Nesâî

4711 numaralı hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ الْقَاسِمِ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ أَبِي لَيْلَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَهْلٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ أَبِي حَثْمَةَ، أَنَّهُ أَخْبَرَهُ وَرِجَالٌ، مِنْ كُبَرَاءِ قَوْمِهِ أَنَّ عَبْدَ، اللَّهِ بْنَ سَهْلٍ وَمُحَيِّصَةَ خَرَجَا إِلَى خَيْبَرَ مِنْ جَهْدٍ أَصَابَهُمْ فَأُتِيَ مُحَيِّصَةُ فَأُخْبِرَ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ سَهْلٍ قَدْ قُتِلَ وَطُرِحَ فِي فَقِيرٍ أَوْ عَيْنٍ فَأَتَى يَهُودَ وَقَالَ أَنْتُمْ وَاللَّهِ قَتَلْتُمُوهُ قَالُوا وَاللَّهِ مَا قَتَلْنَاهُ ‏.‏ فَأَقْبَلَ حَتَّى قَدِمَ عَلَى قَوْمِهِ فَذَكَرَ لَهُمْ ثُمَّ أَقْبَلَ هُوَ وَأَخُوهُ حُوَيِّصَةُ وَهُوَ أَكْبَرُ مِنْهُ وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ سَهْلٍ فَذَهَبَ مُحَيِّصَةُ لِيَتَكَلَّمَ وَهُوَ الَّذِي كَانَ بِخَيْبَرَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِمُحَيِّصَةَ ‏"‏ كَبِّرْ كَبِّرْ ‏"‏ ‏.‏ يُرِيدُ السِّنَّ فَتَكَلَّمَ حُوَيِّصَةُ ثُمَّ تَكَلَّمَ مُحَيِّصَةُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِمَّا أَنْ يَدُوا صَاحِبَكُمْ وَإِمَّا أَنْ يُؤْذَنُوا بِحَرْبٍ ‏"‏ ‏.‏ فَكَتَبَ إِلَيْهِمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي ذَلِكَ فَكَتَبُوا إِنَّا وَاللَّهِ مَا قَتَلْنَاهُ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِحُوَيِّصَةَ وَمُحَيِّصَةَ وَعَبْدِ الرَّحْمَنِ ‏"‏ أَتَحْلِفُونَ وَتَسْتَحِقُّونَ دَمَ صَاحِبِكُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَتَحْلِفُ لَكُمْ يَهُودُ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا لَيْسُوا بِمُسْلِمِينَ ‏.‏ فَوَدَاهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ عِنْدِهِ فَبَعَثَ إِلَيْهِمْ بِمِائَةِ نَاقَةٍ حَتَّى أُدْخِلَتْ عَلَيْهِمُ الدَّارَ ‏.‏ قَالَ سَهْلٌ لَقَدْ رَكَضَتْنِي مِنْهَا نَاقَةٌ حَمْرَاءُ ‏.‏

Sehl b. Ebî Hasme ve kavminin ileri gelenlerinden rivâyete göre, Abdullah b. Sehl ile Muhayyısa, başlarına gelen bir sıkıntı sebebiyle Hayber'e çıktılar. Muhayyısa'ya gelinerek Abdullah b. Sehl'in öldürüldüğü ve bir kuyuya yahut su kaynağına atıldığı haber verildi. Bunun üzerine Yahudilere gidip: "Vallahi onu siz öldürdünüz" dedi. Onlar da: "Vallahi onu biz öldürmedik" dediler. Muhayyısa kavminin yanına dönüp durumu onlara anlattı. Sonra kendisi, kendisinden büyük olan kardeşi Huveyyısa ve Abdurrahman b. Sehl birlikte geldiler. Hayber'de bulunan kişi olduğu için Muhayyısa konuşmaya başlayınca Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), yaşça büyük olanı kastederek ona: "Büyük olan, büyük olan konuşsun" buyurdu. Önce Huveyyısa, ardından Muhayyısa konuştu. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Ya arkadaşınızın diyetini öderler ya da kendilerine savaş ilan edileceği bildirilir" buyurdu. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bu konuda onlara bir mektup yazdı. Onlar da: "Vallahi onu biz öldürmedik" diye yazdılar. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), Huveyyısa, Muhayyısa ve Abdurrahman'a: "Yemin eder ve arkadaşınızın kan bedeline hak kazanır mısınız?" buyurdu. Onlar: "Hayır" dediler. Resûlullah: "O hâlde Yahudiler sizin için yemin etsinler" buyurdu. Onlar: "Onlar Müslüman değiller" dediler. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onun diyetini kendi tarafından ödedi ve kendilerine yüz deve gönderdi. Develer evlerine kadar getirildi. Sehl: "Onlardan kırmızı bir deve beni tekmeledi" dedi.

Sunan an Nasai 4711