حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، فِي قَوْلِهِ { وَمَنْ كَانَ فَقِيرًا فَلْيَأْكُلْ بِالْمَعْرُوفِ} قَالَتْ أُنْزِلَتْ فِي وَالِي مَالِ الْيَتِيمِ الَّذِي يَقُومُ عَلَيْهِ وَيُصْلِحُهُ إِذَا كَانَ مُحْتَاجًا أَنْ يَأْكُلَ مِنْهُ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abde b. Süleyman, Hişâm'dan, o da babasından, o da Âişe'den naklen Teâlâ Hazretlerinin: «Her kim fakir ise, meşru surette yesin.» âyet-i kerîmesi hakkında rivayet etti. Âişe şöyle demiş: Bu âyet, yetimin malına nezârette bulunan, ona bakıp ıslah eden velinin, muhtaç olduğu vakit bu maldan yiyebileceği hakkında nazil olmuştur.