عَنْ أَبِي فِرَاسٍ رَبِيعَةَ بْنِ كَعْبٍ الْأَسْلَمِيِّ خَادِمِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، وَمِنْ أَهْلِ الصُّفَّةِ رضي الله عنه، قَالَ: كُنْتُ أَبِيتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، فَآتِيهِ بِوَضُوئِهِ وَحَاجَتِهِ، فَقَالَ: سَلْنِي. فَقُلْتُ: أَسْأَلُكَ مُرَافَقَتَكَ فِي الْجَنَّةِ. فَقَالَ: أَوْ غَيْرَ ذَلِكَ؟ قُلْتُ: هُوَ ذَاكَ. قَالَ: فَأَعِنِّي عَلَى نَفْسِكَ بِكَثْرَةِ السُّجُودِ.
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in hizmetçisi, ehl-i suffeden olan Ebû Firâs Rebîa ibn Ka’b el-Eslemî (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in yanında geceliyor, abdest suyunu veriyor, diğer ihtiyaçlarını karşılıyordum. Buna karşılık bir keresinde bana: “Dile benden ne dilersen.” buyurdu. Ben de: “Cennette seninle beraber olmayı isterim.” dedim. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) de: “Başka bir şey istemez misin?” buyurdu. Ben de: “İsteğim sadece budur.” dedim. Bunun üzerine Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem): “Öyleyse çok namaz kılıp secde ederek bu isteğinin yerine gelmesi için bana yardımcı ol.” buyurdular. (Müslim, Salât 226)