Nesâî

3439 numaralı hadis

أَخْبَرَنَا يُونُسُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا يُونُسُ بْنُ يَزِيدَ، وَمُوسَى بْنُ عُلَىٍّ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ عَائِشَةَ، زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ لَمَّا أُمِرَ رَسُولُ اللَّهِ بِتَخْيِيرِ أَزْوَاجِهِ بَدَأَ بِي فَقَالَ ‏"‏ إِنِّي ذَاكِرٌ لَكِ أَمْرًا فَلاَ عَلَيْكِ أَنْ لاَ تُعَجِّلِي حَتَّى تَسْتَأْمِرِي أَبَوَيْكِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ قَدْ عَلِمَ أَنَّ أَبَوَاىَ لَمْ يَكُونَا لِيَأْمُرَانِّي بِفِرَاقِهِ - قَالَتْ - ثُمَّ تَلاَ هَذِهِ الآيَةَ ‏{‏ يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لأَزْوَاجِكَ إِنْ كُنْتُنَّ تُرِدْنَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا ‏}‏ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏ جَمِيلاً ‏}‏ فَقُلْتُ أَفِي هَذَا أَسْتَأْمِرُ أَبَوَىَّ فَإِنِّي أُرِيدُ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ وَرَسُولَهُ وَالدَّارَ الآخِرَةَ - قَالَتْ عَائِشَةُ - ثُمَّ فَعَلَ أَزْوَاجُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَ مَا فَعَلْتُ وَلَمْ يَكُنْ ذَلِكَ حِينَ قَالَ لَهُنَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَاخْتَرْنَهُ طَلاَقًا مِنْ أَجْلِ أَنَّهُنَّ اخْتَرْنَهُ ‏.‏

Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in hanımlarından Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) zevcelerini dünya hayatıyla Allah’ın Rasûlü ve ahireti tercih konusunda serbest bırakmakla emredilince önce benden başladı ve: “Sana bir şey söyleyeceğim; yalnız acele etme, anne ve babana danış” dedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), anne ve babamın kendisinden ayrılmamı emretmeyeceklerini biliyordu. Daha sonra Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şu ayeti okudu: “Ey Peygamber! Eşlerine söyle: Eğer siz dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız gelin, size boşanma bedelini vereyim ve sizi güzellikle salıvereyim.” Bunun üzerine ben: “Bu konuda babama ve anneme mi danışacağım? Ben Allah’ı, Rasûlünü ve ahiret yurdunu isterim” dedim. Âişe sözüne devamla şöyle dedi: “Daha sonra Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in diğer hanımları da benim yaptığım gibi yaptılar. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in onları muhayyer bırakması ve onların da Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i seçmeleri talak olarak kabul edilmedi.”

Sunan an Nasai 3439