İbn Mâce

683 numaralı hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ صَلَّى النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ الْعَصْرَ وَالشَّمْسُ فِي حُجْرَتِي لَمْ يُظْهِرْهَا الْفَىْءُ بَعْدُ ‏.‏

Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Güneş benim hücrem içinde olup gölge henüz hücremin üstüne yükselmemiş iken Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize ikindi namazını kıldırdı. Kütüb-i Sitte sahiplerinin hepsi bu hadisi rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA: Tirmizi: "Bu hadis hasen-sahihtir. Sahabi ve tabiilerden ilim ehlinin bir kısmı Aişe (r.anha)'nın hadisini seçerek ikindi namazının erken kılınmasına ve tehirinin mekruh olduğuna hükmetmişlerdir. Ömer, Abdullah İbn-i Mes'ud, Aişe ve Enes (r.anhum) ile Abdullah İbn-i Mübarek, Şafii, Ahmed ve İshak (r.anhum) böyle demişlerdir." demiştir. Aişe (r.anha)'nın, "Güneş benim hücrem içinde" sözünden maksadı, güneş ışığı onun odasının zemininde iken ve güneş gölgesi onun odasının tabanının tamamını kaplamamış iken ikindi namazına durulduğunu beyan etmektir. Keza, "Gölge henüz hücremin üstüne yükselmemiş" cümlesinden maksadı, güneş ışığının hücre tabanından doğu duvarına yükselmemiş olduğunu belirtmektir. Hattabi: Bu cümledeki "zuhur"un manası güneş ışığının yükselmesidir, demiştir. Nevevi: Aişe (r.anha)'nın hücresi dardı. Duvarları kısaydı. Öyle ki duvarlarının yüksekliği hücrenin genişliğinden biraz fazlaydı. Duvarın gölgesi bir boyu kadar uzayınca ikindi vakti girmiş olurdu ve güneş ışığı hücre tabanının sonlarına çekilmiş olurdu. Bu esnada gölge henüz doğu cephesindeki duvara gelmemiş olurdu. Aişe (r.anha)'nın bu hadisi, cisimlerin gölgesi bir misli uzadığı zaman ikindi vaktinin girdiğine ve Peygamber (s.a.v.)'in ikindi namazını ilk vakitte kıldırdığına delalet eder, demiştir. El-Hafız, El-Feth'te: İkindi namazının ilk vaktinde kılınmasının sünnet-i Nebeviyye'ye uygunluğu bu hadisten anlaşılıyor. Aişe (r.anha)'nın ravisi Urve'nin görüşü budur. Urve buna dayanarak ikindi namazını tehir eden Ömer bin Abdü'l-Aziz'i uyarmıştır, der. Tahavi: Bu hadis ikindi namazının erken kılındığına delalet etmez. Çünkü hücre duvarının alçak olması muhtemeldir. Bu takdirde güneş ışığı ancak batmaya yakın hücreden kalkmış olur ve dolayısıyla hadis ikindi namazının erken değil, bilakis tehirine delalet eder, demiştir. Fakat hücre tabanı geniş olduğu takdirde Tahavi'nin dediği şey düşünülebilir. Hâlbuki müşahede ve birçok rivayetle sabit olmuştur ki Peygamber (s.a.v.)'in muhterem eşlerinin odaları, yani hücreleri, geniş değillerdi. Dar olan bir odanın tabanında güneş ışığının bulunması ancak güneş yüksekte iken mümkün olabilir. Güneş tam olarak eğildiği zaman ışığı dar olan hücrenin tabanından kalkar. Şafii bu hadisi zikrettikten sonra: Bu hadis, ikindi namazının ilk vakitte kılındığına dair rivayetlerin en açık olanlarındandır. Çünkü Peygamber (s.a.v.)'in zevcelerinin hücreleri Medine'nin alçak bir semtinde idiler ve hücreler geniş değildi. Bu nedenle ikindinin ilk vaktinde güneş ışığının hücrelerden kalkması sağlam görülmektedir, demiştir.

Sunan Ibn Majah 683