حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا شَبَابَةُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مُوسَى بْنِ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ أَبِي يَحْيَى، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ مِنْ فِي رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " الْمُؤَذِّنُ يُغْفَرُ لَهُ مَدَّ صَوْتِهِ وَيَسْتَغْفِرُ لَهُ كُلُّ رَطْبٍ وَيَابِسٍ وَشَاهِدُ الصَّلاَةِ يُكْتَبُ لَهُ خَمْسٌ وَعِشْرُونَ حَسَنَةً وَيُكَفَّرُ عَنْهُ مَا بَيْنَهُمَا " .
Ebu Hureyre (r.a.) şöyle söylemiştir: Ben, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken işittim: «Müezzine, sesinin sonu kadar (veyahut sesinin yetiştiği yer kadar) mağfiret olunur. Yaş ve kuru her şey onun için istiğfar eder. Çağırdığı cemaat namazında hazır bulunana da yirmi beş hasene yazılır ve iki namaz arasındaki günahları bağışlanır.» AÇIKLAMA: Bu hadisi Ahmed, Ebu Davud, İbn-i Huzeyme, İbn-i Hibban ve Beyhaki de az lafız farkıyla rivayet etmişlerdir. Nesai de ilk iki cümleyi rivayet etmiş, daha sonra da şu mealde bir parçayı nakletmiştir: «Müezzine, çağrısı üzerine namaz kılanların sevabının bir misli vardır.» Hadisin مدى صوته lafzı çeşitli şekillerde yorumlanmıştır. El-Menhel yazarı bu yorumları şöyle sıralamıştır: 1- Bu lafzın manası, müezzinin sesinin nihayetidir. Buna göre cümlenin manası şöyle olur: Müezzin, ezan sesini yükseltmek uğrunda olanca gücünü harcadığı zaman mağfiretin en mükemmelini istemiş olur. 2- Bu sözün teşbih ve temsil vechi üzerine geldiğini söyleyenler de vardır. Buna göre mezkûr lafzın manası, müezzinin sesinin yetiştiği yerin nihayetidir. Bu takdirde cümleden kastedilen mana şudur: Müezzinin sesinin yetiştiği yerin nihayeti takdir ve tespit edilse ve müezzinin bulunduğu yer ile tespit edilen sınır arasındaki mesafe, onun günahı ile dolup taşsa, Allah bağışlayacaktır. 3- Bazıları: Bu lafızla müezzinin sesinin yayıldığı bölge kastedilmiştir ve cümlenin manası şudur, demişlerdir: Müezzinin sesinin yayıldığı bölge içinde işlemiş olduğu günahlar bağışlanır. 4- Mezkûr lafzın manası üçüncü maddede belirtildiği gibidir. Cümle ile kastedilen mananın şöyle olduğu da söylenmiştir: Ezan sesinin yayıldığı bölgede bulunanların günahları, müezzinin şefaati ile bağışlanır. 5- Müezzinin sesini işiterek çağırdığı cemaat namazında hazır bulunanların günahları, müezzinin daveti için bağışlanır. «Yaş ve kuru her şey onun için istiğfar eder.» parçasındaki istiğfar yerine şahadet geçer. Buna göre her şey, müezzin için ahiret günü güzel şahitlik edecektir. Nitekim Buhari'nin Ebu Said (r.a.)'den rivayetinde söz konusu şahitliğin kıyamet günü olacağı tasrih edilmiştir. Mezkûr şahadet hakkında ihtilaf edilmiştir: El-Hafız'ın el-Fetih'te İbn-i Bezize'den naklen beyan ettiğine göre işitmek, şahitlik ve tesbih etmenin ancak dirilerden meydana gelebileceği, alışılan bir gerçektir. Acaba yaş ve kuru her şeyin şahitliği burada hâl lisanı ile midir? Çünkü bütün varlıklar hâl lisanı ile yaratıcısının büyüklüğünü ifade ederler. Yoksa bu şahitlik zahirine göre midir? Yani bildiğimiz manadaki şahitlik midir? Allah Teâlâ'nın bütün varlıklarda hayat ve konuşma kabiliyetini yaratması aklen imkânsız değildir; yani Allah buna kadirdir. Doğrusu şudur ki hayvanlar, bitkiler ve bilumum cansızlarda da bir bilgi, idrak ve tesbih durumu mevcuttur. Aşağıdaki ayetler bunu ispatlar: «Şüphesiz taşlardan öylesi vardır ki Allah korkusundan aşağıya düşüverir...» [Bakara: 74] «Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. Fakat siz onların tesbihlerini anlayamazsınız...» [İsra: 44] Bağavi: Ehl-i sünnetin mezhebi budur. Kurt, sığır ve başka hayvanların konuşma olayları da buna delildir, demiştir. Müslim'in Cabir bin Semure (r.a.)'den merfu olarak rivayet ettiği: «Şüphesiz bana selam veren bir taşı şu anda tanırım.» hadisi de bu görüşü destekler. Ek olarak Buhari ve Müslim'in rivayet ettikleri Cehennem ateşinin: «Benim bir kısmım diğer bir kısmımı yedi.» sözü de buna bir delildir. Mezkûr şahadetteki hikmet ise kıyamet günü kendisi için şahitlik edilecek zatın derecesinin yüksekliği ve mertebesinin yüceliği ile iştihar etmesidir. Allah, kıyamet günü bazı kimseleri şahitlerle rezil kılacağı gibi, sevdiği bazı kullarını da güzel şahadetlerle yüceltecektir. Ezan sesini duyan kimsenin gidip cemaatle kıldığı namazdan dolayı kendisine yirmi beş hasene yazılacağı hadiste bildirilmiştir. Ebu Davud'un rivayetinde bu adama yirmi beş namazın sevabının yazılacağı bildirilmiştir. Cemaate giden kişinin cemaatle kıldığı iki farz namazı arasındaki günahlarının bağışlanacağı bildirilmiştir. Hadisin zahirine göre bütün günahları bağışlanır. Bazı âlimler, bu müjdenin küçük günahlara has olduğunu söylemişlerdir. HADİSİN FIKIH YÖNÜ: 1- Ezanı yüksek sesle okumak müstehaptır. Çünkü yüksek sesle okunan ezan, günahların bağışlanmasına ve varlıkların şahitlik etmesine vesile olur. Keza namaza gelmeye bir davet ve emirdir. Ne kadar çok kişiye duyurulursa sevabı o kadar fazla olur. Yalnız sağlığa zarar verecek derecede zorlanarak bağırmak hatalıdır. Nitekim Ömer (r.a.), Ebu Mahzure (r.a.)'nin çok yüksek sesle ezan okuduğunu görünce: «Karnının patlamasından korkmadın mı?» demiştir. 2- Allah rızası için ezan okuyanın ahirette şanı yücedir. 3- Cemaatle namaz kılmanın fazileti yücedir. 4- İki farz namaz cemaatle kılındığı takdirde aralarındaki zaman içinde işlenen hatalar bağışlanır.