حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ بَهْدَلَةَ، عَنْ زِرِّ بْنِ حُبَيْشٍ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ يَوْمَ الْخَنْدَقِ " مَلأَ اللَّهُ بُيُوتَهُمْ وَقُبُورَهُمْ نَارًا كَمَا شَغَلُونَا عَنِ الصَّلاَةِ الْوُسْطَى " .
Ali bin Ebi Talib (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Hendek günü kâfirler hakkında buyurdular ki: "Onlar bizi orta namazdan alıkoydukları gibi Allah da onların evlerini ve kabirlerini ateşle doldursun." AÇIKLAMA: Bu hadisi Kütüb-i Sitte sahiplerinin hepsi az bir lafız farkıyla rivayet etmişlerdir. Buhari ve Müslim'in rivayetlerindeki hadisin sonunda, "Güneş batıncaya kadar" ifadesi de bulunur. Bazı rivayetlerde Hendek günü yerine Ahzab günü ifadesi bulunur. Meşhur Hendek Savaşı'na Ahzab Savaşı da denildiği için ikisi aynı manayı ifade eder. Buhari'nin tercihine göre Hendek Savaşı hicretin 4. yılı Şevval ayında vuku bulmuştur. 5. yılı vuku bulduğunu söyleyenler de vardır. Medine etrafında hendek kazıldığı ve savaş hendek dolaylarında cereyan ettiği için savaşa bu isim verilmiştir. Kureyş müşrikleri, Yahudiler ve onlardan yana çıkan düşman taifeleri Müslümanlarla savaşmak üzere toplandıkları için hizipler demek olan Ahzab ismi de bu savaşa verilmiştir. Savaşa katılan Müslümanların kuvveti 3000 kişi idi. Müşrikler 10.000 kişi idi. Savaş nedenlerini, safhalarını ve sonucunu öğrenmek isteyenler siyer kitaplarına müracaat etsinler. Hadisin manasına gelince, "Onlar bizi orta namazdan alıkoydukları" parçasının manası şudur: Kâfirler orta namazı kılmamıza mâni oldular. Çünkü onların yüzünden hendek kazmakla meşgul olduk ve dolayısıyla orta namazı kılmadık veya kılamadık. Ebu Davud ve Müslim'in rivayetinde orta namazın ikindi namazı olduğu belirtilmiştir. Müslim'in Aişe (r.anha)'nın azatlısı Ebu Yunus'tan rivayet ettiğine göre Aişe (r.anha), kendisi için bir mushaf yazmasını Ebu Yunus'a emretmiş ve "Namazlara ve orta namaza devam edin." mealindeki Bakara suresinin 238. ayetine ulaşıldığı zaman haberdar edilmesini istemiş. Ebu Yunus mushafı yazarak o ayete varınca Aişe (r.anha)'ya haber vermiş; Aişe (r.anha) da ona ayeti şöyle yazmasını emretmiş: "Namazlara ve orta namaza, ikindi namazına, devam ediniz." Ve Resulullah (s.a.v.)'den böyle işittiğini bildirmiş, Ebu Yunus da böyle yazmıştır. El-Menhel yazarı, orta namaz babında rivayet olunan Ali (r.a.)'in hadisini açıklarken şöyle der: "Hadis, orta namazın ikindi namazı olduğunu söyleyenler için delildir. Ali, İbn-i Mes'ud, Ebu Eyyub, İbn-i Abbas, Ebu Said-i Hudri, Ebu Hureyre, Ubeyde es-Selmani, Hasan-ı Basri, İbrahim en-Nahai, Katade, Dahhak, El-Kelbi, Mukatil, Ebu Hanife, Ahmed, Davud, İbnü'l-Münzir (r.anhum) ve birçok âlim bu görüştedir. Tirmizi, ashabdan ve onlardan sonra gelenlerden âlimlerin ekserisinin kavli budur, demiştir." El-Menhel yazarı bu arada mezkur âlimlerin delillerini sırayla zikretmiş, daha sonra sözlerine devamla şöyle demiştir: Ömer bin El-Hattab, Muaz bin Cebel, Cabir, bir rivayete göre İbn-i Abbas ile İbn-i Ömer ve ashabdan sonra gelen âlimlerden Ata, İkrime, Mücahid, Rabi bin Enes, Malik ve Şafii (r.anhum) orta namazın sabah namazı olduğunu söylemişlerdir. El-Menhel yazarı bu görüşteki âlimlerin delillerini ve gösterdikleri gerekçeyi beyan ettikten sonra şöyle der: Orta namazın sabah namazı olduğunu söyleyen âlimlerin gösterdikleri deliller, orta namazın ikindi namazı olduğunu söyleyen âlimlerin delillerine denk gelecek durumdan uzaktır. Orta namazın ikindi namazı olduğu merfu ve sahih olan hadislerde açıkça bildirilmiştir. Nevevi, El-Mühezzeb'in şerhinde: Sahih hadislerin gerektirdiği sonuç orta namazın ikindi namazı olduğudur. Muhtar olan da budur, demiştir. Şafii âlimlerinden El-Havi sahibi: "Şafii orta namazın sabah namazı olduğunu söylemiştir. Sahih hadisler de orta namazın ikindi namazı olduğunu tespit etmiştir. Şafii'nin mezhebi sahih hadise uymaktır. O hâlde Şafii'nin mezhebi orta namazın ikindi