Muvatta Malik

610 numaralı hadis

حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، أَنَّهُ سَأَلَ ابْنَ شِهَابٍ عَنِ الزَّيْتُونِ، فَقَالَ فِيهِ الْعُشْرُ ‏.‏ قَالَ مَالِكٌ وَإِنَّمَا يُؤْخَذُ مِنَ الزَّيْتُونِ الْعُشْرُ بَعْدَ أَنْ يُعْصَرَ وَيَبْلُغَ زَيْتُونُهُ خَمْسَةَ أَوْسُقٍ فَمَا لَمْ يَبْلُغْ زَيْتُونُهُ خَمْسَةَ أَوْسُقٍ فَلاَ زَكَاةَ فِيهِ وَالزَّيْتُونُ بِمَنْزِلَةِ النَّخِيلِ مَا كَانَ مِنْهُ سَقَتْهُ السَّمَاءُ وَالْعُيُونُ أَوْ كَانَ بَعْلاً فَفِيهِ الْعُشْرُ وَمَا كَانَ يُسْقَى بِالنَّضْحِ فَفِيهِ نِصْفُ الْعُشْرِ وَلاَ يُخْرَصُ شَىْءٌ مِنَ الزَّيْتُونِ فِي شَجَرِهِ ‏.‏ وَالسُّنَّةُ عِنْدَنَا فِي الْحُبُوبِ الَّتِي يَدَّخِرُهَا النَّاسُ وَيَأْكُلُونَهَا أَنَّهُ يُؤْخَذُ مِمَّا سَقَتْهُ السَّمَاءُ مِنْ ذَلِكَ وَمَا سَقَتْهُ الْعُيُونُ وَمَا كَانَ بَعْلاً الْعُشْرُ وَمَا سُقِيَ بِالنَّضْحِ نِصْفُ الْعُشْرِ إِذَا بَلَغَ ذَلِكَ خَمْسَةَ أَوْسُقٍ بِالصَّاعِ الأَوَّلِ صَاعِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَمَا زَادَ عَلَى خَمْسَةِ أَوْسُقٍ فَفِيهِ الزَّكَاةُ بِحِسَابِ ذَلِكَ ‏.‏ قَالَ مَالِكٌ وَالْحُبُوبُ الَّتِي فِيهَا الزَّكَاةُ الْحِنْطَةُ وَالشَّعِيرُ وَالسُّلْتُ وَالذُّرَةُ وَالدُّخْنُ وَالأُرْزُ وَالْعَدَسُ وَالْجُلْبَانُ وَاللُّوبِيَا وَالْجُلْجُلاَنُ وَمَا أَشْبَهَ ذَلِكَ مِنَ الْحُبُوبِ الَّتِي تَصِيرُ طَعَامًا فَالزَّكَاةُ تُؤْخَذُ مِنْهَا بَعْدَ أَنْ تُحْصَدَ وَتَصِيرَ حَبًّا ‏.‏ قَالَ وَالنَّاسُ مُصَدَّقُونَ فِي ذَلِكَ وَيُقْبَلُ مِنْهُمْ فِي ذَلِكَ مَا دَفَعُوا ‏.‏ وَسُئِلَ مَالِكٌ مَتَى يُخْرَجُ مِنَ الزَّيْتُونِ الْعُشْرُ أَوْ نِصْفُهُ أَقَبْلَ النَّفَقَةِ أَمْ بَعْدَهَا فَقَالَ لاَ يُنْظَرُ إِلَى النَّفَقَةِ وَلَكِنْ يُسْأَلُ عَنْهُ أَهْلُهُ كَمَا يُسْأَلُ أَهْلُ الطَّعَامِ عَنِ الطَّعَامِ وَيُصَدَّقُونَ بِمَا قَالُوا فَمَنْ رُفِعَ مِنْ زَيْتُونِهِ خَمْسَةُ أَوْسُقٍ فَصَاعِدًا أُخِذَ مِنْ زَيْتِهِ الْعُشْرُ بَعْدَ أَنْ يُعْصَرَ وَمَنْ لَمْ يُرْفَعْ مِنْ زَيْتُونِهِ خَمْسَةُ أَوْسُقٍ لَمْ تَجِبْ عَلَيْهِ فِي زَيْتِهِ الزَّكَاةُ ‏.‏ قَالَ مَالِكٌ وَمَنْ بَاعَ زَرْعَهُ وَقَدْ صَلَحَ وَيَبِسَ فِي أَكْمَامِهِ فَعَلَيْهِ زَكَاتُهُ وَلَيْسَ عَلَى الَّذِي اشْتَرَاهُ زَكَاةٌ وَلاَ يَصْلُحُ بَيْعُ الزَّرْعِ حَتَّى يَيْبَسَ فِي أَكْمَامِهِ وَيَسْتَغْنِيَ عَنِ الْمَاءِ ‏.‏ قَالَ مَالِكٌ فِي قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى ‏{‏وَآتُوا حَقَّهُ يَوْمَ حَصَادِهِ ‏}‏ أَنَّ ذَلِكَ الزَّكَاةُ وَقَدْ سَمِعْتُ مَنْ يَقُولُ ذَلِكَ ‏.‏ قَالَ مَالِكٌ وَمَنْ بَاعَ أَصْلَ حَائِطِهِ أَوْ أَرْضَهُ وَفِي ذَلِكَ زَرْعٌ أَوْ ثَمَرٌ لَمْ يَبْدُ صَلاَحُهُ فَزَكَاةُ ذَلِكَ عَلَى الْمُبْتَاعِ وَإِنْ كَانَ قَدْ طَابَ وَحَلَّ بَيْعُهُ فَزَكَاةُ ذَلِكَ عَلَى الْبَائِعِ إِلاَّ أَنْ يَشْتَرِطَهَا عَلَى الْمُبْتَاعِ ‏.‏

