حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي عَطَاءٌ، عَنْ جَابِرٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كَانَتْ لِرِجَالٍ مِنَّا فُضُولُ أَرَضِينَ فَقَالُوا نُؤَاجِرُهَا بِالثُّلُثِ وَالرُّبُعِ وَالنِّصْفِ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " مَنْ كَانَتْ لَهُ أَرْضٌ فَلْيَزْرَعْهَا أَوْ لِيَمْنَحْهَا أَخَاهُ، فَإِنْ أَبَى فَلْيُمْسِكْ أَرْضَهُ ".
Cabir'den nakledildiğine göre, içimizden bazı kimselerin ihtiyaçlarından fazla arazileri vardı. "Bunları üçte bir, dörtte bir veya yarı ürün karşılığında kiraya verelim" dediler. Bunun üzerine Nebi, "Kimin arazisi varsa onu eksin yahut kardeşine bağışlasın. Bunu yapmazsa arazisini elinde tutsun" buyurdu.