namazı olmasıdır. Bazı arkadaşlarımızın sandıkları gibi orta namaz meselesi hakkında Şafii'nin iki kavli yoktur." demiştir. Zeyd bin Sabit, Usame bin Zeyd, Ebu Said-i Hudri, Aişe, Abdullah bin Şeddad ve Ebu Hanife (r.anhum)'dan yapılan bir rivayete göre orta namaz öğle namazıdır. El-Menhel yazarı bu görüşteki âlimlerin delillerini de zikrettikten sonra orta namazın akşam namazı olduğunu söyleyenlerle orta namazın yatsı namazı olduğunu söyleyenlerin görüşlerini delilleriyle zikretmiştir. Daha sonra orta namazın beş vakit namaz içinde gizli olduğunu söyleyenleri delilleriyle birlikte zikretmiştir. Hadisin, "Allah da evlerini ve kabirlerini ateşle doldursun." bölümüne gelince, bu parça Buhari ve Müslim'in bazı rivayetlerinde, "Allah karınlarını ve kabirlerini ateşle doldursun." şeklinde geçer. Buna benzer değişik ifadeli rivayetler de vardır. Parça müşrikler için bir bedduadır. Mazi fiiliyle gelişi, bedduanın kabul edilmesinin kuvvetle umulduğuna alamettir. Tıybi bölümü şöyle yorumlamıştır: Yani Allah müşrikleri dünya ve ahirette ateşle tazip eylesin. Hem dünyada hem ahirette onlara azap versin. Bazıları da beddua ile kastedilen mana şudur: Allah dünyada evlerini tahrip ettirmek, mallarını talan ettirmek ve çoluk çocuklarını esir ettirmekle tazip eylesin. Ölümlerinden sonra da kabirleri ateşle dolup taşsın, demişlerdir. Diğer bir kısım âlimler, müşrikler için istenen dünya ateşinden maksadın ateş gibi dayanılması çok zor olan çeşitli belalara çarpılmaları olduğunu söylemişlerdir. Yukarıda belirtilen yorumların hangisi olursa olsun Allah, Nebi (s.a.v.)'in bedduasını kabul buyurarak müşrikleri dünyada çeşitli felaketlere uğratmıştır. Kâfir olarak ölmekle ebedî azaba da müstahak kılınmışlardır. Hadiste belirtildiği gibi Hendek Savaşı yüzünden ikindi namazı kazaya bırakılmıştır. Ahmed ve Nesai'nin rivayetlerine göre Ebu Said (r.a.) şöyle demiştir: "Müşrikler Peygamber (s.a.v.)'i öğle, ikindi ve akşam namazından alıkoydular. Müslümanlar geceleyin bu namazları kılabildiler. Bu olay, korku hâlinde yaya veya binek üzerinde yürürken namaz kılınabileceğine dair ilahi emir gelmeden önce vuku bulmuştur." Tirmizi ve Nesai'nin İbn-i Mes'ud (r.a.)'den rivayet ettiklerine göre, "Müşrikler Hendek günü Peygamber (s.a.v.)'i dört vakit namazından alıkoymuşlar ve geceden Allah'ın dilediği bir süre geçtikten sonra bu namazlar kılınmıştır." Fakat yatsı namazı zamanı çıkmadığı için kazaya bırakılan namaz sayısı dört değil, üçtür. Buhari ve Müslim'in Ali ve Cabir'den rivayet ettiklerine göre Hendek günü yalnız ikindi namazı kaçırılmıştır. Bunun için İbnü'l-Arabi, rivayetler arasında tercih yolunu tutarak: Sahih olanı yalnız ikindi namazının kazaya bırakıldığına dair Ali ve Cabir'in rivayetidir, demiştir. Nevevi rivayetlerin arasını şöyle bulmuştur: Hendek vakası birkaç gün devam etmiş, bazı günlerde şu namaz, bazı günlerde bu namaz veya o namaz kazaya kalmıştır. Nebi (s.a.v.)'in namazı kazaya bırakması muhtemelen kasten olmuştur. Henüz korku namazı ayetleri inmediği için düşmanla meşguliyet, namazı bilerek kazaya bırakmak için meşru bir özür sayılmış olur. Düşmanla meşguliyeti dolayısıyla namazı unutmuş olması muhtemeldir. Müslim'in rivayetinde belirtildiği gibi Nebi (s.a.v.) kazaya bıraktığı ikindi namazını akşam ile yatsı arasında kılmıştır. Bugün ise savaş için vakit namazını kazaya bırakmak caiz değildir. Duruma göre korku namazını kılmak mecburiyeti vardır. HADİSİN FIKIH YÖNÜ: 1- Kederler diyarı olan dünya hayatında kâfirin Müslümana eziyet edebilmesi mümkündür. 2- Peygamberliğe noksanlık getirmeyen beşerî arızaların Peygamber'de husule gelmesi mümkündür. 3- Zalim adama, yaptığı zulme uygun bir cezaya çarptırılması için beddua etmek caizdir. 4- Orta namaz ikindi namazıdır. 5- Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve arkadaşları, düşmanla meşguliyetleri dolayısıyla ikindi namazını kazaya bırakmışlardır. Çünkü korku namazı emri henüz gelmemişti.