Riyazus Salihin

38 numaralı hadis

عَنْ ابْنِ مَسْعُودٍ رضي الله عنه قَالَ: دَخَلْتُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ يُوعَكُ، فَقُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّكَ تُوعَكُ وَعْكًا شَدِيدًا. قَالَ: أَجَلْ، إِنِّي أُوعَكُ كَمَا يُوعَكُ رَجُلَانِ مِنْكُمْ. قُلْتُ: ذَلِكَ أَنَّ لَكَ أَجْرَيْنِ؟ قَالَ: أَجَلْ، ذَلِكَ كَذَلِكَ. مَا مِنْ مُسْلِمٍ يُصِيبُهُ أَذًى، شَوْكَةٌ فَمَا فَوْقَهَا، إِلَّا كَفَّرَ اللَّهُ بِهَا سَيِّئَاتِهِ، وَحُطَّتْ عَنْهُ ذُنُوبُهُ كَمَا تَحُطُّ الشَّجَرَةُ وَرَقَهَا.

Abdullah İbn Mes’ûd (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in huzuruna vardım; şiddetli sıtmaya yakalanmıştı. “Ey Allah’ın Rasûlü, sıtma nöbetinden dolayı çok şiddetli zahmet çekiyorsun” dedim. “Evet, sizden iki kişinin çekebileceği kadar ıstırap çekiyorum” buyurdu. “Bundan dolayı size iki kat ecir var mıdır?” dedim. “Evet, öyledir. Bir Müslümana batan bir diken veya daha büyük bir eziyet yoktur ki Allah bu sebeple onun kusurlarını örtmüş ve günahlarını bağışlamış olmasın. Ağacın yapraklarının döküldüğü gibi o Müslümanın günahları da öylece dökülür” buyurdu.

Riyazus-Salihin 38