Nesâî

3402 numaralı hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ الْقَاسِمِ، عَنْ مَالِكٍ، قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ شِهَابٍ، أَنَّ سَهْلَ بْنَ سَعْدٍ السَّاعِدِيَّ، أَخْبَرَهُ أَنَّ عُوَيْمِرًا الْعَجْلاَنِيَّ جَاءَ إِلَى عَاصِمِ بْنِ عَدِيٍّ فَقَالَ أَرَأَيْتَ يَا عَاصِمُ لَوْ أَنَّ رَجُلاً وَجَدَ مَعَ امْرَأَتِهِ رَجُلاً أَيَقْتُلُهُ فَيَقْتُلُونَهُ أَمْ كَيْفَ يَفْعَلُ سَلْ لِي يَا عَاصِمُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ ذَلِكَ ‏.‏ فَسَأَلَ عَاصِمٌ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَكَرِهَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْمَسَائِلَ وَعَابَهَا حَتَّى كَبُرَ عَلَى عَاصِمٍ مَا سَمِعَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا رَجَعَ عَاصِمٌ إِلَى أَهْلِهِ جَاءَهُ عُوَيْمِرٌ فَقَالَ يَا عَاصِمُ مَاذَا قَالَ لَكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ عَاصِمٌ لِعُوَيْمِرٍ لَمْ تَأْتِنِي بِخَيْرٍ قَدْ كَرِهَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْمَسْأَلَةَ الَّتِي سَأَلْتَ عَنْهَا ‏.‏ فَقَالَ عُوَيْمِرٌ وَاللَّهِ لاَ أَنْتَهِي حَتَّى أَسْأَلَ عَنْهَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ فَأَقْبَلَ عُوَيْمِرٌ حَتَّى أَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَسَطَ النَّاسِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَرَأَيْتَ رَجُلاً وَجَدَ مَعَ امْرَأَتِهِ رَجُلاً أَيَقْتُلُهُ فَتَقْتُلُونَهُ أَمْ كَيْفَ يَفْعَلُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ قَدْ نَزَلَ فِيكَ وَفِي صَاحِبَتِكَ فَاذْهَبْ فَائْتِ بِهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ سَهْلٌ فَتَلاَعَنَا وَأَنَا مَعَ النَّاسِ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا فَرَغَ عُوَيْمِرٌ قَالَ كَذَبْتُ عَلَيْهَا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنْ أَمْسَكْتُهَا ‏.‏ فَطَلَّقَهَا ثَلاَثًا قَبْلَ أَنْ يَأْمُرَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Sehl b. Sa’d es-Sâidî (radıyallahü anh)’nin haber verdiğine göre Uveymir el-Aclânî, Asım b. Adiy’e gelerek: Ey Asım, ne dersin? Bir adam karısının yanında başka bir adam bulsa, o adamı öldürürse Müslümanlar da onu kısas olarak öldürürler mi? Yoksa o adam ne yapmalı? diye sordu ve: Ey Asım, bu soruyu Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e benim için soruver, dedi. Bunun üzerine Asım bu meseleyi Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e sordu. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bu tür sorulardan hoşlanmadı ve onları ayıpladı. Bu sebeple Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittikleri Asım’a çok ağır geldi. Asım evine dönünce Uveymir gelerek: Ey Asım, bu konuda Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) sana ne buyurdu? dedi. Asım, Uveymir’e: Bana hayır getirmedin. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), sorduğun o sorudan hoşlanmadı, dedi. Bunun üzerine Uveymir: Vallahi Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e bizzat gidip sormadıkça bu işin peşini bırakmam, dedi. Sonunda Uveymir, insanların arasında bulunan Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gitti ve: Ey Allah’ın Rasûlü! Bir kimse karısının yanında başka bir adam bulsa, o adamı öldürür mü? Siz de onu öldürür müsünüz? Yoksa o kimse ne yapmalı? diye sordu. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) de: Seninle karın hakkında âyet nazil olmuştur. Git, karını getir, buyurdu. Sehl diyor ki: Ben insanlarla birlikte Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanında iken bu karı koca birbirleriyle mülâane yaptılar. Mülâaneyi bitirdikleri zaman Uveymir: Ey Allah’ın Rasûlü! Eğer ben bu kadını nikâhımda tutarsam ona karşı yalan söylemiş olurum, dedi ve Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) kendisine emretmeden önce karısını üç talakla boşadı.

Sunan an Nasai 3402