حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّهُ أَخْبَرَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يُصَلِّي الْعَصْرَ وَالشَّمْسُ مُرْتَفِعَةٌ حَيَّةٌ فَيَذْهَبُ الذَّاهِبُ إِلَى الْعَوَالِي وَالشَّمْسُ مُرْتَفِعَةٌ .
Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ikindi namazını güneş henüz yüksek ve dipdiri iken kılardı. Namazdan sonra Avali'ye gitmek isteyen adam henüz güneş yüksek iken oraya giderdi. AÇIKLAMA: Bazı rivayetlerde hadisin son fıkrası şöyledir: "Namazdan sonra Avali'ye gitmek isteyen kimse gider ve güneş henüz yüksek iken Avali'ye varırdı." Avali, Aliye'nin çoğuludur. Aliye yüksek demektir. Burada Avali'den maksat Medine-i Münevvere'nin yakınındaki yüksek yerlerdir. El-Menhel yazarının ikindi namazı babındaki beyanına göre Avali, Medine'nin doğu tarafında bulunan ve en yakını 2 mil, en uzağı da 8 mil mesafedeki köylere denirdi. El-Feth yazarı: Avali, Medine'nin çevresinde bulunan ve Necd istikametine düşen köylerdir. Tihame yönündeki köylere Safile denir, demiştir. İbnü'l-Esir, Avali denilen köylerden Medine'ye en yakın olanı 4 mil ve en uzağı 8 mil mesafededir, demiştir. 1 mil, 3500 ile 4000 adımlık mesafedir. El-Menhel yazarı hadisin açıklaması ile ilgili olarak şöyle der: "Hadis, ikindi namazının ilk vaktinde kılınmasının müstehaplığına delalet eder. Çünkü her cismin istiva anındaki gölgesinden başka gölgesi onun bir boyu kadar uzadığı zaman bir kimse ikindi namazını kılıp yola çıkarsa güneş henüz yüksek ve sararmamış iken iki üç millik mesafeyi katetmesi mümkündür. Şayet cismin gölgesi iki boyu kadar uzadıktan sonra namaz kılıp yola çıkarsa anılan mesafeyi kat edinceye kadar güneş bir hayli alçalmış ve sararmış olur. Demek oluyor ki cismin gölgesi, istiva gölgesi müstesna, bir boyu kadar uzadığı zaman Peygamber (s.a.v.) ikindi namazını kılarmış. Bu vakit ikindi namazının ilk vaktidir. Hadiste anılan ve üç dört mil mesafedeki Avali'ye varılırken güneşin henüz yüksekte oluşu ancak uzun günlerde olabilir. Ebu Davud'un Zühri'den bir senedle rivayet ettiğine göre Zühri, Avali'nin 2, 3 veya 4 millik mesafede olduğunu söylemiştir. Hadis, her cismin istiva anındaki gölgesi hariç, gölgesi bir boyu kadar uzadığı zaman ikindi vaktinin girdiğini söyleyen âlimlerin cumhurunun mezhebine delildir. Hanefi âlimlerinden Ebu Yusuf, Muhammed, El-Hasan, Züfer ve Tahavi cumhurun mezhebini benimsemişlerdir. El-Hasan'ın Ebu Hanife'den rivayeti de böyledir. Tutulan ve azhar olan kavil budur. Bununla fetva verilir. Birçok haber ve eser buna delalet eder. Fakat Ebu Hanife'nin meşhur kavline göre, cismin istiva zamanındaki gölgesi hariç, gölgesi iki boyu kadar uzamadıkça ikindi namazının vakti girmez. Ebu Hanife'nin delili Peygamber (s.a.v.)'in, "Öğle namazını serinliğe bırakınız." mealindeki hadisidir. Şöyle ki hadisin manası, sıcaklığın şiddeti azalınca öğle namazını kılın, şeklindedir. Hicaz'da sıcağın şiddeti, cismin gölgesi istiva anındaki hariç, bir boyu kadar uzadığı zaman gerçekleşir ve iki boyu kadar uzadıktan sonra sıcaklık hafifler. Hadisler birbirine muarız olunca her hüküm eskisi gibi kalır. Öğle namazının vakti kesinlikle sabittir, şüpheyle değişmez. İkindi namazının kat'i olanı bellidir, şüpheyle daha önce girmez, demek istemiştir. Ebu Hanife'ye göre anılan cismin gölgesi bir boyu kadar uzamadan öğle namazı kılınmalı ve iki boyu kadar uzadıktan sonra ikindi namazı kılınmalıdır. Bir boy ile iki boy arasındaki zaman zarfında ne öğle ne de ikindi namazı kılınmamalıdır. El-Menhel yazarı daha sonra Ebu Hanife'nin, Hicaz'da sıcaklığın şiddetinin cisimlerin gölgeleri, istiva zamanındaki hariç, bir boyu kadar uzadığı zaman oluştuğu ve iki boyu kadar uzamadıkça gevşemediği yolundaki sözünün kabul olunmayacağını beyanla şöyle der: Çünkü Ebu Zer (r.a.)'in hadisiyle sabit olduğu gibi öğle namazının ibrad sonucu tepeciklerin gölgesinin zuhur etmesidir. Cisimlerin gölgelerinin bir boyu kadar uzaması ölçüsü ibrad, yani serine bırakmak, için söz konusu değildir. İmam Ebu Hanife'nin delillerinden ikisi de şu mealdeki hadislerdir: Ali bin Şeyban, "Biz Resulullah (s.a.v.)'in yanına varmak için Medine'ye gittik. O, güneş bembeyaz kaldığı müddetçe ikindi namazını geciktirirdi." demiştir. Cabir, "Her cismin gölgesi iki boyu kadar uzayınca Peygamber (s.a.v.) bize ikindi namazını kıldırdı." demiştir. Bu iki hadisin delil gösterilmesi pek uygun değildir. Çünkü bunlar gölge iki kat kadar uzadığı zaman ikindi namazını kılmanın caizliğine delalet ederler. Fakat bundan önce ikindi namazı vaktinin girmediğine delalet etmezler. Kaldı ki birçok sahih hadis, her şeyin gölgesi istiva vaktindekinden başka onun boyu kadar uzadığı zaman ikindi vaktinin girdiğine delalet eder. Fıkıhçılardan bir cemaat, İmam-ı A'zam'ın iki boy gölge hükmünden bir boy hükmüne rücu ettiğini anlatmıştır. Hadiste geçen "Güneş dipdiri iken" tabiri ile güneşin sıcaklığının şiddeti, renginin bembeyazlığı ve ışığının kalışı kastedilmiştir. Beyhaki bu yorumu Hayseme'den bir senedle nakletmiştir.