Riyazus Salihin

150 numaralı hadis

عَنْ أَبِي مُحَمَّدٍ عَبْدِ اللهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ رضي الله عنهما قال: أُخْبِرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنِّي أَقُولُ: وَاللهِ لَأَصُومَنَّ النَّهَارَ وَلَأَقُومَنَّ اللَّيْلَ مَا عِشْتُ. فَقَالَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم: أَنْتَ الَّذِي تَقُولُ ذَلِكَ؟ فَقُلْتُ لَهُ: قَدْ قُلْتُهُ، بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي يَا رَسُولَ اللهِ. فَقَالَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم: فَإِنَّكَ لَا تَسْتَطِيعُ ذَلِكَ، فَصُمْ وَأَفْطِرْ، وَنَمْ وَقُمْ، وَصُمْ مِنَ الشَّهْرِ ثَلَاثَةَ أَيَّامٍ، فَإِنَّ الْحَسَنَةَ بِعَشْرِ أَمْثَالِهَا، وَذَلِكَ مِثْلُ صِيَامِ الدَّهْرِ. قُلْتُ: فَإِنِّي أُطِيقُ أَفْضَلَ مِنْ ذَلِكَ. قَالَ: صُمْ يَوْمًا وَأَفْطِرْ يَوْمَيْنِ. قُلْتُ: فَإِنِّي أُطِيقُ أَفْضَلَ مِنْ ذَلِكَ يَا رَسُولَ اللهِ. قَالَ: صُمْ يَوْمًا وَأَفْطِرْ يَوْمًا، وَذَلِكَ صِيَامُ دَاوُدَ عليه السلام، وَهُوَ أَعْدَلُ الصِّيَامِ. قُلْتُ: فَإِنِّي أُطِيقُ أَفْضَلَ مِنْ ذَلِكَ. قَالَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم: لَا أَفْضَلَ مِنْ ذَلِكَ. قَالَ عَبْدُ اللهِ بْنُ عَمْرٍو رضي الله عنهما: وَلَأَنْ أَكُونَ قَبِلْتُ الثَّلَاثَةَ الْأَيَّامَ الَّتِي قَالَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم أَحَبُّ إِلَيَّ مِنْ أَهْلِي وَمَالِي. وَفِي رِوَايَةٍ: أَلَمْ أُخْبَرْ أَنَّكَ تَصُومُ النَّهَارَ وَتَقُومُ اللَّيْلَ؟ فَقُلْتُ: بَلَى يَا رَسُولَ اللهِ. قَالَ: فَلَا تَفْعَلْ، صُمْ وَأَفْطِرْ، وَقُمْ وَنَمْ، فَإِنَّ لِجَسَدِكَ عَلَيْكَ حَقًّا، وَإِنَّ لِعَيْنِكَ عَلَيْكَ حَقًّا، وَإِنَّ لِزَوْجِكَ عَلَيْكَ حَقًّا، وَإِنَّ لِزَوْرِكَ عَلَيْكَ حَقًّا، وَإِنَّ بِحَسْبِكَ أَنْ تَصُومَ كُلَّ شَهْرٍ ثَلَاثَةَ أَيَّامٍ، فَإِنَّ لَكَ بِكُلِّ حَسَنَةٍ عَشْرَ أَمْثَالِهَا، فَإِنَّ ذَلِكَ صِيَامُ الدَّهْرِ كُلِّهِ. فَشَدَّدْتُ فَشُدِّدَ عَلَيَّ. قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللهِ إِنِّي أَجِدُ قُوَّةً. قَالَ: فَصُمْ صِيَامَ نَبِيِّ اللهِ دَاوُدَ عليه السلام وَلَا تَزِدْ عَلَيْهِ. قُلْتُ: وَمَا كَانَ صِيَامُ نَبِيِّ اللهِ دَاوُدَ عليه السلام؟ قَالَ: نِصْفَ الدَّهْرِ. فَكَانَ عَبْدُ اللهِ يَقُولُ بَعْدَ مَا كَبِرَ: يَا لَيْتَنِي قَبِلْتُ رُخْصَةَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم. وَفِي رِوَايَةٍ: أَلَمْ أُخْبَرْ أَنَّكَ تَصُومُ الدَّهْرَ، وَتَقْرَأُ الْقُرْآنَ كُلَّ لَيْلَةٍ؟ فَقُلْتُ: بَلَى يَا رَسُولَ اللهِ، وَلَمْ أُرِدْ بِذَلِكَ إِلَّا الْخَيْرَ. قَالَ: فَصُمْ صَوْمَ نَبِيِّ اللهِ دَاوُدَ، فَإِنَّهُ كَانَ أَعْبَدَ النَّاسِ، وَاقْرَأِ الْقُرْآنَ فِي كُلِّ شَهْرٍ. قُلْتُ: يَا نَبِيَّ اللهِ إِنِّي أُطِيقُ أَفْضَلَ مِنْ ذَلِكَ؟ قَالَ: فَاقْرَأْهُ فِي كُلِّ عِشْرِينَ. قُلْتُ: يَا نَبِيَّ اللهِ، إِنِّي أُطِيقُ أَفْضَلَ مِنْ ذَلِكَ؟ قَالَ: فَاقْرَأْهُ فِي كُلِّ عَشْرٍ. قُلْتُ: يَا نَبِيَّ اللهِ إِنِّي أُطِيقُ أَفْضَلَ مِنْ ذَلِكَ. قَالَ: فَاقْرَأْهُ فِي كُلِّ سَبْعٍ، وَلَا تَزِدْ عَلَى ذَلِكَ. فَشَدَّدْتُ فَشُدِّدَ عَلَيَّ، وَقَالَ لِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم: إِنَّكَ لَا تَدْرِي لَعَلَّكَ يَطُولُ بِكَ عُمُرٌ. قَالَ: فَصِرْتُ إِلَى الَّذِي قَالَ لِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم، فَلَمَّا كَبِرْتُ وَدِدْتُ أَنِّي كُنْتُ قَبِلْتُ رُخْصَةَ نَبِيِّ اللهِ صلى الله عليه وسلم. وَفِي رِوَايَةٍ: وَإِنَّ لِوَلَدِكَ عَلَيْكَ حَقًّا. وَفِي رِوَايَةٍ: لَا صَامَ مَنْ صَامَ الْأَبَدَ، ثَلَاثًا. وَفِي رِوَايَةٍ: أَحَبُّ الصِّيَامِ إِلَى اللهِ تَعَالَى صِيَامُ دَاوُدَ، وَأَحَبُّ الصَّلَاةِ إِلَى اللهِ تَعَالَى صَلَاةُ دَاوُدَ. كَانَ يَنَامُ نِصْفَ اللَّيْلِ، وَيَقُومُ ثُلُثَهُ، وَيَنَامُ سُدُسَهُ، وَكَانَ يَصُومُ يَوْمًا وَيُفْطِرُ يَوْمًا، وَلَا يَفِرُّ إِذَا لَاقَى. وَفِي رِوَايَةٍ قَالَ: أَنْكَحَنِي أَبِي امْرَأَةً ذَاتَ حَسَبٍ، وَكَانَ يَتَعَاهَدُ كَنَّتَهُ، أَيْ: امْرَأَةَ وَلَدِهِ، فَيَسْأَلُهَا عَنْ بَعْلِهَا، فَتَقُولُ لَهُ: نِعْمَ الرَّجُلُ مِنْ رَجُلٍ، لَمْ يَطَأْ لَنَا فِرَاشًا، وَلَمْ يُفَتِّشْ لَنَا كَنَفًا مُنْذُ أَتَيْنَاهُ. فَلَمَّا طَالَ ذَلِكَ عَلَيْهِ ذَكَرَ ذَلِكَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، فَقَالَ: الْقَنِي بِهِ. فَلَقِيتُهُ بَعْدُ، فَقَالَ: كَيْفَ تَصُومُ؟ قُلْتُ: كُلَّ يَوْمٍ. قَالَ: وَكَيْفَ تَخْتِمُ؟ قُلْتُ: كُلَّ لَيْلَةٍ. وَذَكَرَ نَحْوَ مَا سَبَقَ. وَكَانَ يَقْرَأُ عَلَى بَعْضِ أَهْلِهِ السُّبُعَ الَّذِي يَقْرَؤُهُ، يَعْرِضُهُ مِنَ النَّهَارِ لِيَكُونَ أَخَفَّ عَلَيْهِ بِاللَّيْلِ. وَإِذَا أَرَادَ أَنْ يَتَقَوَّى أَفْطَرَ أَيَّامًا وَأَحْصَى، وَصَامَ مِثْلَهُنَّ، كَرَاهِيَةَ أَنْ يَتْرُكَ شَيْئًا فَارَقَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَلَيْهِ.

