أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ ثَوْرٍ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ لَمَّا نَزَلَتْ { إِنْ كُنْتُنَّ تُرِدْنَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ } دَخَلَ عَلَىَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بَدَأَ بِي فَقَالَ " يَا عَائِشَةُ إِنِّي ذَاكِرٌ لَكِ أَمْرًا فَلاَ عَلَيْكِ أَنْ لاَ تُعَجِّلِي حَتَّى تَسْتَأْمِرِي أَبَوَيْكِ " . قَالَتْ قَدْ عَلِمَ وَاللَّهِ أَنَّ أَبَوَىَّ لَمْ يَكُونَا لِيَأْمُرَانِّي بِفِرَاقِهِ فَقَرَأَ عَلَىَّ { يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لأَزْوَاجِكَ إِنْ كُنْتُنَّ تُرِدْنَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا وَزِينَتَهَا } فَقُلْتُ أَفِي هَذَا أَسْتَأْمِرُ أَبَوَىَّ فَإِنِّي أُرِيدُ اللَّهَ وَرَسُولَهُ . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ هَذَا خَطَأٌ وَالأَوَّلُ أَوْلَى بِالصَّوَابِ وَاللَّهُ سُبْحَانَهُ وَتَعَالَى أَعْلَمُ .
Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Eğer Allah’ı ve Rasûlünü istiyorsanız” ayeti nazil olunca Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) yanıma geldi ve benden başlayarak şöyle buyurdu: “Ey Âişe! Sana bir şey söyleyeceğim; anne ve babana danışıncaya kadar acele etmemenin sana bir zararı yoktur.” Âişe dedi ki: “Vallahi, anne ve babamın kendisinden ayrılmamı emretmeyeceklerini biliyordu.” Daha sonra bana: “Ey Peygamber! Eşlerine söyle: Eğer siz dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız...” ayetini okudu. Ben de: “Bu konuda anne ve babama mı danışacağım? Ben Allah’ı ve Rasûlünü istiyorum” dedim. Ebû Abdurrahman dedi ki: “Bu hatadır; önceki rivâyet doğru olmaya daha layıktır. Allah, noksan sıfatlardan münezzeh ve yüce olan, en iyi bilendir.”