حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، أَنَّ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ، قَالَ مَنْ نَحَلَ وَلَدًا لَهُ صَغِيرًا لَمْ يَبْلُغْ أَنْ يَحُوزَ نُحْلَهُ فَأَعْلَنَ ذَلِكَ لَهُ وَأَشْهَدَ عَلَيْهَا فَهِيَ جَائِزَةٌ وَإِنْ وَلِيَهَا أَبُوهُ . قَالَ مَالِكٌ الأَمْرُ عِنْدَنَا أَنَّ مَنْ نَحَلَ ابْنًا لَهُ صَغِيرًا ذَهَبًا أَوْ وَرِقًا ثُمَّ هَلَكَ وَهُوَ يَلِيهِ إِنَّهُ لاَ شَىْءَ لِلاِبْنِ مِنْ ذَلِكَ إِلاَّ أَنْ يَكُونَ الأَبُ عَزَلَهَا بِعَيْنِهَا أَوْ دَفَعَهَا إِلَى رَجُلٍ وَضَعَهَا لاِبْنِهِ عِنْدَ ذَلِكَ الرَّجُلِ فَإِنْ فَعَلَ ذَلِكَ فَهُوَ جَائِزٌ لِلاِبْنِ .
İbn Şihâb'dan, Saîd b. Müseyyeb'in şöyle dediği rivayet edildi: Osman b. Affân şöyle dedi: Bir kimse, henüz bağışlanan şeyi teslim alabilecek yaşa ulaşmamış küçük çocuğuna bir bağışta bulunur, bunu ona açıklar ve bağışına şahit tutarsa, babası onun veliliğini üstlenmiş olsa bile bu bağış geçerlidir. Mâlik der ki: Bizdeki uygulamaya göre bir kimse küçük oğluna altın veya gümüş bağışlar, sonra bunlar hâlâ kendi idaresindeyken ölürse, babanın onları bizzat ayırmış olması veya bir adama teslim ederek oğlunun adına o adamın yanına bırakmış bulunması dışında, oğlunun bunlarda hiçbir hakkı yoktur. Bunu yapmışsa bağış oğlu için geçerlidir.