أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا مَحْبُوبٌ، قَالَ أَنْبَأَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي سُلَيْمَانَ، عَنْ عَطَاءٍ، فِي قَوْلِهِ عَزَّ وَجَلَّ { وَاعْلَمُوا أَنَّمَا غَنِمْتُمْ مِنْ شَىْءٍ فَأَنَّ لِلَّهِ خُمُسَهُ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي الْقُرْبَى } قَالَ خُمُسُ اللَّهِ وَخُمُسُ رَسُولِهِ وَاحِدٌ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَحْمِلُ مِنْهُ وَيُعْطِي مِنْهُ وَيَضَعُهُ حَيْثُ شَاءَ وَيَصْنَعُ بِهِ مَا شَاءَ .
Ata (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, Ata Enfâl sûresi 41. ayeti hakkında şöyle demiştir: (Bu ayetteki beşte bir Allah’ın, beşte bir de Rasûlünün demek değildir. O hisse beşte bir olarak sadece Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e aittir. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ondan kendi ihtiyacı kadarını alır, gerisini istediği kimselere verir ve istediği yerlere harcar, dilediği gibi kullanırdı.)