Ebu Muhammed Abdullah İbn-i Amr İbn-i As (Allah onlardan razı olsun) şöyle demiştir: Peygamber’e (sallallahu aleyhi ve sellem) benim şöyle dediğim haber verilmiş: “Allah’a yemin ederim ki yaşadığım sürece gündüzleri muhakkak oruç tutup geceleri de ibadet ve taatle uyanık geçireceğim.” Bunun üzerine Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Bunları söyleyen sen misin?” diye sordu. Ben de kendisine: “Anam babam sana feda olsun ey Allah’ın Resulü! Evet, o sözü ben söylemiştim,” dedim. Buyurdular ki: “Sen buna güç yetiremezsin. Hem oruç tut hem de iftar et; hem uyu hem de ibadet et. Her ay üç gün oruç tut. Çünkü her iyiliğe on misli ecir ve sevap vardır. Bu ise bütün seneyi oruçla geçirmek gibidir.” Bunun üzerine ben: “Bundan daha fazlasını yapmaya gücüm yeter,” dedim. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “O hâlde bir gün oruç tut, iki gün tutma,” buyurdu. Ben: “Ama ben bundan daha fazlasına da güç yetirebilirim,” dedim. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “O hâlde bir gün oruç tut, bir gün tutma. Bu, Davud’un (aleyhisselam) orucudur ve oruç tutmanın en dengeli şeklidir,” buyurdu. Ben: “Ama ben bundan daha fazlasına da güç yetirebilirim,” dedim. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Bundan daha faziletlisi yoktur,” buyurdu. Abdullah İbn-i Amr şöyle dedi: “Resulullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) tavsiye ettiği her aydan üç gün orucu kabul etmiş olmak, bana ailemden ve malımdan daha sevimli olurdu.” Diğer bir rivayette ise: “Senin gündüzleri oruç tuttuğunu, geceleri ibadetle geçirdiğini bana haber verdiler, öyle mi?” dedi. Ben: “Evet, ey Allah’ın Resulü,” dedim. Bunun üzerine: “Bunu yapma. Bazen oruç tut, bazen tutma; gece hem uyu hem de ibadet için kalk. Şüphesiz senin üzerinde vücudunun hakkı vardır, gözlerinin hakkı vardır, hanımının hakkı vardır, ziyaretçilerinin hakkı vardır. Her aydan üç gün oruç tutman sana kâfidir. Çünkü senin için her iyiliğin on misli karşılığı vardır. Bu da bütün zamanı oruçla geçirmek gibidir,” buyurdu. Abdullah der ki: “Ben işi zorlaştırdım, bana da zorlaştırıldı.” Sonra ben: “Ey Allah’ın Resulü! Ben kendimde güç ve kuvvet buluyorum,” dedim. Buyurdular ki: “O hâlde Allah’ın nebisi Davud’un orucunu tut, daha fazlasını yapma.” “Davud’un orucu nasıldır?” diye sordum. “Ömrün yarısını oruçla geçirmektir,” buyurdu. Abdullah İbn-i Amr der ki: “Yaşlandıktan sonra keşke Peygamber’in (sallallahu aleyhi ve sellem) ruhsatını kabul etmiş olsaydım, dedim.” Bir başka rivayet şöyledir: “Senin bütün günleri oruçlu geçirdiğin ve her gece Kur’an okuduğun bana haber verilmedi mi?” Bunun üzerine ben: “Evet, ey Allah’ın Resulü. Fakat ben böyle yapmakla yalnızca iyilik ve hayır istedim,” dedim. