حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ مُخَنَّثًا، كَانَ عِنْدَ أُمِّ سَلَمَةَ زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . فَقَالَ لِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي أُمَيَّةَ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَسْمَعُ يَا عَبْدَ اللَّهِ إِنْ فَتَحَ اللَّهُ عَلَيْكُمُ الطَّائِفَ غَدًا فَأَنَا أَدُلُّكَ عَلَى ابْنَةِ غَيْلاَنَ فَإِنَّهَا تُقْبِلُ بِأَرْبَعٍ وَتُدْبِرُ بِثَمَانٍ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَدْخُلَنَّ هَؤُلاَءِ عَلَيْكُمْ " .
Hişam b. Urve'nin babasından rivayete göre, kadınlaşmış ve erkekliği kalmamış bir kişi Nebî Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hanımı Ümmü Seleme'nin yanında iken, Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem o kimsenin Abdullah b. Ebî Ümeyye'ye şöyle dediğini duydu: "Ey Abdullah! Allah yarın size Tâif şehrini fethetmeyi nasip ederse sana Gaylân'ın kızını göstereyim. O, önden dört, arkadan sekiz kıvrımla görünür." Bunun üzerine Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Artık bunlar sizin yanınıza girmesinler" buyurdu.