حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ هِشَامِ بْنِ زَيْدِ بْنِ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أَنْفَجْنَا أَرْنَبًا بِمَرِّ الظَّهْرَانِ، فَسَعَى الْقَوْمُ فَلَغَبُوا، فَأَدْرَكْتُهَا فَأَخَذْتُهَا، فَأَتَيْتُ بِهَا أَبَا طَلْحَةَ فَذَبَحَهَا، وَبَعَثَ بِهَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِوَرِكِهَا ـ أَوْ فَخِذَيْهَا قَالَ فَخِذَيْهَا لاَ شَكَّ فِيهِ ـ فَقَبِلَهُ. قُلْتُ وَأَكَلَ مِنْهُ قَالَ وَأَكَلَ مِنْهُ. ثُمَّ قَالَ بَعْدُ قَبِلَهُ.
Enes'ten nakledildiğine göre: Merrü'z-Zahran'da bir tavşanı ürkütüp kaçırdık. Topluluk peşinden koştu fakat yoruldu. Ben ona yetişip yakaladım ve Ebu Talha'ya getirdim. Ebu Talha onu kesti, iki budunu Allah Resulü'ne gönderdi; o da kabul etti. Enes'e, "Ondan yedi mi?" diye sordum. "Ondan yedi." dedi. Daha sonra ise yalnızca, "Onu kabul etti." dedi.