Riyazus Salihin

90 numaralı hadis

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه قَالَ: جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَيُّ الصَّدَقَةِ أَعْظَمُ أَجْرًا؟ قَالَ: أَنْ تَصَدَّقَ وَأَنْتَ صَحِيحٌ شَحِيحٌ، تَخْشَى الْفَقْرَ وَتَأْمُلُ الْغِنَى، وَلَا تُمْهِلُ حَتَّى إِذَا بَلَغَتِ الْحُلْقُومَ قُلْتَ: لِفُلَانٍ كَذَا، وَلِفُلَانٍ كَذَا، وَقَدْ كَانَ لِفُلَانٍ.

Ebû Hureyre (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e bir adam gelerek: “Ey Allah’ın elçisi, hangi sadakanın sevabı daha büyüktür?” diye sordu. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Sağlıklı ve mala düşkün olduğun, fakirlikten korkup zengin olmayı umduğun sırada verdiğin sadakanın sevabı daha büyüktür. Sadaka vermeyi, can boğaza dayandıktan sonra ‘Falana şu kadar, filana bu kadar’ diyeceğin zamana kadar geciktirme. Zaten o mal o zaman falanın olmuştur.”

Riyazus-Salihin 90