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Allah’ın nebisi Davud’un orucunu tut. Çünkü o, insanların en çok ibadet edeni idi. Kur’an’ı da her ay baştan sona oku,” buyurdu. Ben: “Ey Allah’ın nebisi, bundan daha fazlasını yapmaya gücüm yeter,” dedim. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem): “O hâlde yirmi günde Kur’an’ı bitir,” dedi. Ben: “Ey Allah’ın nebisi, bundan daha fazlasını yapabilirim,” dedim. O da: “Öyleyse on günde bitir,” buyurdu. Ben tekrar: “Bundan daha fazlasına gücüm yeter,” deyince: “Şu hâlde yedi günde bir baştan sona oku ve bundan daha fazlasını yapma,” buyurdu. Ben işi zorlaştırdım, bana da zorlaştırıldı. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bana: “Bilemezsin, belki ömrün uzun olur,” buyurmuştu. Abdullah şöyle dedi: “Peygamber’in (sallallahu aleyhi ve sellem) bana söylediği duruma geldim. Yaşlanınca, keşke Allah’ın nebisi Peygamber’in (sallallahu aleyhi ve sellem) ruhsatını kabul etmiş olsaydım, dedim.” Bir rivayette şöyledir: “Çocuklarının da senin üzerinde hakkı vardır.” Bir başka rivayette de şöyledir: “Bütün zamanını oruçla geçiren oruç tutmuş olmaz.” Bu sözünü üç defa tekrarladı. Daha değişik bir rivayette ise: “Allah’a en sevimli olan oruç Davud’un (aleyhisselam) orucudur. Allah’a en sevimli namaz da Davud’un (aleyhisselam) namazıdır. Davud peygamber gecenin yarısında uyur, üçte birinde ibadet eder ve altıda birinde tekrar uyurdu. Bir gün oruç tutar, bir gün tutmazdı. Düşmanla karşılaştığında kaçmazdı.” Başka bir rivayet şu şekildedir: Abdullah şöyle demiştir: “Babam beni soyca üstün bir kadınla evlendirdi. Ara sıra gelinini ziyaret eder ve ona kocasının hâlini sorardı. O da: ‘O ne iyi erkektir! Geldiğim günden beri yatağımıza ayak basmadı, örtümüzü açıp bakmadı,’ derdi. Durum bu şekilde uzayınca babam, durumu Peygamber’e (sallallahu aleyhi ve sellem) arz etti. O da: ‘Onu benimle görüştür,’ buyurdu. Nihayet Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile karşılaşınca bana: ‘Nasıl oruç tutuyorsun?’ dedi. Ben de: ‘Her gün,’ dedim. ‘Kur’an’ı nasıl hatmediyorsun?’ deyince: ‘Her gece,’ dedim.” Resulullah, yukarıda geçenlerin benzerini söyledi. Abdullah, yaşlandığı zamanlarda haftada bir okuduğu Kur’an’ın yedide bir bölümünü gündüzleyin ailesinden birine okuyup arz ederdi ki geceleyin kendisine daha hafif olsun. Güç toplamak istediği zaman birkaç gün oruç tutmaz ve bu günleri sayardı. Sonra da Peygamber’den (sallallahu aleyhi ve sellem) ayrıldığı sıradaki uygulamasından bir şeyi terk etmek istemediği için o günler sayısınca oruç tutardı.

Riyazus-Salihin 150