أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ كُهَيْلٍ، قَالَ سَمِعْتُ الشَّعْبِيَّ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِي الْخَلِيلِ، أَوِ ابْنِ أَبِي الْخَلِيلِ أَنَّ ثَلاَثَةَ، نَفَرٍ اشْتَرَكُوا فِي طُهْرٍ فَذَكَرَ نَحْوَهُ وَلَمْ يَذْكُرْ زَيْدَ بْنَ أَرْقَمَ وَلَمْ يَرْفَعْهُ . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ هَذَا صَوَابٌ وَاللَّهُ سُبْحَانَهُ وَتَعَالَى أَعْلَمُ .
Seleme b. Küheyl şöyle demiştir: Şa‘bî’yi, Ebü’l-Halîl’den veya İbn Ebü’l-Halîl’den, üç kişinin bir temizlik döneminde aynı kadınla ilişkiye girdiklerini rivâyet ederken işittim. Ardından buna benzerini zikretti; ancak Zeyd b. Erkam’ı anmadı ve rivâyeti Rasûlüllah’a (sallallahü aleyhi ve sellem) isnat etmedi. Ebû Abdurrahman şöyle dedi: Doğru olan budur. En iyi bilen, noksan sıfatlardan münezzeh ve yüce olan Allah’tır.