حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، أَخْبَرَنِي جُبَيْرُ بْنُ مُطْعِمٍ، قَالَ لَمَّا كَانَ يَوْمُ خَيْبَرَ وَضَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَهْمَ ذِي الْقُرْبَى فِي بَنِي هَاشِمٍ وَبَنِي الْمُطَّلِبِ وَتَرَكَ بَنِي نَوْفَلٍ وَبَنِي عَبْدِ شَمْسٍ فَانْطَلَقْتُ أَنَا وَعُثْمَانُ بْنُ عَفَّانَ حَتَّى أَتَيْنَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ هَؤُلاَءِ بَنُو هَاشِمٍ لاَ نُنْكِرُ فَضْلَهُمْ لِلْمَوْضِعِ الَّذِي وَضَعَكَ اللَّهُ بِهِ مِنْهُمْ فَمَا بَالُ إِخْوَانِنَا بَنِي الْمُطَّلِبِ أَعْطَيْتَهُمْ وَتَرَكْتَنَا وَقَرَابَتُنَا وَاحِدَةٌ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَنَا وَبَنُو الْمُطَّلِبِ لاَ نَفْتَرِقُ فِي جَاهِلِيَّةٍ وَلاَ إِسْلاَمٍ وَإِنَّمَا نَحْنُ وَهُمْ شَىْءٌ وَاحِدٌ " . وَشَبَّكَ بَيْنَ أَصَابِعِهِ .
Said b. el-Müseyyeb'den demiştir ki: Cübeyr b. Mut'ım ona şöyle demiştir: Hayber günü olunca Rasûlullah (s.a.v.), yakınlarının hissesini Haşim oğullarıyla Muttalib oğullarına verdi; Nevfel oğullarıyla Abdüşems oğullarını bıraktı. Ben de Osman b. Affan'la beraber yola koyuldum. Nihayet Nebi (s.a.v.)'e vardık ve: "Ey Allah'ın Rasûlü! Bunlar Haşim oğullarıdır. Allah'ın seni onların içerisinden seçmiş olması sebebiyle onların üstünlüklerini inkâr etmiyoruz. Fakat kardeşlerimiz Muttalib oğullarının durumu nedir ki bizi bıraktığın hâlde onlara hisse verdin? Oysa onların da bizim de sana olan yakınlığımız birdir." dedik. Rasûlullah (s.a.v.) de: "Muttalib oğullarıyla biz cahiliye döneminde de İslâmiyet döneminde de ayrılmadık. Biz ve onlar bir bütünüz." buyurdu ve parmaklarını birbirine geçirdi.