وَحَدَّثَنَا الْحَسَنُ الْحُلْوَانِيُّ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، جَمِيعًا عَنْ يَعْقُوبَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ، أَنَّهُ سَأَلَ عَائِشَةَ عَنْ قَوْلِ اللَّهِ، {وَإِنْ خِفْتُمْ أَنْ لاَ تُقْسِطُوا فِي الْيَتَامَى} وَسَاقَ الْحَدِيثَ بِمِثْلِ حَدِيثِ يُونُسَ عَنِ الزُّهْرِيِّ وَزَادَ فِي آخِرِهِ مِنْ أَجْلِ رَغْبَتِهِمْ عَنْهُنَّ إِذَا كُنَّ قَلِيلاَتِ الْمَالِ وَالْجَمَالِ .
Bize Hasen El-Hulvânî ile Abd b. Humeyd de hep birden Ya'kub b. İbrahim b. Sa'd'dan rivayet ettiler. (Demiş ki): Bize babam Sâlih'ten, o da İbni Şihab'dan naklen rivayet etti. (Demiş ki): Bana Urve haber verdi. Kendisi Âişe'ye Allah Teâlâ'nın: «Eğer yetimler hakkında adalet gösterememekten korkarsanız...» âyetini sormuş... Ve râvi hadîsi Yunus'un Zührî'den rivayet ettiği hadîs gibi nakletmiş, sonunda: «Yetim kızların malı ve güzelliği az olduğu vakit, onlara rağbet göstermedikleri için...» cümlesini ziyâde etmiştir.