حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُصَفَّى الْحِمْصِيُّ، حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، عَنْ مَرْوَانَ بْنِ سَالِمٍ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ أَبِي رَوَّادٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " خَصْلَتَانِ مُعَلَّقَتَانِ فِي أَعْنَاقِ الْمُؤَذِّنِينَ لِلْمُسْلِمِينَ صَلاَتُهُمْ وَصِيَامُهُمْ " .
(Abdullah) İbn-i Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Müezzinlerin boyunlarına takılmış olan Müslümanların iki hasleti vardır. Bu haslet Müslümanların namaz ve orucudur.» Not: Zevaid'de ravi Bakiyye bin El-Velid'in tedlisçiliği dolayısıyla isnadın zayıflığı bildirilmiştir. AÇIKLAMA: Orucun imsak ve iftar zamanının tayini umumiyetle ezana bağlı olduğu için Müslümanların oruç ibadetinin sıhhati bakımından müezzinlere büyük bir sorumluluk payı düşer. Namaz vakitlerinin tayini de böyledir. Bu nedenle müezzinlerin gerek imsak ve iftar vakitlerine gerekse namaz vakitlerine son derece ehemmiyet ve titizlik göstermeleri gereklidir. Zaman bakımından hatalı ezan okuyuşları Müslümanların oruç ve namaz ibadetlerini ifsad edebilir. Ahmed, İbn-i Hibban, Şafii, Ebu Davud ve Beyhaki ile diğer hadisçilerin Ebu Hureyre'den rivayet ettikleri başka bir hadiste Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: «İmam zâmin, cemaatin namazını koruyucu ve buna riayetçidir. Müezzin de emindir. Allah'ım, imamları irşad eyle, yüklendikleri işte muvaffak eyle. Müezzinleri de afveyle, yüklendikleri emanette işledikleri kusurları bağışla.» Bu hadis de İbn-i Ömer'in mezkûr hadisini teyit eder mahiyettedir. Çünkü müezzinin emin oluşundan maksat, Müslümanların namaz, oruç ve belirli vakitlere bağlı diğer ibadetlerinde onun okuduğu ezana itimat etmeleridir.