. Öyle ki galip gelmeden geri dönmeyecek ve tâ gece aralarını ayırıncaya kadar çarpışacaklar. Onlar da, bunlar da geri dönecektir. Hiçbiri galip gelmeyecek ve bu fırka da bitecektir. Sonra Müslümanlar ölüm için bir öncü fırka teşkil edecek. Öyle ki galip gelmedikçe geri dönmeyecek ve akşama kadar çarpışacaklar. Nihayet onlar da, bunlar da geri dönecek. Hiçbiri galip gelmeyecek ve öncü fırka bitecektir. Dördüncü gün gelince düşmanlara karşı ehl-i İslâm'ın bakıyyesi ilerleyecek. Allah düşmanlar üzerine hezimeti halkedecek ve düşmanları, ya misli görülmeyen yahut misli görülmedik demiştir, bir şekilde tepeleyeceklerdir. O derece ki yanlarından kuş geçecek, onları ölü olarak yere serilmeden geride bırakmayacaktır. Bir babanın oğulları birbirlerini sayacak; yüz kişi oldukları hâlde onlardan yalnız bir adam kaldığını göreceklerdir. Şu hâlde hangi ganimete sevinilecek yahut hangi miras taksim edilecektir? Onlar bu hâlde iken aniden bundan daha büyük bir musibet işitecekler. Kendilerine: ‘Deccal, zürriyetiniz hususunda sizin yerinizi aldı!’ diye bir yaygaracı gelecek. Hemen ellerindeki şeyleri atacaklar ve yola koyulacaklar; öncü olarak on süvari göndereceklerdir.» Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben onların isimlerini, babalarının isimlerini ve atlarının renklerini pekâlâ biliyorum. Onlar o gün yeryüzünde en iyi süvarilerdir yahut o gün yeryüzünde en iyi süvarilerdendir.» buyurdular. İbni Ebî Şeybe kendi rivayetinde: «Üseyr b. Câbir'den naklen.» dedi.

Sahih Muslim 7281