حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ غَيْرِ، وَاحِدٍ، مِنْ عُلَمَائِهِمْ . أَنَّهُ لَمْ يَتَوَارَثْ مَنْ قُتِلَ يَوْمَ الْجَمَلِ وَيَوْمَ صِفِّينَ وَيَوْمَ الْحَرَّةِ ثُمَّ كَانَ يَوْمَ قُدَيْدٍ فَلَمْ يُوَرَّثْ أَحَدٌ مِنْهُمْ مِنْ صَاحِبِهِ شَيْئًا إِلاَّ مَنْ عُلِمَ أَنَّهُ قُتِلَ قَبْلَ صَاحِبِهِ . قَالَ مَالِكٌ وَذَلِكَ الأَمْرُ الَّذِي لاَ اخْتِلاَفَ فِيهِ وَلاَ شَكَّ عِنْدَ أَحَدٍ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ بِبَلَدِنَا وَكَذَلِكَ الْعَمَلُ فِي كُلِّ مُتَوَارِثَيْنِ هَلَكَا بِغَرَقٍ أَوْ قَتْلٍ أَوْ غَيْرِ ذَلِكَ مِنَ الْمَوْتِ إِذَا لَمْ يُعْلَمْ أَيُّهُمَا مَاتَ قَبْلَ صَاحِبِهِ لَمْ يَرِثْ أَحَدٌ مِنْهُمَا مِنْ صَاحِبِهِ شَيْئًا وَكَانَ مِيرَاثُهُمَا لِمَنْ بَقِيَ مِنْ وَرَثَتِهِمَا يَرِثُ كُلَّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا وَرَثَتُهُ مِنَ الأَحْيَاءِ . وَقَالَ مَالِكٌ لاَ يَنْبَغِي أَنْ يَرِثَ أَحَدٌ أَحَدًا بِالشَّكِّ وَلاَ يَرِثُ أَحَدٌ أَحَدًا إِلاَّ بِالْيَقِينِ مِنَ الْعِلْمِ وَالشُّهَدَاءِ وَذَلِكَ أَنَّ الرَّجُلَ يَهْلِكُ هُوَ وَمَوْلاَهُ الَّذِي أَعْتَقَهُ أَبُوهُ فَيَقُولُ بَنُو الرَّجُلِ الْعَرَبِيِّ قَدْ وَرِثَهُ أَبُونَا فَلَيْسَ ذَلِكَ لَهُمْ أَنْ يَرِثُوهُ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَلاَ شَهَادَةٍ إِنَّهُ مَاتَ قَبْلَهُ وَإِنَّمَا يَرِثُهُ أَوْلَى النَّاسِ بِهِ مِنَ الأَحْيَاءِ . قَالَ مَالِكٌ وَمِنْ ذَلِكَ أَيْضًا الأَخَوَانِ لِلأَبِ وَالأُمِّ يَمُوتَانِ وَلأَحَدِهِمَا وَلَدٌ وَالآخَرُ لاَ وَلَدَ لَهُ وَلَهُمَا أَخٌ لأَبِيهِمَا فَلاَ يُعْلَمُ أَيُّهُمَا مَاتَ قَبْلَ صَاحِبِهِ فَمِيرَاثُ الَّذِي لاَ وَلَدَ لَهُ لأَخِيهِ لأَبِيهِ وَلَيْسَ لِبَنِي أَخِيهِ لأَبِيهِ وَأُمِّهِ شَىْءٌ . قَالَ مَالِكٌ وَمِنْ ذَلِكَ أَيْضًا أَنْ تَهْلَكَ الْعَمَّةُ وَابْنُ أَخِيهَا أَوِ ابْنَةُ الأَخِ وَعَمُّهَا فَلاَ يُعْلَمُ أَيُّهُمَا مَاتَ قَبْلُ فَإِنْ لَمْ يُعْلَمْ أَيُّهُمَا مَاتَ قَبْلُ لَمْ يَرِثِ الْعَمُّ مِنِ ابْنَةِ أَخِيهِ شَيْئًا وَلاَ يَرِثُ ابْنُ الأَخِ مِنْ عَمَّتِهِ شَيْئًا .
Yahya, Malik'ten; o da Rebîa b. Ebî Abdurrahman'dan, o dönemin âlimlerinden birden fazlasından nakletti: Cemel, Sıffîn ve Harre günlerinde, ardından Kudeyd gününde öldürülenler birbirlerine mirasçı yapılmadılar. Arkadaşından önce öldürüldüğü bilinen kimse dışında hiçbiri diğerinden bir şey miras almadı. Malik şöyle dedi: Bu, beldemizdeki ilim ehlinin hiçbirinin ihtilaf ve şüphe etmediği hükümdür. Birbirlerine mirasçı olan iki kişi boğulma, öldürülme veya başka bir ölüm sebebiyle öldüklerinde, hangisinin diğerinden önce öldüğü bilinmezse uygulanacak hüküm de böyledir. Hiçbiri diğerinden bir şey miras alamaz. Her birinin mirası, hayatta kalan kendi mirasçılarına ait olur. Malik şöyle dedi: Hiç kimsenin şüpheyle bir başkasına mirasçı olması uygun değildir. Bir kimse, ancak kesin bilgi ve şahitlerle diğerine mirasçı olur. Şöyle ki bir adam, babasının azat ettiği mevlâsıyla birlikte ölürse Arap olan adamın oğulları, “Babamız ona mirasçı oldu” derler. Ancak mevlânın adamdan önce öldüğüne dair bilgi ve şahitlik bulunmadıkça ona mirasçı olamazlar. Ona ancak hayatta bulunan en yakınları mirasçı olur. Malik şöyle dedi: Bunun bir örneği de ana baba bir iki kardeşin ölmesidir. Bunlardan birinin çocuğu var, diğerinin çocuğu yoksa ve ayrıca baba bir kardeşleri bulunuyorsa, hangisinin önce öldüğü bilinmediğinde çocuğu olmayanın mirası baba bir kardeşine ait olur. Ana baba bir kardeşinin çocuklarına hiçbir şey düşmez. Malik şöyle dedi: Bunun bir örneği de bir hala ile erkek kardeşinin oğlunun yahut bir kız kardeşin kızı ile dayısının ölmeleridir. Hangisinin önce öldüğü bilinmezse dayı, kız kardeşinin kızından hiçbir şey miras alamaz; erkek kardeşin oğlu da halasından hiçbir şey miras alamaz.