İbn Mâce

720 numaralı hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ قَالاَ حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَزِيدَ اللَّيْثِيِّ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِذَا سَمِعْتُمُ النِّدَاءَ فَقُولُوا كَمَا يَقُولُ الْمُؤَذِّنُ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Ezan sesini işittiğiniz zaman siz de müezzinin dediği gibi deyiniz.» AÇIKLAMA: El-Menhel yazarı, hadisin açıklamasıyla ilgili olarak şöyle der: «Hadisin zahirine göre müezzine sözle icabet, yani dediğini tekrarlamak, ezan sesini işitene mahsustur. Buna göre müezzini ezan yerinde görüp ezan okuduğunu bilip de uzaklık veya sağırlık gibi bir nedenle sesini işitmeyen kişinin sözle icabet etmesi istenmez. Hadisin, 'Müezzinin dediği gibi...' tabiri, müezzin ezandan bir cümleyi bitirince işitenin o cümleyi tekrarlamasının istendiğine delalet eder. Yani müezzinden önce veya onunla beraber cümleleri okumamalıdır. Müezzini takip etmelidir. Tahavi'nin Ümmü Habibe (r.anha)'dan rivayet ettiği şu mealdeki hadis de bu durumu destekler: 'Nebi (s.a.v.), Ümmü Habibe (r.anha)'nın yanında bulunurken müezzinin sesini duyduğu vakit, müezzinin söylediğini tekrar buyururlarmış.' Hadisin zahirine göre işiten kişi, müezzinin okuduğu bütün cümleleri, hatta 'Hayya ale'leri tekrarlar. Fakat Ömer (r.a.)'in hadisi, 'Hayya ale' cümlelerini bundan istisna eder. Çünkü Ömer (r.a.)'in hadisinde: 'Ezan sesini işiten kişi, Hayya ale cümlelerini işittiği zaman La havle vela kuvvete illa Billah der.' buyurulmuştur. Ömer (r.a.)'in hadisini Müslim, Ebu Davud, Beyhaki ve Nesai rivayet etmişler; Buhari de bunun benzerini Muaviye (r.a.)'den rivayet etmiştir. Cumhurun mezhebi de budur.» Tuhfetü'l-Ahvezi yazarı bu bapta şöyle der: Aliyyü'l-Kari, el-Mirkat'ta: «Ezan sesini işiten kişi, müezzinin dediği gibi söyler. Ancak Hayya ale'lerde La havle vela kuvvete illa Billah der. Sabah ezanında müezzin es-salatu hayrun mine'n-nevm dediğinde, onu işiten kişi: Sedakte ve berirte ve bil-hakkı netakte, yani 'Doğru söyledin, bol hayır kazandın ve hakkı söyledin.' sözüyle karşılık verir.» demiştir. El-Kari'nin Hayya ale'lerle ilgili istisnası doğrudur. Çünkü Ömer (r.a.)'in hadisi buna delildir. Ama sabah ezanındaki mezkur söz için buna delalet eden bir hadise ben rastlamadım. Muhammed bin İsmail el-Emir, Sübülü's-Selam'da: «Sabah ezanındaki tesvibe 'Salat' sözüyle karşılık verileceği söylenmiştir.» der. Bu bir istihsandır. Mutemet bir sünnete dayanmaz. El-Menhel yazarı şöyle der: «Usul alimlerinin bir kısmı: Umumi ve hususi delillerin arasını bulmak mümkün olduğu zaman hepsini işletmek gerekir, demişlerdir. Öyleyse ezan sesini işiten kişinin Hayya ale'leri tekrarlamasının ve sonra La havle vela kuvvete illa Billah duasını okumasının müstehaplığı niçin söylenemesin? Böyle hükmedilince ezana icabetle ilgili umumi hadisler ve Hayya ale'ler denilirken La havle... duasının okunmasını emreden hususi hadisler ile amel edilmiş olur. Hayya ale'ler namaza ve felaha bir çağrıdır. Bu çağrıyı işiten kişinin kendi nefsini davet etmesi, sonra da La havle... sözünü söylemesi sakıncalı değildir. Yine hadisin zahirine göre müezzinin sabah namazında okuduğu es-salatu hayrun mine'n-nevm cümlesini işiten, aynısını tekrarlayacaktır. Bazı alimler: Bu sözü işiten kişi sedakte duasını okur, demişlerdir. Lakin sünnette delilleri yoktur. Nevevi, bu husustaki ihtilafı naklettikten sonra: 'Bu cümleyi işiten kişi sedakte sözünü söyler. Bazıları: