Riyazus Salihin

110 numaralı hadis

عَنْ أبي مَسْعُودٍ عُقْبَةَ بْنِ عَمْرٍو الأنصاري البدري رضي الله عنه قالَ: لَمَّا نَزَلَتْ آيَةُ الصَّدَقَةِ كُنَّا نُحَامِلُ عَلَى ظُهُورِنَا، فَجَاءَ رَجُلٌ فَتَصَدَّقَ بِشَيْءٍ كَثِيرٍ فَقالُوا: مُرَاءٍ، وَجَاءَ رَجُلٌ آخَرُ فَتَصَدَّقَ بِصَاعٍ فَقالُوا: إِنَّ اللَّهَ لَغَنِيٌّ عَنْ صَاعِ هَذَا! فَنَزَلَتْ: ﴿الَّذِينَ يَلْمِزُونَ الْمُطَّوِّعِينَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ فِي الصَّدَقَاتِ وَالَّذِينَ لاَ يَجِدُونَ إِلَّا جُهْدَهُمْ﴾

Ebû Mes’ûd Ukbe ibn Amr el-Ensârî el-Bedrî (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Sadaka ayeti: “Bunun içindir ki ey Peygamber! Bundan sonra artık onların mallarından zekât al ki bununla onları günahlarından temizleyesin, onların sevaplarını artırıp yüceltesin ve onlar için dua et; çünkü senin duan onlar için bir huzur vesilesi olacaktır. Bütün bunların da üstünde bil ki Allah her şeyin ve herkesin özünü bilen, mutlak bilgi sahibi olarak olup biten her şeyi işitmektedir.” (Tevbe 9/103) ayeti inince biz sırtımızda yük taşıyıp hamallık yaparak sadaka vermeye başladık. Bir kimse gelip çokça sadaka verdi. Münafıklar: Gösteriş için veriyor, dediler. Bir başka kişi gelip bir ölçek hurma verdi. Yine münafıklar: Allah’ın bunun bir ölçek hurmasına ihtiyacı yoktur, dediler. Bunun üzerine Tevbe 9/79 ayeti indi: “Bu münafıklar, Allah yolunda hem vermekle yükümlü olduğundan fazlasını veren zengin mü’minlere hem de mevcut güçlerinin elverdiği mütevazı şeylerin dışında verecek şeyler bulamayan fakir mü’minlere dil uzatıp onlarla alay eden kimselerdir. Allah onların bu alay ve küçümsemelerini geri çevirecek ve onları maskaraya çevirecektir. Nitekim onlar için pek çetin bir azap vardır.” (Buhârî, Zekât 10; Müslim, Zekât 72)

Riyazus-Salihin 110