وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، أَنَّ ابْنَ شِهَابٍ، وَسُلَيْمَانَ بْنَ يَسَارٍ، وَرَبِيعَةَ بْنَ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، كَانُوا يَقُولُونَ دِيَةُ الْخَطَإِ عِشْرُونَ بِنْتَ مَخَاضٍ وَعِشْرُونَ بِنْتَ لَبُونٍ وَعِشْرُونَ ابْنَ لَبُونٍ ذَكَرًا وَعِشْرُونَ حِقَّةً وَعِشْرُونَ جَذَعَةً . قَالَ مَالِكٌ الأَمْرُ الْمُجْتَمَعُ عَلَيْهِ عِنْدَنَا أَنَّهُ لاَ قَوَدَ بَيْنَ الصِّبْيَانِ وَإِنَّ عَمْدَهُمْ خَطَأٌ مَا لَمْ تَجِبْ عَلَيْهِمُ الْحُدُودُ وَيَبْلُغُوا الْحُلُمَ وَإِنَّ قَتْلَ الصَّبِيِّ لاَ يَكُونُ إِلاَّ خَطَأً وَذَلِكَ لَوْ أَنَّ صَبِيًّا وَكَبِيرًا قَتَلاَ رَجُلاً حُرًّا خَطَأً كَانَ عَلَى عَاقِلَةِ كُلِّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا نِصْفُ الدِّيَةِ . قَالَ مَالِكٌ وَمَنْ قَتَلَ خَطَأً فَإِنَّمَا عَقْلُهُ مَالٌ لاَ قَوَدَ فِيهِ وَإِنَّمَا هُوَ كَغَيْرِهِ مِنْ مَالِهِ يُقْضَى بِهِ دَيْنُهُ وَيُجَوَّزُ فِيهِ وَصِيَّتُهُ فَإِنْ كَانَ لَهُ مَالٌ تَكُونُ الدِّيَةُ قَدْرَ ثُلُثِهِ ثُمَّ عُفِيَ عَنْ دِيَتِهِ فَذَلِكَ جَائِزٌ لَهُ وَإِنْ لَمْ يَكُنْ لَهُ مَالٌ غَيْرُ دِيَتِهِ جَازَ لَهُ مِنْ ذَلِكَ الثُّلُثُ إِذَا عُفِيَ عَنْهُ وَأَوْصَى بِهِ .
İbn Şihâb, Süleyman b. Yesâr ve Rebîa b. Ebû Abdurrahman şöyle derlerdi: Hata ile öldürmenin diyeti yirmi bint-i mehâz, yirmi bint-i lebûn, yirmi erkek ibn-i lebûn, yirmi hıkka ve yirmi cezeadır. Mâlik şöyle dedi: Bizce üzerinde ittifak edilen hüküm, çocuklar arasında kısas bulunmamasıdır; hadler kendilerine gerekli hale gelip bulûğa erinceye kadar onların kasıtlı fiilleri hata hükmündedir. Çocuğun öldürmesi ancak hata ile öldürme sayılır. Bir çocuk ile bir yetişkin, hür bir adamı hata ile birlikte öldürseler, her birinin âkılesine diyetin yarısı düşer. Hata ile öldürülen kimsenin diyeti, kısas bulunmayan bir mal hakkıdır; diğer malları gibi borcunun ödenmesinde kullanılır ve onun hakkında vasiyet geçerli olur. Diyet miktarı diğer malının üçte biri kadar ise ve diyetinden vazgeçilirse, bu kendisi için geçerlidir. Diyetinden başka malı yoksa, affedilip onu vasiyet ettiğinde diyetin üçte biri hakkında vasiyeti geçerli olur.