Sedeke Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, es-salatu hayrun mine'n-nevm denmelidir, demiştir.'» Demiri'nin dediğine göre İbnü'l-Hila bu hususta bir haberin varit olduğunu iddia etmişse de böyle bir haber tanınmamaktadır. Hadisin zahirine göre abdestsizlik, cünüplük ve hayızlık halleri dahil, her durumda müezzine icabet edilir. Çünkü icabet Allah'ı anmaktır. Her mümin Allah'ı anmalıdır. Ancak abdest bozarken veya cinsi münasebette bulunurken ezan sesini işitenler bilahare icabet ederler. Namazda iken ezan sesini işitenin icabeti hususunda alimler ihtilaf etmişlerdir: Şafiiler ile Hanbelilere göre, farz olsun nafile olsun, namaz esnasında ezana icabet yoktur. Eğer icabet edip 'Hayye ale's-salah' veya 'Es-salatu hayrun...' derse namazı bozulur. Şafiilere göre, namazda olduğunu ve bu sözün insana bir hitap olduğunu bilirse namaz bozulur. Aksi takdirde namazı bozulmaz. Hanefilere göre, farz olsun nafile olsun, namazda ezana icabet edilmez. Namazda ezana icabet edilmeyeceğine hükmedenler, namaz bitince icabet edileceğini söylerler. Namazda ezana icabet edilmemesinin delili, Buhari ve Müslim'in İbn-i Mesud (r.a.)'den merfu olarak rivayet ettikleri şu mealdeki hadistir: 'Şüphesiz namazda meşguliyet vardır.' Yani namazda matlup olan, kişiden istenen amellerle meşgul olmak ve başka şeylerle meşgul olmamaktır. Nebi (s.a.v.)'in namazdayken verilen selama icabet etmeyi yasaklaması, ezana icabet etmenin yasaklığını teyit eder. Çünkü verilen selamı cevaplamak, müezzine icabet etmekten daha önemlidir. İCABETİN HÜKMÜ: Hadisin zahirine göre ezana icabet etmek vaciptir. Hanefiler, Malik'in arkadaşlarından İbn-i Vehb ve Zahiriye mezhebine mensup alimler, icabetin vücubuna hükmetmişlerdir. Delilleri de bu ve benzeri hadislerdir. Malik, Şafii, Ahmed ve fıkıhçıların cumhuruna göre ezana icabetle ilgili emir istihbap içindir. Yani müstehap sünnettir. Tahavi de bu kavli seçmiştir. Emri vücubdan müstehaplığa döndüren delil, Müslim ve Tahavi'nin Alkame tarikinden Abdullah'tan rivayet ettikleri şu mealdeki hadistir: 'Biz, Resulullah (s.a.v.)'in yolculuklarından birinde onun beraberindeydik. Bir müezzinin Allahu ekber sesini işitince Resulullah (s.a.v.): O, fıtrat üzerindedir, buyurdu. Müezzin şehadet kelimelerini söyleyince Resulullah (s.a.v.): Ateşten çıktı, buyurdu. Biz acele ederek ezan okuyanı tanımak istedik. Baktık ki koyun güdüyor. Namaz vaktine yetiştiği için ezan okumuş.' Tahavi: «İşte Resulullah (s.a.v.), ezan sesini işitmiş de müezzinin dediğinden başka bir şey buyurmuştur. Bu olay, icabet emrinin vücub için değil, müstehaplık için olduğuna delalet eder.» demiştir. Ezan sesini işiten kişi terci yapacak mı? Hadisin zahirine göre yapacaktır. Çünkü terci de müezzinin söylediği sözlerden biridir. Nevevi: «En ihtiyatlısı ve en kuvvetlisi, işitenin terci yapmasıdır.» demiştir. Birkaç müezzin birden ezan okursa kişi hepsinin sesini işittiği zaman yalnız ilk işittiğine mi icabet edecek, yoksa başka türlü mü icabet edecek? Bu hususta selef arasında ihtilaf bulunduğu, Kadı İyad tarafından bildirilmiştir. Nevevi: «Ben bu hususta arkadaşlarımızın bir sözüne rastlamadım. Mesele çeşitli şekillere muhtemeldir. Tercihe şayan olan şudur ki icabet sünnet-i müekkededir. Terk edilmesi mekruhtur. Çünkü sahih hadisler icabeti açıkça emretmişlerdir. Bu emir ilk ezana mahsustur. Çünkü emir, bir şeyin tekrar tekrar yapılmasını gerektirmez. Ama fazilet ve sevabın aslı, ilk ezana icabet etmeye mahsus değildir.»

Sunan Ibn Majah 720