Yahyâ, Mâlik'ten naklettiğine göre Mâlik, İbn Şihâb'a zeytinin hükmünü sordu. İbn Şihâb: «Onda onda bir zekât vardır» dedi. Mâlik şöyle dedi: «Zeytinin onda biri ancak sıkıldıktan ve zeytin miktarı beş veske ulaştıktan sonra alınır. Zeytin miktarı beş veske ulaşmadıkça onda zekât yoktur. Zeytin, hurma gibidir. Yağmurun ve kaynakların suladığı veya tabii yollarla sulanan zeytinde onda bir; aletle su çekilerek sulananda ise yirmide bir vardır. Zeytin ağacındaki mahsul için tahmin yapılmaz. Bizde insanların saklayıp yedikleri hububat hakkındaki sünnet şudur: Yağmurun, kaynakların veya tabii yollarla gelen suyun suladığı mahsulden onda bir; aletle su çekilerek sulanandan yirmide bir alınır. Bu, Resûlullah'ın Sallallahu Aleyhi ve Sellem ilk sâ‘ı ile beş veske ulaştığı zaman böyledir. Beş veski aşan kısmın da aynı hesaba göre zekâtı verilir.» Mâlik şöyle dedi: «Zekâta tabi hububat; buğday, arpa, sült, mısır, darı, pirinç, mercimek, culbân, börülce, susam ve bunlara benzeyen, yiyecek hâline gelen tahıllardır. Bunların zekâtı, hasat edilip tane hâline geldikten sonra alınır. İnsanlar bu hususta güvenilir kabul edilir ve verdikleri miktar kendilerinden kabul edilir.» Mâlik'e, zeytinden onda bir veya yirmide bir zekâtın masraflardan önce mi yoksa sonra mı çıkarılacağı soruldu. Şöyle cevap verdi: «Masrafa bakılmaz. Tahıl sahiplerine tahılları hakkında sorulduğu gibi zeytin sahiplerine de mahsulleri sorulur ve söyledikleri doğru kabul edilir. Zeytininden beş vesk veya daha fazla mahsul kaldıran kimsenin zeytini sıkıldıktan sonra yağından onda bir alınır. Zeytininden beş vesk mahsul kaldıramayan kimseye yağından zekât vermek gerekmez.» Mâlik şöyle dedi: «Ekinini olgunlaşıp başakları içinde kuruduktan sonra satan kimseye onun zekâtı düşer; onu satın alana zekât düşmez. Ekin, başakları içinde kuruyup sudan müstağni olmadıkça satılması uygun değildir.» Mâlik, Yüce Allah'ın «Hasat günü hakkını verin» sözü hakkında: «Bu, zekâttır. Böyle söyleyen kimseleri de işittim» dedi. Mâlik şöyle dedi: «Bir kimse, bahçesinin aslını veya arazisini, içinde henüz olgunluğu belirmemiş ekin ya da meyve varken satarsa bunun zekâtı alıcıya aittir. Mahsul olgunlaşmış ve satılması helal olmuşsa zekâtı satıcıya aittir; ancak satıcı zekâtı alıcının vermesini şart koşmuşsa başka.»

Muwatta Malik 610