Riyazus Salihin

111 numaralı hadis

عَنْ سَعِيدِ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ أبي إِدْرِيسَ الْخَوْلانِيِّ، عَنْ أبي ذَرٍّ جُنْدَبِ بْنِ جُنَادَةَ رضي الله عنه، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِيمَا يَرْوِي عَنِ اللَّهِ تَبَارَكَ وَتَعَالَى أَنَّهُ قالَ: يَا عِبَادِي، إِنِّي حَرَّمْتُ الظُّلْمَ عَلَى نَفْسِي وَجَعَلْتُهُ بَيْنَكُمْ مُحَرَّمًا فَلاَ تَظَالَمُوا. يَا عِبَادِي، كُلُّكُمْ ضَالٌّ إِلَّا مَنْ هَدَيْتُهُ، فَاسْتَهْدُونِي أَهْدِكُمْ. يَا عِبَادِي، كُلُّكُمْ جَائِعٌ إِلَّا مَنْ أَطْعَمْتُهُ، فَاسْتَطْعِمُونِي أُطْعِمْكُمْ. يَا عِبَادِي، كُلُّكُمْ عَارٍ إِلَّا مَنْ كَسَوْتُهُ، فَاسْتَكْسُونِي أَكْسُكُمْ. يَا عِبَادِي، إِنَّكُمْ تُخْطِئُونَ بِاللَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَأَنَا أَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا، فَاسْتَغْفِرُونِي أَغْفِرْ لَكُمْ. يَا عِبَادِي، إِنَّكُمْ لَنْ تَبْلُغُوا ضَرِّي فَتَضُرُّونِي، وَلَنْ تَبْلُغُوا نَفْعِي فَتَنْفَعُونِي. يَا عِبَادِي، لَوْ أَنَّ أَوَّلَكُمْ وَآخِرَكُمْ، وَإِنْسَكُمْ وَجِنَّكُمْ، كَانُوا عَلَى أَتْقَى قَلْبِ رَجُلٍ وَاحِدٍ مِنْكُمْ، مَا زَادَ ذَلِكَ فِي مُلْكِي شَيْئًا. يَا عِبَادِي، لَوْ أَنَّ أَوَّلَكُمْ وَآخِرَكُمْ، وَإِنْسَكُمْ وَجِنَّكُمْ، كَانُوا عَلَى أَفْجَرِ قَلْبِ رَجُلٍ وَاحِدٍ مِنْكُمْ، مَا نَقَصَ ذَلِكَ مِنْ مُلْكِي شَيْئًا. يَا عِبَادِي، لَوْ أَنَّ أَوَّلَكُمْ وَآخِرَكُمْ، وَإِنْسَكُمْ وَجِنَّكُمْ، قَامُوا فِي صَعِيدٍ وَاحِدٍ، فَسَأَلُونِي فَأَعْطَيْتُ كُلَّ إِنْسَانٍ مَسْأَلَتَهُ، مَا نَقَصَ ذَلِكَ مِمَّا عِنْدِي إِلَّا كَمَا يَنْقُصُ الْمِخْيَطُ إِذَا أُدْخِلَ الْبَحْرَ. يَا عِبَادِي، إِنَّمَا هِيَ أَعْمَالُكُمْ أُحْصِيهَا لَكُمْ، ثُمَّ أُوَفِّيكُمْ إِيَّاهَا، فَمَنْ وَجَدَ خَيْرًا فَلْيَحْمَدِ اللَّهَ، وَمَنْ وَجَدَ غَيْرَ ذَلِكَ فَلاَ يَلُومَنَّ إِلَّا نَفْسَهُ.

Saîd ibn Abdülazîz’in Rebîa ibn Yezîd’den, Rebîa’nın Ebû İdrîs el-Havlânî’den, onun da Ebû Zerr Cündüb ibn Cünâde’den (Allah ondan razı olsun) rivayet ettiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), Allah’tan rivayet ederek şöyle demiştir: “Ey kullarım! Zulmetmeyi kendime haram kıldığım gibi onu sizin aranızda da haram kıldım; artık birbirinize zulmetmeyiniz. Ey kullarım! Benim hidayet ettiklerim dışında hepiniz yolunuzu şaşırmışsınız; o hâlde benden hidayet isteyin ki sizi doğru yola ileteyim. Ey kullarım! Benim doyurduklarımdan başka hepiniz açsınız; benden yiyecek isteyin ki sizi doyurayım. Ey kullarım! Benim giydirdiklerim dışında hepiniz çıplaksınız; benden giyecek isteyin ki sizi giydireyim. Ey kullarım! Siz gece gündüz günah işliyorsunuz, ben ise bütün günahları bağışlarım; benden af dileyin ki sizi bağışlayayım. Ey kullarım! Bana zarar vermek elinizden gelmez ki zarar verebilesiniz; bana fayda vermeye gücünüz yetmez ki beni faydalandırasınız. Ey kullarım! Sizden öncekiler ve sonrakiler, bütün insanlar ve cinler, içinizden Allah’tan en çok korunup sakınan bir adamın hâli gibi en iyi hâl üzere olsalar bu durum benim mülküme hiçbir şey kazandırmaz. Ey kullarım! Sizden öncekiler ve sonrakiler, bütün insanlar ve cinler, içinizden en kötü bir adamın durumu gibi olsalar bu durum benim mülkümden hiçbir şey eksiltmez. Ey kullarım! Sizden öncekiler ve sonrakiler, bütün insanlar ve cinler bir alanda toplansalar, sonra benden dilediklerini isteseler, ben de her birinin istediğini versem, bu benim katımdakilerden ancak bir iğnenin denize batırıldığı zaman denizden eksilttiği kadarını eksiltir. Ey kullarım! İşte bunlar sizin amellerinizdir; onları sizin için sayar, sonra da karşılıklarını size eksiksiz veririm. Artık kim hayırla karşılaşırsa Allah’a hamdetsin; kötülükle karşılaşan ise yalnızca kendi nefsini ayıplasın.” (Müslim, Birr 55)

Riyazus-Salihin 111