وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ، وَسُلَيْمَانَ بْنَ يَسَارٍ، سُئِلاَ أَتُغَلَّظُ الدِّيَةُ فِي الشَّهْرِ الْحَرَامِ فَقَالاَ لاَ وَلَكِنْ يُزَادُ فِيهَا لِلْحُرْمَةِ . فَقِيلَ لِسَعِيدٍ هَلْ يُزَادُ فِي الْجِرَاحِ كَمَا يُزَادُ فِي النَّفْسِ فَقَالَ نَعَمْ . قَالَ مَالِكٌ أُرَاهُمَا أَرَادَا مِثْلَ الَّذِي صَنَعَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ فِي عَقْلِ الْمُدْلِجِيِّ حِينَ أَصَابَ ابْنَهُ .
Mâlik'ten bana ulaştığına göre Saîd b. Müseyyeb ile Süleyman b. Yesâr'a, "Haram ayda diyet ağırlaştırılır mı?" diye soruldu. Onlar, "Hayır; fakat hürmetinden dolayı artırılır" dediler. Saîd'e, "Can için artırıldığı gibi yaralamalarda da artırılır mı?" diye soruldu. O, "Evet" dedi. Mâlik şöyle dedi: Bana göre ikisi, Ömer b. Hattâb'ın, oğlunu yaralayan Müdlicli hakkındaki diyette yaptığının benzerini kastetmişlerdir.