حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، أَخْبَرَنَا سَلَمَةُ بْنُ كُهَيْلٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا سَلَمَةَ، بِبَيْتِنَا يُحَدِّثُ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَجُلاً، تَقَاضَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، فَأَغْلَظَ لَهُ، فَهَمَّ أَصْحَابُهُ، فَقَالَ " دَعُوهُ، فَإِنَّ لِصَاحِبِ الْحَقِّ مَقَالاً. وَاشْتَرُوا لَهُ بَعِيرًا، فَأَعْطُوهُ إِيَّاهُ ". وَقَالُوا لاَ نَجِدُ إِلاَّ أَفْضَلَ مِنْ سِنِّهِ. قَالَ " اشْتَرُوهُ فَأَعْطُوهُ إِيَّاهُ، فَإِنَّ خَيْرَكُمْ أَحْسَنُكُمْ قَضَاءً ".
Ebu Hureyre'den nakledildiğine göre bir adam, Allah'ın Resulü'nden alacağını istedi ve ona sert davrandı. Ashabı adama yönelince Allah'ın Resulü şöyle buyurdu: "Onu bırakın; çünkü hak sahibinin söz söyleme hakkı vardır. Onun için bir deve satın alıp kendisine verin." Ashabı, "Ancak onun devesinden daha iyi yaşta bir deve bulabiliyoruz" dediler. Bunun üzerine şöyle buyurdu: "Onu satın alıp kendisine verin. Çünkü sizin en hayırlınız, borcunu en güzel şekilde ödeyendir." Hadisten Çıkarılan Sonuçlar Hak sahibinin, hakkını isterken meşru edep sınırları içinde davranması gerekir. Vadesi gelmiş ise alacağı istemek caizdir. Bu hadiste Nebi'nin güzel ahlakı, yumuşak huyluluğu, tevazusu ve insafı görülmektedir. Borçlunun alacaklıya karşı kaba davranması uygun düşmez. Devlet başkanı, kendisine karşı edebe aykırı davranışta bulunanlara tazir cezası verebilir; ancak hak sahiplerini bağışlaması gerekir. Deve borç olarak alınabilir. Bu hükme bütün hayvanlar dahildir. Âlimlerin çoğu bu görüştedir. Sevri'ye ve Hanefilere göre hayvanlar borç olarak alınamaz. Bu konudaki delil, hayvan karşılığında hayvanın vadeli satışını yasaklayan hadistir. Bu hadisi İbn Abbas merfu olarak rivayet etmiştir. İbn Hibban, Darekutni ve başka bazı âlimler de nakletmiştir. Hadiste geçen raviler güvenilirdir. Genel olarak delil getirmeye elverişli bir hadis olduğu söylenebilir. Borç akdinde şart koşulmadığı sürece borcu, alınandan daha iyisiyle ödemek caizdir. Eğer şart koşulursa bunun haram olduğunda ittifak vardır. Âlimlerin çoğunluğu bu görüştedir. Malikiler durumu ayrıntılı ele alarak, sayı olarak fazla ödemenin yasak; nitelik olarak daha iyisiyle ödemenin ise caiz olduğunu söylemişlerdir. İyilik, Allah'a itaat ve benzeri mubah konular için borçlanmak ayıplanacak bir durum değildir. Devlet başkanı, zekât mallarından ödemek üzere ihtiyaç sahiplerinin ihtiyacını karşılamak amacıyla devlet hazinesi adına borçlanabilir. Şafiiler, zekâtın farz olma zamanından önce ödenebileceğine bu hadisi delil getirmişlerdir. İbn Abdilberr bunu nakletmiştir. Ancak bu görüşün dayanağı açık değildir. Allah'ın Resulü'nün borç alması, sadaka verilmesi gereken kimseler için borç aldığı ve sadaka malları gelince borcu sahiplerine ödediği şeklinde yorumlanabilir.