أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ بُدَيْلِ بْنِ مَيْسَرَةَ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ يَعْلَى ابْنِ مُنْيَةَ، أَنَّ أَجِيرًا، لِيَعْلَى ابْنِ مُنْيَةَ عَضَّ آخَرُ ذِرَاعَهُ فَانْتَزَعَهَا مِنْ فِيهِ فَرَفَعَ ذَلِكَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَقَدْ سَقَطَتْ ثَنِيَّتُهُ فَأَبْطَلَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ " أَيَدَعُهَا فِي فِيكَ تَقْضَمُهَا كَقَضْمِ الْفَحْلِ " .
Safvan b. Ya’la b. Münye’den rivâyete göre, Ya’la b. Münye’nin hizmetçisini başka biri kolundan ısırdı. Hizmetçi kolunu onun ağzından çekince ısıranın ön dişi düştü. Durum Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e götürüldü. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) düşen dişle ilgili davayı geçersiz saydı ve şöyle buyurdu: “Kolunu, aygırın ısırdığı gibi ısırman için ağzında mı bıraksaydı?”