أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا النَّضْرُ بْنُ شُمَيْلٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، قَالَ أَنْبَأَنَا هَارُونُ بْنُ رِئَابٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُبَيْدِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَجُلاً، قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ تَحْتِي امْرَأَةً لاَ تَرُدُّ يَدَ لاَمِسٍ قَالَ " طَلِّقْهَا " . قَالَ إِنِّي لاَ أَصْبِرُ عَنْهَا . قَالَ " فَأَمْسِكْهَا " . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ هَذَا خَطَأٌ وَالصَّوَابُ مُرْسَلٌ .
İbn Abbâs (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, bir adam: “Ey Allah’ın Rasûlü! Nikâhımda bir hanımım var, hiçbir erkeği geri çevirmiyor; ne yapmalıyım?” diye sordu. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Onu boşa” buyurdu. Adam: “Ondan ayrı kalmaya dayanamam” dedi. Bunun üzerine Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Öyleyse onu bırakma, nikâhında tut” buyurdu. Ebû Abdurrahman dedi ki: “Bu yanlıştır; doğrusu mürseldir.”