حَدَّثَنِي مَالِكٌ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، سُئِلَ عَنِ الرَّقَبَةِ الْوَاجِبَةِ، هَلْ تُشْتَرَى بِشَرْطٍ فَقَالَ لاَ . قَالَ مَالِكٌ وَذَلِكَ أَحْسَنُ مَا سَمِعْتُ فِي الرِّقَابِ الْوَاجِبَةِ أَنَّهُ لاَ يَشْتَرِيهَا الَّذِي يُعْتِقُهَا فِيمَا وَجَبَ عَلَيْهِ بِشَرْطٍ عَلَى أَنْ يُعْتِقَهَا لأَنَّهُ إِذَا فَعَلَ ذَلِكَ فَلَيْسَتْ بِرَقَبَةٍ تَامَّةٍ لأَنَّهُ يَضَعُ مِنْ ثَمَنِهَا لِلَّذِي يَشْتَرِطُ مِنْ عِتْقِهَا . قَالَ مَالِكٌ وَلاَ بَأْسَ أَنْ يَشْتَرِيَ الرَّقَبَةَ فِي التَّطَوُّعِ وَيَشْتَرِطَ أَنْ يُعْتِقَهَا . قَالَ مَالِكٌ إِنَّ أَحْسَنَ مَا سُمِعَ فِي الرِّقَابِ الْوَاجِبَةِ أَنَّهُ لاَ يَجُوزُ أَنْ يُعْتَقَ فِيهَا نَصْرَانِيٌّ وَلاَ يَهُودِيٌّ وَلاَ يُعْتَقُ فِيهَا مُكَاتَبٌ وَلاَ مُدَبَّرٌ وَلاَ أُمُّ وَلَدٍ وَلاَ مُعْتَقٌ إِلَى سِنِينَ وَلاَ أَعْمَى وَلاَ بَأْسَ أَنْ يُعْتَقَ النَّصْرَانِيُّ وَالْيَهُودِيُّ وَالْمَجُوسِيُّ تَطَوُّعًا لأَنَّ اللَّهَ تَبَارَكَ وَتَعَالَى قَالَ فِي كِتَابِهِ {فَإِمَّا مَنًّا بَعْدُ وَإِمَّا فِدَاءً} فَالْمَنُّ الْعَتَاقَةُ . قَالَ مَالِكٌ فَأَمَّا الرِّقَابُ الْوَاجِبَةُ الَّتِي ذَكَرَ اللَّهُ فِي الْكِتَابِ فَإِنَّهُ لاَ يُعْتَقُ فِيهَا إِلاَّ رَقَبَةٌ مُؤْمِنَةٌ . قَالَ مَالِكٌ وَكَذَلِكَ فِي إِطْعَامِ الْمَسَاكِينِ فِي الْكَفَّارَاتِ لاَ يَنْبَغِي أَنْ يُطْعَمَ فِيهَا إِلاَّ الْمُسْلِمُونَ وَلاَ يُطْعَمُ فِيهَا أَحَدٌ عَلَى غَيْرِ دِينِ الإِسْلاَمِ .
Mâlik'e ulaştığına göre Abdullah b. Ömer'e, yerine getirilmesi gereken köle azadı için bir kölenin, azat edilmesi şartıyla satın alınıp alınamayacağı soruldu. O: "Hayır" dedi. Mâlik şöyle dedi: Yerine getirilmesi gereken köle azatları hakkında işittiğim en güzel hüküm budur: Üzerine gerekli olan azat yükümlülüğünü yerine getirecek kişi, köleyi azat etme şartıyla satın almamalıdır. Çünkü bunu yaptığı takdirde bu, tam bir köle sayılmaz; zira satıcı, onun azat edilmesini şart koştuğu için bedelinden indirim yapar. Mâlik şöyle dedi: Gönüllü olarak azat etmek üzere bir köle satın alıp onu azat etmeyi şart koşmakta sakınca yoktur. Mâlik şöyle dedi: Yerine getirilmesi gereken köle azatları hakkında işitilenlerin en güzeline göre bu yükümlülük kapsamında bir Hristiyan veya Yahudi azat etmek caiz değildir. Aynı şekilde mükâteb, müdebber, ümmüveled, belirli bir süre sonra azat edilecek kişi ve kör bir kimse de bu kapsamda azat edilmez. Hristiyan, Yahudi ve Mecusiyi gönüllü olarak azat etmekte ise sakınca yoktur. Çünkü yüce Allah kitabında: "Bundan sonra ya karşılıksız bırakma ya da fidye" buyurmuştur. Buradaki karşılıksız bırakma, azat etmektir. Mâlik şöyle dedi: Allah'ın kitapta zikrettiği, yerine getirilmesi gereken köle azatlarında ancak mümin bir köle azat edilir. Mâlik şöyle dedi: Kefaretlerde yoksulları doyurma hususunda da böyledir. Bu kapsamda yalnız Müslümanlar doyurulmalı; İslam dininden olmayan hiç kimseye yemek verilmemelidir.