Riyazus Salihin

202 numaralı hadis

عَنْ حُذَيْفَةَ بْنِ الْيَمَانِ رضي الله عنه قال: حَدَّثَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَدِيثَيْنِ قَدْ رَأَيْتُ أَحَدَهُمَا وَأَنَا أَنْتَظِرُ الآخَرَ: حَدَّثَنَا أَنَّ الأَمَانَةَ نَزَلَتْ فِي جَذْرِ قُلُوبِ الرِّجَالِ، ثُمَّ نَزَلَ الْقُرْآنُ فَعَلِمُوا مِنَ الْقُرْآنِ وَعَلِمُوا مِنَ السُّنَّةِ، ثُمَّ حَدَّثَنَا عَنْ رَفْعِ الأَمَانَةِ فَقَالَ: يَنَامُ الرَّجُلُ النَّوْمَةَ فَتُقْبَضُ الأَمَانَةُ مِنْ قَلْبِهِ، فَيَظَلُّ أَثَرُهَا مِثْلَ الْوَكْتِ، ثُمَّ يَنَامُ النَّوْمَةَ فَتُقْبَضُ الأَمَانَةُ مِنْ قَلْبِهِ، فَيَظَلُّ أَثَرُهَا مِثْلَ أَثَرِ الْمَجْلِ، كَجَمْرٍ دَحْرَجْتَهُ عَلَى رِجْلِكَ فَنَفِطَ، فَتَرَاهُ مُنْتَبِرًا وَلَيْسَ فِيهِ شَيْءٌ، ثُمَّ أَخَذَ حَصَاةً فَدَحْرَجَهَا عَلَى رِجْلِهِ، فَيُصْبِحُ النَّاسُ يَتَبَايَعُونَ فَلَا يَكَادُ أَحَدٌ يُؤَدِّي الأَمَانَةَ، حَتَّى يُقَالَ: إِنَّ فِي بَنِي فُلَانٍ رَجُلًا أَمِينًا، حَتَّى يُقَالَ لِلرَّجُلِ: مَا أَجْلَدَهُ، مَا أَظْرَفَهُ، مَا أَعْقَلَهُ، وَمَا فِي قَلْبِهِ مِثْقَالُ حَبَّةٍ مِنْ خَرْدَلٍ مِنْ إِيمَانٍ. وَلَقَدْ أَتَى عَلَيَّ زَمَانٌ وَمَا أُبَالِي أَيَّكُمْ بَايَعْتُ، لَئِنْ كَانَ مُسْلِمًا لَيَرُدَّنَّهُ عَلَيَّ دِينُهُ، وَلَئِنْ كَانَ نَصْرَانِيًّا أَوْ يَهُودِيًّا لَيَرُدَّنَّهُ عَلَيَّ سَاعِيهِ، فَأَمَّا الْيَوْمَ فَمَا كُنْتُ أُبَايِعُ مِنْكُمْ إِلَّا فُلَانًا وَفُلَانًا.

Huzeyfe İbnü'l-Yemân (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bize iki olay haber verdi. Bunlardan birini gördüm, diğerini de bekliyorum. Resûlullah bize şunları söyledi: “Emanet, insan kalplerinin derinliklerine kök salıp yerleşti. Sonra Kur'an indi. Bu sayede insanlar Kur'an'dan ve sünnetten emaneti öğrendiler.” Sonra Resûlullah emanetin kalkacağını haber verdi ve şöyle dedi: “İnsan bir kere uyur ve kalbinden emanet çekilip alınır; ondan belli belirsiz bir iz kalır. Sonra yine bir uyku uyur, yine kalbinden emanet çekilip alınır. Bunun izi de ayağın üzerinde yuvarlanan kordan meydana gelen kabarcık gibi şişkin olarak görülür, ama içi boştur.” Sonra Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) eline bir çakıl taşı alıp onu ayağının üzerinde yuvarladı ve sözlerine şöyle devam etti: “Bundan sonra insanlar öyle bir hâle gelirler ki alışveriş yaparlar, fakat neredeyse hiçbiri emaneti yerine getirmez. Hatta, ‘Filanoğulları arasında güvenilir bir adam varmış’ denilir. Yine bir başka kimse hakkında, ‘Ne kadar dayanıklı, ne kadar zarif, ne kadar akıllı bir adam!’ denilir de onun kalbinde hardal tanesi kadar bile iman yoktur.” Hadisi rivayet eden Huzeyfe diyor ki: Öyle zamanlar geçirdim ki kiminle alışveriş edeceğimi düşünmezdim. Çünkü alışveriş ettiğim Müslümansa hakkımı ödemeye onu dini sevk ederdi. Eğer Hristiyan veya Yahudi ise yöneticisi hakkımı vermesini sağlardı. Bugün ise filan ve falan kimselerden başkasıyla alışveriş etmez oldum.

Riyazus-Salihin 202