الرابع عنه: أن ناساً قالوا: يارسول الله، ذهب أهل الدثور بالأجور، يصلون كما نصلي، ويصومون كما نصوم، ويتصدقون بفضول أموالهم قال: " أو ليس قد جعل الله لكم ما تصدقون به: إن بكل تسبيحة صدقة، وكل تكبيرة صدقة، وكل تحميدة صدقة، وكل تهليلة صدقة، وأمر بالمعروف صدقة، ونهي عن المنكر صدقة وفي بضع أحدكم صدقة قالوا: يارسول الله أيأتى أحدنا شهوته، ويكون له فيها أجر؟! قال: " أرأيتم لو وضعها في حرام أكان عليه وزر؟ فكذلك إذا وضعها في الحلال كان له أجر" ((رواه مسلم)).
Ebû Zer (r.a.)’den rivayet edildiğine göre bazı kimseler, “Ey Allah’ın Resûlü, varlıklı kimseler sevapları alıp götürdü. Bizim gibi namaz kılıyor, bizim gibi oruç tutuyor; ayrıca mallarının fazlasından sadaka veriyorlar” dediler. Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Allah size de sadaka verebileceğiniz yollar göstermedi mi? Her ‘Sübhânallah’ deyişiniz, her ‘Allahu ekber’ deyişiniz, her ‘Elhamdülillah’ deyişiniz ve her ‘Lâ ilâhe illallah’ deyişiniz birer sadakadır. İyiliği emretmek sadaka, kötülükten sakındırmak sadakadır. Eşinizle beraber olmanızda da sadaka sevabı vardır.” Sahâbîler, “Ey Allah’ın Resûlü, birimiz arzusunu giderince de sevap mı kazanır?” diye sordular. O da, “Bunu haram yoldan yapsaydı günaha girmeyecek miydi? Helâl yoldan yaptığında da sevap kazanır” buyurdu. (Müslim)