Riyazus Salihin

50 numaralı hadis

عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: قَدِمَ عُيَيْنَةُ بْنُ حِصْنٍ فَنَزَلَ عَلَى ابْنِ أَخِيهِ الْحُرِّ بْنِ قَيْسٍ، وَكَانَ مِنَ النَّفَرِ الَّذِينَ يُدْنِيهِمْ عُمَرُ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، وَكَانَ الْقُرَّاءُ أَصْحَابَ مَجْلِسِ عُمَرَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ وَمُشَاوَرَتِهِ، كُهُولًا كَانُوا أَوْ شُبَّانًا، فَقَالَ عُيَيْنَةُ لِابْنِ أَخِيهِ: يَا ابْنَ أَخِي، لَكَ وَجْهٌ عِنْدَ هَذَا الْأَمِيرِ، فَاسْتَأْذِنْ لِي عَلَيْهِ، فَاسْتَأْذَنَ فَأَذِنَ لَهُ عُمَرُ. فَلَمَّا دَخَلَ قَالَ: هِيَ يَا ابْنَ الْخَطَّابِ، فَوَاللَّهِ مَا تُعْطِينَا الْجَزْلَ وَلَا تَحْكُمُ فِينَا بِالْعَدْلِ، فَغَضِبَ عُمَرُ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ حَتَّى هَمَّ أَنْ يُوقِعَ بِهِ، فَقَالَ لَهُ الْحُرُّ: يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ، إِنَّ اللَّهَ تَعَالَى قَالَ لِنَبِيِّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: ﴿خُذِ الْعَفْوَ وَأْمُرْ بِالْعُرْفِ وَأَعْرِضْ عَنِ الْجَاهِلِينَ﴾، وَإِنَّ هَذَا مِنَ الْجَاهِلِينَ، وَاللَّهِ مَا جَاوَزَهَا عُمَرُ حِينَ تَلَاهَا، وَكَانَ وَقَّافًا عِنْدَ كِتَابِ اللَّهِ تَعَالَى.

Abdullah ibn Abbâs (Allah onlardan razı olsun) şöyle dedi: Uyeyne ibn Hısn Medine’ye geldi, yeğeni Hurr ibn Kays’a misafir oldu. Hurr, Hz. Ömer’in yakın dostlarındandı. Zaten genç olsun yaşlı olsun kurra ehli (Kur’ân’a her yönüyle vâkıf olan âlimler) Hz. Ömer’in danışma meclisinde bulunurlardı. Bu sebeple Uyeyne, yeğeni Hurr ibn Kays’a: “Yeğenim, senin devlet başkanı yanında önemli bir yerin vardır, beni kendisiyle görüştür.” dedi. Hurr da Hz. Ömer’den izin aldı. Uyeyne, Hz. Ömer’in yanına girince: “Ey Hattab oğlu! Allah’a yemin ederim ki bize fazla bir şey vermiyor ve aramızda adaletle hükmetmiyorsun.” dedi. Hz. Ömer hiddetlenip Uyeyne’ye ceza vermek istedi. Bunun üzerine Hurr: “Ey mü’minlerin emiri! Allah, Peygamberine: ‘Affetmeyi seç, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir.’ (A’râf 7/199) buyurdu. Benim amcam da cahillerdendir.” dedi. Allah’a yemin ederim ki Hurr bu ayeti okuyunca Ömer, Uyeyne’yi cezalandırmaktan vazgeçti. Zaten Ömer, Allah’ın ayetlerini görünce daha ileri gitmez, dikkatli davranır ve dururdu. (Buhârî, İ’tisâm 2)

Riyazus-Salihin 50