وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ قَالَ لِعُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ إِنَّ فِي الظَّهْرِ نَاقَةً عَمْيَاءَ . فَقَالَ عُمَرُ ادْفَعْهَا إِلَى أَهْلِ بَيْتٍ يَنْتَفِعُونَ بِهَا . قَالَ فَقُلْتُ وَهِيَ عَمْيَاءُ فَقَالَ عُمَرُ يَقْطُرُونَهَا بِالإِبِلِ . قَالَ فَقُلْتُ كَيْفَ تَأْكُلُ مِنَ الأَرْضِ قَالَ فَقَالَ عُمَرُ أَمِنْ نَعَمِ الْجِزْيَةِ هِيَ أَمْ مِنْ نَعَمِ الصَّدَقَةِ فَقُلْتُ بَلْ مِنْ نَعَمِ الْجِزْيَةِ . فَقَالَ عُمَرُ أَرَدْتُمْ - وَاللَّهِ - أَكْلَهَا . فَقُلْتُ إِنَّ عَلَيْهَا وَسْمَ الْجِزْيَةِ . فَأَمَرَ بِهَا عُمَرُ فَنُحِرَتْ وَكَانَ عِنْدَهُ صِحَافٌ تِسْعٌ فَلاَ تَكُونُ فَاكِهَةٌ وَلاَ طُرَيْفَةٌ إِلاَّ جَعَلَ مِنْهَا فِي تِلْكَ الصِّحَافِ فَبَعَثَ بِهَا إِلَى أَزْوَاجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَيَكُونُ الَّذِي يَبْعَثُ بِهِ إِلَى حَفْصَةَ ابْنَتِهِ مِنْ آخِرِ ذَلِكَ فَإِنْ كَانَ فِيهِ نُقْصَانٌ كَانَ فِي حَظِّ حَفْصَةَ - قَالَ - فَجَعَلَ فِي تِلْكَ الصِّحَافِ مِنْ لَحْمِ تِلْكَ الْجَزُورِ فَبَعَثَ بِهِ إِلَى أَزْوَاجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَأَمَرَ بِمَا بَقِيَ مِنْ لَحْمِ تِلْكَ الْجَزُورِ فَصُنِعَ فَدَعَا عَلَيْهِ الْمُهَاجِرِينَ وَالأَنْصَارَ . قَالَ مَالِكٌ لاَ أَرَى أَنْ تُؤْخَذَ النَّعَمُ مِنْ أَهْلِ الْجِزْيَةِ إِلاَّ فِي جِزْيَتِهِمْ .
Zeyd b. Eslem, babasından naklettiğine göre babası Ömer b. Hattab'a, "Binek develeri arasında kör bir dişi deve var" dedi. Ömer, "Onu, kendisinden yararlanacak bir aileye ver" dedi. Eslem, "Fakat o kördür" deyince Ömer, "Onu diğer develerin arkasına bağlayıp götürürler" dedi. Eslem, "Peki yerden nasıl yiyecek?" diye sordu. Ömer, "O, cizye mallarından mı, yoksa zekât mallarından mı?" dedi. Eslem, "Cizye mallarındandır" dedi. Bunun üzerine Ömer, "Vallahi, siz onu yemek istediniz" dedi. Eslem, "Üzerinde cizye damgası var" dedi. Ömer onun kesilmesini emretti ve deve kesildi. Ömer'in dokuz tabağı vardı. Bulunan her meyve ve güzel yiyecekten bu tabaklara koyar, onları Nebi'nin ﷺ hanımlarına gönderirdi. Kızı Hafsa'ya gönderdiği tabak bunların en sonuncusu olurdu; bir eksiklik varsa Hafsa'nın payında olurdu. Eslem şöyle devam etti: Ömer, o devenin etinden bu tabaklara koydurup Nebi'nin ﷺ hanımlarına gönderdi. Geri kalan etin pişirilmesini emretti ve muhacirlerle ensarı yemeğe çağırdı. Mâlik şöyle dedi: "Cizye ehlinden, cizyelerine karşılık olmadıkça hayvan alınmasını uygun görmem."